cafe

Duvar Kağıtları

Her Dönem Dekorasyonun Vazgeçilmezleri

Duvar kağıdı rahat, huzurlu, konforlu ortamlar oluşturmak, sanat ve güzelliği birleştirmek açısından her geçen gün önemini arttırmaktadır. Duvar kağıdı seçimi yapmak aslında çok basit bir işlem gibi dursa da, ev dekorasyonu kısmında en çok zorlayacak uygulamalardan biridir. Duvar kağıtları ile ilk tanıştığımız yıllarda zenginliğin yansıması anlamına gelen bu malzeme genellikle altın varak baskılı ve klasik desenli olarak üretilir ve uygulanırdı. Şimdilerde teknolojinin hızı ile yapılan modeller çok şık, modern çizgi ve tasarımlar ile mekanlarımızı süslemekteler. Duvar kağıdı mekan dizaynında baş sırada yerini alırken, doğadan ilham alanlar başta olmak üzere çeşitli tasarımlar sayesinde ortamlar aydınlık  ve huzurlu bir özelliğe sahip olacaktır. Her geçen gün duvar kağıdı modelleri oldukça renkli ve bol desenli farklı ilginç tasarımlarla hayatımızda yer edinmekteler. Dikkat çekici çiçek, dal, ağaç, kuş desenlerin yanında, geometrik desenler ve özellikle üç boyutlu çizimler oldukça fazla yer almaktadırlar.

Renk uyumunu mekandaki diğer tekstil ürünleri ile değerlendirmek de çok önem kazanmaktadır. Duvar kağıdı seçerken oturma odası ve mutfakta sıcak renkler kullanmak yerine pastel renklere yönelmek ,güneş gören mekanlarda ise güneşi kıran renkler yani mor, mavi yada kahve ve bej tonlarını seçmek tavsiye edebileceğimiz ince detaylardır.

Son yıllarda mutfaklarda duvar kağıdı kullanımı artış göstermektedir. Modern mutfak tasarımlarında birbirinden renkli ve canlı desenlerle duvar kağıdı uygulamaları mutfaklara ayrı bir hava katmaktadır. Neme ve suya dayanıklı seçenekleri ile duvar kağıdı uygulamaları mutfakları renklendirirken, ferah ve hareketli bir görünüm sağlamaktadır. Özellikle mutfak kullanımlarında

silinebilir özellikte olmalarına dikkat edilmesi gerekmektedir. Ev, ofis, otel, cafe  hatta hastane gibi ortak kullanıma açık mekanlarda tv arkasında özellikle dikkat çekici bir uygulama olarak duvar kağıtları ön plana çıkmaktadır. Özellikle doğal taş kaplama yapmanın uzun sürmesi ve maliyetli olması sebebiyle bu alanlarda taş desenli duvar kağıtları tercih edilmektedir.

Çocuk odası dekorasyonlarında duvar dekorasyonları odaya canlılık katan ayrıntılar arasında yer almaktadır. Son derece sade dekore edilmiş bir çocuk odası duvar kağıdı seçimi ile bambaşka görünümlere kavuşabilir. Animasyonlu, üç boyutlu, renkli çizgili duvar kağıdı seçimleri ile çocuk odalarına yeni bir tasarım kazandırılabilir. Animasyonlu duvar kağıtlarını 0-6 yaş grubu çocuk odalarında kullanmak gayet akıllıca bir seçim olacaktır.

Banyo ve tuvaletlerin duvarlarında renk renk, çeşit çeşit, desen desen duvar kağıtları kullanarak birbirinden şık, kullanışlı ve sevimli banyolar elde edilebilir. Banyolarda sadece fayans döşemeleri ile sınırlı kalmak istenmiyorsa, daha fazla seçenek ve daha fazla renk isteniyorsa duvar kağıdı fikrini düşünülebilir. Şık ve ıslak mekana uyumlu duvar kağıdı modelleri ile banyolar evin diğer odaları kadar hoş görünecektir. Duvar kağıdına uygun olarak kullanılacak ayna ve apliklerle banyoların şıklığına şıklık katılabilir.

