sandalye

dergi_format_mart

 

The Haze Karaköy konforunda tarihin dokusu

 

Karaköy’de limanın yanı başında yer alan The Haze Karaköy, turizmin ve eğlencenin çekim merkezinde, tarih kokan etkileyici yapısıyla dikkat çeken yeni bir butik otel. Toplam 44 odası bulunan The Haze Karaköy, misafirlerine standart oda seçeneklerinin yanı sıra boğaz ve Galata Kulesi manzaralı penthouse suitleriyle farklı konaklama deneyimi sunuyor.

Turizmin ve eğlencenin çekim merkezi haline gelen Karaköy, son dönemde milyon dolarlık yatırımlarla hayata geçen yeni otel projeleri, yeni açılan lezzet adresleri ve sanat galerileriyle adından söz ettiriyor. Karaköy’ün merkezinde, limanın yanı başında yer alan The Haze Karaköy, geçtiğimiz Nisan ayında tekstil ve dış ticaret kökenine sahip, uzun süredir birbirlerini tanıyan Faruk Kiper, Abdullah Zaimoğlu, Faruk Ariti ve Kaan Kasacı’nın ortaklığında açıldı ve Genel Müdürlüğünü Efe Özkil’ in yaptığı bu şık otel; Karaköy İnşaat ve Turizm AŞ tarafından işletiliyor.

Mimaride neoklasik üslup

The Haze Karaköy’ün mimari projesi, GB Mühendislik’e ait. The Haze Karaköy, Karaköy’de geçmişte bir dönem fırın olarak kullanılan Keçeli Han ile hemen bitişiğinde, girişi 4.60 m olan tavan yüksekliğine sahip, Neoklasik üslupta anıtsal betonarme mimarlığın bir örneği olan ve 1930’lu yıllarda makara fabrikası olarak kullanılan tarihi binanın mekansal birleşiminden oluşuyor. Makara fabrikası olarak geçmişte faaliyet gösteren tarihi binanın pencere boşlukları altındaki çerçeveler ve pencereler arası düşey silmelerle bir art deco etkisi oluşturulmuş. Zemin kat üzerinde bulunan balkon, yine bir dönem yaygın olarak görülen ‘hitap balkonu’ geleneğini sürdürüyor ve aynı zamanda girişi vurgulayan bir saçak görevi görüyor.

Mekanlarda kullanılan tüm mobilyalar ve dekoratif görsel elementler butik konsept otel için özel olarak tasarlanmış. Malzeme seçimi ve aydınlatma çözümlerinde ise mekanı ferahlatıcı, yumuşak, dinlendirici bir tarz tercih edilmiş. Özellikle giriş katındaki eski Türk mimarisinde kullanılan geometrik ve kırık formlar ise butik otelin çevresindeki bölgesel dokuyla bağ kurması amacıyla tasarlanmış. Buna ek olarak, katlar arasında cam asansörle dolaşırken duvarlara dijital baskı olarak İstanbul’un sembolik grafik görselleri kullanılmış.

 

Penthouse suitleriyle
farklı bir konaklama deneyimi

Toplam 44 odası bulunan The Haze Karaköy, misafirlerine standart oda seçeneğinin yanı sıra, deluxe, superior, family oda seçenekleriyle birlikte boğaz ve Galata Kulesi manzaralı penthouse suitleriyle farklı konaklama deneyimleri sunuyor. Odalarda kullanılan televizyonlardan klimalara, duş başlıklarından banyoda ve odalarda kullanılan tüm malzemelere kadar her şey son teknoloji ürünlerden oluşuyor. Otel, butik bir konsepte sahip olsa da müşteri memnuniyeti anlayışıyla misafirlerine odalarında özel masaj hizmeti verebiliyor. Bunun yanı sıra ön büro çalışanları, misafirlerin dışarıda geçirecekleri zamanlarını en iyi şekilde değerlendirmelerine yardımcı olacak donanıma ve bölgesel bilgiye sahip.

 

ÖZGÜN LEZZETLERE EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR

The Haze Karaköy’ün eskiden fırın olarak hizmet veren binasına özdeş olarak Portekizce ‘fırın’ anlamına gelen Forneria Restaurant, otelin giriş katında hizmet veriyor. Arda Türkmen’in iki ay önce taş fırında pişen pizzaları ve küçük potlarda fırında uzun pişen lezzetli yemekler sunmak üzere kurduğu yeni mekanının hiçbir yere benzemeyen, kendi özgü karakteristik bir atmosferi var. Basit, gündelik, sade bir yandan da güzel ve şık bir akşam yemeğine ev sahipliği yapabilecek bir mekan olarak tanımlanabilir.
Otelin en üst katında yer alacak olan boğaz manzarasına rahip restoran ise İtalyan Mutfağı’ndan örnekler sunacak. Şefliğini Alp Çekici’nin yapacağı restoranının en büyük özelliği, İtalya’dan getirilen özel taş fırını. Caserol ve güveçlerde yapılan uzun sürede özel taş fırında pişirilen yemekler ve pizzalar spesiyaller olarak öne çıkacak. Ayrıca ilerleyen dönemlerde Türk Mutfağı üzerine, konuklara özel workshop çalışması yürütme planı da mevcut.

