şık

dfot

 

Heybeliada

Heybeliada İstanbul’un Büyükada’dan sonra gelen en büyük adası. Adaya Heybeliada denmesinin sebebii ise uzaktan bakıldığında şeklinin yere bırakılmış bir heybeye benzemesidir. Adanın nüfusu yaklaşık 7000 civarındadır. Bu rakam yaz aylarında 50.000e kadar ulaşır.

Heybeliada SANATORYUMU

Heybeliada’nın güney tarafındaki Çam Limanı’nına bakan bir tepede İsviçre’deki bir sanatoryum model alınarak inşa edilen bu hastane, başlangıçta 16 yatak kapasitesiyle hizmet veriyordu. 1940’lı yılların ortalarında bir bina daha ilave edilmiş, daha sonraları idare binaları ve hemşire lojmanlarının da ilavesiyle imkânları daha da genişletilmişti. Şehir merkezinden uzak, çam ormanları içinde temiz bir hava ve kuvvetli bir gıda bakımı, dönemin en iyi tedavi şekliydi. Hastalar için balkonunda da birer yatak vardı. Gıda olarak hastalara günde 4 öğün yemek yanında et, süt ve bal veriliyordu.

 

Sağlık hizmetinin yanı sıra tıp eğitimi de veren bu sanatoryum,

Prof. Dr. Siyami Ersek ve daha birçok yerli ve yabancı uzman doktoru da yetiştirmiştir. Bu nedenle, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından tüberkülozda eğitim ve araştırma hastanesi olarak kabul edilen bu sanatoryum, İsmet İnönü, Rıfat Ilgaz, Ece Ayhan gibi isimlere de hizmet vermişti.

Sanatoryumda  rehabilitasyon  merkezi de bulunuyordu. Ustalar vasıtasıyla hastalara ayakkabıcılık, çorapçılık, fotoğrafçılık, heykeltıraşlık, saatçilik, daktilo gibi kurslar veriliyor, hastalar zenaat öğrenip meslek sahibi olabiliyorlardı. Sanatoryumun kuruluşunun 50. yılında yapılan bir araştırmaya göre, kurslara katılan yaklaşık bin kişinin yarısı meslek ve iş sahibi olmuştu.

 

Sağlık sorunlarında moral desteğin önemli bir yardımcı etken olması nedeniyle sanatoryumda haftada bir moral günleri düzenleniyor, ya sinema gösterisi yapılıyor ya da konser veriliyordu.

DENİZ LİSESİ

XVIII. asrın yarısına kadar Osmanlı donanmasında ve korsan gemilerinde kaptan yetiştirilmesi her hangi bir teşkilata bağlı olmayıp, babadan oğula ve ustadan çırağa ameli olarak yürütülmekte idi. Osmanlı İmparatorluğunda eğitim sistemine dönüş hareketi l734’te Üsküdar Mühendishanesi’nin açılması ile başlar. 

Bugünkü Deniz Harp Okulu’nun nüvesini teşkil eden mektep, ilk defa çeşme mağlubiyeti üzerine 18 Kasım 1776 da (devrin Kaptan-derya’sı) Cezayirli lakabıyla anılan Hasanpaşa’nın teşebbüs ve padişahın iradesi alınarak Kasımpaşa’ da tersane içinde (Mühendishane-i Bahri Hümayun) adı ile kuruldu. 29 Ekim 1784 de Sadrazam Halil Ahmedpaşa’nın teşebbüsü ve iki Fransız mühendisi yardımıyla, mektep programları genişletilerek bir (Bahriye Tatbikat Mektebi) ihdas edildi. Padişah III. Selim zamanında esaslı ıslahat haraketleri neticesi, Kaptaruderya Küçük Hüseyinpaşa’nın hizmeti ile Kadıköy’ de inşa edilen bir binada (1795’ de) Mühendishane-i Amire adında bir mektep tesis edildi.

XIX. asrın başından itibaren, mektebin yeniden ihyası ve devrin icaplarına uygun bir hale getirilmesi hususunda muhtelif teşebbüsler yapıldı. Bu meyanda Padişah III. Selim’in Kaptanıderyası Hüsrevpaşa zamanında Mühendishanei Bahri adı ile Heybeliada’da evvelce Bahriye Kışlası olarak inşa edilen binaya nakledildi (1824). Kırım Harbi sırasında, Bahriye Mektebi yeni zihniyetle ele alındı. Üç çeyrek asır müddetince Deniz Mektebi normal olarak eski yerinde kaldı. Fakat i. Cihan Harbi sırasında (1917’ de) bir defa daha yer değiştirdi ve Türk Ortodoks İlahiyat Mektebi’nde ve Mukaddes Teslis ve Grek Ticaret Mektebi’nde ve Panayia’nın kalıntılarında yerleşti.

Bir sene sonra tekrar eski yerine döndü. İnşaiye sınıfı yeniden ihdas edildiği gibi Kasımpaşa’da “Haddehane” tabir edilen mektepte lüzumlu makine zabiti yetiştirilmekte iken devrin tekniğine uygun evsafta makine zabiti yetiştirilmek üzere şimdiki makine sınıf okulları binasında Çarkçı Mektebi ihdas edildi. Bunlara ilaveten bir namzet mektebi kuruldu. Bu mektebin yeri şimdiki Ruhban Okulu olup keza bu bina Mondros mütarekesi ve beynelmilel bir anlaşma gereğince Rum tebaya terk edilerek “Rum OrtodoksIarın Ruhban Okulu haline” dönüştü. 

