iç dekorasyon

dfot

Dekorazon.com
 

ZEYNEP ILICALI’nın yeni projesi

İspanyolcada “kalpten gelen” anlamındaki “Dekorazon” evlerinizin kalbini fethetmeye hazır görünüyor.

2010 yılında “Thanx.Co” markasıyla mimarlık alanında hizmet vermeye başlayan Zeynep Ilıcalı, şimdi de ev ve yaşam alanındaki tecrübelerini bir e-ticaret sitesi ile devam ettiriyor. Dünya markalarının en renkli ve farklı tasarımlarını bulabileceğiniz ‘Dekorazon.com’, her zevke hitap eden ürün çeşitliliğiyle iç dekorasyonda çığır açacağa benziyor.
Bugüne kadar yaptığı mimari projelerde alışılmışın dışına ve en son yenilikleri takip ederek müşterilerine modern bir çizgide yenilikçi ve özgün tasarımlar sunan Zeynep Ilıcalı, ‘Dekorazon.com’ adlı internet sitesiyle, günlük hayatımızı daha da eğlenceli bir hale getirmeyi amaçlıyor. Mutfaktan banyoya, ev tekstilinden aksesuara, mobilyadan aydınlatmaya evinizin her köşesi için pek çok alternatif bulabileceğiniz ‘Dekorazon.com’ sitesinde, ayrıca Zeynep Ilıcalı’nın kendi seçtiği ve yalnızca ‘Dekorazon.com’da bulunabilecek özenle seçilmiş tasarımlar da tüketicilerin beğenisine sunacak.

Daha önce Thanx.Co mimarlık ofisiyle; yaratıcılık ile fonksiyonelliği , özgün tasarımlar ile işlevselliği aynı çatı altında toplamayı amaçlayan  ve ele aldığı tüm projelere bu hassasiyet ile yaklaşan Zeynep Ilıcalı, şimdi dekorazon aracılığıyla daha geniş kitlelerle bu vizyonu paylaşmayı amaçlıyor. Evlerine yeni bir soluk katmak isteyenler bu fırsatı kaçırmayın deriz.

Geniş ürün yelpazesi, her yerde benzerine kolayca rastlanmayacak  tasarım ürünleriyle, makul fiyat politikalarıyla pazara hızlı bir giriş yapan dekorazon’un adını yakın bir gelecekte daha çok duyacağız gibi geliyor bize. Ev dekorasyon alanında e-ticaret dünyamızın bu en genç ve dinamik oyuncusuna hoş geldin diyoruz biz de.

Buyurun bu da dekorazon’dan Bast Home olarak Haziran ayı için bizim seçtiklerimiz,
Keyifli alışverişler…

 

dfot

dfoit_mayis
Dekorasyonun Son Aşaması: Aksesuarlar

Aksesuar deyince hepimizin aklına farklı bir şeyler geliyor aslında öyle değil mi? Sınırsız seçenek ve kombinasyonda alternatifleri sonsuza kadar sıralamak da mümkün. Peki dekorasyonda doğru aksesuar kullanımı nasıl olmalı? O da ayrı bir çok bilinmeyeli denklem tabii bu durumda. Gelin problemi tam olarak çözemesek de bu denklemi doğru kurmanız için birkaç önemli ipucu verelim size ne dersiniz? İç mekan dekorasyonunun vazgeçilmez tamamlayıcı unsurları olan aksesuarları, çoğunlukla yaşadığımız mekanlarda; çekicilik, sıcaklık, samimiyet, ilginçlik gibi arzu ettiğimiz bir duyguyu yaratmak amacıyla kullanırız. Oysa mekanı zenginleştiren bu önemli öğeleri doğru yerinde ve uygun şekilde kullanılmadığımızda, bu amaca ulaşmak şöyle dursun, mekanlarda görsel bir karmaşaya dahi sebep olabiliriz. Objeler tek tek ne kadar çekici ve ne kadar güzel olurlarsa olsunlar, bir bütünlük duygusu vermezler karşı tarafa, tüm emeklerimiz boşa gitmiş olur.

