workshop

Sektörel Haberler

MEYVELİ DONDURMA SOSLARI İLE SERİNLİĞE DAVET Yazın gelmesi havaların ısınması ile birlikte özellikle çocukların büyük ilgi gösterdiği dondurma sezonu da açılmış oldu. Günümüzde ise sunum en az yiyecekler kadar önemli. Dondurmaların Güzel bir dondurmanın, waffle, ...

Prototype No1

Maslak No.1’de açılan “Prototype” ile yemek, kahve, kitap ve workshop’ların bir arada bulunduğu yeni bir deneyime hazır mısınız?

Coffee Shop, Pasta Pizza, Plus Kitchen, Atelier ve Book Store gibi farklı mekanlara kendi içinde ev sahipliği yapan Prototype, tam bir ilham yumağı kıvamında kendine has bir mekan. Bakır, emaye ve cam sunumlarıyla Coffee Shop hizmeti de veren Prototype, lezzetli kahvenizden bir yudum alıp kitapları karıştırırken burada bulunan tasarım ürünlerini de satın alabilme olanağı sunuyor. Aynı zamanda bir workshop atölyesi olarak da faaliyet gösteren Prototype’da haftada 1 – 2 gün herkese açık workshop’lar düzenleniyor,meraklılarına duyurulur! Kare,yuvarlak,dikdörtgen masaların,farklı renkteki iskemlelerin ,duvar yazılarının,borulardan meydana gelen bankların ve birbirinden leziz kokuların bir araya gelmesiyle birlikte koca bir gününüzü sıkılmadan geçirebileceğiniz ender yerlerden burası.

İsminden de anlaşılacağa üzere özel konsepti ile kendi alanında bir ilke imza atan Prototype şimdiden müdavimlerini oluşturmuş bile.

Meral Uyanık Koca

 

 

MOTTO TASARIM – ATÖLYE İSTANBUL

Bir ortak yaratıcılık sahası, Atölye İstanbul .

Sanırım profesyonel hayat unutturuyor bize yaratıcılığı, sonra da  başlıyoruz sıkıcı ve tek düze olmaya. Tüketmekte ise adeta üstümüze yok. En yeni çıkan markalar, En trendy içecekler, En hip mekanlar, En çok like alan paylaşımlar… Taklit etmek , özenmek veya  eleştirmek en basit iş, peki ya üretmek? Evde, işte,her yerde bir tatminsizlik , mutsuzluk hakim. Havadan sudan değil bu karın ağrıları ,zamanı iyi değerlendiremiyor, kaliteli vakit geçiremiyor olmanın  verdiği   sıkıntıyı yaşıyoruz hepimiz maalesef. Daha çok keşfetsek,öğrenmek için baksak ,dinlesek, uygulasak,kendimizi aşsak mesela. Peki size, hayal edebildiğiniz,tüm aklınızdakileri paylaşabildiğiniz, öğrendiğiniz,izlediğiniz,okuduğunuz,denediğiniz ve ürettiğiniz şeyleri tek bir çatı altına toplayan bir yerin varlığından bahsetsek? Kim bilir, belki de hep o beklediğiniz  ilham perileri bu atölyededir. Tasarımsa tasarım,yaratıcılıksa yaratıcılık,sanatsa sanat,paylaşımsa paylaşım! Buraya her gelenin tek bir ortak noktası var o da ‘yaratıcılık’! Bu ay Atölye İstanbul ’un yaratıcıları Kerem Alper ve Engin Ayaz’ın ilham dolu yolculuklarına ortak olduk .İlk büyük ölçekli ‘makerspace’i olma hedefiyle 2013’te ilk adımlarını attılar.Peki kim bu  ‘’maker’’lar? Tasarımın her halini tek bir çatı altında toplamayı başaran Atölye İstanbul’un Çukucuma’daki mabedine konuk olduk ve merak ettiklerimizi sorduk.

 

  • Türkiye’nin ilk büyük ölçekli ‘’maker space ‘’i olan Atölye İstanbul‘un çıkış noktasını merak ediyorum. Hikayesini bizimle paylaşır mısınız?

