Turist misin, seyyah mı?

Turist misin, seyyah mı?

Bugünlerde en çok rastladığımız reklamların konusu: tatilinizi aylar öncesinden organize ederseniz tasarruf edeceğiniz. Tur firmalarıyla organize olmanın oldukça elverişli, ekonomik uçuş ve konaklama seçenekleriyle, her yaştan tatil severlere yardımcı olabilecek bir sistem olduğu şüphe götürmez. Belki de sizinle aynı grupta ilk defa yurtdışına gidecek kişilerle bir araya gelip, hem yeni yerler görmek hem de yeni dostluklar kurma şansınız var. Turist olduğunuzda, yabancı bir ülkeye gidiyorsanız ve özellikle dil bilmediğiniz durumlarda kendinizi sudan çıkmış balık gibi hissetmemek için mantıklı bir yaklaşım turizm firmalarına başvurmak. Hele ki alışveriş yapmak öncelikleriniz arasındaysa… Outletleri gezmek, ünlü markaların ürünlerini indirimle almak hayaliniz ise sizin için tatil daha da güzelleşir bir anda.

Türk damak tadının oldukça tutucu, geleneklere bağlı olduğunu da düşünürsek, yabancı bir ülkede, tur rehberinin önerileriyle, risk almadan her bütçeye uygun, lezzetine güvenebileceğiniz menü seçenekleri işinizi kolaylaştıracaktır. Müze gezmek ya da etkinlikleri takip etmek isteyenler de önceden hazırlanan alternatif programları değerlendirebilir, yakın şehirlere gitmek için de extra turlara katılabilir. Tüm bunlar genelde 4-5 güne sığmak zorunda olunduğundan, en çabuk şekilde, ne kadar çok yeri görsek o kadar iyi olur diye hızlı hızlı gezip hatıra fotoğrafları çekebilirsiniz. Eğer seyahatiniz yurtdışına olacaksa turizm firmalarının olanakları sizi cezbedecektir.

Ama hele ki bir de cessursanız ve alternatifleri değerlendirmek size çekici geliyorsa bu ayki yazımda tavsiyem, seyahat etmeyi bir de turist olmaktan çıkıp seyyah olarak deneyimlemeniz. Belki de bir turizm firmasıyla ilk gidişinizde çok beğendiğiniz güzergaha bir kez de farklı bir perspektiften bakmak istiyorsunuz. İste size kaçınılmaz bir kaç öneri. Öncelikle en az bir hafta ayırın kendinize. Koşmadan, sindirerek zaman geçirin. Gideceğiniz yere ilk kez de gitseniz, ikinci kez de, yalnız da gitseniz, eşiniz ya da arkadaşlarınızla da, her şeyden önce yapmanız gereken ilk şey, kalabalık turistik caddelerden derhal ara sokaklara sapmanız. Size garanti edebilirim. Alışveriş yapmak istiyorsanız da, bir benzerini daha bulamayacağınız, en özel el yapımı, design ürünlerini buralarda bulabilir, yerel tasarımcılarla tanışıp, muhabbet edebilirsiniz. İnanın, dünya’da sadece bir kaç kişide olacağından emin olabileceğiniz unique bir ürüne sahip olmak size kendinizi daha özel hissettirecektir.

Yeni lezzetler tatmaktan da korkmayın. Bize garip görünen yemekler ve kokular ilk anda korkutabilir, yabancılık hissetmemize hatta yalnız hissetmemize dahi sebep olabilir. Ama eğer yurtdışına çıkmayı seçtiyseniz zaten amacınız biraz da budur öyle değil mi? Farklı bir kültürü tanımak, sadece bir kaç gün için dahi olsa, onlardan biri gibi yaşamak, monoton bir hayat yaşıyorsanız bundan biraz da olsa uzaklaşmanız için müthiş bir fırsat.

Şehir merkezinden uzaklaşın. Yürüyerek, bisikletle, otobüsle veya metroyla. Çoğu meşhur cosmopolit şehrin merkezinde zaten yabancılar yaşar. Biraz da yerel halkın arasına karışın, yaşayış tarzlarını, farklı mimari yapıları görebileceğiniz, farklı kareler yakalayabileceginiz şehir banliyölerine, köylere, kasabalara gidin. Tek başınıza dahi olsanız korkmayın. Elbette  bazı semptleri ziyaret etmeden önce çevrenize biraz sorup araştırma yapmakta fayda var. Artık internet üzerinden de sayısız bilgi ve öneriye ulaşmak mümkün. Hatta Google Earth ile gezin biraz seyahatinize başlamadan önce. Ve seyahate çıkarken yanınıza sadece bir sırt çantası ve trolley alın. Hem check-in kuyruğundan kurtulmuş olursunuz hem valiz kaybetme veya ağırlığı endişesinden. Unutmayın, seyahate, yani gittiğiniz yeri yaşamaya gidiyorsunuz. Gece dışarı çıkmak ve şık olmak için de gösterişli kıyafetlere ihtiyacınız yok. Artık ne kadar bohemseniz ve bakımlıysanız o kadar kendinize hassınız. Rahat ve keyifli olacaksınız.

Yola çıkmadan önce mutlaka bir seyahat defteriniz olsun. Bir şehirde bilmeniz gereken en önemli şeyler arasında, acil numaralar, şehirde musluk suyunun içilebilir olup olmadığı, tehlikeli veya nezih mahallelerin hangileri olduğu, ulaşım hakkında bilgileri not almak. Sevdiğiniz her şeyi defterinize not edin ki hem size hatıra kalsın, hem de dostlarınıza tavsiyelerde bulunabilin. Yanınıza, en azından filmli kullan at fotoğraf makinelerinden alın. Biraz da basalım artık şu anıları. Çıksınlar cep telefonlarımızda bilgisayarlarımızda hapsolmaktan!

Siz siz olun seyyah olmanın tadına mutlaka varın. Böyle bir seyahatin belleğinizde bırakacağı tat, deneyiminizi, dolayısıyla sizi daha özgün kılacak.

Bir de unutmadan. Mandıra Filozofu ‘ndan alıntı yapmadan geçemeyeceğim. “İstanbul’dan Bodrum’a araba yerine uçakla giderken: Ezine’de durup peynirini almadan, Ayvalık’ta rakı balık yapmadan, İzmir’de boyoz yiyip güneşi batırmadan yapılan, üç günde gidilen yola hoop 50 dakikada yapılan seyahatle aslında ömrünüzden üç gün kaybediyorsunuz” diyerek aslında yerel kültürleri tanımaya ne kadar zaman ayırırsak hayatımızı o kadar dolu dolu yaşamış olacağımızı çok net özetliyor.

Haydi bu sefer seyyah olun!

 

Sinem Samuray