 

Zincir olmayı hedefliyor

Özellikle internet üzerinden satış gerçekleştiren The Haze Karaköy, büyük tur operatörleri, transfer konusunda deneyimli acenteler aracılığıyla konuklarıyla buluşuyor. Otelde bulunan toplantı salonu ise, büyük şirketlerin The Haze Karaköy’ü seçmeleri için önemli bir kriter oluyor. Otel misafirlerinin büyük bölümü Avrupa’dan geliyor. Almanya ve İsviçre başta olmak üzere İngiltere, İtalya ve Fransa misafir portföyünün önemli bir kısmını oluşturuyor. İstanbul ve Türkiye’nin değişik destinasyonlarında yatırım çalışmalarına devam eden Karaköy İnşaat ve Turizm AŞ, ilerleyen dönemlerde büyümeyi ve zincir marka haline gelebilme hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor.
www.thehazeistanbul.com

 

dergi_format_mart

dergi_format_mart

 

Bu otele giden ziyaretçiler, Paris’in üçüncü bölgesindeki meşhur Marais mahallesinde Picasso ve Carnavalet müzeleri, Bastille Operası, ünlü sanat galerileri, trendy butikler, restoran, cafe ve tiyatroları keşfedecekler. Otel; otantik, lüks, sıra dışı bir konaklama arayanlara Le Marais’nin sunduğu kültür ve moda hazinelerini keşfetme olanağı da sunuyor. Her oda kendine özgü birstil ve karakter taşıyor. Her biri lüks ve sürprizlerle dolu. Otelde, 16 oda ve bir junior süit bulunuyor. Farklı stillerde döşenmiş, kendi renk ve karakterine sahip. Modern, cesur, uyumlu ve en küçük bir detay bile odaların eşsiz atmosferine uyum sağlıyor.

Gaule Havaalanından 45 dakika uzaklıkta, Gare du Nord istastonuna 20 dakika ve Bastille, Saint Paul metro istasyonlarına yürüyüş mesafesinde. 20.yüzyılın başlarında bu alan, göçmenlerin gelmesiyle dönüşüme uğramış. Çok sayıda kumaş üreten atölyeler açılmış. IV.Henry’nin projesiyle burada Place de France meydanı yapılmış. Bugün, bu bölge, yeni trend keşifleri ve özgün yollarla kıyafetlerin yeniden değerlendirildiği bir adres olmuş.

Otelin dekorasyonuna imza atan ünlü modacı Christian Lacroix burası için ”Her oda hikayenin başlangıcını anlatmalıydı, bu hikaye de gezginler tarafından tamamlanmalıydı.”demiş.

Rustik, Toile de jouy desenli Marais, tarihi Marais damaskları daha eğlenceli bir hale dönüştürülmüş. Puantiye döşemeler, yeşil koridorlar, beyaz çizgili siyah kapılar, eğlenceli konsollar, modern banyolar, panoramik duvar kağıtları, Barok, Rococo ve Couture stilde odalar oluşturmuş. Maskülenden feminene, kuzeyden güneye, çiçeklerden çizgilere, tarihi altın tonlarından florasan renklere geçişler yaratılmış.

Katların birbirine labirent gibi bağlanışı, böylece oluşan yeni alanlar fonksiyonellik yaratmış. Ansiklopedilerde  görülen 20.yüzyıl binalarını veya bebek evlerini çağrıştırıyor. Her bir katın diğerinden oldukça farklı atmosferi var. Böylece yolculuğunuz otelin içinde de devam ediyor. Zamanında resepsiyonun olduğu alanda Victor Hugo’nun da alışveriş ettiği bir fırın varmış. Lacroix tarafından giydirilmiş olması ve Marais tarihi, bu eksantrik oteli yeterince ilginç kılıyor. Yakında görülmesi gereken Marche des Enfants isimli oldukça hip bir alan ve Paris’in en eski yiyecek marketi var. Stil bilinci olan gezginler için bunun gibi şık ve yoğun geçmişe sahip butik oteller unutulmaz anılar biriktirmenizi sağlayacak.

 

dergi_format_mart

dergi_format_mart

 

City Circus süreklİ seyahat eden gezgİnler İçİn çok İyİ bİr Alternatİf. Hostel, sınırlarda yaşamayı seven, farklı olanı kucaklayan, sürrealİzmİn derİnlİklerİne İnen ve özgürlüğü keşfeden bİr felsefeyİ benİmsİyor. Maceraya bİraz ara vermek İstedİğİnİzde City Circus yorgun ayaklarınızı dİnlendİrmek ve hayallerİnİzİ gerçekleştİrmeyİ planlarken mola verebİleceğİnİz İdeal bİr durak.

