Nişantaşı Dosyası

Nişantaşı Dosyası

Nişantaşı, moda ve trendlerin öncü semti olmakla birlikte, kendini sürekli yenilemesi ve gelişimiyle her daim konu edilebilecek, canlı kanlı bir yaşam merkezi olma özelliği taşıyor. Eğlenceli, çekici ve değişmez buluşma noktaları ile özellikle turistlerin en gözde Semtidir Nişantaşı.

Yepyeni konsept cafe’leri,tasarım mağazaları,farklı alışveriş seçenekleri ,tarihi binaları ,ünlüleri ve antikacılarıyla meşhur Nişantaşı’nı yakın merceğe aldık bu ay. Gezecek çok mekan ve sayısız yenilikler olduğundan iki dosya halinde inceledik.Eski ve yeni dokularını  harmanlayan bu semti bir de bizim gözümüzden bakmaya ne dersiniz…

Beymen Brasserie

Hoş dekorasyonu ve şık menüsüyle Nişantaşı Beymen’in giriş katında servis veriyor. Menüsü ağırlıklı olarak Fransız yemeklerinden oluşuyor. Ördek Fileto ve Steak Tartar menünün gözdelerinden. Tatlı olarak profiterol, elmalı tart

ve cheesecake’i öneriyorlar. Kokteyllerinden de mutlaka tatmalısınız. Çekici konumu ve lezzetli yemekleriyle kesinlikle şehrin en tutulan, en hoş mekânlarından. Özellikle akşam saatlerinde Brasserie’nin önü, ellerinde içki kadehleri sohbete dalmış havalı arkadaş gruplarıyla dolup taşıyor.

 

SALOMANJE

Salomanje, Nişantaşı’nın en popüler mekânlarından

biri. Kafe-bar-bistro konseptlerinin bir araya geldiği mütevazı ve şık bir ortama sahip.

Salomanje’nin türk ve dünya mutfağından örnekler sunan menüsüne gelince;salatalar, her gün pazı sarma, mücver; kereviz, enginar türünden

zeytinyağlı yemekler, çorbalar, etbalıkçeşitleri, dürümler, günün yemeği olarak çıkan Türk yemekleri Hüseyin Öztürk  mutfağının demirbaşları. Menüye yakın

zamanda yeni lezzetler de eklenecek. Her kafe’nin menüsünde bulunan burgerler, burada iki minik burgercik olarak sunuluyor. Mekânda her sabah

kahvaltı servisi var. Tatlılardan dondurmalı irmik helvası ve mozaik

pasta ise spesiyalleri. Belirli aralıklarla ’şarap günü’, ’makarna günü’ gibi özel günler düzenlemeyi planlıyorlar. Happy Hour’lar da yapılıyor; özellikle iş çıkış

saatlerinde…

 

MİNE SANAT GALERİSİ

Mine Sanat Galerisi, 1983 yılında İstanbul’un Kadıköy semtinde çağdaş sanatın öncülüğü konusundaki fikrin alt yapısını oluşturmuş ve 1985 yılında Altı yol, Kuşdili caddesindeki ilk mekanında resmen faaliyetlerine başlamış.

Galerinin kurulmasına fikirleriyle destek vermiş olan Adnan ÇOKER, Mustafa ATA, Zekai ORMANCI, Serhat KİRAZ, Yusuf TAKTAK ve Nur KOÇAK’ın çalışmaları aynı zamanda galeride düzenlenen ilk sergiyi oluşturmuş. Galerinin

kuruluşunda İstanbul’un Anadolu yakası tercih edilerek, söz konusu bölgenin çağdaş sanat galerisi eksikliğini doldurma görevi üstlenilmiş. Nitekim 1989’da

galeri Altı yoldaki mekanından ayrılıp Mimar Ahmet Uysal ile gerçekleştirdiği ortak projelerle faaliyetlerine Kızıltoprak’tan devam etmiş. Mine Sanat Galerisi, yıllar içerisinde sanatseverlere karma ve kişisel sergilerle alternatif alanlar sunmaktadır. İstanbul ve İstanbul dışında katılım sağladığı fuar ve organizasyonlarda, düzenlediği dia gösterimleri, sanat sohbetleri ve performans sanatı çalışmalarıyla “Çağdaş Sanatın” gelişimine katkı sağlayıp, bunların yanı sıra bilinçli koleksiyonerlik adına da danışmanlık yapmaktadır. Mine Sanat, İstanbul Nişantaşı’nda Kasım 2008’de yeni mekanını sanatçı ve sanatseverlerin hizmetine sunmuş.

