dfot

 

5.Kat Restaurant’ın 20 yıllık tarihi

5. Kat’ın sanat, lezzet ve stil dolu baş döndürücü macerası, 1993 yılında, Beyoğlu’nun tarihi semti Cihangir’de başladı. İstanbul’un en eski sivil kültür merkezi olan,birçok kültürel etkinlik konser söyleşi ve sanat atölyelerine yıllarca ev sahipliği yapan Bilsak binasının (bilim sanat kurumu) 5. Katından ismini aldı ve şehrin Sarayburnu’ndan Boğaiçi’ne uzanan en etkileyici manzarasını kucakladı.

5.Kat’ın kurucusu Tiyatro ve sinema oyuncusu ve yönetmen Yasemin Alkaya’nın sanat tutkusu, mekanın önce sıradışı dokusuna, sonra birbirinden leziz yemeklerine ve elbette her biri birbirinden ünlü konuk listesine yansıdı. Türkan Şoray’dan Halil Ergün’e, Çağan Irmak’tan Murathan Mungan’a sanat dünyasının ünlü isimleri, 5. Katın özel gecelerinde yediklerini, içtiklerini ve dinlediklerini 5.Kat’ta sevenleriyle paylaştılar. 5.Kat, İstanbul eğlence hayatına fark katan partileriyle de tanındı. Eski Kırkbeşlikler, Dolunay, Single’s Party, 70’ler gibi özel temalı geceler hafızalarda yer etti.

Yıllarca sinemacıların favori mekanı olan 5.Kat, 2004 yılında kendisi film oldu. Yasemin Alkaya’nın ilk yönetmenlik tecrübesi olan 5.Kat filminin oyuncuları da yine mekanın müdavimleri ve personeliydi. 5.Kat, çok özel isimlerin unutulmaz konserleriyle müzikseverlerin hala hafızalarındadır. Kimler geçmedi ki 5. Kat’ın muhteşem manzaralı sahnesinden? Mich Gerber, Mercan Dede, Hüsnü Şenlendirici, Gülden Karaböcek bu isimlerden sadece birkaçı ve bunlara ek olarak dünya cazının önemli isimleri Ornette Coleman, Stefano Belmondo, Esbjörn Svensson, İlhan Erşahin de 5.Kat’ta konuk oldular. İstanbul’da ne zaman festival olsa, 5.Kat’tada festival başladı. İKSV sinema ve caz festivallerinin her yıl konuğu olarak gelen dünyanın önde gelen isimleri 5.Kat’a da konuk oldular. Avustralyalı ünlü yönetmen Jane Champion’dan yıllar sonra 2013 İstanbul film festivalinin konuğu ünlü oyuncu Patricia Arquette de 5.Kat gecelerindeydi. 2013’te 5. Kat misafirleriyle buluşmasının tam 20. Yılını muhteşem organizasyonlarla kutladı. 21 Nisan 2013 Pazar günü efsanevi Kübalı müzisyen Roberto Fonseca, ünlü 5.Kat Brunch’ında dinleyicileriyle buluştu. 27 Nisan 2013 akşamı çağdaş müziğin en önemli ve yol gösteren müzik gruplarından biri olarak nitelendirilen BALANESCU QUARTET, 5.Kat’ın eşsiz manzarası karşısında konuklarına unutulmaz bir müzik şöleni sundu.

Sezondan sezona açılıp kapatılan ve unutulup giden pek çok mekâna şahit olan İstanbul gece hayatında 20 yılı geride bırakan 5.Kat’ın sırrı, eşsiz manzarası, dünyanın en güzel mutfaklarından seçip oluşturduğu mönüsünün birbirinden lezzetli yemekleri, dekorasyonunun ince detaylı benzersiz romantikliği, asla yormayan ama hep keyifle dinleyeceğiniz müzik arşivi, güler yüzlü ve dikkatli servis elemanları ve hepsinden önemlisi lezzet ve stil sahibi, sıradışı ve aydın kimliğe sahip konukları. Açıldığı ilk günden beri, genç ve sanatçı ruhunu asla kaybetmeyen 5. Kat yıllara meydan okuyor. İstanbul’un dün olduğu gibi bugün ve elbette yarın da en özel mekanlarından biri olmaya devam ediyor.

