ŞUBAT 2015 ARŞİV

Mekanların Estetik Derinliği Niş Uygulamaları

Niş, mimari yapılarda duvar içinde oluşturulan oyuklara verilen isimdir. Niş kelimesinin kökeni Fransızca “Duvar Hücresi” anlamına gelen “Niché”den gelmektedir. Yapılardaki duvar hareketleri arasında geçmişten bugüne önemli bir yere sahiptir. Geçmişten bugüne dek çünkü çok eski çağlardan beri kullanılagelen bir mimari öğedir.  Evlerdeki bireysel kullanım alanları dışında saraylarda ve ibadet mekanlarında, sıklıkla kullanılan oldukça fonksiyonel bir yöntemdir.

 

Eski dönemlerin yığma binalarının kalın taş duvarları bünyesinde yer bulan doğal taştan üretilen ve içlerinde genellikle heykel, kandil, mum gaz lambası gibi aydınlatma enstrümanları  bulunan nişler, günümüzde modern iç mimaride de kendine vazgeçilmez bir yer bulmuştur. Geçmişte büyük boyutta olup üzerlerine bir perde örtülerek yüklük olarak kullanılan nişler ise günümüzde artık aynı amaçla kullanılmamakta, farklı estetik zevklere göre değişen ayrı fonksiyonlar yüklenmişlerdir..

 

Zaman içinde mimari de iç mimari de birçok öğe değişse de, dekoratif oyuklar yani nişler, günümüz mimarisinin de en önemli öğelerinden biri olmuştur. Farklı şekillerde, değişik konseptlerin ortaya çıkarılmasını sağlayan nişler, modern mimarinin yapı taşlarıyla birleşmiştir.

 

Nişlerin ev içerisinde kullanıldığı birçok alan vardır. Salon, oturma odası, yatak odası, çalışma odası, banyo ve wc gibi mekanlarda farklı boyutlarda ve detaylarda uygulanabilmektedir. Salonlarda değerli objeleri sergilemek amaçlı kullanılabildiği gibi, karşımıza yatak odasında yatak başını yerleştirmek ya da banyo da fonksiyonel bir raf sistemine ev sahipliği yapmak amaçlı kullanılabilir. Yeri gelmişken hemen bir tüyo: Salonlarda özellikle tv arkasında çok estetik bir görünüm yaratan  nişler led ışıklandırma ile donatılığında ortaya çok daha renkli ve canlı bir dekorasyon çıkmaktadır.

 

Toplu olarak yaşanan mekanlarda mağazalarda, cafelerde, restoranlarda da niş hala vazgeçilmez dekorasyon öğelerinden biri olarak mekana bir hareketlilik sağlamaktadır.

 

Nişler oturma odalarında bir kitaplık, yolculuklardan toplanmış aksesuarlar  köşesi veya aile yadigarı objeleri  sergileme alanı olarak da kullanılabilir.

 

Şömine etraflarında da kullanılan niş duvarlar ise hem fonksiyonel hem de estetik olarak salonlarda çok doğru bir ambians yaratırlar. Özellikle şöminenin iki yanında konumlandırılan dikey simetrik nişler mekana otomatik olarak bir  sofistikasyon katarlar hiç tartışmasız.

 

Mutfak ve banyo gibi ıslak alanlarda daha çok fonksiyon kullanımlarıyla göze çarpan nişler, farklı aydınlatma tekniği uygulamak isteyenler için de bu alanlarda uygun bir zemin oluştururlar.

 

Duvar niş modellerine önceleri eski mimari yapılarda; taş evlerde, kerpiç evlerde ve köy evlerinde rastlanırken, şimdilerde modern mimari ile birlikte harmanlandığında etkileyici ve kendine özgü birçok değişik yeni fikir ortaya çıkmaktadır.

 

UYGULAMADA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Niş modellerini dekorasyonun tarzına ve mekanın formuna göre değerlendirmek ve uygulamak gerekmektedir. Mekana derinlik kazandırmak amaçlı yapılan bu mimari öğeler ince duvarlarda uygulandığında pek de olumlu sonuçlar vermemektedir.. Kalın duvarlı ortamlarda niş uygulaması daha güzel duracağı gibi mimari açıdan da rahatlık sağlayacaktır.

 

Niş duvar dekorasyon tasarımlarının içine farklı renkli duvar kağıdı uygulaması yapılabilir ya da duvar taşı dekorasyonu ile niş duvar dekorasyonda öne çıkarılabilir.. Niş duvar uygulamalarında dikkat çeken önemli detay da evde kullanılmayan kör olan olarak tabir edilen alanların çok daha modern bir uygulama ile eve dahil edilmesidir. Böylelikle hem evde girintili çıkıntılı bir alan kalmamış olmakta hem de daha çok kullanım alanı yaratılmış olur.

 

Duvarların  yapısı taş veya eski tuğla ise taşlar veya tuğlalar  arasında boşluklar bırakılarak oyuk hâline getirilebilir ve o şekilde kullanım imkânı sağlanabilir. Daha estetik bir görünüm oluşturur.

