İstanbul Balat’ta Bir Sanat Evi | Galeri Eksen Art Suites

İstanbul Balat’ta Bir Sanat Evi Galeri Eksen Art Suites

Sanat çevrelerine galeri, misafirevi ve etkinlik odaları hizmeti sunan Galeri Eksen Art Suites, tiyatro oyuncusu Ayla Önder ve küratör Aşkın Önder tarafından kurulmuş.

Diğer adı Galeri Eksen Art & Artist House olan mekan, kadim medeniyetlerin izlerinin halen yaşadığı, Fatih’in Balat semtinde yer alıyor. Türkiye ya da İstanbul dışından gelen sanatçı, küratör ve galericilerin dışında, yönetmen, şair ve edebiyatçılar gibi yolu sanatın herhangi bir dalıyla kesişen herkesin gelebileceği, ikamet edip sergilerini yapabileceği, kafe ve canlı performanslarından yararlanabileceği bir sanat mekanı.

Sanat ve sanatçı tanımınız nedir?

Sanatı, bir yaşam biçimi, farklı ve anlamlı bir bakış açısı, ufku ve sonu olmayan bir deniz gibi anlamlandırabiliriz. Sanatçı ise sanatın elçisidir. Bize yeni bakış açıları sunar. Varlık nedenimizi, bazen de ‘ne?’ ve ‘kim?’ olduğumuzu anlatır en çarpıcı haliyle. Saygı duyacağımız ya da nefret edebileceğimiz düşlerimizi gün ışığına çıkartır.

Güncel sanat akımları hakkında neler düşünüyorsunuz?

Sanat hep günceldir, insan gibi. Yaşadığımız her anın güncel olması gibi. Güncel sanat klasik, klasik de güncel sanattır. Ancak gururla şunu söyleyebilirim ki, ülkemiz sanatı dünyaya nazaran daha hızlı, daha enerjik ve daha güçlüdür.

Sanatçı seçim kriterleriniz nedir?

İcra ettiği sanat dalından ziyade yaşamını sanatın bir biçimi halinde gören, yansıtan ve hayatı algılayan özel kişiler.

“Aslı’nın Tasarım Atölyesi” sergisi, uluslararası fuar organizasyonları için gerçekleştirdiğimiz sergiler, Balat’ta yaşayan ressamlardan oluşan “Balat’ta Sanat Başkadır” sergisi, “Bulgular” isimli Türk resim ve heykel sanatının değerli isimlerinden oluşan karma koleksiyon sergisi, yetenekli genç usta sanatçılardan oluşan ve çok ses getiren karma sergilerimizi sayabilirim.

Bugüne kadar gerçekleştirdiğiniz sergilerden örnekler verir misiniz?

Çağdaş Erçelik’in yazarların ve edebiyatçıların roman karakterlerinden oluşan “Dersaadet ve Dostoyevski” resim ve heykel sergileri, Filiz Hatipoğlu’nun “Şimdiki Zaman Güncesi” sergisi, Vedat Özdemiroğlu’nun “Müsvette” sergisi, Ertuğrul Tuna ve Funda İyce Tuncel’in tek resimlerinden oluşan “Tek Resim” sergileri, Aslı Kutluay’ın

Bu seneki programınızda neler olacak?

Nejat Erem’in Retrospektif Sergisi, Çağdaş Erçelik’in dünya sineması konulu resim ve heykel sergisi, İranlı ressam Javad Alamdari’nin kişisel resim sergisi, 70’li yıllardan günümüze koleksiyon fotoğraf sergisi, duvar ve tavan boyama gibi canlı performanslar, Moda Sergisi, 1900’lerden günümüze klasik resim ve heykel sergisi, koleksiyon sergileri ve yetenekli genç sanatçıların eserlerinden oluşan karma sergiler gerçekleştireceğiz.

Küratör ve sanat eleştirmeni iş ortaklarınız kimlerdir?

