Kasımda Seyahat Aşkı Başkadır

Kasımda Seyahat Aşkı Başkadır

Grand Hotel Central

Barcelona’nın göbeğinde yer alan Grand Hotel Central, lüksün ve zarafetin mükemmel birlikteliğini gösteren en iyi 5 yıldızlı otellerden biridir.  Antoni Gaudi’nin yarım kalmış mükemmel eseri olan Sagrada Familia ve diğer görülmesi gereken turistik yerlere olan konumu sayesinde Grand Hotel Central pek çok turist tarafından tercih edilen yerlerden biri olmayı başarmış.

Grand Hotel Central’in modern tasarıma sahip, ferah görünümlü 147 odası bulunuyor. Koyu meşe zemin, sade ve yumuşak detaylar, cam ve ahşabın mükemmel uyumu odaların hepsine yansıtılmış. Grand Hotel Central’in bütün odalarında modern, ferah ve konforlu görünümün etkin olması için en ince ayrıntıya kadar özenle tasarlanılmış.

Barcelona’da pek çok kişi tarafından bilinen otelin sonsuzluk havuzu ve Barcelona’nın mükemmel manzarası otele gelen konukları her seferinde büyülüyor. Otelin şık restoranı olan City Restoran’da sevdiklerinizle keyifli dakikalar geçirebilir, Dünya mutfağından lezzetli yemekler deneyebilirisiniz. Dinlendirici atmosfere sahip olan City Bar’da geniş kokteyl menüsünden seçeceğiniz içkiyle Grand Hotel Central’in muhteşem terasında güzel dakikalar yaşayabilirsiniz.

 

QT SYDNEY

2012  yılında Woodhead, Indyk Architects ve Nicholas Graham + Associates tarafından tasarlanan QT Sydney Hotel, klasik, retro, çağdaş ve avant-garde öğeleri barındıran bir projedir. Eklektik bir tasarıma sahip olan otelde eski sinemalar ve tiyatroların önemli parçaları canlandırılmış.

QT Hotel’in iç mekan tasarımlarında içinde renk geçişleri bulunduran geometlik desenler sıklıkla kullanılmış.

QT Avustralya otel dünyasının en yeni ve en heyecan verici otel markası. İster iş için ister turistik olarak konaklayın bu otel size her zaman benzersiz, eğlenceli ve geleneklerin dışında, inanılmaz yemek ve bar deneyimleri sunuyor.

Çağdaş ve ilgi çekici tasarımlarıyla odalarda lüks mobilyalar, hızlı internet, walk-in duşlar ve büyük kişisel banyo küvetleri var. Tasarım konusuna çok önem veren QT Hotel, tarihi cazibesini korurken, Sydney’nin en yeni mekanlarından  Gowings Bar & Grill’e de ev sahipliği yapıyor.

Klasik, lüks otellere kıyasla tasarımıyla ve dekorasyonuyla oldukça ilgi çeken QT Hotel beklentilerinizi kesinlikle karşılayacaktır. Otelin bulunduğu yerin merkezi konumu sayesinde pek çok yere rahatlıkla ulaşabilir, Avustralya tatilinizi keyifli hala getirebilirsiniz. Dünya’da gidilip görülmesi gereken yerlerden biri olan Sydney’e bir gün uğrarsanız, QT Hotel kesinlikle tercihlerinizden biri olacaktır.

 

 

The House Hotel

Kasabanın ana meydanında bulunan The House Hotel Cappadocia, hem kale hem de kasabayı çevreleyen peribacaları manzaralarına sahip.

The House Hotel Cappadocia, antik mağaralar ve taş evler içerisine kurulmuş. Otelin 29 odalı birinci bölümü Temmuz 2015 tarihinde açılmış, ikinci bölümü ise Ocak 2016 tarihinde tamamlanacak ve otel 45 odası ile misafirlerini ağırlıyor olacak. Otele gidecek misafirlere kasaba hayatına dahil olmaları, çevredeki kahve evlerini, berber salonlarını ve tarih müzesini görmeleri ve keşfetmeleri tavsiye edilir. Mimar Şekibe Aslan tarafından tasarlanan iç mekan, şömineler, duvara oyularak yapılmış saklama bölmeleri ve hatta bir de gömülü üzüm cenderesi ve fermantasyon fıçısı ile orijinal dokusunu muhafaza ediyor.

