sevgi

PP Møbler Tasarım mobilyalar

PP Møbler yüksek kalitede hizmet anlayışından doğmuş bir marka. Tasarım mobilya işçiliğinde güçlü bir geleneği olan ve kökleri 1953 yılına dayanan bir hikayesi var. Bu kendi halinde Danimarkalı bir doğrama atölyesinin bugün dünya standartlarında bir referans marka haline dönüşmesinin altında yatan hikayeyi beraber öğrenelim.

Motivasyon, her zaman ahşap, sevgi, teknik ve yaratıcılıkla harmanlanmış işçilik kalitesi, harcanan çaba ve inanç olmuştur.

PP Möbler’de ustalar her zaman daha iyi bir yol aramaya, yeteneklerini keşfetmeye ve geliştirmeye teşvik edilir. Yenilikçi ve kapsamlı bir çalışma yürütülürken aynı zamanda üretim süreci ile ilgili asla malzemeye saygıyı kaybetmeden daha doğru bir yol aranır.

PP Möbler ahşabının büyük çoğunluğu Danimarka ve Almanya’nın güzel sürdürülebilir ormanlarından gelir. Organik bir bütün olarak ahşap ile çalışma sevinci, çevresel faktörleri, PP Møblers iş etiğinin doğal bir parçası yapar. PP Möbler tek amacı nesiller için günlük kullanım dayanabilir güzel ve fonksiyonel mobilya yaratmaktır.

dfot

Avli Suites

Girit’teki bu malikane 1530 yılında inşa edilmiş. Frenkler, Osmanlılar, Yunanlılar, Venedikliler ile zamanda yolculuk yapmış. Şimdi bu duvarların arasında geçmişten gelen fısıltıları dinlemek, Girit geleneklerini tanımak ve deneyimlemek için Avli süitlerine davetlisiniz.

Avli’de oldukça misafirperver bir ekip var. Tarihe tanıklık edecek, büyülü anlar geçirecek ve aynı zamanda eşsiz lezzetleri deneyebileceğiniz bir yer. Süitlerin tarihi dokusu ile çarpıcı bir dekorasyonu kombine ederek, göz alıcı bir atmosfer yaratmak istemişler. Odaların büyüklüğü 33 ve 58 m2 arasında değişiyor.

Otelin yaratıcısı Katerina, çocukluğunda kalabalık ailesiyle yaşadığı neşe ve kahkaha dolu yazları, paylaşım dolu yemek saatlerini, misafirleriyle bu tatları, anları, sevgiyi paylaştıkları zamanların duygusunu Avli’de de konuklarına yaşatmak üzere yola çıkmış.

Otel 25 yıl önce 1987’de açılmış. Geleneksel Girit mimarisi modern lüks ve estetik ile birleştirilmiş. Tamamen süitlerden oluşan otelde organik malzemelerle geleneksel ve çağdaş lezzetleri buluşturan restoranlar, 400ün üzerinde çeşit barındıran şarap mahzeni, geleneksel ürünlerin satıldığı market bulunuyor. Yedi süitten birini seçip, taze meyvelerle karşılandığınız otelde, taş söşemeli terasta kale manzarasını seyrederken 15.yy atmosferini yaşayacak, tüm ihtiyaçlarınızın karşılanacağı konforun tadını çıkaracaksınız.

 

dfot

BABALAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN!

İyi bir babanız varsa, başka bir süper kahramana ihtiyacınız yok.

Dünyaya gelirken iyi bir aile ortamına doğmak, koşulsuz bir anne baba sevgisi, hesapsız/kitapsız bir aidiyet duygusu, yaşamımızdaki en büyük şansımız ya da şanssızlığımız olur. Hayatımızın daha en başından Ailemiz bir ömür değiştiremeyeceğimiz belki de tek gerçeğimiz olarak kucağımıza düşer doğar doğmaz ya da biz onların kucağına düşeriz. Öyle ya nasıl bir eş, nasıl bir dost, nasıl bir anne baba, hatta nasıl bir kardeş olacağımıza biz karar verebiliriz. Oysa ki anne baba ilişkilerimiz, bebeklikten itibaren ebebeynlerimizin kişiliklerinin birer aynasıdır. Korkuları, hayal kırıklıkları  mutlulukları, hayalleri  ve umutları doğrultusunda şekillendirdikleri bir hamurdur çocukluğumuz ve bir yetişkin olduğumuzda onlarla olan iletişimimiz.

Anneliği uzun uzun konuştuk geçen sayımızda, dünyanın en zor en keyifli sınavı diye. Peki ya babalık? Babalık üzerine birçok teori var, öğrenilen bir şey olduğu söyleniyor örneğin. Çocuk doğuran her kadın anne olur da ,çocuğu olan erkekler, baba rolünü üstlendikleri oranda baba olurlar denir mesela. İlkinin bile tartışmaya açık bir kavram olduğu dipnotuyla ikincisi konusunda hemfikiriz biz aslında. Siz ne dersiniz?

İyi baba olmak bilinçli bir seçim ve yalnızca güçlü kişiliklerin, alabildikleri zorlu bir karar bizce de. Babası tarafından çok sevilmek, olduğu gibi kabul edilmek, saygı ve destek görmek bir insana verilmiş en büyük lütuf. Neden mi? çünkü çocukluğunda süper kahramanı babası olan bir kişiyi, hayat ne kadar çok sınavdan geçirirse geçirsin, onun kendine ve iyiliğe olan inancını elinden alamaz da ondan. Süper kahramanlık dedik ama gerçek süper kahramanların bile işleri iyi bir babanınki kadar karmaşık ve zorlu değildir belki de. Düşünsenize bir yandan hayatın yükünü, endişelerini, git- gellerini göğüsleyip, ailenin huzurunu korumak adına birçoğunu onlara yansıtmadan atlatacaksınız. Diğer yandan işinizi gücünüzü kovalayacaksınız ama ailenizi de ihmal etmeyeceksiniz. Harekete geçiren, motive eden, zorluklar da  umut veren olacaksınız ama ayaklarınızda her zaman yere basacak. Çünkü ailenizin aldığı veya alamadığı tüm sonuçlarının sorumluluğunu omuzunuzda hissedeceksiniz.

