Bast Sanat | Genç Sanatçılara Eserlerini Sergileyecekleri Bir Alan Galeri 5

Bast Sanat / Genç Sanatçılara Eserlerini Sergileyecekleri Bir Alan Galeri 5

Anel İş Merkezi’nin zemin katında Ocak 2010’da kapılarını açan Galeri 5, Anel Grup’un desteklediği 98 metrekarelik bir mekan. 22 Ocak’a kadar ev sahipliği yapacağı sergi Defne Tesal’ın kişisel sergisi “Koza”.

Sanatçı, Ekim ayından başlayarak galeri alanını açık bir atölyeye dönüştürdü. İzleyiciyi üretim sürecine dâhil etti. Mekâna özel ürettiği, sergi ile aynı ismi taşıyan, ‘Koza’ yerleştirmesi.

Bir merkezden tavana doğru sıra sıra uzanan, duvarla aynı renkte beyaz iplerden oluşuyor. Sergi, son gün işlevini yitirmesiyle birlikte sökülüp, parçalanarak yok edilecek. Sergi alanının mimarisi ve ışığı ile oynayarak mekânın bir parçası haline getirmeye çalıştığı eserinde sanatçı, bazı bölümleri serbest ve dağınık bir şekilde bırakarak dokuma ile ördüğü iplerin bağlantı noktalarına, düğümlerine, artan parçalarına ve kusurlarına bilinçli bir şekilde müdahale etmemeyi seçmiş. Düzen ile düzensizliğin, detay ile genelin bir arada konumlandığı eserde, yerden tavana uzanan ipler güçlü bir akışkanlık ve perspektif yaratırken, ayrıntılar ve küçük parçalar uyum bozukluklarını ortaya çıkarıyor. Galeri yöneticisi Gökçe Babayiğit sorularımızı yanıtladı:

Galerinin kuruluş öyküsü nedir?

Galeri 5, Anel Grup tarafından genç sanatçılara eserlerini sergileyecekleri bir alan yaratmak hedefiyle 2010 yılında kuruldu. Alanında uzman ve öncü bir sanat galerisinden alınan danışmanlık ile yıllık bir plan çerçevesinde çeşitli sanat dallarında solo veya karma sergiler düzenleniyor. Bu sergiler sayesinde çağdaş sanata bir mekan daha kazandırılmış, genç sanatçı sergileri desteklenmiş, öncü galeriler ile iletişimde olarak genç sanatçıların galeriler ile beraber çalışmalarına olanak sağlanmış oluyor.

 

Galeri 5’in etkinliklerinden örnekler verebilir misiniz?

İzleyiciye farklı deneyimler sunmak adına, sergi programında alternatif sergilere de yer vermeye önem gösteriyoruz. Geçtiğimiz senenin programından örnekler vermek gerekirse, ‘Teneffüs’ sergisi, Sevgi Aka, Merve Ertufan, Johanna Adebäck, Zeynep Solakoğlu, Ayşe Topçuoğulları ve Murat Yıldız’ın oyunlar üzerinden kurgulanmış, izleyicinin müdahale edebileceği enteraktif eserleri aracılığıyla galeri alanını bir ‘oyun parkına’ çevirmeyi hedefliyordu.

 

Bir başka örnek, Defne Tesal’ın izleyici üretim sürecine dahil eden ‘Koza’ başlıklı kişisel sergisidir. Sanatçı, serginin ilk bir aylık sürecinde Galeri 5 sergi alanını açık bir atölyeye çevirerek sergi ile aynı ismi taşıyan yerleştirmesinin ön çalışmalarını ve üretimini gerçekleştirdi.

 

Galeri 5’te sergilerin yanı sıra, üniversitelerin müzik bölümlerinde okuyan öğrencilerle işbirliği halinde, her hafta canlı müzik dinletilerine de yer veriyoruz.

 

Galerinizde sergi düzenlediğiniz sanatçılar hakkındaki  kriterleriniz nelerdir?

Sadece genç sanatçılar ile çalışıyoruz. Sergi ve sanatçı seçimini daha çok beraber çalıştığımız danışman galeriye bırakıyoruz. Bununla beraber farklı bakış açılarını sergileyecek, sanatçı adaylarına örnek olabilecek, ilgi çekecek sanatçıları tercih ediyoruz.

 

Sanat ve sanatçı tanımınız nedir?

İoanna Kuçuradi “Çağın Olayları Arasında” adlı kitabında değerli yaşantı ve eylem olanaklarını simgesel bir şekilde anlatmayı sorumlu anlatmak olarak tanımlar. Biz de sanatın ve sanatçının da sorumlulukları olduğunu düşünüyoruz.