Niş alan, doğru ışıklandırma ile mekanın odak noktası haline getirilebilir. Oryantalist bir uygulama ile büyük şamdanlar koyularak nişlerde otatntik bir hava yaratılabilmektedir.

 

Nişler mevcut mekanlara sonradan da uygulanabilmektedir. Herhangi bir alana alçıpandan ya da mobilyadan yapılabilmektedir. Nişler uygulanırken özellikle mekanı daraltmamasına ve genel mimari tarzla bir uyum yakalanmasına dikkat edilmelidir.

 

 

 

.

 

Gülen Yalçınkaya Özlelçi

 

Bast Moda : Hediyenin Anlamı

Yüzyıllar önce Eski Roma İmparatorluğu’nda yaşayan, kalbi kocaman olan bir Aziz vardı… Katı yürekli, zalim hükümdar ise 2. Claudius’tu. O dönem kadınlarla erkeklerin ilişki yaşaması yasaktı ve sadece yılda bir defa 15 Şubat’ta biraraya gelirlerdi. Bir gün önceden kadınlar isimlerini minicik kağıtlara yazar ve bir kavanozun içine atarlardı. Ertesi sabahı İPLE ÇEKEN erkekler, (yıl 2015, erkeklerin düşünce yapısı hiç değişmiyor J ) sırayla kavanozdan bir kağıt seçer ve o ismin sahibi bayanla bir günü beraber geçirirlerdi. Birbirlerine aşık olurlarsa kilisede nikahları kıyılır, yok eğer “senden elektirik alamadım, bir espresso bile içmeyi planlamıyorum, zaten atların, çiftliğin, beyliklerin de yok, arrivederchiiiiiiiii!” durumu yaşanırsa bir sonraki yıl beklenir ve kör tahlihe sevgilerini sunarlardı(!).  Nikahları da tabii ki sevgili Aziz Valentine kıyardı. Ama acımasız 2. Claudius, savaşa katılmak isteyen gönüllü erkek bulamayınca evliliği yasakladı. Sevenleri ayırmak istemeyen yufkayürekli Aziz, gizlice nikahları kıymaya devam etti. Bunu duyan hükümdar, zavallı Aziz’i tutuklattı ve sopa ile dövülerek öldürtü. Aziz, Milattan sonra 270 yılının 14 Şubatı’nda Hristiyan şehitliğine gömüldü. Onu unutmayan halk ve tabii ki sevgililer, anısını yaşatmak adına, onun ölüm yıldönümünü bir mutluluk şölenine dönüştürdüler. Yaaaa işte gördün mü sevgili 2. Claudius, kötü her zaman kötü, iyi her zaman iyi. Senin ne yaptığını, ne zaferler ya da yenilgiler gördüğünü kimse hatırlamıyor ama mutluluk arayan kalplerin iyi yürekli mimarı yüzyıllardır hatırlanıyor…

 

Ama eğri oturup doğru konuşalım; bu kadarını beklemiyordun değil mi Aziz Valentine? Toplum hiç de senin bıraktığın gibi değil, di mi? Herşeyi ne kadar çabuk tüketmeye hazırız görüyorsun yukarıda biryerlerden… Kendimi de dahil ediyorum bu kategoriye. Öyle bir iş yapıyorum ama en azından evladiyelik kalabilecek tasarımlar yapmaya çalışıyorum.  Alınıp, hediye edilip, 3 gün sonra atılan herşeye acıyorum.

 

O yüzden de size bu soğuk Şubat ayının anlamına özel, ruhunuzu ısıtacak hediye seçeneklerinden bahsedeceğim. Bu tasarımların bir hikayesi ve hediye edilen kişiye karşı bir sorumluluğu var; onunla ömrü yettiği yere kadar beraber olmak!

 

BYZEYN: Bağımlılık yapan bir tasarımcıdan bahsediyorum sizlere; adı BYZEYN. Zeynep Aktar Çınar’ın kurduğu el yapımı aksesuar markasının kolyeleri 1 KM öteden tanınıyor. Doğal yarı değerli taşlardan hazırladığı püskülle detaylandırdığı kolyeleri fenomen. Üzerleri mesajlı bileklikler kapışılıyor. Özellikle metal olanlar bu sezonun favorisi. Sevgililer gününe özel limitli olarak iki tasarım yapan BYZEYN’ in online satışı da mevcut. (www.byzeyn.com) (instagram: byzeyn)

 

LUCKYBABYBLANKETS: Markanın yaratıcısı olan Çiğdem Çevir’in elinden her iş geliyor, ama en severek yaptığı el işi Kroşe. Siz yeter ki ne istediğinizi söyleyin, tasarımını da biryere bakmadan kendisi yapıyor, süslüyor, en eğlenceli hale getirerek size teslim ediyor. Herbir tasarımından birer adet yapıyor. Size özel bir ürün tasarlamaktan mutluluk duyuyor. Özellikle en çok aldığı siparişler bebek battaniyeleri. Onun dışında, bebek hırkaları, bereler, boyunluklar, atkılar, kapı süsleri, masa üzeri kullanılabilecek hertürlü örme aksesuar ve daha neler neler… J BASTHOME okuyucuları için 2 tane özel battaniye hazırladı. Siz de sevgilinize diz battaniyesi olarak hediye edebilirsiniz. Acele edin, sipariş vermekte geç kalmayın! (instagram: luckybabyblanketsbycigdemcevir)

