ARALIK 2013 ARŞİV

dfot

 

Evini Bellona’dan döşeyenler kazanıyor

Ev modasının öncüsü Bellona, düzenlediği kampanyalar ile evlerin yüzünü güldürüyor. 31 Aralık 2013 tarihine kadar evini Bellona’dan döşeyen herkese Bellona ürünü hediye eden marka ayrıca tüm ürün gruplarında %30 indirim, uyku ürünlerinde cazip fırsatalar ve Bellona halı alan herkese de elektrik süpürgesi armağan ediyor. Ev modasında farklı tasarımları, çeşitliliği ve fonksiyonelliği ile müşterilerine her zaman zevkli alternatifler sunan Bellona, düzenlediği kampanyaları ile her evin yüzünü güldürüyor.

Haremlique İstanbul’un yeni mağazası Zorlu Center’da açılıyor

Haremlique İstanbul, Zorlu Center’daki -bütün zamanların tasarımlarına- yolculuk yapılan yeni mağazasının kapılarını açacak. Mağazada, Haremlique İstanbul’un birbirinden şık özel koleksiyonları “Limited Edition” damgası ile yer alacak. 5 Kasım Salı günü İstanbul’un yeni alışveriş dünyası Zorlu Center’da açılacak Haremlique İstanbul’da  diğer tüm mağazalarından daha geniş bir ürün grubu yer alacak. Haremlique İstanbul’un konfor, kalite ve gelenekselden hareket ve titiz bir işçilikle hazırlanan çağdaş tasarımlarının oluşturduğu ürünler arasında, yatak tekstil grubu, banyo tekstil grubu, masa tekstil grubu, kaşmir throw ile  dekoratif yastıklar, aksesuarlar, limited edition kumaşlar bulunuyor. Zorlu Center, İstanbul’un kalbinde yer alan konumu, daha açılmadan pek çok ödüle layık görülen tasarımıyla lüksün tanımını yeniden yapacak. Haremlique İstanbul da şehre yeni bir boyut katacak bu projeye hem markanın tutkunlarının vazgeçemediği çizgisini, kalitesini hem de yepyeni konseptleri ve ürünleri taşıyacak.

İstikbal’den herkese ‘terapi’

İstikbal,  uyku ve yaşam kalitenizi maksimum seviyeye çıkartmak, her sabah daha dinlenmiş uyanarak güne pozitif başlamanız için avantajlı uyku kampanyası sunuyor. “Terapi gibi fırsatları kaçırmayın” diyen İstikbal, Ametist Therapy Serisi yataklarda %30’a varan indirimler uyguluyor. “Terapi gibi fırsatları kaçırmayın” diyen İstikbal ayrıca World karta özel 12 taksit ve şimdi al 2014’de ödemeye başlama fırsatı da sunuyor.

TÜRK SANAT MÜZİĞİNİN NEŞELİ VE SICAK “RAST” MAKAMI ATLAS HALI ÇİZGİLERİ İLE HAYAT BULDU!

Kendi kendini temizleyen, leke barındırmayan ve bu özelliği sayesinde yıllarca ilk günkü gibi kalan nano halılarını tüketiciye sunan Atlas Halı’nın yeni koleksiyonu “Rast” ile mavinin huzuru, pembenin neşesi, gri, vizon ve krem tonlarının sakinliği, evinize farklı bir hava getirecek. Dünyada bir ilk olan; kendi kendini temizleme özelliği ile ev hanımlarının işini kolaylaştıran nano halıları sektöre armağan eden Atlas Halı’nın tüketicilerin zevkleri ve talepleri doğrultusunda hazırladığı yeni koleksiyonu Rast’ta yer alan Çakıl, Çitlembik, Çıvgın, Dem, Ilgın, Kırkyama, Oya, Saba, Segah ve Tela ürünleri evinizde sıcacık bir ortam yaratıyor.

Banyolarda tasarım ve işlevsellik bir arada!

ACO, üstün lazer teknolojisiyle imal edilen paslanmaz çelik duş kanalları ile fark yaratıyor. Banyo drenajında yeni standart getiren S Serisi duş kanalları, her çeşit banyo dekoruyla uyumlu olmasının yanı sıra paslanmaz çelik ince ızgarası ve neredeyse görünmez drenaj kanalı sayesinde güvenilir drenaj sağlıyor. Tasarımın ve işlevselliğin bir araya geldiği S Serisi duş kanalları, ince ızgarası sayesinde sahip olduğu görsel üstünlük ile banyoları yaşam alanına çeviriyor. Ayrıca paslanmaz çelikten olan ve kolay çıkartılabilen koku tutucu kilidi, rahat temizlik imkanı sağlıyor ve olası koku rahatsızlığını önlüyor. Lazerle kesilmiş ve kimyasal işlemlerden geçirilmiş ürünleri için ACO, kullanıcıya yüksek güvenlik garantisi veriyor.

Riviera Maison ile bambaşka bir yılbaşı deneyimine davetlisiniz… 

Bembeyaz bir Christmas düşleyen Riviera Maison Kreatif Direktörü, Nico Tijsen, bu koleksiyonda ağırlıklı olarak beyaz ve gümüş renklerini kullandı. Tam anlamıyla bir “kutlama” dünyası sunan koleksiyonda farklı aksesuarlar gerek tek başına gerek farklı ürünlerle bir arada kullanılarak bambaşka şekillerde karşımıza çıkıyor. Örneğin bu üç katlı tepside misafirlerinize lezzetli kurabiyeler ikram edebilir ya da sehpanızın üzerinden minik aksesurlarla birlikte bir dekorasyon amaçlı kullanabilirsiniz. Vereceğiniz yemek davetlerinde ise seçeceğiniz aksesuarlara göre sofralarınıza zarafet katabilir, kutlama hissini güçlendirebilir ve en önemlisi de sevdiklerinize unutulmaz anılar biriktirebilirsiniz.

Yılbaşı Sofralarının Gizli Kahramanları Profilo GurmeMax ve Profilo RoboMix

On parmağında on marifet, kendisi küçük, hünerleri büyük yeni Profilo RoboMix ve Profilo GurmeMax, yılbaşı sofraları için mutfaklarda mucizeler yaratmaya hazır. Yılbaşı, Profilo Dayanıklı Ev Aletleri’nin küçük mucizelerine mutfaklarda tanık olmanın tam zamanı. Bu yılbaşı evlerde verilen geniş davetler için zengin menüler hazırlarken en doğrusu işi ustalarına yani doğrama, dilimleme ve parçalama işlerini RoboMix’e; kıyma, öğütme, kesme ve rendeleme işlerini ise Gurme Max’e bırakmak. Mutfakların yorucu ve zaman alan işlerini Profilo’nun çok fonksiyonlu yardımcıları büyük bir beceri ile göğüslerken, yemek yapmak hiç olmadığı kadar keyifli olacak. Profilo GurmeMax ile ev yapımı kıymanın tadına varmak artık herkes için mümkün olacak. Hijyen konusunda titiz olanların vazgeçemeyeceği GurmeMax ile kıymanın yanı sıra sucuk ve sosisi de evlerde hazırlamak artık çok kolay. Mutfaklarda hazırlanabilecekler listesine yeni lezzetleri ekleyen GurmeMax doğrama, kesme, rendeleme ve dilimlemeden oluşan dört farklı kesme diski ile meyve ve sebzelerden daha kısa sürede ve daha pratik bir şekilde harika menüler yaratılabiliyor. GurmeMax’in baharat, ot ve kahve gibi malzemeler için öğütücü bir aksesuarı da bulunuyor.

Diseno Norman Copenhagen

2013 yılının sonuna yaklaşırken, diseno ailesine katılan markaların heyecanı dur durak bilmiyor. Dünyanın en yaratıcı ve popüler markalarından olan Danimarka orijinli Normann Copenhagen ürünleri ile diseño mağazasının birbirinden ilginç ve cesur ev dekorasyon tasarımları arasında yerini aldı. Design endüstrisinde farklılık yaratmak mottosu ile 1999 yılında Jan Andersen & Paul Madsen tarafından yola çıkan Danimarkalı Normann Copenhagen bugün koleksiyonunu Danimarka’ dan olduğu kadar yaratıcı ve yenilikçi vizyona sahip bambaşka malzemeler ile çalışan her biri kendi kişisel  stilini ortaya koyan dünyanın dört bir tarafından tasarımcılar ile iş birliği yaparak geliştiriyor. Normann Copenhagen  özellikle çarpıcı ve göz alıcı renkleri, yalın malzemeleri, yumuşak tasarım çizgileri ile dinamik çağdaş mekanlara mükemmel uyum sağlayan camdan, ahşaba, kilden, plastiğe kadar geniş malzeme alternatifli rengarenk, fonksiyonel, eğlenceli ürünleri ile tüm dünyada tanınıyor ve İskandinav tarzı dekorasyonda öne çıkıyor. Güçlü malzemeler ve kaliteli işçilik ile üretilmiş parçalarını modanın sezon trendlerine uygun renkleri tamamlıyor.

 

SEVDİKLERİNİZE SAĞLIK VE LEZZET HEDİYE EDİN

Yeni bir yıla girmenin heyecanı ile yılbaşı akşamı için zengin ziyafet sofraları hazırlamanın planları şimdiden yapılıyor. Neoflam seramik tencere ve tavalar, yeni yılı evinde sevdikleriyle birlikte, leziz ve sağlıklı yemekler eşliğinde karşılamak isteyenlerin mutfaktaki en büyük yardımcısı oluyor. Seramiğin sağlıklı yapısını mutfaklara taşıyan pişirme grupları, yeni yılda hem kendinize hem de sevdiklerinize hediye edebileceğiniz şık bir hediye alternatifi… Çorbadan balığa, etten keke kadar tüm yemekleri lezzet ve besin değerlerini koruyarak hazırlama imkanı sağlayan pişirme grupları, toksik madde ve ağır metal içermeyen yapısı sayesinde tüm insanların sağlıklı bir şekilde beslenmesine yeni yılda da destek oluyor.

Sevdiklerinize Yeni Yıl Hediye Seçenekleriniz Philips’ten

Kişisel bakıma ve güzelliğe önem verenlere…

Philips’in ThermoProtect Saç Kurutma Makineleri, geliştirilen özellikleri ile saçı daha kısa sürede ve en uygun sıcaklıkta zarar vermeden kuruturken size de zamandan tasarruf sağlıyor. Termoprotect özellikleri sayesinde sürekli en ideal ısı olan 57 derecede hava üfleyerek saçın gereğinden fazla ısınmasını engelleyen ThermoProtect ailesi, saçların nem dengesini koruyarak sağlıklı bir şekilde kurutuyor.