City Circus, Atina’nın merkezinde sıra dışı ve hip Psirri bölgesinde kurulmuş. Burası Atina’nın ghetto turizm alanı haline gelmiş. Şehrin her yerine kısa bir yürüyüş veya bisikletle ulaşmak mümkün. Bu bölgede her zaman tiyatroya gidenleri ve geceyi koklamayı sevenleri bolca görebilirsiniz.

Fresk tavanlar, ferforje balkonlar, modern tasarım elementleri, yerel sanatçılar tarafından yapılmış sokak sanatı eserleri ve vintage mobilyalar dekorasyona hakim. Hostelin olduğu bölge ve binanın yapısı da konseptini belirlemeye yardımcı olmuş.

Hostelin terasındaki partilere sokaktan geçen herkes katılabiliyor. Acropolis’in zamansız manzarasını seyre dalıp ardından rahat yataklarda yorgun bedeninizi dinlendirmeniz gerekecek çünkü ertesi gün sizi çılgın aktiviteler bekliyor olacak.

Psirri’deki en ayrıcalıklı şeylerden biri de bölgedeki eşsiz sokak sanatı. Nostalji, keskin köşeli yaratıcı ruh, sürrealizmin etkileri birleşiyor. Dekorasyondaki her bir parçanın kendi geçmişi ve buraya geliş hikayesi var. Ekip tüm Avrupa’yı dolaşmış ve koleksiyonlarına farklı parçalar eklemiş. Tavandaki yüz yıllık sanat eserinden, 50’lerden kalma okul masa ve sandalyelerine, 30’lardan avizeler ve 60’ların Danimarka’lı divanlarına kadar rengarenk ve görsel zenginlikli bir bütün oluşmuş. Her parça bir arada harika bir uyum oluşturmuş. Bazen gelen misafirler de geriye kendi sanat çalışmalarından bırakabiliyormuş. Kasten uydurup karıştırmak değil dekorasyonu oluştururken hedefledikleri, sadece sevdikleri ve birlikte güzel duran objeleri seçmek olmuş. Sürekli gerçeklikten kaçan sirk gezginleri gibi, 20.yüzyıldan kalma bu neoklasik binada herkesin kaçmak isteyeceği bir rüya yaratmak istemişler hayalperestler ve özgür ruhlar için.

 

dergi_format_mart

dergi_format_mart

 

Erken gelen bahar ve yenilenme üzerine…

Sizi bilmiyoruz ama erken bahar bizi bir hayli aktif ve heyecanlı kıldı. Web’de yeni evimize yenilenen imajımızla bir güzel yerleştik. Siz de webdeki yeni adresimizi hemen sık kullanılanlar listenize eklemeyi ihmal etmezseniz seviniriz. Uzun zamandır hazırladığımız bu keyifli yeni imajımızı sizlerle paylaşıyor olmanın keyifli telaşı var içimizde. www.basthome.com.tr ‘de kucakladığımız yeni kimliğimizle ile dergimizin şehirli, tasarım odaklı, genç, dinamik ve trendi imajının hakkını daha da iyi vereceğimizi düşünüyoruz bundan böyle. Siz ne dersiniz? Emeklerimize değmiş mi?

Hayatımızdan bir de Ambiente geçti bu yoğun gündem arasında. Ama ne geçiş! 7-11 Şubat tarihleri arasında katıldığımız Messe Frankfurt dünyanın 161 ülkesinden gelen diğer 144.000 ziyaretçi gibi bizi de etkisine aldı. Basın merkezinden, önümüzdeki döneme hakim olacak yeniliklerin sergilendiği uçsuz bucaksız salonlarına, ulaşımından, yeme içmesine kadar her türlü detayı etkileyici bir dikkat ve özenle planlanmış olduğu Ambiente her yıl olduğu gibi bu yıl da ziyaretçilerini en güzel şekilde konuk etti. Türkiye’den giden basın ekibine kusursuz ve keyifli ev sahipliği ile eşlik eden Messe Frankfurt Türkiye’den Andrea Kretzschmann’ın nezdinde tüm fuar ekibini bir kez daha tebrik etmek isteriz öncelikle. Gidemeyenleri ise önümüzdeki dönemde dekorasyon alanında ne gibi gelişmeler bizi bekliyor konularında elimizden geldiğince bilgilendirmek amacıyla Ambiente’de sanal tur yapmanızı sağlayacak Messe Frankfurt sayfalarımıza davet ediyoruz.