(Halen aynı maksatla kullanılmaktadır.) Bu binanın terki ile talebeleride Çarkçı Mektebi talebeleri gibi Bahriye Mektebi’ne nakledildi. Bu suretle her iki mektep Mekteb-i Bahriye adı altında çalışmalarına devam etti. 27 Mayıs 1928’de Erkanı Harbiye-i Umumiye Riyaseti emirleri ile “Mekteb-i Bahriye” tedrisatı maarif esaslarına inkılap ettirildi. Ve Deniz Lisesi adını aldı. Üç yıllık lise tahsilini müteakip, iki yıl süreli harp mektebi tahsili ikame edilerek mektebin ismi DENİZ HARP MEKTEBİ ve LİSESİ oldu.

 

Triada Manastırı Ve Kilisesi

Ada’nın kuzeyinde, bugünkü adıyla Ümit Tepesi’nde adalıların deyimiyle Papaz Dağındadır. İlk adı Sina kilisesine bağlı anlamına gelen Siyon idi. çünkü muhtemelen Kudüs Patrikhanesine bağlıydı. Ancak sonradan Hristiyanlığın temel ilkesi olan Tanrı, Hz. İsa ve Ruh-ü! Kudüs (Kutsal Ruh) üçlüsü anlamına gelen “Triada” adı verilmiştir. Manastır sonradan Ruhban Okulu’na dönüştürülmüştür. Kilise ise okulun bahçesinde uzaktan bakıldığında görülemeyecek kadar küçük bir yapıdır. Aya Triada Ada’nın en eski manastın ve kilisesidir. Çok eski bir inanışa göre manastırın kurucusu Patrik Fotiyus’dur.

UÇURUM MANASTIRI

Heybeliada’nın Büyükada (Nizam semtine karşı) cephesinde, sanatoryum yolu üzerinde yüksekçe bir falez üzerinde olması sebebiyle, Krimnos Precipise Uçurum manastırı da denir.

S.Vizandios’a göre manastır kolay kırılan bir kaya üzerindedir. 1862’ de toprak kaymasını önlemek üzere bir keşiş Aya Effimia ayazması üzerine duvar yaptırmıştır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar Evi

Heybeliada tepelerindeki Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın evi, İstanbul’daki sayılı müze-evlerden.

Cumhuriyet dönemi yazarlarından Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Heybeliada’da, 1912-1944 yılları arasında yaşadığı evin, Kültür Bakanlığı`nın yaptığı restorasyonla müzeye çevrilmesiyle oluşturulmuştur.

İskeleden yürüyerek yarım saatte ulaşabileceğiniz Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın müze-evi büyüleyici olmasının yanında ne yazık ki bakımsızlığı ile göze çarpıyor. Her şey orijinal, oturma odasının iki duvarında kitaplık ve ortada da dört kişilik yemek masası var. Masanın üzerinde porselen yemek takımları ve kadehler…Sanki biraz sonra Hüseyin Rahmi yemek yiyecek gibi, sofra hazır vaziyette. gibi Kitaplık yok olmuş ama  kitaplar duruyor en azından : 350 Türkçe, 304 Fransızca kitap ve  110 cilt gazete koleksiyonu var.Ziyaretçiler bunların yalnızca bir kısmını görebiliyor. Çoğunlukla Fransızca-Türkçe sözlükler, Edgar Allan Poe ve Shakespeare kitapları, bir de Hüseyin Rahmi’nin gizli romantikliğini dışa vuran ‘Rüzgar Gibi Geçti’ dikkati çekiyor.

 

İkinci kata çıkıldığında, karşılıklı duran çalışma odası ve yatak odasını görülüyor.Bolca ışık alan miniminnacık abanoz bir masa, iskemle, kesme kristalden yazı takımları var.Olabilecek en düzenli çalışma yeri burası olsa gerek. Duvarlarda aile fotoğrafları ve kendi yaptığı yağlıboya tablolar, raflarda Rus malı bir fotoğraf makinesi ve yere serilmiş şık kilim de etkileyici detaylardan. Yatak odası ise evin en büyüleyici bölümü. Sadece tek bir sebepten: Yatağın üzerine serilmiş gül rengi örtüyü, Hüseyin Rahmi kendi eliyle işlemiş meğer! Üzerinde titizlikle çalışıldığı çok belli.

Cam çerçevelerin ardında sergilenen onlarca danteli de yakından inceleyebilirsiniz. Evinin en şahane manzaralı odasını ise  arkadaşı Hulusi Bey’e vermiş Hüseyin Rahmi.Üçüncü katı; yani çatı katını.Muhteşem bir manzaraya sahip olan bu kat sanki bütün Heybeliada ayaklarınızın altındaymış hissiyatı veriyor insana. Umarız en yakın zamanda bakımı yapılır bu büyüleyici müze evinin.Çünkü bu şekilde bırakılmış olması ve sahip çıkılmaması  insanın içini acıtıyor.

İSMET İNÖNÜ KÖŞKÜ

Asıl adı Mavromatakis Köşkü olan, Refah Şehitler Caddesi, No:73’teki konak bugün, Türkiye’nin ilk başbakanlığını, daha sonra da Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanlığı yapmış olan İsmet İnönü’nün ailesi tarafından yönetilen İnönü Vakfı’na bağlı olarak müze olarak kullanılmaktadır. 

İsmet Paşa adıyla bilinen İsmet İnönü, bu konağı ilk olarak 1924 yılında, yazlık ev olarak kiralamıştır. İnönü ailesi evi, 1934 yılında 9,500 lira karşılığında satın almıştır; ev, kendilerine Atatürk tarafından hediye edilen mobilyalarla döşenmiştir. İsmet Paşa, 1937 Eylülünde eve yerleşmiş ve aynı yıl, burada, yeni başbakan Celal Bayar tarafından ziyaret edilmiştir. İsmet Paşa, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı görevini yürüttüğü 1938-50 yılları arasında, maiyetini oluşturan görevlilerin sayısından dolayı, Florya ve Yalova’daki resmi yazlık konutlarda konaklamıştır; karısı Mevhibe Hanım ise yazlarının çoğunu, çocukları Ömer, Erdal ve Özden’le birlikte Heybeli’deki evde geçirmeyi tercih etmiştir.