 

Erkeklere özel iki hediye alternatifi…

Philips SensoTouch RQ1155 elektrikli  tıraş makinesi, yeni yılda sevdiklerinin hayatına yeni bir kolaylık armağan etmek isteyenler için ideal bir hediye seçeneği. Mükemmele yakın bir tıraşı en pratik şekilde sunan SensoTouch RQ1155, tıraş olurken karşılaşılan kesik ve çizik derdini ortadan kaldırıyor ve cildi koruyor. Yumuşak bir dokunuşla pürüzsüz bir tıraş sağlayan Philips SensoTouch RQ1155 elektrikli tıraş makinesi, GyroFlex 2D sistemi ile yüzün kıvrımlarına tam olarak uyum sağlıyor.

 

Daha fazla emiş gücü ve yüksek performans, Philips PowerPro ailesinde…

Boyundan büyük işler için tasarlanan Yeni Philips PowerPro Ailesi, yer temizliğinde yüksek performans arayanlar için şık  tasarımları ve farklı renkleri ile Philips’in hediye alternatifleri arasında bulunuyor. Power Cyclone teknolojisi sayesinde Philips PowerPro süpürgeler, tozu havadan anında ayırıyor ve sürekli yüksek emiş gücü sağlıyor. Philips PowerPro ailesi, yüksek toz toplama kapasiteleri ve kolay boşaltılabilir toz hazneleri ile de dikkat çekiyor.

 

Kalabalık Davetler Sonrası Dağ Gibi Bulaşıklar Samsung Solo Bulaşık Makinesi ile Eriyor!

Evlerinde misafir ağırlamayı ve sofralarını sevdikleri ile şenlendirmeyi sevenler için Samsung teknolojisi ile üretilen Solo Bulaşık Makinesi, sadece üstün yıkama gücü ve esnek kullanım alanıyla hayatı kolaylaştırmakla kalmıyor. Sağladığı enerji ve su tasarrufu ile ev ekonomisine de katkıda bulunuyor. A+ enerji sınıfındaki Samsung Solo Bulaşık Makinelerinin yüksek yıkama ve kurutma performansı sayesinde bulaşıklar sadece 12lt su ile tertemiz olurken aynı zamanda hem sudan hem de enerjiden tasarruf sağlıyor. 12 kişilik bulaşık yıkama kapasitesi, Samsung tarafından geliştirilen Akıllı Oto Sensörlü Yıkama programı dahil 6 farklı yıkama programı, üstte, altta ve ortada bulunan 3 ayrı yıkama kolu ile mükemmel temizlik sağlayan Solo Bulaşık Makineleri aynı zamanda parmak izi yapmayan şık dış yüzeyi ile de mutfakların tamamlayıcısı oluyor.

Hotpoint’ten mucizevi teknoloji: Buharlı Pişirici ve Blender bir arada

Bir teknoloji harikası olan Hotpoint Buharlı Blender, yiyecekleri hem rendeliyor hem de vitamin ve mineral değerlerini koruyarak pişiriyor. En sağlıklı pişirme yöntemi olarak bilinen buharda pişirme sayesinde bebek maması hazırlamak için de çok ideal olan Hotpoint Steam Blender, yiyeceklerin besin değerlerini ve özellikle B ve C vitaminleriyle suda kaybolan mineral ve tuzları muhafaza ediyor. Eski Avrupa güzeli ve başarılı iş kadını Neşe Erberk, sağlığına özen gösteren tüketiciler için, Hotpoint Buharlı Blender kullanarak hazırladığı, kış aylarında bol bol tüketilmesini tavsiye ettiği ‘zencefilli sebze çorbası’ tarifini verdi.

Rahat ve sade çizgiler sunan Nest renkleri ve konforuyla ofislerinize neşe katacak

Yönetici ofisiniz ya da bekleme alanlarınız için herkese hitap eden kusursuz bir kanepe mi arıyorsunuz? Doğal şıklığın ve ergonomik zarafetin öncüsü Nest, sıradışı tasarımıyla modern ofis dekorasyonunuzu şık bir şekilde tamamlayabilir. Yoğun iş temposunun hakim olduğu ofislerde geçen zamanı güzelleştirmek için, ofis mobilyası tercihleri önemli kararlar arasında yer alır. Ofis ortamının güzel olduğuna inanan çalışanların stres seviyeleri düşer ve daha verimli çalışırlar. Bu nedenle ofislerde bireylerin rahatça çalışmalarını, aynı zamanda dinlenebilmelerini sağlayacak ürünlerin tercih edilmesi önem taşır.

Yılbaşı eğlencesinin shot’ı belli oldu

Eğlence denince akla gelen ilk isimlerden Tektekçi, yeni yıla misafirleriyle birlikte merhaba demeye hazır. Yeni yılı rengârenk shot’lar ve kıpır kıpır müzikler eşliğinde karşılamak isteyen herkesi, Tektekçi’de yılbaşı gecesine özel bir sürpriz bekliyor. Tektekçi shot atölyesinin özenle geliştirdiği, ılık servis edilen salepli ve tarçınlı shot, eğlence dolu gecenin sıcaklığını yansıtıyor. Menüsündeki yüzden fazla kokteyl shot tarifi ve yenilikleriyle eğlencenin çizgisini değiştiren Tektekçi, shot’lara eşlik eden keyifli ortamı ve kıpır kıpır müzikleriyle, yılbaşı gecesinde unutulmayacak anlara ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Farklı sunumları ve benzersiz konseptiyle Tektekçi, her zaman olduğu gibi yılbaşı gecesinde de sımsıcak ortamında sevenlerine unutulmaz bir gece yaşatacak!

Kalekim “teknik çözüm” yaklaşımıyla BATIMAT Fuarı’nda,

Yapı kimyasalları sektörünün lideri Kalekim, Paris’te düzenlenen BATIMAT 2013 Uluslararası İnşaat Endüstrisi Fuarı’nda sergilediği yenilikçi ürünleri ile büyük ilgi gördü. Kalekim Genel Müdürü Altuğ Akbaş, “Lider marka olmanın sorumluluğuyla, trend belirleyici, işlevsel, çevreye dost ve kaliteli kavramlarını, en güncel teknoloji ile ürettiğimiz ürünlerimize yansıtıyoruz. Sadece ürün değil çözüm üreten Kalekim’e gösterilen ilgi, bu yaklaşımımızın devamı için bizi daha da teşvik ediyor” dedi.

Yılbaşı keyfini Caffè Nero sıcaklığıyla çıkarın

Kahve tutkunları 2013 yılını geride bırakmanın keyfini Caffè Nero’nun tadına doyulmaz kahveleri Praline, Amaretto ve Roasted Hazelnut Latte ile çıkarıyor. Lattelerin yanına yakışan seçenekler arasında yılbaşına özel olarak hazırlanan Çilek ve Beyaz Çikolata Cheesecake çok yakışıyor. “Milano’nun batısındaki en iyi kahveci” unvanına sahip Caffè Nero, yeni yılı kendine özgü lezzetlerle karşılıyor. Praline Latte, Amaretto Latte ve Roasted Hazelnut Latte 2014’e “merhaba” demeye hazırlanırken en özel lezzetler olarak kahve tutkunlarını Caffè Nero mağazalarında bekliyor.

TEFAL INFINY PRESS REVOLUTION İLE DAHA FAZLA MEYVE SUYU, DAHA FAZLA VİTAMİN, DAHA FAZLA ANTİOKSİDAN

Yeniliklerin öncüsü Tefal’in en yeni ürünü Tefal Infiny Press Revolution, özel teknolojisiyle meyve suyunda devrim yaratıyor. Tefal Infiny Press Revolution, meyvenin suyunu ezerek sıkan teknolojisi ile klasik katı meyve sıkacaklarına oranla %35’e kadar daha fazla meyve suyu, %30’a kadar daha fazla vitamin, %75’e kadar daha fazla antioksidan sağlıyor. Tüm sebze ve meyvelerin suyunu sıkan Tefal Infiny Press Revolution, diğer iyi sınıf meyve sıkacaklarına göre çok daha fazla meyve suyu çıkarma özelliğine sahiptir, ayrıca orman meyveleri, havuç ve yeşil bitkiler gibi zorlu meyve ve sebzeleri de kolayca sıkar. Tefal Infiny Press Revolution, sessiz çalışma özelliğiyle de fark yaratıyor. 70,2 db ses düzeyi ile herhangi bir meyve sıkacağına oranla 2 kat sessiz çalışma özelliğine sahiptir.

FİLLİ BOYA VE ÜMİT ÜNAL İLE GELECEĞİN RENKLERİNE YOLCULUK DEVAM EDİYOR

Ülkemizin renk otoritesi, renk trendlerinin öncüsü Filli Boya, yeni yıla girmenin heyecanını yaşadığımız bugünlerde 2014 renklerine dikkat çekiyor. Uluslararası Renk Komisyonu’nun (ICC) Türkiye temsilcisi moda ve stil dünyasının önemli ismi Ümit Ünal ile renk kavramını Coloration projesi ile yeniden yorumlayan Filli Boya, yeni yılın renklerinin daha cesur kullanımları beraberinde getireceğini söylüyor. Filli Boya, yaşam alanlarınızı geleceğin renkleriyle dekore etmek isteyenlere rehberlik ediyor.

Ümit Ünal: ”Yeni yılda daha cesur kullanımlar bizleri bekliyor.”

Ümit Ünal yaratıcısı olduğu ve içinde altı kavram, seksen renk barındıran bu koleksiyon ile insanların yeni dönemde daha koyu tonları tercih edeceğini söylüyor. Bu koleksiyonla trend belirlemeye, yaratmaya ya da var olanı en erken yakalamaya çalışan Ünal, insanların karakterlerine yönelik ilham verecek özel tonlamalara dikkat çekiyor. Bu yeni dönemde derin griler ve acı kahve tonları kuzeye bakan mekanlara sıcaklık katarken, sedefin parlaklığı, taş rengi, kuğu beyazı ve ekru tonlar güneye bakan mekanlara daha dingin bir hava katıyor.

 

 

Kıpkırmızı bir yılbaşı hediyesi için Homend’den üç öneri

Yenilikçi ürünleri ve şık tasarımlarıyla hayatı kolaylaştıran küçük ev aletleri üreticisi Homend, kıpkırmızı üç ürünüyle bu yılbaşında hediye seçme derdinize son verecek. Royaltea 1713 konuşan çay makinesi, Pottoman 1804 elektrikli Türk kahvesi cezvesi ve Toastbuster 1313 seramik plakalı tost makinesi, bu yılbaşının gözde hediyelerinden biri olmaya aday. Akıllı ve enerji tasarruflu küçük ev aletleriyle dikkat çeken Homend’in bu yılbaşında hediye seçme derdinize son verecek üç önerisi var: Royaltea 1713 konuşan çay makinesi, Pottoman 1804 elektrikli Türk kahvesi cezvesi veya Toastbuster 1313 seramik plakalı tost makinesinden biriyle, bu yılbaşının en yenilikçi ve en kullanışlı hediyesini seçen siz olacaksınız.

