rahatlık

dfot

 

1945 yılından bu yana, Brown Jordan bir endüstriye dönüşen  ikonik rahat mobilyalar tasarlamıştır. Robert Brown ve Hubert Ürdün tarafından California’da kurulan Brown Jordan, dış mekan kullanımı için mobilya üreten ilk firmadır.

İlk tasarımları boru şeklinde alüminyum ve vinil dantel yapılmıştı ve bu tasarımlara “Leisure” adı verilmişti ve bu tasarımla dış mekan mobilyanın doğuşu gerçekleşmiş oldu.

Seçkin bir marka olarak tanınan, Brown Jordan şık ve ödüllü tasarımlar üretmesiyle bilinmektedir. 68 yıldan daha uzun süredir yenilik ve tasarım alanında sektörün lideri olarak saygınlığını her geçen gün arttırmaktadır.

The Brown Jordan portföyünde bir dizi stil ve malzemeler içerisinde 30’un üzerinde koleksiyon bulundurmaktadır.

Brown Jordan, satış temsilcileri, şirket showroomları, özel bayi ve ulusal perakende mağazaları aracılığıyla dünya üzerindeki tüketicilerine ve işletmelere hizmet vermektedir, ayrıca konutlara, otellere ve kurumsal müşterilerine iç ve dış rahat mobilyalar sağlamaktadır.

 

dfot

 

 

İçi Dışı Bir, Samimi Tropikal Evler

Doğanın sesleri eşliğinde, çiçek, toprak ve yaprak kokuları Wile bezenmiş bir mekanda  duvar veya pencere gibi klasik yapı bölücüleri ile karşılaşmadan, içsel enerjinin kesintisizce uçuşarak dolaştığı bir ortamda güne uyanmak tropikal evlerde bir hayal ürünü değil doğal yaşam tarzının ta kendisidir. Sazlıktan yapılmış çatıların altına inşa edilen, ağaç kütükler ve taş sütunlar üzerinde yükselen bu evler duruşları ile adeta nefes alan bir canlıdır.

 

Açık olarak planlanmış, yaşam odalarının iç içe geçtiği, sadece panel bölmeler ile separe edilmiş mekanlarında iç ve dış mekan tasarımı birbirinin tamamlayıcısıdır. Ruhsal enerjinin bloke olmadan adeta uçuşarak dolaştığı bu evler “işte tam burada yaşamalıyım, benim yaşam tarzım bu olmalı dedirtir insana”.

Pratik ve fonksiyonel bir yaşam stili amaç edinilerek kurgulanan tropik evlerde gün ışığı ve taze hava müdahale edilmeden  doğal hali ile kendi yolunu bulur. Yaratılan birçok alternatifli oturma köşesi günün farklı saatlerinde evin farklı bölgelerinde vakit geçirme imkanı sunar.  Geceleri ise arı peteğinden yapılma mumların ışığı altında aydınlanan veranda ve balkonlarda elektriğin ve teknolojinin uğultusundan uzak olmak ise ayrı bir ruhsal terapi kaynağı olur. Elbette bu evler ilkel toplumlar tarafından inşa edilirken böylesine bir amaç güdülerek tasarlanmamıştı. Fakat içimizdeki geçmişe dönme ve huzura kavuşma isteği Güney Asya’ nın şimdi çoğu tatil mekanı olarak kullanılan tropikal evlerini popüler ve rüyası gezi mekanları haline dönüştürür. Bazıları için ise bu güzellikleri en doğal hali ile yaşayan ülkelere modern dünyadan göç ettirtir, hayatının geri kalan kısmını geçirecek ülkeler olurlar. İngiliz iç mimar Linda Garland buna güzel bir örnek. Garland 1970 lerde seyahat amacı ile geldiği Bali’de yaşamını sürdürmeye karar verir ve zaman içinde ismi bambunun kraliçesi olarak anılmaya başlar. Doğanın sunduğu zengin malzemeleri ve bambuyu kullanarak tasarladığı mobilyalar ve tropikal iç dekorasyon stili ile dünya jet setinin en favori tasarımcılarından biri olur.