Eğer tekdüze bir ofis dekorasyonu istenmiyor, ofisin dekorasyonu özel bir boyuta taşımak isteniyorsa, yapabileceklerin en başında duvar kağıtlarını kullanmak gelir.

Kişiliğin, zevklerin ve tarzın  yansıtılmasının en doğru yollarından biri olan duvar kağıdı, bulunduğu ortama anlam, derinlik ve kalite katar. Uzun zamandır ev ve villa dekorasyonlarında sıkça kendine yer bulan duvar kağıtları, bir süredir ofislerin ve ofis dekorasyonlarının da gözde parçası haline gelmiştir. Tarzı ya da dönemi ne olursa olsun hemen hemen her dekorasyon stilinde kolaylıkla uygulanabilen duvar kağıtları doğru kullanıldığı takdirde ofiste son derece sıradışı ve klas bir atmosfere ulaşılabilir.

 

Gülen Yalçınkaya Özelçi

Modern İlham Perileri / Akasya AVM

Türkiye’nin ve dünyanın en tanınmış ve en beğenilen markalarını misafirleriyle buluşturan “Akasya Acıbadem Yeni Nesil Yaşam Kompleksi” keyifli alışveriş deneyimi, zengin sosyal yaşam seçenekleri, 10 dönümlük parkı, Metro, Metrobüs ve Marmaray’a ulaşım kolaylığı ile hem Anadolu Yakası’nın, hem de İstanbul’un en iddialı projesi.

Akasya Acıbadem, cadde alışverişini sevenler için Bağdat Caddesi’nden esinlenilen geniş, ferah ve gün ışığı alan koridorları, 10 dönüm Akasya Parkı, İstanbul’un en büyük ve en son teknolojiyle donatılmış sinema salonuyla İstanbul’lunun hizmetinde.

Akasya Acıbadem, 80 bin metrekarelik kiralanabilir alana sahip. Kompleks, Türkiye’nin lider markalarını bir araya getirirken aynı zamanda dünyanın en ünlü markalarını da ilk kez Türk perakende sektörüyle tanıştırıyor.

Akasya Acıbadem; hazır giyim, sağlık, güzellik, kozmetik, ayakkabı, çanta, aksesuar, ev dekorasyonu, cafe, restoran, hipermarket gibi zengin ve kendi sektörünün lider markalarıyla birçok yeniliğe ev sahipliği yapıyor.

Dünyanın 1 numaralı çocuk cumhuriyeti KidZania Akasya Acıbadem ‘de. Dünyanın bir çok ülkesinde yer alan ve çocuklara eğlenirken öğrenme imkanı sunan “Edutainment” konseptinin dünyadaki yaratıcısı, dünyanın en büyük çocuk “eğitim ve eğlence” markası olmayı başarmış KidZania, Akasya Acıbadem içerisinde 10 bin metrekare alanda 4-14 yaş arası çocuk misafirlerini ağırlıyor.

Çocuklar KidZania’da yer alan 60’tan fazla aktivite alanında, kendi becerilerine ve ilgi alanlarına yanıt verecek farklı düzeylerde 90’dan fazla rol üstlenme imkanına sahip oluyor ve diledikleri mesleği seçebiliyor. İstediği mesleği seçen çocuklar, bu konuda bilgilendiriliyor ve gerçek bir üniforma giyip işbaşı yapıyor.

IKSV ile Akasya’da Daha Çok Sanat… Uluslararası arenada söz sahibi sanatçılar, Türkiye müzik sahnesinin hem genç hem en deneyimli ekipleri İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın danışmanlığında düzenlenen klasik müzik, caz dinletileri ve konserler ile Akasya Acıbadem’de müzikseverlerle buluşuyor. Akasya Acıbadem , planlanan etkinlikler, sergiler, farklı gösteriler ile misafirlerine alışverişin dışında, nefesli ve keyifli çok özel bir yaşam alanı ve yeni deneyim fırsatları sunacak.