Seramiksan Ocean Serisi ile Banyoya Güzellik Geldi

Seramik sektörünün yenilikçi markası Seramiksan, banyo konsepti ile seramik ve vitrifiyeyi buluşturdu. Seramik sektörünün teknolojisi ve estetik tasarımlarıyla dikkat çeken markası Seramiksan, yeni vitrifiye ürünleriyle göz dolduruyor.  Kesintisiz oval formu ve minimalist tasarımı ön planda olan Ocean, kusursuz detayları ve sade şıklığı ile banyolarda farklı bir atmosfer yaratıyor. Nanotech teknolojisiyle üretilen Ocean serisi leke tutmayan ve bakteri barındırmayan bu özelliği ile banyolarda hijyeni kolayca sağlamanıza yardımcı oluyor. Seramiksan ürünlerinde kaliteli yaşam için gerekli tüm teknolojiyi şık bir tasarımla birleştiriyor. Seramiksan Ocean serisi kullanıcı dostu tasarımları ile kullanıcıların zaman içinde karşılaşabileceği sorunları başlangıçta ortadan kaldırıyor. Seramiksan vitrifiye ürünlerinde standart aksesuar olarak yer alan yavaş ve sessiz kapanan klozet kapağı aynı zamanda Nanotech özelliğine sahip. Seramiksan Ocean serisi ile banyoda mükemmele ulaşmak her zamankinden daha kolay olacak. Seramik vitrifiye ile buluştu, güzellik tamamlandı.

Creavit ile Doğadan Banyoya Seriler: Jaws & Bull

Şehir hayatı insanı doğadan koparıyor. Günlük hayatın yoğun koşuşturmacası içine sıkışan insanın doğa özlemi, Creavit tasarımlarının çıkış noktası oluyor. “Banyo bu tarafta” mottosuyla banyoları güzelleştiren Creavit, doğanın büyüsünü banyolara taşıyor. Ezber bozan tasarımlarıyla banyo modasının öncülüğünü yapan Creavit, 2013 Sonbahar & Kış Koleksiyonunda yer alan yeni ürünlerinde gözünü doğaya çeviriyor.

SADELİĞİN RENGİ BEYAZ, GRANİSER’DE YENİDEN YORUMLANIYOR

Graniser, düşlediğiniz sade banyolar için ışıl ışıl bir seri sunuyor. Beyazın sadeliğini ufak çiçekler ile bütünleyen Graniser’in yeni serisi Lily Elite, özgün tasarımı ile banyolarında sadeliği ve şıklığı arayanların tercihi oluyor. Zarif çiçek desenlerinin hakim olduğu seri, hijyenik yapısıyla da dikkat çekiyor. Kir tutmayan yüzeyleri ile temizliğin ışıltılı görüntüsünü her daim yaşatmayı başaran Lilt Elit serisi, yer karoları 45×45 ve 25×75 ebatlarından oluşuyor. Gerek yatay gerekse dikey yüzeylerde rahatlıkla uygulanabilen seri, beyaz, gri, kahverengi, bone ve antracite, renk seçenekleri ile sağlam, güvenli ve uzun ömürlü kullanımıyla banyolara kalıcı çözümler sunuyor.

İtalyan duvar kağıdı markası SIRPI HannaHome ile Türkiye’de

Farklı desenleri, tasarım zenginliği ve kalitesi ile dünyaca tanınan İtalyan duvar kağıdı markası Sirpi, ürünlerini HannaHome hizmet kalitesi ile dekorasyon dünyasına sunuyor… Dekorasyon sektöründe Rasch, Rasch Textil, Design ID, Norwall, Sellers & Josephson, Meister ve Condor olmak üzere duvar kağıdı, lamine & laminat parke ve halı kategorisinde seçkin markaları bünyesinde bulunduran HannaHome, duvar kağıdı sektöründe 45 yıllık bir geçmişe sahip İtalyan markası Sirpi markasının ürünlerini dekorasyon dünyası ile buluşturuyor.

Illusion ile banyolarda dinamik atmosfer

Kale, sonsuzluk hissi uyandıran serisi Illusion ile banyolarda dinamik bir atmosfer yaratıyor. Serinin üç boyutlu yüzeylerindeki ışık ve gölge oyunları, tıpkı bir illüzyon gibi her bakışta farklı güzellikleri gözler önüne seriyor. Banyo ürünleri sektörünün deneyimli markası Kale’nin, sonsuzluk hissi uyandıran desenleri ve uyumlu mobilyaları ile banyolarda bütünsel çözümler sunan Illusion serisi, siyah ve beyaz renklerin yarattığı dinamizmi banyolara taşıyor. Değiştirilebilen mobilya kapaklarıyla farklı konseptler yaratma seçeneği sunan Illusion serisi, kullanıcılara, banyoların ambiyansını değiştirme özgürlüğü sağlıyor.

Arçelik Kombi İle Hem Isının Hem Tasarruf Edin

Arçelik, birbirinden üstün özellikli kombi ürünlerini tüketicilerin beğenisine sunuyor. Isınırken tasarruf da sağlayan Arçelik kombiler çok özel seçenek ve avantajlarla tüketicileri bekliyor.  4 yıldız enerji verimliliği sınıfında bulunan Arçelik DGK Y 20 PRMX LCD kombi LCD kontrol paneliyle son derece kolay kullanım imkanı sunuyor. Kısmi yük ve 40-30 test koşullarında yüzde 109 verimli olan Arçelik kombi Hava-Gaz ön karışımı ile tüm çalışma aralıklarında yüksek verim sağlıyor. 10 °C sıcak su hassasiyeti bulunan ürün paslanmaz çelik brülör grubunda yer alıyor. 3 yıldız enerji verimliliği sunan Arçelik DGK 20 EK LCD kombi ise kompakt tasarımı sayesinde az yer kaplamasıyla dikkat çekiyor. LCD kontrol paneliyle kolay kullanım imkanı sunan Arçelik kombi arıza durumunda survivor özelliği sayesinde yetkili servis müdahalesine kadar kullanım suyunu ısıtmaya devam ediyor. Geniş modülasyon aralığı ile yüksek verim ve yakıt tasarrufu sağlayan ürün, kontrol paneline taşınmış olan su basınç göstergesi ile de kullanım kolaylığı sunuyor.

Yeni Yıla Güzel Bir Başlangıç Yapmak İçin Özel Fırsatlar Beko’dan 

Sevdikleriniz, Beko otomatik çay makinesinde hazırlanan çaylarla bir yandan sıcak çaylarını yudumlarken bir yandan da üstün teknoloji ile tasarlanmış full HD LED TV’de sevdikleri programı izleme şansına sahip olacaklar. Dünya markası Beko’da, sevdiklerine ömürleri boyunca kullanacakları hediyeler armağan etmek isteyenleri özel hediye seçenekleri bekliyor. Ayrıca Aralık ayı boyunca Beko mağazalarından 2 bin TL üzerinde alışveriş yapanlara Grundig tablet hediye ediliyor. Sevdikleriniz alacağınız Beko B55 LS 9378 ile televizyona her baktığında sizi hatırlayacak. Ürün, metalik yüzey ve çerçevesiz tasarımı ile evlerin şıklığını tamamlıyor. Full HD ekran çözünürlüğü olan ürün, yayınları 3D olarak izleme olanağı sunuyor.

Karaca Home’un En Yenisi “Banyo Aksesuarları”

Karaca Home Banyo Aksesuarları, havlu setleri ile aynı desen tasarımları ile dikkat çekiyor. Kışın puslu havasından uzak, banyolarınızı renklendirecek güzellikte tasarımları ile evin en karanlık bölümü aydınlığa kavuşacak.

Karaca Home banyo aksesuarları ile artık banyolarınız daha dekoratif ve kullanışlı olacak. İlk kez 19-22 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek olan Züchex 2013 fuarında görücüye çıkacak olan Banyo Aksesuarları, sıvı sabunluk, sabunluk, diş fırçalık ve pamukluktan oluşuyor. Düz renkli ve havlularla aynı desenlerde olan farklı seçeneklerde sunulan aksesuarları, yine seçtiğiniz ürüne uygun renkli kalıp sabunlarla kombinleyebilirsiniz.

Enza ile yeni bir hayata.

Yataş Grup’un mobilya, yatak ve ev tekstili konsept mağazası Enza Home için hazırlanan lansman filminde, “Yeni bir mobilya sadece evinizi mi değiştirir?” sorusuna cevap aranıyor. Enza ile evde yaşanan zamanın bambaşka bir keyfe dönüşeceği vurgulanırken, yeni bir hayatın kapıları aralanıyor. Çekimleri 2 gün süren filmin yönetmen koltuğunda Selim Demirdelen oturuyor.

İSVİÇRE’Lİ VICTORINOX’DAN HAYATA DAİR KÜÇÜK YARDIMCILAR

Victorinox yaşam aksesuarları, hayatın her alanında. Ofiste, evde, okulda, mutfakta, kampta, sporda, tatilde, bahçede, güzellik salonunda… İsviçre’li Victorinox, hayatın her alanında elimizin altında, işimizi kolaylaştırırken; fonksiyonel, şık ve dayanıklı yapısı ile de bir daha vazgeçemediğimiz en büyük yardımcımız olarak hayatımızda kendine yer açıyor. Şık makyaj çantaları ile kozmetik malzemelerinizi güvenle korurken, dikişi seti ile acil durumlarınızda imdadınıza yetişiyor. Dikiş makasları, manikür pensleri, kalemler, kredi kartı boyutunda fonksiyonel kadın çakıları ile ufak ama pratik yardımcılar olarak hayatınızda başrol oynuyor. Dayanıklı, fonksiyonel, şık ve kaliteli yapısı ile Victorinox ürünlerinden biri mutlaka sizin için. Deneyin vazgeçemediğinizi göreceksiniz. 1884 yılında İsviçre Alp’lerinin eteklerindeki Ibach kasabasında, İsviçre Ordusu için kullanışlı ve sağlam bıçak üretmek üzere yola çıkan Victorinox; bugün dünyanın en bilinen markalarından biri olarak yüzyılı aşan geçmişiyle dikkat çekiyor. 128 yıl önce başlayan ve sonra teknoloji ile gelenekseli birleştirerek devam eden bu macera; günümüzde, hayatımızı kolaylaştıran pek çok ürün ile karşımıza çıkıyor.

dfot

 

POW – ‘THE HERO IN YOU’

Hazır ‘hediye’ yani Aralık ayı gelmişken sizi Caddebostan’da yeni açılan bir mekana götürmek istedim bu sayımızda. Hepimizin ortak telaşı değil midir, yılbaşına girmeden doğru hediyeyi bulmak! O,son güne kadar arama-bulma çabaları bitmek bilmez bir türlü. Bende hem bu tatlı telaşınıza ortak olmak hem de çorbanızda bir  tuzum olsun istedim…

Mekanın sahipleri ,‘Çizgi roman kahramanlarını kim sevmez ki?’diye düşünmüş olacaklar ki ,7′den 70′e herkesin ortak buluşma noktasını  yaratmayı başarmışlar bana kalırsa .