Biliyoruz havalar iyi gittikçe içimizdeki kaşif daha bir istekli oluyor. Bu nedenle biz de sizler için, kısa şehir kaçamaklarında ziyaret edebileceğiniz, birbirinden güzel ve konsept oteller seçtik ve inceledik farklı şehirlerden. Baharın tadı, kısa şehir keşifleriyle çıkar düşüncemizi paylaşıyorsanız, bu süprizlerle dolu eğlenceli turda bize eşlik edebilirsiniz.

Keyifli okumalar !

dergi_format_mart

dergi_format_mart
Her Mekanın Mutlak Tamamlayıcıları: PERDELER
Perdeler, bir mekanda bütünlük hissini yaratacak en önemli dekorasyon oyuncularıdır. Bir mekanın perde tasarımına karar verirken kullanıcının ihtiyaçları, ortamın mimari yapısı, mekana genelde hakim olan tarz, odanın duvar rengi, aydınlanma şekli gibi teknik özellikler mutlaka dikkate alınmalıdır. Perdenin kumaşı, aksesuarları ve montaj şekli de yukarıda saydığımız bileşenlerle mutlaka uyum içerisinde olmalıdır. Özetle fonksiyon ve estetik iyi yorumlanmalı, aynı zamanda mekan – renk, mekan – ışık dengesi iyi sağlanmalıdır. Ancak tüm bu konulara dikkat edilerek doğru sonuca ulaşılır. Doğru perde seçiminde kendimizce önemli bulduğumuz kritik noktaları sizlerle paylaşmak isteriz sırasıyla:
KUMAŞ SEÇİMİ
Perde için kumaş ve tül seçimi yaparken, ilk dikkat edilmesi gereken konu; kumaş parlak dokulu ise tülün de parlak iplikten dokunmuş olması gerektiğidir. Aksi bir tercihte ise mutlaka ters bir orantı yakalanmalıdır. Perdenin tarzında ise kumaşın dokusu çok belirleyici bir faktör olarak çıkar karşımıza. Kumaş veya tülün modern veya klasik oluşunu parlaklığı ve deseni belirler. Bu nedenle mekanın genel dekorasyonunun kumaş seçiminde belirleyici olduğunu söylemeye gerek yok. Modern dekore edilmiş mekanlarda mat veya yarı mat kumaşlar tercih edilirken, klasik dekorasyonlarda parlak kumaş öne çıkan tercihler arasında yer almaktadır. Kumaş seçimi, perde modeline göre değişebilir. Balon, rustik perde veya kornişe uygulanan perdelerde yumuşak ve dökümlü kumaşlar tercih edilirken; katlamalı, Japon ve stor perdelerde sert kumaşlar daha iyi sonuç verir.
Kumaş seçiminde dikkat edilmesi gereken bir diğer konu ise her kaliteli kumaşın, aynı zamanda mutlaka uzun ömürlü olması gerekmediği gerçekliğidir. Tam aksine, ipek, keten, viskon benzeri kumaşlar, doğal içeriğe sahip oldukları için, dış etkenlerden veya yıkamadan daha çabuk etkilenirler ve düşük fiyatlı ürünlerden daha kısa ömürlü olabilirler. Tül ve kumaş içeriklerinde polyester oranı arttıkça, kullanım süreleri de doğru orantılı artar. Kumaş ve tülün kalitesini belirleyici diğer bir etken ise dokuma tekniği ve gramajıdır. Seçilecek kumaş, kullanım amacına doğru cevap vermelidir. Karanlık ve loş ortamlar için gramajı yüksek dokumalar, gölgeleyici çözümler için ince dokunmuş kumaşlar tercih edilebilir. Dokuma içeriği ne olursa olsun kumaş gramajı arttıkça kumaşın kalitesi ve kullanım ömrü de artar.
MEKANIN VE KONSTRÜKSİYONUN BOYUTLARI
Dikkat edilmesi gereken ilk temel kuraldan başlayalım; perde yaptırırken pencereler ile sınırlı kalınmalı, duvarlar da örtülmemelidir. Algı yönetiminde bu temel nokta çok önemli bir yer tutar.Yere kadar olan pencerelerde şayet bahçe veya balkona açılma söz konusu ise yukarıdan aşağıya çalışan, katlamalı benzeri perde kullanımı doğru bir seçim olmaz. Aynı mekan içinde yere kadar ve yarım pencereler birlikte yer alıyorsa, yarım olanlarda katlamalı, yere kadar olanlarda ise aynı grup kumaşlar ile kombinasyonlu panel veya kumaş perde tercih edilmeli ve bütünlük yakalanmalıdır. Hemen pencere üzerine çelik gerdirme, rustik ve metal perdeliklerle yapılacak tasarımlarda tavan yüksekliğinizin fazla olması gerekir. Aksi taktirde perdeler basık bir görünüm sergiler. Bu tekniğin kullanılması tercih edildiğinde mutlaka perdeler pencere bitimine kadar yarım yaptırılmalıdır.
GENEL TARZA UYUM
Modern dekore edilmiş mekanlarda, düz kumaş ve tül uygulamaları işlevselliği artırabilecek şekilde pilisiz kullanılmalıdır. Bu sayede perdeler kenara toplandığında gereksiz birikmeler olmaz. Kumaş ve tülün daha az oranda kullanılıyor olması, bu seçimde maliyeti de olumlu yönde etkiler. Aynı zamanda modern mobilyalarla kullanılacak modellerin daha sade kesimli olmaları da doğal olarak beklenir. Tarz biraz daha ağdalandığında, klasiğe yaklaştığında yani oldukça hareketli ve karışık desenli halılar ve klasik tarz koltuklar seçildiğinde ise uygun bir kontrast yaratmak zorunluluğu ortaya çıkar. Bu durumlarda karmaşaya yol açmamak için perdeler ve tüller düz renk ve abartısız olmalıdır. Aksi halde ne mobilya, ne halı ne de perdeler kendisini rahatlıkla gösterebilir. Sadelik ve abartıdan uzak durmak kriterleri ön planda tutulmalı ancak klasik döşenmiş bir mekanın perdeleri yine de asla modern kesimli ve desenli modellerden mutlaka uzak durulmalıdır.

