Sanat Haberleri

dfot

 

TAYLAN AKDAĞ / ‘’Güncel Yaşam Dizisi’’

3 Aralık – 31 Aralık 2013

KARE ART GALLERY

Akdağ, karakteristik çizgisel dili ile kent yaşamı içerisinde kendince sorun olarak gördüğü ögeleri ve fenomenleri ‘Güncel Yaşam Dizisi’ başlığı altında ifadelendirir. Sanatçı, çalışmalarında oluşturduğu her bir fragmanda, güncel yaşamın içinde barındırdığı hareketlilik, sürekli değişim ve yanılsamaları seyirciye aktarmayı amaçlar. Böylece, her yapıtında yüzey parçalama ve mekân kaygısına girer. Çalışmalarda birbirinden farklı sahneler ve mekanlar, kent hayatında bireyi provoke eden lüks yaşam, gerçeğinde ötesinde (hyperreality) bir cinsellik, medyanın yoğun manipülasyonuna maruz kalan bilgi, erkek egemen toplum ve tüketim çılgınlığına vs. hayat veren mekânlara ikili zıtlıklar içeren metaforlar aracılığıyla atıfta bulunmaktadır. Sanatçının benimsediği üslup, kendi oluşturduğu desen, figür ve sahnelerle beraber araç mesajdır. Bu olgu, Akdağ’ın eserlerinin temelini oluşturur.

 

 

Kemal Seyhan / “41 Metre”

Zorlu Center  PSM Galeri Alanı 

Beşiktaş / İSTANBUL

14 Kasım – 16 Aralık

Türkiye’nin önde gelen sanat galerilerinden Art ON Istanbul, sanatın yeni adresi Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’ndeki galeri alanında ziyaretçileri ile buluşuyor. “Art On Istanbul Zorlu Center PSM’de!” projesi, İstanbul çağdaş sanat sahnesine yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor. 14 Kasım – 16 Aralık tarihleri arasında izlenebilecek ilk sergi ise, Kemal Seyhan’ın “41 metre” adını taşıyan sergisi.

 

Nitelik ve donanım bakımından, dünyanın önde gelen performans sanatları merkezleri arasında yerini şimdiden alan Zorlu Center PSM, çağdaş sanatı da kapsama alanına alarak bir çekim merkezi yaratıyor.

42 YILDAN BİR SEÇKİ: 1971-2013”

24 Ekim – 27 Aralık 2013 

Beybi Giz Plaza Meydan Sokak Maslak / İstanbul

Elgiz Müzesi’nin Süreli Sergi alanında,  ülkemizin önde gelen çağdaş sanatçılarından Seyhun Topuz’un 42 yıllık sanat hayatı boyunca minimalist tavrı ve üçgen, kare, daire gibi temel geometrik formların çeşitlemelerini kullanarak realize etmiş olduğu yapıtlarından bir seçki gösterime sunuluyor.

 

Sanatçının kişiliğinin bir aynası olarak nitelendirilebilecek bir titizlikle gerçekleştirilmiş bu özgün ifadelerin, samimi, renk ve formların yalınlığı ile ortaya çıkmış soyut biçimlerle karşı karşıya kalıyoruz. Bu özgün heykeller izleyiciye Seyhun Topuz’un düşünce dünyasında bir gezinti imkanı sağlıyor.

Vahap Avşar “Kara Albüm”

21 Kasım 2013 – 4 Ocak 2014 

Şair Nedim Caddesi No: 21a

34357 Beşiktaş / İstanbul

Avşar’ın bu sergisi, Rampa’da 2010 yılında yer alan sergisine göre daha karanlık ve biçimsel olarak farklı bir yere yönelirken, merkezinde güç ilişkilerini sorguluyor. Sanatçı bu sergide, gündelik olanın içindeki siyasetle, kapalı ve sessiz bir tavırla ilgilenmeyi tercih ediyor. Sergide, Avşar, eski ve yeni işlerini karşılaştırmalı olarak yan yana yerleştiriyor. Sanatçının sıklıkla ilgilendiği akışkanlık, geçirgenlik, zıtlık, siyah ve beyazın netliği gibi biçimsel özelliklerin sınırlarını kavramsal karşılıklarına doğru genişletiyor.

 Işıl Ulaş “Ürkütücü Tatlı Şeyler”

15 Kasım – 15 Aralık 2013 

Hüsrev Gerede Cad. No:37

Teşvikiye / İstanbul

Işıl Ulaş korku filmleri ve resimleri arasında tuhaf bir bağlantı kurmuştur. Sanatçının resimlerimlerinde sevimli ama şeytani karakterlerle karşılaşırız, kocaman gözleriyle bize bakarlar. Ürküten bakışları çocuk masumiyetiyle gizlenmiştir. Korku, endişe, yalnızlık ve hüzün gibi duyguları figürlerin yüzlerinde hissederiz. Ürkütücü kızlar, keskin aletler, kan ve oyuncak bebeklerle korkuyu anlatır bize. Sanatçı, her çalışmasında farklı karakterler kullanır ve hepsinin farklı hikayeleri vardır. Kimi zaman sevimli kimi zaman ürkütücü görünürler.

Bu sergide görülmemiş başka bir şey ise sanatçının sergi salonunda kullanacağı ürkütücü kız çocuğu sesi olacaktır, bu sesle birlikte Ulaş, bizi resimlerinin içine çekmeyi amaçlamıştır.

Emine Akbucak “Köprüden Köprüye”

21 Kasım – 12 Aralık  2013

Çukurluçeşme sok. No:7 Parmakkapı

Beyoğlu / İstanbul

Emine Akbucak, köprüden sarkarak, suyu ve etrafını seyre daldığı yaklaşımıyla, düşsel bir vizyon sunuyor. Tristan Zilberman ise, bir köprünün yeniden canlanma anının izlerini, fotoğraflarının yanı sıra yaşam mücadelesi ve çevre aracılığıyla yücelterek sürüyor. İki yaka, iki coğrafi bölge arasındaki bir yapının ötesinde köprü, bir bağdır. İki yakayı birleştirerek sınırları ortadan kaldırır, rastlantılara ve aktarıma olanak  sağlar.

Sembolik olarak geçişi temsil eder.