Kışın Evinizde Gibi Hissedeceğiniz Mekan Önerileri

Kışın Evinizde Gibi Hissedeceğiniz Mekan Önerileri

MUM’S CAFE

Karaköy’ün her gün değişen ve yenilenen yüzünün bir parçası olmayı başarmış Mum’s Cafe. Fransız Geçidi’nin girişinde bulunan mekan önünde duran küçük masa ve sandalyeleri, dingin atmosferi ve harika kokularıyla ismi gibi ‘anne’nizin evinde hissettirmeyi başarıyor. El yapımı birbirinden özel tatlı seçenekleri ile ortamın sıcaklığı birleşince muhteşem bir karışım ortaya çıkıyor.Turistlerin ağırlıklı uğrak noktası olan Mum’s cafe yi keşfetmek için bahane çok anlayacağınız.

Pas Coffee :

Tam bir büyük anne evi sıcaklığını yaşatan harika kahveleri ile meşhur Pas Coffee House. Dinlendirici, tazeleyici, keyif verici küçük bir kaçamak  noktası olmuş. Taş duvarları, beyaz fayans kaplamaları ve sıcak atmosferi sayesinde en bilinen buluşma noktalarından biri olmayı başarmış. Bir köşesinde  kadife berjeri, yanındaki  minicik sobası ve pencere kenarındaki kavanozun içindeki unutulmayan kestaneler sayesinde ayrılmak istemeyeceğiniz bir mekan Pas Coffee House.

Ops Cafe :

Ops Cafe artık Karaköy’ün en bilinen kafesi olma özelliğini taşıyor. Yapım aşamasında önce alçı plakalarla kapatılan tuğla duvarlar gün yüzüne çıkarılmış ve etraf bu tarihi örgüye yakışır diğer dokularla, objelerle donatılmış. Endüstriyel duvarları sıcak renklerle, rustik ahşabı metalle barıştıran ahengin mimarı ise Arketipo Design’ın kurucusu Esin Sözer Kalender. Kahvaltı servisi tüm gün sürüyor ancak çay saatine eşlik eden kekler, börekler ve poğaçalar ile bir akşamüstü keyfi de başka oluyor. Karaköy’ün yerlisi Ops Cafe sizi günün her saati sıcacık atmosferi ile karşılamaya hazır…

Kuzguncuk Balıkçısı :

Kuzguncuk her mevsimde güzeldir ancak kışın sıcacık kafe’leri, tasarım atölyeleri ve samimi esnafıyla bir başka keyifli olur. Kuzguncuk balıkçısı da tam da kendine has sıcacık bir mekan. İç açıcı dekoru ve rahatlığı ile kendinizi bir balık restaurantında değil de sanki en yakın arkadaşınızın evine gelmişsiniz hissiyatı uyandırıyor. Ahşap zemini,kırmız sandalyeleri ve Marmara mermeri masaları sıra dışı bir balıkçı konsepti yaratılmış. İnsanı rahatlatan sıcacık bir atmosfere sahip Kuzguncuk Balıkçısı. Bu soğuk günlerde çıtır çıtır yanan şöminenin yanında bir de leziz tatlar eklenince Kuzguncuk Balıkçısına uğramamak elde olmuyor…

Pappa Cafe :

Kendinizi bir İtalyan evinde hissedeceğiniz sıcacık bir mekan Pappa Cafe. Pappa’ya girdiğinizde ahşap bir barın arkasında kafenin sahibi Gaye Adaköy tüm samimiyeti ile karşılıyor sizi. Mekanın keyifli asma katına  takılıyor gözünüz. Hiç beklemeden yukarı çıkıp kendinizi kadife koltuklardan birine bırakmak istiyorsunuz. Keyifli müzikleri ve kitap seçenekleri ile saatlerce yalnız başınıza asla sıkılmayacağınız bir yer Pappa. Ama sadece rahatlığı için değil Gaye hanımın el yapımı kişleri, kekleri ve harika sandviçleri için bile keşfetmeye değer burası. Moda’ya yolunuz düşerse uğramadan geçmeyin deriz…

Cha’ya Galata :

Japoncada Çay evi anlamına gelen Cha’ya Galata’nın en sevilen mekanları arasında. Cha’ya Galata tam ev sıcaklığında ve sade. Ahşap masalar ve etraftaki objeler vintage detaylarla tamamlanmış. Bir de güzel havalarda kendi balkonunuzda oturuyor havasını yakalayabileceğiniz ufacık bir balkonu bile var. Sahibi Sezen hanımın da muhabbeti ile kendinizi burada yabancı hissetmenizin imkanı yok. Son derece ilgili ve güler yüzlü çalışanları ile buraya sadece çay içmeye değil harika balkabaklı cheesecake tatmak için gelen müşteriler bile var. Evyapımı kurabiyeler ve harika tatlıları iler kışın soğuğunda sıcacık bir durak Cha’ya Galata…

Muhit :