Döşemede desenin ve canlı renklerin tercih edildiği durumlarda düz renk kumaşlardan yapılmış duvar rengine uygun tonlarda perde seçilmelidir. Perde ile birlikte mekan içinde renk dengesi oluşturabilmek için, oturma grubu, yemek grubu, halı, parke veya aksesuarlardaki detaylardan faydalanılabilir. Perde mümkün olduğunca mekanda en az kullanılan renk ile dengelenmelidir. Duvar rengini tül rengi için tercih edilebilir ancak perdelik kumaş seçiminde asla kullanılmamalıdır. Tek istisna olabilir, perdelerin mekanda yok olmasının istendiği özel durumlar…
KULLANILAN MEKANIN FONKSİYONUNA UYUM

Salonlar
Salonlar için son yıllarda sıklıkla mekanizmalı (stor) perdeler kullanılmakta. Stor seçerken dikkat edilmesi gereken konu; değişik kalitedeki mekanizmaların piyasada mevcut oluğunu bilmek ve garantili olan ürünleri tercih etmek olarak görülmelidir. Büyük pencerelerde, yerlere kadar uzanan düz renk tüller, pano ve balon kadife, tafta kumaşlar, sonilden yapılmış perdeler tercih edilmelidir. Perdelik kumaştan yaptırılabilecek duvar panoları ve küçük süs yastıkları mekanın dekorasyonunu tamamlayıcı öğeler olarak kullanılabilir.

Çocuk Odaları
Çocuk odalarında perdeler abartıdan uzak olmalıdır. Aydınlık, ferah ama sevimli mekanlar yakalayabilmek için ince dokulu kumaşlar tercih edilebilir. Bu odalar için yarım perde ve tüller ideal seçimlerdir. Kumaş seçimlerinde dekorasyona uyumlu ve çocuğun yaşıyla paralel desenli kumaşlar seçilmesi mekana hareketlilik katar.

Mutfaklar
Mutfaklar evin en çok hava ve ışık alması gereken yerleridir. Çünkü gün boyu yemek ve ısı dolayısı ile havasız kalıp diğer odalara da pis koku yayılmasına neden olabilirler. Mutfaklarda kolay yıkanabilen sentetik dokumalar veya piyasada ahşap, alüminyum mikro jaluzi olarak satılan katlamalı perdelikler tercih edilmelidir.Kumaş tercih edilecekse kısa düz, açık renk modeller tercih edilmelidir. Jaluzi hem yıkama hem de kullanış açısından daha doğru tercihtir.

Yatak Odaları
Bilindik klişelerin dışında kalıp, aslında tam olarak da size ne iyi gelecekse onu kullanabileceğiniz yerlerdir yatak odaları. Dış dünyaya asla açmaya cesaret edemeyeceğiniz zevklerinizi, iddialarınızı rahatlıkla burada hayata geçirebilirsiniz. Şayet daha gösterişli tercihler sizi çekiyorsa yere kadar uzanan ipek vual veya sentetik ipek, desenli dokuma tüller ideal seçim olacaktır. Kadife, ipek şantuk, tafta, saten kumaşlardan yapılmış perdeler yatak odalarında olması gerektiği kabul edilen gizemi daha da ortaya çıkarır. Perdelik kumaşlardan yapılacak yatak örtüleri de odayı daha şık hale getirebileceği gibi, sakin bir görünüm yakalanmasını da sağlayacaktır.