 

 

dfot

 

Eleni farklı giyinmek isteyenlerin buluştuğu bir mekan…

Dünyaca ünlü markaların ikinci el ayakkabılar,aksesuarlar,çantalar,özgün tasarımlar,film-dönem dizi kostümleri,aklınıza gelebilecek her türlü vintage kıyafetleri bulabileceğiniz bir adres burası.İşin en keyifli tarafı ise kendinizi evinizde hissedebileceğiniz sıcacık bir kahve köşesi olması.

Eğer giydiğim bana özel olsun,kimsede olmasın diyor ve aynı zamanda  nostalji tadında bir kahve keyfi yaşamak isterseniz Eleni Vintage Coffee Shop sizi bekliyor.

dfot

 

Journey Lounge, sağlıklı, lezzetli, yerel ve mevsiminde yetiştirilmiş taze gıdalarla hazırlanmış yemekleri sunmayı öncelik olarak benimsemiştir.

 

İki ayrı katta hizmet veren Journey Lounge, özenle seçilmiş objeleriyle, rahat oturma gruplarıyla ev sıcaklığı hissini yaşayacağınız bir dekorasyona sahiptir.

Dünya edebiyatının seçkin yazarlarının kitaplarından oluşan kütüphanesiyle de bu sıcaklığı desteklemektedir.

 

Her yaş grubuna uygun Journey Lounge davet, toplantı ve buluşmalar için uygun bir ortama sahiptir.

DJ Style-ist veDJ  Mert Topuz’un hazırladığı  günün her saatine uygun müzik listeleri de keyfinize eşlik etmektedir.

 

Mutfakta: Himalaya tuzu, Edremit yöresinden tek bahçeden toplanıp itinayla sıkılmış sızma zeytinyağı, İzmir’den organik tavuk, Bolu yerli üreticilerinden; kaymak, tereyağı, süzme yoğurt, kendi üretimimiz olan sandviç ekmeği, ev yapımı taze makarnalar ve ev reçelleri, organik sütle yapılmış yoğurt ve tatlılar, dondurmalar, turşu, tarhana, çimlendirilmiş yeşil mercimekve yonca filizi, köy yumurtası, yaz döneminde taze olarak hazırlanmış konserve ve salçalar. Hindistan cevizi yağı ile pişmiş kinoa pilavı.Sabahları fırından taze çıkmış scone, haşhaş ve cevizli çörek, kendi değirmenimizde öğüttüğümüz karabuğday unu ile yapılmış pancake.

 

Barda: Taze meyve sularıyla yapılmış sürahiyle de servis edilebilen özel kokteyller, ev yapımı buzlu çaylar, taze sıkılmış meyve suları, demleme bitki çayları, organik çikolatalı ve orman meyveli smoothie

Serdar Kombe’nin hazırladığı Şili, Arjantin, Yeni Zelanda, Güney Afrika, Amerika,  Avrupa ve seçkin yerli üreticilerin şaraplarını içeren, menüye uygun bir şarap listesi.

dfot

 

2007 yilinda kurulan Cihangir’in en renkli ve en sevilen butiği Atölye Mariposa, 2011 yilinda da Teşvikiye’de actiklari ikinci butiği ile daha geniş bir kitleye ulaşmanın mutluluğunu yaşıyor.

 

Atölye Mariposa’dan içeri adım attığınızda, geçmişin zarafetini ve inceliğini modern bir bakis acisiyla yeniden kesfediyorsunuz. Evinize yeni bir soluk getirecek dinlenme koltuklari, Marie-Therese stili avizeler, cay saatlerinizi renklendirecek porselen cay takimlari ve ona eslik eden dekoratif tepsiler ve birbirinden şık ev aksesuarları, gününüzü neşelendirmeye yetiyor…

 

Mariposa’nın, danteller, uçuşan etekler, büzgüler, fiyonklar ve fistolarla süslenmiş elbiseleri size adeta farklı bir dünyanın masal kahramanına dönüştürmekte kararlı. Elbiselerinizi yine birbirinden şık ve eğlenceli aksesuarlarla tamamlamanız mümkün. Ayrica Tesvikiye’de ki butigimizde vintage etkili gece elbiseleri ve bu elbiseleri tamamlayici zarif aksesuarlerimizla  sizlerle bulusmaya devam ediyoruz.