 

JUJU TAKI : Nişantaşına yolu düşenler için alarm veriyorum! Topağacına bağlanan Ihlamur yolu Sokak’a giriyor,  sağ taraftan devam ediyorsunuz ve biraz ilerledikten sonra JUJU’yu görüyorsunuz. Sahipleri olan Özlem ve Caner çifti yeter zaten dükkanda dakikalar geçirmeniz için! O kadar eğlenceliler ki zaten birdenbire 100 yıllık arkadaş gibi hissediyorsunuz. Ürünler inanılmaz çeşitli. Tek birşey alarak çıkmayı başarını pek bilmiyorum. Yarı değerli taşlı küpelere bakarken, göz yüzüklere takılıyor. Ona bakim derken Amerika’dan özel olarak sipariş ettikleri kolyeler beni benden alıyor. Tam bitti derken, erkek arkadaşım için gözüm erkek bölümüne kilitleniyor ve işte battığım an; hepsini almak istiyorum! Caner, erkek bilekliklerinin birçoğunu kendisi yapıyor ve taşların birkısmını Kamboçya gibi etnik karakterli ülkelerden topluyor. O yüzden sonuç sıradışı! JUJU’nun online satışı da başladı ama yine de mutlaka mağazaya uğrayın derim, yakından ürüne bakmak iyidir, gördükçe daha çok alasanız gelir J (www.jujutaki.com) (instagram: jujutakicom)

 

MELI MELO : Tasarımcı Meltem Aybar’ın markası olan MELI MELO, Japon Dikiş ve Koptik Dikiş tekniğinin kullanıldığı kişiye özel defterlerini neşeli, rengârenk ve farklı tasarımlarla kurgulayarak hazırlanıyor. Defterlerinin kapak tasarımlarında nakış, dikiş ve yaratıcı aksesuarların yanı sıra, kimi zaman özel çizimler ile kompozisyon tamamlanıyor.

Kişiye özel hediye arayışına romantik ve samimi bir seçenek olarak tercih edebileceğiniz Melimelo Defterlerinin hazırlanması için Tasarımcı Meltem Aybar’a sevdiğiniz kişinin özelliklerini, zevklerini ya da ikinize özel bir hikâyeyi anlatmanız gerekiyor. Sizi dikkatle dinleyen tasarımcı, anlattıklarınızdan yola çıkarak en sevgi dolu, en neşeli, en mutluluk verici kompozisyonu yaratmaya koyuluyor. Çizimler, özel kumaşlar, aksesuarlar ve nakış ile işlenen hikâyenin yer aldığı defterler sevdiklerinize kendisini özel hissettiriyor.  En özeli, en komiği, en anlamlı anınızı siz anlatın, Meltem hazırlasın J Ömür boyu da hatıranız yaşasın…

(www.melimelostore.com) (instagram: melimelostore)

 

MARKIZ HOME: Karin Minasyan’ın markası olan MARKIZ HOME, ev tekstilinin en özel olanını size veriyor, yani her tasarım Bayan Karin ve annesinin el emeğiyle ortaya çıkıyor. Kendi koleksiyonu dışında, özel siparişlerin değişilmez adresi olmasıyla çok ünlü. Bir defa beğendim deyip alan herkes, dönüp dönüp yeni ne hazırlanmışsa onu da koleksiyonlarına ekliyorlar. Özellikle özel günler için hazırladığı limitli ürünler benim favorim. Dantel işlemeli masa örtüleri, kahve tepsisi için nostaljik mini örtüler, peçeteler, oyun örtüleri, yastık kılıfları, lavanta keseleri ve siz ne yaptırmak isterseniz o… Farklı masa dekorasyonunun adresi MARKIZ HOME, benden söylemesi, sizden sipariş vermesi… (instagram: MARKIZHOME)

 

PLUMON: Vitrinden mağazaya bakarken bile etkilenecek, geçmişe gideceksiniz… Kalemin, mürekkebin ve kağıdın önemsendiği yıllara… Soğuk damgayla kapatılan mektuplu yıllara… Benim en sevdiğim, en ilham aldığım dönemler. O sebeple bu mağazayı Nişantaşı Hak Pasajı’ndan geçerken görüp vuruldum. Yazıya ve de kaliteli kırtasiye malzemesine dair her şey var.  Ucu kırılmayan ve gerçek kurşun kalem arıyorsanız doğru adrestesiniz. Bunları harika damgalar ve renk renk soğuk mumlar takip ediyor. Sevdiğinize mesajınızı bu özel damgalarla verebilirsiniz. Kendisi küçücük ama anlamı kocaman…

(www.plumon.com.tr) (instagram: plumonartofwriting)

 