PERDE TÜRLERİ

RUSTİK PERDE
Perde seçiminde kornişli perdeden hemen sonra hayatımıza girmiş oldukça yaygın bir perde çeşididir. Klasik tarzda uygulanabilir veya kullanılan aksesuar ve askı borularının renk ve malzemesi ile farklı tarzlara da adapte edilebilir. Askı borusuna halkalar, metal mandallar ya da kurdela yardımıyla asılabilen perdeler istenildiğinde kolayca değiştirilebilir. Bu nedenle özellikle yazlık, haftasonu ve dağ evlerinde sıklıkla tercih edilen bir modeldir.

KATLAMALI PERDE
Ortaya çıkışı çok da eskiye dayanmayan bu perde kullanımı, perdede bir devrim olarak nitelenebilir. bir tarz olarak Katlamalı perdeler, kumaşın tür ve deseninde yapılan değişiklikler ile hem modern hem de klasik dekorasyon uygulamalarında rahatlıkla kullanılabilmektedir. Kullanılan kumaş veya tüle göre, çubuklu veya çubuksuz uygulamaları ile mekana ferahlık kattıkları kolaylıkla söylenebilir. Mekanizmaların son dönemde gelişmesi ile kullanım rahatlığı da sunduğundan çok tercih edilen bir perde türü haline gelmiştir.

KORNİŞLİ PERDE
Dekorasyon tarihinin bugün de geçerliliğini koruyan en yaygın perde asma sistemidir. Pilili veya büzgülü olarak dikilerek raya asılan tül veya kumaş perdeleri alta konulan güneşlik ve kenarlara konulan fonlar ile işlevsel hale getirebilirsiniz.

İP PERDE
Tarzınız veya seçiminiz modern, pratik ve aynı zamanda şık olmaksa ip perdeler iyi bir seçenek olabilir. Değişik ve farklı stillerde askı boruları ve aksesuarlar ile zenginleştirilebilen bu stil, klasik çizginin dışına çıkmak isteyenler için ideal bir perde seçimi olacaktır.

JAPON (PANEL) PERDE
Minimal çizgilerin hakim olduğu bir mekan için en uygun sistem Japon perdedir demek yanlış olmaz. Mekanizmaları motorlu da kullanılabilir. Bu perdeleri koltuk kumaşları ile aynı kumaştan veya uyumlu tüllerden yapmak mümkün olduğu gibi, yaratıcı ve sıradışı desen seçimleri de söz konusu olabilir.

STOR PERDE
Yalın ve fonksiyonel yaşam alanları için iyi bir alternatif olan stor perdeler, yaylı veya zincirli olmak üzere iki mekanizma çeşidi ile uygulanmaktadır. Çeşitli kumaş türlerinden ve renklerden yapılan storlar tek başına kullanılabildiği gibi güneşlik amaçlı da kullanılabilmektedir. Her iki kullanımda da kenar ve/veya üst fon ile stor perdeler zenginleştirilebilir.

DİKEY PERDE
Küçük ve fazla ışık almayan mekanlarda özellikle ofislerde uygun bir perde çözümü olarak karşımıza çıkmaktadır. Kolay kumanda sistemiyle ve kumaş veya PVC malzeme renk ve doku çeşitliliği ile keyifli mekanlar oluşturulabilir.

dergi_format_mart

dfoit_subat

 

 

 

 

SLEEPLESS IN SEATTLE


Selam! Şubat 2014 sayısı gelmiş çatmış bile. Ben bu ay da geçen sayıdaki gibi (Uninvited/Davetsiz) korkutup titretecek bir evin anonsunu ki bu konudaki eylemlerim bir iki sayı sürecek- yayın ekibine yapmıştım ki 14 Şubat konsepti bir tokat gibi çarptı yüzüme… Doğru ya çiçek, böcek, hediye, kalpler hatta kırmızı kalpler, çikolatalar sayısıydı bu. Ben de nemrut ve tekinsiz evimi gelecek sayıya saklayarak ayın anlam ve önemi üzerinden rotamı, Amerika – Seattle taraflarına çevirdim. Köşemi takip edenler verdiğim ipuçları çerçevesinde yavaş yavaş bu ay ki filmimizi ve evi tahmin etmişlerdir.

 

Evet bildiğiniz komedyen Beyaz gibi sunayım: O biiir romantizm abidesi, o biiir starlar buluşması, o biiir gözyaşı fırtınası işte karşınızda 1993 yılı yapımı birer tutam dram ve komedi ile bolca romantizm barındıran Türkçe adıyla “Sevginin Bağladıkları” orijinal ismiyle “Sleepless in Seatle”.

