Geçmişin Zarafeti | Klasik Stil Mobilya

dfot

Geçmişin zarafeti: Klasik Stil

Yaşadığımız mekanlar, çağımızın ihtiyaçları ve alışkanlıkları doğrultusunda sürekli olarak tasarlanıyor. Değişen zevklere uygun olarak sürekli değişen fikirler, yeni tasarımları yaratıyor.Bu gelişimden etkilenmeyen dekorasyondaki klasik stil, her zaman kalitesini ve anlamını koruyan mekanların yaratılmasına olanak verdiği gibi geçmişle olan duygusal bağların korunması açısından da önem kazanıyor.

Klasik dekorasyon stilinde her parça kendi içinde dengeli olmakla birlikte, aslında bütünsel bir dil oluşturur.Bir araya getirilmiş olan ürünler bir bütünsellik yaratmış olmalarının haricinde, başlı başına da kendilerini ifade ederler. Klasik tarzda dekore edilmiş bir mekanın belli bir dengesi vardır.Klasik stilde fonksiyon, formdan ve estetik kaygıdan sonra gelir. Tasarımlarda genellikle koyu renklerdeki ahşaplar, ceviz, meşe, maun gibi ağaçlar ve ağırlıklı olarak masif kullanılır.

Ürünlerde el işçiliği ve ustalığın yanısıra ince detaylar da önem taşır.Gerçek anlamda uğraş ve el emeği görünmüyorsa ürün, klasik özellik taşımaz.Bir mobilyanın klasik anlayışa uygun olabilmesi için, her parçanın aynı karakteri taşıması gerekir.Çok eğrisel ve irrasyonel olmasa da şekiller ve ahşap oymacılığı önemlidir.

Günümüz mobilya yapımında, Barok ve Rokoko stillerinin çok abartılı ve yüksek maliyetli biçimlerinin uygulanması ekonomik nedenlerle güç olmaktadır.Bu sebeple daha çok 15.ve 16. Louis, Fransız mobilya döneminin sadeleştirilmiş biçimleri ”Klasik Mobilya” olarak tanımlamaktadır.

18. yüzyılın sonlarına doğru Avrupa ülkelerinde, ekonomik nedenlerden ötürü daha sade hatlı mobilyalar aranmaya başlamıştır. Bunun sonucunda da Fransa ve İngiltere’de olmak üzere ”Neoklasizm” diye adlandırılan yeni stiller gelişme göstermiştir.

Yeni Çağ’da Barok ve Rokoko’nun gösterişli görünüşüne tepki olarak doğan mobilya tiplerinin yapılmasında Fransa’da; 16. Louis, Empire, Louis Philippe, İngiltere’de; Queen Anne, dört büyükler denen Chippindale, Sheraton ve Georgian ile Almanya’da Biedemeier stilleri görülmüştür.

Fransa’da 16. Louis döneminde klasik stilden neo klasizme geçilirken, İngiltere’de Dört Büyükler diye adlandırılan İngiliz neoklasik mobilyasının aslını oluşturan stillere geçiş dönemi başlamıştır.

Mobilya çeşitleri artmış, büfelerin yerine uzun konsollar ortaya çıkmış, dolaplar vitrinli, raflı ve çekmeceli olarak kombine bir yapıya kavuşmuştur.

Trendler genel olarak geçicidir.Ancak klasik tarz ve klasik mobilya her dönem var olmuş ve olacaktır.Klasik dekorasyonda ağır dokulu olan kumaşlar, kadifeler, şönillerin yanı sıra ipek ve şantuk da çok kullanılır.Genel olarak kullanılan kumaşlar şal desenli, brokar, işlemeli ve tasarıma bağlı olarak düz kumaşlardan tercih edilir.Günümüzde Provence mobilyalar da sadelik etkisini yarattığı için çok kullanılmaktadır.Renkler açık ve doğaldır.Kumaşlar genellikle keten dokulu olmakla birlikte, aslında tümüyle 15 ve 16. Louis saray mobilyalarının etkisi sürmektedir.