Gökten 3 elma düşmüş; biri bu hikayenin başrolü Aziz Valentine’in başına, diğeri anlatıcısı olan bendenizin başına, üçüncüsü de siz sevgili BASTHOME okuyucularının başına… Masal gibi, hep mutlu sonla bitecek, güzel bir Şubat ayı geçirmenizi dilerim,

 

Sevgilerimle

 

Begüm Akdoğanlar

Begüm Akdoğanlar

Astroloji Kova Burcu

KOVA:  (21 Ocak-18 Şubat)

Kova Burcu döneminde kar ve yağmur kışın zirvesinde olduğumuzu hissettirircesine bastırır. Güneş adeta kış uykusuna yatmıştır. Bu karanlık dönemde keyif, tatil vb ancak hayallerimizi süsler. Sokakta yaşam adına bir gerginlik hissedilir. Tek başına toplumda statü ve ün kazanmak yerine ekiplerle birlikte, toplum yararına, iletişim ve bilgi ile idealist bir çalışma ortamı söz konusudur.

 

Kova ve Yükselen Kova Burcu insanı kendine ve fikirlerine çok güvenir. Hava grubu ve Sabit niteliğin birleşimi ile sabit fikirlilik ortaya çıkabileceği gibi kendi fikirlerine inanarak otorite figürlerine karşı çıkması ve kendini savunması sebebi ile fikir önderleri, mucitler bu burcun bireyleri olması yüksek olasılıktır.

 

Kova insanının en büyük arzusu kendi fikrini savunmak; mevcut sistemin yerine kendi sistemini kabul ettirmektir. Yani “farklı” olanı! Ekipler ile birlikte çalışma potansiyelini göz ardı edersek Kova Burçlarını asi ve kuralsız olarak tanımlarız ancak aksine mantık ve  analitik bir düzeni severler; farklı olduğu sürece!

 

Kova Burcu “Büyük Öğretmen” yani “Satürn” yönetimindedir. Satürn, düzeni, disiplini, sistemi temsil eder. Kendine güvenerek alternatifler geliştirir ve ekiplerle birlikte ama bireysel olarak bu alternatifleri hayata geçirmeye çaba sarf eder.

 

Uranüsyen bir Tasarım Anlayışı :

 

Mevcut sistemi yıkarak alternatif, inovatif ve orjinal bir sistemi ortaya koymaya çalışan Kova Burcu’nun tasarım anlayışı da burcunun özelliklerini aynen yansıtacaktır. Sistemli, düzenli ancak sıra dışı. Uranüs tadına bir sıra dışı dokunuşu evlerde mutlaka hissettirir.

 

 

Hava Grubunun diğer mensupları gibi iletişim, teknoloji, bilgi ve sosyallik kova burçları için oldukça önemlidir.  Bu orjinal, sosyal ruhu yansıtacak objeler ve dekorasyon tarzına “MODERN” ya da “POST-MODERN” dokunuşlarla “FÜTÜRİST” diyebiliriz.

 

Eğer ki bir topluluğa kendi fikirlerini kabul ettirmekle meşgul ya da masa başında doğru olduğuna inandıkları tezi kendilerine ispat etmeye çalışmıyorlarsa evlerinde arkadaşları ile entellektüel paylaşımlarda bulunmaktan keyif alacaklardır.

 

Kova burcu insanı evlerini seçerken doğaya yada denize yakın olmayı tercih eder. Şehirdeyse yüksek tavanlı, Bol canlı, önü açık bir evde olmasını tercih edecektir. Bir hava grubu burcu olarak kola insanı havadar mekanlardan hoşlanır. Böylelikle hem konservatif hem de yenilikçi tarzında evinin dekorasyonunda ortaya koyacaktır.

 

Kova Burcu ve Dekorasyon :

 

Hava Grubu ve Sabit bir burç olan Kova Burcu için tasarım ve dekorasyon yaratıcılığını ortaya koymanın bir başka yoludur. Havadar, camlı ya da ayna ile hareketlendirilmiş mekanlardan hoşlanırlar. Tradisyonel dekorasyonun yanında kendilerini ifade etmelerini sağlayacak tasarım ve son teknoloji objelerle farklarını ortaya koymak isterler.

 

Genelde Kova ve Yükselen Kova’lar için dekorasyonda hoşlandıkları ve tercih ettikleri renk olarak “mavi” belirtilse de “gri, siyah, beyaz, mor” renklerini de kullanmaktan zevk duyarlar. Önemli olan kontrast ve fark yaratmaktır.

 

Düzen ve sistemin önemli olduğunu evde dağınıklığı azaltacak dolap çözümlerinden anlayabilirsiniz. Cam, metal, monokromatik mobilyalar tercih edilebilir.

 

Sıra dışı ve sistematik ruhlarını rahat, özgürlüğünü yansıtan, entelektüel bir atmosferde beslemek isterler. Platin, cam, ayna ile birlikte orjinal bir hava verebilecek farklı renklerde mobilyaların kullanıldığı ortamlardan hoşlanırlar.