İsmet Paşa, muhalefet partisinin başkanlığını yaptığı 1950-60 yılları arasında, yazlarının çoğunu, ailesiyle beraber Heybeliada’daki bu evde geçirmiştir; bu dönemde, İsmet Paşa’nın sahilde yaptığı kısa gezintilere kasaba halkı da eşlik eder, İsmet Paşa, kasabanın gençleriyle beraber iskeleden denize çivileme atlardı. Başbakanlığının ikinci dönemi olan 1961-65 yılları arasında da programının elverdiği zamanlarda ve görev yapmadığı yaz aylarında yine Heybeliada’ya giderdi.

 

İsmet İnönü’nün 25 Aralık 1973’te Ankara’da, seksen dokuz yaşında ölmesinin ardından Heybeli’deki ev birkaç yıl kapalı kaldı; fakat daha sonra Mevhibe Hanım, yazlarını Heybeli’deki eve komşu bir evde geçiren oğlu Erdal ve onun eşi Sevinç’le beraber, ara sıra bu eve dönmüştür. En sonunda ise aile, evin, vakıf bünyesinde bir müze olarak korunmasında ve İsmet Paşa’nın buraya ilk olarak yerleştiği 1937’deki haliyle, Atatürk’ün hediye ettiği mobilyalarla kalmasında karar kılmıştır. Ziyaretçiler, müzede, çeşitli eşyalar, resimler ve İsmet Paşa’nın kamu ve aile yaşantısıyla ilgili anı eşyalarını görebilir.

 

Evin bahçesi, Adalar Müzesi’nin açık sergi alanı olarak kullanılmaktadır. Bahçede yaz aylarında konser, çocuk ve sanat atölyeleri, film gösterimleri gibi külturel etkinlikler yapılmaktadır.

PERİLİ KÖŞK

Muhteşem manzarası,huzur veren sakinliği ve özel detaylarıyla Perili Köşk misafirlerini bekliyor. otelin sahibi Doğan Olguner, Perili Köşk’ün hikayesini Otel sahibi Doğan Olguner anlatmış;Mimar Ekrem Olguner, 1952 yılında Heybeliada Sanatoryum‘unu (Akciğer Hastalıkları Hastanesi) inşa ederken aldığı arazi üzerine, hastanenin inşaatından kalan zamanlarında şu an “Perili Köşk” olarak faaliyet gösteren evi yapmış. Başlarda yazlık olarak kullanılan eve, ailede yaşanan kayıplar nedeniyle uzun yıllar gidilmeyince bina, neredeyse kullanılamaz bir hale gelmiş.

Ve Heybeliada çocukları bu eve ‘’Perili Köşk” adını vermişler. Ekrem Olguner’in oğlu Doğan Olguner’in evi defalarca yaşanabilir hale getirme çabaları sonuç vermeyince, Doğan Bey’in oğlu, Ozan Olguner, ailesine evi otele çevirmenin daha doğru olabileceğini söylemiş. Ve otel için gerekli olan izinleri almaya başlamış. Kardeşi Can Olguner ile birlikte tadilata başlayan Ozan Bey, konu otel için isim bulmaya gelince yıllar önce çocukların evleri için taktıkları “Perili Köşk” isminin uygun olabileceğini düşünmüş.

Heybeliada’daki Perili Köşk 5 oda ile hizmet veriyor. Buranın bizi etkileyen özelliği ise evcil hayvanlarınızla gönül rahatlığıyla kalabilmeniz.Her odası, deniz veya orman manzarası gören bu otel, aynı zamanda birçok değerli müzisyene de ev sahipliği yapıyor.

Yakın ve uzak bir tatil kaçamağı yapmak isterseniz işte size harika bir alternatif.

Sedefadası

Adalar’ın yerleşime açık olan en küçük adasıdır. 1300X1100 metre büyüklüğündedir. Üzerindeki bitki örtüsü uzaktan bakıldığında sedefe benzetildiği için Sedefadası adı verilmiştir. Eskiden tavşanı bol olduğu için Tavşanadası adı da kullanılmıştır. Adada iki plaj vardır.

Club Ada Sedef

İstanbul’daki Prens Adaları içinde en nezih ada olan Sedef Adası; yazın eğlence sektöründe Boğaz’a rakip olmaya başladı. Bu rekabet, bu sezon açılan CLUB ADA SEDEF ile daha da artacak. İstanbul’un ve Sedef Adası’nın en yeni mekanı CLUB ADA SEDEF, plaj,

yeme-içme ve eğlence keyfini bir arada sunuyor.

CLUB ADA SEDEF, yeme-içme ve eğlence sektörünün en deneyimli ve en tanınmış isimlerinden biri olan Aydın Samanlı ile genç işadamları Emay İnş. A.Ş Yönetim Kurulu Üyesi, Kentplus ve Brandium markalarının sahibi Burak Gören, Fatih Uğuz ve Habil Gürsoy ortaklığıyla kuruldu. Plaj, restoran-bar ve kulüp bölümlerinden oluşuyor. Plaj; pırıl pırıl bir denize ve geniş kapasiteli bir sahile sahip. Plajda gün boyu yeme-içme servisi veriliyor. Güneşlenirken bir şeyler atıştırmak veya içkisini yudumlamak isteyenlere çok özel yiyecekler ve kokteyller servis ediliyor. Restoran-barı, adanın dokusuna uygun taş bir binada İstanbulluları ağırlıyor. Çok sıcak ve samimi bir ambiyansı olan restoran-bar 200 kişilik kapasiteye sahip. Restoranın mönüsü Akdeniz mutfağının en özel lezzetleri ve deniz mahsullerinden oluşuyor. Restoranın plaj için de özel bir mönüsü bulunuyor. Restoran-barı gece olunca bir kulübe dönüşüyor.

