Wes Anderson Tarzı Mekanlar

Wes Anderson Tarzı Mekanlar

Dekorasyon aşıkları yasam mekanlarını şekilendirirken, zamanla değişen estetik idealleri, felsefi ve deneysel yaklaşımları ya da doğa kanunları ve doktrinleri temel alan araştırmalar yaparlar: Fengh shui, Wabi sabi, Vastu shastra ilk rastlananlar olur. Son moda eğilimlerden biri ise mekanın konseptine karar verirken ona bir de karakter vermek. Birlikte yasayacağınız ev dostlarınız gibi düşünün objeleri. Renkler, mobilyalar,  ışık ve detaylar, bir doktrini değil bir dönemi; bir stil hatta bir film ya da yönetmenin tarzını çağrıştırabilir.

Minimalizmi sevebilirsiniz; bohem ya da İskandinav stilini de… Rock, Klasik, New age… Ya da eklektik bir yaklaşımınız var ve harmanlamayı seviyorsunuzdur. Seçiminiz ne olursa olsun, hayatınıza pozitif enerji verecek tatlı, sıcak dokunuşlardan, renklerden korkmayın. Onları sevin. Renkler sizi mutlu eder, çünkü onlar gün ışığını, güneşi, hayatı, canlılığı hatırlatır.

Renkleri armoni ile kullanmak çoğu zaman zordur. Ama evinizde istediğiniz kadar cesur, istediğiniz kadar tuhaf, garip, deli olabilirsiniz. Orası sizin mekanınız, sizin dünyanız. Kuralları unutun. Tek kural mutluluk veren çağrışımlarla çevrelenmiş olmanız. Objelerinizi ve renklerinizi seçerken ilham almanıza en çok yardımcı olacak araçlardan biri de kuşkusuz Pinterest. Ben de Pinterest’te dosyalar yaparken zamanı ve gerçekleri unutanlardanım. Sınırsız konu başlığında arşivler oluşturabilirsiniz. Henüz kendi evi olmayanlar için de sonsuz bir hayal dünyası ve mutluluk kaynağı adeta.Son zamanlarda Pinterest’te yaptığım “Sinema” dosyasının Wes Anderson ile zenginleştiğini fark ettim.

Sonbahar renkleriyle çevrili olmanın da etkisiyle, aklım ister istemez bu mevsimin solgun tonlarını en iyi kullanan yönetmenin kusursuz tasarımlarına gidiyor. Öyle ki, bu aralar bir mekan döşeyecek olsam, her şeyi yerli yerine koyduktan sonra dönüp manzaraya baktığımda kendimi bir Wes Anderson filminde hissedebilirim.Bu aralar yaklaşan yılbaşını ve evinizi nasıl orijinal şekilde süsleyeceğinizi düşünüyor olabilirsiniz. İşte kalıcı ya da geçici bir konsept olarak uygulayabileceğiniz, renkleri ılıman ama korkusuzca ya da geçici bir konsept olarak uygulayabileceğiniz, renkleri ılıman ama korkusuzca kullanarak yaratabileceğiniz Wes Anderson karakterli mekanlar için birkaç altın kural:

– Ziyaretinize gelenler oranın size ait olduğunu anlamalı. Anonim olmayın; özgün olun.- Zevkleriniz karakterinizi, seçimleriniz ise psikolojinizi yansıtır. Müzmin bir kararsızsanız, evinizde en sevdiğiniz 10 objeyi listelemeyi deneyin. Bunlar en çok giydiğiniz kıyafetler de olabilir; yeter ki size kendi içinizden bir ışık tutsun.

– Simetri ve düzen: Wes Anderson filmlerinde simetri çok önemlidir ama obsesif bir hava yaratmaz. Hiçbir öğe tesadüfi yerleştirilmemiştir ama “sahnenin” tamamı her türlü tesadüfe açık zenginlik barındırır. – Empati: Kirada bile otursanız eviniz size, siz evinize aitsiniz. Orası sizin kaleniz, sarayınız, tüm hayatınızın kalbi. O kalpte barındıracağınız her şey içinize sinmeli. Evinizde içinize sinmeyen objeler varsa, öncelikle onlarla ne sorununuz olduğunu düşünün. Belki o nesneyle değil de sadece size hatırlattıklarıyla kavgalısınızdır.Ya da belki de sadece mevcut yerinden kaldırıp başka bir yere koymanız yetecektir. Eğer içinize sinmeyen bir objeyi atmaya gerçekten de kıyamıyorsanız, bilin ki o artık sizin hayatınızın ve deneyimlerinizin yani kalbinizin gerçek bir parçası olmuş demektir. Onu atmayın, yargılamayın ve daha fazla kurcalamayın. Onun yerine öyle bir kullanın ki o öğeyi, bırakın cesaretinizi yansıtsın.   – Evinizin müziği olmalı: Sizinle özdeşleştirilen ilk unsurlardan biri sevdiğiniz müziktir. Henüz farkında olmayabilirsiniz ama mutlaka sizin hayatınızın da bir soundtrack’i vardır.

En sevdiğiniz şarkıları teker teker hatırlayıp listelemeyi deneyebilirsiniz. Ama  benim önerim Spotify’ın farklı zevklere ve “mood”lara göre oluşturulmuş listelerine bir göz atmanız. Orada sadece yeni şarkılar keşfetmekle kalmaz, hoşunuza giden seslerle hoşunuza giden renkler arasında da tuhaf bir koşutluk olduğunu fark edebilirsiniz.  – Ve tabii ki Wes Anderson renkleri… Süsledikleri nesnelerin temel niteliklerini dahi ezen uyum duygusu ile adeta kendi aritmetiğini yaratan kusursuz tonlar… İçindeki fırtınaya rağmen sükuneti yansıtan renkler; uçuk tonlarla, parlak dokuların fantastik uyumu.Hayaller ve gerçeklerin buluştuğu bir boyut gibi. Bağımsız Amerikan sinemasının bu çok özel yönetmeninin filmlerini izlemeyi de unutmayın. Renkleri tekrar seveceksiniz.