taş evleri

dfot

 

Bir Kaçış Hikayesi

Hani her büyük şehir yaşayanının, “gidelim buralardan yeter!”  dediği bir an vardır ya…İşte bu aile de öyle bir süreçte, tası tarağı toplayıp geldiler Eski Datça’ya. Her büyük şehir kaçağının bir hayali vardır ya, küçük bir otel ve küçük bir kafe . O da tamam. Mis gibi bir çevrede büyüyen çocuklar, o da tamam. Başlarda biraz tedirgin olan aile zamanla gelen misafirlerin dostlara, komşulara dönüştüğünü görünce doğru bir karar verdiklerini anladılar.Geriye bu güzelliği yaşamak ve deneyimlemek isteyen, sizler kalıyorsunuz.

Zvart ve Erol çifti ise Eski Datça’da Eski Datça Evleri adını verdikleri “mini” otellerini işletiyorlar. Bu sene sekizinci senelerini kutlayacak olan Eski Datça Evleri’nin işletmecisi Pir ailesi, Datça sevdalısı ailenin büyüğü Mehmet Pir’in birçok yatırımı ve restorasyonu var yarımadada…

Eski Datça, çok eski bir yerleşim birimi. Taş sokakları, taş evleri ile Türkiye’nin sayılı korunmuş yerlerindendir. Özellikle akşamüstü inanılmaz ışığı ile fotoğraf tutkunlarının sevdiği yerlerdendir. Geçtiğimiz senelerde tekrardan su yüzüne çıkartılan Karia Yolu, yaklaşık 850 kilometrelik parkuru ile ister başlarken isterseniz bitirirken Eski Datça’da olabiliyorsunuz.

 

“Butik Otel” adını hiç sevemedik, başta düzenlemesi itibari ile “Apart” adını da kullandık ama o konseptin de bizi anlatmadığına kanaat getirdik. En sonunda “Mini Otel” dedik kendimize.

 

‘’Eski Datça’yı Seviyoruz…’’

İlk senelerde konaklamaya odaklandık çünkü ne ben, ne de eşim otelci değildik. Gerçi Erol otelcilik lisesi mezunuydu ama yıllarca ailesi ile uluslararası nakliyat bense Notre Dame de Sion Lisesi’nde Fransızca öğretmeni idim. Büyükşehirden göç edip, bu işe başkoyduk. İşimizi çok seviyoruz Ama en önemlisi Eski Datça’yı çok seviyoruz.

‘’Aslına uygun restorasyon çok önemli…’’

Eski Datça, doğal ve tarihi sit alanı olması sebebi ile çok önem arz eden bir yer. Dolayısı ile aile şiretimiz olan Pir Turistik Tesisler ve İnşaat A.Ş. İle çok sayıda restorasyona imza attık. Bununla gurur duyuyoruz. Eski Datça Evleri’nin bünyesinde yer alan İncir, Badem ve Zeytin Evleri’de yöreye, mimariye saygımızın bir göstergesidir.

 

‘’Konaklama kadar yeme içme hassas bir konu…’’

Zamanla, mutfağımıza da gerekli önemi vererek, misafirlerimize mutluluk verecek lezzetler vermek için çabaladık. Zvart, etnik kökenini mutfağa yansıtarak unutlmaya yüz tutmuş meze ve zeytinyağlıları konuklarına sunarken, bendeniz, ızgaralar ile anlık mutluluklar yaşatma çabasına giriştim.

 

‘’Eski Datça sessizlik ve sakinliğin başkenti!’’

Burada yaşadığımız sürede, sessizliğin de bir sesi olduğunu anladık. Buraya yerleştikten sonra kaotik büyükşehir hayatından iyice soğuduk ve koptuk, aramaz olduk. Sakin ve sükunet bizim en önemli dayanağımız. Büyük konuşmak istemeyiz ama Istanbul bize çok çok uzak artık…

 

Ve son olarak “Odalarımızla değişik seçenekler sunmaya çalıştık.’’ Diyor Pir ailesi. Mesela İncir Evi Odaları tek hacim içinde bir çift kişilik yatak, küçük bir mutfakçık ve banyodan oluşuyor. Badem Evi Odaları ve Zeytin Evi Odaları, yaşam alanı içinde bir mutfakçık rahat bir oturma alanı, banyo ve yatak odasından oluşuyor. Köyün içinde yer alan 3 bina toplamda 11 oda ile hizmet veriyor.

dfot

 

YAZ SOFRALARI

Uzun ve keyifli sohbetler açık havadaki buluşma mekanları, davet sofraları, büyüleyici renkler ve temalarla hayat buluyor. Yazın bu güzel havasını siz de sofralarınıza yansıtın ve birbirinden şık sofralar hazırlayın. Kır çiçekleri ile masalarınıza tazeliği, farklı kumaş ve aksesuar seçenekleriyle zıtlığın uyumunu sofralarınıza taşıyın.

Provans’ın tazeliği…

Sofranıza ayak uyduracak patine, doğal ahşap veya  mobilyalarınızı çiçek desenli minderlerle taçlandırın. Provans bir davet sofrası hazırlarken ağaç dallarına asacağınız kumaş fenerli ışık demetlerinden destek alarak, mevsimsiz ve leziz bir mutluluk merkezi oluşturabilirsiniz.

Doğallıktan  ilham alın…

Yalın, fonksiyonel ve aydınlık bir izlenim yaratmanın peşindeyseniz doğal  sofralardan ilham almalısınız. Pastel tonların sıkça kullanıldığı bu stilde, keten masa örtüleri, pembe ve morlarla oluşturulan çiçek düzenlemeleri, kristal kadehler ve seramik yemek takımları ile sofralar doğal ve şık görünecektir. Rafine bir doğallık yaratmak için renk paletinize beyaz, pastel bir sarı, ekru ve mavinin en uçuk tonlarını kullanarak doğallığı masalarınıza taşıyabilirsiniz.

Yazın enerjisiyle doğan rengarenk masalar…

Yazın canlı renklerini siz de sofralarınızda kullanabilir, tabak ve bardaklarınızı canlı renklerden seçerek sofralarınızın çiçek açmasını sağlayabilirsiniz. Kullanacağınız rengarenk detaylar ile masanızda zıtlığın uyumunu yakalayabilirsiniz. Turuncu, mavi, pembe, yeşil, sarı…Doğadaki tüm renkleri masanıza taşıyarak enerjinizi tazeleyebilir, farklı desen kumaşlar veya objeler ile de özgün bir tarz yakalayabilirsiniz. Farklı motiflerle bezenmiş el işi masa örtüleri, ağaç dallarına asacağınız renkli aydınlatmaları ve kır çiçeklerini bir arada kullanarak enerjik bir sofra yaratmanız mümkün.