Ye, Dua et ve Sev

Ye, Dua et ve Sev

Hayatımızdaki gidişin herhangi bir yerinde mola alabilmek ve o süre içerisinde hiçbir ön yargı, ön koşul ya da zorunluluklar yığını olmadan yalın ve tek başımıza hayatımızda gerçekten neyi istediğimizin cevabını bulabilmek ne hoş olurdu…

Ye, Dua et ve Sev filmi işte bu molayı anlatıyor. Bir anda gelen bu mola fırsatını 3 ayrı kavram ile 3 ayrı coğrafyada arayan New York’lu “mutlu” bir kadının hikayesi.

 

Kendimizle baş başa kaldığımızda aklımıza gelen sorulardır “Ben kimim? Neden yaşıyorum? Gerçekten ne yapmayı istiyorum?” Kimin, kendine verdiği cevaplardan memnun olup olmadığını bilmiyorum ama asıl olan şu anda yaşıyor olduğumuz yaşam detaylarımızdan çoğunun bir “koşullar otoritesi” tarafından yaratıldığıdır. Ve çoğunlukla da bizim seçimimiz olduğuna inandırılmışızdır sahip olduğumuz detayların.

Liz Gilbert ( Julia Roberts) New York’da yaşayan ve bir kadının hayalini kurabileceği her şeye, mutlu bir evliliğe, çekici bir eşe, başarılı bir kariyere, güzel bir eve kısacası her şeye sahip görünen bir kişiyken birdenbire kendini karışmış ve kaybolmuş hissetmeye başlar. Hayattan beklentisini arıyor olarak bulur kendini ve bir gecede boşanma kararı alır. Birdenbire ani bir kararla konforlu yaşantısının dışına atılan ilk adımın ardından, hayatındaki her şeyi riske atan bir “arayış” yolculuğuna çıkar.Seyahatlerinde yemek yemenin zevkini İtalya’da, dua etmenin gücünü Hindistan’da, ve sonunda beklenmedik bir şekilde aşkın verdiği iç huzuru ve dengeyi de Bali’de bulur.

Tiyatroda oyuncu David Piccolo ‘ya aşık olmayı dener ama başarılı olamaz, çünkü daha büyük bir problem olduğunu keşfeder. Kendini bulmak zorundadır. Daha önceden Bali’ye yaptığı bir ziyarette tanıştığı ‘iyileştirici’ lakaplı Ketut’un kehaneti üzere üç bölümden oluşan bir seyahate çıkar. Coğrafi olarak planını uyguluyor olsa da bu seyahat sırasında beklenmedik bir çok deneyim de yaşar. Yemek, dua etmek ve sevmek olarak üç bölüme ayrılan bu seyahatin ilk durağı yemek ve makarnaları ile meşhur olan Roma’dır. Daha sonra Hindistan’a gider ve Texaslı Richard ile tanışır.

Hindistan’dan önceki hayatında yaptığı hataların verdiği suçluluk duygusuyla, hayata pek de iyi bakmayan Richard, Liz’e kendini affetmenin mümkün olduğunu öğretir. Richard ile yollarını ayıran Liz, son durağı olan Bali’ye, kehaneti yapan iyileştirici ile görüşmeye gider. Bali’de Felipe ile tanışır. Felipe ile aralarında bir aşk bağı oluşur. Beraber Amerika’ya gittiklerinde ise Felipe’nin sınır dışı edilmesi, olayların gidişatını değiştirir. Liz, ya Felipe ile evlenecektir ya da onu bir daha görmemeyi göze almak zorundadır. Ancak Liz daha önceki evliliğinde yaşadığı sorunlar sebebiyle evlilik konusunda tedirgindir. Film 13 Ağustos 2010 tarihinde Columbia Pictures tarafından Amerika’da ve Warner Bros Turkey tarafından Türkiye’de vizyona girdi.Ryan Murphy’nin yönettiği filmde Julia Roberts, Richard Jenkins, Javier Bardem ve James Franco rol alıyor. Filme set olmuş her iç ve dış mekan konusunda sayfalarca yazılabilir ama Liz’in en yakın arkadaşı Deliah’ın New York’taki evi için bir parantez açmak istiyoruz.Viola Davis’in canlandırdığı Deliah ın yaşadığı ev, eşine az rastlanır yapılardan biri olan Cobble Hill Carriage House,1840 larda itfaye olarak kullanılan bir bina. New York’un rüya evlerinden biri haline gelme hikayesi sırasında birçok da filme set olmuş bir ev. Dikine büyüklüğü insanı yanıltabiliyor ama oturduğu arsa büyüklüğü yaklaşık 900 m2.Toplamda yaklaşık 2000 m2 den oluşan bu yapı asma katı ile birlikte toplam 3 kattan oluşuyor.

Ana kat yaklaşık 650 m2. Dış cephesi tuğla kaplı olan evde 12 oda bulunuyor. Meşe ahşap zeminleri, yüksek ahşap kirişl kemerli tavanları, şömineleri ve güney tarafına bakan oda çıkışındaki teras bahçe ve serası ile inanılmaz bir tarihi New York yapısı. Küçük değişikliklerle, 4-6 odalı 2 ayrı ev gibi de kullanabiliyor olan binanın tek ev olarak kullanıldığı zaman sunduğu konfor ve genişlik inanılmaz. Cobble Hill ‘in neredeyse kalbi sayılabilecek bir lokasyonda olduğu için oldukça da pahalı bir satış ile (7 milyon dolar) yeni alıcısının eline geçmiş. Odaları ve yaşam alanlarının yanısıra mutfak banyo bodrum ve depolama alanlarında bile tarihi dokuya rastlamak mümkün.Duvarlarda hakim olan tuğla döşeme ilk halinin orijnalliğini taşıyor. Normalden büyük yapılmış olan şömine tüm göz alıcılığı ile salondaki yaşamın tam ortasında. Kütüphaneli oturma odaları, neredeyse normalin iki katı yüksek tavanlı yemek odası ve tam bir gurme mutfağı olarak tasarlanmış mutfak. Güney tarafına bakan bölümdeki yeşil alanlar teras ve sera gerçekten şehrin göbeğinde olduğunuzu unutturuyor.