türk

Nişantaşı Dosyası

Nişantaşı, moda ve trendlerin öncü semti olmakla birlikte, kendini sürekli yenilemesi ve gelişimiyle her daim konu edilebilecek, canlı kanlı bir yaşam merkezi olma özelliği taşıyor. Eğlenceli, çekici ve değişmez buluşma noktaları ile özellikle turistlerin en gözde Semtidir Nişantaşı.

Yepyeni konsept cafe’leri,tasarım mağazaları,farklı alışveriş seçenekleri ,tarihi binaları ,ünlüleri ve antikacılarıyla meşhur Nişantaşı’nı yakın merceğe aldık bu ay. Gezecek çok mekan ve sayısız yenilikler olduğundan iki dosya halinde inceledik.Eski ve yeni dokularını  harmanlayan bu semti bir de bizim gözümüzden bakmaya ne dersiniz…

Beymen Brasserie

Hoş dekorasyonu ve şık menüsüyle Nişantaşı Beymen’in giriş katında servis veriyor. Menüsü ağırlıklı olarak Fransız yemeklerinden oluşuyor. Ördek Fileto ve Steak Tartar menünün gözdelerinden. Tatlı olarak profiterol, elmalı tart

ve cheesecake’i öneriyorlar. Kokteyllerinden de mutlaka tatmalısınız. Çekici konumu ve lezzetli yemekleriyle kesinlikle şehrin en tutulan, en hoş mekânlarından. Özellikle akşam saatlerinde Brasserie’nin önü, ellerinde içki kadehleri sohbete dalmış havalı arkadaş gruplarıyla dolup taşıyor.

 

SALOMANJE

Salomanje, Nişantaşı’nın en popüler mekânlarından

biri. Kafe-bar-bistro konseptlerinin bir araya geldiği mütevazı ve şık bir ortama sahip.

Salomanje’nin türk ve dünya mutfağından örnekler sunan menüsüne gelince;salatalar, her gün pazı sarma, mücver; kereviz, enginar türünden

zeytinyağlı yemekler, çorbalar, etbalıkçeşitleri, dürümler, günün yemeği olarak çıkan Türk yemekleri Hüseyin Öztürk  mutfağının demirbaşları. Menüye yakın

zamanda yeni lezzetler de eklenecek. Her kafe’nin menüsünde bulunan burgerler, burada iki minik burgercik olarak sunuluyor. Mekânda her sabah

kahvaltı servisi var. Tatlılardan dondurmalı irmik helvası ve mozaik

pasta ise spesiyalleri. Belirli aralıklarla ’şarap günü’, ’makarna günü’ gibi özel günler düzenlemeyi planlıyorlar. Happy Hour’lar da yapılıyor; özellikle iş çıkış

saatlerinde…

 

MİNE SANAT GALERİSİ

Mine Sanat Galerisi, 1983 yılında İstanbul’un Kadıköy semtinde çağdaş sanatın öncülüğü konusundaki fikrin alt yapısını oluşturmuş ve 1985 yılında Altı yol, Kuşdili caddesindeki ilk mekanında resmen faaliyetlerine başlamış.

Galerinin kurulmasına fikirleriyle destek vermiş olan Adnan ÇOKER, Mustafa ATA, Zekai ORMANCI, Serhat KİRAZ, Yusuf TAKTAK ve Nur KOÇAK’ın çalışmaları aynı zamanda galeride düzenlenen ilk sergiyi oluşturmuş. Galerinin

kuruluşunda İstanbul’un Anadolu yakası tercih edilerek, söz konusu bölgenin çağdaş sanat galerisi eksikliğini doldurma görevi üstlenilmiş. Nitekim 1989’da

galeri Altı yoldaki mekanından ayrılıp Mimar Ahmet Uysal ile gerçekleştirdiği ortak projelerle faaliyetlerine Kızıltoprak’tan devam etmiş. Mine Sanat Galerisi, yıllar içerisinde sanatseverlere karma ve kişisel sergilerle alternatif alanlar sunmaktadır. İstanbul ve İstanbul dışında katılım sağladığı fuar ve organizasyonlarda, düzenlediği dia gösterimleri, sanat sohbetleri ve performans sanatı çalışmalarıyla “Çağdaş Sanatın” gelişimine katkı sağlayıp, bunların yanı sıra bilinçli koleksiyonerlik adına da danışmanlık yapmaktadır. Mine Sanat, İstanbul Nişantaşı’nda Kasım 2008’de yeni mekanını sanatçı ve sanatseverlerin hizmetine sunmuş.

 

MAGNOLİA CULTURE

Teşvikiye Hüsrev Gerede Caddesi’ne inen yolda sizi karşılayan çok özel bir kitapçı; Magnolia Culture… Magnolia Culture ismi hemen dikkat çekiyor, ismin ardında hoş bir konsept yatıyor.Magnolia yani; Manolya çiçeği ismine karar verilmeden önce, buraya ”kitaplar” ile ilgili bir isim verilmesi düşünülmüş. Kitaplar ve sanat çağrışımı yapacak bir isim üzerinde de durulmuş

fakat daha sonradan; hediyelik eşyalar, mumlar ve çeşitleri

objelerin de satışa sunulacağı göz önüne alındığında daha özgün ve özel bir isim ile yola çıkmayı daha uygun bulunmuş. Yelda Süren Elmas tarafından açılan kitapçı ufacık bir alanda, kendisi tarafından gerçekleştirilen keyifli bir dekorasyonda birbirinden güzel ve özel kitapları kitap severlere sunuyor. Mimarlık ve tasarım ağırlıklı, sanat, moda ve sinema kategorilerinde çok güzel

eserler bulabiliyorsunuz burada. Özel tasarım kitap ağırlıkları,lambalar,farklı , özgün cam ve ahşap tasarımlar Felekşen Onar ve Arzu Dalbaşar’a ait. Magnoli’a ya özel koleksiyon hazırlanıyor ve buradan da satışı yapılıyor aynı zamanda.Kitapların ve tasarımın iç içe geçtiği bu huzur dolu mekan keşfetmeğe değer.

 

TEŞVİKİYE CAMİİ

 

Osmanlı padişahı III. Selim’in döneminde (1789 – 1807) bir avlanma

ve nişan talimi alanı olduğunu belirten anıt taş bugün Teşvikiye Camii’nin avlusunda bulunmaktadır. Semtin gelişmesine etkisi büyük olan ilk yapı Teşvikiye Camii’dir. İlkin 1794-1795 yıllarında bir mescit olarak yapılan cami 1853-1854 yıllarında padişah Abdülmecit tarafından yenilendikten sonra bölgedeki yerleşme hızlanmıştır. Semtte Abdülmecit’in burada bir yerleşim oluşturma amacını dile getirdiği aynı tarzda yapılmış iki taş mevcut olup üzerlerinde Eser-i Avatıf-ı Mecidiye Mahalle-i Cedide-i Teşvikiye (Abdülmecid’in karşılıksız iyilikseverliğinin eseri olan yeni Teşvikiye Mahallesi) ibaresi yer alır. Teşvikiye kelimesiyle burada bir mahalle kurulmasının padişahça da teşvik edildiği açıklanmıştır. Bu taşlardan biri Teşvikiye Caddesi üzerinde eski Nişantaşı Karakolu’nun yanında, diğeri ise Rumeli Caddesi ile Valikonağı Caddesi’nin kesiştiği kavşakta bulunmaktadır. 1883 nüfus sayımında bir mahalle olarak resmen tescil edilmiştir.

Teşvikiye mahallesi 1920’lerde Taksim-Şişli eksenindeki gelişmenin

etkisine girdi ve ana caddeden başlayarak hızla apartmanlaştı. Bu olgu 1950’lerde o güne kadar eski yapısını koruyan eski sokakları da içine aldı. 1960’ların başına kadar kırsal görünümünü hala koruyan Topağacı, mahallenin en son apartmanlaşan kesimidir.

 

NOPA

The House Café’nin yaratıcılarından Canan Özdemir, Ramazan Üren ve Ferit Baltacıoğlu’nun imzasını taşıyan Nopa farklılığı ile dikkat çekiyor Tüm House Café’lerde olduğu gibi Nopa’da da Autoban çizgisi hakim, günün her saatine ayak uyduran bir ambiyansa sahip.

