OCAK 2014 ARŞİV

dfot

 

Kişiselleşmiş bir estetik anlayış yakalamak uzun bir yolculuktur. Benim bu ‘’yolculukla’ yollarım, hem tanıdıklığın hem de keşfedilmemişliğin, hem geçmişin ve hem de bugünün buluştuğu kavşakta kesişti…

Julia Edelmann

 

Yetenekli ve enerjik bir ekibe sahip olan Buckingham İç Mimari Stüdyosu, Chicago da yer alıyor. Julia Edelmann’ın liderliğinde yürütülen ekip’in dekorasyon tarzı daha çok eskiyi ve yeniyi bir arada kullanmak olarak özetlenebilir.  ‘Modernique’ iye adlandırdıkları  tarzda evler tasarlamak ve de bu yolla birçok farklı zevkten, şehirden, yaşam alışkanlığından gelen geniş müşteri portföylerine doğru hizmeti verip onlarda koşulsuz ve sürekli bir memnuniyet yaratmayı hedefliyorlar geniş bir hizmet ekibiyle birlikte.

Birazdan sizlerle paylaşacağımız dört farklı tarz ev de ayrı yaş gruplarından, farklı şehirlerden farklı yaşamsal alışkanlıklardan gelen dört farklı aile için tasarlanmış. Hepsinin ortak bir vizyonu var: Julia Edelmann ,olabildiğince farklı tarzları ve farklı objeleri bir araya getirmeye özen göstermiş hepsinde. Aynı yöntemle birbirinden çok farklı çözümler ve tasarımlar ortaya konulmuş finalde ve yapılan işleri en etkileyici kılan da bu. Hepsinde aile yadigarları, sanat eserleri; estetik bir bakış açısıyla tasarlanmış efektif yaşam alanları büyük bir ustalıkla harmanlanmış. Renk kullanımlarından tutun da odaların kullanımlara göre ölçülendirilmesine kadar bir çok teknik konuda ise son söz ailenin alışkanlıklarına ve ihtiyaçlarına bırakılmış.

Renkli ve Sıcak

Şehrin hemen dışında konumlanmış bu sımsıcak ve eğlenceli müstakil ev için daha uygun bir başlık bulunamazdı herhalde. Yaklaşık 300m2 olarak konumlandırılan yapıda. Eski ve yeninin, doğal dokuyla renkli ve çarpıcı unsurların doğru bir dengesinin kurulması hedeflenmiş. Özellikle mutfakta ve yemek odasında modernliğin ve efektifliğin vurgulanmak istendiği projede, ev sahiplerinin evin bulunduğu coğrafyadan yansıyan etkileri de görmek istemeleri en belirleyici unsur olmuş. Ailen yadigar antika mobilyalar elden geçirilmiş ve projedeki modern unsurlarla doğru bir denge kurabilmesi için canlı renklerdeki döşemeliklerle şu anki hallerini almışlar. Özel formlar, sanatsal dokunuşlar evin sahipleri olan orta yaşlı çiftin kişisel zevkleri doğrultunda monotonluktan uzak sıra dışı seçimler olarak projeye damgasını vurmuş. Rahatlık, zamansızlık ve yaşanmışlık bu evde etkili bir biçimde kendisini hissettiriyor.

 

Ailenin Egzotik Füzyonu

Mimarımızda burada iki farklı tarzlardan gelen ev sahiplerinin ortak beğenisine hizmet etmek gibi zorlu bir hedefle yola çıkmış. Ve elbette sonuçlar her iki tarafı da oldukça tatmin etmiş. Bu gösterişli çatı dublekste öncelikler belirlenirken ailenin ikileme düştüğünü fark eden Edelman, çözümü ve ara yolu bulmakta zorlanmamış. Ev sahibesinin rafine klasik tarza düşkünlüğü ve mekanlardaın ferah ve aydınlık olması konusundaki ısrarı tarzı, çiftin erkek tarafının doğu kültürüne, mistizmine ve rahatlığa duyduğu özlemle başlangıçta çelişir gibi görünse de, mimarımızın ortaya koyduğu pratik ve duyarlı çözümlerle iş tatlıya bağlanmış. Sonuçlar mı? Müthiş bir fusyondan da daha iyi projeyi hangi tanım özetleyebilir?

 

Modern Bir Mücevher

Sanatla uğraşan orta yaşın başlarındaki aile bireyleri, Edelmann’dan gerektiğinde atölyelerine gerek kalmadan ofis işlerini halledebilecekleri, hızlı yaşam biçimlerine uygun ancak modernliğin yalın keskin hatlarından uzak adeta bir mücevher özeniyle biçimlendirilirmiş gibi ayrıntılı düşünülmüş bir ev istemişler. Anlatmakta bile zorlanılan ve birbiriyle kolayca çelişebilecek ince ince bir çizgide gidip gelen bu ihtiyaçlar büyük bir ustalıkla bu projede büyük bir ustalıkla bir araya getirilmiş. Sonuçlar ortada…

 

Yeni Bir Hayat

Evlerindeki detayların artık kendi yaşam alanlarını kısıtladığını fark eden ev sahipleri çözümü yeni aldıkları eve taşınırken Edelmann’a kendilerini teslim etmekte bulmuşlar. Sade, rahat ve rafine bir İskandinav tarzda yoğunlaşan projedeki en temel nokta, eski evdeki aile yadigarı olan ve vazgeçilmek istenmeyen objelerin yeni evde doğru bir yöntemle harmanlamak olmuş. Genç dinamik bir yaşam tercihi ile az miktarda eskiden kalma özel objenin ve sanat eserinin bir arada kullanıldığı uygun bir dekorasyon dili oluşturulmuş sonunda. Hem kıymet bilmek, hem de hayatını bildiğin gibi yaşama seçimleri bir arada yürüyebilir mi diye sorgulayanlara da cevap niteliğinde bir çalışma çıkmış ortaya.

 

Buckingham İç Mimar  önceliği her zaman  müşterilerinin tüm ihtiyaçları doğrultusunda hem rahatlığı hem de farklılığı ön planda tutmak olmuş diye başlamıştık sözlerimize öyle de son noktayı koyabiliriz bu başarılı örneklerin üzerinden birlikte geçtikten sonra. Farklı kumaşlar,yeni ve eski obje kullanımları,renkleri güçlü bir şekilde ön plana taşımaları ve elbette ki her detayın işlevselliğine önem vermeleri  ile diğer İç Mimari Stüdyolarından kendilerini ayrıştırmayı ve özelleştirmeyi başarmış bu yenilikçi bir ekibi biz de kutluyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

dfot

 

CENNETİN İÇİNDE BİR CAM OCAĞI VAKFI

20.000 m2 alana yayılı, Beykoz Riva nehrinin üzerinde sanat ve doğa ile baş başa kalabildiğiniz tek mekan Cam Ocağı Vakfı.