İyi günler en kolayı mezuniyetler, düğünler, doğumlar vs, onlarda maddi manevi ayakta kalmak yorsa da bozmaz. Esas kötü günlerde, hastalıkta, büyük hatalarda en yalnız anlarında, belki içinizden “ben söylememiş miydim sana” diye haykırmak ya da üzüntüden kapanıp günlerce bağıra bağıra ağlamak gelirken dik durmak zor olanı. Elinden tutup, ya da çocuğunuzun sırtını sıvazlayıp “bugünler de geçecek, ben hep yanındayım” diyerek içinize atacaksınız kızgınlığınızı, kırgınlığınızı, belki de isyanınızı. Buna can mı dayanır? O can, iyi bir babanın canıysa dayanır. Çünkü biliyorsunuz ki siz yıkıldığınızda çocuğunuzun arkasını dayadığı dağ çöker, tutunduğu dal gider. İstifası da yok bu işin, emekliliği de, taili de pazarı da üstelik. Bir tür gönüllü askerlik, göğsünü hep sipher eden siz olacaksınız. Gerçekten dünyanın en ağır yaşam şartları.

Buna hangi başka süper kahraman dayanır siz söyleyin? Bizce Süpermen bu durumda ömür boyu gazeteci Clark Kent kalmayı tercih eder, örümcek adam, Bodrum’a yerleşip kendisine kaleye karşı bir dev ağ örerdi çoktan. Oysa bizim kahramanlarımız hep oradalar, onlar için bizim mağdur ya da mağrur, zengin ya da fakir, hasta ya da doktor olmamızın bir önemi yok. Onlar bizi sevip kollarlar bir ömür boyu, sadece biz olduğumuz ve onların sevgisine ve şevkatli kucaklarına bir ömür boyu ihtiyaç duyan sevgili yavruları olduğumuz için. Bazen dillerinin ucuna gelir keskin eleştiriler, susarlar. Akıl verirler bazen ama yargılamazlar; mutsuzluklarımızda bizden çok yıkılırlar ama belli etmezler. Çünkü onlar hayatımızın ete kemiğe bürünmüş süper kahramanları. Bir işaret yeter hep ordalar.  Biz söylemeyiz içimize atarız onlar bilirler, çünkü onların zihin okuma güçleri, duvarların içerisini gören gözleri, sessiz çığlıkları duyabilen kulakları, heniz olmamış olana hazırlanmak için gerekli olağanüstü hisleri var.

Alın size yeni bir teori o halde, baba olunmaz baba doğulur. Hayatınızdaki en sevgi dolu ve en güçlü kişilik, yaşınız ne olursa olsun hala babanızsa ve hayatta hala ve en çok ona güveniyorsanız sizin bir süper kahramana ihtiyacınız zaten yok. Doya doya ağlayabileceği bir baba omuzu dururken kim kırmızı bir pelerini ve duvarlara yapışan ağları tercih eder ki zaten?

Süper kahramanlar, pardon babalar, gününüz kutlu olsun!

SOMA’DA BABALAR GÜNÜ,
GERÇEK KAHRAMANLARA SAYGIYLA…

İçimiz acıdı, tek tek hikayelerini duyduğumuzda oradaki yavrular için. Kolay değil, bundan böyle babalar günü soğuk ve acı dolu mezar taşları demek, yarım kalmış anılar demek, bir yanı hep eksik yaşanacak buruk bir gelecek demek. Oysaki biz bu yazının devamını hazırladığımız sıralarda o babalar henüz hayattaydı. Değiştiremeyeceğimiz ve aslında bugüne kadar da hep bilip de bilmezden geldiğimiz acı gerçeklerin dayanılmaz çaresizliği ve utancıyla baş başayız o malum günden beri. Ne unuttur ki bir çocuğa babasızlığın çaresizliğini ve yalnızlığını? Adalet mi? Eğitimle ilgili göreceği destek mi? Ailesinin yalnız ve çaresiz kalmamış olduğunun hissettirilmesi mi? Belki hepsi, belki de hiçbiri. Bu sorunun tam bir cevabı yok.

Tek bir doğru var, onların süper kahramanları aslında hepimizinkilerden daha büyük bir kahramanlık hikayesi bıraktılar arkalarında. Her gün ölümle yüzyüze gelebilmek, evlatlarına sırf bir gelecek sunabilmek için kendinden vazgeçebilme erdeminde olmak, işte gerçek kahramanlık bu. Bu aynı zamanda, insanın kendinden çok şey bir şeyi, belki de tek şeyi sevebileceğinin en iyi kanıtı.

Gurura, fedakarlığa, emeğe adanmış hayatlardan daha büyük bir miras var mıdır insanın çocuğuna bırakacağı. Öyle kuru bir laftan ibaret değil Somalı çocuklar için “sana kurban olurum” sözü, onların babaları onlar için kendilerinden vazgeçtiler dile kolay. Keşke mecbur olmasalardı, bu bir kader olmasaydı o ayrı. Ama gerçek bu, onlar hergün o madene o şartlarda inerken akıllarına getirmek istemedikleri gerçeklerin çok da bilincindelerdi aslında . Kırgınlardı, öfkelilerdi belki de umutsuzlardı ama vazgeçmediler, vazgeçemediler. Evde umut dolu gözlerle onları bekleyen geleceklerini getirdiler akıllarına ve dişlerini sıktılar. Keşke sıkmak zorunda olmasalardı o ayrı…

Somalı kahramanlar sizin de babalar gününüz kutlu olsun! Evlatlarınız bu sevginin ve fedakarlığın hakkını verecektir rahat uyuyun. Çünkü onlar sizin çocuklarınız ve onları ne çok sevdiğinizi en iyi onlar biliyor. Bu yüzden başları hep dik gönülleri hep aydınlık olacak ve sizi hep gururlandıracaklar.

