ulaşım

Sinpaş en yeni projesi

Köyceğiz ile,

güneydeki o huzurlu hayatı

İstanbul’a taşıyor.

 

dfot

Gayrimenkulde 40 yıllık deneyimi, kalitesi ve güvenirliği ile yenilikçi konseptleri buluşturan Sinpaş Yapı, köy yaşamının huzurundan esinlendiği yeni projesi Köyceğiz projesinin satışına başladı. Köy yaşamının doğallığı ile modern şehirli yaşamın tüm olanakları Köyceğiz’de bir araya geliyor. İstanbul Sancaktepe’de 26.000 metrekare arsa üzerinde inşası başlayan Sinpaş Köyceğiz’de, 1+1’den 4+1’e uzanan daire seçenekleri yer alıyor. İstanbul’da doğal ve huzurlu bir yaşam alanı arayanlar, Köyceğiz  projesinin içinde yer alan Orta Kahve’de ve Köy Meydanı’nda aradıkları doğallığı bulacaklar.

 

Hayallerindeki eve kavuşmak isteyenler için özgün konseptli yeni projeler geliştirmeye devam eden Sinpaş Yapı, İstanbul Sancaktepe’deki 291 konutun yer aldığı Köyceğiz projesinde satışlara başladı. Köyceğiz, bir konut projesi olmanın çok ötesinde, “şehrin gürültüsünden uzak doğal bir yaşam sürme” hayalini gerçeğe dönüştürüyor.

 

Köyceğiz’de dairelerin % 50’si ön talep döneminde ki yoğun ilgi ile şimdiden sahiplerini buldu…  

Sunduğu doğal yaşam olanakları, geniş bir biyolojik gölet etrafında geliştirilmiş doğal yaşam konsepti, meyve bahçeleri ve orta kahvesiyle, büyük ilgi gören Köyceğiz projesinde, dairelerin % 50’si ön talep döneminde şimdiden satıldı.

Yatırımcıların yeni gözdesi Sancaktepe’de 26.000 metrekare arazi üzerine inşa edilen Sinpaş Köyceğiz, 5 ila 11 katlı bloklardan oluşuyor. Tüm blokların göl ve peyzaj manzarasına hâkim olması ve arka cepheli konut bulunmaması, Köyceğiz evlerine ayrı bir değer katıyor. Yeşil alanı 8 bin 600 metrekare olarak projelendirilen Köyceğiz’de, 1+1’den 4+1’e kadar farklı konut seçenekleri bulunuyor.

Köy kahvesinde komşularıyla kahve içip sohbet etmek, köy meydanındaki çeşmeden soğuk su içmek, patika yollardan yürürken meyve ağaçlarından taptaze meyveler toplamak ve daha nice doğal yaşam olanağından yararlanmak isteyenler için Köyceğiz’de her ayrıntı düşünüldü.

 

Hep gitmek istediğiniz Güney’deki kasaba şimdi Köyceğiz’de 

Şehrin karmaşasını bırakıp güneydeki bir kasabaya yerleşmeyi hayal edenler için Güney’deki o sahil kasabasının sıcaklığını İstanbul’a taşıyan Sinpaş Köyceğiz’de peyzaj; ortada oluşturulan 2500 metrekarelik biyolojik göletin etrafında geliştirildi.

Köy yaşamının huzurunu yansıtan bu sıcak ve samimi projenin merkezinde, Orta Kahve yer alıyor. Çınar ağaçları, taş dokusu, kahvesi ve çeşmesi ile bir köy meydanının doğallığı ve dinginliği Köyceğiz’de yeniden hayat buluyor.

Köy meydanının hemen yanında asma, elma, armut, kayısı, erik, kiraz, portakal ve mandalina ağaçlarından oluşan bir meyve bahçesi var.