Eskiden Karaköy’ün resmi çay ocağı olan bu bina yerini Muhit’e bırakmış. Ancak işin güzel tarafı eskiden çayı ile meşhur çay ocağına ait çay makinasını da birlikte satın almışlar ve elbette çayın kalitesinin de aynı kalması için Kadir usta ile anlaşmışlar. Mekanın dekoru da ortaklara ait, son derece rahat bir ortam hakim. Üst katta yerleştirilmiş büyük masa sayesinde ise özel günlerde kapatılabiliyor. Bu odadaki duvar orijinal halde bırakılmış. Yeni ve farklı boya renk çalışması yapmak üzere iken sıvacının duvarları soyması ile farklı renk katmanları ortaya çıkmış ve olduğu gibi muhafaza etmişler. Menüsü ile de iddialı olan Muhit’e gelmeli ve yazın olduğu kadar kışın da tadını çıkarmalısınız…

Karabatak :

Karaköy’ün vazgeçilmezi Karabatak. Bir Julius Meinl işletmesi olana Karabatak’ın her yerinde Julius’in meşhur silüetine rastlıyorsunuz. Kahve çuvallarının ve çiçeklerin dekorasyona katkısı büyük. Vintage objelerle renklendirilen dekorasyonda 80’lerde çocuk olanlar kendilerinden mutlaka bir şey bulabilirler. Kitabınızı alıp saatlerce takılmak isteyeceğiniz bir yer Karabatak. Pasta ve kahveleriyle bir çok mekandan sıyırmayı başaran Karabatak kışın olduğu kadar yazında dışarı atılan masa ve sandalyeler sayesinde rahatlığını ön planda tutuyor. Karaköy turu yapan herkesin mutlaka uğradığı bu kafeyi denemeden geçmeyin.

Cuma Cafe :

100 yılı aşmış tarihi bir binada bulunan Cuma Cafe sıcacık atmosferiyle kendinizi evinizde hissedeceğiniz bir mekan. Günlük değişen menüleri ile yöresel ve sezonluk tatlar sunuluyor. Zengin kahvaltıları ve farklı menüsü ile günün her saati buraya gelip harika zaman geçirebilirsiniz. Sanki tek mekanda birden fazla oda varmış gibi ister pencere kenarında 2 kişilik özel bir masada, ister kalabalık arkadaş grupları için uzun masalarda, ister yayılmak için koltuklar…Harika menüsü ile mutlaka denemeye değer bir mekan Cuma Cafe. Hazır Çukurcuma’ya gelmişken antikacıları da gezmeyi ihmal etmeyin sakın.

Mavra Design :

Mavra, özel tasarım oyuncakları, sakinleştiren ışıklandırması, heykel-seramik-oyuncak yapımı ve resim atölyeleri, yakaladığı ‘ev yapımı’ lezzetleri ile içinden çıkmak istemeyeceğiniz yerlerden. Kafe de her an, farklı tasarımcıların objeleri ve oyuncakları sergileniyor ve satılıyor. Buranın dingin ortamı ve sakinleştirici ışıklandırmasıyla hafif kontrast oluşturan rengârenk, tip tip, komik, çılgın, akıllı, absürd, türlü türlü oyuncaklar ve objeler kafenin dört bir yanında sergi halinde.Hem alışveriş,hem keşif hem de kahve keyfi yapabileceğiniz bir yer Mavra.

Solera Winery :

Şarabın bile kendine özgü sıcaklığı yok mudur? Bir de ufacık ve samimi bir mekanla buluşunca tadından yenmiyor sohbetler, kahkahalar ve arkadaşlıklar. Keyfinize ve şaraba düşkünseniz mutlaka keşfetmeniz gereken bir yer. Alçak ve upuzun bir masada eş dost ile kendinizi evinizde hissedebileceğiniz bir ortam oluşuyor. Hafif müziği ve çeşitli şarap listesi ile keyfinize keyif katıyor. İlgili ve seçimlerinizde yardımcı  sıcak personeli ile farklı denemeler yapıp memnun olarak ayrılmanız mümkün. Çeşitli atıştırmalıklar, peynir tabağı, meyve çeşitleri gibi şarap keyfinize eşlik edecek lezzetli atıştırmalıklar da sizi bekliyor.

Dem Cafe :

60 çeşit çay tiryakisi var mıdır bilmiyoruz ama artık çaysız güne başlamayan, çaya gönülden bağlı hatta bağımlı olan İstanbul’luların 60 çeşit çay bulabileceği bir yer Dem Karaköy. Çay çeşitlerine özel olarak düşünülmüş tamamlayıcılar da mekânın işletmecisi Eylül Görmüş’ün tariflerinden. Mekanda kendinizi rahat hissetmeniz için herşey düşünülmüş. Rahat iskemleler, sedir şeklinde puf köşe detayları,ferah bir ortam ve elbette çeşit çeşit çay kokuları sayesinde zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz Dem Karaköy’de. Karaköy’ün en yenilerinden sayılmasa da en popülerleri arasında olmayı başarmış.