 

Babanıza Siemens ile ‘kahve keyfi’ni hediye edin

En güzel Babalar Günü hediye alternatiflerinden biri bu yıl da Siemens Ev Aletleri’nden geliyor. Siemens TE706209RW tam otomatik espresso ve kahve makinesi, babalarını bir gün değil her gün mutlu edecek hediyeyi arayanlara ideal bir çözüm sunuyor. Yenilikçi özellikleri ile dikkat çeken makine hızı, kullanım kolaylığı sunan özellikleri, hazırlanan kahveye lezzet katan fonksiyonları ile hiçbir babanın reddedemeyeceği bir hediye.

Starbucks’ta Yazın “Origin Espresso’su’’ Kenya’dan geliyor

Starbucks yazı, yeni tek kökenli kahvesi Kenya ile karşılıyor. Tadında belirgin turunçgil ve çalı meyveleri lezzetleri bulunduran Kenya, farklı tatlar arayan kahve tutkunlarını bekliyor. Dünyanın en kaliteli kahve çekirdeklerinden hazırladığı içecekleriyle misafirlerini ağırlayan Starbucks, yepyeni bir tatla kahve tutkunlarının karşısına çıkıyor.

Seyidoğlu’ndan sağlık ve gençlik dolu kavanoz

Seyidoğlu, tatlı ve baklava çeşitlerinin yanı sıra yöresel lezzetler grubunda da farklı seçenekler sunuyor. Bunlardan biri de Ballı Çerez ve Ballı Ezme. Süzme çiçek balına çeşitli çerezler eklenerek hazırlanan, bu ürünler tüm gün ihtiyacınız olan enerjiyi veriyor. Sağlık kaynağı bal ve fındık, fıstık, ceviz gibi çerezleri buluşturan bu karışım, hücre üretimi ve yenilenmesinde etkili olarak, gençlik veriyor. Hücre metabolizmasını düzenleyerek organ ve sistemlerin daha fonksiyonel çalışmasını sağlıyor.

BABALAR DA DEKORASYON SEVER

Dekorasyon severlerin ilgiyle takip ettiği Tepe Home’un yepyeni ürün gamında bu kez  Babalar’ın yüzü gülecek. Maskülen detaylar, siyahlar, metaller, saatler, mumlar ve  daha yüzlerce çeşit aksesuar ürünlerinin yanı sıra  mobilyalarda; tekli berjer koltuklar, geniş ayak uzatmalı L koltuklar, en sevdiği spor programlarını ve filmleri  izleyebileceği TV üniteleri ve yazın vazgeçilmezi  bahçe mobilyaları da  bulunuyor.

Tefal ile mutfakta babalar için yer açın

Barbekü keyfini evde yaşamak isteyenler için tasarlanan Tefal Optigrill, eti istenilen seviyede pişirme özelliği ile babaları da mutfakta usta bir şefe dönüştürüyor. Göstergenin değişen rengi ve sesli uyarı sistemi ile etin pişme kıvamının kolay anlaşılmasını sağlayan Optigrill, bu özelliği ile rakiplerinden sıyrılıyor. Kullanım kolaylığı ve profesyonel pişirme teknikleri ile tasarlanan akıllı ürün, Babalar Günü için de çok özel bir hediye alternatifi…

En “BABA” Hediye Yastık By Rıfat Özbek’ten

Babanız için farklı ve unutulmayacak bir hediye arayışındaysanız Yastık by Rıfat Özbek’in “Hot Spots” koleksiyonunda, birbirinden özel ve benzersiz tasarımlar sizleri bekliyor. İtalya’nın göz alıcı Amalfi kıyısını anımsatan Positano, Rio’nun ünlü plajlarından esinlenen karnaval desenli Ipanema, Küba’nın başkenti Havana’nın görkemini ön plana çıkartan Havana, Doğu Afrika’nın esrarengiz define adasını temsil eden Lamu, Yunan adalarına vurgu yapılan Patmos kategorilerinden seçeceğiniz yastıklarla babanıza özel bir hediye sunabilirsiniz.

PANASONIC’İN EN YENİ DAYANIKLI WINDOWS TOUGHPAD’İ HEM DAHA HIZLI HEM DE DAHA UZUN ÖMÜRLÜ!

Panasonic, dayanıklı Windows tablet ürünlerinden Toughpad FZ-G1’in yeni versiyonunu Hollanda’da düzenlenen Enterprise Mobility Exchange ‘de duyurdu. İnce, hafif ve tamamen dayanıklı olan 10,1” boyutundaki Windows 8.1 Pro Update tablet, mobil çalışma tarzını benimseyen şirketlerin iş ihtiyaçlarına yönelik talepleri göz önünde bulundurularak tasarlanmış bulunuyor.

NESPRESSO’DAN BABALAR GÜNÜ HEDİYELERİ

TAKIM RUHU SEVEN BABALARA NESPRESSO PIXIE

Kahve keyfini şık ve renkli tasarımlarıyla zenginleştiren Nespresso’nun tek tuşla espresso bazlı kahveleri hazırlayabilen Pixie kahve makinesi, boyutu ve yalın tasarımıyla hem ergonomik hem de çok şık. Pixie, kahve yapmak için hazır olduğu zamanı veya su haznesi boşsa doldurulması gerektiğini, endüstriyel tasarımla tam olarak bütünleşen ve değişen arka ışık renkleri sayesinde haber veriyor.