Doğal fiziksel özelliklerinden ilham alınarak tasarlanan her oda, özgün ve eşsizdir. Pek çok odada Kapadokya’nın kültürel mirasını yansıtan freskler bulunuyor. The House Hotel Cappadocia’nın, iç kısımda yer alan oturma alanına ek olarak büyük bir de terasa sahip restoranı bulunuyor. Spa içerisinde The House Hotel için Lokum İstanbul tarafından özel olarak üretilen “Hamam Rituals” ürünleri kullanılmaktadır. Yüksek tavanlı yeraltı kilisesi Ocak 2016 tarihi itibariyle düğün, konser ve atölyelere de ev sahipliği yapıyor olacak.

Türk mutfağından eklektik ve çağdaş yemekler sunan Fresko Lokanta 65 kişilik bir iç mekana ve 100 kişilik geniş bir terasa sahiptir. Pide ve lahmacun gibi yöresel yemeklerin de sunulduğu restoranda taş fırın kullanılmaktadır. İç mekanda fresk ve orijinal taş kemer detayları mevcut. Restoran kasaba meydanı ve kaleye dönüştürülmüş büyüleyici peribacasının yanı sıra, Erciyes Dağı ve Balkan Vadisi’nde yer alan peribacaları manzaralarına da sahip.

Göreme ve Ürgüp’e yakın olan Ortahisar, bölgedeki diğer kasabalara göre sakin bir turizm trafiğine sahiptir. Kalabalık yollardan uzak ancak görülecek ana yerlere yakın konumda olan The House Hotel Cappadocia, yörenin ikonik manzaralarını keşfe çıktığınızda hem kolaylık hem de mahremiyet sunuyor.

 

The Sofa

2006’da açılan The Sofa Hotel & Residences kısa sürede seyahatin ehli gezginler arasında tercih edilesi bir otel olarak tanındı. En sofistike iş ve keyif seyahati yapanların ihtiyaçlarını karşılayan bir sanat oteli olarak The Sofa İstanbul’daki en iyi mekanlar arasında üst sıralarda yer alıyor.

Konuklar otelin içinde, otelin dışından başlayıp, kapı ve resepsiyon alanına ve her bir odaya kadar bulunan interaktif sanat işleriyle zenginleştirilmiş huzurlu bir atmosfere davet ediliyor. Otelin asansöründe geçirilen kısacık anlar bile ziyaretçilere sanat dolu bir deneyim sunuyor. Otel binasının duvarlarında çağdaş Türk sanatçılarının yanı sıra Burhan Doğançay ve Hermann Nitsch gibi uluslararası sanatçıların işlerini görebilirsiniz.

İstanbul’un en seçkin semti Nişantaşı’nda, birçok lüks mağazanın ve restoranın arasında bulunan, minimalist şıklığa sahip Sofa Hotel & Residences,  modern sanat odaklı benzersiz bir otel. Birçok kez kendinizi bir tasarım otelinde bulabilir ve gerçekte hangi şehirde olduğunuzu unutabilirsiniz.  Türk mimar Sinan Kafadar tarafından tasarlanan The Sofa Hotel’de otelin her köşesinde bulunan sanat eserleri ve elegan Türk dokunuşları size İstanbul’un tam da merkezinde olduğunuzu hatırlatacak.

Tasarım otelinin, tamamı ılık ve davetkar renklerle döşenmiş 17’si süit ve rezidans olmak üzere 82 odası bulunuyor. Odaların tamamında açık renk ahşap zemin, yatıştırıcı kum ve çikolata tonları ve araya serpiştirilmiş renk tonları hâkim. Modern tasarımın ve kişisel dokunuşların bir araya gelmesiyle oluşturulmuş odalar üst seviyede kullanışlılık ve şık bir tasarım ortaya koyuyor.

Sanat eserlerini andıran yapısı, dünya klasmanındaki spa ve fitness salonu, Akdeniz mutfağı ve canlı eğlenceyi birleştiren şık ve havalı atmosferiyle ünlü Frankie İstanbul’u da kapsayan çok çeşitli yeme içme alternatifleriyle otel, en dikkatli ve talepkar ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılayacak her türlü hizmeti sunuyor.

Eşsiz bir sanat platformu ve etkinlik mekanı olarak HallArts prestijli parçaları sergiliyor, yerel ve ulusal pek çok sanatçıdan, seçkin galerilerden işlere ev sahipliği yapıyor. 500 metrekarelik kapasitesi, açılabilen tavanı ve cam bölmeleri ile HallArts, açılış, akşam yemeği, jazz performansı veya yönetim toplantısı gibi her türlü etkinliğin ihtiyaçlarını karşılamak üzere özelleştirilebilir.

The Sofa Hotel aynı zamanda Turizm ve Kültür Bakanlığı’ndan, çevre dostu politikaları ve çevresel ayak izini azaltmak için harcadığı yoğun efordan ötürü aldığı Yeşil Yıldız ödülden ötürü gurur duyuyor.