Endonezya’nın Bali bölgesi içinde iç ve dış mekanın içiçe geçtiği eşsiz birçok tropikal evi barındırır. Pirinç tarlalarının zengin su yataklarının bulunduğu manzaralar çoğu tropikal evde yeniden hayat bulur. Bahçeleri dereler, göletler  ve havuzlar  ile buluşan evler Bali’nin doğası ile organik bir bağ kurar. Ana bina ve çevresinde küçük kulübeler ile genişletilen yaşam mekanları bambu köprüler ve taş geçişler ile birbirlerine bağlanırlar. Zengin bir fauna ya sahip tropikal ormanların geniş yapraklı muz, kokonat gibi ağaçları ise evlerin içine kadar uzanır ve doğal gölge yaratır. Bu adeta  yeşil bir şemsiyedir. Javanese  stili ağaçların ve sazlık çatıların altında, tik döşemelerin üzerinde, koloniyel tarzda rattan ve ahşap mobilyalar eşliğinde, pamuklu yastıklar, cibinlikler, keten döşemeler ile rahatın en üst düzeye ulaştığı samimi bir  yaşam imkanını sunar. Yağmur ormanının altında ıslanırcasına dışarıda bitkilerin arasında alınan duşlar, taş lavabolar, camsız, penceresiz  banyolar hepsi mekânsal terapinin bir parçasıdır tropikal evlerde.

Hindu ve Budist inançların efsanevi sembolleri ve karakterleri ile yaratılan sanat eserleri ve objeler ile dekore edilen köşeler kırsal yaşam tarzındaki bu evlere dahil olunca çok yönlü Asya kültürünün spiritüel kimliğini mekanlara taşırlar. Karakterleri ile yaratılan sanat eserleri ve objeler ile dekore edilen köşeler kırsal yaşam tarzındaki bu evlere dahil olunca çok yönlü Asya kültürünün spiritüel kimliğini mekanlara taşırlar.

Sıcak ülkelerin renkli ve doğal yapısını yansıtan Tropikal evlerin ekolojik duruşları ile de günümüz modern mimarisine örnek olması gerektiği kanısındayım. Sonuç olarak hangimiz sıra sıra dizilmiş beton kuleler yerine bu samimi, doğal evlerde yaşamayı tercih etmez ki?

 

dfot

 

Lüks ve Bohem

Bir Deneyim

 

 

“Lüks nedir? Lüks, benim için, gerçekten İSTEDİĞİM şeyi yapabilmektir.”

Thomas Hayne

 

Neredeyse 10 yıllık bir süre boyunca Mykonos’taki dünyaca ünlü Paradise Club’ı işlettikten sonra, İki Alman Thomas Hayne ve Mario Mario Mertel Design Hotels ekibi ile birleşerek San Giorgio’yu yaratmış. Bu başarılı birlikteliğin de etkisiyle, ortaya vazgeçilmez bir tatil destinasyonu çıkmış. 60’ların bohem yaşamı, jet-set ve çingene yaklaşımını karıştıran “gypset”  stili bir ambiyans oluşturmuşlar. San Giorgio’da her şey konfor ve keyif alabilmek üzerine  planlanmış.

Boş vakitler oldukça fazla ve misafirler de bu vakitlerde mümkün oldukça enerji sarfetmemeye ve daha çok pozitif enerji üretmeye teşvik ediliyor. San Giorgio’ya gitmek en cool arkadaşınızın yazlık evini ziyaret etmeye benziyor. Zarafet, estetik, lezzet dolu bir görsel şölen ve adanın en çok konuşulan ziyafetlerini düzenleyen bir arkadaş.

34 odalı yapı komşu Paradise Club ile birleşti ve mal sahipleri Thomas Hayne ve Mario Hertel, Markos Daktilidis yani Paradise plajının sahibiyle birlikte San Giorgio’yu kurdular. Mykonos sadece gece hayatıyla değil, Avrupa’da ilk beşte yer alan plajları, resim gibi beyaz evleri, berrak mavi suları ve çekici ara sokaklarıyla tipik bir Yunan cenneti. Alman doğumlu ikili dümenin başına 2004’te geçmiş.