RENKLİ KİŞİLİKLİ BABALARA NESPRESSO INISSIA

Nespresso, gurme kahve dünyasına benzersiz bir giriş yapmak için tasarladığı yeni makinesi Inissia ile şık tasarımlı sadeliği eğlenceli renkler ile birleştirerek kahve deneyimini benzersiz bir keyfe dönüştürüyor. Babanızın renkli kimliğine hitap edecek geniş renk seçenekleri, kolay kullanımı ve sadeliği ile ön plana çıkan Inissia, bu Babalar Günü’nde anneniz için çok özel bir sürpriz olacak. Inissia, 19 bar basınç sistemi, 25 saniyelik ön ısınma süresi, programlanabilir kahve tuşları, 9 dakika ve 30 dakika olarak ayarlanabilir otomatik kapanma özelliği ve A enerji sınıfına dahil.

SPORTİF BABALARA EN GÜZEL HEDIYELER INTERSPORT’TA

Spor tutkunlarının tek adresi İntersport, Babalar Günü’nde babanıza armağan edebileceğiniz çok özel hediye seçenekleri sunuyor. Geniş ürün yelpazesiyle her zevke uygun sportif ürünler sunan İntersport’ta, babalar için hediye seçenekleri arasında spor ayakkabılar, eşofmanlar, t-shirtler ve aksesuarlar yer alıyor. Spor giyimden spor aksesuarlarına kadar aradığınız her şeyi bulabileceğiniz İntersport, aktif ve sportif stili benimseyen babalar için en doğru seçim olmaya devam ediyor. Columbia, McKinley markalarının günün her anında giyilebilecek birbirinden şık t-shirt ve pantolonları şık ve rahat giyimi tercih eden babalar için en güzel hediye alternatifi olacak. Puma’nın Ferrari koleksiyonu ise araba tutkunu babanız için vazgeçilmez bir hediye olacak.

KAHVE TUTKUNU BABALARA BRAUN SOMMELIER 

Babalar Günü’ne az kaldı. Siz de babanıza hem sevdiği, hem keyif aldığı hem de herkesten farklı bir hediye sunmak istiyorsanız Braun Sommelier filtre kahve makinası tam da size göre!  Kahve tutkunu babalara leziz tatlar sunacak modelde, kullanım kolaylığı sağlayacak fonksiyonel özellikler de bir arada!

Elinden her iş gelen babalara en güzel hediye

Eğer sizde benim babam dünyanın en becerikli babası ya da buna aday diyorsanız, bu Babalar Günü’nde ona işini kolaylaştıracak bir hediye vermeye ne dersiniz? Çünkü kullanımı son derece kolay olan hobi aletleri markası Dremel’in marifetli el motoru, marifetli babaların hayatını kolaylaştırmanın en pratik yolu…

Babalar Günü’nde Babanıza Logitech İle Futbol  Heyecanı Yaşatın

Eğer sizde benim babam dünyanın en becerikli babası ya da buna aday diyorsanız, bu Babalar Günü’nde ona işini kolaylaştıracak bir hediye vermeye ne dersiniz? Çünkü kullanımı son derece kolay olan hobi aletleri markası Dremel’in marifetli el motoru, marifetli babaların hayatını kolaylaştırmanın en pratik yolu…

SAMSONITE PROFESYONEL BABALARIN HAYATINI KOLAYLAŞTIRIYOR!

Trend yaratan seyahat çözümleri ile dünyanın en büyük bavul markası olan Samsonite, Avrupa’nın bir numaralı yeni nesil Pro-DLX4 iş koleksiyonunu tanıtıyor. Samsonite Pro-DLX4 koleksiyonu ile babasını unutulmaz bir hediye ile sevindirmek isteyenlerin ilk adresi oluyor. Samsonite’ın yeni Pro-DLX4 koleksiyonu özgün tasarımı ve düşünceli detayları ile sık sık seyahat eden profesyonel babaların ihtiyaçlarına mükemmel bir şekilde cevap veriyor.

BARBEKÜ TUTKUNU BABALAR İÇİN WEBER STEPHEN

Yoğun iş temposundan uzak, keyifli bir hafta sonu geçirmek için barbekü yapmak en güzel deşarj yöntemi. Her mevsim hayattan keyif almayı bilen babaların, ailesi ve sevdikleriyle bir araya gelmesini sağlayan Weber Stephen, babanız için en keyifli hediyeler arasında yer alıyor. Weber Genesis E-330 barbeküleri, birbirinden lezzetli etler pişirmenin yanı sıra, aileyi de bir araya getirerek sımsıcak bir bağ kurmanıza yardımcı. Gazlı barbeküler kategorisindeki Genesis E-330 ızgara tutkunlarının her ihtiyacını karşılar nitelikte.

BABANIZLA GEÇEN HER SANİYENİZ NACAR İLE DAHA ANLAMLI

Babalar günü yaklaşırken hediye telaşı başladı. Siz de bu Babalar Günü’nde ilk kahramanınız babanıza olan sevginizi benzersiz bir saat ile taçlandırın. Nacar Man Style serisi Sapphire modeli, Babalar Günü’nde en değerliniz babanıza sunabileceğiniz en güzel hediye seçenekleri arasında. Üstelik Nacar’ın Sapphire modeline eşlik eden, saatli kol düğmesi hediyesi ise hediyenizi taçlandırıyor. Tüm babalar için özel olacak saatli kol düğmeleri, babaların şıklıklarını tamamlayacak.

‘’TUNA EV BABALAR GÜNÜ’NE ÖZEL KOLTUK TASARLADI!’’ 

Tuna Ev, keyfine düşkün babalar için özel tasarladığı Bassia tekli koltukları ile en güzel hediye seçeneğini sizler için sunuyor. Farklı renk seçenekleri ile de göz kamaştıran Bassia koltuk babanızın keyifle televizyon izleyemesini, yorgunluğunu atabilmesini sağlayacak. Aynı zamanda  estetik görünümünün yanı sıra vücuda uyumlu ergonomik yapısı sayesinde babanız için farklı bir konfor deneyimi yaşatacak.