dfot

 

AYKUT GEZERSU

1976 doğumlu,Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi İç Mimarlık bölümü mezunu, İç MimarAykut Gezersu…

Aykut Bey 2 senedir oturduğu evi almadan evvel bir buçuk sene boyunca doğru evi bulmak için çok yer gezdiğini belirtiyor ve ‘’Her evin bir hikayesi olduğuna  ve bu evin kesinlikle beni beklediğine inanıyorum.’’diyor.16 yıl boyunca depo olarak kullanılmış olan bu evin tamamen harap halde olmasına rağmen buranın ışığına,enerjisine karşı koyamadığını belirtmeden de geçemiyor.Aykut Bey olabildiğince orijinal detaylara dokunmadan,ev’in dokusuna,ruhuna uygun son derece zevkli ve huzurlu bir yaşam alanı oluşturmuş.

Kendini bildi bileli Cihangir de yaşadığını,başka bir yerde yaşamayı düşünmediğini söylüyor ve ekliyor ‘’Benim için en önemli unsur bir evin aydınlık olması ve size huzur vermesidir…’’

İç Mimar Aykut Bey, bu evde öne çıkan ana unsurun akşamları olduğunun altını çiziyor.Kendine has ve özgün aydınlatmalar ile evin her alanı farklı bir kimliğe büründüğünü dile getiriyor aynı zamanda.

Evin parkeleri ve çiniler orijinal olarak bırakılmış.Ancak kısa süre önce yapılan tek değişiklik salondaki parkelerin farklılaştırılması olmuş.Zamanında duvarlardaki sıvayı sökünce binanın taşıyıcı tuğla duvarı ortaya çıkmış ve bu haliyle muhafaza edilmiş.Duvarlarda ki asılı olan resimler Salih Acar’a,heykeller ise Mehmet Şeker Şenyer’e ait.

Yemek odasının eski hali ise bir ahşap duvar ile kapalıymış, evi daha aydınlık ve ferah hale getirmek amacıyla duvar yıkılmış. Aynı zamanda bu oda dan balkona açılan bir kapı ile hiçte ufak olmayan yaklaşık 7,5 metre uzunluğunda ince uzun bir alan söz konusu. Balkon, Aykut Bey’in yatak odasına kadar uzandığından,dekoratif ağaçlar ile ortasından ikiye bölünerek değerlendirilmiş.

Yatak odası ise ayna detayı ile olduğundan daha büyük ve ferah bir hale getirilmiş. Aynı zamanda yatağın özel bir tasarım olduğu ve duvardaki tablo’nun Aliye Arslan’a ait olduğunu da belirtiyor Aykut Bey.

Ev’in her alanında olduğu gibi banyo da ufak ama olabildiğince kullanışlı tasarlanmış.Duvarlar Marmara mermeri ile kaplanmış ve kırmızı – siyah kontrastı ile de oldukça şık bir kombinasyon oluşturulmuş.

Evin her köşesi,her detayı özenilerek ve ayrı ayrı düşünülerek tasarlanmış.Bizce on altı yıl boyunca depo olarak kullanılan bu ev, yıllar sonra Aykut Bey ile yollarının kesişmesi sonucunda yeniden hayata dönmüş…

 

Nilşah Ağaoğlu

Peyzaj mimarı ve tasarımcı Nilşah Ağaoğlun’un yaşayan evi…

Geçtiğimiz sayıdan hatırlayacağınız gibi Balkon sefası’nın sahibi Nilşah Ağaoğlu’nun Cihangirdeki evine konuk olduk bu ay.

Neden Cihangir diye sorduğumuzda ‘’Oldum olası Cihangiri hep sevmişimdir. Yaşam enerjisini,sakinliğini ve RUHUNU ‘’diyor. Yakın zamanda hayallerini gerçekleştirmiş ve Balkon Sefası’nı hayata geçirmişti.Şimdilerde ise ev’inden çok orada zaman harcadığını ve artık neredeyse ev’in tüm eşyalarını dükkanına taşıdığını belirtmeden geçemiyor.

