Röportaj

İstanbul Anadolu Hisarı’nda deniz manzaralı atölyesinde Esra Kizir Gökçen ile biraraya geldik.Masalsı, dışavurumcu resimleriyle tanıştık…

Esra Kizir Gökçen: “Resimlerimde rengin duygusal etkisini ve çizginin yalın ifade gücünü birlestirmeye çalısıyorum.”

Çalışmalarınızı besleyen unsurlar, olaylar ve düşünceler hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Çalışmalarımı besleyen başlıca unsur hayatın ta kendisi. Yaşadığımız zaman dilimi, insanlığın ve doğanın karşılaştığı tehditler ve bunların neden sonuç ilişkileri. Tüketim çılgınlığına kapılmış İnsanlığın bir şekilde kendi sonunu hazırlayışına karşı  farkındalık yaratmak… Sanat yaklaşımım, bakış açım ve duygularımdan yola çıkan görsel bir iletişim biçimi.

 

Resimdeki gelişiminizi anlatmak ister misiniz? Ne zaman ve nasıl başladınız? Nasıl ilerlediniz?

Kalem tutmayı başarabildiğimden beri resim yapıyorum. Eğitimimi Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nde tamamladım. Reklamcılık, illüstratörlük ve fotoğrafçılık deneyimlerim oldu. Daha sonra eğitimin bir parçası olmak istedim ve pedagojik formasyon eğitimi aldım. 2004 yılından beri atölyemde çocuk ve yetişkinlerle resim atölyeleri yapıyorum. Eğitim verme süreci çok güçlü bir iletişim ve etkileşimi de beraberinde getirdi. Giderek artan bir tempoda üretiyorum ve sürekli bir ilerlemenin peşindeyim. Bilgim çoğaldıkça bilinmesi gereken daha çok şeyin var olduğunu fark ediyorum. Öğrenme, yenilenme, derinleşme sürecinin insanı ve buna bağlı olarak insanlığı ileriye taşıyacak en önemli etken olduğunu düşünüyorum.

Şimdiye kadar ürettiğim seriler güncel kişisel dünyamı ifade etti. Şu anda üzerinde çalıştığım yeni seri ise bugün yaşadığımız toplu yapının ve bu yapının bireyler üzerindeki etkisinin dışa vurumu olarak özetlenebilir. Özelden başladım ve genele gidiyorum. Gelişime ve ilerlemeye açık olmak doğal sürecin samimiyetinin bir parçası. Aldığım etkiler değiştikçe sanat alanında gösterdiğim tepkiler de değişiyor; yeni seriler ortaya çıkıyor. Son çalıştığım serinin başlığı “Aç gözünü! Kuşatıldın…”

 

Kullandığınız tekniklerden bahseder misiniz?

Tuval üzerinde zaman içinde pek çok malzemeyi keşfettim. Şu anda anlatmak istediklerimi en iyi ifade edebilmemi sağlayan akrilik üzeri yağlı boya ya da mürekkeple yaptığım çalışmalar. Rengin duygusal etkisini ve çizginin yalın ifade gücünü birleştirmeye çalışıyorum.

Tuval üzerindeki çalışmalarımın yanı sıra, akademik olarak grafik eğitimimden dolayı birçok teknikle tanışığım. En çok kullandıklarım özgün baskı teknikleri metal ve linol gravür.

 

Ekslibris de çalışıyorsunuz bildiğim kadarıyla?

Evet. Ekslibris, gözlemlerimi en sade şekilde ifade etmeme yardımcı oluyor. Ekslibris yaptırmak isteyen kişi ile sohbetimiz  sırasında notlar alıyor ve sorular soruyorum. Daha sonra sözel bilgileri görsel verilere dönüştürüyorum ve bundan müthiş keyif alıyorum. Oldukça ilginç bir süreç. Her iki taraf için de güzel bir deneyim oluyor.

Türkiye’de faaliyet gösteren iki Ekslibris Derneği’ne de üyeyim. Bu sayede, konuyla ilgili dünyada olan gelişmeleri ve organizasyonları yakından takip etme şansım oluyor. Uluslararası yarışma ve sergilere katılıyorum, ekslibris müzelerinin koleksiyonlarına çalışmalarım dahil oluyor. Zaman zaman ödüllendiriliyorum. Bu süreç ortak dili ekslibris olan uluslararası bir ailenin parçası olmak gibi…

 

Bence çok anlamlı bir yılbaşı ya da doğumgünü hediyesi olur ekslibris…

Evet bu amaçla yakınları için ekslibris siparişi veren kişiler oldu.

