OCAK 2015 ARŞİV

KOKET Love Happens

Tasarım estetiği, etkili sunum ve şovlar, cesur ve riskli reklam kampanyaları, KOKET’in misyonu; arzu edilen ürünler tasarlamak.

KOKET ürünlerindeki el becerisi sizi adeta kendinizden geçirtecek. Ürünler, ünlü mobilya ve mücevher tasarımcıları tarafından hiç bir detay atlanmadan her malzemenin en kalitelisi kullanılarak tasarlanıp,  üretiliyor. KOKET’in tasarım ekibi, markanın kurucusu Janet gibi mükemmelliğe aşık ve özel tasarımcılar. Marka, elit kadro tarafından yönetilen çok yetenekli bireyler sayesinde iç mimarlar ve lüks perakende mağazaları ağı aracılığıyla dünya çapında koleksiyonunu satıyor.

New York’ta doğan, Amerika ve Avrupa arasında büyüyen KOKET, kurucusu Janet’in 4 yabancı dil bilmesi ve Avrupa kültürünü

yakından tanıması sebebiyle, uluslararası lüks tasarım markası pazarında, bu iki kıta arasında gelişimini sürdürüyor.

Feminen detayları bir renk şöleniyle harmanlayan koleksiyon, evlerinde canlılığı ve konforu ön planda tutan dekorasyon severlere oldukça cazip seçenekler sunuyor. Seçeneklerdeki bolluk farklı kombinasyonları ve kullanımları mümkün kılıyor.

Janet’in Paris’e olan aşkı, moda ve tasarım merakı onu bu muhteşem şehre taşımış. Böylece kendini artık bir Parisli olarak tanımlayan Janet, eğitimli ve zevkli  gözüyle, herkesin arzuladığı ürünlere ulaşmasında markasına öncülük ediyor.

Fendi Casa

Fendi Casa, dünyanın önemli bölgelerinde, özel  konut projeleri ve özel iç mekan tasarımları için, müşterilerine yıllardır hizmet veriyor. Rezidanslardan, lüks yatlara ve jetlere birçok exclusive projede Fendi Casa eşsiz yaşam deneyimi sunmaya devam ediyor. Çevre koşuıllarının yanı sıra müşterinin isteğine özen gösteren, Fendi Casa özveri ile bir proje için en yüksek şartnamede çalışıyor. Tasarımlarındaki ayrıcalıkla ayrıntılardaki özenle ve premium malzemelerle lüks hissini artırıyor. Fendi Casa 1989’dan bu yana mobilyalarını ve prestijli tasarım ürünlerini dünyadaki özel projelere taşıyor. Fendi Casa, geleneklerin asla nostaljik olmadığı ve yeniliğin sürekli göz önünde bulundurulduğu bir yaşam tarzı olarak projelerine devam ediyor.

Fendi Casa Klasik Koleksiyonu seçkinliği ve cazibeyi başka bir boyuta taşıyor. Selleria dikiş ve nakış işçiliğiyle süslenmiş deri kanepeler, mükemmellik, konfor ve gelenekselliği vurguluyor.

işçiliğindeki özenle ve yüksek kalitedeki, materyal seçimiyle piyasada kendine saygın bir yer edinmiş olan Fendi Casa, belirli bir tüketici kitlesi üzerinde de yüzde yüz sadakat  sağlamıştır.

Mobilya, aydınlatma ürünleri ve aksesuarlardan oluşan koleksiyonun tamamı en kaliteli malzemelerden tasarlanıp, 90% İtalyan el işçiliğiyle üretiliyor.

