Şef Andreas Caminada İstanbul’daydı!

Şef Andreas Caminada İstanbul’daydı!

Sadece üç yüz nüfusu ile Fürstenau dünyanın en küçük şehridir. Bu ilginç özelliği ile ünlü olan şehrin ikinci büyük iddiası ise 3 Michelin Yıldızı ve 19 GaultMillau puanına sahip olan Schauenstein Castle Restaurant Hotel’e ev sahipliği yapıyor olmasıdır. Bugün her ikisinin de -şehir ve Schauenstein Castle Restaurant- tüm dünyada ünlü olması sağlayan kişi ise Şef Andreas Caminada’dan başkası değil. Kapılarını ilk kez 2003 yılında misafirlerine açan Schauenstein Castle, 2011 yılından bu yana San Pellegrino’nun “Dünyanın En İyi 50 Restoranı” listesinde yer alıyor. Bol ödüllü başarısının sırrını ‘tutku’, ‘bağlılık’ ve ‘sınırsız çalışma hırsı’ olarak açıklayan şef, 7-8 Eylül’de İstanbul’daydı. Caminada, V-ZUG’un yeni inovasyonu Combi-Steam MSLQ’da pişirdiği nefis lezzetlerle misafirlerine tam bir lezzet şovu yaşattı. İkinci gün ise Türkiye’nin başarılı yeni nesil şefleri ile buluştu.

 

İlk Gençlik Hayali

Henüz küçük bir çocukken kurduğu hayalin peşini hiçbir zaman bırakmayan Caminada bugün ilk gençlik düşünü gerçekleştirmiş başarılı bir şef. Laax’taki Hotel Signina’da ticaret eğitimi alan şef, şık ve daha çok sosyeteye hitap eden Hotel Walserhof, Restaurant Wiesengrund ve Restaurant Bareiss gibi ‘gurme’ restoranlarda hünerlerini geliştirdi. O her zaman ‘iyi bir pişirmenin’ nasıl olacağını ve bunun için neyin gerekli olduğunu biliyordu. Misafirleri -yemeklerini tattıklarında- her yönden farklı deneyimler yaşamalıydı ve bu kesinlikle mutfağı aşan bir şey olmalıydı! Bu hayalini -ya da kendi gösterisini- gerçekleştirmesi için çok çalışması gerektiğini biliyordu ve öyle de yaptı. Amacı, kendi vizyonunu gelecek günlere taşıyacak ‘doğru bir platform’ bulmak ya da keşfetmekti. Kısa süre sonra da vizyonunu gerçekleştirmek için mükemmel bir yer keşfetti: Schauenstein Castle. Böylece ekibiyle birlikte çalışmaya başladı. Tutkulu çalışmaları ve mutfakta kriterlerini sürekli yükseltme arzusu zamanla ulusal ve uluslararası alanlarda övgüyle karşılanmasını sağladı.

 

Tarihi Bir Restoran: Schauenstein Castle

İsviçre’deki Domleschg Vadisi’nde bulunan 12. yüzyıl kalesi bugün yemek tutkunları, lezzet avcıları ve gurmeler için çok özel bir restoran konumunda bulunuyor. Caminada, misafirlerine tarihi kale atmosferi içerisinde doğanın sunduğu tazelik ve doğallığa duyulan saygıyla eşsiz bir mutfak deneyimi yaşatıyor. Kademeli olarak yenilenen ve genişletilen Schauenstein Castle Restaurant butik otel, üç çift kişilik oda ve suiti ile hizmet veriyor. Eski bir ev olan ve günümüzde restore edilerek kullanılan ‘Remisa’ ise kalenin farklı lezzet deneyimlerinin bir parçası olarak misafirlerini ağırlamaya devam ediyor.

 

Caminada İstanbul’da!

Bugüne kadar pek çok Michelin Yıldızlı ve ödüllü şefi ağırlayan İstanbul bu kez Şef Andreas Caminada’ya ev sahipliği yaptı. Son yıllarda dünya şeflerinin uğrak yerlerinden biri olan İstanbul, Türk ve Anadolu mutfağının daha fazla tanınmasında önemli bir rol oynuyor. Bunun başlıca nedeni ise yeni nesil Türk şeflerinin mutfak kültürümüze olan bağlılığı ve inancı. Yeni Anadolu Mutfağı akımının giderek hız kazandığı İstanbul’da yeni açılan restoranlar sadece şık ve özenli görsellikleriyle değil yerel mutfaklardan özgün tatlar sunan menüleriyle de yerli ve yabancı misafirlerin dikkatine çekiyor. İşte bu gelişmeyi İsviçre’den takip eden Şef Andreas Caminada 7-8 Eylül tarihlerinde İstanbul’daydı. Bol ödüllü şefin İstanbul’a gelişinin iki önemli nedeni vardı. Birincisi, İsviçreli V-ZUG’un yeni inovasyonu olan Combi-Steam MSLQ’da kendine has lezzetleri pişirmek; ikincisi ise Türkiye’nin yeni nesil şefleri ile bir araya gelmek.

