Evrim yenier

Yüzeyselliğe Son!

Yüzeyselliğe Son! Estetik, kültürel, ahlaki, mesleki, politik, ilişkiler düzeyinde bir çok seviyesi var günümüzde yüzeyselliğin. Renk renk cazip ambalajlarla önümüze düşebiliyor günün her saatinde. Formları ve normları farklı olsa da derinliği olmayan, şekilci, resimde iyi ...

Editörden | Gerçeklik

Editörden / Gerçeklik Hayat kafamızı kaldırmaya fırsat vermeyecek kadar hızlı akıyor; kabul. Sistem, zaten kafasını kaldıranların kafalarının itinayla ezilip diğerlerine kötü örnek olmalarını engelleyecek şekilde kurgulanmış, bunda da hepimiz hemfikiriz. Mecburen yan yana olan insanlara ...

Editörden | Kabuklarınızdan Kurtulun

Editörden / Kabuklarınızdan Kurtulun “Evinizi rahatlatın”, “hayatınızı basitleştirin”, “anı yaşayın” “küçük mutluluklar biriktirin”, “fakında olun” bunları sürekli duyuyoruz ya da söylüyoruz aslında. Yine de hazır aylardan Ağustos olmuşken, hayat biraz da olsa yavaşlamışken, belki daha ...

Editörden : Babama Açık Mektup

Babama Açık Mektup Bilen bilir, özel hayattan bahsetmekten, sevdiğim insanlara başkalarının önünde abartılı sevgi gösterileri yapmaktan pek haz etmem. Sosyal medyadaki çok özel paylaşımları da biraz zorlama ve sahte bulurum çoğu zaman. Şimdi, “bu cümleleri kuran kadın, neden bu ...

Editörden

Bağdat’ın Diyarlığı Tartışılabilir Ama Ana Gibi Yar Olmaz

Kesin bilgidir, paylaşalım.

Bir kadın olarak, öyle doğuştan sahip olduğumuz fiziksel özelliklerden ötürü sürekli, takdir edilip, minnet duyulmamız gerektiğini savunan biri  değilim. Öncelikle bu konuda netleşelim. Ama annelik, üstüne üstlük bir de iyi annelik, insanın üzerine alacağı en zorlu görev.

Sırf doğurarak da  iyi bir anne olunamıyor ne yazık ki. Bunun yüzlerce örneğini vermek mümkün. Anne olmanın sürekli yetersizlik hissi, bitmek tükenmek bilmeyen bir fedakarlık, acınası bir sadakat, adeta gönüllü bir kölelik olduğunu düşünürüm çoğu zaman.  Peki kim iyi anne diye de sormayın. İyi anne tanımının da altını dolduracak bilgeliğe erişemedim henüz hayatta. Tek bildiğim “iyi” bir anneniz varsa asla sırtınızın yere gelmeyeceği, karanlıkta asla kaybolmayacağınız, kendinizi asla başarısız ve sıradan hissetmeyeceğiniz. İyi bir anne yaşı ne olursa olsun, çocuğunun sırtına takılmış ipekten kanatlardır diye düşünüyorum. Dünya sizi değersiz olduğunuza inandırmak için elbirliği yapsa da, kara bulutlar peşinizi bırakmasa da fark etmez. O kanatlar sizi yükseltiverir en güvenli bölgeye.

Ben ileri gidip iyi babalığı bile iyi anneliğe bağlıyorum üstelik. “İyi bir annesi” olan erkek çocukları ve/veya iyi bir anneyle evli erkekler sadece iyi baba olabilirler diye bir tezim var. Amacım erkekleri edilgen kılmak da değil, daha derin ve içsel bir şey vurgulamak istiyorum. Neyse belki bu konuya da babalar gününde gireriz.

Sevgiyle kalın.

Evrim Yenier

Her İşin Başı “Yapmak”

Son dönemde “her şeyin doğrusunu ben bilirim” durumu çevremde çok yaygın bir hastalık oldu ve ben de bundan çok sıkılır oldum. Herkes, herkesin “neyi, nasıl, ne zaman” yapması gerektiği konusunda müthiş yaratıcı ve özgüvenli. Araba mı aldın ? Senin için en akıllıca seçenek, hatta daha fenası, “tek” akıllıca seçeneği ben biliyorum. Bir yerde mi yedin? Bir yere mi gittin? Niye öbür yere gidip, öbür türlü yapmadın ki? Dur bak doğrusunu ben sana göstereyim. Zamanında Mazhar Alanson ne güzel söylemiş:

Peki peki anladık, sen neymişsin be abi !

Gittiğimiz her restoran, her mekan, her ofis yanlış yönetiliyor. Herkes “bu tarz benim” iddiasında ! Herkes neyin nasıl yapılacağını en iyi biliyor. Hele sosyal medyada ahkam kesmek en tadına doyulmaz

olanı. En devrimcisi, en gezgini, en gurmesi, en şıkı hatta daha da ileri gidersek en mutlusu hep orada. Emek verip yapana saygım var, ama yarım yamalak yaşanmışlıklarla uzman kesileni, fabrika ayarlarına geri döndürmek geliyor içimden. Tabii ki üniversitesinde okumak da gerekmiyor bir konuda fikir sahibi olmak için, onu da kabul ederim ama bir “yap” önce bir kere dene bari kardeşim. Emek ver, biraz burnun sürtsün, steril ortamından bir çık. Yapmadan, emek vermeden üstün körü, yarım yamalak, duyduklarından esinlenerek ortalığa düşme. Ha bir de zaten ortalığa düşme! Sen “doğrusunu” biliyorsan da atlama her şeye. Herkes kendi “yapsın”, kendi deneyimlesin, kendi doğrusunu bulsun. Özetle her işin başı “yapmak”, çok biliyorsanız “yapın” kurtulun. Millet de kurtulsun, siz  de…

Evrim Yenier