Brabbu

Şehirli olmayı, daha yoğun, güçlü ve korkusuz tasarımlarıyla yansıtan bir tasarım markası…

Geniş bir ürün yelpazesine sahip olan BRABBU, mobilya, döşeme, aydınltama, halı-kilim ve sanat aksesuarları tasarlıyor. Bu yelpazede kullanılan dokular, kokular, tatlar ve renklerin hepsi şehir yaşamının içinden. BRABBU ürünlerini evinizin neresinde kullanırsanız kullanın, size kişiliğinizi, anılarınızı, şehir yaşantınızdan alıntılarlı mükemmel bir uyumla sunarak sadece bir tasarım ürünü olmadığını hissettiriyor. BRABBU tasarımları duyularınız için adeta bir hediye. Tasarım ekibi, inovatif materyal ve üretim teknikleriyle, daha kaliteli, fonksiyonel ve konforlu ürünler üretmeyi hedefliyorlar.

Tasarıma sanatsal bir bakış açısıyla bakmayı tercih eden BRABBU, koleksiyonlarında zarafeti şıklık ve elegansla birleştirerek evlere estetiği getirmeyi amaçlıyor.

Geniş ürün yelpazesinin, yerleştirildikleri mekan ile aralarındaki o mükemmel uyumu sayesinde BRABBU, tasarım referansı olarak kabul edilmek istiyor. Bunu da başarmış.

İç mimar, tasarımcı, mimar, fikir lideri, sanat sever ve medya kişilerinin aklına ilk gelen ve tercih edilen marka olmayı hedefleyen BRABBU, bunun için her türlü fırsatı değerlendiriyor.

BRABBU’nun kompakt çözüm önerileri, kişiye özel tasarım çalışmaları gibi hizmetleri sayesinde, eviniz veya projeleriniz hak ettiği değere ve özelliğe ulaşıyor. Her bir çalışmanın ayrı bir hikayesinin olduğunu belirten BRABBU tasarım ekibi, bu hikayeyi en iyi anlatanın, ürünler ve mekan arasındaki o eşsiz harmoni olduğunu belirtiyorlar.

“Rain Bottle”

Nendo markasının tasarımcı Oki Sato yeni enstalasyonu “Rain Bottle / Yağmur Şişesi”ni Paris Maison&Objet Fuarı’nın sonbahar ayağında sergiledi. Eşsiz güzellikteki görselliğiyle duygusal bir etki bırakan bu çarpıcı enstalasyonu sizin için gezdik.

YAZI: Akgün Akdil * FOTOĞRAFLAR:  Hiroshi Iwasaki

Eylül başında Maison&Objet Fuarı’nın Salon 7’de sergilenen “Words/Sözcükler” adlı trend alanında tasarımcılardan dil ve tasarım arasındaki ilişkiyi esas almaları istendi. Tasarımcı Oki Sato; Japonca’da, günün hangi saatinde olduğundan hangi karakterde olduğuna kadar pek çok ince fark taşıyan düzinelerce sözcüğe karşılık gelen “Yağmur”u seçerek Japon dilinin ince ayrımlarını ve duyarlılığını yansıtmak istemiş. Sergilenen parçalar her biri farklı bir çeşit “yağmur”u temsil eden akrilik şişelerden oluşuyor. “Kirisame”, “biu” ve “kosame” farklı derecelerde çiseleyen yağmur için, “niwaka-ame” ise ani sağanak yağışı için kullanılıyor. “Mizore” sulusepken, “yudachi” ise akşam yağışının karşılığı. “Kisame” ağaç dallarının dibinden damlayan yağmuru, “kaiu” ise toz ve polenlerle karışık yağan yağmuru betimliyor. İlkbahar yağmuru olan “samidare”den sonbahar ve kış yağmuru olan “shigure”ye kadar mevsim yağmurlarını da bu enstalasyonda görmek mümkün. Tasarımcı Oki Sato “Sergilediğimiz 20 farklı “yağmur”la Japon kültürünün doğayla olan eşsiz ve derin ilişkisini ifade etmeyi ümit ettik” diye belirtiyor.

 

“Yılın Tasarımcısı”: Oki Sato

Ocak 2015’teki Paris Maison&Objet için “Yılın Tasarımcısı” seçilen Oki Sato fuarın Salon 8’deki “now! design à vivre” bölümünde tasarımlarını sergileyecek.