Eski Cihangir evinin merdivenlerini çıkıyoruz ve kocaman bir kapı bizi karşılıyor ilk olarak. İçeri girdiğimizde ev’in ruhu size bir şeyler anlatmak istermişcesine kendine çekiyor.Girişteki dikiş makinesi anneannesine ait,üzerinde duran aksesuarlar da dedesine ve yine aile fertlerine ait anılarla dolu…

Oturma odasına girdiğimizde bizi kocaman ahşap bir konsol karşılıyor. Duvarlarda yine dede’den kalma eşyalar ve  bazı antika aksesuarlar var. Hepsinin bir hikayesi,bir ruhu var adeta. BU HİKAYELERİN ‘DEVAM ETMEK’ İÇİN BİR ANAHTAR OLDUĞUNU SÖYLÜYOR…

Ev’in elbette en özel yeri  yatak odasına geçtiğimizde ise Nilşah Hanım’ın zevkiyle dekore edilmiş bu ufacık oda sanki bir Vintage mağaza gibi bizi içene çekiyor.Yine her bir eşyanın hikayesiyle dolu bir yaşam alanına dönüşmüş.Koyu duvarlar tezatlık yaratsa da kullanılan pastel detaylar ile oldukça sakin ve huzur dolu bir oda haline gelmiş.

Nilşah Hanım evi ilk aldığında harap halde olduğunu belirtiyor ve ekliyor ‘’ Çok fazla müdahale etmeden olabildiğince evin kendi ruhuyla bütünleşerek bir yaşam alanı haline getirdim.’’diyor.

dfot

 

Evinizde zarafetin yeni ismi: “Zen Serisi”

Yataş’ın mobilya markası Enza, çağdaş yaşamın en şık ve kullanışlı hali Zen Serisi ile evlerde huzurlu ve dingin bir atmosfer yaratıyor.

Zen Serisi ile ferahlık ve huzur yatak odanızı sarıyor

Geometrik şekiller, rose renkli kulplar ve özel işçilikli bronz aynanın ana karakterini oluşturduğu Zen Serisi Yatak Odası sade ve zarif detaylarıyla dikkat çekiyor. Krem renginin dikkat çektiği yatak odası, geometrik detaylarla ferah bir Uzakdoğu etkisi yaratıyor. Gardırobun tamamı ürüne özel geliştirilmiş geometrik desenli, ayna kaplı sürgülü kapakları, yatak odanızın daha geniş ve aydınlık görünmesini sağlıyor. Fonksiyonel bir kullanıma sahip dolap içerisinde ise asansörlü askılık, 2 adet çekmece modülü, hareket sensörlü, led aydınlatmalı askılar ve pantolonluk mekanizması da bulunuyor.

Yataş’ın mobilya markası Enza, her eve ve zevke hitap eden ürün portföyüne eklediği Zen Serisi ile krem renginin ipeksi ve saf güzelliğini evinize taşıyor. Yemek odası ve yatak odasından oluşan Zen Serisi, farklı tarzı, şık görüntüsü, evinize ferahlık ve aydınlık katan renkleriyle yaşamınıza ayrıcalıklı bir hava katıyor. Zen Yemek Odası, farklı konsol tasarımıyla dikkat çekiyor. Ürüne özel geliştirilen Rose renginin kullanıldığı ayakları ve daha geniş kullanım imkanı sağlayan akordeon kapaklarıyla Zen Serisi konsol, Red Dot Design(*) ödüllü kendinden frenli menteşe ve raylar sayesinde detaylarda da zarifliğini koruyor. İdeal ölçülerde tasarlanan yemek masası ise ayaklarındaki özel uygulamalar sayesinde takımın özelliğini devam ettiriyor; yemek masasına krem ayaklı Zen sandalye eşlik ediyor.  Zen TV ünitesi ise TV sehpası, yan tabla ve üst dolap parçalarından oluşuyor. Zen TV ünitesi, evinizin şekline ve zevkinize göre farklı kombinasyonlar yapma imkanı da sunuyor. Zen ile ferah bir havaya kavuşan salonların bütünlüğü ise takımla uyumlu Zen Oturma Grubu ile tamamlanıyor.