Cam Ocağı Vakfı, cam sanatına dair tüm kategorileri öğrenme imkanı ile birlikte, bahar aylarında temiz hava ve doğa ile baş başa olmanın verdiği huzuru birlikte yaşatıyor.

CAM ;Eşsiz bir malzeme

İnsanoğlu volkanik cam veya obsidyen diye anılan doğal camı çok eski zamanlarda keşfetmiş ve bu doğal madeni işleyerek, bıçak, ok ucu, silah süsleme aracı ve mücevher olarak kullanmıştır.

Suni camın ilk olarak nasıl üretildiğine dair hiçbir kanıt olmamasına rağmen, Romalı bir tarihçi olan Pliny, camı ilk olarak Finikeli denizcilerin bulduğuna işaret eder. Hikayeye göre denizciler, Suriye’nin Prolemais bölgesindeki sahilde bir kamp kurarlar ve ateş yakarak kaplarını, aynı zamanda yükleri olan soda blokları üzerine koyarlar. Ertesi gün uyandıklarında, ateşin sıcaklığından dolayı kum ve sodanın camı oluşturduğunu görürler. Camın ilk olarak Mısırlılar ve Finikeliler tarafından İ.Ö. 2. yüzyılda üretildiği söylense de, Mezopotamya’da bulunan ilk cam örneklerinin tarihi, İ.Ö. 3. yüzyıla dayanmaktadır. Cam eski zamanlarda çoğu kez kralların himayesinde ve krala bağlı olarak faaliyet gösteren atölyelerde veya zengin müşterilerin gereksinimlerini karşılamak amacıyla üretilmiştir. Bununla beraber, ilk günden beri değerli taşlara ve insan eliyle yapılmış madeni eşyalara alternatif olarak üretilmiş ve kullanılmıştır. Roma Dönemi’nden itibaren, hemen hemen tüm cam eşyaların üretiminde taş, maden ve seramik eşyalar taklit edilmiştir.

Cam sanatındaki en önemli ilerleme üfleme yönteminin bulunmasıdır. Bu tekniğin MÖ 1. yüzyıl ortalarına doğru Fenikeliler tarafından bulunduğu söylenmektedir fakat bu teknikten tam olarak yararlanılması ancak, pipo adı verilen ortası boş metal bir üfleme çubuğunun kullanılmaya başlamasıyla gerçekleşmiştir (tahminen MÖ 1.yüzyılın son çeyreğinde). Üfleme çubuğu ile havayla şişirme yönteminin birleşmesi, cam yapımı konusundaki en önemli kilometre taşlarından biridir. Selçuklu, Artuklu ve Osmanlı camlarının ortak özelliği hepsinin üfleme tekniğiyle yapılmış olmasıdır.

Cam üfleme tekniğinin kullanıldığı durumlarda, fırından alınan ve fıska olarak tabir edilen sıcak cam biraz üflendikten sonra soğumaya başlar ve bu noktada tekrar erimiş cama batırılarak daha büyük bir form verilebilir. Kepçeleme yönteminde ise cam, kepçede küre haline getirilirken soğutulur ve pipo sürekli olarak döndürülerek cama kepçe içinde istenilen form verilir. Uygun sıcaklığa ulaşıldığında ise üfleme işlemi gerçekleştirilir. Üfleme işlemi sonrasında ya serbest şekil üzerinde çalışılır ya da cam bir kalıp yardımıyla (kalıp içine üfleyerek) şekillendirilir. Tüm bu aşamalar sırasında tercihe bağlı olarak kristal haldeki özel cam boyaları kullanılarak cama renk verilebilir. Üfleme ve serbest sekillendirme dışında yaygın olarak kullanılan yöntemlerden biri de döküm yöntemidir (camın bir kalıp içine dökümü). Camın sıcakken şekillenebilme özelliği, bu malzemeyle çalışanlara ustalıklarını sergileme imkanı tanımıştır. Böylece değişik şekillerde, renklerde ve bezemede birçok parça üretilmiştir. Cam yapımındaki en önemli unsurlardan biri saydamlıktır. Bu unsur belki de hiçbir malzeme için bu kadar önem taşımaz. Çünkü cam saydamlığı nedeniyle diğer malzemeler kadar görünmez. Görünmeyen bir malzemeyle tasarım yapmak doğal olarak bazı zorluklar taşır. Bugün kullanılmakta olan cam üretme yöntemleri ve hammaddeler, Antik Dönem’den beri bilinmekte ve uygulanmaktadır. Cam yapımında kullanılan aletlerde de, cam üfleme tekniğinin bulunmasından bu yana önemli bir değişiklik olmamıştır.

 

Grup etkinliklerinde uygulanan atölye çalışmaları

Ekip olarak sıcak cam atölyesinde takım çalışması antremanları yaparak, ilk ortak sanat eserinizi üretebilirsiniz. Boncuk ve füzyon atölyelerinde ise bireysel becerilerinizi  geliştirerek, keyifli zaman geçirebilirsiniz.

 

 

 

dfot

 

 

Laura Ashley İngiltere’nin önde gelen hazır giyim, ev tekstili ve mobilya markası. 1953 yılında Laura ve Bernard Ashley tarafından kurulmuş. Bugün markanın 500 mağazası aktif ve dünyanın bir çok yerinde hizmet veriyor. Her yıl metrelerce kumaş üretiyorlar. Ürünlerinde klasik İngiliz zarafeti hakim. Türkiye’de markayı Demsa Group tüketicisiyle buluşturuyor. Koleksiyonlarda yumuşak renkler, çiçekli, çizgili kombinasyonlar, damask desenler, ahşap ve yuvarlak hatlarıyla İngiliz tarzını sevenler için mutlaka öncelikli tercih olacaktır. Çok çeşitli ev aksesuarları, kullanışlı ve zevkli ürünleriyle romantik ve huzurlu bir ortam oluşturmaya olanak sağlıyor. Eskitme mobilyalar, çeşitli aydınlatma modelleriyle de Laura Ashley kış sezonunda da her neye ihtiyacınız varsa karşılıyor.

Audrey Hepburn dünyanın en başarılı moda ve ev mobilya şirketlerinden birinin büyümesine yol açtı. Hepburn Gregory Peck ile oynadığı  1953 filmi  Roman Holiday’de başörtüsü takmıştı. Böylece bir moda ikonu olarak, anında dünya çapında popüler olmuş bir tarz yarattı. Bernard bir kadın adının ürünlerin türü için daha uygun olduğunu hissetti çünkü satışların büyümesi ile başa çıkmak ve personel istihdamı için, şirket adı The Ashleys’den sonra Laura Ashley olarak değiştirildi. Laura Ashley tarzı ile Romantik İngiliz tasarımları ile karakterizedir.