Kanada’nın Toronto kentinde doğan Oki Sato, Tokyo Waseda Üniversitesi’nde mimarlık eğitimi almış. 2002’de yüksek lisansını tamamladıktan sonra aynı yıl Tokyo’da Nendo stüdyo doğmuş. Şimdi ise Tokyo ve Milano’daki ofisleriyle uluslararası sahnede aktif bir şekilde yer alıyor. Oki Sato zamanının bir dilini yaratmak için Japon kültürünün  derli toplu stilinden ilham almakta.

 

Akgün Akdil 

 

 

Danimarka Kontrastların Ülkesi

Bu ev farklı dönemlerden objeler ve mobilyaların kullanıldığı yaratıcı bir Danimarkalı evi. Dikkatle seçilmiş bir renk skalası mevcut. Siyah, gri, kahverengi ve beyaz ağırlıklı tonlara, pembe ve kırmızı ufak dokunuşlar eşlik ediyor.

60’lardan tik sandalyeler, kadife döşemeli rokoko tarzı bir sandalye, akrilik ve altın rengine boyanmış 1900’lerden meşe bir sandalye bir arada mükemmel bir karışım oluşturuyor.

Farklı stillerin estetik birleşimi ile gerçekten ilginç İskandinav bir ev ortaya çıkmış. Siyah beyaz ikilisi neredeyse evin tüm odalarında kendini gösteriyor.

Eski ve yeni beraberliği evin geneline damgasını vuruyor. Modern ve klasik birçok sanat eseri duvarları süslüyor.  Detaylarda altın tonlar görülürken tekstilde genelde koyu renkler kullanılmış. Yatak odası duvarlarında büyük boylarda aynalar yine farklı dönemlerden çerçeveler ile yer almış. Büyük ebatlı mobilyalar salondaki çalışma masası ve kütüphane haricinde beyaz seçilmiş. Mutfak siyah beyaz ağırlıklı ve daha çok modern  çizgiye sahip malzemelerden oluşuyor.

Kışın Evinizde Gibi Hissedeceğiniz Mekan Önerileri

MUM’S CAFE

Karaköy’ün her gün değişen ve yenilenen yüzünün bir parçası olmayı başarmış Mum’s Cafe. Fransız Geçidi’nin girişinde bulunan mekan önünde duran küçük masa ve sandalyeleri, dingin atmosferi ve harika kokularıyla ismi gibi ‘anne’nizin evinde hissettirmeyi başarıyor. El yapımı birbirinden özel tatlı seçenekleri ile ortamın sıcaklığı birleşince muhteşem bir karışım ortaya çıkıyor.Turistlerin ağırlıklı uğrak noktası olan Mum’s cafe yi keşfetmek için bahane çok anlayacağınız.

Pas Coffee :

Tam bir büyük anne evi sıcaklığını yaşatan harika kahveleri ile meşhur Pas Coffee House. Dinlendirici, tazeleyici, keyif verici küçük bir kaçamak  noktası olmuş. Taş duvarları, beyaz fayans kaplamaları ve sıcak atmosferi sayesinde en bilinen buluşma noktalarından biri olmayı başarmış. Bir köşesinde  kadife berjeri, yanındaki  minicik sobası ve pencere kenarındaki kavanozun içindeki unutulmayan kestaneler sayesinde ayrılmak istemeyeceğiniz bir mekan Pas Coffee House.