Arka tarafta duvarları boydan boya kaplayan gerçek çiçekler ve yeşili sarıp sarmalamasıyla da şehrin göbeğinde olmanıza rağmen taze,farklı ve kendinizi iyi hissettiren bir havası var. Hemen giriş katına 4 metre tavan yüksekliği ve arkada bahçesi bulunan bir mekân dizayn edilmiş. Son günlerin en çok konuşulan mekânlarının başında geliyor Nopa. Muhteşem bir konsepte sahip olan Nopa’nın duvarları boydan boya gerçek çiçekler ile örtülmüş. Her taraf yemyeşil,orkideden antoryuma, hederadan acorus’a kadar 55 çeşit bitki yer alıyor.

Mekânın çatısı yeni bir sistem ile kapatılmış. Sistem, teleskopik dedikleri raylı ve şeffaf bir camdan oluşuyor. Saniyeler içinde açılıp saniyeler içinde kapanabilme özelliğine sahip.Her şey en ince detaylarına kadar düşünülmüş.

Şehrin göbeğinde kendinizi biraz olsun kalabalıktan soyutlamak ve iyi hissetmek için Nopa harika bir seçenek.

 

PARK ŞAMDAN

“Park Şamdan, yemekten ve yemeğin Park Şamdan ambiyansında yenileceğini anlayanların adresidir” diyenler, Park Şamdan’ın usta aşçılarının elinden çıkmış, Türk, İtalyan ve Fransız mutfağının önde gelen örneklerini tatmaya devam ediyor. Türkiye’nin crème de la crème tabakası, Park Şamdan’ın başlıca müşterileri. Yurt dışından misafiri olanların da aklına gelen ilk adreslerden biri Park Şamdan. Şef Hüseyin Gürsoy paça çorbasını, balık, et ve tavuk çeşitlerini özellikle risottolu dana kaburgayı ve kuzu külbastıyı, Türk zeytinyağlılarını, tatlılardan da kaymaklı ekmek kadayıfı ile bademli keşkülü tavsiye ediyor.

Yaz aylarında akşam servisleri Reina’da, rezervasyon ise şart.

 

2wins

2008 yılında ikiz kardeşler olan Duygu ve Hande Gülşen tarafından kurulmuş. Tasarımlarıyla günlük bayan giyimi çeşitli aksesuarlarla birleştirip daha eğlenceli ve sıra dışı bir konsepte taşıyan 2wins, ilk yılından itibaren Türkiye pazarında Vepa mağazalarında sergilediği koleksiyonlarıyla kısa zamanda takip edilen bir marka olmayı başardı. Bu başarının ardından sektörde kendinden söz ettiren marka farklı sezonlarda da Vakko mağazalarında dünyanın önemli designer markalarıyla bir arada yer aldı. Türkiye pazarındaki bu hızlı yükselişle beraber 2Wins 2009 yılından itibaren yurtdışındaki önemli fuarlara katılarak kendisine dünyanın farklı ülkelerinden elit bir müşteri kitlesi yaratmayı başardı. 2012 yılı itibarı ile 15 ülkeden

45 farklı müşteriyi faal olarak portfoyünde bulunduran marka, her yıl kendisine koyduğu ölçülebilir hedeflerle yoluna devam etmekte.

 

ANNA FRESKO

Şehir içi ve şehir dışı konutlardan ofislere, lüks villalara, yazlıklardan, mağazalara 20 yılı aşkın süredir kişiye özel projeler hazırlayan Anna Fresko mağazasını Reasürans Çarşısında ziyaret edebilirsiniz.Anna Fresko proje ve tasarımlarında; kendi seyahatlerinden, doğanın renklerinden ve insanın içinde yaşadığı duygulardan esinlenmekte.Takipçilerinin tasarımcıyı tercih etme sebebi; değişik kültür mozaiklerine olan yaklaşımlarını iç mimariye uygulaması.Anna Fresko’ nun mekanlarında kendi ile konut sahibinin yasam felsefeleri buluşuyor .Türkiye doğumlu iç mimar Anna Fresko, projelerini hayata geçirdiği ofis ve showroomu nun bulunduğu İstanbul’da yaşıyor. Türkiye ve farklı ülkelerde prestijli projelerle çalışmalarına devam ediyor.

 

DENİZ TUNÇ

Mimar Sinan Üniversitesi Sahne Tasarımı Bölümü’nde ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Endüstriyel Tasarım Bölümü’nde eğitim gördü. Sinema ve reklam filmleri için dekor kostüm tasarımı ve sanat yönetmenliği yapmış, değişik markalar için ayakkabı ve deri ürünleri tasarlamıştır. 2000 yılında Nişantaşı’nda kendi showroom’unu açarak mobilya ve ışık tasarımlarını burada sergilemeye başlayan Deniz Tunç, ilk koleksiyonu Neo Ottoman’ın adıyla anılmaya başlayan stiliyle tanınmaya başlamıştır.Deniz Tunç’un Organik Çağrışımlar Koleksiyonu’ndan çıkan Mikado Serisi ve Kabuk Serisi tasarım ürünleri, yeni yıl hediyesi olarak “unique” sanat objesi düşünenleri mutlu edecek.. Mikado Serisi’nin mumluk, dekoratif kase ve sehpa ayaklarındaki metal çubuklar, ağaç dallarını hatırlatıyor. Kabuk Serisi’ndeki sehpa aynası çerçevesi ve lambader gövdesini oluşturan üst üste bindirilmiş formlar ise ağaç kabuklarını.

 

ANTİK CENTER

Ocak 2012’de açılan OZZ ANTIQUES, kısa sürede Teşvikiye-Nişantaşı dışındaki semtlerden gelen antika severlerin de favorileri arasına girmeyi başarmış.Sokakta yan yana iki mağazaları var biri ufacık ve  artık buraya sığamadıklarından dolayı yan dükkana taşımışlar çoğu parçaları.

Ağırlıklı olarak Avrupa ve Osmanlı antikaları yer alıyor bu dükkanda.Daha çok ev dekorasyonuna yönelik, mobilya, aksesuar, ayna, tablo, resim ve aydınlatmalar var ancak porselen takımlar,likör takımları ve özel porselen oyuncak koleksiyonları görmeğe değer.

REASÜRANS

Nişantaşı veya Teşvikiye denince ilk akla gelen yerlerden biridir Milli Reasürans binası. Türkiye’de çağdaş mimarinin en önemli eserlerinden biri olarak nitelendirilen Milli Reasürans’ın altında yer alan pasaj da son zamanlarda İstanbul’un en önemli eğlence merkezlerinden biri.Bir yüzü Demokrasi Parkı bir diğeri Teşvikiye’ye dönük olan Reasürans Çarşısı en önemli buluşma noktalarından da biri aynı zamanda. Gece hayatıyla öne çıkan çarşı, kimi zaman popülaritesini kaptırsa da eğlencenin en gözde adreslerinden.Alışveriş için de bir alternatif olan bu pasaj ev dekor mağazalarından,özel mücevher takılarına ve birbirinden lezzetli cafe-restaurantları ile Nişantaşı’nın en  vazgeçilmezi Reasürans çarşısıdır…

UK DESİGN CAFE

Bir nevi ‘mahalle baskısı’ ile oluşmuş UK Design Cafe. “Bu binada vakit geçirmek istiyoruz.” diyen Nişantaşı yerlileri ve esnafı Ümit Bey’e kafe açması fikriyle gelmiş. Etrafta güzel ev yemeklerinin olmadığı fark edilince fikre daha da sıcak bakılmış. Özellikle öğle yemekleri ve davetler için uygun olan mekânda her gün farklı bir menü servis ediliyor.