 

Meg Ryan ve Tom Hanks’in genç, dünyanın bu kadar teknoloji, sosyal medya, internet vs. ile iletişim kirliliği yaşamadığı yıllardan gelen, radyonun kullanıldığı iletişimin sabit telefonla yapıldığı bu güzel filmin sevenleri çoktur. Nedir ne değildir hikâyesi Sleepless in Seattle’ın bir bakalım:

 

 

Chicago’lu bir mimar olan (Hollywood bu tarz filmlerde erkek başrol oyuncularına mimar rolü vermeye bayılır. Alt metin olarak kadınların hayallerindeki evi inşa ettirebilecekleri bu tarz karakterleri çok sevdiklerini düşünürler) Sam Baldwin (Tom HANKS) kanser hastası olan eşini kaybetmiştir. Oğlu Jonah ile birlikte yeni bir başlangıç yapmak ve sakin bir hayat sürmek için Washington Seattle’a taşınır. Bir yandan da ölen karısının yasını tutmaya devam etmektedir. Jonah babası Sam’i ulusal bir radyo kanalında yaşadıklarını ve ölen karısını ne kadar özlediğini anlatacağı bir yayına ikna edince hayatlarında bazı önemli değişiklikler olacaktır. İlk etapta çok sayıda kadın hayrana sahip olmak gibi…

 

Sam’in yaşadığı yerden hayli uzakta olan Baltimore Sun muhabiri Annie de (Meg Ryan) Sam’in hayranlarından biridir. Evlenmek üzere olduğu halde kafası bu konuyla ilgili hayli karışık olan Annie, Sam’e göndermeyeceğini bildiği bir mektup yazar. Ama editör arkadaşı Becky mektubu yollar. Ve ardından Annie daha fazla dayanamaz ve derinden etkilendiği bu erkekle tanışmaya karar verir. İşte böyle… Başarı garantisi kesin bir senaryo –ki 22 Milyon USD bütçesine rağmen yapımcılara tam 228 milyon USD kazandırmıştı! ve harika oyuncularla romantik bir modern zamanlar masalı.  Gerisi filmi izlememiş olanlara kalsın.

Senaryosunu Nora Ephron, David S.Ward ve Jeff Arch’ın ortaklaşa yazdığı filmin yönetmen koltuğunda bu gün artık aramızda bulunmayan Nora Ephron oturmuştu. Ephron’un iki filminin daha adını vereceğim o zaman çok daha iyi hatırlayabilirsiniz: When Harry Met Sally… ve You’ve Got A Mail!  Bir ilginç detay da filmin 1957 tarihli Cary Grant ve Deborah Kerr’in başrollerini paylaştığı  Remember An Affair / Unutamadığım Aşk filminin serbest bir uyarlaması olması. Sevginin Bağladıkları filminin kritik sahnelerinde 1957 tarihli klasiğin tema müzikleri kullanılmıştır. Biraz da dedikodu… Meg Ryan’ın oynadığı Annie Reed rolü ilk olarak o dönemin flaş isimlerinden Julia Roberts’ önerilmiş. Rolü kabul etmeyince -kime önermişler biliyor musunuz? Kim Basinger’a! Sonrası daha da “hadi canım!” Rol Jodie Foster’a da önerilmiş. Neyse ki ihale Meg Ryan’a kalmış ki türün en güzel örneklerinden biri olan film sinema tarihine altın harflerle yazılmış.

 

Film, oyuncular ve senaryo hakkında yeteri kadar bilgimizi verdikten sonra gelelim dergimizi ilgilendiren kısmına. Neden Sleepless in Seattle? Bu kez cevap çok kolay: Çünkü filmin aşk yuvası bir tekne ev!

 

Aslında bağlı oldukları iskeleden asla ayrılmadıkları için bu evlere “yüzen ev” demek daha doğru. Filmde Sam’in yaşadığı ev, Washington Üniversitesi ile Pike Place Market yakınlarındaki Union Gölü’nde suyun üzerinden sakin sakin salınıyor. Bu evlerin geçmişi 1890’lara kadar dayanıyor. Elliott Bay sakinleri olan denizciler, balıkçılar ve dok işçileri Büyük Buhran döneminde düşük ücretlerin de etkisiyle bölgenin coğrafi özelliklerinden faydalanarak gölün sakin sularına vergiden muaf (evler su üstünde oldukları için!) yüzen evlerini inşa etmeye başlamışlar. 1930’larda sayıları 2000’i bulan evler zamanla 500 civarına düşmüş. Günümüzde Seattle halen Amerika’nın en çok yüzen eve sahip bölgesi unvanını elinde bulunduruyor.