 

 

dfot

 

 

Kristalia, 1994’te lokal girişimciler tarafından iki ortak tutku; tasarım ve caz tutkusunun biraraya getirilmesi vizyonuyla kurulmuş.

Biraraya gelen tasarım ekibi gelenekselliğe bağlı olmayan, estetik ve kaliteli özelliklere sahip çağdaş İtalyan stilinden etkiler taşıyan ürünleri meraklılarına sundu.

En başından beri Kristalia yenilikçi projelere özel ilgi göstermiştir. Moda ve spor alanlarında kullanılan malzemeleri tasarımlarına adapte etmiş, teknik çözümlerle deneysel çalışmalara imza atmışlardır.

1995 sonbaharında Kristalia, sektöre ilk kataloğunu tanıtmıştır. Bu ilk koleksiyonda, orta ekonomik düzeyde ve satın aldıkları mobilyalarda çağdaşlık, stil ve detayları ayırdedebilen orta yaş tüketicileri hedef kitlesi olarak belirlemişlerdir.

90’ların sonundan itibaren, belirli bir şirket organizasyonunun oluşmasıyla birlikte, yeni bir yol arayışı içine girerler.

Bugün, Kristalia koleksiyonlarında yer alan tasarımların dikkat çeken temel özellikleri, genç yaş gruplarının günlük yaşam ihtiyaçlarına yönelik ve ergonomik ürünlerden oluşmasıdır.

Günümüzde halen Kristalia, gelişime çok açık ve çok motive bir ekip tarafından yönetilmeye devam ediyor. Şirket yönetimi ellerine geçen ve oluşturdukları tüm analiz ve stratejileri tüm çalışanlarla paylaşmaya büyük özen gösteriyor. Bu sayede de her zaman peşinde oldukları takım ruhunun coşkulu, özverili ve mücadeleci enerjisini en tepeden en alt kademeye kadar tüm organizasyonda yaşatıyorlar.

dfot

 

Mozaik, bildiğiniz gibi tam 19 yıldır Türkiye’ de tasarımın tanınmasında ve benimsenmesinde öncülük eden bir marka. Dekorasyona ve projeye dönük aydınlatma markası olarak kurulan yan markası 220 Volt, ilk olarak Dereboyu Caddesi’ ndeki ve Balmumcu çıkışında yer alan eski showroomu ile hayata geçtiğinde hepimizi epey heyecanlandırmıştı, marka yakın bir zaman evvel açılan, Kanyon’ un hemen yanında yer alan Apa Giz Plaza’ da 2000 m2′ lik oturuma sahip yepyeni mağazası ile tekrar gündemde… Bir katında dekoratif aydınlatma ürünleri, diğer katında ise projeye dönük kontrakt aydınlatma ürünleri ve ofis mobilyaları sergilenen Mozaik 220 Volt showroomu hem aydınlatma hem de mobilyanın bir arada sergilendiği farklı bir showroom konsepti benimsemiş. 220 Volt, aydınlatma dünyasına uluslararası arenada yön veren Flos, Luceplan, Ingo Maurer, Tobias Grau, Santa Cole, Belux, Moooi, Palluco, Molto Luce, Louis Poulsen, Oluce, Verpan, Tom Dixon, Ego Luce, Kalmar, Wila ve Eclettis gibi birçok aydınlatma devini bünyesinde bulunduruyor ve alanında öncülük etmeye büyüyerek devam ediyor.

 

dfot

Made in Autoban

 

2003 yılında mimar Seyhan Özdemir ve iç mimar Sefer Çağlar tarafından kurulan Autoban, bugüne kadar dünyanın farklı noktalarında ve farklı ölçeklerde sayısız mimari ve iç mimari projeye imza atmış olmasının yanı sıra ürün tasarımları ile de uluslararası tasarım arenasında hatırı sayılır bir yere sahip.

 

İstanbul’da keyifle kahvenizi yudumladığınız café’den, şehirden uzaklaşırken yolunuzun geçtiği Atatürk Havalimanı’ndaki CIP Lounge’a; Hong Kong’da bir İtalyan lokantasından (208 Duecento Otto), Madrid’in en ünlü caddelerinden birinde konumlanan köklü ve tanınmış deniz ürünleri restoranına (Tres Encinas)… Bu saydıklarımız, Autoban’ın şehirdeki ya da dünyanın başka şehirlerindeki imzalarından sadece birkaçı…

 

2003 yılında kurulduğu günden bu yana mimari ve iç mimariyi birbirinden farklı ve kopuk düşünülemeyeceğini savunan Autoban, bu kapsamda ele aldığı projelerin anlatım dilini, eş zamanlı olarak ürün tasarımları ile de kuvvetlendiriyor. Ve söz konusu ürünler, dünya tasarım gündemini en az imza attıkları mimari ve iç mimari projeler kadar meşgul ediyor. Autoban’ın form ve malzemeye deneysel yaklaşımlar sergileyerek keşfedilmemiş yaşam tecrübeleri sunmak temeline dayanan tasarım anlayışı, mobilya, aydınlatma ve aksesuar tasarımlarında da kendini gösteriyor.

 

Autoban imzası taşıyan ürünler görsel açıdan ilham veren ve fonksiyonel tasarımlar olarak karşımıza çıkarlarken; ürünler çağdaş çizgilerini, duygusal ve samimi bir içerik ile birlikte gelerek muhafaza ediyor. Karakterlerini belli bir lokasyon ya da dönemden değil, Autoban’ın genel anlamda obje tasarımına zamansız yaklaşımından alan ürünlerin en belirgin ve ayrıştırıcı özelliği ise, yaşadığımız çağın sunduğu tüm teknolojik olanaklara rağmen halen belirli bir ölçüde zanaat geleneğini sürdürüyor olmaları. Türkiye’de genç tasarımcıları destekleyecek endüstrinin olmayışını, küçük lokal atölyeler ile çalışarak kendi avantajlarına çeviren Autoban, bu yaklaşımıyla da dünya tasarım kütüründe farklı bir kulvara yerleşiyor.

 

Yaratıcı, özgün ve heyecan veren ürün tasarımları ile 2004 yılında Wallpaper* dergisi tarafından “Best Young Designer/En İyi Genç Tasarımcı” seçilen Autoban’ın, ilerleyen yıllarda ürün tasarımları ile ödül toplamaya aralıksız devam etti. 2007 yılında “Pebble” adlı masa tasarımları, mobilya kategorisinde EDIDA Turkey Uluslararası Tasarım Ödülü’ne layık görülürken; ertesi yıl bu kez Design Turkey kapsamında “Bergere” isimli koltuk tasarımları “Excellent Design / Mükemmel Tasarım”, Woody ve One-Armed isimli iki farklı sandalye tasarımları ise “Good Design / İyi tasarım” ödülüne layık görüldü. Aynı yıl “Bergere Bed” yatak kategorisinde, “Flying Spider” ise aydınlatma kategorisinde EDIDA tarafından ödüllendirildi. 2009’da “Deco Sofa” yine EDIDA tarafından oturma düzeni kategorisinde ödüllendirilirken; bir sonraki yıl “Nest” Design Turkey tarafından verilen “Üstün Tasarım” ödülünü sahiplendi. Ve 2011’de “Holy Coffee Table” adlı tasarımlarının EDIDA Türkiye tarafından ödüllendirilen bir başka Autoban ürünü oldu.