 

dfot

 

ESKİ YENİ

 

Son yıllarda sıkça duyduğumuz bir sözcük Vintage. Tüm dünyayı saran bu akım son bir kaç senedir ülkemizde de sıkça karşımıza çıkıyor. Aslına bakarsanız bir bence yaşam biçimi. Peki nedir bu vintage?

Aslında bağbozumu anlamına gelen Vintage günümüzda bir moda terimi olarak kullanılıyor, geçmiş yıllardaki döneme ait tek ve özel parça ya da koleksiyona verilen ad.  Bir parçanın vintage olabilmesi için belli bir geçmişi olması gerekiyor. Yani belli bir akımı, dönemi temsil eden bir parça ya da bir tasarımcının ikonlaşmış bir tasarımı olması gerekiyor.

 

Yeni olan güzeldir…

Ancak günümüzde o kadar çok yeni var ve erişimi o kadar kolay ki hızına yetişemiyoruz. Bugün moda olan yarın bir bakmışız eski olmuş ve biz hevesimizi almışız. Hep yenilik peşindeyiz, yeni olanın peşinde…

Asıl sorun iç dünyamızın da bu şekilde çalışıyor olmasında. Zamanla içimizde oluşan boşluğa çözüm bulmaya çalışıyoruz. Vintage akımın bu denli yaygınlaşmasının temelinde bu çözüm arayışı yatıyor işte. Yaşanmış, hikayesi olan parçalar bu yüzden bizi etkisi altına alıyor ve sahip olmak istiyoruz.

Eskimeyen stil

 

Popüler kültürün negative etkilerinden biri de moda olan şeyin bir anda yayılıp, kendini eskitmesi, özelliğini yitirmesi. Vintage da bundan payını alıyor elbet ancak direnci diğer akımlara kıyasla oldukça yüksek. Zaten eski olan bir şeyi eskitmek kolay olmuyor.

 

Vintage bir parçanın taşıdığı ruh, yaşanmışlığı, bize anlattıkları ve hissettikleriyle büyülenip, kolayca etkisi altına girebiliriz. Bir bakmışız, evimizde baş köşede, kendimizi hikayelerini anlatıp misafirlerimize gururla gösterirken buluyoruz.

 

 

Bu işe gerçekten gönül vermiş bir kaç arkadaşım var. Daima eski olanın peşindeler. Yanlış anlaşılmasın, antika değil burda eskiden kastettiğim. Büyük annelerimizin evindeki eski bir koltuk, köşe lambası, zigon sehpahalar ya da eskiden beğenmediğimiz bugün bize kıymetli görünen parçaları kastediyorum.

Dünyanın dört bir yanından bu parçaları topluyor ve binbir zorlukla getirtiyorlar. Biraz da popüler olmasından ötürü, yeni bir tasarımdan bile pahalıya gelebiliyor zaman zaman.

 

 

Eski ve yeni el ele

 

Şahsi fikrim, baştan aşağı vintage mobilyalarla dekore edilmiş bir mekan sıkıcı, biraz da depresif olabilir. Önerim ve tercihim eski ve yeninin bir arada kullanılmasından yana. Ister modern ister klasik bir mekanda zamana meydan okuyan vintage parçalar ya da farklı dönemlere ait parçaların kombinlenmesi zenginlik ve derinlik kazandıracaktır.

 

Eski ve yeninin elele olduğu bu yemek odasında kullanılan rengarenk İskandinav sandalyeler mekanı neşelendirirken, şöminen üzerine asılan vintage varak ayna mekanı şıklaştırıyor.

 

Vintage’yi fark etmek

 

Vintage akımının günümüz iç mimarisi ve modasına etkisini yadsınamayacak boyutta. Bu nedenle café, restaurant gibi pek çok popüler mekanda bu stili görebiliyoruz.

Mobilya firmaları da bu doğrultuda tasarımlarına yön vererek, eski ve popüler parçaları yeniden yorumlayarak üretiyor. Bu sayede vintage görünümlü yepyeni parçalara çok daha uygun fiyatlarla ve kolayca erişebiliyoruz.