Bütün küratör ve sanat eleştirmenleriyle çalışma olanağımız mevcut. Her fikre açık  olmanın evrensel kültüre daha fazla katkısı olacaktır diye düşünüyoruz.

Mekanlarına sanat yerleştirmek isteyenlere nasıl tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Mekanlarına sanat yerleştiren insanlar, özel insanlardır. Kendi özel alanlarını oluşturma konusunda, kendi duyguları onları yönlendirir.

Bu özel alanlar, aslında onların özel duygularının, kalplerinin içidir. Gerekliliği olanlar, vazgeçilmez olanları vardır.

Galeri Eksen Art Suites’de sanatçı olmayan kalamıyor mu?

Sadece  sanatçılara, koleksiyonerlere, sanatın her dalıyla ilgilenen kişilere açığız. Ressam, heykeltıraş, belgeselci, küratör, sanat tarihçisi, fotoğraf, ebru, hat ve seramik sanatçıları, sanatseverler, koleksiyonerlerin  gelip ikamet edebilecekleri, eserlerini sergileyebilecekleri yeni bir adres.

 

HAKAN BAYER

Ressam Hakan Bayer, izleyicinin sanat çalışmalarını beğenirken, hatta beğenmezken duyduğu heyecanın mutlu olmak için yeterli bir sebep olabileceğini düşünüyor.

Resim çalışmaya ne zaman ve nasıl başladınız?

Resim çalışmaya lise yıllarında başladım. Lisedeki resim hocam yetenekli olduğumu ve çalışmaya devam etmem gerektiğini söylemişti. Okul bitince profesyonel bir eğitim alarak bir yandan resim yapmaya, bir yandan da akademiye hazırlanmaya başladım. İki yıl grafik tasarım eğitimi aldım. Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ni kazandım. Şu an çalışmalarıma İstanbul’da devam ediyorum.

 

Çalışmalarınızın zaman içinde değişim ve gelişimini kendi gözünüzden  aktarabilir misiniz?

Çoğu sanatçıda olduğu gibi, benim çalışmalarım da zaman içerisinde kendimi geliştirmemle paralel olarak ilerliyor. Bu gelişim her açıdan olmalı. Bilgi ve teknik olarak. Hayata ve dünyaya nasıl baktığınıza kadar. Bunlar birleştiği zaman sorgulama biçiminiz de değişiyor. Kendinize yeni bir dil oluşturuyorsunuz.  Önemli olan bunları ne kadar ileriye taşıyabileceğiniz Çalışmalarıma aynı tarz içerisinde devam etmiyorum, değişebiliyor. Muhakkak her sanatçının belli dönemleri vardır. Benim projelerim var ve bu doğrultuda çalışıyorum. Malzememi, tekniğimi buna göre seçiyorum. Daha önceleri alternatif malzemeler kullanırken, figüratif resim yaparken, son zamanlarda soyut resimle devam ediyorum. Sorgulamam ve anlatım biçimimi bu şekilde kurguluyorum. Nasıl baktığımla, kendimi ne kadar geliştirdiğimle alakalı bir durum bu.

Son resim serinizin öyküsü nedir?

Son resimlerim, üzerinde yaşadığımız kara parçasıyla yani yeryüzünün bütünüyle alakalı resimler. Sürekli biçimini değiştirmeye çalıştığımız ve manipüle ettiğimiz yeryüzü giderek varoluş sürecindeki öz biçimden uzaklaşıp, bizim yeniden kurguladığımız ve kendi doğallığının dışında hiç alışık olmadığımız birer geometrik biçim olarak karşımıza çıkıyor. Evet değişim kaçınılmazdır, fakat bu değişime fazlasıyla müdahale ederek kendi doğal sürecinin dışına itmek bana tehlikeli ve ürkütücü geliyor. Bu yeni genetik uygulamalarla varedilen yeni hayvan türleri gibi bir şey oluyor. Maalesef bunu yeryüzüne de yapıyoruz. Bu yüzden son dönem çalışmalarımın başlığının “Yeni Kıtalar-Yeni Yeryüzü Biçimleri” olduğunu söyleyebilirim.