 

İstanbul’da Akaretler’de yer alan Autoban Gallery’de satışa sunulan Autoban imzalı mobilya, aydınlatma ve aksesuar koleksiyonları, yurt dışında ise Portekiz asıllı ve İngilitere merkezli mobilya markası olan De La Espada tarafından üretilip, dünyanın farklı yerlerinde 60’tan fazla noktada müşterileri ile buluşuyor.

 

dfot

 

Stanley’in 2014 Koleksiyonu Göz Kamaştırıyor

 

Kuruluşu uzun yıllara dayanan Amerikan Stanley markasının kaliteli ve uygun fiyatlı ürünleri herkesin dikkatini çekiyor. Tüm nesillere uygun mobilya üretimi için çalışmalarını hızla devam ettiren markanın en önemli özelliği ise mobilyalarının nesiller boyu kullanılabilir olması. Fatih Kıral güvencesiyle Türkiye’ye gelen marka hayalinizdeki evi hazırlarken, size birçok konuda yardım etmeyi amaçlıyor. Ahşabın fonksiyonellikle birleştiği koleksiyonda yatak & yemek odasından, çalışma odasına kadar birçok alternatif yer alıyor. Beyazın ahşapla harmanlanmış ve farklı çizgilerle kombinlenmiş 2014 koleksiyonu şimdiden en beğenilen koleksiyon olmaya aday.

Tabanlıoğlu, Ortadoğu’nun en iyi mimarlık ofisi seçildi

En iyi mühendislik gruplarından, en iyi yöneticilere kadar birçok alanı içeren geniş bir perspektifte Ortadoğu’daki kentsel ve mimari gelişmeleri değerlendiren Big Project Middle East 2013 ödülleri sahiplerini buldu. Big Project Middle East Awards’teki tek mimarlık ödülü olarak mesleki değeri büyük olan “Yılın Mimarı” Ödülü, bu yıl Tabanlıoğlu Mimarlık’a verildi. Ortadoğu’da tasarım yapan mimarların ve bölgede son dönemde gerçekleşen binaların değerlendirildiği bu prestijli ödülde, bu yıl Türkiye’den sadece Tabanlıoğlu Mimarlık finalist olarak yer almıştı. Mimarlık, tasarım, inşaat ve yatırım dünyasından yaklaşık 400 seçkin davetlinin katılımıyla Dubai Jumeirah Emirates Tower Otel’de gerçekleştirilen törende, ödülü Tabanlıoğlu Mimarlık adına Dubai Ofisi Direktörü Alper Alhan aldı. Kavramsal ve fiziksel bağlamda Ortadoğu’nun mimari geleceğinde çağdaş bir düzeyi hedefleyen yarışma komitesi, “Bölgede gerçekleştirilen geniş bir yelpazede ve farklı ölçeklerde başarılı projeleri ile mimarlık vizyonuna katkıları” nedeniyle Tabanlıoğlu Mimarlık’ı ‘Yılın Mimarı’ kategorisinde büyük ödüle layık buldu.

 

Geleneksel lezzetleri sevenler için

Steel Ascot serisi geleneksel lezzetler ve klasik mutfak sevenler içindir. Ascot kuzineler geleneksel tasarım ve yüksek yenilikçi teknolojiyi temsil eder. Lüks ve fonksiyonellikle bütünleşmiş kuzineler, fırınlar, set üstü ocaklar, buzdolapları ve davlumbazlar yüksek kalitede üretilmiş mutfak tezgahları ve davlumbazlar ile uyumludur. Geleneksel tasarım, teleskopik elektrik fişleri, 3’lü lavabo üniteleri ve teflon kesim alanları gibi profesyonel yiyecek hazırlama alanlarını bünyesinde barındırır. Ascot 8 ayrı renk, 4 değişik materyalli kulp seçeneği ve 50’yi aşkın modeli ile isteğe uyarlanmış sınırsız seçenekler sunar.

Sofistike mekanların vazgeçilmez karosu; Oak Wood

Her zevke hitap eden şık porselen karo tasarımlarıyla göz dolduran Seranit’in rahat, yalın ve şeffaf bir hayat arayışıyla ortaya çıkan yeni seri karoları, ahşap ve beton gibi doğal malzemelerin verdiği huzur duygusunu evlere taşıyor. Ahşap görünümlü Wooden serisinin en dikkat çekici tasarımlarından biri olan Oak Wood, ahşabın rahatlatan doğal dokusunu evlere yansıtıyor. Şık tasarımıyla Oak Wood, sofistike yaşam alanları yaratmak için en doğru seçim olacak. Doğanın gerçek bir yansıması olarak tasarlanan modelin yarattığı dingin ve huzurlu ortam pozitif mekanlara ortam hazırlıyor. Beyaz, bej, krem, gri, açık ve koyu kahve, kızıl kahve ve antik kahve gibi renk seçenekleri ve doğal ahşap dokusunun yanı sıra 20 x 120 cm’lik şık boyutuyla da göz dolduran Oak Wood, gerçek ahşap görünümüyle ahşabın sıcaklığını evine taşımak isteyenlerin vazgeçilmezi olacak.

 

Çilek’ten Gençlere Özel Bir Tasarım: White Chocolate

Dünya çocuklarının odasını süsleyen Çilek; yeni serisi White Chocalate ile  sade ve modern tarzdan hoşlanan tüm gençlerin gözdesi olacak. Özgün tasarımları ile gençlerin zevklerine göre yaşam alanları oluşturan Çilek, yeni tasarımı White Chocolate ile tüm gençlerin hayallerini gerçekleştiriyor. Modern tarzda ve sade çizgiler ile tasarlanan Çilek’in yeni serisi White Chocolate rengi, tasarımı ve aksesuarlarıyla birlikte gençlere kişisel zevklerine göre kombin ve dekorasyon kolaylığı sağlıyor. Çeşitli akseuralarla kendi oda konseptlerini oluşturabilen gençler, hayal ettikleri odaya sahip olabiliyorlar.