Marshall Hammerite ile hobi sever babalara keyifli boyamalar

“Renklendir Hayatı” sloganıyla insanların hayatına renk katan Marshall, Babalar Günü’nde zevkli bir boyama faaliyetiyle babalarınızı harekete geçirmeyi öneriyor. Paslı metallere bile doğrudan uygulanabilen üstün özellikli Marshall Hammerite ile babanıza bahçe ve balkon demirleri gibi pek çok metal eşyayı kolayca yenilemenin mutluluğunu armağan edebilirsiniz.

DEĞERLİ TÜM ZAMANLARIN HATRINA

İsviçre’nin öncü saat markası Movado, zengin koleksiyonunda yer alan Movado Red Label serisi ile Babalar Günü’nde hediye alternatiflerinde şık modellerden vazgeçemeyenler için oldukça çekici. Siz de “babamla geçen her saniye değerli” diyenlerdenseniz Babalar Günü’nde onu Movado Red Label serisi ile tanıştırabilirsiniz. Konkav noktalı siyah museum kadran, 42 mm çapı, siyah hakiki timsah derisi, kristal malzeme, paslanmaz çelik kasası 3 ATM su geçirmezlik özelliği ve İsviçre otomatik hareket özellikleriyle Movado Red Label serisi tam babanıza yakışacak kalite ve sağlamlıkta.

Şehirde yaz kaçamağının adresi, yine 360Suada Club olacak…

360 Suada Club ile beşinci yılında yaza merhaba…
Adaya giderken yanınıza alacağınız üç şey ne olurdu diye sorulsa, 360Suada Club için cevap ortada; sadece sevdiklerinizi alın yanınıza… 360 Suada Club’da muhteşem bir şampanyanın ve dünya mutfaklarından lezzetlerin ötesinde yaz coşkusuna yakışır bir ambiyans da sizleri bekliyor. Günlük rutin hayatımızda zaman zaman İstanbul’un ne kadar güzel bir şehir olduğunu unutuyoruz. Oysa ki tüm dünyanın kıskandığı güzelliklere sahibiz… Yeme-içme ve eğlence hayatında benzeri olmayan bir adayı da bu güzellikler arasında sayıyoruz. Denizin ortasında, şehirden uzak havasıyla 360 Suada Club, dünyada benzeri olmayan bir deneyim sunuyor. Hem ambiyansı hem de dünya mutfağından eşsiz lezzetleriyle 360 Suada Club şehir hayatına muhteşem bir mola veriyor.

Her gün açmaktan zevk alacağı bir Babalar Günü hediyesi

Babanıza iPad Air veya Retina ekranlı iPad mini hediye edin, her kullandığında daha da çok sevsin. Online satın alın, ücretsiz olarak kapınıza kadar gelsin. Veya Apple Store’u ziyaret edin, bir Uzman en uygun iPad’i seçmenize yardımcı olsun.

 

dfot

dfot

 

Biz, Sizin Bildiğiniz Annelerden Değiliz!

Evimizi de severiz, dış dünyayı da. Kendimizi de severiz, çocuklarımızı da.

Bu Devirde Anne Olmak Zor Diye Düşünenlere Cevabımızdır: Biz, Sizin Bildiğiniz Annelerden Değiliz!

Birçok konuda olduğu gibi annelik konusunda da şanslı bir kuşak olduğumuzu söylemek yanlış olmaz diye düşünüyoruz, siz ne dersiniz? Evet bu fikre karşılık birçok alternatif veya karşıt düşünce de ortaya konulabilir. Bu çağın anneleri bir koltuğa çok karpuz sığdırıyorlar, zorlaşan şehir yaşamı, ekonomik koşullar, çevre faktörünün çocuk üzerindeki etkisinin artmasıyla zorlaşan çocuk büyütme süreci vs vs…”Neresi şanslı bu çağın annelerinin?” diyenler de olacaktır. İşte bu yüzden başlık attık biz de “Biz sizin bildiğiniz annelerden değiliz!” diye.

Biz bu çağda yaşayan annelerin (hangi kuşağa ait olduğu da fark etmez) yadsıyamayacakları iki önemli gerçeklik var, işe onlardan başlayalım öncelikle: 1) Kendi seçimlerimizi yaşıyoruz her durumda
2) Dünya o kadar küçüldü ki günümüz koşullarında; öğrenmek, sorgulamak, değerlendirmek istersek, önümüzde sınırsız bir dünyanın kapılarının açıldığını görüyoruz. Peki bunlar gerçekten birer “Nimet mi, yoksa lanet mi?” gerçekte sorulması gereken soru biraz da bu aslında.

Seçeneğinin olması insanı rahatlattığı kadar, her an kendisini sorgulamasına da neden olan bir özgürlük aslında. Bu yüzden biraz ateşten gömlek, bunun farkında olduğumuzu itiraf ederek başlayalım işe. Az önce bahsettiğimiz ikinci madde de bu gerçekliğin yangına körükle giden versiyonu, onu da kabul edelim baştan. Yetişkin olup yaptığının sonuçları ile yüzleşmeyi, sürekli kendini sorgulamayı, değişen doğrularla ve gelişen ani durumlarla baş etmeyi de yüklüyor omuzlarımıza. Sanki anne olmak en basit durumda bile, yeterince zor değilmiş gibi…

Kaç çocuk yapmalıyım? Nasıl bir iş hayatım olmalı, ya da olmalı mı? Nasıl bir evde oturmalıyım? Bu kararları alırken eşimle nasıl bir işbirliği içerisinde olmalıyım? Çocuğu nasıl büyütmeliyim; annemin iyi yaptıkları, yapamadıkları neler? Hayatına nereye kadar, nasıl müdahil olmalıyım? Nerelerde geri kalıp, nerelerde kapı gibi onun arkasında durmalıyım? Benim tarzım veya hayat seçimlerimin onun karakterinin şekillenmesinde olumlu veya olumsuz yanları neler? Doğal akışa teslim olmayı ve kontrolü bırakmayı hangi noktada kabullenmeliyim? Kabullenmeli miyim? Çocuğumun benim istediğim kişi değil de, onun mutlu olacağı kişiye dönüşmesinde ne derece başarılı olacağım?

