Sen Benim Hayatımsın

Sen Benim Hayatımsın

Ferzan Özpetek Can Yayınlarından çıkan son kitabı  “Sen Benim Hayatımsın”da, Roma’da geçirdiği yaklaşık 40 yılını, duygularını, ilişkilerini, çevresini kısacası İtalya’daki hayatını anlatmış.

Kitabın merkezinde yazarımızın İtalya’ya gittiği yıllarda yaşamaya başladığı ve hiç ayrılmadığı Roma’daki eski Apartman dairesi vardır. Özpetek’in çok genç yaşlarda gittiği İtalya’da, bırakın ülkenin dünyanın sayılı yönetmenlerinden biri haline dönüşü romanın arka planında ilerlerken, yazarın hayatındaki tüm önemli ilişkilerin şekillendiği bu apartman, kitap boyunca hiç başrolden inmiyor desek yanlış olmaz.

Toplumun geneli tarafından marjinal olarak algılanabilecek bir çevrede, sımsıcak, gerçek, samimi aslında genel toplumsal yozlaşmadan hiç de nasibini almamış duygular paylaşıldığını bize anlatan kitap, yazarın, ikinci ailesi olarak gördüğü Roma’daki komşularının, dostlarının ve onlarla kurduğu sağlam ilişkilerinin net bir fotoğrafını veriyor okuyucuya. Ünlü sinemacının Roma yıllarının duygusal bir senaryosu da sayılabilecek kitap; yazar açısından bazen sevgiliye, bazen okura bazen de ailesine yazılmış bir açık mektup özelliği de taşıyor.

Kitabın sayfalarında ilerledikçe, ünlü sinemacının filmlerinden sahneler gözünüzde canlanacak sakın şaşırmayın. Çocukluğunu anlattığı bölümlerde Harem Suare’den replikler, apartmanda yaşayan yakın çevresindeki kişilerin yaşamlarında Karşı Pencere,  Bir Ömür Yetmez veya Cahil Periler’deki karakterlerden izler bulacaksınız. Bu yüzden Ferzan Özpetek filmlerine özel bir ilginiz varsa bu kitabı da çok seveceğinize emin olabilirsiniz. Yazarımız bu durumu roman kurgusu içinde bir kahramanı bir anda bir film karakteri olarak düşleyip, sonra da bunu ‘mesleki bir deformasyon’ olarak adlandıracak kadar gerçekçi bir üslup benimsemiş.

Özetlemek gerekirse “Sen Benim Hayatımsın”, aile kavramının kan bağının ötesinde, insanın hayatına katılan dostlarla, sevgililerle ne denli zenginleşebileceğini anlatan samimi bir hesaplaşma var kitapta. Ölüm, kayıplar, yenilgiler ve tüm bunları saran korkularla da yüzleşiliyor

roman boyunca. Tabii bir de “aşk” var, bitmeyen, güçlendiren, yeniden yeşerten nefis bir aşk hikayesi. Eşcinsellikle ile ilgili önyargılarınız, başkalarının hayatlarını tek taraflı eleştirme gibi karanlık duygularınızdan kurtulmak isterseniz bu aşk hikayesini de göz ardı etmeyin deriz. Keyifli okumalar.