Dikkat edilmesi gereken genel kurallar

  • Odanın boş kalan bütün bölümlerine aksesuar koymak yerine, parçaları bir araya getiren kompozisyonları tercih etmelisiniz. Bu durum yansıtmak istediğiniz tarzı vurgulamanızı kolaylaştıracaktır.
  • Tarzlara, renklere ve boyutlara göre gruplamalar yapmanız dağınıklık hissi yaşamamıza engel olacaktır.
  • Aksesuar seçimlerimize dikkat çekmek için zıt renklerin gücünü de kullanmalıyız. Kullandığımız renkler sayesinde hem mekana canlılık vermiş hem de dekorasyonun içerisinde aksesuarların yok olmasını engellemiş oluruz.
  • Aksesuar yerleşiminde öncelikle büyük parçalarla başlamalıyız. Daha sonrasında küçük olanları onların etrafına yerleştirmeliyiz. Farklı yükseklikte parçaları bir arada kullanarak odamızda görsel hareket sağlamış oluruz.

İşe öncelikle uygulama yapmak istediğimiz odanın stili, boyutları, ana renkleri ve dokusuyla başlamalıyız. Bunlardan emin olduktan sonra, ne miktarda ve nasıl aksesuarlar kullanacağımız, aslında tümüyle yaratmak istediğimiz tarz ve atmosfere bağlı. Bu yüzden öncelikle ne tür bir dekorasyon tarzından hoşlandığımıza, en azından bu mekan için hangi seçimlerin bizi mutlu edeceğine karar vermeliyiz. Modern bir dekorasyondan kurguluyorsak örneğin, mümkün olduğunca sade ve yalın aksesuarlar seçip bunları orantılı bir şekilde yerleştirmeliyiz. Ama klasik tarzda bir mekan hedefliyorsak, göz dolduran, ayrıntıları ile öne çıkan görkemli objelerden oluşan aksesuarları gruplayarak kullanmalıyız.

ABAJUR ve LAMBADER

Abajurlar ve lambaderler, evinizdeki genel tarzı en etkili şekilde vurgulayacak aksesuarlardandır. Abajur seçiminde mekandaki yerine, sayısına ve boyutuna çok dikkat etmeliyiz. Göz hizasında kullanılan abajurlar mekana genişlik hissi verirler. Dekorasyon tarzına göre klasik şapkalı, metal yada cam abajurlar tercih edebiliriz. Lambaderleri ise yemek masasının ya da okuma – tv (baba) koltuğunun yanında kullanabiliriz.

PORSELEN AKSESUARLAR

Belirli dönemlere ait porselen objeleri toplamak, bu zarf koleksiyonu eve gelen misafirleriyle paylaşmak özellikle hanımlarda oldukça sık görünen bir alışkanlık. Vintage objeler dekorasyondaki popülerliğini korudukça da özellikle, önümüzdeki dönemlerde de bu tür koleksiyonları yapanların sayıları artarak devam edecek bizce. Peki nerde ve nasıl saklamalı bu farklı dönemlere ait birbirinden kıymetli ve narin objeleri? Evinizde hayvan beslemiyorsanız, çocuklarınız büyüdüyse, toz trafiğini yaratacak bir pencere – kapı açık alan kullanımınız yoksa, nadide porselen aksesuarlarınızı pekala duvarınızdaki bir nişte sergileyebilirsini. Nişin içini canlı bir renge boyadığımızda ve oturma alanınızadan görülebilecek bir köşeye konumladığınızda, porselenlerdeki ince işçilikler misafirlerinizin gözüne daha çok çarpacaktır bizden söylemesi. Yukarıdaki şartların uygun olduğu evlerde yine, geniş pencere pervazları objelerinizin dışarıdan bile fark edilmesini sağlayacak gözde sergileme seçenekleri arasına girecektir, bunu da eklemeden geçmeyelim.

BİBLOLAR

Biriktirdiğimiz minik objeler ve biblolarda aşırıya kaçmak ve bunları evin geneline dağıtmak gözü yorar ve karışıklığa neden olur. Bunun için özellikle biriktirdiğiniz küçük objeleri bir arada kullanarak etkilerini artırabilir ve evdeki dağınıklık hissini azaltabilirsiniz. Bu tür küçük objelerden oluşan koleksiyonumuzu ve seyahatlerde topladığımız objeleri, duvarda göz hizasında astığımız raflarda veya camlı kapaklı dolaplarda sergileyebiliriz.