Doğru beslenme, doğru yaşam alışkanlıkları kazanma, doğayı, hayvanı, kısacası dünyayı seven bir insan olarak yetişmesi konusunda ne derece başarılıyım? Teknolojiyle arası nasıl olmalı, ya da sanatla, sporla? Fırsat vermesem olmaz, versem fazla mı gelir hepsi? Yetenek gelişir mi, yoksa yetenekli mi doğulur? Nasıl keşfedilir? Güçlü olsun isterken onu çaresiz kılar mıyım, fazla üstüne düşersem de kendi kendine yetemeyen biri mi olur çıkar? Çok şımarırsa, ayakları yere basmazsa sonra, ne istediğini bilmezse? Çok sıkarsam yargılanmış hissederse kendini sürekli, güveninin inancını kırarsam?

Bu sorular daha bıraksak sonsuza kadar gider farkındayız. Çekinmeyin itiraf edin, birçoğu bir hafta içerisinde defalarca aklınızdan geçmiştir ve geçmeye de devam ediyordur zaten. Çocuğunuzun yaşı ne olursa olsun, siz kendinizden ne kadar emin olursanız olun, annelik sonsuz bir emin olamama duygusu heralde finalde. Eskiden böyle değildi oysa ki, çizilmiş doğrular, sosyal yaşamın getirdiği belirli şablonlar ve sorgulanmadan uygulanan eskiden kalan metodlarla, bir seçim değil bir yaşam biçimiydi annelik.

Şimdi durum o kadar basit değil elbette, sırf yeni annelerden, çocuğu küçük olan genç kadınlardan bahsetmiyoruz yanlış anlama olmasın sakın. Bu çağın anneleri, hangi jenerasyona ait olduklarından, kendi yaşlarından ve çocuklarının yaşlarından bağımsız olarak, eski dayatma ve kabullerden çok uzakta bir ilişki geliştirip yönetmeyi öğrenmeliler çocuklarıyla. Birlikte öğrenmeye, sürekli değişmeye ve mutlak paylaşıma yönelik bir vizyon benimsemeliler çocuğuyla ilişkilerinde. Yoksa ilişkiler sünüyor, kavramların içi boşalıyor, ilişkiler dayatmalardan ileri gidemiyor.

Aslında bu yüzden de bu kadar keyifli bu çağda anne olmak, sürekli gelişiyorsunuz, öğreniyorsunuz, yenileniyorsunuz ve koşulsuz sevmenin lüksünü yaşıyorsunuz. Bir anne için çocuğunun hayatının önemli bir parçası olabilmek, onu yaşam boyu destekleyebilmek, sevinçte ve üzüntüde ona koşulacak ilk adres olmak kadar büyük bir tatmin yok hayatta.

Bu yüzden diyoruz ki biz sizin bildiğiniz annelerden değiliz. Peki nasıl bir anneyiz? Onu da bilmiyoruz. Çünkü biz de kim olduğumuzu çok iyi bilmiyoruz, dün bildiğimiz bugün yalan olabiliyor çünkü sürekli değişip gelişiyoruz. Tek bildiğimiz mutlak doğrumuz; koşulsuz sevgimiz ve mangal gibi yüreğimiz.

 

dfot

dfot

 

Modern İlham Perileri – Starbucks Türkiye

Havalar Isınırken Sizin Üçüncü Adresiniz Neresi?

“Mağazalarımızın, ev ve iş yerlerinizden sonra en rahat hissedebileceğiniz 3. adres olması için çalışıyoruz.”
Misafir olduğunuz mekanın kendisini tanımlarken bu cümleyi kurması çok rahatlatıcı değil mi? Son 11 yıldır Starbucks, bu ilke doğrultusunda bizleri mağazalarında misafir ediyor .

Hiç düşündünüz mü?  “Mekan” dediğimizde daha çok kışın kaçıp sığınılan bir yer aklımıza gelirdi eskiden. İçimizi ısıtan içecekler, sıcak ve konforlu hatta rahatlatan bir ortam. Bu tespit yanlış değil elbette ama durum da sadece bundan ibaret değil. İşin gerçeği, biz şehirlerde yaşayanlar için yaz ve bahar ayları, evimizin ve ofisimizin dışında daha çok vakit geçirdiğimiz dönemler. Kendimizi dışarı daha büyük bir istekle attığımız öğle araları, akşam ofisten çıktığımızda hala aydınlık hatta pırıl pırıl güneşli havanın bize yaptığı baştan çıkarıcı çağrısı, uzayan gecelerin yarattığı rahatlama hissi hepsi baharla beraber yoğun bir gündem halinde hayatımızda. Artık çok resmi olmayan toplantılarımızı bile dışarıda yapmak istiyoruz itiraf edelim. Ya da dışarıda halletmemiz gereken bir işimiz çıktığında, birkaç yere uğradıktan sonra durup bildiğimiz sevdiğimiz bir yerde dinlenmek istediğimiz mevsim çoktan geldi bile…

Peki ya hafta sonları?  Kısa bahar tatilleri, yaklaşan yaz tatilinin tatlı ve huzur veren hayali bizi biraz rahatlatıyor kabul, ama birçok hafta sonumuzu, yaşadığımız şehirde geçireceğimiz gerçeğini değiştirmiyor bu durum.  O zaman kendimizi, yaşadığımız bölgeye uygun aktivitelerle rahatlatmaya çalışıyoruz.  Bisiklet turları, yürüyüşler, arkadaş buluşmaları, şehir içinde küçük gezi planları… Siz de fark etmişsinizdir ki tüm yapılan planların başında, sonunda, ortasında veya tamamında kendinizi rahat hissedeceğiniz, güler yüzle karşılanacağınız, içtenlikle ağırlanacağınız ve tüm ihtiyaçlarınızı karşılayacak, kısacası hayatınızı güzelleştirecek bir mekanda bitiyor iş. Ne gibi özellikleri olmalı bu mekanın peki gelin beraber düşünelim:

