Sumahan

dfot

 
 

Art Community House Gerçekliği ile Artık İstanbulda
 
 

SUMAHAN

Karaköy, Bankalar Caddesinde, sanatsal çalışmaların sergilendiği, ortak yaşam alanlarıyla birbirine bağlanan ve tasarımcı stüdyolarını bünyesinde barındıran gerçek bir bohem yaşam alanı haline gelmiş bir yer SumaHan.

Hem ortak yaşam alanlarına sahip, hem de Rezidans dairelerin konumlandığı çok amaçlı bir dokuya sahip bu bir eşsiz mekan, Bast Home’un Aralık sayısına konuk oldu ve dolu dolu bir  SUMAHAN  dosyası yarattık birlikte!

2012 yılında tarihi yapının yenilenme çalışmalarının tamamlanmasıyla, SumaHan, ‘Art/Community House’ kavramının Türkiye deki ilk örneklerinden biri haline gelmiş.Üst katlarında Rezidans bölümleri de  bulunan SumaHan’, farklı disiplinden yabancı sanatçılara da  ev sahipliği yapıyor. Yapının ortak alanlarında ayrıca sıklıkla  misafir sanatçı küratörlüğünde farklı panel, sergiler  ve davetler düzenleniyor. Suma Han’da ayrıca konsept partiler düzenlemek için  zemin kat kiralanabiliyor. Rezidans sahiplerinin Lounge olarak kullandığı ortak alan binanın en özel köşelerinden birini oluşturuyor. Yakın zamanda, şu sıralar faaliyete geçmesi için hazırlıkların sürdürüldüğü  Suma Cafe ise dışarıdan gelecek misafirlerini ağırlamaya başlayacak.

Sumahan, Art Nouveau etkilerini rahatlıkla gözlemleyebileceğimiz, 1902 yılında inşa edilmiş, bir 19. yy sonu binası. Cumhuriyetin ilk yıllarında, bölgenin tek suma (alkolsüz rakı) ve rakı imalathanesi bu binada faaliyet göstermiş.  O yüzden bu adı almış. Ondan önceki kullanım şekillerini ve amaçlarını da konu ilerledikçe sizlerle paylaşacağız. Öyle bir yaşanmışlık var ki burada; duvarların nefes aldığı hissine kapılıyorsunuz. Yapının her köşesinde rastlayabileceğiniz, dünyanın dört bir yanından gelen sanatçıların sanat eserleri ve izlerine, dostça sohbetlere eşlik eden piyano sesleri de eklenince her köşesi yaşayan ve paylaşan bir yaşam alanı şeklini almış SumaHan!

SUMAHAN SPACE 

Karaköy; tarihi karakterini bugüne taşıyan, İstanbul’un bu anlamdaki en nadide semtlerinden birisi hiç şüphesiz. Sumahan’ın yaşam alanları ise geçmiş yılların derin hikayelerini taşıyor, bu nedenle bu özel semtin en özerk mekanlarından biri olma sıfatını gururla taşıyor.

Heykellerinden, çeşmesine, avlusundan, aynalarına, koltuklarına, antikalarına kadar içinde bulunan her objenin özel yapım olduğu kapalı-devre bir mabet burası adeta.  1902 yılından bu güne dek mağrurca gülümseyen SUMAHAN SPACE’in sahipleri, buranın tarihini ve günümüzdeki misyonunu çok doğru harmanlamış kişi; Verkin Kasapoğlu ve  çocukları Süreyya Arıoba ,Cengiz Can Atasoy.

Eski İstanbul Ermenilerinden, dede Antoine Kasapyan 1940 yılında satın almış burayı. Zaten başta Beyoğlu olmak üzere kendisinin Türkiye’nin pek çok bölgesinde değerli gayrimenkulleri varmış. Dede aynı zamanda bir elektrikçiymiş ve Türkiye’ye ilk defa bakaliti getiren kişiymiş. Dünyada kullanılan ilk sentetik plastik materyallerden olan bakaliti Kasapyan, İngiltere’den tüm üretim ve satış haklarını satın alarak ülkemize getirmiş.  Ve ilk fabrikasını burada, bu binada, eski Galata Bölgesi‘nde kurmuş.

Sumahan’ın tam arkasında yer alan Arap Camii’ne de değinmeden geçemeyeceğiz bu dosyayı açmışken. Burası 717’de yılında yapılmış ve Avrupa’nın en eski camilerinden biri olarak kayıtlara geçmiş. İstanbul’u vaktiyle kuşatan Arap ordularınca inşa edilen bu yapı, tamamıyla ahşap ve tekrar camiye dönüştürülene kadar uzun bir süre kilise olarak kullanıldığı için bilinen klasik camii mimarilerinden farklı özelliklere sahip.

Sumahan’ın da içinde bulunduğu tarihi yarım adanın  kalan kısmı ise Galata Kolonisine aitmiş. O dönemlerde İstanbul’da Cenevizlelere ait olan pek çok farklı bölgede koloniler varmış.  Burası da Venediklilerin ve Cenevizlilerin kolonilerine ait önemli bir ticaret merkeziymiş.

Galata Bölgesi’nde bulunan bu Arap Camii ve çevresi, liman ve ticaret merkezi işlevi görürmüş. İlk zamanlarda hatta Constantinople’den ayrı bir merkezmiş ve kendine has ayrı yedi kapısı varmış. İçerisinde Sumahan’ın da bulunduğu Yanıkkapı Sokak’ta, Cenevizliler tarafından 1400’lerde inşa edilen ve üzerinde Andrea Doria’nın arması bulunan kapı, yılların aşınmışlığına rağmen halen ayakta durmaktadır.

