The Razor House | Beyazperde’nin Rüya Evleri

The Razor House

Sinema  filmlerinin türü, dekorların etkisi konusunda çok belirleyici. Bir romantik komedi veya dram filminin sahneleri genelde kapalı mekanlarda çekilir ve detaylar çok daha fazla göze batabilir. Hızlı aksiyon filmlerinin içinde yer alan mekanlar aslında çok da dikkat çekici olmamıştır ancak şimdi bahsedeceğimiz ev bu teoriyi tamamen yıkarcasına etkili bir ev.

Iron Man (Demir Adam) serisinin türünü hepimiz biliriz. Mülti milyoner ve dahi  bay Stark, dehası ve imkanları sayesinde biraz da zorunluluktan bir süper kahraman yaratır. Ve bu super kahraman aslında super güçleri olan bir kıyafetin içerisinde kendisinden başkası değildir.

Son teknoloji ürünü silahlar ve savunma sistemleri üreten Stark Şirketinin kurucusu olan Howard Stark’ın varisi Tony Stark, teknoloji konusundaki müthiş zekası ve üretimleri sayesinde dünyanın en önemli silah tüccarıdır. Yakışıklı bekar iş adamımız en son geliştirdiği Jericho füzelerinin test edildiği bir tatbikat sonrası terörist bir grubun eline esir düşer.

Saldırı esnasında zaten zayıf düşmüş olan kalbinin yanına şarapnel parçalarının saplanmasıyla hayatı tehlikeye giren Tony, kendisini esir alan terör gurubunun lideri Raza tarafından, silah geliştirmeye zorlanır. Dehası ve mucitliğini kullanarak bir zırh imal eder ve teröristlerden kurtulup ülkesine döner.Ölümden döndükten sonra günlerini ve gecelerini atölye/laboratuvarında çalışarak geçirmeye başlar. Artık tek isteği, kendisine insanüstü güçler ve fiziksel koruma sağlayacak çok gelişmiş bir zırh geliştirmektir.Tabii kalbini çalışır halde tutacak olan enerji ile çalışan super bir zırh.

Güzel asistanı Pepper Potts ( Gwyneth Paltrow ) ve arkadaşı yarbay Rhodey’in ( Terrence Howard ) yardımıyla yeni kırmızı zırhına bürünen Tony Stark ve ikinci kimliği Iron Man olur.

Bu kısa özet ve filmin devamındaki maceraların gölgesinde kalamayacak kadar güzel bir evde oturur sevgili milyonerimiz.Stark Residance Nam-ı diğer The Razor Residance…

Filmi izlediğinizde Bay Stark’ın yaşantısındaki “zengin” detaylardan en etkileyicisi aslında bu ev Atölye Laboratuar diyebileceğimiz kısım, beyefendinin zamanının çoğunu geçirdiği yer. Güzel asistanı ile evin salonunda çekilen sahnelerde bile evin okyanus manzarası ile olan aşkını hissetmeye başlıyorsunuz.Genişliği ile saydamlığının verdiği sonsuzluk hissi tasarımının da odak noktası .

San Diego California’da La Jolla Farm yolunda yer alan zamansız lüks ve modern şıklığın gerçek tanımı olarak adlandırılan  bu malikane,olağanüstü ilham verici bir tasarım ve mimari harikası.

Yaklaşık 1 hektar Alana kurulmuş bu  inanılmaz geometrik yapı, San Diego, California, La Jolla California Torrey Pines State Park kenarında saydam tasarımı ile Pasifik Okyanusu’na bakan, ünlü Black’in Plajı üzerinde , bir uçurumun kenarına ,dağ oyularak kurulmuştur.

Olağanüstü ve huşu uyandıran manzara gösterisi, La Jolla ‘yı Kaliforniya kıyısının en önemli sanat yapısı haline getirmiştir.

Bir uçurumun üzerine tünemiş, parıldayan monolitik beton ve cam yapı,aşağıda okyanusun çarpıcı kesintisiz panoramik manzaralarına karşı bir amfitiyatro gibi görünmektedir.Bu yapının özellikleri sebebi ile bu sahildeki yapılar arasından en güzel doğal kumtaşı anıtlarından biri olarak seçilmiştir.

Bir evden ziyade bir sanat eseri olarak tanımlanan yapı, canlandırıcı ve cesur tasarımından dolayı lüks yaşamın en etkileyici miraslarından biri olarak bilinmektedir.

Mimari Digest’in seçtiği en iyi 100 tasarımcılarından biri olan San Diego’lu Mimar Wallace Cunningham tarafından tasarlanan the Razor , tasarımcısının başına  ,yapı , fonksiyon ve stil özellikleri ve tabii ki çarpıcı eşsiz manzarası ile  parlak bir tac gibi başına oturuyor.