Ops Cafe :

Ops Cafe artık Karaköy’ün en bilinen kafesi olma özelliğini taşıyor. Yapım aşamasında önce alçı plakalarla kapatılan tuğla duvarlar gün yüzüne çıkarılmış ve etraf bu tarihi örgüye yakışır diğer dokularla, objelerle donatılmış. Endüstriyel duvarları sıcak renklerle, rustik ahşabı metalle barıştıran ahengin mimarı ise Arketipo Design’ın kurucusu Esin Sözer Kalender. Kahvaltı servisi tüm gün sürüyor ancak çay saatine eşlik eden kekler, börekler ve poğaçalar ile bir akşamüstü keyfi de başka oluyor. Karaköy’ün yerlisi Ops Cafe sizi günün her saati sıcacık atmosferi ile karşılamaya hazır…

Kuzguncuk Balıkçısı :

Kuzguncuk her mevsimde güzeldir ancak kışın sıcacık kafe’leri, tasarım atölyeleri ve samimi esnafıyla bir başka keyifli olur. Kuzguncuk balıkçısı da tam da kendine has sıcacık bir mekan. İç açıcı dekoru ve rahatlığı ile kendinizi bir balık restaurantında değil de sanki en yakın arkadaşınızın evine gelmişsiniz hissiyatı uyandırıyor. Ahşap zemini,kırmız sandalyeleri ve Marmara mermeri masaları sıra dışı bir balıkçı konsepti yaratılmış. İnsanı rahatlatan sıcacık bir atmosfere sahip Kuzguncuk Balıkçısı. Bu soğuk günlerde çıtır çıtır yanan şöminenin yanında bir de leziz tatlar eklenince Kuzguncuk Balıkçısına uğramamak elde olmuyor…

Pappa Cafe :

Kendinizi bir İtalyan evinde hissedeceğiniz sıcacık bir mekan Pappa Cafe. Pappa’ya girdiğinizde ahşap bir barın arkasında kafenin sahibi Gaye Adaköy tüm samimiyeti ile karşılıyor sizi. Mekanın keyifli asma katına  takılıyor gözünüz. Hiç beklemeden yukarı çıkıp kendinizi kadife koltuklardan birine bırakmak istiyorsunuz. Keyifli müzikleri ve kitap seçenekleri ile saatlerce yalnız başınıza asla sıkılmayacağınız bir yer Pappa. Ama sadece rahatlığı için değil Gaye hanımın el yapımı kişleri, kekleri ve harika sandviçleri için bile keşfetmeye değer burası. Moda’ya yolunuz düşerse uğramadan geçmeyin deriz…

Cha’ya Galata :

Japoncada Çay evi anlamına gelen Cha’ya Galata’nın en sevilen mekanları arasında. Cha’ya Galata tam ev sıcaklığında ve sade. Ahşap masalar ve etraftaki objeler vintage detaylarla tamamlanmış. Bir de güzel havalarda kendi balkonunuzda oturuyor havasını yakalayabileceğiniz ufacık bir balkonu bile var. Sahibi Sezen hanımın da muhabbeti ile kendinizi burada yabancı hissetmenizin imkanı yok. Son derece ilgili ve güler yüzlü çalışanları ile buraya sadece çay içmeye değil harika balkabaklı cheesecake tatmak için gelen müşteriler bile var. Evyapımı kurabiyeler ve harika tatlıları iler kışın soğuğunda sıcacık bir durak Cha’ya Galata…

Muhit :

Eskiden Karaköy’ün resmi çay ocağı olan bu bina yerini Muhit’e bırakmış. Ancak işin güzel tarafı eskiden çayı ile meşhur çay ocağına ait çay makinasını da birlikte satın almışlar ve elbette çayın kalitesinin de aynı kalması için Kadir usta ile anlaşmışlar. Mekanın dekoru da ortaklara ait, son derece rahat bir ortam hakim. Üst katta yerleştirilmiş büyük masa sayesinde ise özel günlerde kapatılabiliyor. Bu odadaki duvar orijinal halde bırakılmış. Yeni ve farklı boya renk çalışması yapmak üzere iken sıvacının duvarları soyması ile farklı renk katmanları ortaya çıkmış ve olduğu gibi muhafaza etmişler. Menüsü ile de iddialı olan Muhit’e gelmeli ve yazın olduğu kadar kışın da tadını çıkarmalısınız…