 

Salon – Mutfak :

 

Sıra dışı, düzenli, sosyalleşmeye müsait ve yaratıcılığını besleyen bir ortam Kova ve Yükselen Kova Burçları için oldukça önemlidir. Dolaplar düzeni sağlamak üzere sistemli yapılmalıdır. Ancak sıradan bir dolap değil; kendi tasarımı ya da evine özel yapım bir dolap sistemi tercih edecektir.

 

Salonda siyah, gümüş, koyu mavi, mor ve beyaz renkleri hakim olabilir. Metal heykeller, düz ve camları kapatmayan perdeler, sürrealist büyük obje ve heykeller ortamı süslemektedir. Her sandalyenin farklı bir tasarımda olması gibi çılgın bir dekorasyon zevkinden bahsedebiliriz.

 

Kendi zevklerine göre döşenen evlerinde teknolojik ve soğuk dokulara ağırlık verme ihtimalleri olduğundan doğal yaşamı hatırlatacak bitki vb kullanılması Kova Burçlarına önerilmektedir.

 

 

Yatak Odası :

 

Kova ve Yükselen Kova Burçları yatak odalarını yaşam alanı olarak görürler. O yüzden yine yaratıcılık ve keyif ön plandadır. Havadar, rahat, orjinal ve kullanışlı bir yatak odası olması onlar için önemlidir.

 

Yatak, dolap ve odanın camları önemlidir. Yüksek tavalı ve camlı bir oda söz konusu değil ise ayna ve ventilatör ile oda aydınlatılabilir ve havalandırılabilir.

 

Kova Burcu Çocuklarının Odaları Nasıl Tasarlanmalı ?

 

Kova Burcu çocukları doğdukları günden itibaren özgürlüklerine düşkün ve yaratıcıdırlar. Fikirlerini ortaya koymak; gerek el becerileri gerek sosyal olarak bir birey olduklarını kanıtlamak isterler. Yaratıcılıklarını ortaya koyabilecekleri farklı faaliyetleri uygulayabilecekleri bir alan onları mutlu edecektir.

 

Bir Kova Burcu olarak çocuklar için de havadarlık ve sistem, düzen önemlidir. Odanın duvar ya da tavalarına bulut, gökyüzü teması uygulanması onları mutlu edecektir. Ayrıca tüm dağınıklığı ortadan kaldırmalarına olanak sağlayan dolapları kendilerinin yerleştirmesine ve karar vermesine olanak sağlamak özgüvenlerini destekleyecektir. Bakış açılarının farklılığını ortaya koyduklarında sizi ne kadar şaşırtacaklarını tahmin edemeyebilirsiniz.

 

Bağımsız olduğuna inanan bu çocukları desteklemek ve cesaretlerini kırmamak önemlidir. Kendi başlarına vakit geçirmelerine olanak sunacak bir oda tasarımı rahat etmelerini sağlar. Hümanist ve sosyal yanlarını ortaya koyabilecekleri grup çalışmaları ile olanak sağlamak ve evin içinde onlara bu şekilde bir ortam yaratmak da ebeveynlerin işini kolaylaştırabilir.

 

 

KOVA:

 

Nitelik: Sabit

 

Element: Hava

 

Özellikler: Eril

 

Yönetici Gezegen: Satürn – Uranüs ile ilişkili

 

Madeni: Gümüş

 

Uygun Taşı: safir, akuamarin, ametist, turkuvaz

 

 

 

Ayşegül Kuyumcu Türker 

 

 

 

 

Dramatik Dekorlar

İtalyan evi Borgo Delle Tovaglie, Paris’teki ilk mağazasını şehrin prestijli “Haut Marais” bölgesinde açtı. Tasarımcı  Valentina Muggia ve eşi Guiliano Di Paolo’nun imzasını taşıyan Borgo Delle Tovaglie aydınlatma, sofra aksesuarları, mutfak malzemeleri ve dekorasyon objelerinden oluşan geniş koleksiyonu ve davetkar dekoruyla Paris’te uğramanız gereken adreslerden biri.  

 

YAZI: AKGÜN AKDİL 

Borgo Delle Tovaglie, Bologno’da 1996 yılında geçmişte tekstil çalışanlarının bulunduğu “Via Tovaglie” caddesinde kuruldu. 2005 yılında Valentina Muggia ve eşi Guiliano Di Paolo markalarını yeniden canlandırmak istediler. Geleneksel bilgi birikimine ve değerlere bağlı kalan tasarımcı çift, mobilya ve dekorasyon malzemelerinden oluşan çağdaş bir koleksiyon ortaya çıkardılar. Bu yeni stil Bologna’da yeni bir açılışla anlamını buldu. Marka evrilerek güncel, çağdaş bir dünyaya açıldı.

Markanın sanat yönetmeni olan Valentina Muggia her tasarımla, her gün büyük bir tutkuyla tek tek ilgileniyor. Borgo Delle Tovaglie’nin stili sabit kurallara bağlı değil ama her zaman farklı ve ayırt edilebilir. Eklektik ve kişiye özel bir stil. Eve dair bu özgün yorum bir espresso ve içten gelen bu stille açığa çıkıyor. Spontan ve güçlü karakterli evler için, kendini genişleten bir yaratıcılıkla (sadece mefruşat değil, odalarına varıncaya kadar eşine zor rastlanacak aksesuar ve mobilyalarla) tüm bir yaşam ortamını kapsayacak şekilde birbirine eklemlenmiş bir bütünlüğe erişiliyor.

