Editörden | Kabuklarınızdan Kurtulun

Editörden / Kabuklarınızdan Kurtulun

“Evinizi rahatlatın”, “hayatınızı basitleştirin”, “anı yaşayın” “küçük mutluluklar biriktirin”, “fakında olun” bunları sürekli duyuyoruz ya da söylüyoruz aslında. Yine de hazır aylardan Ağustos olmuşken, hayat biraz da olsa yavaşlamışken, belki daha kolay içselleştiririz bu lafları dedim. Hayatta ayaklarımızın üstünde durmayı öğrendik. Daha iyi evlerimiz oldu, daha güzel arabalarımız, bize bir sürü güç sağlayan işlerimiz. Çocuklar iyi bir okulda, bakıcıları, ipadleri, piyano dersleri, yaz okulları hepsi tamam. Eşimiz ve ailemiz bizden gurur duyuyor. Havalı mekanlarda, şık tatillerde etrafımız hep kalabalık. Peki, hiç düşündük mü, kaç gerçek dostumuz var, başımıza gelen iyi ya da kötü durumlara somut tepkiler verecek? Kaç evde tv açılmadan keyifli sohbet edilebiliyor?  Bize kötü bir şey olsa, yanımızda kim bekler? Tamam, bu birkaç kur sonranın konusu geri alıyorum. Daha yavaş ilerleyelim; bakıcısı mı daha çok zaman geçiriyor çocuğumuzla yoksa biz mi? Evdeki şahane mobilyalarımızın üzerinde ne kadar zaman geçirebiliyoruz? Bu kadar iyi hissediyoruz da, niye hala Pazartesi sendromu diye bir şey var? Yok, girmeyelim o konulara da, en iyisi siz yine bir yer bildirimi yapın güzel havalı bir anınızda, fabrika ayarlarımıza geri dönelim.

 

Kabuklar diyordum…

 

Evrim Yenier