Yeldeğirmeni Dosyası | Kadıköy’ün Gizli Köşesi

KADİKÖY’ÜN GİZLİ KÖŞESİ : YELDEĞİRMENİ

Haydarpaşa ve Kadıköy iskeleleri arasında bir koy…

Eskiden burada çalışan sandallar tren yolcularını bu koydan geçirirmiş.İşte bu koy boyunca uzanan kordondan içeriye uzanan semt Yeldeğirmeni’dir. Dik yokuşları ve yokuşların bitiminde minik meydanları olan bu semt bir ucu Kadıköy sahile, bir ucu tren raylarına kadar uzanıyor. İçinde daha  bilmediğimiz kim bilir ne hikayeler yatıyor.

Kadıköy ilçesinin en eski belki de en kenarda kalmış semtlerindendir Yel değirmeni.Çok kişi bilmez,tanıyanı çok yoktur derler .Her ilden insan yerleşmiş, eski binalarda köklenmişler. İç içe geçmiş hayatlar, bambaşka hikayeler  Yeldeğirmeni’nde hayat bulmuş ve bulmaya da devam ediyor.Çok kişi henüz bilmese de fazlasıyla değişimden nasibini almaya başlamış Yel değirmeni .Ama bu değişimin kaynağı ve beslendiği nokta çok farklı; sanat,sürdürülebilir yaşam ve birlik.

Yeldeğirmeni Mahalle Yenileme Projesi, Kadıköy’ün tarihi semtlerinden Rasimpaşa Mahallesi ve Yeldeğirmeni kentsel koruma Alanı içinde sürdürülebilir canlanmanın sağlanmasını amaçlayan, entegre bir kentsel canlandırma projesi.

Gezi’nin birinci yılında parklarda başlayan birlikte üretme ve paylaşma hadisesinin forumlardan sonra farklı boyutlara evrilerek devam ettiği, soyunun tükenmesini göze almak istemediğimiz yaşam modelinin sürdüğü işgal evlerindeyiz. Yeldeğirmeni Don Kişot İşgal Evi ve Caferağa Dayanışması Mahalleevi’ni, başka bir yaşamın mümkün olduğunu kanıtlıyor bizlere…

20 senedir kullanılmayan binaların  müteahhiti tarafından birden çok insana satılmış ve bu nedenle sahipsiz kalmışlar.  Yalnız ve kullanılmaz haldeki mekânları tinerciler keşfedince belediye binaların etrafını çevirmiş. Yeldeğirmeni Dayanışması tam da bu noktada devreye girmiş ve bu tartışmaya müdahale etmiş.Bu işgal evlerinde çeşitli organizasyonlar gerçekleştiriyorlar.Yoga dersleri,dans dersleri gibi.Aynı zamanda sergiler,mini konserlere de ev sahipliği yapıyorlar.İşin en güzel yanı ise dayanışma, ihtiyacı olan mahallelinin de yanında duruyor. Örneğin, komşuların  evindeki tesisat sorunuyla da ilgileniyorlar.Evle beraber mahalleliyle ilişkilerinin başladığını özellikle altını çiziyorlar. Dayanışma olarak mahalleli ve esnaf için çeşitli kampanyalar yapılıyor bugüne kadar. 100 yıllık bir binada eğitim veren Osmangazi İlkokulu’nun kapatılması gündemde olduğu için okulla ilgili çalışmalar yapıyorlar örneğin. Esnaf için yaptıkları bir diğer kampanya ise “Ne AVM ne süpermarket, esnaftan alışveriş et”. Mahalledeki Dallas Birahanesi ve Karadeniz Kıraathanesi’ne kadınların girebilmesine de ön ayak olmuşlar. Bu işin içinde hem sanat,hem birlik hem yardımlaşma hem de dayanışma  ve büyük bir paylaşım var.Umarız bu şekilde büyüyerek de devam eder ve sürdürülebilir yaşam giderek yayılır ve tüm sokaklara ulaşır…

 

 

 

 

 

MEKANLAR :

 

