3. Dalga Kahve Akımı | İstanbul Kahve Festivali

3.Dalga Kahve Akımı Nedir? İstanbul Kahve Festivali

Şehrin En Gözde 3. Dalga Kahve Mekanları

Kahve, kahve kültürü, müdavimlik, semt kafeleri geçtiğimiz 12-15 yıl önce hızla hayatımıza girdi ve günlük hayatımızın önemli bir parçası haline geldi, iyi de oldu.

Kendimizi genel olarak “çaycı” bir millet olarak tanımlasak da Türk kahvesi gibi bir köklü kültürün üzerinde oturduğumuzu hiç unutmadığımızdan mı yoksa avrupai bulduğumuz kafe kültürünü çok sevdiğimizden mi bilinmez ama şu an orta yaşlı olarak sayılabilecek 40 ve 50’li yaştakilerden başlayarak, 11-12’ye kadar çekebileceğimiz bir yaş aralığındaki biz şehirliler kahveyle ve semtimizdeki kafelerle yakın ilişkiler kurduk. Son iki üç yıldır ise hayatımıza, artık şehrin her köşe başında neredeyse yer alan kafe zincirlerini biraz geri plana atan hatta darılmasınlar ama biraz sıradanlaştıran yeni bir kavram girdi.

“3 Dalga Kahve akımı”, gelin bu yeni yükselen değerin kapılarını birlikte aralayalım, bakalım eski alışkanlıklarımıza yeni lezzet durakları katan ve henüz bilmediğimiz yeni alışkanlıklar kazanmamıza yol açacak bu akımın detayları neler? Yeni model kahve kültürünü, bir başka deyişle devrimini açıklayan en kabul görmüş terimlerden biri üçüncü dalga kahve. 2000’lerin başında adı konulan ve geçtiğimiz yıllarda ülkemize ulaşan bu harekete göre, birinci dalga 1900’lerın başında evlere giriş yapmaya başlayan kahve markalarına, ikinci dalga ise yakın tarihteki zincir kahvecilerle yani ‘latte’nin, ‘espresso’nun günlük hayatımıza girmesine denk düşüyor. Üçüncü dalgada ise kahveye kolay ve çabuk tüketilmesi gereken ticari bir ürün gözüyle bakmaktansa şaraba verilen değeri anımsatan bir yaklaşım modeli geliştirilmiş. Çekirdekler önceki kullanımlardaki adlarının aksine, satın alındığı ülkeden, ziyade yöresi ve çiftlikleriyle anılıyor, kavurma işlemi çekirdeği ateşle sınayıp standardize etmektense kendi özelliklerini ortaya çıkarmaya dönüşüyor. Bir bardak kahveyi bardağınıza dolduran baristaya da çiftçiye ve ya da kahveyi kavuran kişiye verilen önemin benzeri bahşediliyor.

Hem tüketici olarak sizi daha özel kılan, hem tüketilen kahveyi yücelten, hem de sunumu eşsizleştiren butik bir tutum var kısacası 3. Dalga Kahvecilikte. Günümüzün diğer pazarlama stratejileriyle de tam uyumlu bu yüzden. Bazı yerlerde ‘üçüncü nesil kahve’ olarak da karşınıza çıkabilen bu akım, belirttiğimiz gibi İstanbul’un sınırlarını da aşındırıyor bir süredir.

Kendisinden önceki nesillerin mirasını bir üst seviyeye taşıma iddiasını zarif bir biçimde, göze sokmadan dillendiren 3. Nesil Kahveciler sırf İstanbul’un da değil de yakında bütün büyük şehirlerimizin yeni gözdeleri olacak gibi duruyor. Trendleri yakından takip eden hatta onlara öncülük eden bir kesim yeni kuşak ve hatta eski kuşak tarafından müdavim çevresi çoktan edinmiş örneklerinden bile bahsetmek yanlış olmaz. Kahvenin çekirdeğini gidip yerinde seçen, dev ticaret anlaşmaları yerine ufak partiler halinde kahve getiren, ekipmanı varsa çekirdeğini kendi mekânında kavuran kahvecilerin sayıca artmış olmasına şaşırmayın bu yüzden.

İSTANBUL KAHVE FESTİVALİ

Nitelikli kahve mekânları hızla çoğalırken şehrin kahve kültürü de giderek gelişiyor kaçınılmaz olarak. Bu duruma kayıtsız kalmak istemeyenler için en doğru adres İstanbul Coffee Festival…

Bu sene ilk defa düzenlenen İstanbul Coffee Festival, şehrin hatırı sayılır kahvecilerini keşfederken dünyanın farklı bölgelerinin kahvelerini tatmak için birebir. Galata Rum Okulu’nda düzenlenen festivalde büyüklü küçüklü, bağımsız kahve dükkânlarının çoğunlukta olduğu standlar kuruluyor. İlk günü sektörden profesyonellere hitap eden festivalin kalan üç günü, dörder saatlik seanslara ayrılmış. Festival programında biletinizin geçerli olduğu seans dahilindeki tüm etkinliklerden faydalanabiliyorsunuz. Festival boyunca Afrika’dan gelen özel kahveleri tattıktan sonra, eski dost Türk kahvesine dönebilir, sunulan atıştırmalıklarla enerji depolayıp akustik caz konserlerine kaptırabilirsiniz kendinizi.

