Radisson Blu Hotel İstanbul Pera’da

Radisson Blu Hotel İstanbul Pera’da

%100 MİSAFİR MEMNUNİYETİ

Tarihi yarımadanın ve Haliç’in karşısında bulunan Pera, Osmanlı’nın en kozmopolit bölgelerinden biriydi. Yunanca’da “karşı yaka”, “öte” anlamına gelen Pera adının sahibi ise Bizanslılardı. 1925 yılında Pera yerine resmi olarak Beyoğlu isminin kullanılmaya başlandığı bilinmektedir. Beyoğlu, bugün de, 19. yüzyılın neredeyse tüm yabancı elçiliklerinin yan yana sıralandığı ve o zamanlar “Grand Rue de Pera” denilen İstiklal Caddesi boyunca edindiği kozmopolit yaşamına devam ediyor. Bu noktada, ilk beş yıldızlı otel olarak dikkatleri çeken Radisson Blu Hotel, İstanbul Pera’nın “Pera” adını taşıması da oldukça şık ve tarihi bir öneme sahip.

İlk uluslararası beş yıldızlı zincir otel

İstanbul’un kültür ve sanat merkezi ile iç içe bir konumda ve Haliç’in muhteşem manzarasına sahip Radisson Blu Hotel İstanbul Pera, Pera bölgesinde açılan ilk uluslararası zincire  ait  beş  yıldızlı otel olarak yerli ve yabancı misafirlerinin beğenisini topluyor. Genel Koordinatörlüğünü Serdar Alp Turan’ın yaptığı otelin Genel Müdürlüğünü ise Okan Karadağ sürdürüyor.  Adını tarihi Pera bölgesi ile bütünleştiren otel, misafir memnuniyetini üst düzeyde tutan ayrıcalıklı hizmetlere sahip. Pera’nın tarihi dokusunu göz ardı etmeyen

Radisson Blu Hotel İstanbul Pera, Art Nouveau uslubu ile bölgenin mimari yapısına da uyum sağlıyor. Bununla birlikte otel; dünyanın önce gelen ünlü film yönetmenlerinin isimlerini taşıyan Spielberg, Tarantino, Hitchcock, Fellini ve Coppola toplantı salonları; Executive Chef Ahmet Kartal’ın yönetiminde, Pera bölgesinin sekiz yüz şişelik kavıyla en büyük kavına sahip Steak n More İstanbull Pera restoranı ve şehrin kültür-sanat noktalarına yakınlığı, liman manzarası, gece gündüz canlı piyano dinletileri ile misafirlerine keyifli zamanlar sunuyor.

Yılın Franchise Oteli

Misafir memnuniyeti ve başarılı yönetimi ile Carlson Rezidor Oteller grubu tarafından “Yılın Franchise Oteli 2014” ödülünü kazanan Radisson Blu Hotel, İstanbul Pera’nın Genel Müdürü Okan Karadağ, hizmet anlayışlarında “Yes, I Can!” mottosunun öneminin altını çiziyor. Misafir memnuniyeti başta olmak üzere farklı kriterlere göre yapılan değerlendirmeler ile belirlenen “Yılın Franchise Oteli 2014” ödülünü Wolfgang Neumann’ın takdimi ile aldığını belirten Karadağ, otelin 25 Haziran 2013’de açıldığını ve çok kısa bir zamanda bu kadar büyük bir ödüle layık görüldükleri için mutluluk ve gurur duyduklarını sözlerine ekliyor. Radisson Blu Hotel, İstanbul Pera’nın böylesi önemli bir ödülü, 320 otel arasında birinci sırada yer alarak kazanması Türkiye adına oldukça memnuniyet verici. Okan Karadağ da ödülün heyecanını yaşamaya devam ediyor. “Bu ödülü, tüm ekibim adına aldım. Biz otelin ilk tuğlası konulduğu günden bu yana bu ödülü almaya inandık. Carlson Rezidor ailesini en iyi şekilde temsil ettiğimiz için çok mutluyuz.”