Markanın verdiği güven hissi

Hemen şöyle bir senaryo yazalım hafta sonu kalkmışsınız, erkenden kendi ölçeğinizde epeyce uzun bir koşu yapmışsınız, parkurunuzu tamamladığınız noktayı da çok sevdiğiniz bir mekan olarak belirlemişsiniz, son nefesinizle kendinizi kapısına kadar attınız ama o da ne? Kapı duvar ! Normalde açıldığını bildiğiniz saatte henüz kimse yok ortalıkta.
Ya da hafta arası iş toplantınızı yapmak üzere sözleştiğiniz mekanda bugün kablosuz ağ çalışmıyor. Örneklerin sayısı çoğaltılabilir elbette ama hepimiz neden bahsettiğimizi biliyoruz aslında: kötü sürprizler… Oysa her gün aynı saatte aynı standartlarda açık olduğundan gözü kapalı emin olduğumuz bir Starbucks mağazası bizi yarı yolda bırakmayacaktır. Alıştığınız, bildiğiniz sevdiğiniz yönleri ile kesintisiz hizmeti ile sizi, bıkmadan yorulmadan karşılayacaktır.

 

Güleryüzlü ev sahipliği 

Karşılama deyince hemen aklımıza insan faktörü geliyor. Starbucks’ta çalışanlar, “partner” olarak adlandırıyor. Birlikte, herkesin kendisi olabileceği bir mekan yaratmak için de çeşitliliği benimsiyorlar. Birbirlerine daima saygı ve anlayış çerçevesinde yaklaşıyorlar. Bunu neden anlattık derseniz; bu tutum, misafir ilişkilerine yansıyan bir felsefe de ondan. Özetlemek gerekirse; bir Starbucks mağazasından içeri girdiğinizde ne kadar yoğun olursa olsun, Starbucks partneri, birkaç saniye içinde sizinle bir bağ kurar ve bu iyi his orada geçireceğiniz güzel dakikaları başlangıcıdır. Bu, tabii ki istediğiniz ürünü en doğru şekilde hazırlamakla devam eder …Tüm  bunlar çok daha derin bir ev sahipliği düşüncesinin görünen yüzüdür sadece… Eğlenmeye veya dinlenmeye gittiğiniz bir yerde güleryüzden ve iletişime açık bir ortamdan emin olmak, insana huzur veren bir ayrıcalık. Bir Starbucks mağazasına her adım attığımızda bu ayrıcalığı hiç tereddütsüz yaşıyoruz.

Size uygun ürünler

Sevdiğiniz lezzetleri düşünün, gittiğiniz yerin ürün yelpazesinin genişliği kadar önümüze konulan üründeki detayların da sizin için ne kadar önemli olduğunu fark edeceksiniz.  Mükemmel kahve ve lezzetli bir yiyecek gününüzü harika hale getirebilir. O yüzden seçtiğimiz her şeyin en iyi kalitede olmasını isteriz. Starbucks’ta lezzetli, sağlıklı  içeceklerin ,taze ve leziz yiyeceklerin bizi beklediğinden her zaman eminizdir.  Mağazalarda, içeceğinizin tam istediğiniz gibi, size özel olması gerektiği biliniyor, bunun için de içeceğiniz tercihinize göre kişiselleştiriliyor ve her seferinde özenle hazırlanıyor. Bunun yanı sıra küçük sürprizler katarak menüsünü sürekli geliştiriyor ki durağanlık sizi sıkmasın, farklı lezzetleri hayatınıza katmak için fırsatınız olsun.

Örneğin bu yaz Starbucks yepyeni bir lezzet ile merhaba diyor… Starbucks’ta Mocha Coconut tadında bir yaz bizi bekliyor.
Kavrulmuş kahve, hindistan cevizi şurubu, mocha sosu ve kahve özlü Frappuccino karışımının süt ve kırılmış buz ile bütünleşmesi ile hazırlanan Mocha Coconut Frappuccino , kavrulmuş hindistan cevizi ve mocha sosu ile taçlanıyor. Sadece sınırlı bir süre için Starbucks mağazalarında sunulacak olan bu lezzet, serinletici bir içecek tercih eden Starbucks severler için birebir.

Rahat etmek 

Havaların ısınmasıyla bir mekandan karşılanmasını beklediğimiz ihtiyaçlarımız çeşitlenir aslına bakacak olursanız. Kapalı mekanlarının havadar ve serin olmasını arzu ederken, açık hava ortamlarının ferah, güneşe veya aşırı sıcaklara karşı önlemlerinv düşünülmüş olması beklenir. Hatta bölgesine göre bisiklet park etmek, bebek aracı ile girmek vs. gibi ihtiyaçlarımıza cevap verecek şekilde konumlandırılmış olmasını isteriz. Kısacası birileri bizim adımıza, hayatımızı güzelleştirecek detayları düşünsün isteriz.

Böyle alt alta sıralayınca bu yaz da üçüncü adresimizin neresi olacağı çok net ortaya çıkıyor aslında. O zaman bize düşen, sıcak havaların tadını gönlümüzce, bildiğimiz gibi çıkarmak.

 

dfot

dfoit_mayis

 

Evimizin Duvarlarının Dışına Çıktık, Peki Ya Beynimizin Duvarları?

