Bast Stil |Orange County Resort Otel

dfot

Antalya Kemer mevkiinde bulunan Orange County Resort Otel,  Kemer’e 250m yakınlıkta, Antalya havalimanına da 60 km uzaklıkta yer alıyor. Kemer’e girişte solunuzda yer alan otel, farklı mimarisiyle daha dışarıdan sizi cezbediyor.  “Kemer’de küçük Amsterdam” sloganı ile 2005 yılı Mayıs ayında  hizmet vermeye başlayan ORANGE COUNTY Resort Otel, giriş kapısında misafirlerini Dom Meydanındaki Özgürlük anıtı ile karşılıyor. Projenin mimarı Birol Gültekin, Amsterdam mimarisini büyük bir ustalıkla hayata geçirmiş.

 

Girişte, seyahatlerin başladığı ve bittiği tren istasyonlarından biri olan Amsterdam Merkez Tren İstasyonu misafirlerini karşılıyor. Bu tren istasyonun en büyük özelliği dış yüzeyinde bulunan Hollanda’ nın çeşitli eyaletlerine ait bayrakların , Hollanda Kraliyet Ailesi armalarının, rüzgar güllerinin ve saat kulelerinin Güzel Sanat Fakültesi öğretmenleri ve ödüllü bir heykeltıraş tarafından aslına uygun olarak elle yapılması olmuş. İç kısımda bulunan kemerler ve tavan işlemeleri el yapımı olup Amsterdam Merkez Tren İstasyonunu ile birebir aynı yapılmış. Resepsiyondan verilen birinci sınıf gidiş-dönüş tren bileti şeklinde tasarlanmış oda kartı ile önce ana binaya giriyorsunuz.  Her bir kat bir Hollanda şehrini ve bu katların her bir koridoru bu şehrin bir sokağını temsil eder şekilde isimlendirilmiş.

 

Orjinal Amsterdam sokaklarındaki cafe, pub, fast food ve restoranlarında karşılaşabileceğiniz yaşam tarzı otele aynı şekilde yansıtılmış. Orange County, mimari temasıyla, yaşam temasını birbiriyle örtüştürebilen tek otel olarak Kemer’de haklı bir unvana sahip. Kapalı mekânlarda 16. yüzyıl Hollanda temalı duvar kâğıtları, seramikler, klasik ahşap kaplamalar kullanılmış, mobilya seçimlerinde ise sokak cafe kültürüne uygun olmaları tercih edilmiş. Özellikle Grand Cafe ve Bulldog Coffeeshop’ta adeta Amsterdam ile özdeşleşmiş Hollanda kültürünün yansımalarını açıkça görülüyor.

Neredeyse bir açık hava müzesi gibi Hollanda kültürünü yansıtan otel binaları Hollanda’ da ‘Kanal boyu (evleri) mimarisi’ diye adlandırılan mimari yapı temel alınarak yapılmış. Bazı binalar orijinali korunarak tekrar inşa edilmiş. Özellikle Grand Cafe’nin bulunduğu bina müze-tiyatro binası olarak halen kullanılmaktadır. Eskiden bir sanatçının evi olan bu bina üzerinde yenileme tarihinin bulunduğu tabeladan başlayarak, her detay kullanılmış. Volendam evleri ile 1800’lü yılların mimarisini yansıtan Amsterdam evlerini birbirinden ayıran havuz, kanal şeklinde tasarlanmış. Havuzun taban mozaiklerinde evlerin siluetleri resmedilmiş.

Günün 24 saati açık olan Lé Classe bar, resepsiyonun hemen karşısında bulunuyor. Barın yanından dış terasa açılan kapıdan geçtiğinizde ise hareketli bir Amsterdam Caddesi sizi karşılıyor. Caddeye çıkarken göreceğiniz yağlıboya resim ‘Night Watch’ (Gece Devriyesi)  17.yüzyılın ünlü Hollandalı ressamlarından Van Rijn Rembrant’a ait. Ressamın 1642’de ışık ve gölgenin büyüleyici dansı olarak tanımlanan tablosu olanca görkemiyle merdivenlerden inerken karşınıza çıkıyor. Rembrant’ın üç boyutlu dünyayı hiç zorlanmadan tuvale aktarmasının sırrı yaklaşık üç yüzyıl sonra çözülerek, bu resim dehasının sırrının, ‘görme asimetrisi’ olarak tanımlanan görme bozukluğu olduğu söylenir.