BİTKİLER

Canlı bitkiler ev ortamımızı fresh ve canlı kılacak en doğru aksesuarlardır. Dekorasyonumuzu saksı çiçekleri ile canlandırmak istiyorsak; mekanın genel tarzına uygun saksı modellerine ve de ortamın boyutlarına uygun her daim yeşil olan bitkilere ihtiyacımız olacaktır. Saksı çiçeklerini geniş alanlarda kullanmak, doğa ile iç içe olmanızı sağlayacaktır.

VAZOLAR

Yapay ya da doğal çiçekleri evlerimizde misafir etmenin en klasik yolu olan vazolar, alternatifleri çoğalsa da yaşamımızda önemli bir yer tutacak hep, bunu kabul edelim. Uzun vazolar ile farklı çiçek çeşitlerini bir araya getirebiliriz. Uzun, kısa, oval gibi farklı vazo modellerini bir arada kullanmak daima dikkat çekici bir etki yaratacaktır. Eğer odamız geniş ise yüksek vazolar ve heykeller kullanabiliriz; yüksek vazolara yerleştireceğimiz bambu çubuklar ile ferah bir etki yaratabiliriz.

CAM OBJELER

Eğer salon ya da oturma odası küçükse, ilk aklımızda tutmamız gereken büyük aksesuarlar kullanmamız gerektiği olmalı. Tercihimiz cam objelerden yana olmalı böyle durumlarda, çünkü onlar odamızı olduğundan daha ferah gösterecektir.

YASTIK ve KOLTUK ŞALLARI

Ev tekstil ürünleri yerler, zamanlar, zevkler değişse de kadınların hep en çok tercih ettiği ev aksesuarları olmuştur. Bu tercihte onları haksız bulmak mümkün değil elbet. Kanepenizi tarzınıza göre yastıklar ya da şallarla daha zarif kılabilir, kontrast renklerle odanın enerjisini artırabiliriz. Kanepe ve koltuklar düz renk ise rengarenk yastıklar ile mekana neşe katabiliriz. Özelllikle son yıllarda farklı markaların zengin koleksiyonlarla bize seçenek sunması bu konudaki tercihlerimizi teşvik etmektedir kaçınılmaz olarak. Bizden tavsiye, mevsime ruh halinize, hatta belki ağırlanacak misafire göre değiştirebileceğiniz birkaç set ev tekstil materyali edinin. Bu sizi monotonluktan uzaklaştıracak, ev ortamınızdan sıkılmanıza engel olacaktır.
dfoit_mayis

dergi_form_nisan

 

MODA DOSYASI

 

iSTANBUL’UN EN ESKiLERiNDEN OLSA DA HEP EN GENCi KALACAK SEMTi MODA                    

Kadıköy’ün, dolayısıyla Moda’nın tarihi İstanbul’un kuruluş tarihinden eskiye dayanır. Moda’nın geçmişi Fenikeliler’e kadar uzanır. Moda, Fenikelilerin Karadeniz kıyılarında kurdukları şehirlere hareket etmeden önce durup, gereksinimlerini tamamladıkları bir merkezmiş başlarda. Osmanlı dönemine gelindiğinde ise Semt, özellikle Avrupa’dan gelen azınlıkların 19’uncu yüzyılın sonlarına doğru yoğun bir şekilde yerleştiği yer olarak tarihe geçmiş.

Örneğin İstanbul’da yaşayan İngilizlerin tamamına yakını burada ikamet ederlermiş. Batılaşma hareketlerinin yoğunlaştığı dönemde Osmanlı ileri gelenleri, Rumlar, bürokratlar, sanatçı ve bilim insanları da bu semte akın etmeye başlamış. Böylece semt, insanlar arasında Moda adıyla anılır olmuş. O dönemden kalma çeşitli mimari eserler, batı kökenli okullar ve kiliseler semtin batılılaşma sürecinin en yakın tanıkları olarak bugün hala ayaktalar.