 

Philips Steamer Askıda Kırışıkaçar ile Kısa Sürede Güvenli Çözüm

Philips’in kırışıkları ütü masasına gerek kalmadan anında açan ve kıyafetleri kokudan arındıran ürünü Steamer Askıda Kırışıkaçar, hızlı ve pratik çözüm arayanlar için tasarlandı.  Teleskobik askısı ile kıyafetlerin kolayca asılmasını ve ütülenmesini sağlayan Philips Steamer Askıda Kırışıkaçar, sizi ütü masası kurma derdinden kurtarıyor. Dolaptan çıkarıldıktan sonra son bir rötuş gerektiren giysiler, ütülerken ezilmesinden korktuğunuz pileli etekler, pullu bluzlar, ipekli kumaşlar veya sadece kokusunu gidermek istediğiniz, yıkayarak yıpratmak istemediğiniz kıyafetler için pratik bir çözüm sunan Steamer, elektrik, deterjan ve su israfından da kurtarıyor.

BİEN İLE YENİ YILA “TAZELENEREK” GİRİN

Yeni yıl, tazelenmek ve yeni başlangıçlar yapmak için en iyi zaman. Eskiye dair yapılan birçok değişiklik, ruh halinizi de olumlu yönde etkiler. Bunun için en iyi yöntem de, öncelikle yaşadığımız mekânlarda değişiklik yapmaktır.

 

Yaşama sevincini artıran, yeni umutlara yelken açılan “yepyeni” bir yıl için, Türkiye seramik sektörünün öncü firması Bien, yeni yılda iç ve dış mekânlara seçenek olabilecek birbirinden farklı öneriler sunuyor:

On’larca hikayenin kahramanı Starbucks’ta buluştu.

Starbucks, Türkiye’deki 10. yılını kutladığı ‘On’un Hikâyesi’ isimli yarışmanın en beğenilen 10 hikâyesini, Türkiye’nin en çok okunan köşe yazarlarından Ayşe Arman’ın kaleminden bir e-kitaba dönüştürdü. Ayşe Arman ve yarışmanın kazanan isimlerinin de katıldığı e-kitap lansmanı, Starbucks lezzetleri eşliğinde keyifli ve eğlenceli bir sohbete sahne oldu. Türkiye’de 2003 yılından bu yana misafirlerine eşsiz bir kahve deneyimi sunan Starbucks, 10. yılını kutlamak amacıyla düzenlediği ‘On’un Hikâyesi’ adlı yarışma kapsamında paylaşılan hikâyelerden en beğenilen 10 tanesini, bir e-kitaba dönüştürdü.

Yataş’ın ilk Londra mağazası açıldı.

Türk mobilya sektörünü dünyada da başarıyla temsil eden Yataş Grup, üstün teknolojisi ve konforunu İngiliz tüketicilerle buluşturduğu ilk Enza Home mağazasını Londra’da hizmete açtı. Türk mobilya sektörünün öncü ve yenilikçi şirketi Yataş Grup, yurt dışındaki varlığını genişletmeye devam ediyor. 45’in üzerinde ülkeye ihracat yaparak ürünlerini bu ülkelerdeki tüketicilere de ulaştıran Yataş Grup, İngiltere’nin başkenti Londra’nın Lewisham bölgesinde ilk Enza Home mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

 

2014’te kış gecelerini renklendirmeye ne dersiniz?

BU KIŞA OTHELLO “SOFFIERE” İLE MERHABA DEYİN!

Uykusunu düşünenlerin markası Othello, kış gecelerinde içinizi ısıtacak sıcacık, yumuşacık bir battaniye Soffiere’yi piyasaya sundu. 4 farklı renkle sadece Koçtaş Mağazalarında ve uykumgeldi.com web adresinde yerini alan Othello Soffiere Battaniye, mikroelyaf dolgusu, eşsiz yumuşaklığı ve hafifliğiyle sizi saracak. Othello, mikroelyaf dolgulu yeni ürünü Soffiere battaniye ile soğuk kış günlerinde sizi ısıtacak. Soffiere, kadife yüzeyi ile hem yumuşacık hem de sıcacık ve çok hafif. 150 cm eninde 200 cm boyunda tek ebat üretilen Soffiere, mikroelyaf kadife ve çizgili mikro kumaş iki yüzeyi ile benzersiz bir uyku keyfi sunuyor.Kaliteli yorgan ve yastığın en ekonomik hali Othello, krem, moka, pembe ve inci beyazı renklerinde piyasaya sunduğu ürünü Soffiere ile battaniyeye yeni bir soluk getirmekle kalmayıp, sağlığınızı da garantiye alacak.

Yeni yılda yeni lezzetler için Siemens’ten yeni ocak.

Yılbaşı gecesi başlayan lezzetli yemek keyfi yıl boyu sürsün diyenler için Siemens Ev Aletleri yeni EH675FE27E indüksiyonlu ocağını sunuyor. Siemens’in yetenekli ocağının indüksiyon, fryingSensor Plus, reStart, quickStart ve touchSlider gibi özellikleri ile mutfaklarda hayat daha da kolaylaşıyor. Yeni yıla yeni bir ocakla girmek isteyenler için Siemens Ev Aletleri yeni EH675FE27E indüksiyonlu ocağını sunuyor. Siemens EH675FE27E, yeni yılda en lezzetli yemeklerin hazırlanacağı mutfaklarda yerini alıyor.

Edilcuoghi, New York atmosferini evinize getiriyor.

İtalya’nın prestijli seramik markası Edilcuoghi, eşsiz ahşap görünümlü yer karoları ve duvar seramiklerini New York atmosferi ile evinize getiriyor. Çağdaş tasarım eğilimlerini İtalyan dokunuşuyla yorumlayan Edilcuoghi, dengeli tonların mükemmel uyumunu yansıtan New York koleksiyonu ile mekanlarda huzurlu bir ortam yaratıyor.

NESCAFÉ® Dolce Gusto®  şimdi Türkiye’de

Sıradışı tasarımıyla öne çıkan ve 30’dan fazla sıcak ve soğuk içecek yapabilen NESCAFÉ® Dolce Gusto® kahve makineleri, kafelerde bulduğunuz farklı  lezzetleri, istediğiniz an evinizde yapabilme olanağı sunuyor.  Kavrulmuş ve çekilmiş yüzde 100 Arabica kahve çekirdeklerinden üretilen akıllı kapsülleri makineye yerleştirin, düğmeye basın, tercihinize göre sıcak – soğuk içeceğiniz hazır.

Koltuklar hiç bu kadar canlı, sofralar hiç bu kadar keyifli olmamıştı!

Mutluluğu evinde arayanların adresi Tepe Home’da kış güzellikleri devam ediyor. En güzel davetler için size özel tasarlanan yemek odası takımları, yüzlerce çeşit kumaşla döşenmiş birbirinden şık ve konforlu oturma grupları evinizin en güzel yerinde yer almak için sizleri bekliyor. Mobilyaların yanı sıra aksesuarlar da sıcacık sohbetlerinize eşlik edecek güzellikte… Örgü koltuk şalları, kapitone yatak örtüleri, kareli kumaşlar ile hazırlanmış kırlentler,  vazolar, mutfak tekstilleri ve daha yüzlercesi Tepe Home mağazalarında kışı sıcak geçirmek isteyen dekorasyon severlerle buluşuyor.

