Home Tech | Pokemon Go

Bu sayımızda, tüm dünyayı 2. defa tamamen etkisi altına alan Pokemon markasının akıllı telefonlar için piyasaya sürülen(!) Pokemon GO oyunundan bahsediyorum. Piyasaya sürülen dedim, çünkü 6 Temmuz 2016’da ilk defa Yeni  Zelanda ve Avusturalya da iOS ve Google Play marketlerinde görücüye çıkan oyun, neredeyse dünyanın bütün ülkelerinden indirildi ve oynanmaya başlandı. Niantic Games, server(sunucu) kapasitesini ve oyunun genel durumunu test edebilmek için bu iki ülkeyi seçmiş olsa da inanılmaz yoğun bir taleple gelen oyuncular daha ilk günlerden sunucuları kitlemeye ve oyunun saatlerce oynanamamasına sebep oldular.

Şimdi hemen oyunu anlatmaya başlayalım; bildiğiniz gibi Pokemon’lar doğada yaşayan ve özel güçlere sahip hayvanlar olarak betimleniyor. Hikayeye göre, çocuklar 10 yaşlarına geldikten sonra Pokemon eğitmeni olmaya hak kazanıyor ve büyük bir maceraya atılıyorlar. Bu macera sırasında yeni Pokemon’lar keşfediyorlar, ve diğer Pokemon eğitmenleriyle karşılaşıp güçlerini İspatlıyorlar. Çizgi filmi seyredenler, hikayeden etkilenenler bir sonraki adım olan Nintendo GameBoy’larında yayınlanan Pokemon  oyunlarıyla kendilerini iyice Pokemon dünyasına ait hissetmeye başladılar. Ülkemizde çizgi filmin yayınlandığı dönemde cipslerin içlerinden çıkan tasolar da bu aidiyetin büyük bir bölümünü oluşturuyor.  Ana karakterlerden Ash, Misty ve Brock tasolarına sahip olan çocuklar mahallelerinde birer kahraman gibi saygı görürken, taso savaşlarında hep en üstün kişiler oluyorlardı. Yine lafı uzattım hemen oyuna dönüyorum. Ama ekleyeceğim birkaç şey daha var biraz sabır. Yıllar geçti, Pokemon efsanesi, yerini yavaş yavaş Yu-Gi-Oh, Digimon, Beyblade, Bakugan ve benzeri hikayelere oyunlara bıraktı. Geçtiğimiz 3-4 yıla Google’a ait 1 Nisan şakalarına bakarsanız, “Yeni Pokemon Oyunu beta sürümü yayınlandı” gibi hayranlarının yüreklerini hoplatacak ve bir gecede bütün internet haritasını taratacak acımasız haberlerle aslında bugüne dair ipuçları vermeye başlamıştı. İddialar güçlendikçe forumlar Pokemon konulu içeriklerle dolup taşmaya başladı ve nitekim en sonunda Pokemon GO markası ortaya çıktı.

 

Şimdi gelelim oyuna, tıpkı çizgi filmdeki gibi karakterinizi oluşturuyorsunuz, ve Profesör Willow adında bir Pokemon profesörünün odasında maceranıza atılmak için ilk Pokemonunuzu seçiyorsunuz. Bundan sonrası için oyunda “Haydi! Tabana Kuvvet” bildirimi ekrana gelse herhalde çok garip olmazdı. Oyun sizi Google Maps üzerinde konumlandırıyor ve kilometrelerce yürüyerek yeni Pokemon’lar yakalamanızı ve seviye atlamanızı istiyor. Bu sırada, ülkemizde camii, park, tarihi eser, heykeller, avm girişleri ve benzeri bölgelerde PokeStop adında, size maceranız süresince gerekli eşyaları sağlayacak noktalar bulunuyor.  Pokemon yakalamakta Nintendo dönemindeki gibi savaşarak değil sadece Pokeball yani Poketopu fırlatarak yapılıyor. Peki er meydanı nerede,   ben gücümü nerede göstereceğim derseniz, GYM adı verilen noktalara gidebilirsiniz. Kimlerle savaşacaksınız hemen anlatayım. Seviye 5 olduktan sonra size sunulan 3 takımdan birini seçmeniz isteniyor. Bu takımlar Zaptos adlı efsanevi Pokemon’dan gücünü alan SARI “Team Instinct” yani Pokemonların hislerine güvenen onlarla bütünleşmeyi amaçlayan takım oluyor. Diğeri ise Articuno adlı efsanevi pokemondan gücünü alan  MAVİ “Team Valor”.  Pokemonların çok akıllı olduklarına inan ve onların evrimleşme süreçlerini araştıran takım ve son olarak Moltres adlı efsanevi pokemondan gücünü alan KIRMIZI “Team Valor” tutkularının izinden giden ve pokemonların insanlardan daha güçlü varlıklar olduğuna inan takım.  Bu takımlardan birini seçiyorsunuz ve GYMleri ele geçirmeye çalışıyorsunuz. Kazandığınız ve takımınızın rengine bürünen GYM 21 saat boyunca aralıksız olarak aynı renk kalırsa, o GYM’i ele geçiren 6 oyuncu, oyun içi satın alımlarda kullanılmak üzere Poke Coin kazanıyor. Ama 20. Seviyeye gelmiş sıkı bir Pokemon GO oyuncusu olarak diyebilirim ki, GYM’i ele geçirdikten sonra koruma kısmı çok zor neredeyse imkansız.

 

Oyun basitçe bu şekilde ve siz yeni yerler keşfedip yürüdükçe yeni ödüller kazanıyorsunuz, şimdiye kadar 70 kilometreye yakın yol yürüdüm ve oyun yürümeyeni ödüllendirmiyor diyebilirim. Sanırım 2000’li yıllarda taso uğruna kilolarca cips yiyen bir nesli, yürüterek daha sağlıklı olmaları amaçlanmış. Şaka bir yana, Pokemon GO uygulama marketlerinde Fitness ve Sağlık uygulaması kategorisinde bulunuyor, yakın zamanda Oyunlar kategorisine geçecektir. Türkiye’de henüz resmi olarak uygulama marketlerinde bulunmayan Pokemon GO’nun, Türkiye serverlarının hazır olduğu ve  yakında yayınlanması bekleniyor.

Önümüzdeki sayımızda oyunla ilgili bilmeniz gerekenleri  ve Pokemon GO’nun mobil oyun piyasasına ne denli bir etki yaptığını derleyeceğim. Şimdiden herkese keyifli oyunlar diliyorum, lütfen oyun sırasında yürürken çevrenize dikkat edin ve araba kullanırken sakın ama sakın Pokemon GO oynamayın.