Yüksek tavanlı, Osmanlı’dan kalma, Nişantaşı’nın ilk inşa edilen evlerinden biri … UK Design Cafe,sahibi Ümit Ük kardeşi Sema Ük Tekin ile beraber bu fikri hayata geçirerek iş yeri ve evi olarak kullandığı mekânı taptaze Osmanlı yemekleri yiyebileceğiniz bir çatıya dönüştürmüş. “Hayalim eski İstanbul’un bu güzel eserini, şen kahkahaların atıldığı, sohbet ve keyif dolu bir mekân haline getirmektiGümüş çaydanlıktan oluşan lamba, şarap şişelerinin geri dönüşümünden yapılan heykelcikler, Antepli ustadan kalıpları alınan antika anahtarlar, model manken kafalarından yaratılan gece lambaları, rengârenk yastıklar… Showroom’dan çıktığınız anda ise kendinizi kafe’nin içinde buluyorsunuz. Karşınıza çıkan mutfakla, arkaya açılan sevimli balkonla, oturma alanı ve üst kattaki yemek odaları ile sizi evinizde gibi hissettiriyor. Kullanılan servis altlıklarından, özel tasarım sandalye ve lambalara kadar her şey Ümit Ük’ün  elinden geçmiş.

dfot

 

Burgazada

İstanbul adalarının en mütevazısı Burgazada, martı seslerinin yankılandığı sokakları, yazarlara ilham veren kırları ve zarif köşkleriyle huzurlu bir liman arayanları bekliyor…

Burgazada’da

Huzur ve renk

Diğer adalara nazaran daha az bilinen ve tercih edilen Burgaz’ın sakinliği, doğallığı ve eşsiz manzarası bir başkadır. Adaya ayak bastığınızda size en sıcak karşılamayı önce martılar ve kediler yapar. Sonrasında ise iskele meydanında mezeleri ile meşhur restoranlar muazzam kokularıyla aklınızı başınızdan alır.

 

Adayı gezdikten ve yorgunluk sarhoşu olduktan sonra da Ada’nın en meşhur dondurmacısı ile günü büyük bir keyifle noktalayabilirsiniz. Geri dönmek için hazırlanmaya başladığınızda ise içiniz burkulur ve bu huzuru hiç terk etmek istemezsiniz. Bahar Mahmure Derviş ise bu terk etme duygusunu bir daha yaşamamak üzere yıllar önce buraya yerleşip, adayı sindire sindire yaşamaya karar verenler arasında.

Hayatını dolu dolu yaşayan, her dakikasının kıymetini bilen huzur dolu ve inanılmaz hikayeler biriktiren Bahar Derviş Hanım evinin kapılarını Bast Home için açtı. Evin yolunu tutuyoruz ve bir kez daha Burgazada’ya aşık oluyoruz. İnanılmaz bir huzur eşlik ediyor bize. Sessizliği ne kadar özlediğimizi fark ediyoruz o an. Ve öğreniyoruz ki bu adada fayton atları genelde serbest dolaşırmış, eğer evlerin kapısı açık unutulursa bahçede  bir atla karşılaşma olasılığı çok yüksekmiş meğer. Bunu duyunca özellikle Büyükada için temennide bulunduk; en kısa zamanda şartlar değişip de buradaki atlar kadar özgür olabilsinler diye. Ve biraz yokuş çıktıktan sonra bizi bahçesinde çiçekler içinde karşılayan Bahar Hanım ile merhabalaştık ve bize ‘’Adalı” olmanın ne demek olduğunu anlattı.

‘Çocukken aile ile beraber adalarda büyümek ayrı, bir de seneler sonra ada hayatını tercih edip bunu yaşam biçimi haline getirmek ayrı. Ada hayatını tercih ettiyseniz bir kere kendinizi disipline etmeniz şart! Planlı ve programlı olmalısınız ki vapur saatleri programınızı alt üst etmesin.Onun dışında adada iseniz zaten tek yapmanız gereken bu hayata ayak uydurmanız. Unutmayın şehirdeki yaşantınızı buraya adapte etmek değil amaç aksine teslim olmak ve bir bütün halinde yaşamak’ diyor Bahar Hanım. Son 15 yılını Burgazada’da yaşadığını ve artık İstanbul’a yalnızca öğrencileri için gittiğinin altını çiziyor. Tam anlamıyla bir adalı Bahar hanım. Hatta öyle ki tatil tercihini de başka ülkelerin adalarına kaçmaktan yana kullanıyor. Kendi yaşadığı evin bahçesi görülmeye aslında yaşamaya değer diyebiliriz. 20 çeşitten fazla çiçek var bu bahçede.Ve her birine öğle bağlı ki kimseye teslim edemiyormuş.Gittiği yerlerden en nadide çiçekleri bile bu bahçeye taşıyormuş.Tüm bahçe bakımını bizzat kendi yaptığının altını çiziyor ve ekliyor, ‘Her bitkinin bakımı ve ihtiyacı apayrıdır. İşin en keyifli tarafı ise bunca çeşidin içinde her mevsimi bir başka yaşıyor olmanız. Bu bahçede her mevsimde farklı bir çiçek açar ve bahçe kendini yeniler. Öyle muazzam bir oluşuma şahit olursunuz ki bahçeniz adeta masalsı bir görünüme bürünür.’

Sohbet sırasında bir diğer öğrendiğimiz şey ise bu evin bulunduğu yerin Reşat Paşa Köşkü’ne ait olduğu. Sonrasında ise bu köşk kızları arasında bölüştürülmüş meğer.

Bahar hanım’ın bu evi nasıl seçtiği ise onun seneler evvel yaşadığı bir anıda gizli. Bu hikaye şimdilik bizde saklı kalsa da bir kelebeğin insanın hayatını değiştirebildiğini söyleyebiliriz. Evin her köşesi başka hikayelerle, başka anılarla dolu. Her objenin kendine ait bir hikayesi var. Evin içi o kadar sıcak detaylarla tamamlanmış ki kendinizi hiç de misafir gibi hissetmiyorsunuz.Evin başrolü ise şüphesiz kelebekler.Ancak mavi renk, melek figürlü detaylar ve antika objeler de arka planda kalmıyor. Bir oda bir salon olan bu ev son derece kullanışlı dekore edilmiş. Yazlık kışlık olarak kullanılan bu ada evinin her köşesi rahatlığa ve huzura işaret ediyor. Salondan bağımsız, kitabınızı alıp okuyacağınız bir alan dahi oluşturulmuş. Pencerelerden baktığınız bahçe manzarası ise görülmeğe değer. Kendinizi hem dağ evinde, hem de bir ada evinde hissedebileceğiniz nadir yerlerden anlayacağınız. Salondan verandaya açılan bir çıkış var ve Bahar Hanım’ın yine kendi yarattığı; Burgazada hatırası köşesi bulunuyor. Bu eve her gelenin mutlaka bu bölümde bir fotoğrafı ve hatırası olurmuş. Biz de es geçmiyor ve hemen bir hatıra fotoğrafı çekiyoruz elbette. Bahar hanımın hoş sohbeti ve samimiyeti  ile harika geçen bir günün ardından vapura biniyoruz ancak herkes gibi içimiz buruk bir şekilde terk ediyoruz adayı.Tez zamanda yeniden ziyaret etmek üzere…

SAİT FAİK

ABASIYANIK

MÜZESİ

Türk edebiyatının usta isimlerinden Sait Faik’in uzun yıllar yaşadığı tarihi köşke uğramadan yapılan bir Burgazada gezisi eksik kalır. Ada günlerinden geriye ölümsüz eserlerden oluşan paha biçilmez bir miras bırakan yazarın hayatının son yıllarını geçirdiği ev günümüzde bir müze. Güzel bir bahçe içerisinde yer alan köşkte yazarın el yazmaları, fotoğrafları, mektupları, kitapları ve kişisel eşyaları sergileniyor.

AYA YORGİ

KLİSESİ

17. yüzyılda yapıldığı sanılan manastır, Cennet Yolu’nun altındaki yamaçta inşa edilmiş. Üç katlı ve dikdörtgen planlı taş bina, 1920’li yıllarda Beyaz Ruslar tarafından da kullanılmış. Manastırın yukarısındaki çam ağaçlarıyla kaplı düzlükteki kilise ise 19. yüzyıl tarihli. Kilisenin içi ise resimler ve ikonalarla dolu bir müze gibi. Dekorasyonda kullanılan gümüşler ve ahşap oymalar ilginç.

