Gerçeğin Fotoğrafını Çekmek

Bast Kitap / Gerçeğin Fotoğrafını Çekmek

Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi Sanat Galeri, 28 Nisan – 31 Mayıs 2015 tarihleri arasında oldukça etkileyici bir fotoğraf sergisine ev sahipliği yaptı. Dört Türk fotoğrafçının karelerinden oluşan Agence France-Presse Türkiye’nin Haber Fotoğrafları Sergisi’ndeki fotoğraflar, kelimenin tam anlamıyla, “o anın” görsel dramını yakalayan karelerden oluşuyordu. Bir diğer tanımlama ile Türkiye ve yakın bölgesinde yaşananlar, bugünü geleceğe taşıyan gerçekleri yansıtıyordu. Kadıköy Belediyesi’nin aynı zamanda bir fotoğraf albümü-kitabı olarak da yayınladığı, Agence France-Presse Türkiye’nin uluslararası ödüllü foto muhabirleri Bülent Kılıç, Ozan Köse, Adem Altan ve Gürcan Öztürk’ün çektiği fotoğraflardan oluşan sergiyi Ozan Köse ile birlikte gezdik.

“Dünya acıya onun gözünden baktı…”

Sanat Galerisi’ndeki fotoğraflar, bizim  ‘olaylar’ diyerek tanımladığımız ‘o anların’ bambaşka boyutlarını yüzüme vurduğunda, bir tuhaf hissediyorum kendimi. Sanki suçlu gibi! O olaylar, o acılar orada yaşanırken, biz burada, -elimizden hiçbir şey gelmeden- sedyede yatan Soma maden kömürü işçisinin cansız bedenini izliyoruz. Acı bir tanıklık bu ya da acıyı hissettiren -fotoğraf muhabirinin haberi oluşturduğu an- bir fotoğraf karesi. Bülent Kılıç’ın bir sonraki karesi ise acıyı daha da büyütüyor: “Bir kadın, madenci cesedini kontrol ediyor.” Belki ölen madenci; eşi, kocası ya da oğlu değildir!

Uluslararası medyada en prestijli haber fotoğrafı ödüllerini kazanan Bülent Kılıç, “Dünya acıya onun gözünden baktı” başlığı ile tüm dünya basınında takdirle karşılanan bir fotoğrafçı. Soma’nın fotoğraflara yansıyan ‘gerçeklerini’ sergide Kılıç’ın fotoğraflarıyla izliyoruz. Serginin fotoğraf albümü kitabında da, siyah kurdele ile işaretlenen facia, “13 Mayıs 2014’te Manisa’nın Soma ilçesindeki kömür madeninde çıkan yangın nedeniyle 301 madencinin ölümüyle sonuçlanan Soma Maden Faciası, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en çok can yakan kaybı ile sonuçlanan iş ve madencilik kazası olarak kayıtlar geçti,” notu ile yer alıyor.