Karabatak :

Karaköy’ün vazgeçilmezi Karabatak. Bir Julius Meinl işletmesi olana Karabatak’ın her yerinde Julius’in meşhur silüetine rastlıyorsunuz. Kahve çuvallarının ve çiçeklerin dekorasyona katkısı büyük. Vintage objelerle renklendirilen dekorasyonda 80’lerde çocuk olanlar kendilerinden mutlaka bir şey bulabilirler. Kitabınızı alıp saatlerce takılmak isteyeceğiniz bir yer Karabatak. Pasta ve kahveleriyle bir çok mekandan sıyırmayı başaran Karabatak kışın olduğu kadar yazında dışarı atılan masa ve sandalyeler sayesinde rahatlığını ön planda tutuyor. Karaköy turu yapan herkesin mutlaka uğradığı bu kafeyi denemeden geçmeyin.

Cuma Cafe :

100 yılı aşmış tarihi bir binada bulunan Cuma Cafe sıcacık atmosferiyle kendinizi evinizde hissedeceğiniz bir mekan. Günlük değişen menüleri ile yöresel ve sezonluk tatlar sunuluyor. Zengin kahvaltıları ve farklı menüsü ile günün her saati buraya gelip harika zaman geçirebilirsiniz. Sanki tek mekanda birden fazla oda varmış gibi ister pencere kenarında 2 kişilik özel bir masada, ister kalabalık arkadaş grupları için uzun masalarda, ister yayılmak için koltuklar…Harika menüsü ile mutlaka denemeye değer bir mekan Cuma Cafe. Hazır Çukurcuma’ya gelmişken antikacıları da gezmeyi ihmal etmeyin sakın.

Mavra Design :

Mavra, özel tasarım oyuncakları, sakinleştiren ışıklandırması, heykel-seramik-oyuncak yapımı ve resim atölyeleri, yakaladığı ‘ev yapımı’ lezzetleri ile içinden çıkmak istemeyeceğiniz yerlerden. Kafe de her an, farklı tasarımcıların objeleri ve oyuncakları sergileniyor ve satılıyor. Buranın dingin ortamı ve sakinleştirici ışıklandırmasıyla hafif kontrast oluşturan rengârenk, tip tip, komik, çılgın, akıllı, absürd, türlü türlü oyuncaklar ve objeler kafenin dört bir yanında sergi halinde.Hem alışveriş,hem keşif hem de kahve keyfi yapabileceğiniz bir yer Mavra.

Solera Winery :

Şarabın bile kendine özgü sıcaklığı yok mudur? Bir de ufacık ve samimi bir mekanla buluşunca tadından yenmiyor sohbetler, kahkahalar ve arkadaşlıklar. Keyfinize ve şaraba düşkünseniz mutlaka keşfetmeniz gereken bir yer. Alçak ve upuzun bir masada eş dost ile kendinizi evinizde hissedebileceğiniz bir ortam oluşuyor. Hafif müziği ve çeşitli şarap listesi ile keyfinize keyif katıyor. İlgili ve seçimlerinizde yardımcı  sıcak personeli ile farklı denemeler yapıp memnun olarak ayrılmanız mümkün. Çeşitli atıştırmalıklar, peynir tabağı, meyve çeşitleri gibi şarap keyfinize eşlik edecek lezzetli atıştırmalıklar da sizi bekliyor.

Dem Cafe :

60 çeşit çay tiryakisi var mıdır bilmiyoruz ama artık çaysız güne başlamayan, çaya gönülden bağlı hatta bağımlı olan İstanbul’luların 60 çeşit çay bulabileceği bir yer Dem Karaköy. Çay çeşitlerine özel olarak düşünülmüş tamamlayıcılar da mekânın işletmecisi Eylül Görmüş’ün tariflerinden. Mekanda kendinizi rahat hissetmeniz için herşey düşünülmüş. Rahat iskemleler, sedir şeklinde puf köşe detayları,ferah bir ortam ve elbette çeşit çeşit çay kokuları sayesinde zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz Dem Karaköy’de. Karaköy’ün en yenilerinden sayılmasa da en popülerleri arasında olmayı başarmış.