 Yeldeğirmeni sanat

2010 yılında ÇEKÜL Vakfı ve Tarihi Kentler Birliği üyesi Kadıköy Belediyesi’nin ortaklığında Canlandırma Projesi adı altında başlayan çalışmalar, ilk meyvesini verdi. Yeldeğirmeni Rasimpaşa Mahallesi’nde 1895 yılında manastır, okul ve kilise olarak kullanılan tarihi Notre Dame du Rosaire Kilisesi, Kadıköy Belediyesi tarafından restore edildi ve artık hayatına ‘Yeldeğirmeni Sanat’ olarak devam ediyor. 19. yüzyıl Tanzimat Dönemi’ne ait, tarihi bir mimarlık anıtı olan bu binada düzenlenen sanat etkinliklerini takibe almakta fayda var.

 

  • Ayrılık çeşmesi

Bu çeşme, Osmanlı Sultanları’nın Anadolu’ya sefere giderken; Hacı kafilelerinin ve Surre alaylarının İstanbul’dan çıkarken kendilerini uğurlayanlarla vedalaşıp ayrıldığı noktadır.

 

  • Bubi

Eğer siz de disiplinlerarası çalışmayı ve kolektif bilinci yaygınlaştırmayı hedefliyorsanız, Bubili olabilirsiniz…

Bubi, “Buluş Biliş Sanat/Bilim/Doğa Derneği”nin kabile adı. Kadıköy merkez ofisinde etkinlik/eğitim ve buluşmalar düzenliyor. Yaz boyunca düzenledikleri gezilerde üç alandan (sanat/bilim/doğa) profesyonelle “deneyim” etkinlikleri de düzenlemişler. Uluslarası ve yerel projeler tasarlar ve hayata geçirme yolunda bilgiyi ağa yaygınlaştırmayı hedefliyorlar.

Elif Demirci, Tolga Bayraktar, Onur Ertin ve Sezgi Durgun’un el ele verip kurduğu Bubi, sanat/bilim/doğa alanında çalışan tüm bağımsızlar için bir buluşma mekânı.

Üretimlerinizi ve ürettiklerinizi paylaşabileceğiniz bir alan. Bubi’de sadece bağış kabul ediliyor ve bir ay içinde onlarca etkinlik düzenleniyor…du. Bubi, kısa bir zaman önce duvarlarını yıkmaya karar verdi ve merkezi bir sabit yapıdan gezici bir çalışma düzenine geçti. Yeldeğirmeni’ndeki Bubi ofisi bu sebeple şu aralar yeni konuklarını bekliyor, Bubi’nin önümüzdeki dönem aktiviteleri için ise web sitelerinden ulaşabilirsiniz

  • MAHALLE EVİ

Canlandırma Projesinin ilk adımı, geçtiğimiz yıl Kasım ayında Karakolhane Caddesinde açılan Mahalle Evi oldu. Mahalli gönüllü örgütlenmesinin oluşturulması amacı ile açılan “Mahalle Evi”, içinde sosyal hizmet birimlerini, gönüllü merkezini ve proje ofisini barındırıyor. Mahalle gönüllüleri, halkın ihtiyaç ve fikirlerinin projeye aktarılabilmesi için canlandırma sürecinde en önemli halkayı oluşturuyorlar. Gönüllüler sayesinde mahalleli ile komşuluk ilişkisi kurularak canlandırma sürecine dinamik bir yol çizmek mümkün olabiliyor.

“Mahalle Evi” bünyesinde ayrıca çocuklara yönelik bir ruh sağlığı merkezi ve çocuk etüt merkezi bulunduruyor. Projenin, etüt merkezine gelen çocuklar ve sosyal hizmetlerden yararlanan kadınlarla aynı mekanı paylaşıyor olması, katılım açısından stratejik bir önem teşkil ediyor. Proje başladığı günden bu yana çocuklara ve kadınlara yönelik pek çok aktiviteye ev sahipliği yaptı. Bunun yanı sıra mahalleye yapılacak her uygulama, uzlaşma toplantıları ile yine Mahalle Evi’nde tartışmaya açıldı.