Aynı zamanda bir de Rum meyhanesi bulunuyor. Denize sıfır konumlanan Rum meyhanesinin başında ise Theo bulunuyor. Rum meyhanesi ve eğlencesinde en önemli isimlerden biri olan ünlü şarkıcı Fedon’un oğlu Theo, bu yaz sedef’te müdavimlerini ağırlayacak.

200 kişilik düğün, davet ve parti organizasyonları için de İstanbullulara hizmet verecek. Kokteyl porolonge konseptinde ise 300 kişilik organizasyonlar gerçekleştirilebilecek.

dfot

 

1945 yılından bu yana, Brown Jordan bir endüstriye dönüşen  ikonik rahat mobilyalar tasarlamıştır. Robert Brown ve Hubert Ürdün tarafından California’da kurulan Brown Jordan, dış mekan kullanımı için mobilya üreten ilk firmadır.

İlk tasarımları boru şeklinde alüminyum ve vinil dantel yapılmıştı ve bu tasarımlara “Leisure” adı verilmişti ve bu tasarımla dış mekan mobilyanın doğuşu gerçekleşmiş oldu.

Seçkin bir marka olarak tanınan, Brown Jordan şık ve ödüllü tasarımlar üretmesiyle bilinmektedir. 68 yıldan daha uzun süredir yenilik ve tasarım alanında sektörün lideri olarak saygınlığını her geçen gün arttırmaktadır.

The Brown Jordan portföyünde bir dizi stil ve malzemeler içerisinde 30’un üzerinde koleksiyon bulundurmaktadır.

Brown Jordan, satış temsilcileri, şirket showroomları, özel bayi ve ulusal perakende mağazaları aracılığıyla dünya üzerindeki tüketicilerine ve işletmelere hizmet vermektedir, ayrıca konutlara, otellere ve kurumsal müşterilerine iç ve dış rahat mobilyalar sağlamaktadır.

 

dfot

 

Stanley’in 2014 Koleksiyonu Göz Kamaştırıyor

 

Kuruluşu uzun yıllara dayanan Amerikan Stanley markasının kaliteli ve uygun fiyatlı ürünleri herkesin dikkatini çekiyor. Tüm nesillere uygun mobilya üretimi için çalışmalarını hızla devam ettiren markanın en önemli özelliği ise mobilyalarının nesiller boyu kullanılabilir olması. Fatih Kıral güvencesiyle Türkiye’ye gelen marka hayalinizdeki evi hazırlarken, size birçok konuda yardım etmeyi amaçlıyor. Ahşabın fonksiyonellikle birleştiği koleksiyonda yatak & yemek odasından, çalışma odasına kadar birçok alternatif yer alıyor. Beyazın ahşapla harmanlanmış ve farklı çizgilerle kombinlenmiş 2014 koleksiyonu şimdiden en beğenilen koleksiyon olmaya aday.

Tabanlıoğlu, Ortadoğu’nun en iyi mimarlık ofisi seçildi

En iyi mühendislik gruplarından, en iyi yöneticilere kadar birçok alanı içeren geniş bir perspektifte Ortadoğu’daki kentsel ve mimari gelişmeleri değerlendiren Big Project Middle East 2013 ödülleri sahiplerini buldu. Big Project Middle East Awards’teki tek mimarlık ödülü olarak mesleki değeri büyük olan “Yılın Mimarı” Ödülü, bu yıl Tabanlıoğlu Mimarlık’a verildi. Ortadoğu’da tasarım yapan mimarların ve bölgede son dönemde gerçekleşen binaların değerlendirildiği bu prestijli ödülde, bu yıl Türkiye’den sadece Tabanlıoğlu Mimarlık finalist olarak yer almıştı. Mimarlık, tasarım, inşaat ve yatırım dünyasından yaklaşık 400 seçkin davetlinin katılımıyla Dubai Jumeirah Emirates Tower Otel’de gerçekleştirilen törende, ödülü Tabanlıoğlu Mimarlık adına Dubai Ofisi Direktörü Alper Alhan aldı. Kavramsal ve fiziksel bağlamda Ortadoğu’nun mimari geleceğinde çağdaş bir düzeyi hedefleyen yarışma komitesi, “Bölgede gerçekleştirilen geniş bir yelpazede ve farklı ölçeklerde başarılı projeleri ile mimarlık vizyonuna katkıları” nedeniyle Tabanlıoğlu Mimarlık’ı ‘Yılın Mimarı’ kategorisinde büyük ödüle layık buldu.

 

Geleneksel lezzetleri sevenler için

Steel Ascot serisi geleneksel lezzetler ve klasik mutfak sevenler içindir. Ascot kuzineler geleneksel tasarım ve yüksek yenilikçi teknolojiyi temsil eder. Lüks ve fonksiyonellikle bütünleşmiş kuzineler, fırınlar, set üstü ocaklar, buzdolapları ve davlumbazlar yüksek kalitede üretilmiş mutfak tezgahları ve davlumbazlar ile uyumludur. Geleneksel tasarım, teleskopik elektrik fişleri, 3’lü lavabo üniteleri ve teflon kesim alanları gibi profesyonel yiyecek hazırlama alanlarını bünyesinde barındırır. Ascot 8 ayrı renk, 4 değişik materyalli kulp seçeneği ve 50’yi aşkın modeli ile isteğe uyarlanmış sınırsız seçenekler sunar.

