Bast Kitap | Herşeyin Başı Blog

Bast Kitap | Herşeyin Başı Blog

ÇOK GEZEN DEĞİL, ÇOK BLOGLAYAN BİLİR!

Salih Seçkin Sevinç, ilk kitabı Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya’nın ardından Her Şeyin Başı Blog isimli yeni kitabı ile okurlarının karşısına çıkıyor. Kulaklarımıza hiç de yabancı gelmeyen cümlenin sonuna -yaratıcı bir yaklaşımla- eklenen “blog” kelimesi pek çoğumuzun artık yakından tanıdığı bir sosyal medya alanı. İşte, kitabın özünü aslında tam da bu oluşturuyor. Gerçekten “blog” olayının (!) ne olduğunu biliyor muyuz? Peki, bildiklerimizi ne kadar ve nasıl uyguluyoruz?  Uygulayabiliyor muyuz? Kitabın içeriği hakkında fikir sahibi olabilmeniz için bu soruları çoğaltmak mümkün. Fakat kitap sadece blog ve bloggerlar hakkında arka arkaya sıralayabileceğimiz onlarca soruya cevap vermiyor. Her Şeyin Başı Blog, iyi bir rehber kitap olmasının yanı sıra Salih Seçkin Sevinç’in “blogların gücü” savını da sosyal medya dünyasına aktarıyor. Bu savı merak ediyor ve bloglar hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak istiyorsanız, dijital alanda -bana kalırsa neredeyse en insancıl alan olan- blog dünyasına hoş geldiniz! Buyurun, kitabın sayfalarını birlikte aralayalım.

 

“Yanlışım ben, yalnızım ben. Nedendir bilmem hep yanmışım ben.”

Söz, bir Blues sanatçısı olan Can Gox’a ait. (Hazır konunun içindeyken Google’dan arama yapıp Can’ı dinleyebilirsiniz.) Müzisyenin sözlerinin hemen altında Salih Seçkin Sevinç’in kitabının ana teması üzerine girişi var. Şöyle diyor yazar: “Blogunuz yoksa web’deki varlığınız büyük oranda yok demektir.” Biz de röportajımız bu cümle ile başlıyoruz. “Evet,” diyor Salih Bey. “aynen öyle…” ve sözlerine devam ediyor. “Eğer İnternette bir blogunuz yoksa kurum ya da kişi, her ne iseniz, birazcık hayaletsiniz. Web siteniz maalesef sizi yüzde yüz var etmiyor.” İşte, henüz şarkı sözleri ile bağlantı kuramadığınız ana nokta da bu! Bir yanlış var ve bu yanlış dijital dünyada sizi gitgide -kurumsal ya da kişisel- yalnızlaştırıyor. Nasıl mı? Kitabın yazılma hikâyesi de aslında burada başlıyor ve tüm kitap boyunca ‘yanlışın’ nerede bitip, ‘doğrunun’ nerede başladığını en ince ayrıntısına kadar anlatıyor. Doğruyu bulduğunuz anda da dijital dünyadaki ‘yalnızlığınız’ sona eriyor (ya da iyi bir bloga sahip olduğunuzda yalnızlık sona erecek elbet!). İşte bu ‘sav’ kitabın adı ile doğru orantılı.  ‘Kalıcı, kişisel, sürdürülebilir, özgür, geri dönüp baktığınızda tekrar kolaylıkla bulabileceğiz içeriğin olduğu yegâne yer olan blog, sosyal medya mecralarının asıl cevheridir. İşte bu nedenle ‘Her Şeyin Başı Blog’tur. Bu kitap da bu savın ispatı için yazıldı,” diyor Salih Seçkin Sevinç. Bununla birlikte kitapta birçok blog sahibinin görüşü, nasıl blog açılacağı, nereden başlanılacağı, blogların birer pazarlama aracı olarak nasıl kullanılacağı, arama motorlarına değil, ama insanların ihtiyaçlarına göre nasıl içerik üretileceği, ürettiğiniz içeriğin nasıl pazarlanacağı, doğru bir blog stratejisinin nasıl kurulacağı, kurumların dijital pazarlama stratejilerinin merkezine neden blogların olması gerektiği, kişisel ve kurumsal etkinizi artırmak için blogların gücü ve daha fazlası üzerine bilgiler de yer alıyor.

