Kendi Enerjisini Kendi Üreten Akıllı Evler

dfot
Kendi Enerjisini Kendi Üreten Evler Artık Bilimkurgu Filmi Senaryosu Değil

Kendi enerjisini üreten evler hızlı bir biçimde gündemimize girdi.Kendini ısıtabilen, soğutabilen ve aydınlatan evler bütün dünyada olduğu gibi artık Türkiye’de konuşuluyor.İlk projeler planlanmaya başlandı bile.

Bu ülkemiz için çok önemli bir gelişme çünkü Türkiye’deki ortalama bir konut, Almanya’daki benzerlerine göre dört buçuk kat fazla enerji ile yaşamım sürdürüyor.Aynı durum sanayi ürünleri için de geçerli. Türkiye’de sanayi ürünleri Avrupa’ya oranla üç kat fazla harcanan enerji ile elde edilebiliyor.

Oysa çok küçük farklar yaratarak bile bu durumu değiştirmek mümkün. Türkiye’de alışılagelmiş konutlarda 5 kişilik bir aile, hayatlarını devam ettirebilmek için 8 bin kw’lık enerjiye gereksinim duyuyor. Ancak bu rakamı, doğru tasarlanmış proje ve akıllıca seçilmiş A sınıfı cihazlara eşlik eden LED aydınlatma armatürleri ile 2 bin kw’a kadar düşürmek mümkün. Elektrikli aletlerin doğru kullanım ile edilebilecek tasarrufu burada konu etmiyoruz henüz.

Kendi enerjisini kendi üreten projelerin genel adı: dünya ile dost ‘Enerji Mimarlığı’ olarak literature geçiyor ve elbette ekolojik mimari kategorisinde önemli bir yer alıyorlar. Projelerin geneline bakacak olursak; ısıtma, soğutma ve aydınlatma gereksinimi için yeterli enerjiyi kendisi üretilebilen evlerin ön planda olduğunu söylemek mümkün.

Bu aşamada toplumsal farkındalık çok önemli.İnsanların bu projeleri tercih etmeleri için bilinçlenmeleri şart; öncelikler bu yöne kaymalı hızla.Çünkü bu elbette bir arz ve talep dengesi. İnsanlar yaşadıkların lokasyona, yapıda kullanılan materyallerin kalitesine hatta markasına verdiği önem kadar değeri dünyanın ve ekolojik dengenin sürekliliği konusuna duyarlı olmaya da verdiğinde, her şey çok hızlı değişebiliyor. Almanya’dan örnek verecek olursak, 10 yıl önce ülkede bu kapsamda 3 bin civarında sertifikalı ev varken, bu sayının 10 yılda 100 kat artığını ifade etmek yeterli olacaktır diye düşünüyoruz. Bugün, 34 gvv’lık kurulu güç ile dünyada güneş elektriğinin lider ülkesi olan Almanya’da, çatılardaki üretim, toplam temiz enerji üretiminin yüzde seksinine denk geliyor.

Oysa kulağa ne kadar hoş geliyor:  hiç para harcamadan; kışın kendisini ısıtabilen, yazın soğutabilen, aydınlatılması, havalandırılması, buzdolabı, ocağı çalışırken beş kuruş para ödenmeyen evlerin olduğunu bilmek. Bunlar kısa vadeli faydalar yalnızca üstelik, orta ve uzun vadede ekolojik düzene sağlayacağımız faydalar ancak başka bir dosyaya sığar.

Sıvı atıklarım biyolojik yöntemle arıtabildiğini, yağmur suyunu toplanabildiğini, böylece kullanım suyumuzun yüzde seksen beşinin bu yolla sağlandığını görmemiz teknik olarak mümkün artık.

Bu kendi enerjisini üreten akıllı aktif binaların en iyi örneklerinden birinin Berlin’de, bir diğerinin ise Bahreyn’de olduğunu;  konutların cephesinde güneş panellerinin kullanıldığını bu sayede evin ısıtıldığını ve arabaların şarj edilebildiğini, Bahreyn’deki iki kulenin ise yelken şeklinde tasarlanarak rüzgardan enerji üretebildiğini söylemekle yetinip sizi umutlandıralım şimdilik.

Son olarak da bu yapıların estetik kaygılardan uzak bir anlayışla tasarlanmasının gerekmediğinin, aksine bu mimari tarzda da estetiğin de fonksiyonellik kadar önemli olduğunu belirtelim. Ve ülkemizdeki güzel örnekleri çok yakında sizinle daha somut projeler şeklinde paylaşmayı umut ettiğimizi belirtelim.