Tabii her yapı, onlar kadar kararlı direnememiş akıp giden zamana. Cumhuriyetin ilk yıllarında, 2-3 katlı bahçeli evlerin yaygın olduğu Moda’da, 1960 yıllardan itibaren bitişik düzenin hüküm sürdüğü 5-6 katlı binaların yanyana sıralandığı ve genellikle ön taraflarında değil arka cephelerinde bahçelerin konumlandığı bir mahalle düzeni yaygınlaşmış. Geçirdiği dönüşümlere rağmen Moda bugün de kendine özgü bir orta sınıf ve entelektüel semti olma özelliğini korumaktadır. Çeşitli sanat ve kültür merkezlerine ev sahipliği yapıyor oluşu, Kadıköy’e çok yakın olmasına rağmen kaybetmediği doğal dokusu, şehrimizin sembolleri arasına girebilecek tarihi iskelesi, birbirinden renkli butik mekanları,eşsiz manzarası ile Moda köklü tarihçesine inat asla eskimeyecek bir İstanbul geleneği olmaya devam edecektir diye düşünüyoruz. Siz ne dersiniz?
dergi_form_nisan

dergi_form_nisan

 

Belmond Hotel Caruso

Bahar’da Ravello’da olmak…

 

4 yıllık ummalı bir restorasyon çalışmasından sonra, iç mekan tasarımını uluslararası tasarımcı Federico Forquet’in binanın tarihi dokusu ve ruhuna sağdık kalınarak tasarladığı Hotel Caruso, 2005 Haziranında, Ravello bölgesinde yeniden hizmete açılmış.

Otelin tasarımı esnasında, eşsiz Salerno Gulf manzarsına sahip olan Almafi sahilinden ve tabi ki Ravello bölgesi hakkında ki tarihi dökümanların detaylı araştırılmasından elde edilen bilgilerden bol bol ilham alınmış.

Federico Forquet bu durumu şöyle özetliyor: “Hotel Caruso’nun temel karakteristik yapısını, Ravello kültürünün ve geleneklerinin yeniden yorumlanması oluşturuyor. Ravello konumu dolayısı ile her zaman özel bir yer olarak kabul edilirdi. Geçmiş zamanlarda sadece zengin tüccarların Ravelloda malikaneler ve villalar yaptırarak, eşsiz manzaranın tadını çıkartıyorlardı. Hotel Caruso’nun restorasyonu ve dekorasyonunda, eski aristokrat D’Affilitto ailesinin malikanesinin izlerini taşıyor.”

Kendide de Napoli’li olan Forquet, otelin her mekanında ve ince detayında size Napoli ruhunun geçmesini sağlıyor. Kumaşlar yerel dokuya uygun desenlerde özenle tasarlanmış, bronz lambalar yerli ustaların tarafından işlenmiş, yer döşemelerinin büyük bir bölümünde asırlık sofistike tekniklerle döşenmiş tuğla fayansı kullanılmış. Odalar sıcak atmosferi yansıtmak için, gül, gök mavi, napoli sarısı gibi renklerle suluboya tekniği kullanılarak boyanmış.

“Ercolano ve Pompeii etkisini yanıbaşınızda hissedebilirsiniz. Giriş holünde Roma tarzı mozaiklerle, bazı odalarda ise yerler 18. ve 19. yy’ın tablolarından esinlenerek boyanan majolicalardan dekore edildi.” diyor Forquet. Hotel Caruso’nun mobilyaları Napoli tarzını yansıtırken, bazı odalarda 18. ve 19. yy’dan antikalar bulunuyor. Bazı mobilyalar ise binanın geçmişiyle bağlantı kurmaları adına yeniden özenle üretilmiş.

Federico Forquet, ilustrasyon alanında başladığı meslek hayatına, Agnelli Ailesi gibi İtalya’nın öndegelen prestijli ailelerinin iç mekan tasarımcısı olarak devam ettiriyor. İç mekan tasarımlarındaki özgün ve modern dokunuşlarıyla sektörde önemli bir yere sahip olan Forquet, bundan önce 1970’lerde moda tasarımcılığı da yapmış. VIP müşterileri arasında kraliyet aileleri ve birçok sahne ve ekran starı da var, bunu da bizden duymuş olmayın.