 

Ofis Kavramı Değişiyor Son Trend: Hazır Ofisler

Özellikle son on yılda, ofis kavramı hızla gelişiyor ve değişiyor. Artan ihtiyaçlarla birlikte büyüyen maliyetler, azalan hierarşi, efektiviteyi ön plana alan organizasyonlar ve gelişine web ve mobil teknolojiler ofis kavramını yeniden tanımlamamıza neden oldu.

Önce home Office kavramı gelişti, büyük şehirlerde tırmanan trafikle birlikte dev bir boyuta gelen zaman kaybı, teknolojinin bulunduğunuz yerden erişim imkanının verdiği rahatlık, işlerinin bireysel boyutu ağır basan çalışanları bu kavrama itti. Farklı sektörlerdeki farklı organizasyonlar bu yöntemi özellikle belirli bir profil çalışanları için denediler. Bir kısmı olumlu sonuçlar elde ederken kimi kurum kültürü, kimi şirket yapısı bu kavrama çok da uygun olmadı.

Bunun üzerine maliyetlerden ve işgücünden tasarruf sağlamak amaçlı, çoğu ofis binasında özellikle küçük ve orta ölçekli şirketlere yönelik olarak ortak alanlar artırıldı. Toplantı odaları, sekretarya gibi gibi ortak ihtiyaçlar tek yerden giderilir oldu.

 

Şimdi ise yeni bir dönem başladı; hazır ofis dönemi. Proje bazlı işlerde ve dönemsel olarak bireysel ve ekip halinde çalışmanın gündemde olabileceği iş yapılarında bu sistem çok işe yarar sonuçlar veriyor. Ofis altyapıları hazır, sizin yapmanız gereken sizin için uygun çalışma ortamının ne olduğuna karar vermek. Bunlardan bazıları şehrin birçok yerinde şubelere sahip. Bazısı ise ulaşımın kolay olduğu şehir merkezlerine konumlanmış durumda. Gelip oturuyorsunuz, internet bağlantınızdan, toplantı odalarına, çay kahve servisinden telefon hattınıza kadar birçok hizmeti almaya başlıyorsunuz.

 

Gelin “hazır ofis” kavramının birkaç belli başlı örneğini birlikte mercek altına alalım. Bu trendin ne gibi avantajlar barındırdığını birlikte öğrenelim. Kim bilir belki bir tanesi size de uyar?

“SU HAYATTIR”

SADECE BİR REKLAM SLOGANI DEĞİL, KİŞİSEL SORUMLULUK PLANI

Suyun önemi malum, tekrarlamaya gerek yok. En büyüğünden en küçüğüne her canlı organizmayı hayatta tutan sudur. Tabii biz insanoğlu için de aynı durum geçerli. Doğa belki de bu yüzden cömert davranmış bizlere. Dünyamızın %70‘I sularla kaplı, bedenimizin de önemli bir kısmını oluşturuyor. Ancak farkında olmamız gereken bir diğer gerçek var ki, o biraz iç karartıcı: yeryüzündeki su kaynaklarının yaklaşık %0.3‘ü kullanılabilir ve içilebilir özelliktedir.

Gelelim işin çarpıcı yanına, dünya nüfusunun %40‘ını barındıran 80 ülke şimdiden su sıkıntısı çekiyor. Nedeni de çok açık aslında: 1940-1980 yılları arasında su kullanımı iki katına çıkmış. Nüfusun hızla artması, buna karşılık su kaynaklarının sabit kalması sebebiyle su ihtiyacı her geçen gün artmaya devam ediyor. Ülkemizde ise tatlı su kaynakları oldukça sınırlı ve ihtiyaca ancak cevap vermekte.