 

Türkiye ve dünyadaki güncel sanat hakkında söylemek istedikleriniz nelerdir?

Artık Türkiye’de de dünya çağdaş sanatıyla haberleşen ve etkileşen genç sanatçıları görüyoruz. Bu genç sanatçıların desteklenmesinin tüm kurumların sosyal sorumluluğu olduğunu düşünüyoruz.

 

Defne Tesal :

1985 yılında İstanbul’da doğan Defne Tesal, 2010 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Sahne Dekorları ve Kostümü Bölümü – Kukla Ana Sanat Dalı’ndan mezun oldu. Lif ve tekstil sanatı ile ilgilenmeye başladı. Çoğunlukla ip ve kumaş ile çalışan sanatçı, bu malzemeler ile dokuma, dikiş, örgü, düğüm, bağlama, boya ve boyama gibi çeşitli yöntemler kullanarak iki ve üç boyutlu işler üretiyor. İlk kişisel sergisini 2013 yılında Galeri Artist Çukurcuma, İstanbul’da gerçekleştirdi.  2014 yılında Domaine de Forges, Fransa’da ‘Sessiz Akış’ başlıklı ikinci kişisel sergisini açtı. Aralarında SVA Open Studio sergisi, New York (2015); ‘Kesişim’, Uluslararası Tekstil Sanatçıları Sergisi, İstanbul (2014) ve Scenofest, Prag (2007) olmak üzere birçok karma sergiye katılan sanatçı son olarak 2015 yılında New York’ta SVA sanatçı rezidans programına katıldı.

 

 

Defne Tesal: “İpe dokunmayı seviyorum. Hem iki boyutlu hem de üç boyutlu düşünmemi sağlıyor. Kendi olanakları ve sınırları var.

Bu da sürekli yeni yöntemler ve fikirler bulmaya itiyor beni.”

 

“Koza” isimli enstalasyonunuzun ortaya çıkış öyküsünü anlatır mısınız? 

Projeyi hazırlarken mekanı nasıl ele alabileceğimi, tek bir iş ile alanı nasıl kullanabileceğimi düşündüm. Üç boyutlu çalışmak istiyordum. Duvarlardan ziyade ortadaki koca boşluk beni heyecanlandırdı. Bir yandan da yapacağım işi orada gerçekleştirecek olmak, herkesin ortasında, tanımadığım bir yerde bu kadar samimi ama uzak vakit geçirecek olmam projeyi şekillendirdi. Kendime bir barınak/korunak yapmaya karar verdim. Hem mekana ait hem de bana ait bir iş. Bu şekilde “Koza” oluştu. Üretim süresince de iş şekillenmeye devam etti. Sonlanmaya yakın, galerinin içinde çalışma masamın olduğu, asıl kendime ait hale dönüşen yeri kapatmaya karar verdim. Özel alan yaratmak gibi. Ama izleyicinin içeri girebildiği de bir alan oldu. Bir ayın sonunda burayı izleyiciye teslim ederken kendime ait küçük bölmeye kullanmadığım iplerimi ve süreç boyunca tuttuğum notların olduğu defteri bıraktım.

 

Yerleştirme çalışmanızı izleyenler hakkındaki gözleminizi aktarır mısınız?

Serginin bu tarafı en keyifli yanlarından biriydi. Çok fazla izleyen, merak eden, takdir eden, saçma bulan, gereksiz gören, hayran olan, mutlu olan, eleştiren, eserden çok emeğime saygı duyan, her gün sessizce takip eden insanlar ile karşılaşma fırsatı buldum.

 

Kullandığınız teknik ve malzemenin çalışmalarınızın üzerindeki etkisi nedir?

İşlerimde çoğunlukla ip kullanıyorum. Bu malzeme hem çok olanaklı hem de çok yönlendirici. Bazen de sınırlayıcı. İpe dokunmayı seviyorum. Onu şekillendirebiliyorum, dikebiliyorum, boyayabiliyorum, başka malzemeler ile bir arada kullanabiliyorum. Hem iki boyutlu hem de üç boyutlu düşünmemi sağlıyor. Kendi olanakları ve sınırları var. Bu da sürekli yeni yöntemler ve fikirler bulmaya itiyor beni.

 

Çalışmalarınızın zaman içindeki değişim ve gelişimini kendi gözünüzden  aktarabilir misiniz?