Ozan Köse ile facianın fotoğrafları hakkında konuşuyoruz. “Bu faciayı, dünya, Bülent Kılıç’ın kareleri ile gördü,” diyor. “Bülent Kılıç, geleceğe bu fotoğraflar ile belge bırakıyor.” Böylece, haber fotoğrafçılığının öneminin de altını çiziyor. Bu noktada, -facianın dramını ve aslında anlatılmayan ya da anlatılamayan gerçeklerin fotoğraflarının karşısında- tarihi Agence France-Presse’den söz ediyor. “Merkezi Paris’te bulunan Agence France-Presse (AFP), dünyanın en tanınan uluslararası haber ajanslarından birisidir,” diyor. Ajansın etkileyici bir tarihi geçmişi var. Parisli bir çevirmen ve reklam temsilcisi olan Charles Louis Havas tarafından 1835 yılında kurulan Agence Havas, 20 Ağustos 1944’te Bağlaşık Güçlerin Paris’e girmesinin ardından Ajans France-Presse adıyla kentin kurtuluşunu duyuran ilk haberini geçen köklü bir ajans. Ajans France-Presse, bir grup direnişçi Fransız gazetecinin misyonunu o gün olduğu gibi bugün de tüm dünyadaki foto muhabirleriyle birlikte sürdürüyor. “AFP misyonunu, ideolojik, politik ve diğer her türlü olayı tarafsız ve bağımsız bir biçimde anlatmak olarak tanımlar,” diyerek sözlerine devam ediyor Ozan Köse. “Bu fotoğraflar da gördüğünüz ya da izlediğiniz tam olarak budur! Foto muhabiri, tarafsız ve bağımsız bir şekilde deklanşöre basar.” Sonra dönüp tekrar Bülent Kılıç’ın fotoğraflarına bakıyoruz. Soma’nın dramı, tam karşımızda duruyor.  Fotoğrafın köşesine kaydedilen notu okuyoruz: “13 Mayıs 2014, Manisa’daki maden patlamasından sağ kurtulan bir madencinin babası, sağ olarak kurtulan oğlunu öpüyor.” Fotoğraflar, kısa cümlelerle yalın gerçeği anlatmaya devam ediyor. Birkaç fotoğraf sonra 15 Mayıs’tayız! “15 Mayıs 2014, Manisa Soma’da insanlar mezarlıkta yas tutuyor.” Bülent Kılıç’ın objektifinden yansıttığı karede, insanların bakışları farklı noktalarda duruyor. “Bu karede,” diyor Ozan Köse, “Herkes kendi acısıyla baş başa!” Bir süre fotoğrafın karşısından ayrılamıyoruz. Daha sonra bir başka fotoğrafa yönlendiriyor bizi Köse. Bülent Kılıç’ın çektiği ve World Press Photo, Üçüncülük Ödülü’nü kazanan fotoğraf, 23 Ekim 2014 tarihinde Şanlıurfa’nın Yumurtalık köyünün sınırında çekilmiş. Fotoğraf, hava saldırısı öncesinde alanda durmakta olan IŞİD militanları ile hava saldırısı anını -büyük bir patlama- gösteriyor. Ozan Köse bu fotoğraf ile haber fotoğrafçılığının önemli bir başka detayına daha dikkatimizi çekiyor. “Haber fotoğrafçılığında önsezi çok önemlidir,” diyor. “Bu fotoğrafta Bülent Kılıç, hava saldırısının yapılacağını ve patlamanın gerçekleşeceğini o anda tahmin ederek deklanşöre basmıştır.” Böylece birkaç saniye içerisinde gerçekleştiği muhtemel patlama kameraya -savaşın acımasızlığını kanıtlarcasına- tüm şiddetiyle yansıyor.

Konuya hakim olmak

Fotoğrafları, The New York Times ve Time dergisi gibi uluslararası medyada birçok kez yayınlanan Ozan Köse, “Bir fotoğrafçı her şeyden önce konuya hakim olmalı ve olaya tarafsız bakmalıdır,” diyor. “Bununla birlikte deklanşöre basıldığı o anda fotoğrafçının ‘iyi fotoğraf çekmek’ kaygısı da vardır. İyi fotoğrafı yakalamak için de yoğun bir çaba gösterir. Oysa haber fotoğrafçılarının yüzlerce kez deklanşöre basıp, bu kareleri çektikleri ortamlar her zaman güvenli ve sakin değildir. Bu da işimizin riskli tarafı…” Ozan Köse’nin objektiflerinden yansıyan Taksim Gezi Parkı’nın fotoğraflarına bakıyoruz. Maskeli bir gösterici, 3 Haziran 2013 günü Taksim’de Gezi Parkı’nın yıkılmasına karşı yapılan gösteriler sırasındaki çatışmada, zafer işareti -göstericinin Atatürk’ü kalpaklı fotoğrafıyla gösteren tişörtü oldukça dikkat çekici- yapıyor. Gezi Parkı protestolarında,  13 Haziran 2013’te çekilen bir başka fotoğrafta ise Türk Bayrağı dalgalandırılıyor. Sergide yer alan fotoğrafların büyük bir kısmı oldukça tanıdık. Birçoğu sosyal medyada neredeyse “simge” olan fotoğraflar. Bunlardan biri de performans sanatçısı Gonca Gümüşayak’ın 9 Aralık 2014’te Kadıköy’deki işgal evinin tahliye edilmesi sırasında kırmızı elbisesi ile yaptığı gösterisi.