 

MAGNOLİA CULTURE

Teşvikiye Hüsrev Gerede Caddesi’ne inen yolda sizi karşılayan çok özel bir kitapçı; Magnolia Culture… Magnolia Culture ismi hemen dikkat çekiyor, ismin ardında hoş bir konsept yatıyor.Magnolia yani; Manolya çiçeği ismine karar verilmeden önce, buraya ”kitaplar” ile ilgili bir isim verilmesi düşünülmüş. Kitaplar ve sanat çağrışımı yapacak bir isim üzerinde de durulmuş

fakat daha sonradan; hediyelik eşyalar, mumlar ve çeşitleri

objelerin de satışa sunulacağı göz önüne alındığında daha özgün ve özel bir isim ile yola çıkmayı daha uygun bulunmuş. Yelda Süren Elmas tarafından açılan kitapçı ufacık bir alanda, kendisi tarafından gerçekleştirilen keyifli bir dekorasyonda birbirinden güzel ve özel kitapları kitap severlere sunuyor. Mimarlık ve tasarım ağırlıklı, sanat, moda ve sinema kategorilerinde çok güzel

eserler bulabiliyorsunuz burada. Özel tasarım kitap ağırlıkları,lambalar,farklı , özgün cam ve ahşap tasarımlar Felekşen Onar ve Arzu Dalbaşar’a ait. Magnoli’a ya özel koleksiyon hazırlanıyor ve buradan da satışı yapılıyor aynı zamanda.Kitapların ve tasarımın iç içe geçtiği bu huzur dolu mekan keşfetmeğe değer.

 

TEŞVİKİYE CAMİİ

 

Osmanlı padişahı III. Selim’in döneminde (1789 – 1807) bir avlanma

ve nişan talimi alanı olduğunu belirten anıt taş bugün Teşvikiye Camii’nin avlusunda bulunmaktadır. Semtin gelişmesine etkisi büyük olan ilk yapı Teşvikiye Camii’dir. İlkin 1794-1795 yıllarında bir mescit olarak yapılan cami 1853-1854 yıllarında padişah Abdülmecit tarafından yenilendikten sonra bölgedeki yerleşme hızlanmıştır. Semtte Abdülmecit’in burada bir yerleşim oluşturma amacını dile getirdiği aynı tarzda yapılmış iki taş mevcut olup üzerlerinde Eser-i Avatıf-ı Mecidiye Mahalle-i Cedide-i Teşvikiye (Abdülmecid’in karşılıksız iyilikseverliğinin eseri olan yeni Teşvikiye Mahallesi) ibaresi yer alır. Teşvikiye kelimesiyle burada bir mahalle kurulmasının padişahça da teşvik edildiği açıklanmıştır. Bu taşlardan biri Teşvikiye Caddesi üzerinde eski Nişantaşı Karakolu’nun yanında, diğeri ise Rumeli Caddesi ile Valikonağı Caddesi’nin kesiştiği kavşakta bulunmaktadır. 1883 nüfus sayımında bir mahalle olarak resmen tescil edilmiştir.

Teşvikiye mahallesi 1920’lerde Taksim-Şişli eksenindeki gelişmenin

etkisine girdi ve ana caddeden başlayarak hızla apartmanlaştı. Bu olgu 1950’lerde o güne kadar eski yapısını koruyan eski sokakları da içine aldı. 1960’ların başına kadar kırsal görünümünü hala koruyan Topağacı, mahallenin en son apartmanlaşan kesimidir.

 

NOPA

The House Café’nin yaratıcılarından Canan Özdemir, Ramazan Üren ve Ferit Baltacıoğlu’nun imzasını taşıyan Nopa farklılığı ile dikkat çekiyor Tüm House Café’lerde olduğu gibi Nopa’da da Autoban çizgisi hakim, günün her saatine ayak uyduran bir ambiyansa sahip.