  • İŞGAL EVİ FOTOĞRAFLARINA YAZI GEREK YOK ÇÜNKÜ GENEL YAZI DA ANLATIYOR .SADECE İŞGAL EVLERİNDEN BİRİ DİYE YAZILMASI YETERLİ .

 

  • AYİOS YEORGİOS KİLİSESİ

Karakolhane Sokak’taki Ayios Yeorgios Kilisesi kilisesi 1919 yılında ahşaptan yapılmış. 1933 yılında kilisenin taştan inşa edilmesi için alınan kararın uygulaması ancak 1953 yılında gerçekleştirilebilmiş.Kubbeli bazilika planlı kilisenin, çan kulesinin yapımında eski tren yolu rayları kullanılmış.

 

  • HUSH GALERİ

 

2009 yılından beri faaliyet gösteren Hush Gallery, konumlandığı Yeldeğirmeni semtindeki farklı kültürler, büyüyen fikirler ve üretim için bir paylaşım ağı oluşturmayı hedefliyor. Herhangi bir otoritenin çatısı altında bulunmadan ulaşılabilir sanat kavramını geliştirmeye odaklanıyor. Hush, özellikle “genç çağdaş” sanatçıların üretimlerini teşvik etmek amacıyla yerel ve uluslararası sergi projelerine ev sahipliği yapmaktadır.

 

  • HUSH  HOSTEL  LOUNGE

 

Hush Hostel Lounge 2009 yılından beri Kadıköy’ün karakteristik ve tarihi mahallerinden biri olan yeldeğirmeninde misafirlerini ağırlıyor. Bir çok farklı ülkeden ve şehirden gezgine rahat ve keyifli bir konaklama imkanı sunuyor. Farklı tiplerde 25 odası ve 70 kişilik yatak kapasitesi olan Hush Hostel’de her sabah açık büfe kahvaltı verilmektedir. İlkbahardan itibaren bahçemizde barbekü akşamları ve çeşitli etkinlikler yapılmakta. Ayrıca Avrupadaki önemli 49 şehirin içinde bulunduğu Famous Hostels ağına İstanbul için seçilen tek hostel.

 

  • OSMANGAZİ OKULU

TCDD Haydarpaşa Garı’nı yapan Alman şirketinin( Anadolu Demiryolları ) mühendis ve işçi çocuklarının eğitimi için Haydarpaşa’daki yeni okul yapısı tamamlanarak, gerek öğretmenler  gerekse personeli lojmana kavuşmuş.İlk  açıldığında 48 öğrenci okula başvurur. Anadolu Demiryolları  okul yapısı için arsa tahsis etmiş ve inşaatını  üstlenmiş.Yapıldığı dönemde mülkiyeti Anadolu Demiryolu Müdürü Edouard Huguen’in üzerinedir. 134 000 Mark harcanarak inşa edilen yapının finansmanında Alman endüstrisinin yanı sıra Tünel’deki Alman Okulu’nda da hizmetleri bulunan Wülfing ve Otto Kapp’ın katkıları büyüktür.Tünel’deki Okulun ek yapısında olduğu gibi, Mimar Schwatlo(w) okul projelerini bedelsiz üstlenmiş.

1918 yılında 1. Dünya Savaşının bitmesiyle mağlup taraflardan biri olan Almanların ülkemizi terk etmesiyle okul Osmanlı-İngiliz mektebi olmuş. Ancak 1935 yılında diğer tüm yabancı okullar gibi okulumuz da Türklere bırakılmıştır…

 

 