Akasya’nın sinema salonları teknolojik gelişmeler doğrultusunda modern ve konforlu bir çizgide dizayn edildi. Alışveriş merkezi konseptine paralel ve kendilerine özgü bir tasarımı olan sinema alanında biri İstanbul’un en son teknoloiji ile donatılmış en büyük perdeye sahip LG IMAX salonu olmak üzere toplam 15 adet sinema salonu sinema severleri Akasya’ya bekliyor.

Ödüllü Proje

Projenin Akasya Rezidans bölümü daha tamamlanmadan The European Property Awards 2012’de “En İyi Yüksek Bina Mimarisi” kategorisinde “Avrupa’nın En Başarılı Projesi” ödülünün sahibi oldu. Proje ayrıca Koru ve Göl parselleriyle, başka değerli bir yarışmada, MIPIM Awards 2013 kapsamında, dünya klasmanında “Best Residential Development” finalisti oldu ve finale kalan tüm projelerin yer aldığı ve 50 bin kişinin oy kullandığı “People’s Choice Awards” kategorisinde yapılan halk oylamaları sonucu, 32 proje arasından birinci seçildi.

dfot

Antalya Kemer mevkiinde bulunan Orange County Resort Otel,  Kemer’e 250m yakınlıkta, Antalya havalimanına da 60 km uzaklıkta yer alıyor. Kemer’e girişte solunuzda yer alan otel, farklı mimarisiyle daha dışarıdan sizi cezbediyor.  “Kemer’de küçük Amsterdam” sloganı ile 2005 yılı Mayıs ayında  hizmet vermeye başlayan ORANGE COUNTY Resort Otel, giriş kapısında misafirlerini Dom Meydanındaki Özgürlük anıtı ile karşılıyor. Projenin mimarı Birol Gültekin, Amsterdam mimarisini büyük bir ustalıkla hayata geçirmiş.

 

Girişte, seyahatlerin başladığı ve bittiği tren istasyonlarından biri olan Amsterdam Merkez Tren İstasyonu misafirlerini karşılıyor. Bu tren istasyonun en büyük özelliği dış yüzeyinde bulunan Hollanda’ nın çeşitli eyaletlerine ait bayrakların , Hollanda Kraliyet Ailesi armalarının, rüzgar güllerinin ve saat kulelerinin Güzel Sanat Fakültesi öğretmenleri ve ödüllü bir heykeltıraş tarafından aslına uygun olarak elle yapılması olmuş. İç kısımda bulunan kemerler ve tavan işlemeleri el yapımı olup Amsterdam Merkez Tren İstasyonunu ile birebir aynı yapılmış. Resepsiyondan verilen birinci sınıf gidiş-dönüş tren bileti şeklinde tasarlanmış oda kartı ile önce ana binaya giriyorsunuz.  Her bir kat bir Hollanda şehrini ve bu katların her bir koridoru bu şehrin bir sokağını temsil eder şekilde isimlendirilmiş.

 

Orjinal Amsterdam sokaklarındaki cafe, pub, fast food ve restoranlarında karşılaşabileceğiniz yaşam tarzı otele aynı şekilde yansıtılmış. Orange County, mimari temasıyla, yaşam temasını birbiriyle örtüştürebilen tek otel olarak Kemer’de haklı bir unvana sahip. Kapalı mekânlarda 16. yüzyıl Hollanda temalı duvar kâğıtları, seramikler, klasik ahşap kaplamalar kullanılmış, mobilya seçimlerinde ise sokak cafe kültürüne uygun olmaları tercih edilmiş. Özellikle Grand Cafe ve Bulldog Coffeeshop’ta adeta Amsterdam ile özdeşleşmiş Hollanda kültürünün yansımalarını açıkça görülüyor.