Hediye almak için en keyifli yerlerden birisi diyebilirim ama başkasına hediye seçerken kendinize de almadan çıkamıyorsunuz, demedi demeyin!

Buraya gelmek için Süper Kahraman hobinizin olmasına gerek yok,içeri adım attığınızda zaten mekanın enerjisi ve karakterlerin gerçekliği sizi fazlasıyla büyüleyecektir.Çocukluğunuza geri dönmek ve zamanda kısa bir yolculuk yapmak için burayı şiddetler tavsiye ediyorum.

Caddebostan Kültür  Merkezi’nin hemen karşısında yer olan bu mekan hem en sevdiğiniz kahramanlardan birini  hatıra  olarak alıp çıkabileceğiniz hem de en son yayınlanan  çizgi romanlarını bulabileceğiniz bir yer burası. Aynı zamanda çok iyi düşünülmüş bir konsept cafesi de bulunuyor,sıcak bir Latte eşliğinde ‘joker’ veya ‘Batman’ gibi kahramanların da CupCake’lerini tadabileceğiniz bir mekan  POW !

Size,POW ın sloganı  olan ‘THE HERO IN YOU’ diye seslenerek sözü fotoğraflara bırakıyorum…

Meral Uyanık

dfot

 

PENNY BLOOMS&BEANS

Çiçeklerle dolu bir tasarım hikayesi…

Motto Tasarım bu ay çiçeklerle dolu,kahve kokulu,yaratıcı fikirlerin yeni adresi  Penny Blooms&Beans’e konuk oldu. Penny’nin sahibi Ayça Paksoy ile çok keyifli bir sohbet gerçekleştirdik ve Ayça Hanım ile beraber,Bast Home okuyucularına özel bir tasarım hazırladık.

Penny Blooms&Beans herhangi bir günde hemen hemen hepimize keyif veren çiçekleri; canlı form ve renkleriyle, kahveyi; çekici ve davetkar aromasıyla sunuyor. Penny’de sizi şiirsel çiçekler ve kahve keyfiyle hayata dokunduğunuzu hissedeceğiniz bir atmosfer karşılıyor…

 

‘’Penny’de çiçeklerin de bir ruhu yansıtması gerektiği inancıyla canlı form ve renklerin öne çıktığı her tasarımın bir diğerinden farklılaştığı aranjmanlar hazırlamaya özen gösteriyoruz. Bunu başarmak için her mevsimin kendi renk ve dokularını yansıtan çiçekleri bilinçli olarak yaratılmış düzensizlik temasıyla birleştiriyor, farklı mekan ve zevklere uygun şekilde sunuyoruz.’’ Ayça Paksoy Sözen.

 

 

 

 

 

  • Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Yurt dışında ve Türkiye’de lisans ve yuksek lisans eğitimi aldım. Türkiye’nin önde gelen ve sektörlerinde bölgesel lider olan grup şirketlerinde 10 yıl sureyle Stratejik Planlama ve Başkanlık Ofisi Diş İlişkiler görevlerini yürüttüm. Bu görevlerim sırasında kendimden bir şeyler katarak hayata geçirdiğim işlerin beni ne kadar mutlu ettiğini ve dolayısıyla da basarili olduğumu tecrübe etme şansım oldu.

Çiçek tasarlamak ise kendi düğün hazırlıklarımız sırasında tanıştığım bir kavramdı. Bunu ne kadar büyük bir keyifle hatta tutkuyla yaptığımı fark ettim ve bu farkındalığı hayata geçirmek için çiçek tasarımını profesyonel olarak yapmaya karar verdim. ‘Flower School New York’ta profesyonel çiçek tasarımı okudum. Ve sonrasında konsept bir çiçek evi olarak Penny’yi İstanbul’da açtım.

 

 

  • Günümüzde bu tür konsept mağazalar ufak ufak çoğalmaya başladı ancak hem atölye hem de kafe hizmeti verme özelliğine sahip olması elbette sizi diğer butik çiçek mağazalarından ayırıyor…Bu konsept fikri nasıl bir araya geldi,hikayesini bizle paylaşır mısınız?

 

Çiçek tasarım evlerinde yaşadığım tecrübeye baktığımda özellikle yurt dışında bu ortamlarda uzun zaman kalıp etrafı incelerken, tasarımı yapanları izlemeyi ne kadar sevdiğimi fark ettim ve bunu yaparken benim için bir başka keyif olan kahvenin bu gecen zamana iyi bir partner olabileceğine karar verdim. Ve Penny Atölye’de bu iki kavramı bir araya getirdim. Bu konsepti periyodik çıkan dergiler/magazinler, çiçek tasarımı üzerine kitaplardan oluşturduğumuz ufak kütüphanemizle birleştirdik. Kahve ile güne başlamak üniversite eğitimim sırasında yerleşen bir keyifti. Buna hiçbir zaman ara vermedim…

Seyahatte bile olsam günün ilk kahvesi benim için hep çok önemli oldu. Bu keyfi bir rituele dönüştürdüm geçen zamanda. Sonra Flower School NY’ta aldigim eğitim sırasında Counter Culture’in coffee Cupping kurslarına katildim. ‘espresso bar’ konseptini çiçek atölyesi ile birlikte tasarladım. O dönemde okuduğum bir kitap 18. yüzyılda oluşan kahve evleri konsepti hakkında detaylı bilgi içeriyordu. ‘Penny’ ismiyle ve kavramıyla o kitapta tanıştım. İkinci bir isim düşünmedim. Böylece 2012 yılında ‘Penny’ markası doğmuş oldu.

 

 

  • Etrafım bu kadar güzel,rengarenk ve farklı çiçeklerle çevriliyken merak ediyorum,nerelerden getirtiyorsunuz bu özel çiçekleri?

 

Penny’ye tüm kesme çiçekleri Hollanda, Venezuella, Ecuador ve Türkiye’nin farklı yerlerinden seçilerek geliyor ve müşterilerin nasıl bir aranjman istediği belirlendikten sonra yine içlerinde Türkiye’nin de bulunduğu çok farklı ülke pazarlarından sıra dışı vazolarla eşleştirilerek hazırlanıyor.

 

 

 

  • Tasarımlarınızı yaparken müşterilerle nasıl bir yol izliyorsunuz?

 

Tasarımların müşterinin tercih ve tarzını yansıtması gerektiği bilinciyle yola çıkan Penny’de aranje edilen tüm tasarımlar hem müşteriyi dinleyerek yaratılabiliyor hem de daha önce tasarlanmış aranjmanlar arasından secim yapılabiliyor.

 

 

 

  • Peki,bizlere çiçek tasarımında birkaç ip ucu verecek olursanız…

 

Çiçeklerin uzun omurlu olması, tazeliğini koruyabilmesi için alındıkları noktadan atölyeye gelene kadar ki bakımları ve bize ulaştıktan sonraki kesim ve bakim teknikleri kritik önem taşıyor. Çiçekler için kullanılan su ve vitaminden çiçeklerin muhafaza edildikleri serinlik derecesine kadar tüm süreçler çiçeğin ömründe ve dolayısıyla tazelik ve güzelliğinde büyük önem taşıyor. Tasarım açısından ise gideceği mekan veya ortamdaki prezansı önemli. Tasarımların sadece belli bir tarzı yansıtması değil, göndericisinin veya alıcısının tarzını ve tercihlerini yansıtması da çok büyük hassasiyetle yönettiğimiz bir konu.Gönderilen çiçek tasarımı gittiği adresin bir parçası olmalı. Bazen tek başına öne çıkarken, bazen de ortamdaki dengeyi yakalayabilmesi önemli. Bunu başarabilmenin en kritik noktası müşterilerimizi dinlemek. Biz Penny’de tasarımda kullanılan çiçeklerimizi bu bilinçle seçiyor ve aranje ediyoruz.

 

 

  • Sizce Türkiye’de çiçek pazarı  geçtiğimiz yıllara nazaran günümüzde nasıl bir yerde ?

 

1950‘lerde global çiçek pazarının büyüklüğü 3 milyar ABD dolarından 1990‘larda yılda %6-7 büyüme oranlarıyla bugün 100 milyar ABD dolarının üzerine çıktı. Ekonomik daralmalarla hızı kesilse de bu dönemleri takip eden süreçlerde kendi hızını yakalayan kesme çiçek sektöründeki büyüme potansiyeli yuksek. Özellikle büyük şehirlerde kesme çiçek sektörünün son birkaç yıldır hızla geliştiğini görebiliyoruz. Bu global gelişim hem sektöre olan ilgiyi, hem de çiçek tasarımındaki çeşitliliği besliyor. Benzer istatistikler Türkiye için derlenen doneler değiller ancak Türkiye’de bu gelişim ve süreçlerin yansımalarını yaşıyor ve yaşatıyor.

Benim kişisel gözlemlerim ise şöyle; çiçek almak bizim kültürümüzde özel bir sebep gerektiriyor. Oysaki bir parçası olduğumuz Avrupa kültüründe çiçek günlük hayatin içinde var. İşinden çıkıp evine giderken insanlar yollarını değiştirip evlerine çiçek alıyorlar. Kollarında veya çantalarında çiçek buketleriyle yolda yürüyen birçok kişi dikkatimi çekiyor. Veya birçok evin ve ofisin düzenli çiçek siparişleri var. Bizim için bu düzen eğer ailelerimizden gelmişse devam ediyor yaşatılıyor, ama gelmemişse çoğu zaman ihtiyacını duymuyoruz bile. Benim dileğim çiçeklere günlük hayatımızda özel günler haricinde de yer açmak. Bazen bunu Penny gibi profesyonel çiçek evlerinden almak, bazen atölye çalışmalarıyla tasarlamayı öğrenmek, bazen de adetle, demetle tasarlanmadan alarak yaşadığımız ortamlara veya hayatlarımızdaki insanlara götürmek, göndermek.

Penny Blooms&Beans de bu üç yaklaşımı ayrı ayrı çalıştık, farklı zevk ve tarzlara hitap edebilecek tasarımlar yarattık ve bunları çeşitlendirdik. Elde gidecek ufak bir buket çiçek veya toplantı odasına hayat verecek büyük ve yuksek bir tasarım ya da çalışma masanızda alışılmamış bir vazoya tasarlanmış bir çiçek Penny’de her zaman bulabilirsiniz.

 

  • Workshoplar hakkında bilgi alabilir miyiz? Ne zamanda bir gerçekleşiyor ve elbette  ne kadar sürüyor?

