Kovandan Süzülen Sanat

Kovandan Süzülen Sanat

La Ruche

Sanata ve sanatçıya verdiği değerle tanınan Paris bundan yaklaşık yüzyıl öncesinde de aynı saygı ve titizlikle bu misyonunu yerine getiriyordu. Montparnasse’ta bulunan “La Ruche; Arı Kovanı” binası halen günümüzde de böylesi naif bir amaca hizmet ediyor. İlginç mimarisi, sonbaharda harikulade bir güzelliğe bürünen bahçesi ve şehrin gürültüsünden uzak derin sessizliğiyle La Ruche gerçekten ilham veren bir mekan. İşte bu etkileyici binanın atölyelerinden birinde kalan ressam Bogdan Pavlovic’i ziyaret ettik ve birbirinden güzel eserlerini inceledik.

Paris’in 15. bölgesinde yer alan La Ruche, Gustave Eiffel tarafından 1900’de  “EXPO” sergisi için şarap mahzeni olarak tasarlanmış. Dantzig geçidinde yer alan binayı daha sonra yardımsever heykeltıraş Alfred Boucher satın alınca 1902 yılında sanatçılara düşük ücretle kiralanan atölyeler haline getirilmiş. Yoksul meslektaşlarına destek olmak isteyen Alfred Boucher’in amacı onların sanat hayatının gelişmesine yardım etmek, onlar için bir sergi salonu hazırlamak ve sanatlarını paylaşmalarını sağlamaktı.

Düşük kiralar sayesinde binada sanatçıların yanı sıra evsizler ve düşkünler de kalıyordu. Savaşın hemen öncesine denk gelen bu dönemde Montmartre’taki ressamlar topluluğu Seine nehrinin diğer yakasında Montparnasse’ta da böyle bir binaya sahip oldular.

O yıllarda çoğunlukla edebiyatçıların ve burjuvanın yaşadığı bu bölge mimarlar ve heykeltıraşlar sayesinde bambaşka bir yüze kavuşarak  kendini sanata açtı.

La Ruche silindir şeklindeki ana binanın çevresinde sarmal şeklinde dönen atölyelerden oluşuyor.

Tam bir “Arı Kovanı”nı andıran binada sanatçılar üçgen yapılara bölünmüş alanlarda yaşıyordu. Bu sanatçılardan bazıları Marc Chagall, Amedeo Modigliani, Robert Delaunay, Constantin Brancusi, Fernand Léger, Chaim Soutine.

Günümüzde halen aktif olarak aynı amaca hizmet eden La Ruche, sanatçıların ilham yuvalarına dönüşmüş durumda. Bu sanatçılardan biri de ressam Bogdan Pavlovic. 1969 yılında Belgrad’da doğan sanatçı Paris’teki Nationale Supérieure des Beaux-Arts’dan (Ulusal Güzel Sanatlar Akademisi)  mezun olmuş.

Bogdan Pavlovic çocukluğunda kendi jenerasyonundaki her çocuk gibi çizgi-roman kültürüyle büyüdüğünü ve o yıllarda illüstratör olmayı çok istediğini belirtiyor. Resim yapmaya 24 yaşındayken Paris’teki okulunda başlayan sanatçı bu güne kadar Paris dışında Belgrad, Novi Sad, Floransa, Milano, İsveç gibi pek çok yerde kişisel ve grup sergilerine katılmış.

General Motors, Rado Fransa, Lefranc & Bourgeois, Zeppter International, Aéroports de Paris, Belgrad Şehir Müzesi, Belgrad Modern Sanat Müzesi ile artistik ve kamuoyu çalışmaları için işbirliği yapan Bogdan Pavlovic ayrıca Emir Kusturica’nın “Super 8 Stories; Süper 8 Hikayeleri” filmi için de poster tasarlamış. Böylesine çok yönlü bir sanatçı olan Pavlovic resim yaparken hangi fikirlerin ona rehberlik ettiği sorusuna ise şöyle cevap veriyor “Uzun yıllar kurgu ve anlatıyla içli dışlı olduktan sonra şimdi artık bugünkü dünyanın gerçekliği dikkatimi çekiyor. Fotoğraf ve günlük yaşamla bağlantılı konularla ilgilenmeye başladım. Bir başka deyişle kendi kendime bir soru sordum; günlük yaşamın gerçekliği nedir? diye.”

Resim araştırmalarında fotoğrafın kendisi için bir başlangıç noktası olduğunu söyleyen sanatçı ilk başlarda tarihi fotoğraflardan yararlanmış. Şimdi ise resimleri için özne olarak kendi çektiği fotoğrafları kullanıyor. Bogdan Pavlovic sanatı şu sözlerle ifade ediyor; “Bence sanat oyunla doğrudan bağlantılı. Sanat yaratma eylemi içinde başlar ve tamamlanır. Dahası, onun ürünü olan sanat eseri bambaşka bir gerçeklik oluşturur ve sonuçta bu malzeme, fiziksel olarak artık sanatçıya da ait değildir.” “Moment Now” adlı son kişisel sergisini bu yıl Belgrad’ta açan Bogdan Pavlovic’in bu sergiyle ilgili çektiği video filmi sayfalarımızda görebilirsiniz.

Akgün Akdil