Borgo Delle Tovaglie imzasını taşıyan kreasyon, İtalya’da tasarlanan ve elde üretilen özgün bir kimlik taşıyor.

 

İtalyan evi Borgo Delle Tovaglie yurtdışında açacağı ilk konfor mağazası için Paris’i seçti. Marka Paris’in seçkin “Haut Marais” bölgesinde sınırları zorlayarak eski bir kauçuk dükkanına yatırım yaptı. Tasarımcıları Valentina Muggia ve Guiliano Di Paolo’nun sofra aksesuarları, mutfak malzemeleri, aydınlatma ve dekorasyon objelerinden oluşan koleksiyonlarının tümü burada sergileniyor.

Valentina Muggia ve Guiliano Di Paolo klişeden uzak bu baştan çıkarıcı düzenlemeyle İtalya’daki mağazalarının çizgisinden uzaklaşmadan özel bir atmosfer yaratmak istemişler. Geleneksel ve çağdaş yaratıcılığın buluştuğu bu otantik atmosferde vurgulanan fikir ev aksesuarları, aydınlatma ve mobilyalardan oluşan bir koleksiyonu ham ve endüstriyel bir dekorla bağdaştırarak sergilemekti.

Borgo Delle Tovaglie, yüksek kalite standartlarını korumaya özen göstererek sunduğu kişiye özel hizmetle herkese kendini eşsiz bir evde hissettiriyor. Borgo Delle Tovaglie tüm dünyada en prestijli tasarım mağazalarında koleksiyonları satılan bir marka haline geldi.

Ayrıca Borgo Delle Tovaglie, Paris’teki konsept mağazasına özel, tipik bir bistro tasarladı. En iyi İtalyan şarapları ve gıda seçiminden oluşan bu şık mekan sıcak ve sıradışı dekoruyla büyülüyor. Paris seyahatinizde, Rue du Grand Prieuré yer alan Borgo Delle Tovaglie’ye ve şirin bistrosuna uğramadan dönmeyin.

 

Akgün Akdil 

 Röportaj Can Göknil

Can Göknil “Sazlı Sözlü Sergi” ile aralıksız çalıştığı 49 sanat yılını kutluyor

Can Göknil resimlerinde dervişler, atlar, develer, tombul kadınlar, kuşlar, ağaçlar, simgeler görürsünüz. Öz kültüründen ilham alarak ilerlemiş ve 49 sanat yılına ulaşmış bu değerli sanatçının son sergisinde çalışmaları bir Anadolu sevda türküsünden yola çıkmış..

Apel Sanat Galerisi’nde türküler eşliğinde izleyebileceğiniz “Sazlı Sözlü Sergi” 21 Şubat’a kadar açık olacak.

Resimle ilişkiniz nasıl başladı?

Ortaokulu bitirine kadar evimiz Ankara’daydı. Ben de Ankara Kolejine devam ediyordum. Üç yaş büyüğüm, ablam pianist olma yolundaydı, ben de ona özenip keman dersleri almaktaydım. Çok kabiliyetsizdim, bu uğraş sadece 2 yıl sürebildi. Annem yöresel elişlerine önem veren birisi olarak Türk El Sanatlarını Tanıtma Derneği’ni kurmuştu. Babam Rumeli göçmeniydi. Haftasonları için tiyatro, opera ve sinema  biletlerimizi hiç eksik etmezdi. Ablam ve ben Robert Kolej’in lise giriş sınavını kazanınca İstanbul’a taşındık.

On beş yaşındaydım. O zamanlar Arnavutköy Amerikan Kız Koleji adını taşıyan okulumuzun muhteşem kütüphanesi, okulun sanatsal etkinlikleri, seçmeli sanat dersleri ve benim  Seniye Fenmen’den aldığım özel resim dersleri sanat yaşamımdaki ilk adımlarımdı. İngilizceyi iyi öğrenmekle de dünyaya açılım kolaylaşıyordu. 1966 da Robert Kolej’den mezun olurken Ankara’da Devlet Dövizli Öğrenci sınavını da kazanınca, üniversitede Güzel Sanatlar Eğitimi için Amerika’ya gittim. Eşim de Robert Kolej mezunuydu. Aynı üniversiteye evli ve burslu öğrenci olarak devam ettik.

Mezun olunca da yüksek  eğitimimiz için New York’a taşındık. Yüksek lisans çalışmalarıma New York Şehir Üniversitesi’nde devam ettim. Ama işin gerçeği benim ufkumu açan New York şehrinin ta kendidir. Çünkü 1968-1974 arası hergün gezdiğim müze ve galerilerde sergilenmekte olan tüm önemli sanatçıları izlemekteydim. Yaşadığımız kent dünyanın en önemli kültür merkeziydi.

Resimlerinizin zaman içinde gelişim ve değişimini kendi gözünüzden aktarabilir misiniz?