ATÖLYE İstanbul macerası, Kerem Alper ve Engin Ayaz ile iki yıl önce başladı. İkili öncesinde, farklı zamanlarda Stanford Üniversitesi’ne gitmiş ve tasarım dünyasıyla orada tanışmıştı. Okulun sağladığı üretim alanlarında bireysel ifadenin üretime katılmasının kültür üzerinde ne kadar büyük bir değişiklik yaratabileceğini fark etmişlerdi. Aynı zamanda, farklı alanlarda faaliyet gösteren insanların bir araya gelince çok daha özgün projelere imza atabileceklerini gözlemleme şansları olmuştu. Bu deneyimlerle Türkiye’ye dönen ikili, 2013 yılının Eylül ayında, yaratıcı sektörlerin ortak bir çatı altında buluşmasını sağlayacak projeleri; ATÖLYE İstanbul fikrini geliştirmek üzere İstanbul’da faaliyete geçti. Engin ve Kerem önce ATÖLYE Labs adını verdiği kendi ekibini kurdu. Ardından 7 yıl boyunca California Apple’da Sistem Tasarımları ve İnovasyon yöneticisi olarak çalışan Dr. Ulrich Barnhoefer üçüncü ortakları olarak Türkiye’ye geldi. ATÖLYE Labs’in 1 sene süren hummalı çalışmaları sonucunda, ATÖLYE İstanbul kapılarını açmadan önce ekip Çukurcuma’da 200 metre karelik ATÖLYE Beta Mekan’ı yarattı. ATÖLYE İstanbul’un bir prototipi olarak kurguladığı bu mekanda, 20 kişilik bir ortak çalışma alanının yanı sıra; 3D printer ve elektronik prototipleme aletleri, workshop alanları ve bir toplantı salonu bulunuyor. Tasarım, teknoloji, sanat, ve girişimciliğin kesiştiği bir ekosistem oluşturarak disiplinler arası işbirliğini güçlendirmenin amaçlandığı ATÖLYE Beta Mekan’da hem Türkiye’den hem de uluslararası ağdan; yönetmen, tasarımcı, illüstratör, editör, sosyolog, mühendis, girişimci pek çok farklı dal bir arada çalışıyor, üretim yapıyor.Şirketler ötesi bir platform yaratmayı ve üretmeye ilgi duyan herkese destek sağlaması hedeflenen, yaklaşık 700 metre karelik bir ortak çalışma, üretim ve etkinlik merkezi olacak olan ATÖLYE İstanbul ise çok yakında açılacak. Ekibin hayali, ATÖLYE İstanbul’dan sıra dışı projelerin çıkması ve dünya genelinde farkındalık yaratabilme potansiyeli taşıması. Projelerin sadece karlılık üzerinden değil, yaratabileceği etki ve yarar üzerinden değerlendirilerek geleceğe katkıda bulunabilmesi.Ayrıca ATÖLYE Labs, ATÖLYE İstanbul haricinde yenilikçi projeler üretiyor; kurumsal ve halka açık workshop’lar düzenliyor. Böylece tüketen ve üreten arasındaki kalıp yargıları kırmayı, sürdürülebilir bir yöntemle kalkınmayı ve bunu toplumun her kesimiyle yöneten bir İstanbul için katkıda bulunmayı istiyor.

 

  • Dr. Ulrich Barnhoefer ile yollarınız nasıl kesişti?

Ulrich (Uli) ile kurucu ortak Kerem Stanford Institute of Design’da (d.school) Kerem’in asistanlık yaptığı bir ders sırasında tanıştı. Uli bu sırada Apple’da inovasyon  ve sistem tasarımları bölümünde çalışıyordu ve hafta sonları kendini geliştirmek ve Stanford’un tasarim odaklı düşünce metodunu öğrenmek için d.school’a geliyordu. Bir ortak tanıdıkları vasıtasıyla tanışan ikili kısa bir süre içinde yakın dost oldular ve Kerem’in ortağı Engin ile bir süredir üzerinde çalıştığı ATOLYE Labs projesini kurgulamaya koyuldular. Uli iki kere ATÖLYE Labs kapsamında Turkiye’ye geldikten sonra Apple’dan istifa edip İstanbul’a taşınma kararı aldı ve 9 ayı aşkın bir süredir burada.

 

  • Peki, kim bu maker’lar ?