 

Filmde kullanılan 2,075 metrekare alana sahip yüzen ev 2008 yılında 2.5 USD’ye satışa çıkarılmış. 1978 yılında dört yatak odası ve iki banyo ile inşa edilen ev, Union Gölü’nde bağlı bulunan yüzen evlerin en büyüğü. Evin doğal olarak harika bir göl manzarası olmasının yanı sıra; Seattle’ın dış mahallerini de görmekte. Evin filmdeki hali ile şimdiki hali arasında, ana yaşam alanları açısından benzerlikler olsa da genelinde yeniden dekore edildiğini söylemek mümkün. Ahşap malzemenin getirdiği ferahlık ve hafiflik etkisi, tüm eve yayılan pencerelerle destekleniyor. Bu sayede ev, güneş ışığının tüm yansımalarını suyun da yardımıyla evin her yerine mükemmel bir şekilde taşıyor. Sonuç: Gündüz harika ışık alan yaşama sevinci ile dolmanıza yol açan harika bir yaşam alanı…

Biz bu evi çok sevdik, siz de bir göz atın isteriz. 14 Şubat günü evdeyseniz eşinizle, sevgilinizle kiminle istiyorsanız bu sıcacık filmle günün keyfini çıkarın. Sevgililer Gününüz kutlu olsun…

 

 

dfoit_subat

PAON WORK

dfoit_subat

 

 

 

Paon work Tasarım Mobilya ve Aksesuarları; Yaşam Alanlarınızı Sanatsal Dokunuşlarla Değiştiriyor.

 

“Herkes kendi  hayat yolculuğunun tasarımcısıdır aslında. Tasarım ve sanat da; bu yolculukta bir bakış açısıdır, kendini bulma ve ifade etme aracıdır.Yaşamımızın her alanında kendimizi doğru ifade edebilmeyi ararız; bize ait olanı ve ait olduğumuzu bulmayı. Yaşanmışlıklardan esinleniriz bazen, saygı duyarız barındırdığı değerlere.  Ama aynısını yaşamayız asla. Çünkü özeliz, farklıyız ve tekiz…Zevkimize, hayat felsefemize göre bir yol çizer,  tarzımızı ortaya koyarız: İşte bu biziz, bu sensin.”Paon marka yolculuğunu kısaca böyle özetliyor.

 

İsmini Tavus Kuşundan, yolunu Patchwork’ ten aldı.

 

PaonWork isimini tavus kuşundan alır. Güç ve gururun simgesi olan tavus kuşu, Yunan Mitolojisinde tanrıça Hera’ nın sembollerinden biridir. Baharla ilişkilendirilen Baş Tanrıça Hera, gelenekselci tavrının yanı sıra cesur duruşu ile Paon work tasarımlarına ilham kaynağı yor.

 

Ortak yaşam alanlarına, otel ve restaurant gibi konsept mekanlarınıza özel; koltuk, kanepe, sandalye, masa komodin, sehpa gibi mobilyalar üretiyorlar. Evine küçük dokunuşlarla değer katmak isteyenler için; puf, yastık ve ayna tasarlıyorlar. Konusunda uzman kişiler atölyelerinde tüm bu özgün el yapımı özel malzemeleri, yüksek kalitede hazırlanmış tasarımlar haline getirip, kişiye sunuyor. Standart ürünler haricinde; farklı ölçüler,  farklı renk ve kumaş seçenekleriyle tamamen kişiye özel ve kişiyi yansıtan ürünler tasarlamaktan büyük keyif alıyorlar. İfade yolunuzu birlikte keşfetmek için siz de www.paonwork.com  adresinden kendilerine ulaşabilirsiniz.

 

Tasarımcı Senem Çakır hakkında:

 

İstanbul’da doğdu. Sanatçı bir ailede yetişti.  Fransız ekolünden aldığı eğitim sonrası, üniversite yıllarında dekorasyon ve moda dergilerinin yazı işlerini ve moda çekimlerini yürüttü. Tamamladığı işletme yüksek lisans eğitimini takiben, 15 yıl boyunca farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük ölçekli ve uluslararası kurumsal firmaların pazarlama birimlerinde görev aldı. En son çalıştığı yapı ve dekorasyon üzerine uzmanlaşmış

uluslararası bir firmada üslendiği Pazar Araştırma Müdürlüğü pozisyonunda; İstanbul başta olmak üzere, farklı şehirlerde yüzden fazla ev ziyareti yaparak, tüketicilerin evlerinde tercih ettiği mobilya ve aksesuarları inceleyerek satın alma eğilimleri üzerine birçok proje gerçekleştirdi. Eş zamanlı, İç Mimarlık önlisans programına devam etti. Her kesimin yaşam alanlarında farklılaşma arayışında olmasına rağmen, ev dekorasyonlarında imtiyazlı renklerin hakim olduğunu gözlemledi. Özellikle mobilyadaki bu muhafazakâr tavır; gerek yastık, gerek tablo ya da biblolarla kendini yansıtma ve farklılaşma olarak aksi yönde şekil değiştiriyordu. Sanatı “kendini ifade etme yolu” olarak gören Çakır, yaşam alanlarında sanatsal dokunuş ihtiyacının “sahip olma, ait olma” arayışına dönüşmesinden hareketle Paon Work dünyasını tasarladı. 2013 yılında açtığı Galata/Karaköy’deki ofisinde çalışmalarını sürdürüyor.

 

 

 

 

dfoit_subat