 

Penny’de müşterilerimiz/misafirlerimiz tek veya grup olarak beğendikleri aranjmanları yapmayı öğrenmek için her ay farklı bir çiçekle ve o aya ait yılbaşı, sevgililer günü, anneler günü gibi bir tema varsa o temaya ağırlık verecek şekilde düzenlenen atölye çalışmalarına katılabiliyorlar. Bunun yanında kendi merak ettikleri konu ve temaları çalışabilecekleri özel dersler de talep edebiliyorlar. Bu çalışmalar genellikle 2 saate yakin sürüyor ve sonucunda her workshop katılımcısı ismine düzenlenmiş bir sertifika almaya hak kazanıyor.

 

  • Hazır yeni yıla sayılı günler kalmışken ,nasıl bir tasarım hazırlardınız bizim için?Hangi çiçekleri seçer,hangi detayları ön plana çıkarırdınız?

 

Yılbaşı için bir yemek masası düzenlerdik ve hoş geldiniz mesajını konuklarınıza daha kapınızdan girmeden verebileceğiniz bir çelenk tasarlardık.Hatta gelin beraber hazırlayalım…

Farklı büyüklükte cam vazolara yerleştirilmiş şekilde masa çiçeklerinde; suya taneleri atılmış olarak ve vazoda dal olarak rose hip, kırmızı/bordo renkli ranunculus ve dianthus yer alıyor.

Kapı çelenginde kurutulmuş ince dallardan bir araya getirilen çelenk üzerine ufak sarı kabaklar, kurutulmuş lotus flower, juniper berries, puple jalapeno pepper, kurutulmuş yabani çeriler, pamuk, kurutulmuş nelumbo, kurutulmuş equisetum, berberis aquifolium ve başaklar yer alıyor.

 

  • Kis donemindeki projelerinizden bahseder misiniz?

 

Kasım ayında New York’ta Lewis Miller ile birlikte LMD NY(Lewis Miller Design) projelerinde yer aldım. 10 günlük yoğun bir seyahat programında öncelikle Brooklyn Museum’da ….. kişilik bir Bat Mitzvah düzenledik. Ardindan St. Regis’ta xyz kisilik ve The Pierre NY’ta …..  kişilik 2 ayri düğün olmak üzere toplam 3 organizasyon aranje ettik. Aralık ayında özel bir firmanın düzenlediği Four Seasons Bosphorus’ta bir yılbaşı fuarına katılıyoruz. Penny Atölye’de de olduğu gibi Penny ve Bizcotti markaları olarak birlikte yılbaşı tasarımlarımızı, kapı çelenklerimizi, ağaç ve sofra düzenlemelerimizi ve yılbaşı hediye alternatiflerimizi paylaşacağımız bu fuarda tercih eden müşterilerimiz tek veya toplu olarak yılbaşı siparişlerini verebilir ve istenilen günde istenilen adreslere teslimlerini talep edebilirler.

Ocak-Şubat 2014’te ise yine Flower School NY ve LMD NY ile büyük çaplı organizasyonlar için yeni iş birlikleri planladık. Bu organizasyonların en heyecanlı kısmı bazen yarattığınız ortamlarda kış ayında bir bahar havası estirebiliyorsunuz, bazen şehrin ortasında tropik bir kumsal yaratabiliyorsunuz, bazen en ciddi ve sessiz müze ortamlarında en eğlenceli çocuk oyunlarıyla düzenlenmiş atmosferler yaratabiliyorsunuz… Kısacası masalsı projeleri hayata geçirebiliyorsunuz. Olanaklar ve tarzlardaki farklar sebebiyle uzaklıkları göze alıp gelen bu tur işbirliği tekliflerini mümkün olduğu kadar değerlendirmeye çalışıyorum. İlhamınızı ve dolayısıyla hayal gücünüzü canlı tuttuğunuz kadar yaratabilirsiniz… Ben de bunu Penny’de birlikte çalıştığım tüm ekibimiz için on planda tutacak fırsatları yaratmaya özen gösteriyorum.

 

  • Ve son olarak ‘motto’nuz…

...doğanın güzelliğini vurgular…

Penny doğa sayesinde var olduğunun bilincinde, doğaya saygı duyan ve bu saygıdan ödün vermeyecek bir marka olarak kuruldu. Tasarımlarımızın doğanın mevcut güzelliğini ancak vurgulayabilecek nitelikte olduğunun farkındayız…

 

Meral Uyanık

dfot

 

ETHEM ONUR BİLGİÇ

 

İLLÜSTRATÖR / GRAFİKER

 

1986 yılında İnebolu’da doğdu. Lise öğrenimini Ereğli-Konya Anadolu Lisesi’nde tamamladı. 2007 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Grafik Tasarım bölümüne girdi.

NTV Tarih, GQ Türkiye, Notos, Sabitfikir, Bant mag, Skylife, Zero İstanbul gibi dergilere kapak ve yazı illüstrasyonları, Radikal Gazetesi için birçok çizim yaptı. Bir dönem İthaki Yayınları’nda sanat yönetmeni olarak çalıştı. Yayınevleri için kitap kapağı ve kitap içi çizimleri ürettti. Türkiye’nin önde gelen birçok reklam ajansıyla çalıştı. Çeşitli festivaller, filmler, tiyatro oyunları ve etkinlikler için afiş, hareketli grafik ve illüstrasyon çalışmaları yaptı.

Yurtiçi ve yurtdışı olmak üzere çok sayıda karma sergiye katılan sanatçı, Kadıköy-Moda’da bulunan atölyesinde çalışmalarına devam etmekte.

 

  • Takip ettiğiniz siteler?

behance.net, vimeo.com, motionographer.com, geektyrant.com, designspiration.net, bantmag.com

  • Çalışırken olmazsa olmazınız?

Kahve

  • En sevdiğiniz dönem veya akım?

Grapus

  • Favori mekanınız?

Evim

  • Ofisinizde asla neye rastlamayız?

Kitty

  • Nelerden ilham alırsınız?

Kitap, film, dizi ve sokak.

  • Evde olmazsa olmazınız?

Oyuncaklarım

  • Kendinize en çok benzettiğiniz şehir?

İstanbul

  • Tek bir cümle ile kendinizi anlatın desek…

       Karmaşık

  • ‘Motto’nuz…

Yine dene, yine yenil, daha iyi yenil.

 

Meral Uyanık

dfot

 

Gerçeğe dönen bir rüya

“For years I literally dreamed during the night that finally I would have the perfect sound system – without any compromise”

Peter Lyngdorf, Founder, Steinway Lyngdorf

Bu günkü yazıma yazıda bahsedeceğim ses sistemlerini üreten firmanın sahibinin sözleriyle başlamak istedim. Üç aşağı beş yukarı şöyle bir şey çevirisi: “Yıllardır geceleri hayalini kurduğum gerçekten mükemmel ses sistemine kavuştum. Hem de hiçbir şeyden ödün vermeden…”

Kaliteli müzik dinlemekten hoşlanır mısınız? Burada bahsettiğim jazz, rock veya klasik gibi müziğin türü değil; müziği bizim fani kulaklarımıza ileten ekipmanlar…

Her şey silindire kaydedilen seslerle başlamıştı. Sonra “sahibinin sesi” ni tuhaf bir borudan dinleyen komik köpekli gramofonlar geldi. Taş plaklar, lambalı radyolarla müziğin bize ulaştığı yolculuk devam etti. Sonra 33’lük, 45’lik vinly plaklar devrimi geldi. Devamı malum… Kartuşlar, kasetler,cdler ve nihayet MP3ler ve benzeri dijital kodlamalar…

Tabi iş müziği taşıyan materyalleri geliştirmekle bitmedi. Onu kulaklarımızın pasını giderecek kalitede ses dönüştürme yolculuğu başladı. Gramofonun kuyudan gelen sesinden mono sistemlerin yavanlığına;  stereo’nun çağ atlatan kalitesinden önce hi-fi’a sonra hi-end’e giden bir yolculuk…

Son on yıldır ses sistemleri ile uğraşan sektörlerin arasındaki yarış, 5.1, 6.1, 7.1, 8.1 Dolby Digital Surround sistemler ile dinleyicilere -ve izleyicilere- en gerçek ses deneyimini nasıl daha iyi yaşatırız kavgası…

Bu hengame içinde geçen gün tesadüfen nefes kesen bir gelişmeye rastladım. Bloomberg kanalının Avrupa yayınında orta yaşlarda bir adam yeni ürettiği bir hoparlör ve ses sitemleri markasından bahsediyordu. Konu her daim ilgimi çektiği için şöyle bir kulak kabarttım. Önce bildiğimiz markalardan birinin yeni bir ürünü diye dinlemeye başladığım mevzunun içinde Steinway & Sons ismi geçince işler değişti. Evet, o Steinway & Sons… 1853 yılından beri yani tam 160 yıldır dünyanın en iyi piyanolarını üreten firma. Kuyruklu konser piyanolarının fiyatlarının 150.000 Euro’dan başladığı S & S…

Ya da şöyle enteresan bir bilgi vereyim firmanın kalitesine siz karar verin.  Steinway & Sons bir piyano almaya gücünüz varsa fabrikaya şöyle bir sipariş verebiliyorsunuz: Tuş takımındaki beyaz tuşların fildişi kaplama olmasını! Ama merak etmeyin yasadışı bir ticaretle elde edilen fildişleri değil bunlar. Yüzyıl önce her şey serbestken satın alınmış neredeyse antik fildişleri… Bu operasyon size birkaç bin euro ek maliyet demek. Bu rakam da hiç de fena olmayan yepyeni bir piyanonun bedeline eşdeğer…

Gelelim asıl konumuza. Nedir bu yeni ses sistemi ve getirdikleri? Her şeyden önce markanın adı Steinway Lyngdorf. Aklımızı alan model ise LS Concert Speaker… Firmanın sahibi Peter Lyngdorf yazımın açılışında bahsettiğim gerçeğe dönen hayalin sahibi…

Lyngdorf hi-end dünyasının efsane isimlerinden biri. Bu dünyanın en iyi firmalarının eski ve yeni sahiplerinden biri. Snell Acoustics, NAD Electronics ve Gryphon Audio bunlardan bir kaçı. Snell’de iken 1998 yılında dünyanın tamamıyla dijital ilk amfisi “Millenium”u üreten de o.

Özetle iki büyük efsanenin ortaklığından doğan ürünler de kelimenin tam anlamıyla eşsiz… Uzun, karanlık ve çok şık olarak özetlenebilecek ürünlerin  amiral gemisi ise LS Concert Speaker. Ürünün tasarımı Danimarka’da yapılıyor ve teknik aksamı da burada üretiliyor. Ardından o eşsiz tınıyı verecek “gerçek piano black” boyalı ahşap panellerin montajı için Steinway & Sons’un Hamburg, Almanya’daki fabrikalarına gidiyor. Üretim süreci ise tam sekiz hafta!