Türkiye’de ‘maker hareketi’ yeni bir akım olmakla birlikte maker’lık kültürü aslında oldukça eskiye dayanıyor. Anadolu’da çağlardan beri süre gelen zanaatkarlık kültürü bir yana; yoğurt kabından saksı yapan anne, benzinden tasarruf etmek için arabasına lpg tüp taktıran baba figürleri bizim kültürümüzün en özgün maker temsalleri arasında yer alıyor. Bugün, bu kültürel kimlikle büyümenin yanı sıra teknoloji sayesinde farklı alanlardaki bilgi ağlarına ve altyapı olanaklarına kolayca erişim kazanan genç nesil, dünyada hızla yayılan ‘Maker Hareketini’ kolaylıkla içselleştirebiliyor. İçlerindeki yaratıcı gücü beslemek ve fikirlerini somut birer projeye dönüştürmek için birbirinden güç alması gerektiğinin bilinciyle hareket eden bu jenerasyonun tasarımcıları, zanaatkarları, girişimcileri, sanatçıları ve mühendisleri ‘maker hareketi’ çerçevesinde yeni nesil bir çalışma biçimi ortaya koyuyor.Bu toplumsal hareketliliği sadece bir başlangıç. Maker hareketinin eğitim ve kültür kuruluşlarının yanı sıra yenilik arayan büyük şirketler üzerinde de etki yaratacak.

 

  • Sizce çalışma ortamlarında insanların daha verimli ,yaratıcı ve motive  olabilmeleri için başta neyi değiştirmek lazım?

 

Çalışma ortamlarında en önemli şeyin disiplinler arası etkileşim. Farklı alanlarda çalışan insanlar bir araya geldiğinde ortaya inanılmaz yenilikçi sonuçlar çıkabiliyor. Ayrıca fikirlerin ortak geliştirilip, tasarlandıktan sonra ilk prototiplerinin alınabilmesi; o fikirlerin hayata geçmesinde büyük önem taşıyor. Yani önce dayanışma sonra altyapı önemli.

 

 

 

  • Workshop programlarınızdan biraz bahseder misiniz?

 

Workshop programlarımız kurumsal ve halka açık workshop’lar olarak ikiye ayrılıyor. Kurumsal şirketlerin ihtiyaçları doğrultusunda, çözüm odaklı bir metodoloji olan Tasarım Odaklı Düşünce’yi uyguluyoruz. Halka açık workshop’larımızda geleneksel ve dijital üretim metotlarının bir arada kurgulanabileceği içerikler geliştirmeye özen gösteriyoruz. Kuyumculuktan 3 boyutlu yazıcılara kadar geniş bir yelpazede programlarımızı hazırlıyoruz. Programları hazırlarken de kendimizin katılmak isteyeceği içerikler olmasını, ekibimizi de geliştirecek ve zevk duyacağı konular olmasını kriter olarak alıyoruz.

ATÖLYE İstanbul kapılarını açtığı zaman yoğun bir etkinlik takvimimiz olacak. O zaman üretmek isteyen herkes kendine dair bir içerik bulabilecek.

 

 

  • Atölye İstanbul’un yakın gelecekteki planları neler?

Yakın gelecekte yenilikçi projelerimizi hayata geçirmek ve Beta Mekan’dan en iyi şekilde verim almak istiyoruz. Burada bizimle ortak bir çatı altından çalışan yeteneklerle birlikte üretim yapabilmek ekibimiz için en değerli şey.

 

  • Ve son olarak motto’nuz ?

Yaratmaya Devam!

 

 

Meral Uyanık Koca

dfot

 

KAĞITTAN HAYALLER ATÖLYESİ

PAPİER ATELİER

Her şey izledikleri ”Away We Go” filminin etkisiyle başlamış meğer!

Filmdeki BURT adlı karakterin kağıttan maketini yapma dürtüsüne karşı koyamamışlar ve iş almış başını gitmiş. 2011 yılında ‘’Anything with paper’’ motto’sunu benimseyen Türker Akman ve Deniz Yılmaz tarafından kurulan Papier Atelier tam anlamıyla bir kağıt heykel atölyesi. Onlar, her gün elimizin altında olan üzerlerine karaladığımız, notlarımızı aldığımız, kimi zaman yırtıp attığımız kağıtlara farklı bir boyut ve anlam yükleyerek adeta hayat veriyorlar. Her bir parçayı birer sanat eseri haline getiriyorlar. En büyük ilham kaynağının hayaller, filmler ve insanların büyülü hikayeleri olduğunun altını çiziyor ikili. İşin en güzel tarafı ise hayalleri gerçekleştiriyor olmaları. Düşünsenize, hayallerinizi sipariş ediyorsunuz! Ben kendi adıma Deniz ve Türker’e teşekkür ediyorum; hem ilham kaynağı oldukları hem de hayalleri gerçekleştirmeyi seçtikleri için.

Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Türker:Ben  mimarlık ve dergi tasarımı yapıyorum

Deniz: Ben de  match-up isimli basılı bir dergi çıkarıyorum. Aynı zamanda da 3 yıla yakındır Papier Atelier için kağıt heykeller tasarlıyoruz.

Beraber böyle bir projeye nasıl dahil oldunuz? Hayallerle dolu bu yolculuğun hikayesini bizimle paylaşır mısınız?  

Bundan birkaç yıl önce izlediğimiz bir filmdeki karakterin (Away We Go filmindeki Burt karakteri) kağıt heykelini yaparak bu proje şekillendi kafamızda. Önceleri sadece kendimiz için birkaç adet kağıt heykel yaptık, sonra ise gelen istek ve ilgi üzerine başka çalışmalar da yapmaya başladık. Aslında ilk başta amacımız sadece filmdeki karakterin küçük bir kağıt modelini yaparak eğlenmekti. Sonraları rüyalarımızda gördüğümüz ve ünlü isimler arasında sevdiğimiz insanların kağıt heykellerini yaptık. Birçok konuda fikir alışverişi yaptığımız ve çift olduğumuzdan ortak bir şeyler yapmayı çok istediğimiz için Papier Atelier projesi bizim için çok özel ve ilk.

Neden kağıt peki ? 

Kağıt aslında tasarımın başladığı yerdir. Fakat son ürüne gidilirken kağıt bir kenarda unutulup gider. Bizim amacımız hayatımızın her yerinde yer verdiğimiz bu malzemeye bir değer katmak.

Workshop çalışmalarınız var mı? Bize bilgi verir misiniz biraz? 

Düzenli olmamakla birlikte workshop çalışmaları yapıyoruz. Hatta 21 Haziran Cumartesi günü de Karaköy’de bir tane düzenliyoruz.

Bu workshoplar genelde bir günde oluyor ve 6-8 saat sürüyor. Önceden belirlenmiş bazı modellerimiz oluyor. Katılımcılarla birlikte önceden hazırladığımız kalıplardan kesip, ortaya çıkan parçaları yapıştırıp, bu parçaları boyayarak heykeli tamamlıyoruz. İnsanlar yer yer “Sanırım ben yapamayacağım!” diye panikleseler de sonunda herkesin kendilerine ait güzel birer kağıt heykeli oluyor…

Şimdiye kadar en vazgeçilmez karakteriniz hangisi?

En sevdiğimiz karakterimiz bizim için ilklerden biri olan “Fisherman” ve “Mademoiselle Coco Chanel”.

Sizce bu sanat Türkiye‘de yeterince ilgi görüyor mu veya tanınıyor mu?

Kağıtta kullandığımız teknik, kullanılan geleneksel yöntemlerden biraz farklı olduğu için Türkiye’de pek tanınmıyor. Yurt dışında ise ilham verici güzel çalışmalar yapan kişiler var.

Yurt dışından kimleri takip ediyorsunuz? 

Yurt dışından beğendiğimiz işler yapan isimlerden ilk aklımıza gelenler: Sher Christopher ve Asya Kozina. Ama bize en çok ilham veren kişi şüphesiz ki Turhan Selçuk.

Siparişler nasıl bir süreçten geçiyor? 

Öncelikle sizden yaptırmak istediğiniz heykelle ilgili detaylı bilgi istiyoruz. Kafanızda canlanan sahneyi anlatmanızı istiyoruz. Bu hikayeden kullanabileceğimiz detayları belirliyoruz. Eğer yapılacak heykel bir kişi içinse mümkün olduğu kadar fotoğrafla birlikte kişiye özel detayları alıyoruz.

Bunun üzerine bizim kafamızda oluşan sahnenin eskizini paylaşıyoruz. Eskizin üzerinden tekrar konuşarak sahnenin son halini hazırlıyoruz.