Patikalarda, yeşilin içinde saklanan yürüyüş parkuru boyunca yer yer nar ve portakal-mandalina ağaçları, zambak bahçeleri arasında dinlenme terasları, su kenarı locaları, hamaklar, salıncaklar, sakin kitap okuma köşeleri yer alıyor.

 

Kolay ve rahat ulaşım

Köyceğiz, TEM otoyolu üzerinde Sancaktepe gişelere sadece 4 kilometre, Şile otoyoluna ise 5 kilometre mesafede bulunmaktadır. .

Projenin lokasyonu, yakın çevresindeki okulları, hastaneleri ve bölgede inşası devam eden ve Mayıs 2015’te devreye girecek metro ulaşımıyla da öne çıkıyor. Yakın çevre hastanelerinin yanında, 4 bin 100 yatak kapasitesiyle Avrupa’nın en büyük şehir hastanesinin hemen yanı başında, yürüme mesafesinde kurulacak olması da Köyceğiz’in yaşam ve yatırım değerini artırıyor.

 

Lansmana özel %10 indirim fırsatı ve nefes aldıran ödeme kolaylığı 

 

Köyceğiz’de, konutların teslim tarihi Mayıs 2016 olarak belirlendi.

Köyceğiz’de, 1 + 1’den 4+1’e kadar farklı konut tipleri bulunmakta. Daire fiyatları 317 bin 400TL ile 913 bin 900 TL arasında farklılık göstermekte.

Lansmana özel %10 indirim fırsatı ile birlikte, Sinpaş Yapı’nın duyurumunu yaptığı ve yoğun ilgi ile karşılanan Nefes Aldıran Ödeme Planı kampanyası; % 10 peşinat, % 10’unun 12 ay taksitle vade farksız ödendiği, geri kalan kısım için 14 ay sonra, gerekirse banka kredisi kullanarak, 120 aya varan vade gibi çok uygun ödeme seçeneklerinin yaratıldığı “nefes aldıran” ödeme planı, Sinpaş Yapı’nın Liva ve Altınoran projeleriyle birlikte Köyceğiz’de de geçerli.

 

Köyceğiz Proje Künyesi:

 

Proje ismi: Köyceğiz

Firma:  Sinpaş Yapı Endüstrisi ve Ticaret A.Ş.

Konum: Sancaktepe – İstanbul

Toplam Arazi: 26.000 metrekare

Toplam Konut: 291 adet

m2 Aralığı: 67-206 metrekare

Konut tipleri: 1+1’den 4+1’e kadar farklı seçenekler

Fiyat Aralığı: 317.400 TL – 913.900 TL

Teslim Tarihi: Mayıs  2016

Akıllı Bisiklet Kullanmaya Hazır Mısınız ?

Kanadalı vanhawks firması, “Valour” yani Kahraman isimli ilk akıllı bisikletini piyasaya çıkardı. Tamamen karbon fiberden oluşan gövdesi, Bluetooth bağlantısı ile akıllı Valour, sürücülere akıllı güvenlik, konfor ve eşsiz bir tecrübe vaad ediyor.

Bir Kickstarter projesi olarak tasarımınına başlanılan, sektörün ilk akıllı karbon fiber bisikleti olan Vanhawks Valour, güvenlik, konfor ve akıllı telefonlarla senkronizasyon gibi bir dizi yenilik sunuyor kullanıcılarına.

 

Valour; iOS, Android ve Pebble cihazlarıyla Bluetooth üzerinden bağlantı kurarak, bisiklet sürdüğünüz yolu, sürücünün rota, mesafe ve hız gibi istatistiklerini gerçek zamanlı olarak  ölçebiliyor.