 

Tam bu noktada vintage ile retro arasındaki farkdan söz edebiliriz. Eski görünen herşeyi vintage sanmamalıyız. Retro belli bir dönemi temsil ederken, 60-70’ler, vintage çok daha geniş bir kapsamda, geçmiş ‘modasına ait herşey’ olarak nitelendirilebilir. Yani eski görünümlü yeni ürünler de retro kapsamına girer, gerçekten eski olanlara ise vintage diyebiliriz. Özetle her retro ürün vintage sayılabilirken, her vintage retro değildir.

 

 

 

 

 

 

 

dfot

 

Atölye Başka, ”Retro hayat!… yeniden!” sloganıyla retro hayatı yeniden canlandırmak, yorum katmak ve ilham alarak yepyeni tasarımlar yapmak için kuruldu.

Retro dikeyinde ilerleyecek olan Atölye Başka, ürünlerini 4 ana grupta bambaşka bi tarzda sınıflandırmaktadır.

Reenkare™: Bir dönem çoğu mekanda başrol olmuş ama sonra birdenbire ortadan kaybolmuş emektar eşyalarınızı  klonlamakla kalmadık yepyeni yorumlar kattık ve buna Reenkarne™ dedik. Açıklamadan da anlaşılacağı yorum katarak restore ettiğimiz ürünler bu grupta yer almaktadır.

 

Dejavu™ : Size ‘’babannemde de bunun aynısı’’ vardı dedirtmek için, zaman tünelinizde biyerlerde saklı kalmış ürünleri sunuyoruz. Yaşayacağınız Dejavu™’lardan sorumlu değiliz 🙂 . Bu grupta da müdahelede bulunmadan (belki en fazla iyileştirerek) antika değeri ve özelliği olan ürünlerimiz yer alacaktır.

 

Retrospektif™ : 50’ler , 60’lar,70’ler, 80’ler hatta 20’ler bile olur bizim için… bize her tasarım Retro! Bu prensiple tasarlar ve hayata geçirirsek tabi haliyle buna da Retrospektif™ deriz. Bu sınıfta da o dönemden ilham alarak yeniden yarattığımız ürünlerdir.

 

İkona™ : Bir nevi Ustalara Saygı köşemizdir ki tadından yenmez. George Nelson’ın hindistan cevizi koltuğundan Charles Eames’in renkli toplu askılığına İkona™ olmuş her şey burada!. Bu da kült olmuş tasarımları ithal ettiğimiz köşemizdir.

 

İlk kreasyonunu yaklaşık 10 unique Reenkarne™ ürün ile geçen sene bu zamanlar çıkaran Atölye Başka şimdi 3.kreasyonunu 50’yi aşkın Retrospektif™ ürün ile gerçekleştirmiş bulunmaktadır. Yanı sıra asıl misyonunu dekor tedariği olan Atölye Başka önde gelen basın kuruluşlarından TRT, Kanal D, Show Tv, MinT Yapım ve Most Production ile birlikte bir çok projeye imza atmış bulunmakta.

 

Retro Hayat!… yeniden sloganıyla retro konusunda akla ilk gelen marka olmayı hedefleyen bu konuda emin adımlarla ilerleyen Atölye Başka yeni yayın sezonunda prime time da 1. Sıralarda olan Seksenler ve Merhamet dizilerinin dekor sponsorluğunu üstlenmiştir.

 

Ürünlerini Exclusive olarak ilk Altıncı Cadde’de çıkan Atölye Başka, gene en özel fiyat ve fırsatlarını Altıncı Cadde ile retrosevenlere sunmaktadır.

 

dfot

 

Yeni Temalar, Yeni Tasarımlar, Yeni Ürünler Koleksiyon Tarabya Kampüsü’nde Sergileniyor.

1971 yılından bu yana yenilikçi tasarım endüstrisi olarak ev, ofis mobilyaları, obje ve aksesuarlar üreten Koleksiyon bir defa daha yeniliklere imza atıyor, “Tasarım Sunumu” Sergisi ile “Tasarım Mağazacılığını” başlatıyor. Koleksiyon, bu sergi ile öncü, yenilikçi yaklaşımları, temaları, tasarımları ve ürünleri üreticileri kim olursa olsun özgün halleriyle Koleksiyon Tarabya Tasarım Mağazasında iç ve dış pazarlara sunuyor.