Neredeyse bir açık hava müzesi gibi Hollanda kültürünü yansıtan otel binaları Hollanda’ da ‘Kanal boyu (evleri) mimarisi’ diye adlandırılan mimari yapı temel alınarak yapılmış. Bazı binalar orijinali korunarak tekrar inşa edilmiş. Özellikle Grand Cafe’nin bulunduğu bina müze-tiyatro binası olarak halen kullanılmaktadır. Eskiden bir sanatçının evi olan bu bina üzerinde yenileme tarihinin bulunduğu tabeladan başlayarak, her detay kullanılmış. Volendam evleri ile 1800’lü yılların mimarisini yansıtan Amsterdam evlerini birbirinden ayıran havuz, kanal şeklinde tasarlanmış. Havuzun taban mozaiklerinde evlerin siluetleri resmedilmiş.

Günün 24 saati açık olan Lé Classe bar, resepsiyonun hemen karşısında bulunuyor. Barın yanından dış terasa açılan kapıdan geçtiğinizde ise hareketli bir Amsterdam Caddesi sizi karşılıyor. Caddeye çıkarken göreceğiniz yağlıboya resim ‘Night Watch’ (Gece Devriyesi)  17.yüzyılın ünlü Hollandalı ressamlarından Van Rijn Rembrant’a ait. Ressamın 1642’de ışık ve gölgenin büyüleyici dansı olarak tanımlanan tablosu olanca görkemiyle merdivenlerden inerken karşınıza çıkıyor. Rembrant’ın üç boyutlu dünyayı hiç zorlanmadan tuvale aktarmasının sırrı yaklaşık üç yüzyıl sonra çözülerek, bu resim dehasının sırrının, ‘görme asimetrisi’ olarak tanımlanan görme bozukluğu olduğu söylenir.

dfot

BASTHOMEA TAKILANLAR

Uzun yıllar mekân işletmeciliği yapan Özcan Taş ve Cengiz Doğan sinemaya olan tutkuları nedeni ile mekana bu ismi verdiklerini belirtiyorlar. Birlikte açtıkları Cafe Lumiere; 1895 yılında sinemada gösterilen ilk film olan ‘Trenin Gara Girişi’ni çeken Lumiere Kardeşler’den alıyor. Ayrıca bir dakikalık süresiyle film 1897’de Türkiye’de halka açık gösterilen ilk film olmuş. Kafewnin girişinde ise bizi film karelerinden derlenen posterleri karşılıyor.

Kalabalık mekânlardan kaçmak, günün stresini güzel bir bahçe ortamında geçirmek ve yanında farklı tatları da denemek istiyorsanız Cafe Lumiere doğru adres diyebiliriz…

Özellikle eski bir bina aradıklarını belirten ikili, kafeyi açmak için 6 ay kadar yoğun bir çalışma sonucunda hayal ettikleri mekanı yaratmayı başarabilmişler.Çukurcuma’daki bu 200 yıllık Ermeni binasını bulur bulmaz da çalışmalara başlanılmış. Duvarları tamamen yıkmaya başladıklarında  beş-altı kat farklı renk boyayla ile karşılaşmışlar. En sonunda duvarın orijinal halini bulduklarında ise öylece bırakmaya karar vermişler ve bu da mekanın asıl havasını oluşturan en önemli detay haline gelmiş. Mekanın en güzel yeri olan bahçesine  gelecek olursak, duvara asılı eski bir bisiklet, rengarenk sandalyeler,

her masada taze çiçekler ve ağaçlardan sarkan lambalar ile gerçekten şehrin ortasında huzur dolu bir mekan yaratılmış.İşin keyifli kısmı da bu gizli vahada sinema izleyebiliyor olmamız! Elbette mekana Lumiere kardeşlerin ismini verecek kadar sinemayı çok seven bu ekibin böyle bir bahçeyi keyifli bir yaz sineması tadında değerlendirmeleri de kaçınılamaz olmuş.  Mutfağından bahsedecek olursak, buranın da başrol oyuncusu daha önce Datlı Maya’nın şefliğini yapan Pakistanlı Tarık James. Küçük bir mutfakta dünyanın farklı lokasyonlarından yemekler sunan James’in elinden Hint, İtalyan ve Fransız lezzetlerini tatmak mümkün. Hint mutfağından yemekleri, favori pizzaları ve salataları ile de Cafe Lumiere oldukça iddialı görünüyor.