KALPAZANKAYA

İskeleden yarım saatlik bir yürüyüşle, faytonla ya da gezi tekneleriyle ulaşabileceğiniz Kalpazankaya, adanın görülmeden geçilemeyecek yerlerinden biri. Püfür püfür rüzgârlarıyla yazın sıcağını hiç hissettirmeyen bu güzel doğa parçasının bir tarafı ormanla, diğer tarafı denizle çevrili. Hemen aşağısındaki küçük koy, güneşlenmek ve denize girmek için ideal. Civardaki kır gazinolarında ise balık ve kuyu kebabı çok lezzetli.

 

HRİİıSTOS TEPESıİ VE MANASTIRI

Bizans manastırı olan Theokoryphotos (Hz. İsa’nın Başkalaşımı), adının da söylediği gibi, Hristos (İsa) Tepesi’nin zirvesinde yer alır. Bizans kaynaklarınca doğrulanmamış olmamakla beraber, söylenceye göre, manastır Makedonyalı İmparator I. Basil tarafından (tks 867-86) bir antik Yunan tapınağının kalıntıları üzerine kurulmuştur.

18. yy.ın sonunda ise manastır terk edilmiş, bir harabe haline gelmiştir. Manastırdan günümüze, eski manastır bölgesinin çeşitli yerlerine dağılmış, önceki yapılara ait harabeler ve mimari kalıntıların yanı sıra, 19. yy.da yapılmış bir kiliseyle 18. yy.da inşa edilmiş iki katlı bir yapı kalmıştır. Manastır bölgesi girişinin içinde, çok güzel oyulmuş dört Bizans sütun başını da içeren bir dizi antik mimari kalıntısı bulunur.

Manastır yöresinin sınırları içinde bugün bile hâlâ yağmur sularını toplayan dört adet kocaman, kemerli yer altı sarnıcı bulunuyor.

Tepeden seyredilen manzara harikadır: Bütün Adalar ve Asya sahilleri görülebilir. Rumlar ve diğerleri hâlâ, Hz. İsa’nın Başkalaşımı’nın panigirisini (o yerdeki kiliseye adını veren azizin anısına yapılan şenlik) hatırda tutmak üzere 6 Ağustos’ta kiliseye geliyorlar; bu olay eskiden, tepenin zirvesinde müzik ve danslarla kutlanırdı.

Rum mezarlığı, manastır bölgesinin hemen yukarısında. Mezarlıktaki minik kilise, tapınakları hep tepelerin zirvesinde kurulmuş olan Hagios Profitis İllias’a adanmıştır.

KINALIADA

Krikor Lusavoriç Kilisesi

Ada nüfusunda önemli bir payı Ermeniler oluşturmaktadır. Gregoryen kilisesi sahil yolunda yer almaktadır. Prens adaları içerisindeki tek Ermeni kilisesi olma özelliğine sahiptir. 1857’de kurulmuştur ve 1988’de yeniden inşa edilerek bugünkü halini almıştır. İçerisinde ortaçağ taş oymacılığının güzel örneklerini içeren panolar bulunmaktadır.

KINALIADA CAMİİ

Kınalıada’da yaşayan müslümanların isteği ile modern bir  camii yapılmıştır.Üçgen çatısı, kesik yivli minaresi ve zikzaklı yedigen bir poligon oluşturan ana binasıyla Kınalıada Camii, İstanbul’da örneği bulunmayan modern bir mimari üslup taşıyor. Deniz kenarındaki 450 metrekarelik bir alan üzerine kurulu ibadethanenin avlusunda, şadırvan, cemaat odası, sağlık merkezi, gasilhane ve su sarnıcı bulunuyor.

DÖNÜŞÜM MANASTIRI

Dönüşüm Manastırı, Manastır Tepesi’nin üstündedir. Bu manastır aynı isimdeki Bizans manastırının yerine kurulmuştur. Bu manastırın bazı mimari kısımları katholikon yani keşiş manastırının içine yerleştirilmiştir, diğerleri ise araziye yayılmış durumdadır. Türklerin fethinden sonra manastır yıkılmaya başlamış ama sonra 1722’de İstanbul’da iş yapan Sakızadalı bir grup zengin Yunanlı tüccar tamamen onarımını üstlenmiştir. Bu tüccarlar Bizans katholikonunun yerine yeni bir kilise inşa ettirmiş ve yanına Aziz Paraskevi’ye adanmış bir şapel eklemişlerdir. İconostasis ve piskoposluk tahtı ağaç oymacılığının güzel eserlerindendir. Özgün katholikondaki Bizans ikonları İstanbul’da Rum Ortodoks Patrikhanesi’nde korunmaktadır. Şimdiki kilisenin ikonları Rus yapımıdır ve 1723’te Patrik III. Jeremias’a Çar Büyük Petro tarafından yollanmıştır.

RUM ORTODOKS PANAYİA KİLİSESİ

Adanın doğusunda yer alır ve Bizanslı tarihçiler tarafından bu manastırın İmparator V.Leon’a (813-820) kadar yaşadığı kabul edilir. Temel kazımı sırasında şamdanlar, zeytinyağı elde etmeye yarayan aletler, büyük mermer parçaları ve yazılı sütunlar ortaya çıkmıştır.

SİRAKYAN İKİZ EVLERİ

Ali Baran Meydanında bulunan Sirakyan İkiz Evleri Osmanlı döneminde mesken olarak kullanılmak için inşa edilmiştir. Üç katlı ahşap yapılardır ve Kınalıada’nın simgelerindendir.

 

dfot

 

Deniz Kabuğu Otel Alaçatı

Deniz kabuğu Otel Alaçatı’nın en eski yerleşim alanı olarak bilinen ve son yıllarda sokaklarında kültür ile sanatın iç içe geçtiği Hacı Memiş mahallesine 7 dakikalık yürüme mesafesinde olup, Alaçatı mimarisine uygun inşa edilmiş birbirinden ferah altı adet odası ile cumbalı taş bir binadan oluşmaktadır.

Odaları rustik mobilyalar ve benzersiz tasarımlar ile dizayn edilmiştir. Bahçe katında iki adet, üst katta ise dört adet beyaz ahşap zeminli odadan oluşmaktadır. Üst kat odalarında mavi cumba ve fransız balkon vardır. Bahçe katında bahçe manzarası, üst kat odalarında  Alaçatı köy manzarası izlenebilmektedir.

Yemyeşil çimler ile kaplanmış 450 m2 lik büyüleyici bir bahçeye sahiptir. Bahçesinde begonvil türleri, limon, jacaranda, melisa, yasemin, zeytin, çam, meyve ağaçları ile lavanta, sardunya, papatya türleri, mevsim çiçeklerinin mis kokusu ve renkli görüntüsü iç içedir.

Toplantı, ziyafet imkanları veya TV izleme için geniş bir salona sahiptir. Soğuk havalarda şömine karşısında dinlenebilir, müzik dinleyebilir, içeceklerinizi yudumlayabilirsiniz.

Gününüze bahçe içerisinde, veranda altında Türk çayı ve portakal suyu eşliğinde zengin bir kahvaltı ile başlayabilirsiniz. Alakart restoranda Türk mutfağından ev yemekleri servis edilmektedir. Ayrıca, tesis bünyesinde mangal keyfi yapabilirsiniz.

 

dfot

Modern İlham Perileri

PALMARINA

BODRUM

‘Türk Rivierası’nın göz bebeği’

Palmali Grup tarafından 2011 Mayıs ayında satın alınarak ve tamamen yeniden inşa edilerek, üstün kalite ve hizmet anlayışı  ile Türkiye’nin ilk mega yat projesi olarak 2013 Haziran ayında tam kapasite ile hayata geçirilen Palmarina Bodrum, 2014 yaz sezonunda da dünyanın çeşitli bölgelerinden gelen denizcileri, yerli ve yabancı ziyaretçileri uluslararası standartlarda ağırlamaya hızla devam ediyor.