Sofistike mekanların vazgeçilmez karosu; Oak Wood

Her zevke hitap eden şık porselen karo tasarımlarıyla göz dolduran Seranit’in rahat, yalın ve şeffaf bir hayat arayışıyla ortaya çıkan yeni seri karoları, ahşap ve beton gibi doğal malzemelerin verdiği huzur duygusunu evlere taşıyor. Ahşap görünümlü Wooden serisinin en dikkat çekici tasarımlarından biri olan Oak Wood, ahşabın rahatlatan doğal dokusunu evlere yansıtıyor. Şık tasarımıyla Oak Wood, sofistike yaşam alanları yaratmak için en doğru seçim olacak. Doğanın gerçek bir yansıması olarak tasarlanan modelin yarattığı dingin ve huzurlu ortam pozitif mekanlara ortam hazırlıyor. Beyaz, bej, krem, gri, açık ve koyu kahve, kızıl kahve ve antik kahve gibi renk seçenekleri ve doğal ahşap dokusunun yanı sıra 20 x 120 cm’lik şık boyutuyla da göz dolduran Oak Wood, gerçek ahşap görünümüyle ahşabın sıcaklığını evine taşımak isteyenlerin vazgeçilmezi olacak.

 

Çilek’ten Gençlere Özel Bir Tasarım: White Chocolate

Dünya çocuklarının odasını süsleyen Çilek; yeni serisi White Chocalate ile  sade ve modern tarzdan hoşlanan tüm gençlerin gözdesi olacak. Özgün tasarımları ile gençlerin zevklerine göre yaşam alanları oluşturan Çilek, yeni tasarımı White Chocolate ile tüm gençlerin hayallerini gerçekleştiriyor. Modern tarzda ve sade çizgiler ile tasarlanan Çilek’in yeni serisi White Chocolate rengi, tasarımı ve aksesuarlarıyla birlikte gençlere kişisel zevklerine göre kombin ve dekorasyon kolaylığı sağlıyor. Çeşitli akseuralarla kendi oda konseptlerini oluşturabilen gençler, hayal ettikleri odaya sahip olabiliyorlar.

 

Philips Steamer Askıda Kırışıkaçar ile Kısa Sürede Güvenli Çözüm

Philips’in kırışıkları ütü masasına gerek kalmadan anında açan ve kıyafetleri kokudan arındıran ürünü Steamer Askıda Kırışıkaçar, hızlı ve pratik çözüm arayanlar için tasarlandı.  Teleskobik askısı ile kıyafetlerin kolayca asılmasını ve ütülenmesini sağlayan Philips Steamer Askıda Kırışıkaçar, sizi ütü masası kurma derdinden kurtarıyor. Dolaptan çıkarıldıktan sonra son bir rötuş gerektiren giysiler, ütülerken ezilmesinden korktuğunuz pileli etekler, pullu bluzlar, ipekli kumaşlar veya sadece kokusunu gidermek istediğiniz, yıkayarak yıpratmak istemediğiniz kıyafetler için pratik bir çözüm sunan Steamer, elektrik, deterjan ve su israfından da kurtarıyor.

BİEN İLE YENİ YILA “TAZELENEREK” GİRİN

Yeni yıl, tazelenmek ve yeni başlangıçlar yapmak için en iyi zaman. Eskiye dair yapılan birçok değişiklik, ruh halinizi de olumlu yönde etkiler. Bunun için en iyi yöntem de, öncelikle yaşadığımız mekânlarda değişiklik yapmaktır.

 

Yaşama sevincini artıran, yeni umutlara yelken açılan “yepyeni” bir yıl için, Türkiye seramik sektörünün öncü firması Bien, yeni yılda iç ve dış mekânlara seçenek olabilecek birbirinden farklı öneriler sunuyor:

On’larca hikayenin kahramanı Starbucks’ta buluştu.

Starbucks, Türkiye’deki 10. yılını kutladığı ‘On’un Hikâyesi’ isimli yarışmanın en beğenilen 10 hikâyesini, Türkiye’nin en çok okunan köşe yazarlarından Ayşe Arman’ın kaleminden bir e-kitaba dönüştürdü. Ayşe Arman ve yarışmanın kazanan isimlerinin de katıldığı e-kitap lansmanı, Starbucks lezzetleri eşliğinde keyifli ve eğlenceli bir sohbete sahne oldu. Türkiye’de 2003 yılından bu yana misafirlerine eşsiz bir kahve deneyimi sunan Starbucks, 10. yılını kutlamak amacıyla düzenlediği ‘On’un Hikâyesi’ adlı yarışma kapsamında paylaşılan hikâyelerden en beğenilen 10 tanesini, bir e-kitaba dönüştürdü.

Yataş’ın ilk Londra mağazası açıldı.

Türk mobilya sektörünü dünyada da başarıyla temsil eden Yataş Grup, üstün teknolojisi ve konforunu İngiliz tüketicilerle buluşturduğu ilk Enza Home mağazasını Londra’da hizmete açtı. Türk mobilya sektörünün öncü ve yenilikçi şirketi Yataş Grup, yurt dışındaki varlığını genişletmeye devam ediyor. 45’in üzerinde ülkeye ihracat yaparak ürünlerini bu ülkelerdeki tüketicilere de ulaştıran Yataş Grup, İngiltere’nin başkenti Londra’nın Lewisham bölgesinde ilk Enza Home mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

 

2014’te kış gecelerini renklendirmeye ne dersiniz?

BU KIŞA OTHELLO “SOFFIERE” İLE MERHABA DEYİN!