Diyelim ki daha önce gitmediğiniz bir yere Valour ile gitmek istiyorsunuz. Valour’unuza atladıktan sonra akıllı cihazınızdan bu noktayı belirliyor ve kendinizi Valour’un yönlendirmesine bırakıyorsunuz. Normalde bilmediğimiz bir noktaya giderken birçok kez telefonlarımızı çıkarıp haritaya bakarız, bu da hem dikkat dağınıklığına hem de büyük bir zaman kaybına sebep olur. Bu nedenle Valour’un gidonuna, size yol tarif edecek LED lambalar yerleştirilmiş. Böylece ne zaman kaybı ne de dikkat dağınıklığı yaşayacaksınız.

 

Güvenlik konusunda da sürücüye birçok avantaj sağlayan Valour, karbon fiber gövdesine konumlandırılmış sensörleri sayesinde trafikte bisikletinizi kullanırken, yaklaşan araçları ve kör noktaları, gidonuna titreşim  yollayarak size uyarı gönderiyor. Siz ve diğer Valour kullanıcıları özel bir ağ ile birbirlerine bağlı oluyorlar bu sayede, kullanılan güvenli rotalar kaydediliyor, yolunu kaybetmiş bir sürücü varsa ona bu rotalardan yardım sunuluyor.

Vanhawks’ın kurucu ortağı ve CEO’su Sohaib Zahid “Birçok insan oturduğu çevreyi gezmek ve sosyalleşmek amacıyla bisiklet satın alıyor, güvenlik ise her zaman birinci sırada önem taşıyor onlar için, bizde Valour’u tasarlarken, bisikletin geçmişteki serüvenini zamanımız teknolojisi ile buluşturarak, akıllı cihazlarımızla uyumlu ve güvenliği üst düzeyde bir  araç yapmak istedik. Böylece insanların şehir yaşamında kullanabilecekleri güvenli, kolay, yenilikçi ve yeşil  olan Valour ortaya çıktı.” şeklinde özetliyor tasarım ve üretim sürecini.

Patentli karbon fiber teknolojisi ile BIKEEXPO ödülüne layık görülen Valour’da gövde tasarımı insan vücudunun kemik yapısından özellikler taşıyor. Belirtmeden geçmeyelim şehrin zorlu yol koşullarına karşı dayanıklılığı artırılan Valour, sadece 7.2 kg ağırlığında üstelik.

dfot

 

80 lerin çocuklarınadır lafım!
O zamanlar 7-8 yaşlarında olanlar için Pinokyo sadece Carlo Collodi’nin yarattığı bir roman kahramanı değil, çocukluğumuzu süsleyen bir hayal idi…Pinokyo bisiklet, iki tekerlekli yolculuğa çıkmanın başrolünde kıpkırmızı parıltısı ile ışıldardı yüzümüze. O zamanların diğer bisiklet sohbetlerinde “kontra pedal”,“yarış bisikleti”,” dinamo” kelimeleri geçerdi. Pinokyo’nun yanısıra hayalleri süsleyen bir diğer bisiklet BMX idi. Kalın tekerlekli ve akrobasiye uygun olan BMX o zamanlarda ön tekerleğinin havaya kaldırılmasına uygun en iyi bisiklet olarak popülaritesini kazanmıştı.
O yaşlardaki her çocuğun gündemine bir şekilde oturan bu alet için erkek çocuklar sünneti bile bir avantaj görürlerdi. Büyüdükçe evin merkezinden uzaklaşılabilen parkurlar, gitgide çevre semtlerin rahatça dolaşılabildiği bir hal alırdı.
Süslemeler, ziller,dinamodan enerji alan farlar, yeni lastikler, daha rahat koltuklar, fren tamirleri derken harçlıkların neredeyse tamamını yutan, spordan, meraktan öte bu tutku, bizler büyüdükçe etkisi değişmeden içimizin bir köşesinde hep durdu.