Sizi burada işin daha teknik ayrıntıları ile sıkmayacağım ama meraklıları www.steinwaylyngdorf.com’a bir göz atsınlar. Gelelim bu bebeklerin dudak uçuklatan fiyatlarına. Her bir hoparlör kulesinin fiyatı 86.000 USD’den başlıyor. Amfi, stereo işlemci ve woofer ilave edilmiş tam bir stereo setup için 228.000 USD’ye kıyacaksınız. Beni bunlar kesmez ben film de izleyeceğim ya da konserin ortasında oturmak istiyorum derseniz 298.700 USD’yi cebinize koymanız lazım. Detaylarda krom, altın ya da siyah saten malzemeleri seçme şansınız da var.

Yanlış hatırlamıyorsam izlediğim programın sonunda Rusya’da verilen bir konserde piyanist bir süre sonra çalmayı bırakıyor ve ses salona LS Concert Speaker’lardan verilmeye başlanıyor. Kimsenin farkı anlamadığını söylemeye gerek var mı?

Son olarak şu videoyu izlemeniz lazım. Nefes kesici bir güzellik değil mi?

http://www.youtube.com/watch?v=NrUpPx_qHVE

YAZAN:

Orhan MERİÇ

 

 

dfot

 

LG’nin yeni amiral gemisi G2Bast Home okurlari için inceleme altinda…

G2 çok yönlü kullanıcılar için tasarlanmış deneyim odaklı dinamik bir akıllı telefondur. Üstün donanımıyla uyum içinde çalışan G2, benzersiz tasarımıyla sizleri kolayca etkiler ve benzersiz, sezgisel ve içeriğe dayalı kullanıcı deneyimi özellikleriyle sizlere eşsiz bir Android deneyimi sunar. İhtiyaçlarınızı mükemmel bir şekilde karşılamak üzere tasarlanmış bu cihazla duyularınızı genişletin, anlayışınızı zenginleştirin ve günlük yaşamınızı geliştirin. G2’nin yenilikçi teknolojisinin ilhamı sizsiniz ve onunla ne kadar fazla etkileşim içine girerseniz deneyiminiz o kadar iyi olacak. Siz konuştuğunuzda, o dinler. Siz dokunduğunuzda, o tepki verir. Siz sorduğunuzda, o cevap verir. Hareketlerinizi hisseder, sesinizi tanır ve hayatınızı kolaylaştıran benzeri görülmemiş organizasyon ve bilgilere erişmenizi sağlar. Aynı zamanda kendi dünyanız üzerindeki kontrolünüzü artıran özelliklerle donatılmış ve bu kadar kesintisiz bir kullanıcı deneyimi sunan bu telefon olmadan nasıl yaşamış olduğunuza şaşıracaksınız. Kendi sezgisel deneyiminizi yaratın.

 

dfot

 

Günümüz insanı, teknolojinin de ilerlemesiyle, yaşam alanlarını daha kolay ısıtabilmekte ve havalandırma sistemlerini günlük yaşam alanlarına kolaylıkla entegre edebilmekte. Bu  gelişmiş ısıtma-havalandırma teknikleri ile donatılmış mekanlar, tüm konforuna karşın, dış dünyadan ve doğadan soyutlanmış, tamamen yapay çevreler olmaya mahkum ne yazık ki, bir yandan da kaçınılmaz olarak. Bitkiler, yapay olarak oluşturulmuş mekanlara doğanın entegre edilmesinin  en kolay ve geçerli yolu bizce. Aynı zamanda mevcut dekorasyonunu tamamlayıp vurgulamakta da önemli bir rol oynarlar. Modern teknolojinin yarattığı çelik yapılar, cam, beton gibi masif yüzeyler arasında yaşayan ve doğadan izler taşıyan bitkiler, yaşam alanlarının doğayla olan bağlantılarında kilit bir rol üstlenir. Mevsimsel değişikliklerden minimum oranda etkilenmeleri, yıl boyunca canlı olmaları ve çeşitli renklerde ve formlarda olmaları, gerek mimari yapıyla, gerekse mekanın sahiplerinin yaşamsal alışkanlıklarına uyumları iç mekan bitki seçiminde öne çıkan unsurlarıdır. Her koşulda çiçek, gövde özellikleri ile mekana hareketlilik ve yaşam enerjisi kazandırır. İç mekanlarda kullanılan bitkilerde  yapılan  küçük bir düzenleme ile bitkinin renk, koku, form veya ölçü özelliklerinden yararlanılarak mekanın daha çekici ve farklı bir atmosfere sahip olması kolaylıkla sağlanır. Cansız malzeme ile yaratılacak bazı ortamların canlı bir obje ile başarılması, doğal peyzajı kapalı mekanlarda yaşatmanın ana hedef noktasını oluşturur şüphesiz. Yapının işlevine bağlı olarak, mekanda vurgulanması istenmeyen objelerin gizlenmesi, keskin hatların yumuşatılması gibi fonksiyonlar nedeniyle bitkiler, iç mekan düzenlenmesinde sıklıkla kullanılması gereken elementlerdir. Bitkiler, gürültüyü filtre etmeleri, akustik kontrolü, tozu tutmaları, parlamayı ve yansımayı önlemeleri ile ışığı kontrol altına almaları ve havayı oksijen üreterek temizlemeleri nedeni ile gayet  işlevsel özelliklere de sahip özel canlı türleridir. Özellikle ev, okul, hastane ve büro gibi mekanlarda kullanılması önerilen bitkiler, estetik katkıları ile birlikte daha ferah  mekanların oluşturulmasına yardımcı olur.   Ortamımızda bulunan bitkilerin onlardan beklenilen işlevleri gerçekleştirebilmeleri için bir takım ön koşulların sağlanmış olması gerekir. Peki nedir bu koşullar, gelin birlikte göz atalım.   * Çok hassas bitkiler özel ilgi gerektireceğinden sadece uzmanların sıkı denetim ve kontrollerinin sağlanabileceği mekanlar dışında pek tercih edilmemelidir. Bitki belli bir ölçüde olumsuz ısı, ışık, su vs. koşullarına dayanıklı olmalıdır.   * Kap ve saksılarda iyi gelişim gösterebilecek kök yapısına sahip olmalıdır.   * Sürekli olarak yeşil kalabilmeli, hem görüntü açısından güzelliğini kaybetmemeli hem de dökülen yapraklar ekstra bir temizlik planlaması gerektirmemelidir.   * İnsana veya hayvana hava yoluyla ve dokunma suretiyle zarar verecek öğeler barındırmamalıdır.   * Orantısız veya aşırı biz hızla büyüyüp şekil değiştirmemelidir. Çiçekli bitkiler güzel görüntü ve hoş kokularıyla insanlar üzerinde mutluluk ve huzur verici bir etki bırakır. Hayatımızın birçok bölümünde yer alarak oldukça önemli anlamlar taşırlar. Çoğu zaman bir çok yoğun duygumuza tercüman olurlar; hasret, özlem, üzüntü, pişmanlık hep onlar aracılığıyla karşı tarafa hissettirmeye çalıştığımız yoğun duygulardır. Ancak bakımları sırf yeşil yapraklı bilgilere oranla daha fazla özen ve bilgi gerektirir. Özel bir hobi değilse sırf iç mekan süslemesi amaçlı kullanım için zorlu tercihlerdir. Hobi ve zevk için çiçek yetiştirmek ise başlı başına bir yaşam biçimidir ve bilinçli bir tercih olarak seçilmelidir.  Günlük yaşantımızın her türlü zorlu koşullarından kısa süreyle de olsa uzaklaşmamızı sağlar; bir anlamda hayattan aldığımız kısa molaları keyiflendirir; terapi görevi görür. Yoğun ve uzun emeklerle yetiştirdiğimiz kişisel eserlerimizin evlerimizi, balkonlarımızı, odalarımızı, cam önlerimizi güzelleştirmesi ise bu işin en keyifli sonucunu oluşturur.  Hangimiz istemeyiz kendi ellerimizle şekil verdiğimiz can verdiğimiz bitkilerin çevremizin takdir ve beğenisini kazanmasını; onlarla gururlanmayı? Kişiler dekorasyonda, bu kadar ilgilerini çeken çiçeklerin desenlerini ve resimlerini de kullanmayı sıklıkla tercih ederler. Feminen tarz olarak kabul edebileceğimiz bir dekorasyon akımında çiçekli motifler özellikle önemli bir yer tutar. Balkon ve teras kullanımlarında  da çiçekli ve çiçeksiz bitkilere yer vermek bireysel tercihlerin de üzerine çıkan bir tür zorunluluktur adeta. Zira doğayla teması sağlayan evlerimizin bu önemli parçaları uygun bitki kullanımlarıyla bir anlam kazanır; gerçek işlevlerini yerine getirirler. Burada da dikkat edilmesi gereken noktalar iç mekan kullanımlarına ek olarak diğer komşular tarafından görülebildikleri ve etkileri onlar tarafından rahatlıkla izlenebileceği için bakımlarında özenli olmak ve çok alan kaplamamaları  için bilinçli boyutlarda seçilmiş olmaları olarak özetlenebilir. Ev dekorasyonunda çiçeklerinizin önemi evlerinize katacağı güzellikten dolayı oldukça büyüktür. Bulundukları ortamlara doğallık ve sadelik katarak insanlar üzerinde psikolojik açıdan rahatlatma gibi faydaları da vardır. Dekorasyonlarınızda sadeliği ve doğallığı amaçlıyor iseniz başlıca kullanmanız gereken tek şey çiçeklerinizdir. EVİMİZİN HAVASINI CANLADIRACAK BİTKİLER Evimde bu bitkilerin birçoğu var. Uzmanlar havayı temizlediklerini söylüyor. Ben de etkilerini gördüğüm için çiçeklerimi çok seviyorum. Bence siz de bir tane edinin ve etkisini görün. Bu arada çiçekler onlarla nasıl ilgilendiğinize bağlı olarak değişikliğe uğrarlar. Canlı olduklarını ve can katacaklarını hep hatırlayalım… Benjamin, Anatoryum, Paça Kılıcı, Yelken Çiçeği

dfot

 

GEOMETRİK ŞEKİLLERİ MİMARİDE YORUMLAYAN SİMETRİ USTASI 

MARIO BOTTA

Mimari görüşünde Le Corbusier ve Louis Kahn gibi 1920’lerin modernizm gurularının etkileri bulunan İtalyan asıllı Philip Jodidio Mario Botta, İsviçre’nin Mendrisio şehrinde 1943 yılında doğmuştur. İsviçre, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, Japonya ve ABD gibi dünyanın birçok ülkesinde projeleri bulunan, ayrıca endüstri tasarımı konusunda da başarılı çalışmalar yapmış olan Botta, geç 20. yüzyıl mimarlığının önemli isimlerindendir. Mario Botta halen Lozan’da bulunan Ecole Polytechnic Federale’nin yanında kuzey ve güney Amerika’daki çeşitli mimarlık okullarında eğitmenlik yapmaktadır.