Arzum Aquawelle ile Tozu Suya Hapsedin 

Birbirinden yenilikçi ürünleri ile hayatı kolaylaştıran Arzum, yeni su filtreli elektrikli süpürgesi Aquawelle ile dört dörtlük temizlik sunuyor.  Yüksek emiş gücü sayesinde en küçük toz zerrelerini bile suya hapseden Aquawelle, bebekli aileler ve evcil hayvan sahipleri başta olmak üzere gerçek temizlik isteyen herkesin tercihi olacak.

Tavsiye Evi Anne Bebek Fuarında

Tavsiye Evi olarak bu yıl, fuarların en renkli ve en eğlencelilerinden biri olan İBS Anne Bebek Çocuk Fuarı’ındaydık. 13-14-15 Aralık’ta İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen bu şölende, hem çok eğlendik hem de meleklerimizle buluştuk ve yeni meleklerle tanıştık. Birçok Tavsiye Meleği’nin fuara geleceğini bildiğimizden Tavsiye Evi salonu’nun bir köşesini fuar standımıza taşıdık. Melekler ve küçük melekler için ev sıcaklığında keyifli bir dinlenme ortamı yarattık. Üstelik bir de yaklaşan yeniyıl  için Yılbaşı Hediye Çekilişi yaptık. Hediyelerimiz arasında Girişimci Tavsiye Melekleri’mizi desteklemek için yaptıkları el emeği işleri, kurabiyeleri, sabunları ve onlar için özel hazırladığımız sürpriz hediyelerimiz vardı, kimseyi eli boş uğurlamadık.  Hatta İBS Fuar’da tanıştığımız yeni meleklerleTavsiye Evi’nde çok keyifli bir Yılbaşı Kahvaltısı yaptık. Tüm katılımcılara, Melek Annelere, Kahraman Babalara ve Minik Meleklere çok teşekkür ediyoruz. 2014’te yeniden görüşmek üzere..

Red Dot Ödülleri’nin fikir babası, kurucusu ve Başkanı Prof. Dr. Peter Zec alldesign 2014 için İstanbul’a geliyor

Allevents tarafından BMW ana sponsorluğunda 21-22 Şubat 2014 tarihlerinde Hilton Kongre ve Sergi Merkezi’nde düzenlenecek olan alldesign Uluslararası Tasarım Konferansları ve  Yaratıcı Endüstriler Fuarı, tasarım dünyasını üçüncü kez bir araya getirecek. Hayatımızın her alanına yön veren tasarımın ele alınacağı alldesign 2014’ün konferans bölümünde kendi dalının uzmanları tasarıma bakış açılarını ve dünyaca ödüllü işlerini izleyicilerle paylaşırken, fuar alanında ise tasarım dünyasındaki yenilikler ziyaretçilerle buluşacak. Alldesign 2014 için Türkiye’ye gelecek olan konuşmacılar arasında Red Dot Ödülleri’nin kurucusu ve Başkanı Dr. Peter Zec de yer alıyor.

Yeni Yılın Rengi Marshall “Okyanus Yeşili”

Dünyanın en büyük küresel boya ve cephe kaplama şirketi AkzoNobel grubunun bir parçası ve Türkiye’nin lider markası Marshall, uluslararası renk akımları araştırmalarının sonucunda 2014 yılının rengini “Okyanus Yeşili” olarak belirledi. Değişimin sunduğu yeni ve heyecan verici fırsatlardan yararlanmanın ve yeni düzene uyumun bir yansıması olan Okyanus Yeşili, ilhamını 2014’ün teması olan ‘‘Potansiyeli Ortaya Çıkarmak’’ tan alıyor.

Gaggenau’dan tasarım harikası yeni davlumbaz modelleri

Gaggenau, çeşitli dizayn ve genişliklere sahip, modern mutfak ve daire tasarımlarının olmazsa olmazı üç yeni havalandırma modelini piyasaya sürdü. 200 havalandırma serisinin yeni modelleri kenar emme yağ filtreli ada ve duvar tipi davlumbazlar, yüksek performansları ve verimlilikleriyle göze çarpıyor.

Seramiksan Mayolika Serisi ile Banyolarda Akdeniz Doğallığı

Seramik sektörünün yenilikçi markası Seramiksan, banyolarda Akdeniz esintisini ve pozitif enerjiyi yakalamak isteyenler için Mayolika’yı sunuyor. Seramik sektörünün teknolojisi ve estetik tasarımlarıyla dikkat çeken markası Seramiksan, yer&duvar karoları, granitleri ve yeni vitrifiye ürünleriyle beğeni topluyor. Seramiksan, Akdeniz’den esinlenerek tasarladığı Mayolika serisi ile banyolara Akdeniz esintisini taşıyor.

Evinizi saran aşk Alfemo, şimdi %33 indirimli…

Alfemo’nun, geniş ürün yelpazesindeki özgün tasarıma sahip mobilya ve aksesuar ürünlerinde “kış kampanyası” başladı. Soğuk günlerde evinizi ısıtacak kampanya ile Alfemo’nun en beğenilen ürünlerinde %33 indirim imkânı sunuluyor. 01 Aralık’ta başlayan kampanyada ayrıca Maksimum Kart’a özel +6 taksit ve 4 ay taksit erteleme seçenekleri ve çok ekonomik ödeme koşulları da bulunuyor. Çok fonksiyonlu tasarım ürünleriyle yaşam alanlarını daha kullanışlı, daha kişisel hale getiren Alfemo, yeni evlenenlere, yeni yılı yepyeni bir ev dekorasyonuyla karşılamak veya evinde küçük ama sihirli dokunuşlar yapmak isteyenlere çok avantajlı fiyatlarla, yüzlerce seçenek sunuyor.