 “Sosyal medya bloglarla başlar” 

Aslında başlamış, hem de 1997’de! Kitabın sayfalarını aralayarak blogun tarihçesine göz atıyoruz. Blog isim olarak, ilk kez 17 Aralık 1997’de ‘webblog’ olarak karşımıza çıkıyor. İsim babası ise Jorn Barger. Barger’ın bulduğu kelimenin Türkçe anlamı “web kayıtları” demek. Daha sonra Peter Merholz, Petermeme.com sitesinde bu iki kelimeyi “We-Blog-Biz blogluyoruz” şeklinde kullanıyor. Salih Bey’in kitabında aktardığı bilgilere göre, en sonunda Evan Williams ve Pyra Labs 1999’da blog kelimesini “to blog” haliyle kullanmaya başlıyorlar. Daha sonra ise bedava hosting hizmeti veren ve bugün Google’ın sahip olduğu Blogger.com platformunu kuruyorlar. Salih Bey’in kitabında anlattığı bilgiler Google’ın Blogger’ın önemini anlaması, WordPress’in tarihçesi ve diğer blog sunucuları ile devam ediyor. (Konu ile direkt ilgisi olanlar için oldukça önemli noktalar ki ilerleyen sayfalarda da detaylar çok daha fazla artıyor.) Kitabın sayfalarında kişiler ve kurumlar için “iyi bir blogger” olmanın her aşaması tüm neden ve sonuçlarıyla yer almasının yanı sıra kimi ilginç bilgilere rastlamak da mümkün. Örneğin 2012 yılı sonunda yapılan bir araştırmaya göre İnternette bulunan toplam blog sayısının 400 milyonu geçtiği; bu rakamın tıpkı dünya nüfusu gibi her geçen gün arttığı; bunların en popüler ve en çok kullanılanının Google’ın sahibi olduğu Blogger olduğu; Blogger’ı Tumblr, WordPress ve diğerlerinin takip ettiği gibi.

 

Cevher olma durumu ya da neden blog?

Salih Seçkin Sevinç “Bu savın ana izleğini ‘Twitter’ın gücü’ olarak da düşünebilir ve böyle yazabilirdim ama benim anlatmak istediğim bu değildi,” diyor. “Twitter, Facebook ve bu platformlara yakın olanlar bana sabun köpüğü gibi geliyor. Bir diğer tanımlama ile ‘geçici otonom bölgeler’. Uzmanlar bundan 20 yıl sonra her ürün ve hizmetin daha fazla kişiselleştirileceği bir dünyadan söz ediyor. Hal böyle olunca geleceğin inşasına da mikro düzeyde ekletik parçalar, yani kişisel deneyimler, birinci ağızdan bilgiler, bildiğini doğru araçları kullanarak paylaşan insanlar, paylaşım ekonomisine katkıda bulunanlar, paylaştığını kişiselleştirmenin peşinde olanlar, yani bloglar ve bloggerlar şekil verecek.”

Neden blog sorusuna gelince… Bu satırlara dek bu soruya kısmen cevap verildi. Yine de Salih Seçkin Sevinç’in savını özetlediği cümlelerin oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Yazar ‘Neden Blog?’ başlığı altında “Her Şeyin Başı Blog” savına da açıklık getiriyor. “Gelişen iletişim teknolojileriyle birlikte bloglar, tüm beşeri hareketlerin etken (blog sahibi, tutkulu kişi) ve edilgen (blog okuyan, sıkıntılarından uzaklaşmaya çalışan) formlarını bir arada ve kalıcı olarak tutmayı başaran yegane platformlar haline dönüştürmüştür. Diğer hiçbir sosyal medya mecrasında bloglardaki gibi bir sürdürülebilirliğe rastlayamazsınız.” Tüm bunlarla birlikte ‘var olanı hikâyeleştirebilen tüm beyinler için bloglar gerçek gelişim merkezleridir,’ diyor. Bu savının en gerçekçi örneği olarak da kendisine ait olan harbiyiyorum.com yemek sitesi örneğini veriyor. “Site, Gaziantep’te İmam Çağdaş’ta yediklerimi yazdığım ilk gününden bugüne büyük gelişim gösterdi. Ben blogu geliştirmeye çalıştıkça o da beni eğitti, yazı ve görsel alanlarda gelişmemi sağladı.”

 

“Güzellik kendiniz olmaya karar verdiğiniz an başlar.”

Bu söz de Coco Chanel’e ait. Ünlü modacı bu sözü söylediğinde muhtemel 1900’lü yılların ortasıydı. Salih Seçkin Sevinç, Chanel’in cümlesini bloggerların ‘özgünlük’ detayına dikkatleri çekmek için kullanıyor. Cümlenin 21. yüzyılda modern çağın iletişim platformunu destekliyor olması ise ayrıca hoş bir durum. Bana kalırsa bir şekilde de bilginin, deneyimin ve paylaşımın yansıması olan cümle neredeyse bir blog açılımı! Sanırım en başından beri yazarın anlatmaya çalıştığı detaylardan biri de bu işte. Diyebiliriz ki iyi bir blogger olmak da ‘kendiniz olmaya karar verdiğiniz an’ başlayacaktır. Bu şüphesiz kurumlar için de geçerli. Çünkü yazarımızın da söylediği gibi, “Herkes kendini ifade edecek bir yol arıyor.” İşte bu yola çıkarken bir rehbere ihtiyacınız varsa eğer Salih Seçkin Sevinç’in kitabı tüm bloggerlara ve blogger adaylarına ‘iyi gelecek’. Keyifli okumalar.

 

Şebnem Atılgan