Tüm yiyeceklerin yanı sıra  kalori, karbonhidrat ve protein değeri yazan ‘protein bar’, vegan ve vejetaryen menüsü de bulunuyor. Lumiere, kahve meraklılarını da unutmamış ve 27 çeşit kahveyi sizlere sunmuş menüsünde. Güney Afrika’dan gelen kahveleri, burada kendileri öğütüyorlarmış. Oldukça geniş olan menünün favorileri arasında dondurmalı ve çilekli limonatalar yerini almış bile. Bir başka ilginç nokta ise her masaya tost makinesi koyuyor olmaları. “O ekmek hiçbir zaman sıcak gelmiyor ya da sohbetten soğuyor.” fikrinden yola çıkarak böyle bir çözüm bulduklarını dile getiriyorlar.

dfot

Modern İlham Perileri

PALMARINA

BODRUM

‘Türk Rivierası’nın göz bebeği’

Palmali Grup tarafından 2011 Mayıs ayında satın alınarak ve tamamen yeniden inşa edilerek, üstün kalite ve hizmet anlayışı  ile Türkiye’nin ilk mega yat projesi olarak 2013 Haziran ayında tam kapasite ile hayata geçirilen Palmarina Bodrum, 2014 yaz sezonunda da dünyanın çeşitli bölgelerinden gelen denizcileri, yerli ve yabancı ziyaretçileri uluslararası standartlarda ağırlamaya hızla devam ediyor.

Dünyadaki pek çok emsalinden farklı olarak, ‘kamusal kullanım potansiyellerinin arttırılması’ gözetilerek tasarlanan Palmarina Bodrum; yaz döneminde her gün farklı sosyo-kültürel geçmişe sahip binlerce kişi tarafından ziyaretçi akınına uğruyor. Sadece tekne sahipleri için değil, her türlü kesimden ziyaretçilerin tüm gün vakit geçirebilecekleri ve her türlü ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir sosyal yaşam alanı sunuluyor. Yaz boyu verilecek çeşitli konserler, sergiler ve etkinlikleri ile bölgeye canlılık kazandıracak Palmarina Bodrum bu yaz sezonunda da ziyaretçilerini pek çok sürprizle karşılıyor.

105 mağazalık yenilenen açık AVM’si, eğlence adası, restaurantları ve gece klübü, benzersiz etkinlikleri ile bölgenin sosyo-kültürel nabzını tutan Palmarina Bodrum; sürprizlerle dolu yeni yaz sezonuna merhaba dedi. Palmarina Bodrum’da güvenli bir limanda konaklama, yat acenteliği, yat sigorta işlemleri gibi servislerinin yanı sıra dünyaca sevilen yerli ve yabancı  markalardan oluşan açık AVM, dünyaca ünlü restaurant, cafe ve gece klüplerinden oluşan benzersiz bir ortam sağlanarak ziyaretçilerin tüm gün boyunca güzel vakit geçirmeleri hedeflenmiş. Dileyen ziyaretçiler için Palmalife Marina Hotel ve Palmarina Butik Hotel’in sunduğu konaklama alternatifleri de mevcut bulunuyor.

Yenilenen projesiyle 2014 yazında da yerli ve yabancı turistlerin çekim merkezi olmaya hedef gösterilen Palmarina Bodrum’un açık AVM’sinde Dream’den, Demsa Group’a, Vakko’dan Versace’e, Brandroom’dan, Valentin Yutashkin, Armani Jeans, Mudo Concept’e; dekorasyondan, teknoloji markalarına, kozmetikten ünlü giyim markalarına kadar  ziyaretçilere geniş alternatifler sunuluyor, ihtiyaçlarını karşılamalarına olanak tanınıyor.