Dünyadaki pek çok emsalinden farklı olarak, ‘kamusal kullanım potansiyellerinin arttırılması’ gözetilerek tasarlanan Palmarina Bodrum; yaz döneminde her gün farklı sosyo-kültürel geçmişe sahip binlerce kişi tarafından ziyaretçi akınına uğruyor. Sadece tekne sahipleri için değil, her türlü kesimden ziyaretçilerin tüm gün vakit geçirebilecekleri ve her türlü ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir sosyal yaşam alanı sunuluyor. Yaz boyu verilecek çeşitli konserler, sergiler ve etkinlikleri ile bölgeye canlılık kazandıracak Palmarina Bodrum bu yaz sezonunda da ziyaretçilerini pek çok sürprizle karşılıyor.

105 mağazalık yenilenen açık AVM’si, eğlence adası, restaurantları ve gece klübü, benzersiz etkinlikleri ile bölgenin sosyo-kültürel nabzını tutan Palmarina Bodrum; sürprizlerle dolu yeni yaz sezonuna merhaba dedi. Palmarina Bodrum’da güvenli bir limanda konaklama, yat acenteliği, yat sigorta işlemleri gibi servislerinin yanı sıra dünyaca sevilen yerli ve yabancı  markalardan oluşan açık AVM, dünyaca ünlü restaurant, cafe ve gece klüplerinden oluşan benzersiz bir ortam sağlanarak ziyaretçilerin tüm gün boyunca güzel vakit geçirmeleri hedeflenmiş. Dileyen ziyaretçiler için Palmalife Marina Hotel ve Palmarina Butik Hotel’in sunduğu konaklama alternatifleri de mevcut bulunuyor.

Yenilenen projesiyle 2014 yazında da yerli ve yabancı turistlerin çekim merkezi olmaya hedef gösterilen Palmarina Bodrum’un açık AVM’sinde Dream’den, Demsa Group’a, Vakko’dan Versace’e, Brandroom’dan, Valentin Yutashkin, Armani Jeans, Mudo Concept’e; dekorasyondan, teknoloji markalarına, kozmetikten ünlü giyim markalarına kadar  ziyaretçilere geniş alternatifler sunuluyor, ihtiyaçlarını karşılamalarına olanak tanınıyor.

‘Japon mutfağının devi NOBU Türkiye’de’

Palmali Tourism Grubu; dünyaca ünlü Şef Nobu Matsuhisa ve ünlü aktör Robert de Niro ile antlaşma sağlayarak, sahibi oldukları ikonik restaurant Nobu’yu Türkiye’ye getirmeye ikna etti. New York, Londra, Milano, Monte Carlo, Moskova, Tokyo, Hong Kong, Beijing, Melbourne, Perth, Miami, Malibu, San Diego, Las Vegas, Mexico City, Bahamas, Cape Town, Dubai gibi dünya merkezlerinin ardından Nobu; Türkiye’deki ilk şubesini Palmarina Bodrum’da açtı.

 

Kids Paradise

‘Çocuk Cenneti’ anlamına gelen eğlence merkezi ‘Kids Paradise’ içerisinde bulunan su parkı Aquapark’ın yanı sıra, hayvanat bahçesi, 7D sinema, özel yapım bir carousel (atlı karınca) ve diğer eğlence üniteleri de bulunuyor. Yerli yabancı tüm çocuk ziyaretçilerin her türlü ihtiyacı düşünülerek tasarlanan Kids Paradise’da; çocuk restoranı, pop corn, pamuk şeker, macun standları, hediyelik eşya dükkanı da yer alıyor.

Kids Paradise’da bulunan üniteler 5-12 yaş grubu çocuklar  tarafından kullanılabiliyor. 7D sinema ise 8 yaş ve üstü her yaş grubunun kullanımına açık olarak hizmet veriyor. Kids Paradise; sabah 10.00 akşam 19.00 saatleri arasında; 7D sinema, diğer eğlence üniteleri ve carousel (atlı karınca) ise sabah 10.00 gece 00.00 arasında hizmete açık olarak hayata geçirildi. Her yaş grubundaki çocuklara bir yetişkin refakati ise zorunlu tutuluyor.

dfot

 

SAMSUNG Q9000 Klima Satın Alan Herkesi New York’a Uçuruyor

1 Mayıs- 30 Temmuz 2014 tarihleri arasında yetkili Samsung satış noktalarından Q9000 model klima satın alan tüketiciler diledikleri tarihlerde geçerli olmak üzere çift kişilik New York bileti almaya hak kazanacaklar. Kampanyadan yararlanmak isteyenlerin www.q9000ilenewyorkauc.com adresinden ilgili kampanya kodunu girip müşteri bilgileri formunu doldurarak tr.samsungce@partner.samsung.com adresine göndermeleri gerekiyor.

Birbirinden bağımsız olarak ya da bir arada çalışabilen üç ayrı fan sayesinde farklı soğutma seçenekleri sunan Samsung Q9000, bu sayede minimum enerji tüketerek, maksimum soğutma sağlıyor.

Fantasia

Dünyanın en iyi markalarının ürünlerini bünyesinde bulunduran Fantasia Seramik, İtalyan Jacuzzi markasının üstün nitelikteki tasarımlarını Türk tüketicisiyle buluşturmaya devam ediyor. Dünyaca ünlü Amerikalı Mimar Daniel Libeskind tarafından Jacuzzi için tasarlanan ve geçtiğimiz yıl Milano Tasarım Haftası’nda lansmanı yapılan Flow hidromasajlı küvet tasarımı, fonksiyonel bir ürünün de lüks bir tasarım ikonuna dönüştürülebileceğini kanıtlıyor.

VİKO

Elektrik anahtar ve priz sektörünün yenilikçi ve lider kuruluşu VİKO’nun yenilenen Karre Kids serisi ile Sylvester ve Tweety bir kez daha çocukların odalarına konuk oluyor. Üstelik şimdi yepyeni modeller ile maceralarına kaldıkları yerden devam ediyor. Ürünlerinde güvenlik ve kaliteden ödün vermeyen VİKO, elektrik kaynaklı ev kazalarının çocuklara zarar vermemesi için Karre Kids ile prizlerden kaynaklanabilecek elektrik çarpmalarına karşı çocuk güvenliğinin de şansa bırakılmasını engelliyor.

KELEBEK MOBİLYA

 

Türkiye’nin köklü markası Kelebek Mobilya, İtalyan ve Türk tasarımcıların imzasını taşıyan ödüllü oturma grubu Likena ile mekanlarda modern ve uyumlu bir atmosfer yaratarak kullanıcıların kendilerini özel hissetmesini sağlıyor.

 

Türkiye’de modüler mobilya denince akla gelen ilk marka olan Kelebek Mobilya, ‘sade’ ve ‘işlevsel’ konseptiyle tasarlanan yenilikçi koleksiyonlarını, tüketicilerin beğenisine sunmaya devam ediyor. Kelebek Mobilya’nın ilk kez tüketicilerle buluşturduğu İstanbul Mobilya Fuarı-İSMOB 2014’te tasarım ödülüne layık görülen Likena serisi, konfordan ödün vermeyen farklı tasarımı ile tarza bağlı olarak kişiselleştirilebilir alanlar yaratmaya imkan sağlıyor.

Hayalinizdeki yazlığa Bien ile ulaşın

Yazlık veya devamlı kullandığınız evinizin küçük yaz dokunuşlarına sizce de ihtiyacı yok mu? Her yeni koleksiyonuyla kendi benzersiz çizgisini oluşturan Bien, yazlık evlerinde ferahlık arayanlara sıradışı ürünleriyle çözümler sunuyor. Yaşam alanlarına huzur veren ve tatil havasını yaşatan serileriyle yazlık evlere yeni bir tazelik katan Bien, özgün tasarım ürünleriyle yaz aylarında da yaşam alanlarını serinletiyor.

BrandZoo İLE KENDİNİZE ÖZEL, KÜÇÜK, YEŞİL BİR DÜNYA YARATMAK İSTER MİSİNİZ?