Uykusunu düşünenlerin markası Othello, kış gecelerinde içinizi ısıtacak sıcacık, yumuşacık bir battaniye Soffiere’yi piyasaya sundu. 4 farklı renkle sadece Koçtaş Mağazalarında ve uykumgeldi.com web adresinde yerini alan Othello Soffiere Battaniye, mikroelyaf dolgusu, eşsiz yumuşaklığı ve hafifliğiyle sizi saracak. Othello, mikroelyaf dolgulu yeni ürünü Soffiere battaniye ile soğuk kış günlerinde sizi ısıtacak. Soffiere, kadife yüzeyi ile hem yumuşacık hem de sıcacık ve çok hafif. 150 cm eninde 200 cm boyunda tek ebat üretilen Soffiere, mikroelyaf kadife ve çizgili mikro kumaş iki yüzeyi ile benzersiz bir uyku keyfi sunuyor.Kaliteli yorgan ve yastığın en ekonomik hali Othello, krem, moka, pembe ve inci beyazı renklerinde piyasaya sunduğu ürünü Soffiere ile battaniyeye yeni bir soluk getirmekle kalmayıp, sağlığınızı da garantiye alacak.

Yeni yılda yeni lezzetler için Siemens’ten yeni ocak.

Yılbaşı gecesi başlayan lezzetli yemek keyfi yıl boyu sürsün diyenler için Siemens Ev Aletleri yeni EH675FE27E indüksiyonlu ocağını sunuyor. Siemens’in yetenekli ocağının indüksiyon, fryingSensor Plus, reStart, quickStart ve touchSlider gibi özellikleri ile mutfaklarda hayat daha da kolaylaşıyor. Yeni yıla yeni bir ocakla girmek isteyenler için Siemens Ev Aletleri yeni EH675FE27E indüksiyonlu ocağını sunuyor. Siemens EH675FE27E, yeni yılda en lezzetli yemeklerin hazırlanacağı mutfaklarda yerini alıyor.

Edilcuoghi, New York atmosferini evinize getiriyor.

İtalya’nın prestijli seramik markası Edilcuoghi, eşsiz ahşap görünümlü yer karoları ve duvar seramiklerini New York atmosferi ile evinize getiriyor. Çağdaş tasarım eğilimlerini İtalyan dokunuşuyla yorumlayan Edilcuoghi, dengeli tonların mükemmel uyumunu yansıtan New York koleksiyonu ile mekanlarda huzurlu bir ortam yaratıyor.

NESCAFÉ® Dolce Gusto®  şimdi Türkiye’de

Sıradışı tasarımıyla öne çıkan ve 30’dan fazla sıcak ve soğuk içecek yapabilen NESCAFÉ® Dolce Gusto® kahve makineleri, kafelerde bulduğunuz farklı  lezzetleri, istediğiniz an evinizde yapabilme olanağı sunuyor.  Kavrulmuş ve çekilmiş yüzde 100 Arabica kahve çekirdeklerinden üretilen akıllı kapsülleri makineye yerleştirin, düğmeye basın, tercihinize göre sıcak – soğuk içeceğiniz hazır.

Koltuklar hiç bu kadar canlı, sofralar hiç bu kadar keyifli olmamıştı!

Mutluluğu evinde arayanların adresi Tepe Home’da kış güzellikleri devam ediyor. En güzel davetler için size özel tasarlanan yemek odası takımları, yüzlerce çeşit kumaşla döşenmiş birbirinden şık ve konforlu oturma grupları evinizin en güzel yerinde yer almak için sizleri bekliyor. Mobilyaların yanı sıra aksesuarlar da sıcacık sohbetlerinize eşlik edecek güzellikte… Örgü koltuk şalları, kapitone yatak örtüleri, kareli kumaşlar ile hazırlanmış kırlentler,  vazolar, mutfak tekstilleri ve daha yüzlercesi Tepe Home mağazalarında kışı sıcak geçirmek isteyen dekorasyon severlerle buluşuyor.

Arzum Aquawelle ile Tozu Suya Hapsedin 

Birbirinden yenilikçi ürünleri ile hayatı kolaylaştıran Arzum, yeni su filtreli elektrikli süpürgesi Aquawelle ile dört dörtlük temizlik sunuyor.  Yüksek emiş gücü sayesinde en küçük toz zerrelerini bile suya hapseden Aquawelle, bebekli aileler ve evcil hayvan sahipleri başta olmak üzere gerçek temizlik isteyen herkesin tercihi olacak.

Tavsiye Evi Anne Bebek Fuarında

Tavsiye Evi olarak bu yıl, fuarların en renkli ve en eğlencelilerinden biri olan İBS Anne Bebek Çocuk Fuarı’ındaydık. 13-14-15 Aralık’ta İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen bu şölende, hem çok eğlendik hem de meleklerimizle buluştuk ve yeni meleklerle tanıştık. Birçok Tavsiye Meleği’nin fuara geleceğini bildiğimizden Tavsiye Evi salonu’nun bir köşesini fuar standımıza taşıdık. Melekler ve küçük melekler için ev sıcaklığında keyifli bir dinlenme ortamı yarattık. Üstelik bir de yaklaşan yeniyıl  için Yılbaşı Hediye Çekilişi yaptık. Hediyelerimiz arasında Girişimci Tavsiye Melekleri’mizi desteklemek için yaptıkları el emeği işleri, kurabiyeleri, sabunları ve onlar için özel hazırladığımız sürpriz hediyelerimiz vardı, kimseyi eli boş uğurlamadık.  Hatta İBS Fuar’da tanıştığımız yeni meleklerleTavsiye Evi’nde çok keyifli bir Yılbaşı Kahvaltısı yaptık. Tüm katılımcılara, Melek Annelere, Kahraman Babalara ve Minik Meleklere çok teşekkür ediyoruz. 2014’te yeniden görüşmek üzere..