“Tasarım endüstrileri”, “Yaratıcı endüstriler”, “Kültür endüstrileri”, “Açık kurum”, “Açık tasarım”, “Ortak-yaratım”, “Katını reddi” ve “Tasarım mağazası” kavramlarını güncelimize taşıyan Koleksiyon,  bu sergisi ile yeni bir platformun temelini atıyor.

Uluslararası mimarlık ve tasarım camiasının zirvede konumlandırdığı tekstil kuruluşu Kvadrat ile Koleksiyon’un beraber hazırladığı bu serginin küratörlüğü ve sanat yönetimini yüklenen Koleksiyon Tasarım Grubu, ülkemiz ve diğer ülkelerden birçok mimarın, tasarımcının pazarlara sunulan çeşitli işlerini sergisine ve satışlarına aktarıyor. Böylece, “Neyin tasarlandığı” yaklaşımının önüne geçen “Kimin için, kimlerle tasarlandığı” kavramlarının sorgulandığı bir döneme giriliyor. Dünyadan ve ülkemizden 30’dan fazla tasarımcının ürünleriyle katıldığı bu sergi, “Tasarım Mağazacılığı” temasını gündeme getiriyor ve sektörle tanıştırıyor. Sergide başı çeken kumaş tasarımlarına ek olarak “Hazır perdeler”, mobilyalar, cam, porselen, seramik objeler, takı, giysi, yastık, kilim, halı ve aydınlatma yer alıyor.

Ürünleri yer alan tasarımcı ve tasarım grupları arasında; f/p design, Herzog & de Meuron, Patricia Urquiola, Erwan ve Ronan Bouroullec, Finn Sködt, Norway Says & Per Bjornsen, Stefano Marcato, Zaha Hadid, Alev Ebüzziya Siesbye, Heinrich Iglseder, Gerhard Reichert, Jan Wertel, Gernot Oberfell, Studio Kairos, Sezgin Aksu, Silvia Suardi, Faruk Malhan, Koray Malhan, Arzu Kaprol, Tevfik Türen Karagözoğlu, Enver Çamdal ve Hacer Koca, Demir Obuz, Nil Deniz, Rıfat Özbek gibi çok önemli isimler ile Koleksiyon Tasarım Grubu bulunuyor.

Koleksiyon Hakkında;

Koleksiyon, mobilyadan cama, porselen ve tekstil ürünlerine oldukça zengin bir ürün gamını tam 42 yıldır toplumumuzun beğeni ve hizmetine sunuyor. Koleksiyon, Tekirdağ’da kurulu yüksek teknolojiye dayalı tesisleri ile ev ve ofis mobilyası üretimi yaparak Londra’dan Kahire’ye dünyanın 15 ülkesinde faaliyet gösteriyor. Koleksiyon, kalitenin tasarımını, estetiğin endüstrisi olarak sürdürüyor. Koleksiyon’un “yaşam kültürü” üzerine odaklanan yenilikçi temalarıyla hazırlanmış ürünleri, ülkemizde ve dünyada mekânların kurgusuna, mimarların projelerine hizmet vermekte, binlerce insan Koleksiyon ürünlerini kullanmakta.  Ev mobilyasındaki yeni “Yaşam kültürü” kurgusu ile de dikkat çeken Koleksiyon hakkında detaylı bilgiye  www.koleksiyon.com.tr’den ulaşabilirsiniz.

dfot

 

Evlerimiz hikayelerle doldur. Kendimizle ilgili.

Neyi severiz ve ne yapmaktan hoşlanırız.

Etrafımızı kendimiz gibi oluştururuz.

Bizim için ne önemliyse ve bizim hayatımızı ne kolaylaştırıyorsa onları isteriz.

Evimize geldiğimizde evi hissederiz.

60 yıldır mobilyalar tasarladığımız ve ürettiğimiz BoConcept’in evi Danimarka’dadır.