 

Mimarlık öğrenimine daha 15 yaşındayken, mimarlığı kadar yazdığı yazılar ve araştırmalarla da “Ticino Okulu’nu etkileyen Tita Carloni’nin yanında başlamış ve burada yerel geleneklerin yorumlanarak günümüz mimarlığına aktarılması gerektiğini öğrenmiştir. 1961-1964 arasında Milano Sanat Okulu’nda 1964-1969 arasında da Venedik Üniversitesi Mimarlık Enstitüsü’nde öğrenim gören Bota burada SCARPA’nın öğrencisi olmuş ayrıca LE CORBUSIER ve KAHN’ın da projelerinde çalışmıştır. Botta’nın mimarlığında gerek binanın araziyle olan ilişkisi gerek ışık ve cephe anlayışı konusunda Kahn ve dolaylı olarak da 20. yüzyılın ünlü Alman düşünürü Martin Heidegger’in etkisi görünebilir. Ticino Okula’nu yaratan Carloni, Aurelio Galfetti, Luigi Snozi, Campi, Livio Vacchini, Hurziker gibi mimarlarla birlikte çalışarak oluşturdukları etkileşim ortamı da Botta’nın mimarlığını biçimlendiren başka bir etmen olmuştur. Dönemin ünlü mimarlarının tüm tasarımlarını takip ederek kendine has bir stil yaratmayı başarmıştır. İlk dönemlerde etkisi altında kaldığı mimarların çizgilerini taklit eden Botta var olan çevre ile yapının kuracağı birlikteliğe dikkat ederek kendini soyutlamıştır. Felsefe olarak ‘arazi üzerine inşa etmek değil araziyi inşa etmek’ yorumunu mimarlık hayatı boyunca edinmiştir.

Botta, etkisi ve önemi hala devam eden bir mimar olarak klasiğin en önemli mimari öğesi olan simetrinin yüzyılımızdaki kayda değer tasarımcısı olmakla beraber bir o kadar da içinde bulunduğu yüzyıla has çizgideki en etkili örneklerini vermesini becermiştir.

Botta mimarlığı, varolan bir dengeyi yorumlayıp yeni bir denge yaratmak olarak tanımlamaktadır. Ona göre mimar bir nesneyi değil, bir nesneyle çevre arasındaki ilişkiyi yaratır. Tasarımlarında araziyle ilişkili yapılar şekillendirmeyi amaçlayan Botta için, bu nedenle ‘Arazinin üstünde inşa etmek’ değil, ‘araziyi inşa etmek” söz konusudur. Zengin iç mekanları, ışık ve cephe anlayışıyla da dikkat çeken mimarın sık sık tekrarladığı gibi; ‘yapı bir bütündür, iç mekanın ve üstüne giydirilmiş bir cephenin toplamı değildir’. Yapılarında modernizmin güçlü ve saf geometrisiyle, post-modernizmin gösterişli ifadelerini birleştiren Botta, “Açılı budanmış silindir” formunu ise neredeyse bir imza olarak kullanmaktadır. 1994 yılında tamamlanan San Francisco Museum of Modern Arts/ Modern Sanat Müzesi binasının tuğla giydirilmiş kesintisiz dış kabuğunun tam ortasında bulunan devasa form, tüm binaya gün ışığının girmesini sağlamaktadır.

Botta, aynı silindir formu 2000 yılında Alessi markası için tasarladığı karaflarda da kullanmıştır. Uzun (15x9x29h) ve kısa 815x9x23,5h) alternatifleri bulunan “Tua & Mia” karaflar parlak yüzeyli paslanmaz çelikten üretilmektedir.

Botta’nın mimarisinde; daire, üçgen, dikdörtgen, dörtgen, yamuk ve iç içe geçmiş bulunan birçok geometrik şeklin başarıyla yorumlandığını görmekteyiz. Geleneksel çizgiyi değişik varyasyonlarla günümüze en iyi şekilde yansıtmasındaki sebeplerden bir tanesi, çok fazla pratik yapması, tasarlamaktan yorulmaması ve ikinci sebep olarak ise gençlik dönemlerinde kendisinin yetişmesine katkıda bulunan 20. yüzyıl için en fazla önemli mimarlarının oluşudur. Mario Botta biraz sözdür, biraz anlamdır, biraz fonksiyondur, biraz geçmiştir, biraz gelecektir ve biraz da hiç kimse veya hiç bir şeyin karşısındaki her şey olmaktır.

Diriliş Katedrali (Evry Katedrali)/ Fransa

Gaudi’nin taşlara yaptığını, Botta modern malzemeyle inşa ettiği binanın cephesine aynısını yapar. Bir farkla ki Gaudi taşardan heykel oluştururken Botta modern malzemelerle oluşturulan cepheye geometrik desenler işler ve onu güzelleştirir. Evry Katedrali’nde cephenin uzaktan görünüşü, “bütün yabancılar birbirlerine benzerler” ilkesi gereği farklılığı belirgin olanın ötesine bir yere sürükler. Bununla birlikte aynı malzemenin nispeten küçük parçalar halinde modüler olarak sürekliliği görsel algıda tüketilmeyi epey uzak bir coğrafyaya sürgün etmekle beraber şekillerin bir uyum içinde var olabileceğini olanca gücüyle imler. Botta, Evry Katedrali’nde simetri ile simetri olmayanın biraradalığını birbirine ahenkle bakan tuğlaların oluşturduğu yüzeylerde ince bir nakış edasında yansıtır. Ve dairesel bir formu düşey eksende yürüterek silindirik bir gövde oluşturup bu gövdenin bitişini ise yatay eksene diyagonal bir çizgi ile keserek farklı bir görselliğe adım atar. Bu silindirik bloğun üzerine adeta bir nizamın süreği olmuşçasına doğayı ağaç olarak yeşilin bir temsilcisi edasıyla ekler. Katedralin inşaatı üç yıl sürmüş olup 1995 yılında halka açılmıştır. Binanın ana gövdesi olan silindirik bloğun çapı 29 metre, yüksekliği ise 34 metre olarak ölçülmüştür. Bu binanın yapımında 800.000 adet tuğla kullanılmıştır. Fransa’nın en önemli modern katedrallerinden biridir. Doğayla iyi geçinme peşinde olan bu yapının üzerinde yer alan ağaçların limon ağacı olması görsel etkiyi artıracak önemli unsurlardan biridir.

San Francisco Modern Sanatlar Müzesi/ ABD

San Francisco Modern Sanatlar Müzesi binası kadim olanla modern olanı adeta cem eden bir görünüme sahiptir. Bina bizi görsel etki açısından kadim Mısır’a kadar götürür ve sfenkslerin önüne diker. Adeta yatay eksende yere yayılan bir etkiye sahip olan Güzel Sanatlar Binası, yarışma ile kazanılmış bir projenin ete kemiğe bürünmüş hali olarak ABD’nin ikinci büyük güzel sanatlar müzesi olarak varlığını sürdürmektedir. Tam anlamıyla dikey bir çizgi ekseninde simetri oluşturan binanın ana gövdesindeki yüzeylerin ışık gölge oyunuyla bezeli bir şekilde almaşık bir yapıya sahip olduğunu görürüz. Bununla birlikte ana çekirdekte kalan Botta mimarisine has silindirik gövdenin de kahverengi ve beyaz almaşık görsel etkiye sahip olduğu görülmektedir. Binanın ana cephesini düşey eksende ortadan ikiye bölerseniz en azından dış görünüş açısından iki adet birbirine benzeyen bina bulursunuz. Bu düşey orta çizgi adeta sfenksin yüzünün yer aldığı merkezi alan olarak en dikkat çeken görselliğe sahiptir. Ana gövdede ışık alabilecek herhangi bir pencere veya cam yoktur. Bununla birlikte binanın kademeli olarak katlarının üzerinde bulunan teras diyebileceğimiz çatı katlarından cam fenerlerle tavandan ışık alınır ve aydınlanma bu şekilde sağlanır. Merkezdeki silindirik gövdede ise çelik konstrüksiyon ile elde edilen ızgaranın arasına yerleştirilen camlardan yatay çizgiye diyagonal bir durumda elde edilir. Bina yerinde mevcut olan diğer büyük binaların arasında yer almış olmasına rağmen oldukça yüksek bir görsel etkiye sahiptir. Bina beş katlı bir yapı olup müze olarak kullanılmakla birlikte içinde doğa etkisi oluşturacak ağaçlar da bulunmaktadır.

Watari Modern Sanatlar Müzesi/ Japonya

Bu bina Botta’nın Uzak Doğu ile kurmuş olduğu ilişkide önemli bir ayak olarak belirginleşmektedir. Eski dünyanın en önemli müzelerinden biri olmakla beraber klasik Botta çizgilerini bünyesinde barındırır. Botta bu müze binasında da yine ve düşey eksende ortadan ayrılmış bir simetriyi olanca heybetiyle gözler önüne serer. Binada gri ve beyazdan oluşan bir almaşık göze çarpar. Görsel etkiyi koyulaştıran bu almaşık düşey olarak ikiye bölünmüş bir yüzey olarak birbirini karşılar. Bununla birlikte bölünmüş bu iki parçanın arasından pencerelerle ışık alınır ve bina bu şekilde aydınlatılır. Bahsi geçen bu müze binası 1990 yılında bitirilerek hizmete açılmış olup çocuklar için bir eğitim öğretim binası olarak da işlev görmektedir. Müzenin aynı zamanda genç sanatçılar için bir sergi solonu olduğu da unutulmamalı. Botta bu müze binasının ön cephesi esas alındığında, binanın sol tarafta kalan kısmında binaya uyumlu bir şekilde aynı almaşık düzene sahip bina ana gövdesine bağlı ve yapı bütünlüğü içinde, aynı boyda, aynı özelliklerde bir ek blok tasarlamıştır. Bu bina bulunduğu yer itibarıyla oldukça çarpıcı bir görselliğe sahiptir.

Ransila I.S.A İş Merkezi/ Rugano 

Rugano’daki Ransila I.S.A İş Merkezi (1981-1985) ,Messagno’daki Robbiani Evi (1979-1981), Stabio’daki yuvarlık planlı ev (1980-1982, Casa Rotorda)’de görüldüğü gibi Botta, yapılarında genellikle küp, silindir gibi kapalı geometrik biçimlerin içini oyarak yola çıkmıştır. Bir kutunun içini oyarken yarattığı galeriler, balkonlar, yarı açık teraslar onun sürekli üçüncü boyuttaki oymalarla biçimlenen iç mekanları zenginleştirir. Gene kutuyu oyarken yarattığı yarı açıklık, hem sonradan tasarlanmayan, binanın kendisinden çıkan cepheyi oluşturur, hem de iç mekanda çok önem verdiği doğal ışığın kaynağı olur.

dfot

 

Dünya fuarlarının en iyisi..