Orient-Express Hotels & Resorts, Hotel Caruso’nun 4 yıllık restorasyon sürecinde, İtalyan Sanat otoriteleriyle birlikte çalışılmış, bunu da eklemeden geçemeyeceğiz. Otelin konumlandığı Ravello bölgesi seyahatlerinde özellikle kültürel ve turistik doku arayan İtalyan ve yabancı misafirlere hitap ediyor.

 

dergi_form_nisan

dergi_form_nisan

 

Maine’de Bir Ada Evi

 

İç Dekorasyon: Fannie Allen Design, CID
Mimari: Elisabeth Doermann, AIA

 

Amerika’nın kuzeydoğusunda, Maine bölgesinin kıyısındaki küçük bir adada konumlanmış aile evi. Aslında ev 100 yıl önce inşa edilmiş. Ev ve ambar, kendileri gibi yine 100 yaşında bir okul ve kasabanın ortasında konumlanmış. Adada yerleşik 35 adet konut bulunuyor. Ada halkının birçoğu balıkçılık ya da inşaatçılık ile geçiniyor. Yazın bölgede nüfus ortalama 200 kişi kadar oluyor. Çok güzel, kolay ulaşılamayan bir kaçış noktası burası yazlıkçılar için. Balık tutmak, yelken yapmak, gölde yüzmek, dinlenmek, doğa yürüyüşleri, ve teknolojiyle dolup taşmış hayatlardan uzaklaşmak için muhteşem sığınak bu ada.

Ev bir yamacın konumlanmış, okyanusa ve diğer küçük adalara bakıyor olduğu yerden. Çok eskiden sürekli adada yaşayan bir balıkçıya ait olan bu ev, artık 5 kişilik bir ailenin 3 jenerasyondur  tatillerde gittiği bir yazlık ev olarak kullanılıyor. Fannie Allen ve ev sahipleri 2008-09 yıllarında evi restore etmek için çok ciddi çalışmışlar. 2009’da tam renovasyonlar bittikten iki hafta sonra sert bir fırtınada evi yıldırım çarpmış ve yangın çıkmış. Şansa o esnada evde kimse bulunmuyormuş. Alanı temizleyip, tekrar yapının inşaatı başlamışlar büyük bir kararlılıkla ve azimle. Bu sefer garantiye almak için yıldırımdan koruyan özel malzemeler kullanılmış. Bina yeni bir yapı olmasına rağmen iç mimar Fannie Allen yer için eski tahta döşemeler, kapılar ve evin ilk döneminden kalma materyaller kullanmış mümkün olan her yerde. Orijinal çok yakın renkli, lekeli bir cam bile bulmuş. İnternet sitelerinden birçok vintage ve hurda parçalar bulmuş toplanmış ve adaya getirilmiş.. Pencerelerin konstrüksiyonları ve mutfak düzenlemeleri yeni malzemelerden yapılmış. Tahta yer döşemesinin altından gazlı ısıtma sistemi geçirilmiş.

Ev böylece, kışın da ev aile toplantıları için elverişli ve sıcak bir ortam olarak kullanılır hale gelmiş. Fannie Allen evin tüm mobilyalarını kendi seçmiş. Bazıları yeni, bazıları antika ve evden bile yaşlı parçalardan seçilmiş. Evdeki renk seçimlerinde çevredeki okyanus, kayalık, ağaçlar ve gökyüzünün tonlarından ilham kaynağı olmuş.

Mutfakta yangından geriye kalan malzemelerden faydalanılarak, baloncuklu camlardan bulaşık teknesi yapılmış. Tezgahlarda kireçtaşı, ada mutfakta paslanmaz çelik kullanılmış. Kırmızı pişirme ünitesi İtalyan Bertazzoni markasına ait. Kırmızı bölümün arkasındaki alüminyum duvarlar yine yangından kurtarılıp yenilenmiş bölümlerden.
dergi_form_nisan

