Mimarhane | Mimaride İşlevsellik ve Yalınlık

Mimaride İşlevsellik ve Yalınlık / Adolf Loos

Tam adı, Adolf Franz Karl Viktor Maria Loos olan, Avusturyalı mimar,10 Aralık 1870’deBrüno’dadoğmuş.O yıllarda,Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun Moravia bölgesinde yer alan şehir, bugünÇek Cumhuriyeti’e bağlı olarak yoluna devam ediyor.Avusturya-Macaristan İmparatorluğu I. Dünya Savaşı sonra çökünce, Cumhurbaşkanı Masaryk tarafından kendisine Çekoslovak vatandaşlığı verilmiştir.

 

Bir duvar ustasının oğlu olan Loos, 1887-88’de “Reichenberg Meslek Okulu”nda başladığı mesleki eğitimini, 1890-93’te “Dresden Teknik Üniversitesi”nde sürdürmüştür. Mimarlık eğitimini tamamlamasını takiben, 1893’te gittiği ABD’nin New York, Philadelphia, Chicago gibi şehirlerinde 3 yıl kadar yaşama fırsatı bulmuş, özellikle Louis Henry Sullivan ve Chicago Okulu’ndan etkilenmiştir.
Amerika’dan “kullanışlı olan güzeldir” düşüncesiyle Viyana’ya dönen Loos, 1896-97 arasında Viyana Teknik Üniversitesi profesörlerinden, Viyana Planlama Dairesi baş Mimarı Karl Mayreder’le (1856-1935) çalışmıştır. Mayreder’inofinden ayrılmasından sonraki dönemde 1922’ye kadar çalışmalarını tek başına sürdürmüştür.

Yapılarının yanı sıra, işlevsellik yanlısı, gereksiz süslemeler karşıtı yazılarıyla, Modern Mimarinin önde gelen adlarından biri olan Adolf Loos aynı zamanda 1897-1900 yılları arasında “NeueFreie Presse” için gazetecilik de yapmıştır.

 

1897-1900 yılları arasında genellikle özel konutlarının iç mimari projeleri üzerine yoğunlaşan Loos, kariyeri bıyunca gereksiz bezemelerden arındırılmış yalın bir mimarlığın arayışları olan uygulamaları ile hemen her yapı türünde eserler vermiştir.

 

Loos, yalın kütleleriyle, dönemin yaygın beğeni anlayışını temsil eden Art Nouveau’ya başkaldıran konutlar üretmiş ayrıca, 1908’de, bu çok bezeli üslûba karşıt yazılarını bir araya getirdiği “OrnamentundVerbrechen” (Bezeme ve Suç ) adlı bir de kitap yayınlamıştır. Bu eserinde evlerin müze olmadığını, sanat eserleriyle ve süslemelerle doldurulmamaları gerektiğini haykırmış, evlerimize doldurduğumuz süslerden hayalgücümüze yer kalmadığından veryansın etmiştir.

Mimaride süslemeyi; zaman, işgücü ve dolayısıyla para kaybı olarak değerlendirip, işlevin ön planda tutulduğu yalın bir mimarlığı savunan Loos, “Bezeme, kültürümüzle bağdaşmaz ve onun bir ifadesi olamaz” diyecek kadar net bir duruş sergilemiştir. Yalınlığın ruhsal bir gücün göstergesi olduğunu ileri sürmüştür. Mimarlık tarihinde önemli bir belge niteliği kazanan makaleleri, yaşadığı dönemde oldukça sert tepkiler almasına neden olmuştur. Ama o duruğundan asla taviz vermemiştir.

1922’de Paris’e gitmiş ve burada altı yıl yaşamıştır. Dadacılarla ilişki kurduğu bu kentte Dadacı yazar TristanTzara için 1926’da bir ev yapmış, Sorbonne Üniversitesi’nde de dersler vermiştir. 1928’de Viyana’ya dönen Loos, 1930’da dönemin Çekoslovakya devlet başkanı Thomas Masaryk tarafından ödüllendirilmiştir.

 

“Ev aile tiyatrosu için bir sahnedir” düşüncesiyle sayısız konut projeleri üretmiştir. Loos mimarisine cinsiyet olarak da bakıldığında dış kabuk maskülen, içerisi ise tüm mahremiyeti ile feminen olarak şekillendirilmiştir, şeklinde bir yorum yapmak sanırız yanlış olmaz. “En sonunda bana bir ev inşa etme görevi verildiğinde, kendime şöyle dedim: Smokin bir insanı ne kadar değiştiriyorsa, dış görünüşü de bir evi ancak o kadar değiştirebilir. Yani pek değiştiremez. Çok daha basit olmam gerekiyordu. Altın düğmelerin yerine siyah düğmeler koymam

gerekiyordu. Evin göze batmayan bir görünümü olmalıydı. Ev dışarıya bir şey söylemek zorunda değildir; tersine, bütün zenginliği içeride apaçık olmalıdır.” sözleri ile kendi mimari çizgisini özetlemiştir .

 

Çağdaş insanın bir erdemi olarak değerlendirdiği yalın mimarlık üzerine çeşitli makalelerini “DieSchriftenvon Adolf Loos” (1931; Adolf Loos’tan Yazılar )adı altında iki ciltlik bir kitapta toplayan Loos, hastalığından ötürü son yıllarını mesleğinden uzak geçirmiştir.23 ağustos 1933 yılında Viyana dolaylarında Kalksburg’da yaşamını yitiren Adolf Loos, tüm yoğun çalışmalarına rağmen Viyana’nın genelestetik anlayışını değiştirememiştir.  Zamanının mimarları Le Corbusier, WalterGropius, Miesvan der Rohe yıldızlaşırken onun felsefesinin değeri ölümünden çok sonra anlaşılmıştır.

Mezarı da mimarın ortaya attığı mimari görüşleri temsil eder niteliktedir.

Mezar, altın oran kuralıyla yapılmış, kaidesi olan küp şeklindeki bir taştan ibarettir. Üzerinde Adolf Loos’la özdeşleşmiş yazı tipi ile mimarın ismi yazılmıştır. Ne bir süsleme, ne fazladan bir şey, sadece biçim ve taşın gri dokusu bulunmaktadır. İşlevselliği inkar etmek mümkün olmamakla: Adolf Loos burada yatmaktadır.

 

 

Başlıca eserleri

 

1899 Café Müzesi, Viyana

1904 Villa Karma, Montrö, İsviçre

1907 Alan Hıristiyan Haç, RadesinskaSvratka, Çek Cumhuriyeti

1908 Amerikan Bar (eski Kärntner Bar), Viyana

1910 Steiner Evi, Viyana

1910 Goldman&Salatsch Binası, Michaelerplatz, Viyana (“Looshaus” olarak halk dilinde bilinen bir karma kullanımlı bina) bakan

1913 Scheu Evi, Viyana

1915 Şeker fabrikası, Hrusovany u Brna, Çek Cumhuriyeti

1915-1916 Villa Duschnitz (re-modeli), Viyana

Şeker fabrikası sahibi için 1917 Ev, Hrusovany u Brna, Çek Cumhuriyeti

1922 Rufer Evi, Viyana

1925 MaisonTzara, ev ve stüdyo, TristanTzara’nın için Montmartre, Paris, Fransa

1926 Villa Moller, Viyana

1927 Ev (yerleşik olmayan), Paris, Amerikan şovmen için Josephine Baker

1928 Villa Müller, Prag, Çek Cumhuriyeti

1929 Khuner Villa, Kreuzberg, Avusturya

1932 Villa Winternitz, Prag, Çek Cumhuriyeti