Sizin özelliklerinizi anlatan ve üzerinde adınızı taşıyan bir sanat eserine sahip olmak gurur verici bir sürpriz olsa gerek…  Kurumsal olarak da çalışılabilir ekslibris. Firmaların kendi adlarını taşıyan sanat eseri yaptırmaları ve müşterilerine hediye etmeleri mümkün.

 

Çocukların sanat eğitimi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bizim gibi gelişmekle yozlaşmak arasındaki hassas çizgide ilerleyen bir toplumda, gelecek nesillerin huzurlu ve mutlu yaşayabilmeleri için sanat eğitiminin çok gerekli olduğunu düşünüyorum. Çocuklarımıza sanat yoluyla, emek vermeyi, disiplinli çalışmayı, bu sırada eğlenebilmeyi, araştırmayı, bireysel ve topluca üretim yapmanın keyfini sanat eğitimiyle öğretebiliriz. Her çocuğun kendini ifade edebileceği bir sanat alanı vardır. Sanatçı olarak yetişmesinden öte amaç, çocuğu dengeli, estetik duyguları gelişmiş, kendini ifade etmeyi bilen ve hayata farklı açılardan bakmayı başarabilen bir yetişkin olarak topluma kazandırmak olmalı.

 

Çocuklarla atölye çalışmaları yapıyor musunuz?

Evet. Çocuk atölyelerini büyük grupları ağırlayabilecek mekanlarda gerçekleştiriyorum. Şu sıralar Ataşehir’deki  Kii3dört Sanat Merkezi’nde http://www.kii3dort.com günlük katılımlı atölye çalışmalarım var. Sömestr tatilinde bu atölyeler yoğunlaşacak.

 

Hayranlık duyduğunuz sanatçılar var mı?

Sanat tarihi ve güncel sanat hayran olunacak isimler ve işlerle dolu. Her dönem etkilendiğim sanatçılar oldu. Türk kadın sanatçıların gelişimini izlemek bana cesaret ve ilham veriyor. Fahr El Nisa Zeyd, Semiha Berksoy, Leyla Gamsız, Mürşide İçmeli, Ruzin Gerçin ve nice büyük isim bu konuda savaşçı olmuşlar. Bizlere yol açmışlar…

 

Sanata yakın durmak, sanatı izlemek insana neler katabilir?

Çocuklar için sanat eğitimi konusunda söylediklerim yetişkinler için de geçerli. İyi bir sanat izleyicisi, empati kurmayı, problemlere farklı açılardan bakabilmeyi, gündelik karmaşadan uzaklaşabilecek bir kanal yaratmayı başarmış kişidir. Sanatın kişisel gelişim için gerekli olduğunu düşünüyorum.

 

Sizce sanatın ve sanatçının tarifi nedir?

Gerçek sanat iz bırakır. İyi bir müziğin, görkemli bir sahne performansının, etkili bir resim ya da heykelin izleyicide uyandırdığı duygu, sanatın esas kazanımıdır. Sanatçı ruha dokunmayı başarabilendir.

 

Sanatçının ve sanat izleyicisinin birbirine etkileri nelerdir? 

Sanatçı, büyük Atatürk’ün de söylediği gibi, toplumda uzun çaba ve çalışmalardan sonra alnında ışığı ilk duyan insandır.

Sanatçı duyarlılığı ve öngörüsü toplumun olumlu ve olumsuz konularda farkındalığını yükseltmesini sağlar.  Sanat  toplumdan, toplum da sanattan beslenir. Sanatçı hayata ayna tutan kişidir. İzleyici de aynadaki aksi gören ve gördüğüne yön veren…

 

Sanatı mutlulukla nasıl ilişkilendirebilirsiniz?

Hiçbir koşut ya da kısıtlama olmadan “kendiniz” olarak üretmek hayattaki en büyük mutluluk. Sanat özgürlüktür. Mutluluk da, özgürlük olmadan olmaz…