‘Japon mutfağının devi NOBU Türkiye’de’

Palmali Tourism Grubu; dünyaca ünlü Şef Nobu Matsuhisa ve ünlü aktör Robert de Niro ile antlaşma sağlayarak, sahibi oldukları ikonik restaurant Nobu’yu Türkiye’ye getirmeye ikna etti. New York, Londra, Milano, Monte Carlo, Moskova, Tokyo, Hong Kong, Beijing, Melbourne, Perth, Miami, Malibu, San Diego, Las Vegas, Mexico City, Bahamas, Cape Town, Dubai gibi dünya merkezlerinin ardından Nobu; Türkiye’deki ilk şubesini Palmarina Bodrum’da açtı.

 

Kids Paradise

‘Çocuk Cenneti’ anlamına gelen eğlence merkezi ‘Kids Paradise’ içerisinde bulunan su parkı Aquapark’ın yanı sıra, hayvanat bahçesi, 7D sinema, özel yapım bir carousel (atlı karınca) ve diğer eğlence üniteleri de bulunuyor. Yerli yabancı tüm çocuk ziyaretçilerin her türlü ihtiyacı düşünülerek tasarlanan Kids Paradise’da; çocuk restoranı, pop corn, pamuk şeker, macun standları, hediyelik eşya dükkanı da yer alıyor.

Kids Paradise’da bulunan üniteler 5-12 yaş grubu çocuklar  tarafından kullanılabiliyor. 7D sinema ise 8 yaş ve üstü her yaş grubunun kullanımına açık olarak hizmet veriyor. Kids Paradise; sabah 10.00 akşam 19.00 saatleri arasında; 7D sinema, diğer eğlence üniteleri ve carousel (atlı karınca) ise sabah 10.00 gece 00.00 arasında hizmete açık olarak hayata geçirildi. Her yaş grubundaki çocuklara bir yetişkin refakati ise zorunlu tutuluyor.

YERYÜZÜNÜN İLK SANATI GÜNÜMÜZÜN ESTETİĞİ VE TEKNOLOJİSİYLE BİRLEŞİRSE

Kaliteli, sanatsal, güvenilir, müşteri odaklı ve çevreye saygılı üretim

“Seramik bir sanattır ve eller şekil verir. Seramiğe şekil veren ellerse fabrikadaki teknolojidir” felsefesiyle yola çıkan Yurtbay seramikte; dizayndan uygulamaya kadar tüm ürünler bilgisayar destekli ve teknolojinin tüm imkânlarından faydalanılarak gerçekleştiriliyor. Firma, gelişmekte olan teknolojinin, üretimi ve tüketimi doğrudan etkilediği günümüzde; seramik sektöründeki 50 yılı aşkın birikimi, yeterli teknik donanımı, güvenilirliği, yüksek kalite anlayışı ve uzman kadrosuyla üretimine devam etmekte. Yalın bir aşk ile başlayan seramiğin öyküsünü, teknolojik ve estetik bir aşk ile sürdürmekte, yeryüzünün bu ilk sanatını, günün zevki, teknolojisi ve estetiğiyle birleştirerek tüm dünyaya sunmakta. “Tıpkı yeryüzünün ilk efsanesi gibi.”

Nikea

Teknolojinin tüm nimetlerinden faydalanan, ultra modern görünümler sunan günümüz yaşam alanlarını seviyor; ama ruhunu eksik mi buluyorsunuz? O halde son yıllarda oldukça güçlü bir rüzgâr estiren Retro akımı ile tanışma zamanınız gelmiş demektir. Yurtbay Seramik ile geçmişe yolculuğa, evinizi nostaljik bir havaya sokmaya hazır mısınız? Siz de evinize Retro tarzın eğlenceli ve renkli havasını taşımak isterseniz, Yurtbay Seramik’in Nikea Serisi’ne göz atabilirsiniz. Nikea Serisi’ndeki 20×20 ebadındaki karolar, Retro tarzda bir dekorasyon yapmak isteyenlere zemin ve duvar kaplamasında şık bir alternatif oluşturuyor.