Eskiden gördüklerimi, görmeyi sevdiğim şeyleri kendi algımla yansıtmaya çalışıyordum işlerimde. Şimdi daha soyutlaştı, sözsüz müzik gibi biraz. Somut bir şey demeden daha çok his ile bağ kurmak istiyorum.


İlham kaynağınız, beslendiğiniz öğeler nelerdir? 

Doğanın detaylarından ve genelinden, içindeki dokulardan, geniş boş alanlardan, insan duygularından, zaman kavramından, renkten, enstrümantal müzikten besleniyorum, ilham alıyorum. Son zamanlarda form ve malzemeye özellikle odaklandım. Zıt duygular, karşıt durumlar da ilgimi çekiyor. Hem biçim hem de his olarak. Çok saçma bir örnek olacak ama bazen insan midesi mi bulanıyor yoksa karnı mı acıktı bilemez ya, onun gibi. Ya da ferah, geniş ve özgür hissederken bir yandan da sıkışmış ve çaresiz hissedebilmek gibi.


Güncel sanat hakkındaki düşünceleriniz nedir? 

Bugün sanatta her şey ile karşılaşabilecek olmak heyecanlı bence. Sanatçının kişiselinden politiğe, çevreden kadına, kültüre, sanal olandan savaşlara, sanatçının zanaatkarlığından elinin hiç değmediği eserlere, insanın her anına / her fikrine rastlayabiliyoruz. Çok eleştirel bakmıyorum, daha ziyade fırsat buldukça deneyimlemeye çalışıyorum.

 

Sanat ve sanatçı tanımınız nedir?

Sanatçı görmemizi sağlayan kişi bence. Kendimizi, dünyayı, hislerimizi, hissedemediklerimizi, olan veya olmayan şeyleri sanat sayesinde görebiliyoruz diye düşünüyorum.

 

Beğendiğiniz sanatçılar ve eserlerinden bahsedebilir misiniz?

Mark Rothko’nun büyük renk alanlarından oluşan resimlerinden çok etkileniyorum. İnsanı içine çekiyor ve tam anlayamadığım bir şekilde duygulandırıyor. Agnes Martin’in de farklı bir şekilde öyle. Richard Serra’nın ağır, paslı metal levhalardan oluşan heykelleri çok güçlü. İnsanın dengesini bozuyorlar. Anish Kapoor’un ve Sheila Hicks’in malzemeyi ve rengi kullanış şekillerini çok etkileyici buluyorum.


Sanatın günlük yaşam ve mutluluk ile ilişkisi nedir sizce?

Serbest düşünce akışlarına, hislerin hissedilebilmesine, başka açılara/alanlara bakabilmeye, can sıkmaya veya tamir etmeye, nefes almaya ve bazen de sıkıştırmaya yol açıyor sanat. Bu yüzden de günlük yaşamın tam ortasında bence.

 

 

 

15 Aralık – 10 Ocak

“AN APPLE A DAY”

Sevgi Çağal– Artgalerim Bebek

Malzemenin dokunuldukça, onunla zaman geçirdikçe madde özelliğinin kendisine geçtiğini belirten sanatçı, içinde olduğumuz yaşam döngüsünü dolaysız ve sade bir üslupla ifade ettiği son dönem heykel ve resim disiplini içindeki üretimlerini artgalerimBEBEK’de izleyebilirsiniz.

7 Ocak – 7 Şubat

“HEYKEL SERGISI”

Dilşad Akçayöz- Galeri Selvin

2015 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Ana Sanat Dalı Yüksek Lisan Eğitimine başlayan Dilşad Akçayöz çeşitli sempozyumlarda yer alan sanatçı birçok karma sergiye katılmıştır. Eserlerini Galeri Selvin’de görebilirsiniz.

18 Aralık – 30 Ocak

‘‘BALKON’’

Karma Sergi- Galeri Apel

Balkonun toplum yaşamında içerinin dışarıyla, zeminin yükseklikle, özelin kamusal alanla olan ilişkilerini birçok çağrışımıyla yansıtıyor. Sergi konularını gündelik yaşamdan seçen Galeri Apel izleyicilerini bu defa “Balkon” başlıklı sergisine çağırıyor.

12 Aralık – 30 Ocak

‘‘GERÇEKLİĞİN

KURGUSU’’

Karma Sergi- Russo Art Gallery

Galleria Russo’nun İstanbul’daki yeni mekanı Russo Art Gallery İstanbul, İlk kez Türk ressamlara yer veriyor! Genç ressamların hazırladığı “ Gerçekliğin Kurgusu “ adlı karma sergiyi 12 Aralık 2015, Cumartesi günü sanatseverlere sunuyor.