Red Dot Ödülleri’nin fikir babası, kurucusu ve Başkanı Prof. Dr. Peter Zec alldesign 2014 için İstanbul’a geliyor

Allevents tarafından BMW ana sponsorluğunda 21-22 Şubat 2014 tarihlerinde Hilton Kongre ve Sergi Merkezi’nde düzenlenecek olan alldesign Uluslararası Tasarım Konferansları ve  Yaratıcı Endüstriler Fuarı, tasarım dünyasını üçüncü kez bir araya getirecek. Hayatımızın her alanına yön veren tasarımın ele alınacağı alldesign 2014’ün konferans bölümünde kendi dalının uzmanları tasarıma bakış açılarını ve dünyaca ödüllü işlerini izleyicilerle paylaşırken, fuar alanında ise tasarım dünyasındaki yenilikler ziyaretçilerle buluşacak. Alldesign 2014 için Türkiye’ye gelecek olan konuşmacılar arasında Red Dot Ödülleri’nin kurucusu ve Başkanı Dr. Peter Zec de yer alıyor.

Yeni Yılın Rengi Marshall “Okyanus Yeşili”

Dünyanın en büyük küresel boya ve cephe kaplama şirketi AkzoNobel grubunun bir parçası ve Türkiye’nin lider markası Marshall, uluslararası renk akımları araştırmalarının sonucunda 2014 yılının rengini “Okyanus Yeşili” olarak belirledi. Değişimin sunduğu yeni ve heyecan verici fırsatlardan yararlanmanın ve yeni düzene uyumun bir yansıması olan Okyanus Yeşili, ilhamını 2014’ün teması olan ‘‘Potansiyeli Ortaya Çıkarmak’’ tan alıyor.

Gaggenau’dan tasarım harikası yeni davlumbaz modelleri

Gaggenau, çeşitli dizayn ve genişliklere sahip, modern mutfak ve daire tasarımlarının olmazsa olmazı üç yeni havalandırma modelini piyasaya sürdü. 200 havalandırma serisinin yeni modelleri kenar emme yağ filtreli ada ve duvar tipi davlumbazlar, yüksek performansları ve verimlilikleriyle göze çarpıyor.

Seramiksan Mayolika Serisi ile Banyolarda Akdeniz Doğallığı

Seramik sektörünün yenilikçi markası Seramiksan, banyolarda Akdeniz esintisini ve pozitif enerjiyi yakalamak isteyenler için Mayolika’yı sunuyor. Seramik sektörünün teknolojisi ve estetik tasarımlarıyla dikkat çeken markası Seramiksan, yer&duvar karoları, granitleri ve yeni vitrifiye ürünleriyle beğeni topluyor. Seramiksan, Akdeniz’den esinlenerek tasarladığı Mayolika serisi ile banyolara Akdeniz esintisini taşıyor.

Evinizi saran aşk Alfemo, şimdi %33 indirimli…

Alfemo’nun, geniş ürün yelpazesindeki özgün tasarıma sahip mobilya ve aksesuar ürünlerinde “kış kampanyası” başladı. Soğuk günlerde evinizi ısıtacak kampanya ile Alfemo’nun en beğenilen ürünlerinde %33 indirim imkânı sunuluyor. 01 Aralık’ta başlayan kampanyada ayrıca Maksimum Kart’a özel +6 taksit ve 4 ay taksit erteleme seçenekleri ve çok ekonomik ödeme koşulları da bulunuyor. Çok fonksiyonlu tasarım ürünleriyle yaşam alanlarını daha kullanışlı, daha kişisel hale getiren Alfemo, yeni evlenenlere, yeni yılı yepyeni bir ev dekorasyonuyla karşılamak veya evinde küçük ama sihirli dokunuşlar yapmak isteyenlere çok avantajlı fiyatlarla, yüzlerce seçenek sunuyor.

Perakende Satış Mağazası Conforama Türkiye’de

Fransa’da mobilya, dekorasyon ve ev aksesuarları alanında, Türkiye’ye 4 milyon Euro yatırım yapan Conforama,  dünyada 1341 satış noktası, 242 mağazası, 54.800 çalışan ve her ay 10 milyon ziyaretçisiyle dünyanın en büyük ev eşyası perakende markalarından biri. Türkiye Ülke Müdürü Stephane Micard, genç ve dinamik nüfusuyla gelecek vadeden Türkiye’ye yatırım yapıp mağaza acıktıkları için büyük gurur duyduğunu belirtti. 1967’de Fransa’da kurulan Conforama, tasarım ürünlerini her bütçeye uygun hale getirme becerisi sayesinde kısa zamanda Fransız perakende mobilya pazarının lideri haline geldi.  Micard, aynı başarıyı, diğer birkaç Avrupa ülkesinde olduğu gibi, Türkiye’de de yakalayacaklarına inandığını söyledi. Conforama, İstanbul dışında ayrıca Ankara, Antalya, İzmir, Bursa ve Adana gibi büyük şehirlerde de mağazalar açmayı planlıyor. İstanbul’un Anadolu yakasında Ümraniye Carrefour Alışveriş Merkezi’nde 3 bin 600 metrekarelik alana kurulu ilk mağazasında kanepeler, oturma grupları, yemek ve yatak odası takımları gibi pek çok mobilya çeşidinin yanı sıra dekorasyon malzemeleri ve elektronik aletler de yer alıyor.

dfot

 

Gerçeğe dönen bir rüya

“For years I literally dreamed during the night that finally I would have the perfect sound system – without any compromise”