Bundan sonra çalışma bilgisayar ortamına geçiriliyor ve detaylandırmalar başlıyor. Bütün duruşlar, ifadeler, büyüklükler, renkler… gibi detaylar bu süreçte belirleniyor. Bilgisayar ortamındaki çalışma son bulduktan sonra tekrar kağıda dönülüp heykelin hayata geçme süreci başlıyor. Düz bir kağıtla başlayan süreç bu kağıdın kesilip, kıvrılıp, yapıştırılması ile bir hacme bürünüyor.  Daha sonra bu kağıt istendiği şekilde renklendiriliyor ya da kağıdın doğal renginde bırakılıyor. Bu süreçten hiç bir fotoğrafı paylaşmıyoruz. Mümkünse de teslimi elden yapmayı tercih ediyoruz. Bu sayede heykel sahibine ulaştığındaki aralarında kurulan bağı izleme şansına sahip oluyoruz  ki bu da belki de işin en zevkli kısmı oluyor bizim için.

Farklı projeler var mı bizi bekleyen?

Şu sıralar sevdiğimiz bazı sanatçılarla ortak çalışmalar yapıyoruz. Onların farklı disiplinlerde üretmiş oldukları eserlerin kağıttan heykellerini yapıp paylaşıyoruz. İleride de kendi karakterlerimiz ve onların hikayeleri ile bir sergi düzenlemek için çalışmalarımızı da sürdürüyoruz.

Bu işin püf noktası nedir sizce?

Anahtar kelimemiz “sabır”. Çünkü süreç gerçekten yavaş ve zorlu işliyor. Kullandığımız teknikte istenilen geometrik etkiyi almak için keskin köşelerin birleşimlerinin kusursuz olması gerekiyor. Bu yüzden de hataya pek yer yok.

İlerde bir sergi açmayı düşünüyor musunuz? 

Kesinlikle düşünüyoruz ve bir süredir bu konuda da fikirler üretiyoruz.

 

Nerelerden ulaşabiliriz Papier Atelier heykellerine?  

Şu an sadece internet üzerinden www.papieratelier.com adresinden ulaşılabiliyor heykellerimize. Gerçeklerini şu an için sadece workshoplarımız sırasında, ya da yer aldığımız özel etkinlikler için düzenlediğimiz mini sergileri ziyaret ederek görebilirsiniz.

dergi_form_nisan
Alles Coffee & Shop isminden de anlaşıldığı üzere hem bir kahve dükkanı hem de birbirinden güzel tasarım kıyafet, aksesuar, çanta, hediyelik eşya, saat gibi ürünler satan bir dükkan. Karaköy’ün popüler sokağı haline gelen: Arapoğlan sokağı üzerinde konumlanmış sıcacık bir mekan burası.

Dekorasyonu tamamen Fulya Başoğlu ve Sıla Kuşçu ya ait. İki ortak bu  mekanı olabildiğince kullanışlı bir o kadar da sempatik hale getirmişler. Mekana ayrı bir hava katan asma katı ise yakın planda workshop çalışmaları için kullanılacak ancak şimdilik kendi tasarımlarını hazırladıkları atölye olarak kullanılıyor.İlk bakışta ufak gibi görünse de mekanın derinliği ve detayların ferah kullanımı sayesinde oldukça rahat ve kendine özgü bir mekan yaratılmış. Sıkılmadan saatlerce vakit geçirebileceğiniz,hem çalışıp hem de ev yapımı kek ve kurabiyeler tadabileceğiniz son derece samimi bir yer  Alles Coffee.Yaratıcı ve birbirinden farklı çok sayıda ürünlerin de olması cabası. Her zevke uygun tasarımlar  var  ve karşı koymak  oldukça zor. Fulya ve Sıla hanım’ın samimi sohbetleri eşliğinde hem kahve keyfinizi yapabileceğiniz hem de alışveriş yapabileceğiniz ve kendinizi evinizde hissedebileceğiniz zamansız bir mekan burası.

 

dergi_form_nisan

dfot

 

PENNY BLOOMS&BEANS

Çiçeklerle dolu bir tasarım hikayesi…

Motto Tasarım bu ay çiçeklerle dolu,kahve kokulu,yaratıcı fikirlerin yeni adresi  Penny Blooms&Beans’e konuk oldu. Penny’nin sahibi Ayça Paksoy ile çok keyifli bir sohbet gerçekleştirdik ve Ayça Hanım ile beraber,Bast Home okuyucularına özel bir tasarım hazırladık.