Milk Gallery’nin düzenlediği ‘Coffee & Life’ temalı sergi ise tadıma ara verip biraz damağınızı dinlendirmek için ideal bir mola. Efsane espresso makinelerinin markası La Marzocco’nun artizan barında şov havasında tadımlar gerçekleştiriliyor. Bu şovlara seyirci kalmak zorunda da değilsiniz; seminerlere katılıp kahvenin püf noktalarını öğrenebilirsiniz. Video art odasında ise kahve ile ilgili çeşitli filmler ve belgeseller dönüyor. Kronotrop sponsorluğunda gösterilen ‘A Film About Coffee’ ise kahve seven herkesin izlemesi gereken, yepyeni bir belgesel. Ruanda’dan Tokyo’ya kahvenin dünyanın her yanındaki hikâyesini takip eden, bu sihirli içeceğe yazılmış bir aşk mektubu. Kitaplar, kahve ekipmanları, bardaklar, termoslar gibi envai çeşit ürünün satıldığı festival yılbaşı alışverişi için de kayda değer.

Mutlaka gidip özel kahvelerini tatmanız ve kahvenizi yudumlarken keyif alacağınız, şehrin en ilgi gören ve sevilen 3. dalga kahve akımı mekanlarını sizin için seçtik.

3.DALGA KAHVE AKIMINDA ŞEHRİN GÖZDE MEKANLARI

 

Petra Roasting Co.

Gayrettepe merkezli Petra’da sevdiğimiz Kanyon’un içindeki mini corner’ı. İş yeri Levent ve çevresinde olanlar için en ideal kahve durağı. Petra Roasting Co., 2013 yılında kuruldu ve şu anda küçük, tutkulu bir ekiple işletiliyor. Başka yerde bulunamayacak bir kahve deneyimini kahve severlerle paylaşırken yerel ve global şirketlerle çalışarak kendine özgü ve zamana direnebilen bir kültür yaratmaya çalışıyor.Farklı mekan tasarımıyla da dikkat çeken bu yer kahve severlerin uğrak yeri. Asıl amaç her yerde iyi kahve içilmesini sağlamak. Bunun için öncelikle tedarik edici olarak, kahvenin müşteri deneyiminin önemli bir parçası olarak görüldüğü birinci sınıf mekanlarla çalışıyoruz.

Coffee Department

Renkli Balat sokaklarının en yenisi. Hala Balat’ı keşfetmemişseniz bu vesileyle dolaşabilirsiniz. Japon stili demlenmiş buzlu kahve ve glutensiz brownie ise favorilerden, önden tüyo vermiş olalım. Balat’ta Kürkçüçeşmesi Sokak’ta, daha kolay anlatımla Vodina Caddesi’nde dümdüz ilerlediğimizde sol yanda. Mahallede bulunan birçok yerden oldukça farklı. Girişte kapısının iki yanında dış kısımda oturabileceğimiz iki oturma alanı ve tabureler bulunuyor. Burada oturup geleni geçeni izleyebilirsiniz. İçeride de rahat ve doğal bir dekorasyon göze çarpıyor.

Coffee Sapiens

Karaköy’de kahve severlerin mutlaka gitmesi gereken bu inanılmaz ufak, şirin dükkan açıldığı günden bugüne ilgiyi hep üzerinde toplamayı başarmış. Drip coffee maker, aeropress, syphon coffee maker, belgian royal gibi yöntemlerle kahvenizi alabiliyorsunuz.Çalışan kişiler de gayet güler yüzlü ve yardımseverler. Kahvelere gelince içeri girer girmez sizi o taze kahve kokusu karşılıyor ve vazgeçemeyeceğiz bir mekana dönüştürüyor.Ayrıca farklı ülkelerin kahve lezzetlerini deneme imkanı sunan, şirin mekan.

Gravité

Nişantaşı’nda inanılmaz kahvelere sahip olan bu minimal mekan sadeliği ve müşterilerine verdiği özen ile diğer mekanlardan bir adım önde gözüküyor. Kahvenizi yudumlarken işlerinizi halledebileceğiniz veya sevdiklerinizle güzel vakit geçirmek için hoş bir mekan arıyorsanız. Listenin başında yer alması gereken mekanlar arasında diyebiliriz. Özellikle gittiğinizde brownisi ve muzlu kekini denemenizi tavsiye ediyoruz. Çok yoğun çalışıp, işlerine devam edecek bir mekan arayanlar için sessizliği ile ideal diyebiliriz.