Pinokyodan bu zamana kadar bisikletler çok değişse de keyfi hep aynı kaldı.Kalabalıklaşan yaşam alanları, daralan büyük şehirlerde bile yürüyüş yollarının yanında her zaman hatırlandı bisiklet.O zamanların çocukları, bugün halen bisiklete az çok bir yatırım yapıyorsa işte sebebi o kırmızı Pinokyo’nun etkisidir…
Bahar mevsimi geldiğinde gündemimize düşen ilk maddelerden biridir spor yapmak.Her ne kadar içimiz sıkılsa da, planlamalarımızı yaparken eğlenceli hale getirmeye çalışırız spor konusunu.
Geçen yıllarda zaten almış olduğumuz,evdeki “spor köşesi”nin önce baştacı ,sonra yer kaplayan baş belası ve bir köşede tozlanan spor aletlerinin yanısıra, başka evlere “jest” yapmak için göndermiş olduğumuz ve arkamızdan bolca teşekkür edilenleri de düşünüp sıkarız canımızı.Birden aklımıza ; en masum ,en kolay ulaşılabilir ve hepimizin , kullanmasını zaten küçükten biliyor olduğumuz eski bir dost gelir:
BİSİKLET…
Sporun en eğlenceli hallerinden biridir bisiklet sürmek. Hem spor adı altında gezintiler yapılır hem de içimizdeki özgürlük arayan her yaştaki çocuklar ayaklanıverir. Kimi zaman hızlı giderek, kimi zaman akrobasiler yaparak kimi zaman ise uzun parkurlar tamamlayarak döneriz eski günlere. Planlamasının çok yorucu olmadığı, her zaman kesemize göre bir alternatifi olan ve en önemlisi de yaparken keyif alabileceğimize emin olduğumuz bir uğraştır bisiklet sürmek.
Hava kirliliği, küresel ısınma, obezite, şeker ve kalp hastalıkları… Bunlar, giderek daha az hareket eden bir toplum olmanın, her yere arabayla gitme alışkanlığının çıkardığı ağır faturanın sadece bir kısmı.

 

ilk Bisiklet

 

Tarihe bakarken, bir yanılgıyı düzelterek başlayalım söze… Çoğumuz Leonardo Da Vinci çizimlerindeki bisiklet çizimleri ile başladığını sanarız iki tekerlekli aletin doğuşunun. Ancak ona ait olduğu ileri sürülen 1492 tarihli bisiklet karalamasının 1960’larda Codex Atlanticus’a eklenmiş sahte bir çizim olduğu anlaşılmıştır.

Aslında bisikletin icadı konusunda tarihçiler arasında tam bir fikir birliği yoktur ve ileri sürülen tarihler tartışmalıdır. Bisiklet tek bir mucit tarafından icat edilmemiş, tarih içerisindeki pek çok farklı çabanın bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Günümüzde kullanılanların atası sayılabilecek ilk bisiklet 1839 yılında İngiltere’de Dumfries bölgesinde, Courthill kasabasında demircilik yapan İskoçya’lı Kirkpatrick Macmillan tarafından yapıldı. İskeleti tamamen tahtadan oluşan bu bisiklet yaklaşık 27 kilo ağırlığındaydı. Tekerlekleri demirden olan bu bisikletin ön tarafında bir at başı vardı. Ön tekerleğin çapı 80 cm, arka tekerleğin ise 105 cm idi. Bisikleti hareket ettirmek için, kranklar aracılığıyla arka tekere bağlanmış pedallar kullanılıyordu. Pedalların, ayaklarla ileri ve geri hareket ettirilmesi bisikletin ilerlemesini sağlıyordu. Kirkpatrick Macmillan, milyarlarca insan tarafından sevilecek, her ülkede ve her dönemde kullanılacak bir icat yaptığını bilmiyordu. Macmillan’ın bisikleti icat etmekteki tek amacı, yaşadığı kasaba ile şehir arasındaki 22 kilometrelik mesafeyi daha hızlı ve daha az yorularak gidip gelmesine yarayacak bir araç geliştirmekti. Geliştirdiği bisiklet o kadar çok işine yarıyordu ki neredeyse bütün seyahatlerini bisiklet ile yapıyordu.