Fotoğrafçının duygularıyla imtihanı

Her biri bir başka tarihsel anı belgeleyen fotoğrafların yer aldığı sergiyi Ozan Köse ile gezmeye devam ediyoruz. Önünde durduğumuz fotoğrafta tarih, 12 Mart 2014’ü gösteriyor. “Bu fotoğrafta,” diyor Ozan Köse, “Okmeydanı’nda bir araya gelen binlerce kişi Berkin Elvan’ın cenazesini taşıyor.” Bir sonraki fotoğraf ise bir annenin fotoğrafı! Evladını kaybeden bir annenin -Berkin’in annesinin- fotoğrafına bakmak doğrusu pek de kolay değil. Ozan Köse de bu fotoğrafı çektiği sırada oldukça duygulandığını, üzüldüğünü söylüyor. “Hepimizin bildiği gibi Berkin Elvan, Haziran 2013’ten 11 Mart 2014’e kadar komadaydı. Ailesi, Berkin Elvan’ın ölümünü 11 Mart 2014’te Twitter’dan duyurdu.” İşte  o anın anısı, sergide -acısından hiçbir şey yitirmeden- capcanlı karşımızda duruyor. Söz yerine, fotoğrafın dillendiği sergi, Berkin’i ölümsüzleştirip, sonsuza taşıyor. Aynı günü gösteren bir başka fotoğrafın karşısındayız şimdi. Fotoğraf, Berkin’in cenazesine katılan binlerce insanın ‘neden gaza maruz kaldığını anlayamamanın’  tarihi bir belgesi olarak -Ne yazık ki bu sorunun bir cevabı yok!- sergideki yerini alıyor. Agance France-Press ise bu fotoğrafları dünyaya yürek yakıcı bir gerçekle duyuruyor: “Berkin Elvan 15 yaşındaydı.”

 

Günün en iyi fotoğrafını çekmek!

İngiliz The Guardian gazetesinin, Gürcan Öztürk’ün Hıdrellez Şenlikleri’ni konu alan ve “Dünyada günün en iyi birkaç fotoğrafından” olduğunu söylediği fotoğraf, serginin albümünde de yerini almış durumda. Fotoğrafta, Türkiye’nin kuzeybatısında yer alan Edirne’de 5 Mayıs 2013’te kutlanan “Hıdrellez” Bahar Festivali sırasında bir genç ateşin üstünden atlıyor. Bununla birlikte fotoğraf sergisinde yer alan pek çok Suriyelinin ‘savaş’ ve ‘göç’ dramını yansıtan fotoğrafların arasında Gürcan Öztürk’ün kareleri de var. Bu kez, fotoğrafın çekildiği yer, yaşadığımız şehir İstanbul. Ancak büyükşehir Suriyeli ailenin dramını azaltmıyor, aksine yoksulluğun ve yoksunluğun fotoğrafını çekiyor Öztürk. Objektife yansıyan an, yüzyılımızın utanç verici bir gerçeği olarak -İstanbul’un Küçükpazar semtinde, 27 Ocak 2014 tarihinde boşaltılmış bir binada öğlen yemekleri yiyen bir Suriyeli adam ve oğlu- sergideki yerini alıyor.

O fotoğraf!

Türkiye’nin en çok okunan Internet haber sitelerinden biri, Adem Altan’ın Gezi Parkı protestolarında çektiği fotoğraf için “O fotoğraf Türkiye’nin ta kendisi aslında,” diyor. Ozan Köse ile birlikte Adem Altan’ın fotoğraflarını bakıyoruz. Fotoğrafçının Ankaralı olması, bu bölgedeki farklı tarihler ve olaylardaki protesto gösterilerinden çarpıcı anlarını taşıyor sergiye. Altan’ın fotoğrafları da serginin ana izleği olan siyasi ve güncel olayları hafızalarımızdan silinmeyecek karelerle günümüze yansıtıyor. Mustafa Kemal Atatürk’ü ölümünün 74. Yılında, 10 Kasım 2012’de Anıtkabir’de insanların taşıdığı dev Türk Bayrağı, tüm görkemiyle fotoğrafa yansıyor. TBMM’deki unutulmaz anlar da Adem Altan’ın deklanşöründen payına düşeni alıyor: Fotoğraf karesi, 19 Şubat 2015’de TBMM’de bir kavga anını görüntülüyor. Ankara semalarında Zafer Bayramı’nın 88. Yıldönümü kutlamalarında 30 Ağustos 2011’de Türk Hava Kuvvetleri’ne bağlı, sesten hızlı uçan jetlerin hava akrobasisi gösterilerinin fotoğrafı; ihtişamlı, etkileyici ve onur verici!

Yazımı, Ozan Köse’nin objektifinden aktarılan bir başka fotoğraf ile bitirmek istiyorum. Fotoğraf, İstanbul’un kuzeyine yapılmakta olan üçüncü köprünün yanında yürüyen bir kişiyi ve bu kişi ile epey uzağında görünen ormanı gösteriyor. Kişi ile ormanın arasındaki o büyük boşlukta ise bir zamanlar var olan yüzlerce güzel ağacımızın ‘yokluğu’, fotoğrafın alt yazısı olarak aklımıza kazınıyor!

Agence France-Presse Türkiye Haber Fotoğrafları Sergisi’nin yeniden açılmasını dilerim. Böylece tarihimize ve günümüze damgasını vuran gerçekleri, usta fotoğrafçıların karelerinde daha yakından görme şansına sahip olabilirsiniz.

Şebnem Atılgan