Wallace Cunningham’ın tasarladığı evin tamamında, huzur ve özgürlük hissi fazlasıyla hissediliyor.

The Razor, Cam tavanı ile sonsuz okyanus manzarası ile gökyüzünü kucaklayan bir bağlantı sağlamak için tasarlanmış.

Ev o kadar şeffaflaştırılmış ki ,bu sonsuz manzaraya bakarken  muhteşem bir dönüşümün içinde yaşıyormuş hissinde kalıyorsunuz.

İnanılmaz bir huzur uyandıran tasarımı ile The Razor, lineer mimari elemanlarının doğal uçurum ortamındaki müthiş karışımı ve bu anıtsal yapının manzarası arasında eşsiz bir birliktir.

Mimar Wallace Cunningham’a bu tasarım harikası için sahibi tarafından sınırsız bütçe verildi. Bu başyapıtın 34.000.000 $ aşan bir inşaat maliyeti oldugu söylenmektedir.

Pırıl pırıl cilalı beton ve zeminden tavana saydam cam duvarlı yapı,içinde tüm manzarayı kare kare yakalayabilmek için ışık filtreleri varmışcasına tasarlanmış.

4 yatak odası, 8 banyosu,2 şöminesi,ısıtmalı havuzu ve 8 araçlık garajı ile  muhteşem ve kesintisiz okyanus manzarasını kucaklamak için tasarlanmış Razor, sıradan yaşam sınırlarını askıya alan bir tarz sunuyor.

Bir mimari ifade olarak, bu yapının en önemli tasarım ögesi,okyanus manzarası ile olan ilişkisi ve hizalama özelliği . Yapıda, tavan, cam duvarlar ve zemin ışık filtreleme amaçlı şeffaflık ile muhteşem bir tasarımın tek tek detaylarının görünebilmesine olanak sağlıyor.

Hiçbir yerde tasarım ve doğallığın bu kadar uyumlu bağlandığı görkemli bir “”sonsuzluk”” havuzuna rastlayamazsınız. Güneş, deniz ve gökyüzünün  gerçeküstü yansımalarını yakalama, bu sonsuzluk havuzunda yakalanabilecek keyfin sadece birkaçı…

Architectural Digest dergisi makalesinde, Mimar Wallace Cunningham “evin bütün tasarım kavramı,manzaranın düzenlenmesi hakkında oldu.Ev aslında size seriler halinde küçük detaylar sunmuyor.Aksine manzara gibi büyük bir süpürücü sunuyor.Evin hemen her yanından bu manzarayı yakalayabilme fikri en önemlisi idi.

100 yıl içinde sahil hareket edecek, ancak ev ,genel tasarımsal yapısı sebebi ile  cam bir pavyon gibi davranır ve ağırlığı sebebi ile  o kalıcılığı sağlayacaktır. Cam manzarayı sunar, ama zamana karşı dayanıklı ve zamansız hissini verecek olan betondur’

Bir heykel tasarımı gibi, Cunningham ,Razor’u tepenin içine 10 metre derinde kazı alanında oyarak yapmış.

Doğal unsurları dikkate  alarak, tasarım yapısının merkezini dairesel kavisli özelliği yönlendirir ve geometrik keskin yapısı ,bunu, özel bir avlu içine bir çapa olarak kullanır.

Geometrik tasarımın örgü dirsekli yapısal katmanları ,gövdeye  monteli bölümleri ile gerçek bir açık düzeni sunuyor.

Yerden tavana uygulanan saydam cam perde duvarlar, muhteşem okyanus manzarasını kucaklayan merkezi tasarım kavramı etrafında bir çerçeve oluşturuyor.

Bu cam yapı ve sonsuzluk havuzu, güneşin parıltıları ile beraber okyanus manzarasını doğal olarak birleştirip yansıtmakta.

Evin tamamına hakim orta avlu, bu saydam geometrik yapılanmanın odak noktası olarak öne çıkıyor.

Dışarıdan ve içerden size kucaklayan manzara ile The Razor,beton bir destek ile neredeyse tamamen şeffaf bir yapı daymış hissi veriyor.

The Razor’un tasarım detayları ,ortadaki avlunun ,korunaklı bir yuva olarak görev yapmasını sağlıyor.

Kapalı yanları ve yüksek istinat duvarları ile avlu, asla rüzgar almayacak bir sekilde yapıya entegre bir mabed oluyor.

Teraslı seviyeleri ile tasarlanan, Razorun cam asansörü sizi bodrum  garajından once zemin kata sonra ana suite ve en sonunda 3. Seviye ile ana avlunun en üstüne terasa götürüyor.

Bu müthiş mimari ve tasarım gösterisinin içerisinde kaybolurken tüm duyularınıza hitap eden bu görsel şovun baş kahramanı olan The Razor , Iron Man Serisinden çok daha dikkat çekici durmuyor mu?