Penny Blooms&Beans herhangi bir günde hemen hemen hepimize keyif veren çiçekleri; canlı form ve renkleriyle, kahveyi; çekici ve davetkar aromasıyla sunuyor. Penny’de sizi şiirsel çiçekler ve kahve keyfiyle hayata dokunduğunuzu hissedeceğiniz bir atmosfer karşılıyor…

 

‘’Penny’de çiçeklerin de bir ruhu yansıtması gerektiği inancıyla canlı form ve renklerin öne çıktığı her tasarımın bir diğerinden farklılaştığı aranjmanlar hazırlamaya özen gösteriyoruz. Bunu başarmak için her mevsimin kendi renk ve dokularını yansıtan çiçekleri bilinçli olarak yaratılmış düzensizlik temasıyla birleştiriyor, farklı mekan ve zevklere uygun şekilde sunuyoruz.’’ Ayça Paksoy Sözen.

 

 

 

 

 

  • Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Yurt dışında ve Türkiye’de lisans ve yuksek lisans eğitimi aldım. Türkiye’nin önde gelen ve sektörlerinde bölgesel lider olan grup şirketlerinde 10 yıl sureyle Stratejik Planlama ve Başkanlık Ofisi Diş İlişkiler görevlerini yürüttüm. Bu görevlerim sırasında kendimden bir şeyler katarak hayata geçirdiğim işlerin beni ne kadar mutlu ettiğini ve dolayısıyla da basarili olduğumu tecrübe etme şansım oldu.

Çiçek tasarlamak ise kendi düğün hazırlıklarımız sırasında tanıştığım bir kavramdı. Bunu ne kadar büyük bir keyifle hatta tutkuyla yaptığımı fark ettim ve bu farkındalığı hayata geçirmek için çiçek tasarımını profesyonel olarak yapmaya karar verdim. ‘Flower School New York’ta profesyonel çiçek tasarımı okudum. Ve sonrasında konsept bir çiçek evi olarak Penny’yi İstanbul’da açtım.

 

 

  • Günümüzde bu tür konsept mağazalar ufak ufak çoğalmaya başladı ancak hem atölye hem de kafe hizmeti verme özelliğine sahip olması elbette sizi diğer butik çiçek mağazalarından ayırıyor…Bu konsept fikri nasıl bir araya geldi,hikayesini bizle paylaşır mısınız?

 

Çiçek tasarım evlerinde yaşadığım tecrübeye baktığımda özellikle yurt dışında bu ortamlarda uzun zaman kalıp etrafı incelerken, tasarımı yapanları izlemeyi ne kadar sevdiğimi fark ettim ve bunu yaparken benim için bir başka keyif olan kahvenin bu gecen zamana iyi bir partner olabileceğine karar verdim. Ve Penny Atölye’de bu iki kavramı bir araya getirdim. Bu konsepti periyodik çıkan dergiler/magazinler, çiçek tasarımı üzerine kitaplardan oluşturduğumuz ufak kütüphanemizle birleştirdik. Kahve ile güne başlamak üniversite eğitimim sırasında yerleşen bir keyifti. Buna hiçbir zaman ara vermedim…

Seyahatte bile olsam günün ilk kahvesi benim için hep çok önemli oldu. Bu keyfi bir rituele dönüştürdüm geçen zamanda. Sonra Flower School NY’ta aldigim eğitim sırasında Counter Culture’in coffee Cupping kurslarına katildim. ‘espresso bar’ konseptini çiçek atölyesi ile birlikte tasarladım. O dönemde okuduğum bir kitap 18. yüzyılda oluşan kahve evleri konsepti hakkında detaylı bilgi içeriyordu. ‘Penny’ ismiyle ve kavramıyla o kitapta tanıştım. İkinci bir isim düşünmedim. Böylece 2012 yılında ‘Penny’ markası doğmuş oldu.

 

 

  • Etrafım bu kadar güzel,rengarenk ve farklı çiçeklerle çevriliyken merak ediyorum,nerelerden getirtiyorsunuz bu özel çiçekleri?

 

Penny’ye tüm kesme çiçekleri Hollanda, Venezuella, Ecuador ve Türkiye’nin farklı yerlerinden seçilerek geliyor ve müşterilerin nasıl bir aranjman istediği belirlendikten sonra yine içlerinde Türkiye’nin de bulunduğu çok farklı ülke pazarlarından sıra dışı vazolarla eşleştirilerek hazırlanıyor.

 

 

 

  • Tasarımlarınızı yaparken müşterilerle nasıl bir yol izliyorsunuz?