Bisiklet donanımı

Frenler

Frenler ön ve arka olmak üzere iki tanedir. U-Fren (yarış bisikletlerinde olan,klasik tip), V-fren veya hidrolik fren gibi çeşitleri vardır. Günümüzde artık daha çok hidrolik frenler kullanılmaktadır. Bir donem ayaklar ile pedaldan kontrol edilebilen kontrpedal fren sistemide kullanılmıştır.

Tekerlek

Bisiklette tekerlek 2, 3 veya 4 tane bulunabilir. Önde bir, arkada iki tane de olabilir. Dağ bisikletlerinde daha dişli lastikler, şehir ve yol bisikletlerinde daha düz ve dişsiz lastikler tercih edilir.

Kadro

Farklı maddelerden (karbon, çelik , aliminyum, titanyum gibi) yapılabilir. Sağlamlık açısından daha çok bisikletlerde aliminyum ve karbon kadrolar tercih edilir.Alüminyum kadroların en büyük özelliklerinden birisi hafif olması ve darbeleri emmesidir. Günümüzde karbon fiber kadrolar oldukça yaygındır. Karbon fiber kadrolar aliminyumdan çok daha sert ve çok daha hafifdir. Bu özelliğinden dolayı dağ bisikleti ve yarış bisikletlerinde karbon kadrolar daha çok tercih edilir.

Maşa

Amortisörlü ya da düz olabilir. Ön veya arkada bulunabilir. Havalı ve yaylı olmak üzere iki çeşittir. Amortisörler Sürüş konforu sağlamak için tasarlanmıştır. Dağdan inerken veya engebeli arazide yardımcı olur. Düz maşalar daha çok yol ve şehir bisikletlerinde kullanılır. Bu nedenle en çok tercih edilen amortisörlü olanıdır. Eğer şehirde sürecekseniz düz maşa da kullanabilirsiniz.

Vites

Bisiklette 6, 18 ve 21, 24, 27, 30 vites seçenekleri olabilir. Vitesler eğime göre verimlik artışı sağlamak, bisikletin süratini arttırmak ve yokuşları daha kolay çıkmak içindir.
1. Küresel ısınma: Ulaşım endüstrisi, küresel ısınmaya sebep olan emisyonların %28’inden sorumlu
2. 2012 senesinde, 3,7 milyon insanın hava kirliliğinden kaynaklı hastalıklardan öldüğü tahmin ediliyor.
3. Bir saat bisiklete binmek 300 kalori yakar. Düzenli olarak bisiklete binmek obeziteyi engeller.
4. Düzenli hareket etmek, şeker ve kalp hastalıklarının yanısıra, stres kaynaklı hastalıkların oluşmasını engeller.
5. Araç trafiğinin yarattığı ses kirliliği işitme kaybı, stres gibi olumsuz etkilere sahip.
6. Ağır trafiği olan şehirlerde yaşayan insanların evlerinden daha az çıktıkları ve daha az sosyalleştikleri kanıtlanmıştır.

Amsterdam’da ulaşımın %60’ı bisikletle yapılıyor. Belçika’da işe bisikletle gidenlere hükümet para veriyor.
Özetle….

Zaman ilerledikçe gerek üretim gerek tasarım teknolojilerinin hızla ilerlediği günümüzde bisiklet modellerinin geldiği nokta her gördüğümüzde bizleri şaşırtacak durumda. Bisikletlere ayrılmış yollarda el ele kol kola yürüyen insanların sürücülere yaratmış olduğu tehlikelerin zamanla biteceğini umut ederek etrafa baktığımızda çok ilginç tasarımların ortaya çıktığını , bir süredir yeni tasarım bisiklet modellerinin oldukça yüksek fiyatlarına ragmen talep gördüğünü ve sayılarının gitgide arttığını görebiliyoruz.
Çocukluğa dönüş mü dersiniz,eğlenceli spor mu dersiniz,maceracı ruhun kabına sığmaz halleri mi dersiniz hangi anlamı yükleyip bisiklete atlayacaksınız bilmeyiz ama mutlaka zaman ayırıp bisikletinize binin.
Unutmayın kilometreler aşıldıkça yorgunluğunuz özgürlüğünüzün arkasında kalacaktır.