Bugün o gün olsa! Mayıs bir başlangıç olsa! Beynimize kalıplarla ördüğümüz duvarları da zorlasak. Herkesin birbirinin yaptığına burun kıvırdığı, özgün olmaktan çok uzak, kopya hayatlar sürüyoruz ne yazık ki (özellikle büyük kentlerde). Üstelik, işin gerçek ve trajik yanı bu olmasına rağmen “bizim yaptığımız en önemli olanı” diye kendimizi ve yakın çevremizi kandırıyoruz. Oysa, “sevmek” kavramının içini bu kadar boşaltmasak, “saygıyı” hep başkalarından bekleyen, “önemli” insanlar olarak hayatlarımızı sürerken, kendi kabalık ve duyarsızlıklarımızla biraz yüzleşsek her şey çok daha farklı olur muydu? Ne dersiniz? Keşke başkalarının inandıklarına ya da sahip çıktıklarına saldırmak yerine kendi inandığımız, doğru bildiğimiz konuda emek versek. Üretsek bol bol! Daha da önemlisi bir şeyler üretmeye çalışanlara destek olsak. Öyle parmağımızın ucuyla değil ama, sıkı sıkı tutarak ellerini!

Kısacası yanyana durabilsek gerçek anlamda; “vaktim yok“ demeden, “param yok” diye üzülmeden, “kim ki o ben ona cevap vereceğim bunca işimin arasında” diye kabalaşmadan, “kimse kimsenin kapısının önünü süpürmeye mecbur mu” diye düşünmeden, “hasta olan iyi ki benim çocuğum değil” diye şükretmeden nasıl yaşanır biliyor muyuz?, Ya da şöyle sorayım; “ben bu tabloyu alırsam galeri sahibi ne kar eder” diye hesap yapmadan, mahalledeki kedi seven yaşlı teyzeyi görünce yolu değiştirmeden ve statümüze de bu yaraşır diye, evleri, içinde yaşanılan mağaza vitrinlerine dönüştürmeden de yaşamak mümkün mü? Neden olmasın?

Biz slogan atalım ülkeyi başkası kurtarsın; biz çok sevelim herkesi ama yakın çevremize bile faydamız olmasın; saygıyı, hoşgörüyü maddi manevi tüm güzellikleri biz hak edelim aman sakın ha paylaşmayalım. Böylesi daha mı kolay?

Bilemedim, siz karar verin en iyisi duvarlarınızın ne kadar sağlam olduğuna. Ben o duvarlara çarpa çarpa yoruldum evet, ama duruldum da sanmayın. Birlikte kucaklanacak güzel günlere olan inancımı ve ısrarımı hala koruyorum.

SEVGİLERİMLE

 

dfoit_mayis

EDİTO ŞUBAT – EVRİM YENİER
dfot

 

İnadına Kutlayın…

 

Evet sevgililer günü bize dayatılmış cafcaflı bir pazarlama enstrümanı. Evet kocaman kırmızı kalpler, zorlama romantizm çok sahte evet. Bunlar millet birbirine hediye alsın, ticaret dönsün diye icat edilmiş şeyler. Evet, akıllı adamın harcı mı bu türlü tuzaklara düşmek?

 

Milleti kandırıp uyutuyorlar, böyle uydurma şeylerle. Biz bunları yutacak kadar toy ve aptal mıyız? Paramızı sokağa atacak göz var mı bizde? Cevap net: Keşke olsa o göz bizde! En akıllı, en iyi genelleme ve tespitler yapan, en aklı başında, en rasyonel, en çok bilen olmaktan bir anlığına vazgeçsek keşke. Bir günlüğüne varsın salak desinler de keyifli mutlu bir an yaşayalım diyecek cesarette olsak. İsraftan, lüksten, trend olan yerlere gitmekten falan da bahsetmiyorum hemen homurdanmayın. En son ne zaman ailenizin akıllısı uslusu, her şeyi doğru yapanı, gözü açığı, tutumlusu, işyerinizin mutlak güç ve kudret sahibi yöneticisi, toplumun akıllı ve bilinçli tüketicisi olmaktan vazgeçebildiniz?

 

Tüm bu sıfatlardan sıyrılıp en son ne zaman bir güzellik yaptınız? Sırf  karşınızdakine, o çok seviyor diye, kendinize; sırf uzun zamandır aklınızda ama epeydir zaman ve bütçe ayıramadınız diye en son ne zaman harekete geçtiniz? Unutmayın rasyonel olmayan, tutkulu hatta belki çocuksu ve aptalca olan bir örnek istiyorum. Demiyorum illaki evle ilgili olsun, gezmeyle tozmayla da ilgili olur, takıntılı bir tutkunuzla da. Yoksa sizin aptalca körü körüne bağlı olduğunuz (hatta bağımlı); gözünüz kapalı peşinde koştuğunuz bir tutkunuz da mı yok? Sakın abartıyorum diye patolojik hastalıklardan ve psikolojik bozukluklardan kapıyı açmayın küstahlaşırım, kalp kırarım.

 

Sözün özü, ister bu sevgililer gününü bahane edin, ister başka bir şeyi umurumda değil, kutlamalar yapmak için kendinize bahaneler yaratın. Şımartın kendinizle başlayarak en sevdiğinizi, sevdiklerinizi. Etiketi aptallık olsun, akıllılar dedikodunuzu yapsın. Kötü haber, mezar taşınıza akıllı yazılmayacak, evinizi güzelleştirdiniz, sevdiğinizin hayalini gerçekleştirdiniz, kendinizi şımarttınız diye bu ünvan elinizden alındı.“Hayatı kısa sandı, bol bol keyif alıp, sevdiğini mutlu etmeye çalıştı, sürekli aptalca şeyler yaptı ömrü boyunca” diyecekler arkanızdan…Sizinle yanyana gömülmek istemeyen akıllı tanıdıklarınızın yanında mezar sahibi olamayacaksınız. Yaptığınız iyi şeyleri yok sayacaklar, başınıza gelen her kötü şeyi de düşüncesizliğinize ve hesapsızca yaşamanıza bağlayacaklar.

 

Eyvaaahhh. Bakın söylerken vazgeçtim korkudan, son kararım şu:

AKILLI OLUN SEVGİLİLER GÜNÜ KUTLAMAYIN SİZ EN İYİSİ…

İşin şakası bir yana sevgiyle geçen her gününüz kutlu olsun!