 

Tasarımların müşterinin tercih ve tarzını yansıtması gerektiği bilinciyle yola çıkan Penny’de aranje edilen tüm tasarımlar hem müşteriyi dinleyerek yaratılabiliyor hem de daha önce tasarlanmış aranjmanlar arasından secim yapılabiliyor.

 

 

 

  • Peki,bizlere çiçek tasarımında birkaç ip ucu verecek olursanız…

 

Çiçeklerin uzun omurlu olması, tazeliğini koruyabilmesi için alındıkları noktadan atölyeye gelene kadar ki bakımları ve bize ulaştıktan sonraki kesim ve bakim teknikleri kritik önem taşıyor. Çiçekler için kullanılan su ve vitaminden çiçeklerin muhafaza edildikleri serinlik derecesine kadar tüm süreçler çiçeğin ömründe ve dolayısıyla tazelik ve güzelliğinde büyük önem taşıyor. Tasarım açısından ise gideceği mekan veya ortamdaki prezansı önemli. Tasarımların sadece belli bir tarzı yansıtması değil, göndericisinin veya alıcısının tarzını ve tercihlerini yansıtması da çok büyük hassasiyetle yönettiğimiz bir konu.Gönderilen çiçek tasarımı gittiği adresin bir parçası olmalı. Bazen tek başına öne çıkarken, bazen de ortamdaki dengeyi yakalayabilmesi önemli. Bunu başarabilmenin en kritik noktası müşterilerimizi dinlemek. Biz Penny’de tasarımda kullanılan çiçeklerimizi bu bilinçle seçiyor ve aranje ediyoruz.

 

 

  • Sizce Türkiye’de çiçek pazarı  geçtiğimiz yıllara nazaran günümüzde nasıl bir yerde ?

 

1950‘lerde global çiçek pazarının büyüklüğü 3 milyar ABD dolarından 1990‘larda yılda %6-7 büyüme oranlarıyla bugün 100 milyar ABD dolarının üzerine çıktı. Ekonomik daralmalarla hızı kesilse de bu dönemleri takip eden süreçlerde kendi hızını yakalayan kesme çiçek sektöründeki büyüme potansiyeli yuksek. Özellikle büyük şehirlerde kesme çiçek sektörünün son birkaç yıldır hızla geliştiğini görebiliyoruz. Bu global gelişim hem sektöre olan ilgiyi, hem de çiçek tasarımındaki çeşitliliği besliyor. Benzer istatistikler Türkiye için derlenen doneler değiller ancak Türkiye’de bu gelişim ve süreçlerin yansımalarını yaşıyor ve yaşatıyor.

Benim kişisel gözlemlerim ise şöyle; çiçek almak bizim kültürümüzde özel bir sebep gerektiriyor. Oysaki bir parçası olduğumuz Avrupa kültüründe çiçek günlük hayatin içinde var. İşinden çıkıp evine giderken insanlar yollarını değiştirip evlerine çiçek alıyorlar. Kollarında veya çantalarında çiçek buketleriyle yolda yürüyen birçok kişi dikkatimi çekiyor. Veya birçok evin ve ofisin düzenli çiçek siparişleri var. Bizim için bu düzen eğer ailelerimizden gelmişse devam ediyor yaşatılıyor, ama gelmemişse çoğu zaman ihtiyacını duymuyoruz bile. Benim dileğim çiçeklere günlük hayatımızda özel günler haricinde de yer açmak. Bazen bunu Penny gibi profesyonel çiçek evlerinden almak, bazen atölye çalışmalarıyla tasarlamayı öğrenmek, bazen de adetle, demetle tasarlanmadan alarak yaşadığımız ortamlara veya hayatlarımızdaki insanlara götürmek, göndermek.

Penny Blooms&Beans de bu üç yaklaşımı ayrı ayrı çalıştık, farklı zevk ve tarzlara hitap edebilecek tasarımlar yarattık ve bunları çeşitlendirdik. Elde gidecek ufak bir buket çiçek veya toplantı odasına hayat verecek büyük ve yuksek bir tasarım ya da çalışma masanızda alışılmamış bir vazoya tasarlanmış bir çiçek Penny’de her zaman bulabilirsiniz.

 

  • Workshoplar hakkında bilgi alabilir miyiz? Ne zamanda bir gerçekleşiyor ve elbette  ne kadar sürüyor?