Doğaçlama bisiklet arkası yazılar:

“anlayamazsınız”
“iki teker keyfim şeker”
“her rampanın inişi vardır”
“paran varsa ORBEA
paran yoksa git yaya”
“Pinokyo’nun tadı hiçbirinde yok”
“Hatalıysam seslen”
“ Vazgeçtim benzinden
vazgeçemedim Liselimden”
“Sarı mayo yok dediler kız vermediler”
“My other bicycle is carbon fiber”

 

 

 

dfot

dfot

 

AMMOS HOTEL,GİRİT
Lezzet, Konfor ve Tasarım
Otelin sahibi Nikos Tsepetis’in “Hiçbir zaman büyüme, fakat her zaman geliştir” felsefesi tesisteki olağanüstü hizmet anlayışının ve gösterilen özenin de temelini oluşturmuş.Hepsi deniz manzaralı ve yattığınız yerden dalgaların sesini dinleyebileceğiniz kadar denize yakın 33 standart odası ve 1 suitiyle Ammos Yunanistan’ın en popüler otellerinden biri.Bu popülerliğin bir sebebi de otelin standartın üstünde bir hizmeti uygun fiyatlara alabiliyor olmaları. Ünlü Yunan mimar Elisa Manola tarafından yapılan çarpıcı ve çağdaş iç tasarımı nedeniyle özellikle otel sade ama konforlu bir tatil geçirmek isteyenlerin gözdesi oluyor. Kendisi de bir tasarım tutkunu olan otel sahibi Nikos, her yıl otelin dekorasyonuna küçük eklemelerle yenilik getirmeyi tercih ediyor. Bunun için de yerel tasarımcıların özel tasarımlarını keşfetmeyi ve onları dekorasyona entegre etmeyi tercih ediyor.Nikos’un son eklediği parçalar arasında Prouvé ve Tapiovaara’dan Ercol’e, orta yüzyılın çağdaş klasikleriyle, Brezilyalı Campanas ve Francois Azanbourg, Adam Goodrum, Nendo ve Tom Dixon gibi modern tasarımcıların yenilikçi ürünlerini kombine edip, karma yemek sandalyeleri ile etkileyici bir koleksiyon oluşturmuş.
Otelin toplu kullanım alanlarında yer alan bu eklektik koleksiyonlar renkli bir Bisazza duvar mozaiği, arabesk karo zeminler, yerel bit pazarlarından alınmış özel dolaplarla ve olağanüstü yetenekli yerel sanatçı Konstantinos Kakanias tarafından özel olarak yaptırılan duvar plakaları ile dengeli bir kompozisyon oluşturmuş. Bu ferah ve konforlu otel aynı zamanda son derece uygun fiyatlara geleneksel Girit yemeklerini de keyifli bir ortamda tatmanız için çok uygun bir zemin hazırlıyor.
Yemekleri “boureki” (börek), güveç yabani enginar ile keçi ve ünlü “galaktompoureko” (muhallebi dolu milföy pasta) şeklinde sıralanabilir.
Geçtiğimiz yıllarda oteli ziyaret eden London Times yemek eleştirmeni, oteli “klasik bir yemek lokasyonu” olarak nitelendirecek kadar etkilenmiş bu büyülü atmosferden. Meraklılarına hemen belirtelim Girit’in batısında yer alan Ammos en yakın havaalanına yalnızca 15 km uzaklıktaki lokasyonu ile lezzete ve konfora doyacağınız çok doğru bir seçenek.

 

dfot