Her şeyi geride bırakıp burada 6 haftalık bir tatil yaptıktan sonra, Mykonos’a taşınmışlar. Konuklarının ihtiyaçlarını çok iyi anlayan San Giorgio, birkaç yıl içinde dünyaca ünlü Dj’lerin yaz sezonu boyunca  muhakkak uğradığı bir durak haline gelmiş.

San Giorgio deniz manzarasına uyanmak, sevgiyle yapılmış yemekleri tatmak ve kalabalıkla yıldızların altında dans etmek gibi kolay ulaşılacak zevkleri arayanlar için tasarlanmış. Otelin sahipleri projenin her detayıyla bizzat ilgilenmişler.

Her zaman bir otel sahibi olmayı isteyen Alman ikili, odaların her birine ayrı karakter vermeyi, her kış yeni düzenlemeler yaparak yazın sürprizlerle geri dönmeyi bir tutku haline getirmişler. Otel konum ve bina olarak, ilk karşılaştıkları andan itibaren onları bu işe başlamaya ikna etmeye yetmiş.

Şu anda Design Hotels CEO’su olan Claus Sandlinger’in en iyi arkadaşları olmasının da şöhretlerinde etkisi büyük. 25 yıldır arkadaş oldukları bu ekiple, bu hem eğlenceli, hem de cool projeyi birlikte yürütmeleri tabi ki beraberinde başarıyı getirmiş. Bundan iyi ne olabilir ki?

 

dfot

 

SAMSUNG Q9000 Klima Satın Alan Herkesi New York’a Uçuruyor

1 Mayıs- 30 Temmuz 2014 tarihleri arasında yetkili Samsung satış noktalarından Q9000 model klima satın alan tüketiciler diledikleri tarihlerde geçerli olmak üzere çift kişilik New York bileti almaya hak kazanacaklar. Kampanyadan yararlanmak isteyenlerin www.q9000ilenewyorkauc.com adresinden ilgili kampanya kodunu girip müşteri bilgileri formunu doldurarak tr.samsungce@partner.samsung.com adresine göndermeleri gerekiyor.

Birbirinden bağımsız olarak ya da bir arada çalışabilen üç ayrı fan sayesinde farklı soğutma seçenekleri sunan Samsung Q9000, bu sayede minimum enerji tüketerek, maksimum soğutma sağlıyor.

Fantasia

Dünyanın en iyi markalarının ürünlerini bünyesinde bulunduran Fantasia Seramik, İtalyan Jacuzzi markasının üstün nitelikteki tasarımlarını Türk tüketicisiyle buluşturmaya devam ediyor. Dünyaca ünlü Amerikalı Mimar Daniel Libeskind tarafından Jacuzzi için tasarlanan ve geçtiğimiz yıl Milano Tasarım Haftası’nda lansmanı yapılan Flow hidromasajlı küvet tasarımı, fonksiyonel bir ürünün de lüks bir tasarım ikonuna dönüştürülebileceğini kanıtlıyor.

VİKO

Elektrik anahtar ve priz sektörünün yenilikçi ve lider kuruluşu VİKO’nun yenilenen Karre Kids serisi ile Sylvester ve Tweety bir kez daha çocukların odalarına konuk oluyor. Üstelik şimdi yepyeni modeller ile maceralarına kaldıkları yerden devam ediyor. Ürünlerinde güvenlik ve kaliteden ödün vermeyen VİKO, elektrik kaynaklı ev kazalarının çocuklara zarar vermemesi için Karre Kids ile prizlerden kaynaklanabilecek elektrik çarpmalarına karşı çocuk güvenliğinin de şansa bırakılmasını engelliyor.

KELEBEK MOBİLYA

 

Türkiye’nin köklü markası Kelebek Mobilya, İtalyan ve Türk tasarımcıların imzasını taşıyan ödüllü oturma grubu Likena ile mekanlarda modern ve uyumlu bir atmosfer yaratarak kullanıcıların kendilerini özel hissetmesini sağlıyor.