Karaköy’ deki 4 katlı binasında ‘katlı mağazacılığın butik hali’ sloganıyla müşterilerine hizmet veren, kısa sürede yaratıcı ve yenilikçi markaların, tasarım kıyafetlerin en önemli adresi olan BrandZoo’ da“Butika Terra”,   yeni nesil yeşil yaşamlar yapısıyla yola çıkarak, kişiye ya da belirli bir alana özel olarak tasarımlar gerçekleştiriyor.

GROHE

Eşsiz estetiği en son teknolojiyle birleştiren GROHE Allure koleksiyonuyla donatılan yat, lavabolardan küvet ve duşa kadar her yerde mükemmel konfor ve rahatlık barındıryor.

Ilık Akdeniz ikliminde güneşin ve masmavi suların keyfini sürmenin ve ıssız koy ve kumsallarda keşfe çıkmanın bundan daha iyi bir yolu olabilir mi? Ileria, zarif banyolarındaki premium GROHE bataryalar gibi birinci sınıf donanımlar sayesinde de bir o kadar hayranlık uyandırıyor.

FİLLİ BOYA’DAN

YAZLIK MEKÂNLARA

KOZMİK DOKUNUŞ

Tasarımcı art direktör Derin Sarıyer ve modacı ve trendsetter Ümit Ünal, Filli Boya için hazırladıkları Coloration projesi özelinde 70 renk içerisinden yaz renklerini açıklıyor.

Yazın en güzel yanı dünyanın evrene açılan kapısı olan gökyüzünü en net şekilde görebilmemizdir. Yıldızlarla dolu gökyüzünden esinlenilen bu ışıklı, canlı tonlar bize rehberlik ediyor. Ümit Ünal seçtiği renkler ile ilgili: “Yazlık mekanlar bizim için denize veya güneye bakan salonlar, balkonlar, hatta sokaklardır. Işık alan odalar, canlı, parlak Kozmik renklerle tamamlıyor birbirini. Özellikle Pembe buğu, gri mavi,  kuvarz, ay taşı, kadet mavi bu yazın favori renkleri.” Yorumunda bulundu.

Panoptik renkler özelinde Derin Sarıyer; “Hayatın merkezi, nefes alıyor oluşumuzun kaynağı hem fiziksel hem de soyut anlamda Güneş’tir. Çok şey anlatır Güneş. Neşe, sevinç, iyimserlik ve canlılığı simgeler. Filli Boya’nın yeni renk kataloğu yazı derinlikli ve olumlu sinyaller veren sarı tonları karşılıyor. Sıcak ayları etkili bir biçimde simgeleyen sarılarla. Coloration renklerinin felsefesinde yer alan, dünyevilikten uzak, kozmik altyapısı olan yaklaşımı belki de en iyi betimleyen bu rengin tonları ile ilgili sunulan alternatifler, 2014 yazını bizlere çok güzel anlatıyor. Bu renklere Panoptik bakış açısıyla Terra Rosa ve Indigo renklerini de ekleyebiliriz.” Yorumunda bulundu.

SILVERLINE’DAN NARİN VE SESSİZ BUZDOLABI

Teknolojisi, estetiği ve fonksiyonelliği ile mutfaklarda ankastre kullanımına farklı bir boyut getiren Silverline Ankastre, buzdolabı modeli BZ 12015NF ile sessiz ve tasarruflu kullanım deneyimi yaşatıyor…

ÜSTÜN PERFORMANS VE SES KALİTESİ İÇİN

LOGITECH’TEN YENİ WIRELESS HOPARLÖR:

LOGITECH X300

Logitech, mobility ve performans için tasarladığı Logitech® X300 Mobile Wireless Stereo Speaker wireless hoparlörü tanıttı. Geniş ses sistemi için tasarlanan Logitech X300 Mobile Wireless Stereo Speaker, detaylandırılmış mid ve highları, net basları ile kullanıcılara üstün kalitede ses deneyimi sunuyor. Logitech X300 Mobile Wireless Stereo Speaker ile 30 adım uzaklıktaki Bluetooth® bağlantılı cihazınıza bağlanarak  dilediğiniz yerde üstün ses kalitesiyle müzik dinleme ve video izleme özgürlüğü yaşayabilirsiniz.

LOGITECH COLOR COLLECTION’DAN 

GÖZ KAMAŞTIRAN MOUSE’LAR

Mouse pazarında dünya lideri olan Logitech, en popüler üç mouse’u M325, M317 ve M187’yi   yeni tasarımları ve modern renkleriyle yorumladığı 6. Yıl Tasarım Koleksiyonu’nu teknoloji tutkunlarının beğenisine sundu.

Spor Yaparken Yardımcı Olan iPhone 5/5s Kılıf ve Kol Bandı

 

 

Spor yaparken akıllı telefonları üzerimizde taşımak rahatımızı bozuyor veya hareket kabiliyetimizi kısıtlayabiliyor. 149,9 TL  (KDV dahil) fiyat etiketiyle elmasepeti.com’un satışa sunduğu SwitchEasy MOVE iPhone 5/5s Pembe Kılıf ve Kol Bandı, hareket kabiliyetinizi düşürmeden, spor yapmanıza imkan tanıyor. Üstelik şık tasarımı ve yazın çoşkusunu taşıyan rengi ile stil sahibi kadınlara hitap ediyor.

SAMSUNG NX MINI: “WEFIE” TRENDİNİN EN İDDİALI OYUNCUSU

 

Samsung Electronics’in yeni fotoğraf makinesi NX mini ile “wefie” akımına kapılın. Beyaz, pembe, nane yeşili, kahverengi ve siyah olmak üzere 4 farklı renk seçeneğine sahip NX mini, 180 derece döndürülebilir dokunmatik ekranı ile son dönemin “wefie” akımına en iyi şekilde uyum sağlıyor. Dünyanın en ince ve en hafif değiştirilebilir lensli fotoğraf makinesi* olan NX mini; 999 TL (9 mm lens ile) ve  1.149 TL (9-27 mm lens ile) tavsiye edilen son kullanıcı satış fiyatları ile tüketiciye sunuluyor.

BOSCH

Yazın Bunaltan Sıcaklarına Tasarruflu Ve Incecik Çözüm; Bosch Slim İnverter Klima

Bosch Slim İnverter klimalar, sadece 15 cm’lik inceliği ve kompakt boyutları ile her mekana kolayca sığıyor; bulunduğu ortama renkli, şık ve dekoratif bir hava katıyor. A enerji sınıfı Bosch klimalardan bile yüzde 35 daha az enerji tüketmesini sağlayan eşsiz İnverter Teknolojisi sayesinde aile bütçesine de çevreye de katkı sağlıyor.

 

UĞUR DERİN DONDURUCU

SICAK HAVALARA AKILLI ÇÖZÜM:USMART

60 yıllık deneyimi ile soğutma sektörünün lider markası Uğur Soğutma’nın son teknoloji akıllı klima serisi USMART’ın Türkiye genelinde satışlarına başlandı.

 

İki renkli şık tasarımı, estetik çizgileri ile USMART,  2014’te yürürlüğe giren ErP yönetmeliğine uygun, 6,5 SEER değeriyle A++ sınıfı soğutma performansıyla sınıfının en yüksek enerji verimli teknolojisi ile dikkat çekiyor.

SUR ÇELİK KAPI

Renkli kapı trendini başlatan Sur Çelik Kapı, şimdi de sizin kapınızı istediğiniz renkte tasarlıyor.

Çelik kapı sektörünün öncü markası Sur, Woodlam serisi ile kapılara sıradışı renkler getiriyor. Woodlam ile kapınız dilediğiniz renge sahip olurken,  renklerin neşesi ve büyüsü kapınıza yansıyor. Yenilikçi tasarımlarıyla evinize değer katan Sur Çelik Kapı, sıradışı tasarım ve güvenliğin bir arada sunulduğu Woodlam ile tarzınızı kapınıza yansıtma imkanı sunuyor. Woodlam serisi rustik kırmızı, lacivert, fuşya, yeşil ve turuncu renkleriyle dikkat çekiyor.