% 100 kişisel memnuniyet

Radisson Blu Hotel, İstanbul Pera, açıldığı günden bu yana kaliteli ve güler yüzlü servisi ile misafirlerinin % 100 memnuniyeti ile otelden ayrılmalarını sağlıyor. 2014 yılında İstanbul otellerinde ortalama % 65 doluluk görünürken, % 81 doluluk oranı ile ilk yılında başarıyı yakalayan Radisson Blu Hotel İstanbul Pera, bu yılı ise yüzde 87 doluluk ile sürdürüyor. Otelin Genel Müdürü Okan Karadağ, başarılarının “ekip çalışmasının” sonucu olduğunu belirterek röportaj sorularımıza cevap vermeye başlıyor. “Bu ödül, hem global oteller arasında ilk kez veriliyor hem de Türkiye’den bir otel ilk kez böyle bir ödül kazanıyor. Bizi en fazla mutlu eden 350 otel arasında misafir memnuniyeti sıralamasında dünyada birinci olmamız. Bu, en çok başarmak istediğimiz hedefti ve başardık! Bu başarının altında misafirlerimize ‘Kişiselleştirilmiş hizmeti nasıl sunabiliriz?’, 2Hizmetlerimizi nasıl kişiselleştirebiliriz?’ soruları vardı.   Şunu açıkça söyleyebilirim ki çok ilginç bir işle uğraşıyoruz. Misafirlerimizin otelde konaklama süreleri ortalama üç gündür. Çoğu zaman şöyle düşünüyorum; ilk defa Türkiye’ye gelmiş bir turist, otelde konakladığı zaman boyunca, otel hakkında bir fikre sahip oluyor; markanız hakkında bir fikre sahip oluyor; şehir ve ülke hakkında bir fikre sahip oluyor! İşte, buradaki konaklama ve bu iş, bu kadar önemli…

Otelinizde sunduğunuz hizmet ile inanılmaz olumlu bir etki yaratabildiğiniz gibi olumsuz etkiler de yaratabiliyorsunuz. İşimiz ilginç ve zor çünkü on misafirden dokuzu bize neden memnuniyetsiz olduğunu söylemiyor. Bu nedenle misafirleriniz otelden ayrılırken memnunlar mı yoksa değiller mi çok iyi anlamamız gerekiyor. Bir de bu durumun diğer yüzü var: Memnuniyetsiz olan her bir kişi, memnuniyetsizliğini on kişiye anlatıyor. İşte az önce sözünü ettiğim “kişisel memnuniyet” burada devreye giriyor. Dolayısıyla bizim yapmaya çalıştığımız şu: Misafirlerimizle otele geliş amaçlarına göre -iş toplantısı, kongreler, dinlence, tatil ve benzeri- sürekli diyalog halinde kalıyoruz ve onların konaklama durumlarına göre ihtiyaçlarını şekillendirmeye, yönlendirmeye çalışıyoruz. Her zaman söylüyorum, bizim işimiz tamamen ilişki ve iletişim…” Böylece, otelcilik sektörünün temel prensibini de ortaya koymuş oluyor Karadağ. “Turizm farklı alanlarında çalışanların empati yeteneğinin ve iletişim kurma becerisinin olması gerekiyor,” diyerek sürdürüyor sözlerini.  “Bu iki özelliği bir araya getirebiliyorsanız eğer en büyük problemleri dahi kolayca çözebilirsiniz.”

“İletişim” ve “empati”nin önemini aldıkları ödülle bağdaştıran Okan Karadağ, öte yandan turizmin artık neredeyse tamamen internet üzerinden gerçekleştiğini de vurguluyor. Kişilerin tatil tercihleri başta olmak üzere hemen tüm turizm seçeneklerini oluştururken belirleyici olanın internette yayımlanan “her şey!” olduğunun da özellikle altını çiziyor ve diyor ki, “Öyle bir çağda yaşıyoruz ki, gizli olan hiçbir şey yok! İyi olanı da saklayamıyorsunuz, kötü olanı da! röportajımızın sonuna yaklaşırken Okan Karadağ’a “Bundan sonra hangi ödülleri almayı hedefliyorsunuz?” diyoruz.

Gülümsüyor. “Bizim temel kaygımız hep ‘işimizi iyi yapalım’ olmuştur,” diyor. “Otelcilik bir takım oyunudur. Birisi işini iyi yaparken diğeri yapmıyorsa eğer başarılı olamazsınız. Bizler ekip olarak başarılı olmaya çalışıyoruz ve aldığımız ödülün bir tesadüf değil, bilinçli bir çabanın sonucu olduğunu göstermek istiyoruz. Süreklilik çok önemlidir. Bunun için de iyi bir sistem kurmak gerekir ki burada yapmaya çalıştığımızda tamamen bu! Kısacası bundan sonra da ‘işimizi ‘iyi yapmaya’ devam edeceğiz. Hedefimizi bu şekilde belirlersek ödüller gelip bizi bulacaktır…