Arz-ı Endam

Yurtbay Seramik’in Arz-ı Endam Serisi; fonu ve dekoruyla Osmanlı kültürünün izlerini bugüne yansıtarak sunuyor.  Arz-ı Endam Serisi’nde; kullanılan figürler; Osmanlı sarayındaki harem kadınlarının, zamanın ressamları tarafından tuvale aktarılmış resimlerinden esinlenerek tasarlandı.  Harem kadınlarının günlük yaşam manzaralarından kesitler ile dönemin gizli odalarına ilişkin figürler karolara aktar ılıp, bugünün mekanlarına taşındı.

Postmodern bir algıyla geçmişin otantikliğini bugünün çağdaş mekanlarına taşımak isteyenlere Yurtbay Seramik’ten harem kültürünü okuyabilmek adına özel bir seri ortaya çıktı.  Seri; duvar, zemin, dış mekan kaplamasında kullanılabiliyor, 20×20 ebadındaki karolar ile satışa sunuluyor.

Farmhouse Serisi

Yurtbay Seramik’in Farmhouse Serisi, ahşabın en modern ve zarif hali ile yaşam alanlarınızda yerini alıyor. Yurtbay Seramik’in 4 üründen oluşan Farmhouse Serisi;  cafe, forest, oxide ve winterwood adı altında dört farklı renk seçeneği ile sunuluyor. 15×60 cm’lik ebatlarda üretilen seri; duvar, zemin ve dış cephe kaplamalarında kullanılabiliyor.

Teak Serisi

Yurtbay Seramik’in Teak Serisi, üç farklı boyut ve üç farklı rengi ile doğal taş ve ahşap dokusunu en doğal haliyle mekanlarınıza taşıyor. 20×20 boyutlarında, akağaç, meşe ve ceviz renklerindeki Teak Serisi, zemin ve dış cephelerinize bambaşka bir estetik kazandırıyor.

YURTBAY SERAMİKTEN ÇOCUKLARA ÖZEL TASARIMLAR

Yenilikçi ürünleriyle adından sıkça söz ettiren sektörünün öncü firması Yurtbay Seramik, özel olarak tasarladığı Çocuk Serisiyle miniklere cıvıl cıvıl bir dünyanın kapısını aralıyor. Çocukların ilgisini çekmek amacıyla tasarlanan seri, sevimli görüntüsüyle dikkat çekiyor. Farklı yaşam alanlarına özel karolar tasarlayan Yurtbay Seramik, çocuklara özel tasarlanan Çocuk Serisi ile onların dünyasını daha da renklendiriyor.

Çocuk Serisi, kolay siline bilme ve hijyenik olma özelliği nedeniyle çocuk yuvaları, kreşler, okullar, hastanelerin çocuk bölümleri, çocuk banyoları, çocuk odaları gibi alanlarda rahatlıkla kullanılabiliyor. Çocuklar, 20×50 cm. ebatlarındaki karolarla hazırlanan seriyle Yurtbay Seramik kalite ve güvencesini yaşıyor.

 

dfoit_mayis

Laboratuvar Tasarım Stüdyosu 2010 yılında Ceren ve Fatih Başgöze tarafindan İstanbul Beyoğlu’nda kurulmuştur. O günden bugüne de çalışmalarını sürdürmektedirler.

Yaptıkları işler; iç mekan tasarımı ve uygulaması; mimarlık ve mobilya-ürün tasarımı olarak özetlenebilir. İç mekan olarak proje ve uygulamaların başında daha çok butik oteller; rezidans ve daireler; cafeler geliyor. Bunun dışında butik olarak tek mekan da çalışıyorlar. Genelde İstanbul da konumlanan projelerini işlerini yurt dışında Paris, Bahreyn, Hamburg gibi bazı şehirlerde yaptıkları butik ve özel işlerle destekliyorlar.