Arka tarafta duvarları boydan boya kaplayan gerçek çiçekler ve yeşili sarıp sarmalamasıyla da şehrin göbeğinde olmanıza rağmen taze,farklı ve kendinizi iyi hissettiren bir havası var. Hemen giriş katına 4 metre tavan yüksekliği ve arkada bahçesi bulunan bir mekân dizayn edilmiş. Son günlerin en çok konuşulan mekânlarının başında geliyor Nopa. Muhteşem bir konsepte sahip olan Nopa’nın duvarları boydan boya gerçek çiçekler ile örtülmüş. Her taraf yemyeşil,orkideden antoryuma, hederadan acorus’a kadar 55 çeşit bitki yer alıyor.

Mekânın çatısı yeni bir sistem ile kapatılmış. Sistem, teleskopik dedikleri raylı ve şeffaf bir camdan oluşuyor. Saniyeler içinde açılıp saniyeler içinde kapanabilme özelliğine sahip.Her şey en ince detaylarına kadar düşünülmüş.

Şehrin göbeğinde kendinizi biraz olsun kalabalıktan soyutlamak ve iyi hissetmek için Nopa harika bir seçenek.

 

PARK ŞAMDAN

“Park Şamdan, yemekten ve yemeğin Park Şamdan ambiyansında yenileceğini anlayanların adresidir” diyenler, Park Şamdan’ın usta aşçılarının elinden çıkmış, Türk, İtalyan ve Fransız mutfağının önde gelen örneklerini tatmaya devam ediyor. Türkiye’nin crème de la crème tabakası, Park Şamdan’ın başlıca müşterileri. Yurt dışından misafiri olanların da aklına gelen ilk adreslerden biri Park Şamdan. Şef Hüseyin Gürsoy paça çorbasını, balık, et ve tavuk çeşitlerini özellikle risottolu dana kaburgayı ve kuzu külbastıyı, Türk zeytinyağlılarını, tatlılardan da kaymaklı ekmek kadayıfı ile bademli keşkülü tavsiye ediyor.

Yaz aylarında akşam servisleri Reina’da, rezervasyon ise şart.

 

2wins

2008 yılında ikiz kardeşler olan Duygu ve Hande Gülşen tarafından kurulmuş. Tasarımlarıyla günlük bayan giyimi çeşitli aksesuarlarla birleştirip daha eğlenceli ve sıra dışı bir konsepte taşıyan 2wins, ilk yılından itibaren Türkiye pazarında Vepa mağazalarında sergilediği koleksiyonlarıyla kısa zamanda takip edilen bir marka olmayı başardı. Bu başarının ardından sektörde kendinden söz ettiren marka farklı sezonlarda da Vakko mağazalarında dünyanın önemli designer markalarıyla bir arada yer aldı. Türkiye pazarındaki bu hızlı yükselişle beraber 2Wins 2009 yılından itibaren yurtdışındaki önemli fuarlara katılarak kendisine dünyanın farklı ülkelerinden elit bir müşteri kitlesi yaratmayı başardı. 2012 yılı itibarı ile 15 ülkeden

45 farklı müşteriyi faal olarak portfoyünde bulunduran marka, her yıl kendisine koyduğu ölçülebilir hedeflerle yoluna devam etmekte.

 

ANNA FRESKO

Şehir içi ve şehir dışı konutlardan ofislere, lüks villalara, yazlıklardan, mağazalara 20 yılı aşkın süredir kişiye özel projeler hazırlayan Anna Fresko mağazasını Reasürans Çarşısında ziyaret edebilirsiniz.Anna Fresko proje ve tasarımlarında; kendi seyahatlerinden, doğanın renklerinden ve insanın içinde yaşadığı duygulardan esinlenmekte.Takipçilerinin tasarımcıyı tercih etme sebebi; değişik kültür mozaiklerine olan yaklaşımlarını iç mimariye uygulaması.Anna Fresko’ nun mekanlarında kendi ile konut sahibinin yasam felsefeleri buluşuyor .Türkiye doğumlu iç mimar Anna Fresko, projelerini hayata geçirdiği ofis ve showroomu nun bulunduğu İstanbul’da yaşıyor. Türkiye ve farklı ülkelerde prestijli projelerle çalışmalarına devam ediyor.