Süreyya Arıoba’nın Yaşam Dolu Dairesi;

Yaklaşık 125 m k.olan ev,dededen kalma eşyalar,dünyadan dört bir yanından topladığı özel parçalar ve kendi yaptığı kütüphane tasarımı ile sizlere anlatacak hikayesi olan bir daire burası…

Daha sonra bu bölgenin anahtarları, İstanbul Osmanlı tarafından fethedilince, herhangi bir savaş yapılmadan komutanlara teslim edilmiş. Ancak karşılığında bu bölgenin gayrimüslimlerin elinde kalması imtiyazı kabul ettirilmiş.  Yahudiler, Ermeniler ve Levantenler burada bankacılık, sigortacılık ve gemicilik gibi faaliyetler yürütmüşler yıllar boyunca. Zengin bir gayrimüslim yerleşimi olduğundan,  bu bölge aynı zamanda içkinin rahat tüketildiği bir yer olarak kabul görmüş.  Sumahan adı da buradan geliyor zaten: Sumahan rakının ham maddesi sumanın elde edildiği yermiş.

Ankara’nın başkent ilan edilmesi ile başlayan süreçte; İstanbul  kendine yeniden bir kimlik arayışına girmiş elbet. Çünkü bundan önce tümüyle saraya hizmet veren aşçısı, terzisi, mücevhercisi ; kendilerine ve ailelerine yeni iş kolları açmak durumunda kamışlar haliyle. O vakit bu bölge, Avrupa’nın en önemli bankacılar caddelerinden bir tanesi haline dönüşmüş ve  bugün de devam eden kimliğini kazanmış. Varlık vergisi yıllarında ise bölgenin parıltılı yüzü epey zara görmüş elbette, birçok bina harabeye dönüşmüş zaman içinde. Ama tabii yine de bütün mülkiyetler hâlâ gayrimüslimlerin elindeydi. Böylece sanayi alanına yönelmek bir zaruret halini almış, Kasapyan’ın elektrikçiliği seçmesi de işte tam bu döneme rastlar.

Peki gelelim bugüne; Burası Verkin Kasapoğlu’na 1996 yılında miras kalmış. 2000 yılına kadar burada vakıfa ait olan kiracıların taşınması sürmüş. Eskiden her katta küçük ofisler varmış. Kasapoğlu bina içini kiracılardan boşaltırken aklında fikrinde hep sanat varmış baştan beri.  Dünyanın çok  farklı bölgelerinde yaşadığı için burayı 1970’lerdeki henüz bakir New York – SOHO’suna benzetmiş ve yanılmamış.

Cengiz Can Atasoy’un Müzikle Yaşayan Evi;

150 m k.sıcacık bir Loft daire burası.Evin baş rol oyuncuları  elbette müzisyen olan Cengiz bey’in  müzik eşyalaarı.Evin her köşesinden çıkan bir yaşanmışlık , yurt dışından gelen antika eşyalar ve hatırlar  bu dairenin samimiyetini ve sıcaklığını ortaya çıkarmış adeta…

Verkin Kasapoğlu ile Suma Han Ruhu…

Suma Han’ın en üst katında bulunan daire inanılmaz bir manzaraya sahip.Asma katına çıktığınızda sizi panoramik bir manzara karşılıyor.Özel hamamı da bulunan bu kat oldukça sade ama özel dokunuşlarla ve aksesuarlarla zenginleştiriliş aynı zamanda.Verkin Hanım’ın kendi oluşturduğu ve Suma Han renkleri diye adlandırdığı özel renk tonları ile tüm daire,samimi ve özgün bir tarz oluşturmuş.Evinin her köşesini kendi tarzı ile döşediğini ve hiç mimar ile çalışmadığını belirtiyor aynı zamanda.Suma Han’ın her detayı, köşesi Verkin Hanım ,restorasyon ustası Engin Bey ve ekibi’nin zevki ile oluşturulmuş…

Renuvasyona başlanılmadan  elbette Anıtlar Kurulu ile uzun uzun yazışmalar yapılmış çizim onay süreçleri geçirilmiş. Annesinin paralel başka işleri de olduğundan küçük oğlu Süreyya  da İngiltere’den kendince buraya bir hayat kurmak adına Oxford üniversitesini bitirir bitirmez İstanbul’a dönmüş.

Üç yıl boyunca 16 residans ve çeşitli toplu yaşam alanları yerleri üzerinde çalışarak Sumahan’ı KAPİTALİST KOMÜN haline getirmeyi başarmışlar.. Binanın üçüncü kattan itibaren eşyalı, tümü birbirinden farklı daireler başlıyor. Ama herkes buradan yer kiralayamıyor. Bir komite seçimi yapılıyor. Komitede ailemiz, çevremiz ve burada uzun süredir kalan, buranın üzerinde söz sahibi hatta veto hakları olan insanlar var. Çünkü Sumahan’da  mahremiyet çok önemli.

İkinci katta ofisler konumlandırılmış.Urbz, Le Cool ,Academie Leon heykel stüdyosu buradaki önemli işyerleri.Yepyeni ve daha marjinal derslerin verildiği (pole dans, burlesque, arial yoga ve Taichi gibi) bir yoga ve dans stüdyosu da bu kattaki yerini almış yakın zamanda.  Ayrıca seçkin müzik stüdyoları ve de grafik ve tasarım atölyelerine de Sumahan’ın katlarında rastlamak mümkün.

Burada kullanılan slogan net: Be friendly…Gay Friendly…, Animal Friendly…. bir bina…. En önemsenen ilke de mahremiyet ve rahatlık, çünkü böyle bir ortamda yaratıcılık ve insanlar arasındaki sinerji daha iyi oluşuyor.