Polisan

Wood & Wood Serisi ile

Bahçeler Çoook Çekici

Güzel havaların gelmesiyle birlikte bahçe ve teraslarda da hazırlıklar başladı. Şehrin kalabalığından uzak, yorgunluğu keyfe dönüştürecek bahçeler, Polisan’ın doğa örtüsündeki doğal ağaç gövdesi renklerine uyum sağlayan Wood and Wood Anti Aging Ahşap Koruyucusu ile gözlerinizi de şenlendirecek.

Xbox One 5

Eylül’de Türkiye’de!

Microsoft, ABD’nin Los Angeles şehrinde gerçekleştirilen Electronic Entertainment Expo (E3) fuarında Xbox One’ın bu yıl Türkiye dahil 29 ülkede satışa sunulacağını açıkladı. Konsolun Türkiye’de satışa sunulacağı tarih 5 Eylül olarak belirlendi.

 

Microsoft, ABD’nin Los Angeles şehrinde gerçekleştirilen E3 fuarında Xbox One’ın 29 ülkedeki çıkış tarihini ve önümüzdeki dönemde gelecek oyunlara dair detayları paylaştı. Konsol Türkiye’de 5 Eylül’den itibaren Türkçe arayüzle piyasaya sürülecek.

Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı İpek Baykurt, “Oyun konsolunun ötesine geçerek kapsamlı ev eğlencesinin merkezinde yer alacak bu ürünü Türkiye’deki tüketicilerle buluşturacak olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Türkiye, Xbox One’ın bu yıl içinde piyasaya sürüleceği 29 ülke arasında ilk sıralarda yer alıyor. Tamamen Türkçe arayüzle piyasaya sürülecek olan Xbox One’ı, Microsoft’un sunduğu ürün ve hizmetler eşliğinde Türkiye’de tüketicilere sınırsız eğlencenin kapılarını açan bir platform halinde sunacağız” dedi.

 

 

 

dfot

Galeri Zilberman

Galeri Zilberman 2008 yılında kuruldu. Amacı, hem çağdaş Türk sanatçılarına uluslararası alanda destek vermek, hem de yabancı sanatçıları yerli sanat çevresine tanıtmaktır. Galeri Zilberman her sene iki galerisinde toplam 10 ila 12 arası sergiye ev sahipliği yapmaktadır. Galeriler, art deco mimarisinin İstanbul’daki en ünlü örneklerinden biri olan, 1910 yılında Ermeni asıllı Osmanlı mimar Hovsep Aznavur tarafından tasarlanan Mısır Apartmanı’nın iki ayrı katında yer almaktadır.

Galeri Zilberman Türkiye’nin pek çok köklü sanatçısını temsil etmektedir. Mecralarının sınırlarını zorlayan Ahmet Elhan ve Azade Köker, veteran sanatçı ve eleştirmen İpek Duben ve Türk performans sanatının en öncü isimlerinden Şükran Moral’ın yanısıra galeri, yeni kuşak Türk sanatçılarıyla da çalışmaktadır.

 

Galeri Zilberman’ın kuruluş hikayesini, sanata bakışını ve güncel sergilerini galeri direktörü sayın Moiz Zilberman anlattı. Şu anda galeride Kay Rosen ve Burçak Bingöl eserleri sergileniyor.

 

Galeri aynı zamanda uluslararası sanat fuarlarında da güçlü bir konuma sahiptir; koleksiyonerler, kuratörler ve kültürel düşünürlerle yakın ilişkiler kurup galeri sanatçılarına yeni imkanlar yaratmaktadır.

 

Ticari bir galerinin aynı zamanda eğitim ve izleyici kitlesi geliştirme konusunda sosyal sorumluluk alması gerektiğinin bilinciyle Galeri Zilberman, düzenli olarak sanatçı sohbetleri, konferanslar, kitap tanıtımları ve yuvarlak masa toplantıları düzenlemektedir. Bu organizasyonlarla ilgili daha geniş bilgiye www.kat1.org adresinden ulaşılabilir.

 

Galeri Zilberman, Burçak Bingöl’ün yeni çalısmalarından olusan sergisini sunmaktan mutluluk duyar. Sergi 9 Mayıs Cuma günü Mısır Apartmanı’nda açılıyor.

Sanatçının Galeri Zilberman’daki bu ikinci solo sergisi, adını, Recaizade Mahmut Ekrem’in “Araba Sevdası” isimli klasik romanından alıyor. 1896’da yazılan bu roman, tipik bir ask hikayesinden farklı olarak; Türkiye’nin, Batı’daki sınıf, adap ve modernlik olgularındaki konumuna olan tutkusunu hikayelestirerek, Batı’yla aynı düzeyde olabilme arzusuna ayna tutuyor. Yazar, mizahi, yer yer de alaycı bir üslupla, modern Türk’ün zihin karmasasını okuyucuya aktarıyor.

 

 

Galeri aynı zamanda dünyanın her tarafındaki sanat emekçilerine açık, 10.000 Euro ödüllü yıllık araştırma bursu Zed Grant’a da destek vermektedir. Bu ödül, her sene değişen ve galeriyle ilişkisi olmayan sanat uzmanlarından oluşan bir jüri tarafından verilmektedir. Bu seneki jüri Irit Rogoff, Bassam El Baroni ve Gerard Byrne’den oluşmaktaydı. Bu konuda ayrıntılı bilgiye www.zedgrant.org adresinden ulaşılabilir.

 

Galeri Zilberman, Amerikalı sanatçı Kay Rosen’ın tek kisilik sergisini sunmaktan mutluluk duyar. Sanatçının Istanbul’daki ilk tek kisilik sergisi, yeni desen, resim ve mekana özgü bir duvar resminden olusmakta. Açılısı 9 Mayıs Cuma

günü saat 18.00 – 21.00 arasında gerçeklesecek olan sergi, 26 Temmuz 2014’e kadar devam edecektir. Kay Rosen, 30 yılı askın bir süredir, dilin güvenilmez dogasına odaklanmakta. Rosen’ın sanatı, görselin nasıl bir algı ve yeniden idrak

etme ile benimsendigine deginir ama aslında bunun ötesine gitmektedir: dilin sergiledigi mekanizmaları bir iletisim sistemi olarak

arastırmakta ve yeniden sekillenen, sunulan, yürürlüge konan sıradan kelimeler ve anlatım tarzları ile dilin özünü bozmaktadır.

 

 

 

 

Kültürler arasında yoğrulmuş bir Halı markası
MunaHome
dfot
Halı ve kilimler yumuşak, renkli ve kendine özgü hali,  çoğu zamanda sanat ve zanaat arası duruşuyla  mekanlarımıza estetik katan dekorasyon elementleri. Üzerinde konuşulacak, hoşça zaman geçirilecek ortamlar yaratırken, zamansız ve yöresel kimlikleri ile yaratıcılığa en açık dekoratif ürünler arasında yerlerini alırlar. Düğüm ve dokumasına, desen ve rengine, tekniğine göre dünya kültürlerinde ayrı bir konuma sahiptirler. Tüm bu zenginliğe ve çeşitliliğe duyulan derin saygının verdiği motivasyon ile kurulmuş Muna Home markası. Çağdaş yaşam alanları için zengin çeşit yelpazesinde üreterek dünyanın çeşitli noktalarındaki özel tasarlanmış mekanlara eklektik bir tarz kazardırmayı bu hoş trendin önde gelen marka destekçilerinden olmayı amaçlıyorlar.

Marka, Yasemin ve Gianluca Cicu çifti tarafından 2010 senesinde Barcelona’ da yaratılmış. Gianluca, Sardunya adasında yetişmiş sıcak bir Akdenizli. Yasemin ise ailesinin Abhaz geçmişi ile kültürler arasında yoğrulmuş, dünya kültürüne derin merak duyan bir girişimci. Designmixer’ ın yolu ise 2012 yılında kendileri ile aynı vizyonla kesişti. Muna Home bloğunu yazarken, ilham alınan birçok  yaratıcı kültür sentezlerinden halı koleksiyonu oluşur ve kısa zamanda çalışmaları hayata geçer.