 

DENİZ TUNÇ

Mimar Sinan Üniversitesi Sahne Tasarımı Bölümü’nde ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Endüstriyel Tasarım Bölümü’nde eğitim gördü. Sinema ve reklam filmleri için dekor kostüm tasarımı ve sanat yönetmenliği yapmış, değişik markalar için ayakkabı ve deri ürünleri tasarlamıştır. 2000 yılında Nişantaşı’nda kendi showroom’unu açarak mobilya ve ışık tasarımlarını burada sergilemeye başlayan Deniz Tunç, ilk koleksiyonu Neo Ottoman’ın adıyla anılmaya başlayan stiliyle tanınmaya başlamıştır.Deniz Tunç’un Organik Çağrışımlar Koleksiyonu’ndan çıkan Mikado Serisi ve Kabuk Serisi tasarım ürünleri, yeni yıl hediyesi olarak “unique” sanat objesi düşünenleri mutlu edecek.. Mikado Serisi’nin mumluk, dekoratif kase ve sehpa ayaklarındaki metal çubuklar, ağaç dallarını hatırlatıyor. Kabuk Serisi’ndeki sehpa aynası çerçevesi ve lambader gövdesini oluşturan üst üste bindirilmiş formlar ise ağaç kabuklarını.

 

ANTİK CENTER

Ocak 2012’de açılan OZZ ANTIQUES, kısa sürede Teşvikiye-Nişantaşı dışındaki semtlerden gelen antika severlerin de favorileri arasına girmeyi başarmış.Sokakta yan yana iki mağazaları var biri ufacık ve  artık buraya sığamadıklarından dolayı yan dükkana taşımışlar çoğu parçaları.

Ağırlıklı olarak Avrupa ve Osmanlı antikaları yer alıyor bu dükkanda.Daha çok ev dekorasyonuna yönelik, mobilya, aksesuar, ayna, tablo, resim ve aydınlatmalar var ancak porselen takımlar,likör takımları ve özel porselen oyuncak koleksiyonları görmeğe değer.

REASÜRANS

Nişantaşı veya Teşvikiye denince ilk akla gelen yerlerden biridir Milli Reasürans binası. Türkiye’de çağdaş mimarinin en önemli eserlerinden biri olarak nitelendirilen Milli Reasürans’ın altında yer alan pasaj da son zamanlarda İstanbul’un en önemli eğlence merkezlerinden biri.Bir yüzü Demokrasi Parkı bir diğeri Teşvikiye’ye dönük olan Reasürans Çarşısı en önemli buluşma noktalarından da biri aynı zamanda. Gece hayatıyla öne çıkan çarşı, kimi zaman popülaritesini kaptırsa da eğlencenin en gözde adreslerinden.Alışveriş için de bir alternatif olan bu pasaj ev dekor mağazalarından,özel mücevher takılarına ve birbirinden lezzetli cafe-restaurantları ile Nişantaşı’nın en  vazgeçilmezi Reasürans çarşısıdır…

UK DESİGN CAFE

Bir nevi ‘mahalle baskısı’ ile oluşmuş UK Design Cafe. “Bu binada vakit geçirmek istiyoruz.” diyen Nişantaşı yerlileri ve esnafı Ümit Bey’e kafe açması fikriyle gelmiş. Etrafta güzel ev yemeklerinin olmadığı fark edilince fikre daha da sıcak bakılmış. Özellikle öğle yemekleri ve davetler için uygun olan mekânda her gün farklı bir menü servis ediliyor.

Yüksek tavanlı, Osmanlı’dan kalma, Nişantaşı’nın ilk inşa edilen evlerinden biri … UK Design Cafe,sahibi Ümit Ük kardeşi Sema Ük Tekin ile beraber bu fikri hayata geçirerek iş yeri ve evi olarak kullandığı mekânı taptaze Osmanlı yemekleri yiyebileceğiniz bir çatıya dönüştürmüş. “Hayalim eski İstanbul’un bu güzel eserini, şen kahkahaların atıldığı, sohbet ve keyif dolu bir mekân haline getirmektiGümüş çaydanlıktan oluşan lamba, şarap şişelerinin geri dönüşümünden yapılan heykelcikler, Antepli ustadan kalıpları alınan antika anahtarlar, model manken kafalarından yaratılan gece lambaları, rengârenk yastıklar… Showroom’dan çıktığınız anda ise kendinizi kafe’nin içinde buluyorsunuz. Karşınıza çıkan mutfakla, arkaya açılan sevimli balkonla, oturma alanı ve üst kattaki yemek odaları ile sizi evinizde gibi hissettiriyor. Kullanılan servis altlıklarından, özel tasarım sandalye ve lambalara kadar her şey Ümit Ük’ün  elinden geçmiş.