Sanat hayatımdaki evreleri iki bölümde açıklayabilirim. İlk önce yaş konusu var. Burada gençliğin çoşkusu, cesareti, atılganlığı, duyarlılığı söz konusu. O günlerde ürettiğim yapıtları bugün yapamam. Yapmağa çalışsam da ifade yapay kalır, aynı tazeliği taşımaz. Gelişimimde diğer önemli unsur ise sanat eğitimim + genel kültür yani kişisel ve görsel deneyimdir.

Lisedeyken özel resim derslerim beni akademik çalışmalara yönlendiriyordu. Amerikan üniversiteleri ise deneysel çalışmaları destekliyor ve sergileme imkanı sunuyor, ayrıca yarışmalar düzenliyordu. Önemli olan çok üretmek ve ara vermeden çalışmaktı. Soyut işler üretiyordum.

Yüksek eğitim döneminde ise yavaş yavaş kendi sanat dilimi keşfetme ve geliştirme yolundaydım. Öykücülük, humor ve fantazya görsel anlatılarımın temeline yerleşmeğe başlamıştı, zaman içinde de bu özellikler güçlendi. Sanatım  hakkında yazdığım bir kitap var: Gölgem Renkli mi?  (Can Yayınlarından çıktı, ilgi duyanlara)

Son serginizin öyküsünü anlatır mısınız?

“Sazlı Sözlü” sergimle sanatta  49. yılımı kutluyorum. 49 sene aralıksız çalışmış olma şansım olduğu için kutluyorum. Yaratıcılığım beni yarı yolda terk etmediği için kutluyorum ve bunu yapmak için sağlıklı kalabildiğim için de kutluyorum.

Konu itibariyle sevda türkülerini seçtim. Halk dilinin naifliğini sevdiğim için. Nurer Uğurlu, İlhan Başgöz gibi halkbilimcilerin kitaplarından yararlandım. Tuba Kaftancıoğlu ve oğlu bana atölye ziyaretine gelmişlerdi. Tuba Hanım aile hekimi. Annesi de kendi gibi türkü aşığı. Resimlediğim güftelerin bestelerini onlardan elde ettim. Galeri Apel’de sergiyi gezerken dinleyebilirsiniz.Türkülerin yanı sıra fasıl müziğimiz var. 5’li peguen orkestrası “Asıl Fasıl” adıyla segimizde. Ayrıca türkü yakanlar da heykelleşerek sergimize katıldı. Saz, söz, göz bu sergide bir arada. Ayrıca “Derya Dervişleri” var, bu şenliğe eşlik ediyorlar, akşamları, el ayak çekilince onlar izleyici görevini üstleniyorlar. Heykel ve tablolar 3-4 senelik bir çalışmanın ürünleridir..

İlham kaynaklarınız ve tekniğiniz hakkında bilgi rica edebilir miyim?

İlham kaynaklarım veya yol haritam öz kültürümüz. Yıllardır da böyle oldu. Sergideki 15 tuvali akrilikle çalıştım.

“Yanık Güfteler” ise ufak boyutlu kitap heykelleri. Türkü yakmak değimini ifade edebilmek için kişileştirdim onları. Fimo çamuru, kurşun ve metal ayrıntılar, ahşap parçalar, yanık kitap heykellerinin diğer unsurları.

“5’li Penguen Korosu” ahşap, kurşun ve saç. Akrilikle boyadım. Ahşap notalıkları da var. Onları eşim yaptı. Yüksek Elektronik mühendistir kendisi. İlgi ve uğraşları pek çok. Marangozluk, bahçe, aşçılık, şarapçılık gibi.. Zaman zaman birlikte çalışırız.

“Derya Dervişleri” ise fimo çamuru, deniz kabuğu ve deve çanlarından oluştu. Sergilerimde farklı malzemeleri konuma uydukça herzaman kullanmışımdır.

Sanat ve mutluluk ilişkisi nedir size göre?

Bana göre bir kişi sevdiği insanlarla yaşıyorsa, sevdiği işi hakkıyla yapıyorsa mutludur. Ama hepimiz için sağlıklı olmak en başta gelir. Sanatla mutluluk ikilisi yaratıcı ve üretken olabilmenin sevincidir.

Sanat ve sanatçı tanımınızı alabilir miyim?

Özgün olmak.

İzlediğiniz, eserlerini beğendiğiniz sanatçılar kimlerdi? 

Sanatında samimi olan herkesi izlerim, pek çoğunu beğenirim, birkaçını can-ı gönülden severim. Ama şıpsevdi olduğum için bu liste değişim halindedir, isim vermek istemem.

Ayşe Gülay Hakyemez

Konulu sergileriyle tanınan Galeri Apel 15. Yılını kutluyor

Galeri Apel, en az düzenlediği sergiler kadar ilginç bir mekan. İçeriye gireni sarıp sarmalayan bir gizemi, büyüsü var. Kurucusu ve sahibi Nuran Terzioğlu, 32 yıllık galeri yöneticiliği deneyimiyle, güven ve saygı yaratan, coşkulu ve şevkatli bir kişilik. Galeri hakkındaki soruları sanki ilk kez duyuyormuş gibi büyük bir zerafet ve içtenlikle yanıtlayabilen iyi bir ev sahibi. Yeniden ve yine gitme arzusu uyandırıyor. Bir sanat galerisinin başarısı için bu duyguyu yaratmak azımsanacak şey değil..