Aslında bu bahsettiklerimizi hepimiz biliyoruz üç aşağı beş yukarı. Gelelim işin bilmediğimiz ya da bilsek de bireysel sorumluluklarımızın çok farkında olmadığımız kısmına. Evinizde su israfına son vermek için öncelikle nerede ne kadar su tükettiğinizi bilmelisiniz. Birçok evde gizli su kaçağı olabilir. Bunu tespit etmek için bütün muslukları kapatınız ve su sayacını okuyunuz. İki saat süre ile su kullanmayınız. İki saat sürenin sonunda su sayacını tekrar okuyunuz. Böylece su kaçağı olup olmadığını öğrenebilirsiniz.Yakın gelecekte kapımıza dayanacak olan susuzluk problemiyle ilgili kişisel olarak yapmamız gerekenlerle ilgili bir liste hazırladık. Buyurun kendi günlük yaşantınızı kendiniz değerlendirin bu listeye göre:

Öncelikle evinizde her gün ne kadar su tükettiğinizi bilin? Karşılaştırın rakamları, nedenlerini sorgulayın. Tüketimin yoğun olduğu zamanları gözden geçirin.

– Tuvalet rezervuarının su depolama kapasitesi 16 litredir. 4 kişilik bir aile 16 litrelik tuvalet rezervuarı ile ayda tuvalette 7 ton su tüketir. Bunun yerine 7 litrelik tuvalet rezervuar ile hem tuvaleti temizlemek hem de su tüketimini 2.5-3 tona düşürmek mümkündür.

– Gelişen teknolojilerle birçok markanın tasarruflu ürünleri mevcut. Onları evlerimizde kullanarak, su tüketimimizi %20 azaltabilirsiniz.

– Tuvalet rezervuarınız su sızdırabilir. Bu miktar günde 700 litre suya ulaşabilir. Sızıntı suyunu kontrol etmek için rezervuara birkaç damla boyalı su ilave ediniz. Bu rengi 5–7 dakika içinde tuvalette görürseniz sızıntı var demektir. Tamir ediniz/ettiriniz.

– Banyo yerine duş alarak su tüketimini %25 azaltabilirsiniz. Duş alarak 40-60 litre su tüketirken banyo yaparak su tüketimi 120-150 litredir.

– Duş yapmak için ortalama 5-6 dakika yeterlidir. Böylece duş başına 55 litre su tasarruf edebilirsiniz.

– Sıcak suyu tek açma kapama ile kontrol edebiliyorsanız duş esnasında vücudunuzu veya saçınızı sabunlarken veya şampuanlarken suyu açık tutmayınız.

– Düşük akımlı duş başlıkları kullanarak su tüketimini dakikada 10 litreden daha aşağı düşürebilirsiniz. Böylece normal duş başlığına göre %30-40 su tasarrufu sağlayabilirsiniz.

– Duş yerine banyo yapmak istiyorsanız küvete koyacağınız su seviyesini 2,5-5 cm azaltarak banyo yapabilirsiniz.

– Banyo küvetinde banyo yapacaksanız önce küvet drenini kapatınız sonra musluğu açıp küvete su doldurunuz.

– Sık aralıklarla açılıp kapatılan musluklar için klasik musluklar yerine kolay açılıp kapatılan musluklar ile kullanarak su tüketimini %25 azaltabilirsiniz.

– Dış fırçalama ortalama 3 dakika süre alır. Eğer musluk açık bırakılırsa her fırçalama esnasında ortalama 15 litre suyu ziyan etmiş olursunuz. Günde iki defa diş fırçalanırsa yılda 10.950 litre su tüketirsiniz. Eğer fırçalanmış dişinizi bir bardak su ile çalkalarsanız yılda 9.100 litre su tüketimini önlersiniz.