İlham kaynağınız, beslendiğiniz öğeler nelerdir?

Üretim sürecimi etkileyen çok şey var.  Beni sorgulamaya iten, heyecanlandıran, gördüğüm, yaşadığım ve hayatıma kattığım.

Hangi sanatçıların hangi eserlerini beğenirsiniz?

Uzun cevaplı bir soru. Çok var. Saymaya Leonardo Da Vinci tasarımlarından başlayabilirim. Michelangelo’nun “Chapelle Sixtine” tavan resimleri, Hieronymus Bosch’un “Dünyevi Zevkler Bahçesi” ve daha birçok resmi, Cézanne’ın “Sainte-Victoire Dağı”, Picasso ve Braque’ın resimleri. Modigliani’nin “Liseli Kız”ı (Röprodüksiyonunu yaptığım resimlerden biridir). Osman Hamdi Bey, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Mihri Müşfik’in yaptığı portreler. Adnan Çoker, Zekai Ormancı, Güngör Taner soyutlamaları. Burhan Doğançay’ın “Mavi Senfoni”, Mehmet Güleryüz’ün “Düşüş”, “Yarış Arabası” ve daha birçok resmi. Cemal Arslan resimleri, Nur Koçak’ın “Fetiş”i. Van Gogh’un otoportreleri. Emilio Vedova’nın “Registrazione Cicli” serisi.  Anselm Kiefer enstalasyonları. Artemisia Gentileschi resimleri, John William Waterhouse – “Shallot’un Leydisi”, Caravaggio – “Judith’in Holofernes’i Katledişi” Fahrelnisa Zeid’ın soyut kompozisyonları. Frida Kahlo resimleri. Gerhard Richter – “Meditation”. Rembrandt – “The Night Watch”,  Oliver de Sagazan performans ve videoları. Çok fazla var. Şimdi aklıma gelmeyenler ve ismini hatırlayamadığım çalışmalar, resimler.

Sanat ve sanatçı tanımınız nedir?

Sanatın ve sanatçının tanımını sanıyorum ben yapamam. Sanatı genel bir başlık olarak değerlendirebiliriz. Sanatın tanımı dönem dönem, hatta kişiden kişiye göre değişiyor. Önemli olan sanatçıdır ve bu da yaklaşım tarzınızla ve ortaya koyduğunuz fikirlerle alakalı bir durumdur. Birçok insan arkasında bişeyler bırakmıştır. Sanatçının da yeni bir estetik anlayışı ve yeni bakış açıları bıraktığını söyleyebiliriz. Bunun cevabını sanıyorum zaman verecek. Bu bütünlük üç ayak üzerinde devam ediyor (sanatçı – sanat eseri – izleyici ). İzleyiciyi sanat eserinin varlığının devamı ve kendi amacına ulaşması ve güçlenmesi açısından çok önemli buluyorum. Bir tanımlama yapamam.

Sanatın günlük yaşam ve mutluluk ile ilişkisi nedir sizce?

Hayatın vazgeçilmez, önemli ögelerinden biridir sanat. Bazen sanatı hayatın içerisinden çıkarmış gibi düşünüyorum; geriye zevk alacak pek bir şey kalmıyor. Bu tabii ki bütün sanat dallarını kapsayan bir şey. Sanatsız bir toplumun da varlığından söz etmemiz mümkün değil. Yıllar boyu toplumların hikayelerini yazar. Geçmişte olduğu gibi günümüze de tanık olmayı başarmıştır sanat. Mutluluk kavramı karşılıklı duyulan heyecanla alakalıdır. Biraz sizin eserlerinize duyduğunuz heyecan, yaparken, araştırırken. İzleyicinin de o çalışmaları sorgularken, beğenirken, hatta beğenmezken duyduğu heyecan ve yaklaşım  mutlu olmak için yeterli bir sebep olabilir.

 

Ayşe Gülay Hakyemez