Galerinin 15. Yıldönümü kataloğunda Hasan Bülent Kahraman, Nuran Terzioğlu hakkında şöyle yazıyor: “Bugünkünden çok farklı, neredeyse tümden unutulmuş bir semt olan Çukurcuma’yı sezgileriyle buldu. O binbir hengamenin yaşandığı apartmanı ancak onun çılgınlığı öngörebilir, işleyebilirdi, öyle yaptı. O ilginç, her defasında küçük bir mabede benzettiğim o galeriyi, bütün dehlizleriyle birlikte oluşturdu. Apel’i, daima Nuran’a çok yakıştırdım.Orayı gene her defasında bir Orta Çağ mekanı gibi gördüm, çıplak tuğla duvarları, girintileri, oyukları, kovukları, labirentimsi geçitleriyle, Nuran, orada, bir ortaçağ keşişi gibi, bir manastır insanı gibi, biraz da karanlığı kullanarak, sabırla, inatla, gayretle ve delice bir coşkuyla işini yaptı. Sergi üstüne sergi açtı.”

 

Tarih kokan bir mekan. Yaşanmışlığı her dokusunda hissedebiliyorsunuz. Galeri Apel’in adının (fransızca: çağrı) hakkını veren bir davetkarlığı var. Galerinin tasarımı mimar Nevzat Sayın’a ait. Alışılmış bir galeri mekanının nötr’lüğü yok Apel’de; sergilenen eserlere değer katan olumlu bir havası var. Tıpkı sahibesi Nuran Terzioğlu gibi..

 

 

32 yıllık galeri yöneticiliği

Terzioğlu, 1983 yılında Ankara’da Tanbay Sanat Galerisi ile mesleğe başlamış. 1986’da Urart Sanat Galerisi’ne geçmiş. Daha sonra İstanbul’a gelip 1994 yılında Çukurcuma’daki mekanı satın alıp 1998’de Apel’i açmış. Galeri Apel, adını ilk iki katında yer aldığı yüzkırk yıllık Apelyan Apartmanı’ndan alıyor. Galeri’nin onuncu yılını kutlamak amacıyla düzenlenen sergiye de “Benim Adım Apel” adı verilmişti..

 

Tematik sergilerinin adları günlük yaşamdan..

Galeri Apel tematik sergilerine “Damak”, “Sokak”, “Hasat”, “Komşu”, “Düğün-Dernek” ve “Çarşı-Pazar” gibi günlük hayattan seçilen konularla başladı ve “Gece”, “Okuma Köşesi”, “Giyim kuşam”,  “Mutfak Üzerine”, “Tahta İşler”, “Yaz Rehaveti”, “Bir Reklam Arası” gibi günümüz sanatını yaşamın bir parçası yapmayı hedefleyen konulu birçok sergiyle 15. yılına ulaştı..

 

Ancak galeride yer alan sergiler her zaman da tematik olmadı. Ama kişisel sergilerin de isimleri hep ilginç oldu: Gülsün Karamustafa “Vaat Edilmiş Resimler”, Emre Senan “Banal, Katalog”, Aslımay Altay Göney “Eldiven Fabrikası”, Bayram Candan “Aciliyet”, Şakir Gökçebağ “Salı Pazarı”, Yücel Kale “Hayal Ürünü”, Güler Güngör “Yakın Gelecek”, Y.Bahadır Yıldız “Huzursuz Bacak”, Raziye Kubat “Bana Masal Anlatma” gibi..

 

Romantik Galericilik

Nuran Terzioğlu’nun deyişi ile Galeri Apel “romantik galericilik” yapıyor. Yani sanatçısına ve sanat eserlerine öncelik verip ticari kaygıyı arka planda tutuyor.

Konulu sergilerinde sanat eğitimi olmayan ama sergiye çok şey katacağına inandığı yetenekli kişilerin çalışmalarına da yer veriyor Terzioğlu.. yeter ki içtenlikle bu işe kollar sıvanmış olsun..

 

Ayşe Gülay Hakyemez

Markalar

Markalar BOCCI Bocci, Kanada Vancouver’da bulunan, Almanya merkezli, çağdaş bir tasarım ve imalat evi olarak tanımlanabilir. Tipik kurumsal yapılardan farklı olarak Bocci, tasarımcılar, mimarlar, zanaatkarlar, teknisyenler, acenteler, yönetim organları, test tesisleri, hammadde tedarikçilerini bir araya ...

Kış Evi Dekorasyonu

Kış Evi Dekorasyonunda Öne Çıkan Tarzlar Kışın evlerimiz ister istemez yaşamımızın odak noktası haline geliyor. Bunda, içeride geçirdiğimiz zamanın artmasının yanı sıra dışarıdayken bile ev sıcaklığını ve rahatlığını daha çok özlediğimiz durumlarda daha çok olmasının ...