 

Penny’de müşterilerimiz/misafirlerimiz tek veya grup olarak beğendikleri aranjmanları yapmayı öğrenmek için her ay farklı bir çiçekle ve o aya ait yılbaşı, sevgililer günü, anneler günü gibi bir tema varsa o temaya ağırlık verecek şekilde düzenlenen atölye çalışmalarına katılabiliyorlar. Bunun yanında kendi merak ettikleri konu ve temaları çalışabilecekleri özel dersler de talep edebiliyorlar. Bu çalışmalar genellikle 2 saate yakin sürüyor ve sonucunda her workshop katılımcısı ismine düzenlenmiş bir sertifika almaya hak kazanıyor.

 

  • Hazır yeni yıla sayılı günler kalmışken ,nasıl bir tasarım hazırlardınız bizim için?Hangi çiçekleri seçer,hangi detayları ön plana çıkarırdınız?

 

Yılbaşı için bir yemek masası düzenlerdik ve hoş geldiniz mesajını konuklarınıza daha kapınızdan girmeden verebileceğiniz bir çelenk tasarlardık.Hatta gelin beraber hazırlayalım…

Farklı büyüklükte cam vazolara yerleştirilmiş şekilde masa çiçeklerinde; suya taneleri atılmış olarak ve vazoda dal olarak rose hip, kırmızı/bordo renkli ranunculus ve dianthus yer alıyor.

Kapı çelenginde kurutulmuş ince dallardan bir araya getirilen çelenk üzerine ufak sarı kabaklar, kurutulmuş lotus flower, juniper berries, puple jalapeno pepper, kurutulmuş yabani çeriler, pamuk, kurutulmuş nelumbo, kurutulmuş equisetum, berberis aquifolium ve başaklar yer alıyor.

 

  • Kis donemindeki projelerinizden bahseder misiniz?

 

Kasım ayında New York’ta Lewis Miller ile birlikte LMD NY(Lewis Miller Design) projelerinde yer aldım. 10 günlük yoğun bir seyahat programında öncelikle Brooklyn Museum’da ….. kişilik bir Bat Mitzvah düzenledik. Ardindan St. Regis’ta xyz kisilik ve The Pierre NY’ta …..  kişilik 2 ayri düğün olmak üzere toplam 3 organizasyon aranje ettik. Aralık ayında özel bir firmanın düzenlediği Four Seasons Bosphorus’ta bir yılbaşı fuarına katılıyoruz. Penny Atölye’de de olduğu gibi Penny ve Bizcotti markaları olarak birlikte yılbaşı tasarımlarımızı, kapı çelenklerimizi, ağaç ve sofra düzenlemelerimizi ve yılbaşı hediye alternatiflerimizi paylaşacağımız bu fuarda tercih eden müşterilerimiz tek veya toplu olarak yılbaşı siparişlerini verebilir ve istenilen günde istenilen adreslere teslimlerini talep edebilirler.

Ocak-Şubat 2014’te ise yine Flower School NY ve LMD NY ile büyük çaplı organizasyonlar için yeni iş birlikleri planladık. Bu organizasyonların en heyecanlı kısmı bazen yarattığınız ortamlarda kış ayında bir bahar havası estirebiliyorsunuz, bazen şehrin ortasında tropik bir kumsal yaratabiliyorsunuz, bazen en ciddi ve sessiz müze ortamlarında en eğlenceli çocuk oyunlarıyla düzenlenmiş atmosferler yaratabiliyorsunuz… Kısacası masalsı projeleri hayata geçirebiliyorsunuz. Olanaklar ve tarzlardaki farklar sebebiyle uzaklıkları göze alıp gelen bu tur işbirliği tekliflerini mümkün olduğu kadar değerlendirmeye çalışıyorum. İlhamınızı ve dolayısıyla hayal gücünüzü canlı tuttuğunuz kadar yaratabilirsiniz… Ben de bunu Penny’de birlikte çalıştığım tüm ekibimiz için on planda tutacak fırsatları yaratmaya özen gösteriyorum.

 

  • Ve son olarak ‘motto’nuz…

...doğanın güzelliğini vurgular…

Penny doğa sayesinde var olduğunun bilincinde, doğaya saygı duyan ve bu saygıdan ödün vermeyecek bir marka olarak kuruldu. Tasarımlarımızın doğanın mevcut güzelliğini ancak vurgulayabilecek nitelikte olduğunun farkındayız…

 

Meral Uyanık