Coffeetopia

Sheriff’s Coffee Factory, 2003 yılında 3 aile ferdinin ortak girişimi ile Avustralya / Sydney’de kuruldu ve devamında 2007 yılında İstanbul’da kahve kavurma tesisini hayata geçirerek yurt içi ve yurt dışında uzun seneler yapılan çalışmalar ile edinilen tecrübeyi kahve tutkunları ile paylaşmaya kararı vermiş. O günden bugüne de Türkiye’nin lider espresso kahve kavurucuları arasında yer alınmaktadır. Açılan ilk şubesi ile oldukça yoğun ilgi gören Coffeetopia, gelen talep üzerine 2. Şubesini 2013 Eylül’ünde İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi’nde açmış.

Moc İstanbul

Nişantaşı’nın mahalle kahvecisi, MOC’un kahveleri kadar kitapları da meşhurdur, önden peşinen hakkını vermiş olalım. İki katlı olan mekânın üst katı kütüphane şeklinde dizayn edilmiş. Rahat koltuklarına uzanarak enfes bir latte içerken kitap keyfi yaşayacağınız MOC’un bir kahve laboratuarı olduğunu söylemeden edemeyiz. Arka bölümünde gözünüzün önünde kavurdukları lezzetli kahvelerinin bütün çeşitlerini tavsiye ediyoruz.Kitap yanında burada kahve içilmezse olmaz yani kısacası. Kahveyle aranız bugüne kadar çok da iyi değilse bilse, bugün fikriniz değiştirmek için en doğru yerlerden birindesiniz.

Walter’s Coffee

Roastery

Dünyanın ilk ve tek Breaking Bad temalı kafesi İstanbul Kadıköy’de açıldı. Bu kafeyi diğer kafelerden ayıran şey sunumları ve laboratuvar giysileriyle fotoğraf çektirebildiğiniz özel alanı. Kahvesini içerken farklı bir konseptin içinde yer almak isteyenler için mutlaka görülmesi bir yer. Sipariş ettiğiniz kahvenin türüne göre değişiklik gösteren sunumlardan en çok sevileni ice latte sunumu: Bir bardak buzlu soğuk sütün yanına 2 beher shot -evet yanlış duymadınız beher shot- kahve geliyor ve o kahveleri sütle siz bir kimyager ustalığıyla buluşturuyorsunuz.

Kronotrop

İstanbul Yiyecek İçecek Grubu’nun heyecan duyduğu projesi olan Kronotrop Coffee Bar & Roastery, Dünya’daki “Specialty Coffee” akımını, İstanbul’da en üst seviyeye taşımayı hedefliyor. Kronotrop’u “Kahve deneyiminin uç noktası” olarak tanımlayan Mehmet Gürs, “Kronotrop sadece çekirdek ve kavurma teknikleri ile değil, aynı zaman kahve meraklılarına gerçek kahveyi daha yakından tanıyabilmeleri için ücretsiz workshoplar düzenleyeceğimiz ve iyi kahvenin bir nevi sözcüsü olacağımız bir alan. Kronotrop ile hedefimiz İskandinavya, San Francisco, Brooklyn gibi yüksek bilinçli Specialty Coffee barlarını İstanbul’dan başlayarak bu coğrafyada da yeşertmek.” diye açıklıyor.

CoffeeNutz

CoffeeNutz 2013 yılında, daha fazla ‘iyi’ kahvenin, daha ulaşılabilir olması amacı ile kurulmuştur.

Bu hedefin gerçekleştirilmesinde en önemli etkenin doğru kavrulmuş taze kahve olduğu ana prensibi ile taze kavrulmuş kahve ve şişelenmiş soğuk demleme kahve (Cold Drip) üretimi yapmakta ve ayrıca 2013 yılında kurduğu CoffeeNutz Coffee Roasters ile tek tip “İtalyan Tarzı” espresso kavuruculuğunu bir adım öteye taşımak, farklı profil ve özellikli kahvenin ancak metodik yaklaşım ve iyi gözlem ile gelişebileceği farkındalığını yaratmak için eğitim ve workshoplar düzenlemektedir.

At Origin

At Origin Coffee, ‘özellikli kahve tedarik’ şirketidir. Kahve çekirdeklerimizi ‘direct fair trade’ (Doğrudan adil ticaret) ile Afrika kıtasından, harmanlamadan, tek yöreli temin etmekteyiz.

Amacımız, en iyi kahveyi içmek,sunmak ve tedarik etmektir. At Origin Coffee’de Afrika kıtasının en kaliteli single origin, fair trade kahvelerini bulmak, kavurmak ve tedarik etmek uzmanlık konumuzdur. Tüm müşterilerimize kahve temini ve baristalık eğitimleri ile mükemmel hizmet vermek amacındayız.