Peter Lyngdorf, Founder, Steinway Lyngdorf

Bu günkü yazıma yazıda bahsedeceğim ses sistemlerini üreten firmanın sahibinin sözleriyle başlamak istedim. Üç aşağı beş yukarı şöyle bir şey çevirisi: “Yıllardır geceleri hayalini kurduğum gerçekten mükemmel ses sistemine kavuştum. Hem de hiçbir şeyden ödün vermeden…”

Kaliteli müzik dinlemekten hoşlanır mısınız? Burada bahsettiğim jazz, rock veya klasik gibi müziğin türü değil; müziği bizim fani kulaklarımıza ileten ekipmanlar…

Her şey silindire kaydedilen seslerle başlamıştı. Sonra “sahibinin sesi” ni tuhaf bir borudan dinleyen komik köpekli gramofonlar geldi. Taş plaklar, lambalı radyolarla müziğin bize ulaştığı yolculuk devam etti. Sonra 33’lük, 45’lik vinly plaklar devrimi geldi. Devamı malum… Kartuşlar, kasetler,cdler ve nihayet MP3ler ve benzeri dijital kodlamalar…

Tabi iş müziği taşıyan materyalleri geliştirmekle bitmedi. Onu kulaklarımızın pasını giderecek kalitede ses dönüştürme yolculuğu başladı. Gramofonun kuyudan gelen sesinden mono sistemlerin yavanlığına;  stereo’nun çağ atlatan kalitesinden önce hi-fi’a sonra hi-end’e giden bir yolculuk…

Son on yıldır ses sistemleri ile uğraşan sektörlerin arasındaki yarış, 5.1, 6.1, 7.1, 8.1 Dolby Digital Surround sistemler ile dinleyicilere -ve izleyicilere- en gerçek ses deneyimini nasıl daha iyi yaşatırız kavgası…

Bu hengame içinde geçen gün tesadüfen nefes kesen bir gelişmeye rastladım. Bloomberg kanalının Avrupa yayınında orta yaşlarda bir adam yeni ürettiği bir hoparlör ve ses sitemleri markasından bahsediyordu. Konu her daim ilgimi çektiği için şöyle bir kulak kabarttım. Önce bildiğimiz markalardan birinin yeni bir ürünü diye dinlemeye başladığım mevzunun içinde Steinway & Sons ismi geçince işler değişti. Evet, o Steinway & Sons… 1853 yılından beri yani tam 160 yıldır dünyanın en iyi piyanolarını üreten firma. Kuyruklu konser piyanolarının fiyatlarının 150.000 Euro’dan başladığı S & S…

Ya da şöyle enteresan bir bilgi vereyim firmanın kalitesine siz karar verin.  Steinway & Sons bir piyano almaya gücünüz varsa fabrikaya şöyle bir sipariş verebiliyorsunuz: Tuş takımındaki beyaz tuşların fildişi kaplama olmasını! Ama merak etmeyin yasadışı bir ticaretle elde edilen fildişleri değil bunlar. Yüzyıl önce her şey serbestken satın alınmış neredeyse antik fildişleri… Bu operasyon size birkaç bin euro ek maliyet demek. Bu rakam da hiç de fena olmayan yepyeni bir piyanonun bedeline eşdeğer…

Gelelim asıl konumuza. Nedir bu yeni ses sistemi ve getirdikleri? Her şeyden önce markanın adı Steinway Lyngdorf. Aklımızı alan model ise LS Concert Speaker… Firmanın sahibi Peter Lyngdorf yazımın açılışında bahsettiğim gerçeğe dönen hayalin sahibi…

Lyngdorf hi-end dünyasının efsane isimlerinden biri. Bu dünyanın en iyi firmalarının eski ve yeni sahiplerinden biri. Snell Acoustics, NAD Electronics ve Gryphon Audio bunlardan bir kaçı. Snell’de iken 1998 yılında dünyanın tamamıyla dijital ilk amfisi “Millenium”u üreten de o.

Özetle iki büyük efsanenin ortaklığından doğan ürünler de kelimenin tam anlamıyla eşsiz… Uzun, karanlık ve çok şık olarak özetlenebilecek ürünlerin  amiral gemisi ise LS Concert Speaker. Ürünün tasarımı Danimarka’da yapılıyor ve teknik aksamı da burada üretiliyor. Ardından o eşsiz tınıyı verecek “gerçek piano black” boyalı ahşap panellerin montajı için Steinway & Sons’un Hamburg, Almanya’daki fabrikalarına gidiyor. Üretim süreci ise tam sekiz hafta!

Sizi burada işin daha teknik ayrıntıları ile sıkmayacağım ama meraklıları www.steinwaylyngdorf.com’a bir göz atsınlar. Gelelim bu bebeklerin dudak uçuklatan fiyatlarına. Her bir hoparlör kulesinin fiyatı 86.000 USD’den başlıyor. Amfi, stereo işlemci ve woofer ilave edilmiş tam bir stereo setup için 228.000 USD’ye kıyacaksınız. Beni bunlar kesmez ben film de izleyeceğim ya da konserin ortasında oturmak istiyorum derseniz 298.700 USD’yi cebinize koymanız lazım. Detaylarda krom, altın ya da siyah saten malzemeleri seçme şansınız da var.

Yanlış hatırlamıyorsam izlediğim programın sonunda Rusya’da verilen bir konserde piyanist bir süre sonra çalmayı bırakıyor ve ses salona LS Concert Speaker’lardan verilmeye başlanıyor. Kimsenin farkı anlamadığını söylemeye gerek var mı?

Son olarak şu videoyu izlemeniz lazım. Nefes kesici bir güzellik değil mi?

http://www.youtube.com/watch?v=NrUpPx_qHVE

YAZAN:

Orhan MERİÇ