dergi_form_nisan
HUZURLARINIZDA NİSAN AYI, BAHARIN GERÇEK BAŞLANGICI

 
Uzayan günler, renklenen doğa, sebepsiz yere gülen yüzümüz, neşe, keyif ve heyecan… Çoğumuz için en güzel duyguları uyandıran mevsim başlıyor diyebiliriz sanırım. Yaz mevsiminin göz kırpmaya başladığı Nisan ayında hepimizin ortak çabası daha iyi ve sağlıklı bir yaşam. Ve tabi ki beraberinde fit bir görünüm. Şahsen benim bu mevsimde günlük içtiğim suyun miktarı artarken, yediklerim deki yağ oranı ters orantılı olarak azalıyor. Bulduğum her fırsatta spora gitmeye çalışıyor, gidemediğim günlerde ise derin bir vicdan azabıyla yaşıyorum.
Benim gibi pek çok insan var tanıdığım. Şehir insanının genel alışkanlığı bu yönde diyebiliriz. Bu nedenle spor salonları her geçen gün daha çok yaygınlaşıp, günlük yaşantımızın en az birkaç saatini işgal etmeye başlıyor. Gelin hep birlikte birlikte Türkiye’deki en büyük ve keyifli sportif yaşam alanında biraz zaman geçirip, motivasyonumuzu arttıralım. Acarkent Coliseum, Beykoz’un oksijen dolu havasında, doğayla iç içe California mimarisinde dev bir sağlıklı yaşam kulübü. Peysaj mimarisine büyük özen gösterilmiş, içeride ise özenli, şık ama doğal görünümünü korumuş bir tesis. Girişte sağda sizi enfes bir kamelya ağacı karşılıyor. Benim gibi çiçeklere düşkünseniz, çıkışta çaktırmadan bir dal koparıp, evinize götürmeyi kafaya koyuyorsunuz.
Coliseum’un ana giriş kapısından girince sizi bir kere gördü mü, asla unutmayan, isminizi ne iş yaptığınızı bilen sempatik Starbucks ekibi selamlıyor. Bu yaşam alanında aile gibi olunduğunu anlamamız için yeterli bir ipucu. Oyalanmadan spor yapayım diyorsanız sağa sapıyorsunuz ve işte karşısınız da dev spor kompleksi.
Coliseum gerek teknik altyapısı gerekse dekorasyonundaki incelikleriyle örnek bir yaşam merkezi olmuş Acarkent sakinleri için öncelikle. Çağdaş, modern ve dinamik bir havası var. Mimaride detaylara önem verilmiş. Yüksek tavanlar, ve farklı tasarımlarla cesur ve trendy bir yer. Tüm bunlara ek olarak doğada olduğunuz hissini veriyor olması da paha biçilmez bir ayrıcalık sunuyor yapıya. Günlük yaşamın kaosunda kaçabileceğiniz huzur dolu bir mekan. Her başarılı işletmede olduğu gibi bu sportif yaşam alanının da başarılı bir lideri var. Fuat Bozak, spora gönlünü vermiş, işini aşkla yapan karizmatik bir yönetici.
Genç yaşlardan itibaren sporla iç içe bir yaşam sürmüş Bozak. Seneler süren profesyonel iş yaşamını noktalandırıp biraz dinlenmeyi düşündüğü anda ise Coliseum’un Genel Müdürlük koltuğunda buluvermiş kendini, gelen teklifi kabul ederek. Sporu, çevresindeki herkesin yaşamında vazgeçilmez kılmayı misyon edindiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Kendisi ne kadar tevazu gösterse de, konuştukça öğrendim ki bu konuda pek çok projede yer almış ve Türkiye’de birçok ilkleri gerçekleştirmiş. Triatlon gibi her geçen gün yaygınlaşan bir spor dalının da ülkemizde öncülerinden biri.
Yoğun ve stresli kış günlerini geride bırakırken ruhumuzu dinlendirmek, bedensel farkındalığımızı artırmak ve daha zinde olmak için benim sizlere önerim yaşantınızda spora daha fazla yer vermeniz. İster son yılların popülerleri pilates, yoga, kinesis gibi salon sporları, ister kendinizi doğanın kucağına bırakıp yapacağınız yürüyüşler; son karar sizin. Yaptıkça, sporun ruhunuza ve bedeninize ne kadar iyi geldiğini görecek ve yeni bir bağımlılık kazanacaksınız.
dergi_form_nisan