– Dişlerinizi fırçalarken, tıraş olurken ve yüzünüzü sabunlarken musluğu kapalı tutarak günde 15-35 litre su tasarruf edebilirsiniz.

– Banyodaki muslukta düşük akımlı kullanarak suyu %25-35 daha verimli kullanabilirsiniz ve o oranda da sıcak su kullanımını azaltabilirsiniz.

 

 

Niye evdeki temizlik aletlerin kullandığı suya hiç değinmedik bile bu yazı boyunca diye aklınıza takılacak olursa, hemen cevaplayalım: Banyo ve tuvalette, tüketilen su miktarı evde tüketilen toplam suyun %70’ini oluşturuyor. Yani “su hayattır” lafı sadece bir reklam sloganını çağrıştırmamalı artık bizlere. Bireysel sorumluluk almamız gereken, ciddi farkındalık ve küçük müdahalelerle seçeceğimiz yeni bir hayatın sorumluluk planı olmalı. Hepimize kolay gelsin…AŞIR YIKAMA SÜRECINDEKI SU KULLANIMINI AZALTMA

 

Yenilenme Zamanı

KÜÇÜK DOKUNUŞLARLA EVİNİZİ YENİLEYİN

Yılın en “taze” dönemindeyiz. Hiç birşey için çok geç değil henüz.  Ruh dünyamızda, işimizde, bedensel alışkanlıklarımızda, evimizde, ilişkilerimizde yeni bir sayfa açma zamanı. Biz bu dosyada evinizde yapacağınız yenilikler için ilham ve yönlendirme yapmak istiyoruz. İhtiyacınız büyük bir değişim midir yoksa küçük mü, bütçeniz hangisine yeter, nasıl bir eylem ve yatırım planı yapacaksınız bu kararı ailelerinizle birlikte sizler vereceksiniz. Bize düşen sizler için araştırmak ve önermek, hatta nasıl ulaşacağınızla ilgili yol göstermek gerisi size kalmış.

 

İLHAM ALIN 

 

İlham almak hatta bir ileri götürüyoruz kopyalamak, kimseye bir zararı olmadığı sürece iyi bir öğrenme metodudur. Evinizde bir değişiklik istiyorsanız fakat tam olarak ne yapmak istediğinizden emin değilseniz, çeşitli uygulamalardan, bloggerlardan, pinterestten, markaların e-kataloglarından, web sitelerinden vb ilham alın. Online dünyada ilham perileri sadece bir tık ötenizde

 

EVİN HER KÖŞESİNDE KÜÇÜK DOKUNUŞLAR

 

Kendinize bir eylem planı çıkarın, herşey bir arada olmyabilir. Zaten yakalamak isteğiniz yenilenme hissi için çok köklü değişimlere de gerek olmayabilir. Önemli olan ne istediğinizi ve eskiye ait ne istemediğinizi bilmek, gerisi uygun bir planlamayla yoluna girecektir.

 

 

 

 

Columbia County’de Country Endüstriyel bir Ev

Selina evdeki beyaz duvarlara hareketlilik katmak için farklı dekorasyon öğeleri ile renkler ve farklı türden dokular eklemiş. Çoğunlukla koyu tonlarda ahşap ve deri mobilyalara, yumuşak ve şehirli, kahverengi ve beyazın tonlarından oluşan renk paleti ile beraber renkli türk kilimleri de bu bütünde yerini almış. Ayrıca bu bütüne biçimsel element ve materyaller de eklenmiş.

Elle dövülmüş demir malzeme evin tüm iç kapılarında ve aydınlatmalarında kullanılmış. Ayrıca galvaniz bir teneke kova lavaboya dönüştürülmesi gibi yaratıcı projeler de bu bütünün parçası olmuş.

Mimar Selina!nın Country-Endüstriyel diye adlandırdığı bu iki stilin birleşiminin görüldüğü modern evde, sürgülü ahır kapılarının banyoda ve yatak odasında kullanılması gibi çarpıcı fikirler de yer alıyor.