Muna Home’ un koleksiyon çalışmasında %100 Yeni Zelanda yünü el dokuması halılardan, antik Türk kilimlerine, Anadolu’ da çeşitli teknikler ile üretilmiş halılardan, kuzu ve hayvan postlarına doğal /natura adlı koleksiyon temalarına yer verirken, parlak ve yumuşak, ipeksi dokunuşa sahip viskon halılarından Anadolu’ nun yöresel desenlerini edilmiş hallerine kadar birçok çeşit mevcut. Çağdaş mekanlar için eski çalışmaları yeniden yorumluyoruz. Fas ve Anadolu topraklarında ortaya çıkmış üretim tekniklere yüzyıllar öncesine dayanan Tulu halılarından yola çıkarak da yün grubunda ayrı bir grup oluşturuluyor.

Bohem ve eklektik tarzın vazgeçilmez desenleri Orta Asya ikat desenlerine de ise yepyeni teknikler ile Muna Home koleksiyonunda yeniden hayat veriliyor.

Bölgesel geleneksel dokumaların farklı baskı teknikleri ve desenler ile çeşitlendiriyor. Sıcak ve natürel renklerden, mavinin indigo tonlarına, siyah, gri ve beyazın grafik kalitesindeki modern çizgilere sahip çağdaş 3 boyutlu halılara kadar farklı gruplarda ürünler tasarlanıyor.  Modernizmi ve tarihi, geleneksel ve çağdaş üretim tekniklerinin bir harmanlayarak  çeşit çeşit, ürünler yaratılıyor. Mekana özel, renkleri, malzemesi, ölçüleri projeye göre tasarlanmış ürünler ise Muna Home çatısı altında üretilen halılara büyük bir çeşitlilik kazandırıyor.

Dokunun hayatımızda görsellik kadar önem taşıdığı mekanlarda trendlerin sadece ufak dokunuşlar ile farklılık yaratması olası. Halının ve kilimin ise trendler ne olursa olsun üzerine işlenmiş, çoğu sembolleşen desenleri ile beraber insanlık tarihi boyunca yaşayacağı, yaşam alanları her ne tarzda olur ise olsun onların duyusal kalitelerini artırıcı dekoratif elementler olarak kalacağı kesin. Bu bağlamda Muna Home’ un vizyonu ile keşfedilecek koca bir dünya ve yaratılacak bir çok ürün var bizce. Siz ne dersiniz?

dfot

 

Büyükada Dosyası

Bahar ve yaz aylarının vazgeçilmez mekanları arasında yer alan Büyükada’da mimozaların, renk renk çiçeklerin açtığı sokaklarda, tarihi köşkler arasında, fayton veya bisiklet ile dolaştığınızda kendinizi İstanbul’dan çok uzaklarda bir sayfiye şehrinde sanmanız çok olası. Oysa neredeyse İstanbul’un Bostancıyla başlayan kıyı şeridine sadece 30 dakika mesafedesiniz.

İnanması gerçekten zor. Yerleşime açık Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada, Sedef Adası İstanbul’dan yapılan gemi seferleri ile yıl boyu ziyaretçilerini ağırlıyor. Ama elbette en büyük ilgi bahar ve yaz aylarında yaşanıyor.

 

Büyükada’nın özellikle günü birlik ziyareçisi çok fazla, bunun yanı sıra kısa süreli konaklamalar için de çok cazip alternatif oluşturuyor meraklılarına. Ada halkı genel olarak ikiye ayrılıyor: birincisi yaz kış burada oturan yerli halk, ikincisi özellikle bahar ve yaz aylarında burada yerleşik hayatı tercih eden İstanbullular, Çoğu en az iki kuşaktır bu geleneği sürdürdüğü gibi aralarında adalı olmayı kısa süre evvel tercih etmiş İstanbullular  da yok sayılmayacak kadar çok.

Büyükada’nın en yüksek tepesi Aya Yorgi Kilisesi’nin bulunduğu Yüce Tepe, özellikle yılın belirli günleri ayrıca ziyateçilerin akınına uğruyor.  Adak dileyip dilek tutanların isteklerinin yerine geldiği inancıyla ziyaretçiler, manastıra yıllardır olduğu gibi, yalın ayak tırmanıyor. Ulaşımın genel olarak faytonla sağlandığı adada, ada sakinlerinin ve ziyaretçilerin en çok kullandığı bir diğer taşıt ise bisiklet. Biz Bast Home ekibi olarak, atların mevcut yaşam kalitelerinin gözönünde bulundurularak alternatif çevre dostu ulaşım araçlarının Adalarda hızla yaygınlaşmasını canı gönülden diliyoruz.

2 bin yıllık tarihi ve Bizans, Osmanlı, Türk ve batı kültürlerinin sentezi, yaklaşık 900 adet tarihi eser köşkü, dinsel yapıları, çam ormanları ile süslü Büyükada da yapılacak gezilerde, görülecek birçok yer mevcut. Bunu hemen belirtelim.

 

Yemyeşil, birçoğu bakımlı bahçeleri içinde görkemli köşkler, konakların yanı sıra Yörükali Plajı, Dilburnu Piknik Alanı, Aşıklar Yolu, Lunapark ve Viranbağ Gazinosu, Yücetepe Aya Yorgi Manastırı ve Kilisesi, Avrupa’nın en büyük ahşap yapısı eski Prinkipo Palas olan Rum Yetimhanesi, yazar Reşat Nuri Güntekin’in yaşadığı ev, Troçki Evi, Fabiato Köşkü Büyükada Kültür Evi, Sultan 2. Abdülhamid tarafından yapılmış olan Hamidiye Camisi, Hristos (Metamorfosis) Manastırı ve Kilisesi ve Aya Nikola Manastır ve Kilisesi, Aya Dimitri Kilisesi, Panayia Kilisesi, San Pacificio Latin Kilisesi, Aya Todori Şapeli Surp Asdvadzadzin Kilisesi, Hesed Le Avraam Sinagogu, Aya Fotini, Aya Paraskevi, Aya Konstantin, Aya Yorgi Ayazmaları, görülebilecek yerler arasında bulunuyor.

 

dfoit_mayis

 

YILDIZ SARAYI

Türk Osmanlı saray mimarisinin son örneği olan Yıldız Sarayı, Beşiktaş semtinin Yıldız tepesinde yer alır. Kanuni Sultan Süleyman döneminden (1520-1566) itibaren padişahlar tarafindan av sahası olarak kullanılan ve Hazine-i Hassa’ya kayıtlı bu araziye ilk kasrı Sultan I. Ahmed yaptırmıştır.
18. yy sonunda Sultan III. Selim, validesi Mihrişah Sultan için Yıldız Kasrı’nı, babası için de bir çeşme yaptırmıştır. Genellikle yaz aylarında Yıldız Köşkü’nde oturan Sultan Abdülaziz ise Büyük Mabeyn Köşkü’nü inşa ettirmiş, daha sonra dış bahçeye Malta ve Çadır Köşklerini, asıl kısmına da Çit Kasrı’nı eklemiştir.Sarayda asıl yapılaşma Sultan II. Abdülhamid döneminde (1876-1909) başlamış ve buraya Yıldız Saray-ı Hümayunu adı verilmiştir.
Bu dönemde saray, padişahın özel yaşamına ait mekanlarla birlikte, resmi görevlilere tahsis edilen binaları, tamirhane, marangozhane gibi atölyeleri ve tiyatro, müze, kitaplık gibi kültür ve sanat yapılarını da kapsamaktadır. Saray, Hasbahçe adıyla bilinen, doğal nehir görünümünde bir de havuzu bulunan iç bahçeye sahiptir. Bu bahçenin değişik yerlerinde birbirinden bağımsız olarak inşa edilmiş küçük dinlenme köşkleri bulunmaktadır.
Sultan Vahdettin’den sonra bir süre boş kalan saray binaları, 1924 yılında Erkan-ı Harbiye Mektebi’ne tahsis edilmiştir. 1946 yılında Harp Akademileri’ne bırakılan saray, 1978 yılında Kültür Bakanlığına devredilmiş, “Yıldız Sarayı Müzesi Müdürlüğü” adıyla 1993 yılından itibaren müzeleştirilmeye başlanmıştır.
dfoit_mayis