  • KEMAL ATATÜRK ANADOLU LİSESİ

1894 yılında Fransa’dan Türkiye’ye (Kadıköy’e) gelmiş olan Oblates de l’Assomption rahibelerinin 1895 yılında Haydarpaşa da (Yeldeğirmeni’nde) eğitime açtıkları bu okula, Kadıköy’ün önemli azizesi olan Saint Euphemie’nin adı verilmişti.
Bu rahibeler aslında bugün yerinde olmayan Moda’daki Şifa Hastanesi ile ilgileniyorlardı ve 1905 yılından itibaren bu hastanede faaliyet göstermişlerdi.1894 yılında Fransa’dan Türkiye’ye (Kadıköy’e) gelmiş olan Oblates de l’Assomption rahibelerinin 1895 yılında Haydarpaşa da (Yeldeğirmeni’nde) eğitime açtıkları bu okula, Kadıköy’ün önemli azizesi olan Saint Euphemie’nin adı verilmişti. 13 Aralık 1934 tarihinde yürürlüğe giren, ancak 1935 yılında uygulanan “Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun”, din insanlarının dinî binaların dışında, özellikle okullarda, sokaklarda dinî kıyafetle dolaşmalarını yasaklamıştı. Kolejlerde öğretmenlik yapan papazlar, rahipler ve rahibelerin çoğunluğu bu kanuna uymakta zorlanmışlar ve ülkeyi terk etmek zorunda kalmışlardı. Onların eğitim verdiği okullar ise eğitim veremez duruma gelmiş, ayrıca ekonomik sebeplerin de etkisiyle kapanmak zorunda kalmışlardı. Daha sonra Maarif Vekâleti’ne devredilen bu okullardan biri olan Saint Euphemie Okulu da 1935 yılında kimlik değiştirmiş ve 3. Orta Mektep adıyla eğitim vermeye devam etmişti. 1950 yılında Kemal Atatürk Ortaokulu adını alan okul, 1999 yılındaki depreme kadar öğrencilerine hizmet etmiştir. 17 Ağustos Depremi sonrası başlatılan okulları güçlendirme çalışmaları nedeniyle okul restorasyona alınmış…

 

 

  • TARİHİ YELDEĞİRMENİ FIRINI

Yeldeğirmeninde Karakolhane caddesinin sonlarına doğru yer alan, mis gibi ekmeği ve çıtır çıtır pideleri olan, muhitin en eski ekmek fırını burası.

 

  • HAYDARPAŞA GARI

 

1908’de İstanbul – Bağdat Demiryolu hattının başlangıç istasyonu olarak inşa edilmiş Haydarpaşa Garı…

Devrin Osmanlı padişahı II. Abdülhamit döneminde, 30 Mayıs 1906 tarihinde yapımına başlanmıştır. 19 Ağustos 1908 tarihinde tamamlanıp hizmete girmiş. Bir rivayete göre binanın bulunduğu sahaya III. Selim’in paşalarından Haydar Paşa’nın adı verilmiş. Binanın inşaatı, Anadolu Bağdat adı altında bir Alman şirketi gerçekleştirmiş. Ayrıca bir Alman’ın teşebbüsüyle garın önünde mendirek inşa edilerek Anadolu’dan gelecek veya Anadolu’ya gidecek vagonların ticari eşyasını yükleme ve boşaltma işlevi için tesisler yapılmış.İki Alman mimar Otto Ritter ve Helmuth Cuno tarafından hazırlanan proje yürürlüğe girmiş, garın yapımında Alman ustalarla İtalyan taş ustaları birlikte çalışmış.I. Dünya Savaşı sırasında gar deposunda bulunan cephanelere 1917’de yapılan bir sabotajla çıkan yangın sonucu binanın büyük bir bölümü hasar görmüş. Yeniden onarılan bina bugünkü şeklini almıştır. 1979’da Haydarpaşa’nın açıklarında Independenta adlı tankerin bir gemiyle çarpışması sonu meydana gelen patlamadan ve sıcaktan dolayı binanın O Linneman adlı ustanın yaptığı kurşun vitrayları hasara uğramış. 1976’da aslına uygun olarak yeniden geniş çapta onarılmış ve 1983’ün sonunda dört dış cepheyle iki kulenin restorasyonu tamamlanmış.28 Kasım 2010 tarihinde çatısında çıkan ağır yangından dolayı çatısı çökmüş ve 4. katı kullanılamaz hale gelmiş. Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren Projesi kapsamında Istanbul-Eskişehir bölümündeki demiryolu çalışmaları nedeniyle, 1 Şubat 2012 tarihinden itibaren 24 ay süreyle ülke çapındaki tren seferlerine ara verildi.