G-Rough

Otel

Roma’daki G-Rough Oteli lüksün ve tasarımın birleşiminden ortaya çıkan muhteşem orijinalliği burada gelen konuklarına sunmayı başarıyor. Emanuele Garosci ve onun iş ortağı Gabriele Salini tarafından tasarlanan G-Rough Oteli 5 yıldızlı konaklama keyfini en güzel haliyle yaşatıyorlar.

Roma’nın en önemli ve en meşhur meydanlarından biri olan Piazza Navona Meydanı’na çok yakın mesafede yer alıyor bu şık otel.  Tarihi doku ile iç içe olacağınız ve Roma’nın yerel kültürünü tam olarak keşfetmek isteyenlerdenseniz bu 5 yıldızlı tasarım oteli sizin için mükemmel bir tercih olacaktır.

G-Rough Otelinin binası çok geçmişlere dayanıyor. 1600’lü yıllarda inşa edilen bu tarihi dokulara sahip olan bina 1800 yıllarında yenilenmiş. Binanın mimarisi 17. Yüzyılın tipik Roma Burjuva tarzını sergiliyor. Binanın girişinde Büyük harflerle yazılmış Latince yazısı oldukça dikkat çekici. Otelin orijinal ahşap tavanları, patina duvarları ve dolambaçlı kat planları klasik bir Roma dairesinin etkisidir. Otelin odalarında yer alan 1950’li yılların mobilyaları, geometrik hatlara sahip sehpaları, kaskad ışıklar odaya eklektik bir tarz katmış.

Emanuele Garosci ve onun iş ortağı Gabriele Salini binanın geçmişine olan saygılarını kaybetmeden özenle ve tutku ile tasarlanılmış. Bu sayede G-Rough Oteli çağdaş nostaljinin güzel örneklerinden biri olmayı başarmış.

Shangri la

Shangri-La Bosphorus her zaman olduğu gibi, sizi sıcak ve ilgi dolu bir hizmet karşılıyor. Sizi sarmalayan misafirperverlik hissi, odanızın kapısını araladığınızda da devam ediyor. Finans ve eğlence merkezi Beşiktaş’ta yer alan Shangri-La Bosphorus, İstanbul, nefes kesen Boğaz manzarasına sahip. Özel terasınıza çıkarken iki kıtayı buluşturan ufuk çizgisi ve Boğaz’ın derin mavi suları, gözlerinizi kamaştırıyor.

Shangri-La Bosphorus, İstanbul’da yiyecek ve içecek servisi tüm duyular için bir ziyafettir. Gün boyunca yemek servisi veren IST TOO, Japon Sushi Bar dahil olmak üzere Asya ve Akdeniz lezzetlerini özgün bir şekilde sunar. Özel Kanton mutfağı için Shang Palace’ı ziyaret edin. İstanbul’un premier Çin Restoranı olan Shang Palace, geniş yemek salonu, özel yemek odaları, şarap odası ve samimi köşeleriyle zarif ortamında otantik lezzetleri sizler için sunar. Otelin kalbi, çay bölümü ve barın bulunduğu Lobby Lounge’da atar. Kahvaltı, öğle yemeği ve akşamüstü çay servisi, tapas ile devam eder ve rahat ve kaliteli bir ortamda keyifli akşamlar yaşanır.

Yemek sonrasında yakınlarda bulunan yerleri görmek için dışarı çıkıyorsunuz. Kısa bir yürüyüş mesafesinde bulunan Dolmabahçe Sarayı, Osmanlı Sultanları için inşa edilmiş eşsiz avizeli odalarının zenginliği ile sizi büyülüyor. Öğleden sonra, çağdaş ve lüks butikler sizi Nişantaşı’nda bekliyor.

Böylesine unutulmaz bir gün rahatlatıcı bir kapanışla mükemmelleşiyor. Otele döndüğünüzde, CHI, The Spa’ya geçiyorsunuz. Tecrübeli terapistlerin dinlendirici elleri vücudunuzda derin bir rahatlama hissi sağlıyor.

Beklediğiniz başka bir keyif, bu masajı takip ediyor: Geleneksel Türk Hamamı. Rahatlatıcı sıcaklığın içinde sırt üstü uzanıp iç geçirirken bir buhar esintisi sizi kucaklıyor. İlerdeki maceralarınızı düşünürken, şimdilik, bu dinginliğin içinde olmaktan memnuniyet duyuyorsunuz. Artık Shangri-La Bosphorus, sizin İstanbul’da aradığınız bir cennet olacak…