 

Mutfak Sanatı

Caminada, mutfak sanatının pek çok farklı faaliyette öncü ya da liderlik rolü üstlendiğini düşünüyor. Kendisini de “yemek pişirme sanatı ile sabır ve azimle uğraşan, çaba sarf eden ve bu sanatın ilerlemesi için öncülük etmeye çalışan bir sanat emekçisi-çalışanı” olarak tanımlıyor. Bu tanımın gerçekliği ya da karşılığını şefin V-ZUG Etiler Flagship Store’da gerçekleştirdiği keyifli sunumda birebir görmek mümkündü. Sürpriz menüsüyle misafirlerin ilgi odağı olan Caminada, tek tek kendi elleriyle hazırladığı ilginç sunumu ve Combi-Steam MSLQ’da pişirdiği nefis lezzetleriyle ‘tutku’nun mutfak sanatına yansımasını bir kez daha kanıtladı.

Türk Şeflerle Buluşma

Şef Andreas Caminada’nın Türk ve Anadolu mutfağına pek de yabancı olmadığı İstanbul’da tanışmak istediği şeflerden de bir parça anlaşılıyor aslında. Caminada, Akdeniz etkileriyle gelişen, Doğu ve Hindistan’a kadar uzanan inanılmaz bir mutfak kültürü ve ürün çeşitliliğine sahip olarak tanımladığı Türk mutfağındaki harika baharatları, kokuları, renkleri ve doğal lezzetleri çok şaşırtıcı bulduğunu belirtiyor. Bununla birlikte Caminada, Türkiye’de mükemmel yaratıcılıklar sergileyen çok iyi restoranların var olduğunun da altını çiziyor ki bu konuda oldukça haklı. Bu restoranlardan biri olan Maçka Kempinski Residence’daki Alancha Restaurant 8 Eylül’de Şef Kemal

Demirasal ile Şef Andreas Caminada’nın buluşmasına ev sahipliği yaptı. Kemal Şef’in Türkiye haritası eşliğinde -masanın bir ucundan diğer ucuna- Anadolu’nun yöresel ürünlerinden hazırlanarak sunduğu tatlar açıkçası oldukça etkileyiciydi. Kemal Demirasal’ın masadaki her ürünü tek tek anlattığı buluşmada yöresel ürünlerden pişirilen farklı lezzetler Alancha Restaurant’a özel sunumları ile göz doldurdu. İkinci buluşmanın adresi ise İtalyan Konsolosluğunun tam karşısında, Tomtom Suites’in üst katındaki Nicole Restaurant’tı. Paris’te eğitim görmüş ve Michelin yıldızlı restoranlarda çalışmış şefler Kaan Sakarya ve Aylin Yazıcıoğlu Sakarya’nın liderliğinde hizmet veren Nicole Restaurant, Yerli ve taze malzemelerden oluşan mevsimsel menüleri, şato tarzı şaraplara ağırlık veren kavı ile butik bir restoran özelliğine sahip. Türk mutfağından restoranın menüsüne giren yerel tatlara ağırlık verilerek hazırlanan sunumda Aylin Şef, Kaan Şef ve ekibi, kelimenin tam anlamıyla mutfağımızı ve Anadolu misafirperverliğimizi harika temsil ettiler. Bir dünya şefi ile tanışmanın oldukça keyifli ve heyecanlı olduğunu söylemeliyim. Ama bunun da ötesinde Türk ve Anadolu mutfağına inanan ve değer veren yeni nesil Türk şeflerinin kendilerini fark ettirmeleri ve bir dünya şefi tarafından takip ediliyor olmaları ayrı bir gurur. Bu keyifli buluşmaların gerçekleşmesine ve bir şekilde Türk ve Anadolu mutfak ve yemek kültürünün İsviçre’ye kadar uzanmasına olanak sağlayan V-ZUG Türkiye’ye teşekkürler.

Şebnem Atılgan