Perakende Satış Mağazası Conforama Türkiye’de

Fransa’da mobilya, dekorasyon ve ev aksesuarları alanında, Türkiye’ye 4 milyon Euro yatırım yapan Conforama,  dünyada 1341 satış noktası, 242 mağazası, 54.800 çalışan ve her ay 10 milyon ziyaretçisiyle dünyanın en büyük ev eşyası perakende markalarından biri. Türkiye Ülke Müdürü Stephane Micard, genç ve dinamik nüfusuyla gelecek vadeden Türkiye’ye yatırım yapıp mağaza acıktıkları için büyük gurur duyduğunu belirtti. 1967’de Fransa’da kurulan Conforama, tasarım ürünlerini her bütçeye uygun hale getirme becerisi sayesinde kısa zamanda Fransız perakende mobilya pazarının lideri haline geldi.  Micard, aynı başarıyı, diğer birkaç Avrupa ülkesinde olduğu gibi, Türkiye’de de yakalayacaklarına inandığını söyledi. Conforama, İstanbul dışında ayrıca Ankara, Antalya, İzmir, Bursa ve Adana gibi büyük şehirlerde de mağazalar açmayı planlıyor. İstanbul’un Anadolu yakasında Ümraniye Carrefour Alışveriş Merkezi’nde 3 bin 600 metrekarelik alana kurulu ilk mağazasında kanepeler, oturma grupları, yemek ve yatak odası takımları gibi pek çok mobilya çeşidinin yanı sıra dekorasyon malzemeleri ve elektronik aletler de yer alıyor.

dfot

 

Yakın tarihimizden hüzün dolu bir hikayenin sessiz ve görkemli başrol oyuncusu…

Büyükada’nın Manastır Tepesi’nde yer alan Rum Yetimhanesi, 1898-1899 yılları arasında  Fransızlar  tarafından otel olarak inşa edilmiştir o dönem için, Avrupa’nın bilinen en büyük ahşap binası olarak kabul edilmekte idi. Aynı zamanda dünyanın ilk çok katlı ahşap yapısı olma özelliğini de taşır. Mimarı, dönemin önemli mimarlarından Alexandre Vallaury’dir.

Ünlü mimar, bu yapıyı tasarlarken yerel dokuya ve kültüre uygun mimari unsurları öne çıkarmış ve coğrafyanın geleneksel yapı malzemesi olan ahşaba projede özel olarak yer vermiştir. Başlangıçta Güney Fransa’dakilere benzere bir casino-hotel olarak kullanılması öngörülmüştü. Ne var ki casino-hotel anlayışı Osmanlı yönetiminin örf ve adetlerine ters düştüğü için gerekli izin alınamamış ve  bina satışa çıkarılmış. Bunun üzerine yarım kalmış haliyle Balıklı Rum yetimhanesinin kullanımı için dönemin en zengin Rum ailelerinden olan Andreas Syngros Vakfı tarafından 15 bin Osmanlı lirası karşılığında satın alınmıştır. Diğer zengin bir Rum ailesi olan Zarifis’lerin ve Abdülhamit’in de katkıları ile bina, Balıklı Rum hastanesinde barınan kimsesiz Rum çocuklarına hizmet vermesi için Rum patrikhanesinin himayesine verilmiştir. Bina, 21 Mayıs 1903’te Sultan Abdülhamit’in ve dönemin Patriki 3. İoakim’in de hazır bulunduğu bir törenle yetimhane olarak hizmete açılmıştır.

206 odadan, büyük bir mutfaktan, görkemli bir kütüphaneden meydana gelen kurum, 15 kişilik personelle idare ediliyordu. Yatakhanelerin yanı sıra ilkokul ve çeşitli meslek okulları da içinde barındıran bir eğitim kampüsüydü aslında. İlkokulda 3 Rum, 2 Türk öğretmen ders veriyordu.

Kimsesiz çocuklar ilkokulu bitirdikten sonra, aynı bina içerisinde  yer alan sanat okuluna da gidebiliyor; burada da piyasada kendisine bir iş bulacak şekilde çeşitli meslekler öğreniyordu.Yetimhane, 21 Nisan 1964’te Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kapatılmıştır. O tarihte yetimhanede barınan ve eğitim gören çocuklar Büyükada’nın Aghios Nikolaos kilisesine nakil edilmiştir.

Büyükada’daki Rum Yetimhanesi, kapatıldığı 1964 yılından sonra kaderine terk edildi. Uzun yıllar bakımsız kalan binanın büyük ahşap çatısı, bakımsızlık yüzünden büyük ölçüde çökmüş, camları kırılmış, ahşap zeminlerde ise aşağı katlara doğru göçmeler oluşmuştur. Tapusu yıllar sonra tekrar Patrikhane’ye devredilen yetimhanenin tekrar koruma ve renuvasyona alındığı dışında pek de fazla bilgi yok elimizde.

 

Büyükada Rum Yetimhanesinin bilene teknik özellikleri de şöyle özetlenebilir; ahşap karkas sistemde inşa edilmiş yapı, yan bölümlerinde 6, diğer cephelerde ise 5 katlı olarak  tasarlanmış. Binanın içindeki etkiliyeici detaylara rağmen dış cephe mimarisinde olabildiğince sade bir tarz benimsenmiş. Birbiri üzerine tekrarlanan çıkmalar ile cephelere hareketlilik getirilmeye çalışılmış. Tiyatro salonundaki iç mekân ahşap süslemedeki abartılı  detaylara karşılık, diğer iç mekânlarda yalın bir mimari hakim.

Büyükada’nın tepesine bakıldığında hemen göze çarpan Büyükada Rum Yetimhanesi bahçesinde önceleri idare binası olarak inşa edilen, daha sonraları ise ilkokul olarak kullanılan ek bir bina mevcut.

 

Bir zamanlar içerisinde çocuk kahkahalarının eksik olmadığı bu yapının yatak odaları, derslikleri, yemekhane ve tiyatro salonu aradan geçen zaman içerisinde malesef yıllara teslim olmuş. Öğrencilerin yıllar önce duvarlara yazdığı yazıları gördüğünde ise insanın gözleri doluyor. Yapının içine girer girmez bugünkü okullarda bile bulunmayan, devasa bir tiyatro salonuyla karşılaşıyor ziyaretçiler, burası insanın gerçeklik duygusunu zorlayacak derecede güzel ve bir o kadar da yalnız. Muhteşem bir dekoru veya özenle hazırlanmış bir film setini hatırlatan duvarlar hem büyük bir gurur, hem de bir o kadar keskin bir küskünlükle selamlıyor bizleri. Bu terkedilmişliğe ve sahipsizliğe sessiz çığlıklar yükseliyor sanki duvarlardan.

 

Ziya TACİR

14 Şubat 1968 de İstanbul’da doğdu.

Ortaokul ve liseyi İstanbul’da bitirdikten sonra 1984 yılında girdiği İstanbul Teknik Üniversitesi işletme Mühendisliği bölümünden 1988 yılında mezun oldu.

Sonrasında Saint Mary’s College of California Üniversitesi’ nde İş İdaresi Yüksek Lisans – MBA derecesi aldı.

1991 yılından günümüze kadar, aile iştirakleri olan şirketlerde üst düzey yönetici olarak çalışma hayatına devam etmektedir. Evli ve tek çocuk sahibidir.

Fotoğraf hayatına 1999 yılında başlamıştır. İlerleyen yıllarda mimari fotoğraf çekimlerinde yoğunlaşmıştır. Mimari açıdan önemli yapıların iç ve dış mekanları, günümüz metropollerinin sunduğu manzaralar, sanayi ve üretim tesislerinin sunduğu görüntüler en önemli ilgi alanıdır.