Showroomları ise Tophane Beyoğlu’nda , burada tasarım ürünlerinin bir kısmını sergiliyorlar ve satışını gerçekleştiriyorlar.

Hem iç mekan projelerinde hem de yaptıkları mobilya-ürün tasarımlarında çeşitli malzemeleri bir arada kullanmayı tercih ediyorlar. Çeşitli malzemelerin biraraya gelişindeki ahenk ve armoni tasarımlarının çıkış noktası. Genelde modern bir çizgiye sahipler var ama bazı noktalarda tarihsel öğeleri de kullanmayı seviyorlar.

2012-2013 yıllarında oluşturdukları RÖNESANS isimli koleksiyonunda çeşitli antik ve tarihi değeri olan mobilyaları yaptıkları tasarımların bir parçası olarak kullanmayı tercihe ettikleri gözlemleniyor. Bu sayede tarihi yapım teknikleri ile çağdaş yöntemle bir arada kullanılmış oluyor. Çıkan tasarım bir nevi eski ve yeninin birleşimi halini alıyor. Bu kolleksiyonun bir diğer amacı ise eskiyi olabildiği ikincil ham madde olarak tasarımlara katarak yok olmaktan kurtarmak; tabi çağdaş yöntemlerden de yararlanarak. Burada önemli nokta şu: ne eski yeninin önüne geçiyor nede yeni eskiyi gölgede bırakıyor. Estetik bir denge oluşuyor iki uç arasında.

Bu koleksiyondan bir kaç parça Ocak 2014te Maison&Objet Paris fuarında Talents Ala Carte bölümünde sergilenmeye layık görüldü ve hem yabancı basın hem de profesyoneller tarafından oldukça ilgi gördü.

RÖNESANS

isimli limited koleksiyonu dışında da kendi tasarım dilleri ile meydana getirdikleri modern tasarımlarla da  kişiye özel ürünler tasarlamayı sürdürüyorlar.

 

dfoit_mayis

dergi_form_nisan

 

PAPPA CAFE
İtalya’nın ara sokaklarındaki küçücük ama özgün sıcak kafelerine andıran huzurlu ve çok keyifli bir mekan Pappa Cafe.

Bulunduğu bina 1903’te mimar Constantin Pappa tarafından inşa edilmiş, İstanbul’da her köşe başında karşımıza çıkamayacak kadar etkileyici ve nadide bir yapı. Ve Pappa,bu güzeller güzeli binayla inanılmaz hoş bir uyum yakalamış, hatta mimarının adını almış. Sahibi Gaye Adaköy de binayı ilk gördüğü an aşık olmuş.
Bir sene önce açtığı Pappa Cafe’nin tüm dekoru kendisine ait. Hem aile yadigarı eşyaları hem de eskiciler den topladıklarıyla hayat bulmuş bu sıcacık cafe. Üst kattaki vintage tahta masaları, kırmızı perdeleri ve yeşil kocaman sandalyeler de bir yandan çalışabilir bir yanda da kitabınızı alıp size eşlik eden güzel şarkılarla tüm gün keyif yapabilirsiniz.
Günlük çıkan sandviçler oldukça iddialı. Farklı tatta ve çeşitte her biri. Örneğin omletli sandviç denemeye değer. Menüsü her geçen gün gelişiyor. Yakında vegan yemekler de eklenecek menüye. Taptaze, mis kokulu kişler ve kekleri ise mutlaka tatmalı.
Gaye hanımın hazırladığı ve aynı zamanda da sattığı 3 çeşit karamel sosu var. Kendisi İzmir’li olduğundan da peynirler memleketten. Kısacası her şey taptaze, sıcak ve leziz. Moda’nın ara sokaklarındaki bu nostaljik binada günün stersinden uzaklaşmak için harika bir fırsat…
dergi_form_nisan