 

Her sene Ekim ayında İstanbul’u geride bırakıp, dünyanın en büyük mobilya fuarını ziyaret ederim. Bu yıl da 19/24 Ekim tarihleri arasında, yaprakların kırmızıya dönüştüğü serin sonbahar günlerinde  yeni trendler, tasarımlar ve 2014 yılının dekorasyon yenilikleri arasında, oldukça keyifli altı gün geçirdim. High Point Fuarı, geniş ürün yelpazesi, birbirinden ilginç show ve etkinlikleri, güçlü konferans programı ile dünyanın farklı birçok bölgesinden gelen ticari alıcıların gelecek sezon ürünlerini sipariş verdikleri en önemli buluşma platformu.

Yaklaşık 100 yıldan bu yana hizmet veren The High Point Market, dünyanın en büyük mobilya fuarı olmakla isim yapmıştır. The Southern Furniture Market ismiyle anılan market 1989 da  The International Home Furnishings Market( IHFC ) olarak isim değiştirmiştir. 2000’in üzerindeki katılımcı ile 1 km2 alanda, 180 bina ile ziyaretçilerine hizmet veren bu fuar, Kuzey Karolina’nın High Point şehrinde, bulunduğu alana büyük bir hareketlilik sağlamaktadır. Fuar senede iki defa, Nisan ve Ekim aylarında 6 gün süreyle,  dünyanın dört bir yanından gelen alıcılara yeni dekorasyon trendlerini sunmaktadır. Dekorasyonda kullanacağınız her türlü mobilya ve aksesuar zenginliğini en iyi dünya markalarıyla ve yeni katılan markalarla harmanlayan fuar her yıl büyük ilgi görmeye devam etmektedir.  Bu yıl ki katılımcı sayısı yaklaşık 77000 kişi olmuştur. Duke Universitesi’nin 2013 yılı araştırmasına göre High Point Market, bulunduğu bölge ekonomisine 5.4 bilion dolar kazandırmıştır.

Amerika’da özellikle küçük bölgelerdeki yerleşim alanlarının arasındaki toplu taşımacılık çok olmadığı için, fuar ziyaretçilerinin oldukça büyük olan fuar alanını rahatça dolaşabilmeleri için her türlü imkan ve kolaylık düşünülmüş. 2003 den bu yana Market, ziyaretçilerini ve katılımcılarını ücretsiz shuttle servislerle havaalanlarından ve yaklaşık 100 otelden fuar alanına taşıyarak fuara destek olmaktadır. Fuarın en önemli 2 binası arasında bir otobüs terminali bulunmakta ve ulaşım fuar binası kapılarına kadar sağlanmaktadır. Ayrıca, InterHall Magazine fuarın anahtar dergisi olarak her konuda fikir sahibi olunmasına yardımcı olmakta ve bütün ayrıntıları en ince detayına kadar vermektedir.

Ekim fuarında 12 katlı ve 5 katlı karşılıklı yer alan iki bina içinde, yüzlerce mükemmel tasarlanmış showroom ve stand yeni ürünlerle ziyaretçileri kendilerini keşfetmeye çağırıyordu. Her marka, yarattığı çarpıcı konseptlerle yeni ürünleri alıcılarıyla buluşturmak için zevkle gezilesi alanlar yaratmıştı. Bu senenin son fuarında en çok göze çarpan renk bej ve tonları olmasına rağmen, kımızı, yeşil ve turuncular da özellikle aksesuarlarda yerlerini almışlardı. Her iki binada da neredeyse bütün standlarda yerini alan provence mobilyalar ve tamamlayıcı aksesuarları 2014 yılında da hakimiyetini koruyacak gibi görünüyor. . Hayal gücünü genişleten yeni ufuklar açan çoğu mekanda sergilenen çağdaş ürünlerin yanısıra, bahçe mobilyalarında rattan örgüler, döküm dış mekan mobilyalar, bahçe ısıtıcıları ile Tommy Bahama markası adı altında keyifli mekanlara alternatif sunmaktaydı … Klasik Amerikan mobilyasında tanınmış tüm markalar yine çok başarılı koleksiyonlar hazırlamışlardı. Binanın 3. katında yer alan Global Views ve Artisan’ın standını çok başarılı buldum. Butik parçalar, seramikler, cam aksesuar, heykel ve porselenler bu bölümde yer alan ürünlerdi. Renk patlamasının yanısıra, siyah ve beyaz birlikteliği bütün asaletiyle farklı standlarda karşıma çıktı. Seçilmiş stiller için tasarlanmış kumaşlar yenilikçi fikirlerin izlerini taşıyordu. Desenler ve renk kombinasyonları ile yaratılan eklektik stil, istisnasız tüm markaların koleksiyonları bir köşesinde yer almıştı.

 

Öne çıkan trendler:

 

Canlı, kontrast ve uyumsuz renkler birarada.

Pudra tonları, simli kumaşlar özellikle oturma guruplarında, metal ayaklı sehpalarla

Renk skalasında yeşil, mavi, pembe ve kırmızı, bejlerin yanında yer alıyor

Yeni tasarımlarda feminen, yuvarlak hatlar

Barok stili süslemeler

Geometrik desenler

Eklektik stil düzenlenmiş showromlar

Swarowski taşlarla süslü makreme aydınlatmalar

 

Önümüzdeki sene 05/10 Nisan 2014 tarihleri arasında düzenlenecek olan High Point Fuar’ına katılmak için yerini şimdiden ayırtın, mobilya dünyasının sihirli küresi içinde yer alın…

 

www.highpointmarket.org

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

dfot

Göl Evi

Geleneksel, modern ve göle nazır…

Tüm bu sözcükler Kuzey California’daki evin tarzını anlatıyor…

Ev sahipleri 2013 yılının Ağustos ayında taşınmışlar buraya. Bu evi tercih etmelerinin başlıca sebebi, evin Neusen nehrinin bir parçası olan Wellington gölünün kenarında yer alması ve bir court içinde yer alması olmuş.  Emlak işi yapan ve Ballo Reality’nin sahipleri olan çift evlerini tasarlarken, yaşam biçimleri hakkında net kararlar almışlar. Başlangıçta pratik ve işlevsel olduğu kadar sade bir mekan yaratılma fikrinden yola çıkılmış. Tüm dekorasyon süreci ise 9 hafta gibi kısa bir zaman diliminde tamamlanmış. Giriş kapısının önceleri küçük olan basamaklı bölümü, genişletilmiş ve üzeri çatı ile örtülerek giriş vurgulanmış. Ön giriş, rustik görünümlü bir kapı ile yenilenmiş ve veranda zemini taş ile kaplanmış. Kapıdan içeri girdiğinizde üst kata çıkan merdiven ve iki kat yüksekliğindeki galeri sizi karşılıyor. Merdiven basamakları da parke ile aynı renkte devam ederek, zemin renk bütünlüğü koruyor.

Evin üst katını sadece yatak bölümüne ayıran çift, giriş katını ise ortak bir yaşam alanı olarak düzenlemiş. Böylece aile bireylerinin istedikleri zaman ayrı ayrı, istediklerindeyse rahatça bir arada vakit geçirecekleri çok alternatifli geniş ve konforlu bir yaşam alanı oluşmuş.

Salon ve mutfağı ayıran tüm ara duvarlar yıkılmış, açık plan bir giriş katı tasarlanmış.  Renovasyon öncesi salonun göle bakan duvarı üzerinde yer alan şömine, manzarayı kesmeyecek şekilde manzaraya sırtını dönmüş. Şöminenin taşı, Best Tile firması tarafından Türkiye’den ithal edilmiş ve Bursa beji taş gelenekselin aksine düşey olarak döşenmiş. Tv, şömine üzerinde değerlendirilmiş. Binanın göle bakan dış duvarları yıkılarak, mekan genişletilmiş ve boydan boya cam doğramalarla gölle iç içe yaşam alanı yaratılmış. Evin dış kapısından içeri adım attığınız andan itibaren göl ve bahçenin bitki örtüsü adeta evin içinde yer alıyor. Antre, yaşam alanı, yemek bölümü, mutfak ve çalışma odası gölün bir parçası haline gelmiş. Giriş katta mekanlar arasındaki tek kapı, çalışma odasıyla salonu ayıran kapılar. Üç kişilik ailenin duvarlar olmaksızın, her mekandan birbirlerini görebilmeleri bilinçlice tasarlanmış.  250 metrekarelik evin yerden tavana kadar uzanan pencerelerinden süzülen günışığı, evde saat başı değişen bir renk skalası yaratıyor.  Evde sadeliği ve manzarayı vurgulayan en önemli özellik pencerelerde perde kullanılmamış olması. Geleneksel Amerikan evinin kendi mimarisinden gelen estetiği, Türkiye’den gelen aksesuarlar ile kombine edilmiş. Thomasville markalı salon mobilyaları, el dokuması Türk halısı ile renklenmiş. Duvardaki tablolar, özellikle bisikletli olan ev sahiplerine yaşadıkları her evde arkadaşlık etmiş.  Pier One’dan alınan metalden yapılmış üç parça heykelimsi tablolar çok şık.

Zemine uygulanan strand Bamboo koyu renk parke, mekanın beyaz duvarları ile sıcak bir harmoni yaratmış. Salon ile paralel çizgide tasarlanan yemek bölümünde olabildiğince az aksesuar kullanılarak aydınlatmalar ön plana çıkarılmış. Yemek bölümünde ise Türk motifleri duvara asılı pano ile vurgulanmış.

Evde en çok vakit geçirilen yerlerden biri çalışma odası. Real Estate işiyle uğraşan ev sahiplerinin dekorasyon deneyimi, müşterilerinden gelen renovasyon talepleri sebebiyle pek çok eve de imza atmış olmalarından geliyor.

Mutfak, Stone City Design Center tarafından tümüyle açık renkte yenilenmiş. Duvarda, doğu formları taşıyan cam seramikler kullanılmış. Mutfak tezgahı ise granit. Ev sahibesi yemek pişirmeyi çok seviyor. Onun için, ev yaşamından zevk almanın bir parçası da bu.  Bu sebeple profesyonel kategoride gazla çalışan Kenmoor marka fırın tercih etmiş. Buzdolabı yine Kenmoor. Paslanmaz çelik mutfak cihazları, lake dolaplara inat parıldıyor. Aile, mutfağın ortasında yer alan adada vakitlerinin çoğunu geçiriyorlar. Burası adeta bir buluşma noktası.Başkası olsa buraya bir masa ve dört sandalye yerleştirirdi. Oysa ev sahibesi çok daha rahat ve işlevsel bir mutfak istemiş.

Mutfaktan, verandaya açılan kapı, sizi her daim manzaraya çağırıyor. Üzeri çatı ile kapalı olan ahşap veranda, serin günlerde de davetkar gözüküyor. Evin şanslı kedisi Pati unutulmamış ve onun için verandaya açılan özel bir kedi kapısı yapılmış.