Solo Sergileri

2013 Rum Yetimhanesi, MERKUR Sanat Galerisi 2011 Bomonti, MERKUR Sanat Galerisi

Grup Sergileri

2013 Abu Dhabi Art, Artists’ Waves

2013 8. Contemporary Istanbul, MERKUR Sanat Galerisi 2013 Inside, MERKUR Sanat Galerisi

2012 7. Contemporary Istanbul, MERKUR Sanat Galerisi 2011 6.Contemporary Istanbul, MERKUR Sanat Galerisi

dfot

Eskileri Arşivleyin Ve Temiz Bir Sayfa Açın, Başlığını Da Siz Koyun

 

Herhalde yaşlandım, 2014 eskiden bana bilim kurgu filmlerinin bir repliğinde sadece geçebilecek bir tarih gibi gelirdi. Uzak, belirsiz hatta bilinmezlikleri nedeniyle ürkütücü. Oysa şimdi küt diye kucağına düştüm gibi hissediyorum kendimi yeni yılın. Tuhaf gerçekten, başlarda yazmaya bile zor alıştığım 2013, hayırsızlığa şimdi hafif alınmış eski bir dost gibi boynu bükük bakıyor bana adeta.

Oysa ki böyle hissetmemeliyim mesleğim gereği trendleri, yılbaşı kutlamaları, fuarları, planlamaları derken 2014 epeydir gündemimde. Ama yine de bu yazıya başlarken hafif bir sudan çıkmış balık durumum söz konusuydu itiraf etmeliyim, bilgisayarın başına geçince zihnim netleşti.

 

Çünkü tam da bunları hissederken pratik bir metod geldi aklıma bu geçişi kolay atlatabilmek için, size şimdi bundan bahsedeceğim. Yapacağımız şey gayet basit; geçen yılı kendi içinizde değerlendirin ve arşivleyin, gerekirse şu sıralar moda olduğu bir kutuya koyun elinize geçenleri, olmadı kafanızda kapatın konuları sanal bir kutuya.  2013’e  genel bir ad verin ve onu kodlayıp kilitleyin. Ben kendi etiketimi hazırlarken aklıma ilk gelen şu oldu: “Öğrenmek”. Demek 2013’ün bendeki adı bu. Sonra “ne mutlu sana” dedim kendi kedime. Bakalım sizin aklınıza ilk ne gelecek?

Öğrendiğim her şey keyifli miydi; yoo elbette değil. Ama öğrenmeye benim kadar açsanız siz de bilirsiniz bizler gibiler itiraf etmeseler de hep için  için minnettar kalırlar evrene, edindikleri her tecrübe için. 2013’ü öğrenmek kutusuna kaldırdıktan sonra; 2014 için bir işaret bekledim içimden gelen sesten ve yorum gecikmedi; “Keyifli Keşifler”.  Açtım sonra kendi kendime bu başlığı ve yıl gündemlerim oluştu.

Buyurun Keyifli Keşifler başlıklı listemin açılımına,

 

1- Üret ve yaratıcılığını besle, her şekilde ve her biçimde, her gün kendini bu açıdan sorgula, 

2- Yeni yerlere yolculuk et, yeni dünyalar keşfet,

3- Tutkularına sahip çık (en çılgınca olanlarına bile),   

4- En sevdiklerini şımart,  ama ciddi şımart, salakça bir şey yap onlar için mesela, kimsenin yapmayacağı kadar hesapsız kitapsız,

5- Doğada daha çok vakit geçir kızınla, 

6- Çok istediğin bir sanat eseri edin, 

7- Kendini  evindeki bir değişiklikle ödüllendir,

8- Merak et, oku ve izle,  

9- Önüne bak, arkana değil,

10- Her yerde her koşulda kendin ol, “mış gibi” yapma kafanı kırarım 

 

Biliyorum pek de dekorasyon konulu bir yazı gibi gelmiyor bu yazdıklarım ilk okuyuşta. Ama benim listemdeki 10 madde buydu kusura bakmayın. Hem belki de dikkatli okuyanlara dekorasyona dair şeyler de söyler bu yazdıklarım. Ne demişler anlayana…

Sevgiler

dfot

 

 

MÂNÂ YILDIZ | TASARIMCI

Endüstriyel tasarım eğitimini The Design Academy, Hollanda’da tamamlayan Mânâ Yıldız,

Karaköy’de bulunan stüdyosunda mobilya ve iç dekorasyona ait çeşitli ürünlerin tasarımını yapmaktadır. İlk stüdyo koleksiyonunu porselenden hazırlayan tasarımcı, bu ürünlerin tasarımcısı ve üreticisi konumundadır. Mânâ, kullanım amaçlı hazırladığı ürünlerini otonom değerler ile aynı zamanda birer objeye dönüştürmeyi ve kişilerin duyularına hitap eden görsel bir dil sergilemeyi amaçlar.

 

 

  •  Takip ettiğiniz siteler ?

IstanbulArtNews, DAMnmagazine, The Magger, Ekavart.tv ve Dutch Design portalları.

 

 

  •  Çalışırken olmazsa olmazınız?

Türk kahvesi molaları ve radyom.

 

 

  •  En sevdiğiniz dönem veya akım?

Tasarımın her aşaması ve tarihsel süreci bana büyük ilham verdiği için çok sevdiğim birden fazla akım var. Kişinin el ustalığını sanat ve dönemin teknolojik gelişmeleri ile birleştiren Bauhaus akımı, estetik denge arayışındaki De Stijl ile özgür ruhundan ötürü Memphis en sevdiklerim.

 

 

  •  Favori mekanınız?

Ferahlığı ile boğazdaki Aşk Kahve.

 

 

  •  Ofisinizde asla neye rastlamayız?

Plastik bardak, çatal, bıçak ve tabaklara.

 

  •  Nelerden ilham alırsınız ? Veya Kimden?

Hayat dolu insanlar ve gün içerisinde sergilediğimiz beden dili ilham verir.

 

 

  •  Evde olmazsa olmazınız?

Tüm kitaplarım, romanlarım, mumlar ve değişik bitkiler.

 

 

 

  • Kendinizi en çok benzettiğiniz şehir?

 

İlk aklıma gelen, muhteşem düzenlenmiş bahçeleri ile Viyana.

 

 

 

  •  Tek bir cümle ile kendinizi anlatın desek…

Duyulara hitap eden modern tasarımlar yapan, hevesli, kararlı ve yaratıcılığın her sürecinden

büyük keyif alan genç bir tasarımcı.

 

 

  •  ‘Motto’nuz…

Başlamak için yarın bugünden daha iyi olmayacak.