 

Türkiye’de modüler mobilya denince akla gelen ilk marka olan Kelebek Mobilya, ‘sade’ ve ‘işlevsel’ konseptiyle tasarlanan yenilikçi koleksiyonlarını, tüketicilerin beğenisine sunmaya devam ediyor. Kelebek Mobilya’nın ilk kez tüketicilerle buluşturduğu İstanbul Mobilya Fuarı-İSMOB 2014’te tasarım ödülüne layık görülen Likena serisi, konfordan ödün vermeyen farklı tasarımı ile tarza bağlı olarak kişiselleştirilebilir alanlar yaratmaya imkan sağlıyor.

Hayalinizdeki yazlığa Bien ile ulaşın

Yazlık veya devamlı kullandığınız evinizin küçük yaz dokunuşlarına sizce de ihtiyacı yok mu? Her yeni koleksiyonuyla kendi benzersiz çizgisini oluşturan Bien, yazlık evlerinde ferahlık arayanlara sıradışı ürünleriyle çözümler sunuyor. Yaşam alanlarına huzur veren ve tatil havasını yaşatan serileriyle yazlık evlere yeni bir tazelik katan Bien, özgün tasarım ürünleriyle yaz aylarında da yaşam alanlarını serinletiyor.

BrandZoo İLE KENDİNİZE ÖZEL, KÜÇÜK, YEŞİL BİR DÜNYA YARATMAK İSTER MİSİNİZ?

Karaköy’ deki 4 katlı binasında ‘katlı mağazacılığın butik hali’ sloganıyla müşterilerine hizmet veren, kısa sürede yaratıcı ve yenilikçi markaların, tasarım kıyafetlerin en önemli adresi olan BrandZoo’ da“Butika Terra”,   yeni nesil yeşil yaşamlar yapısıyla yola çıkarak, kişiye ya da belirli bir alana özel olarak tasarımlar gerçekleştiriyor.

GROHE

Eşsiz estetiği en son teknolojiyle birleştiren GROHE Allure koleksiyonuyla donatılan yat, lavabolardan küvet ve duşa kadar her yerde mükemmel konfor ve rahatlık barındıryor.

Ilık Akdeniz ikliminde güneşin ve masmavi suların keyfini sürmenin ve ıssız koy ve kumsallarda keşfe çıkmanın bundan daha iyi bir yolu olabilir mi? Ileria, zarif banyolarındaki premium GROHE bataryalar gibi birinci sınıf donanımlar sayesinde de bir o kadar hayranlık uyandırıyor.

FİLLİ BOYA’DAN

YAZLIK MEKÂNLARA

KOZMİK DOKUNUŞ

Tasarımcı art direktör Derin Sarıyer ve modacı ve trendsetter Ümit Ünal, Filli Boya için hazırladıkları Coloration projesi özelinde 70 renk içerisinden yaz renklerini açıklıyor.

Yazın en güzel yanı dünyanın evrene açılan kapısı olan gökyüzünü en net şekilde görebilmemizdir. Yıldızlarla dolu gökyüzünden esinlenilen bu ışıklı, canlı tonlar bize rehberlik ediyor. Ümit Ünal seçtiği renkler ile ilgili: “Yazlık mekanlar bizim için denize veya güneye bakan salonlar, balkonlar, hatta sokaklardır. Işık alan odalar, canlı, parlak Kozmik renklerle tamamlıyor birbirini. Özellikle Pembe buğu, gri mavi,  kuvarz, ay taşı, kadet mavi bu yazın favori renkleri.” Yorumunda bulundu.

Panoptik renkler özelinde Derin Sarıyer; “Hayatın merkezi, nefes alıyor oluşumuzun kaynağı hem fiziksel hem de soyut anlamda Güneş’tir. Çok şey anlatır Güneş. Neşe, sevinç, iyimserlik ve canlılığı simgeler. Filli Boya’nın yeni renk kataloğu yazı derinlikli ve olumlu sinyaller veren sarı tonları karşılıyor. Sıcak ayları etkili bir biçimde simgeleyen sarılarla. Coloration renklerinin felsefesinde yer alan, dünyevilikten uzak, kozmik altyapısı olan yaklaşımı belki de en iyi betimleyen bu rengin tonları ile ilgili sunulan alternatifler, 2014 yazını bizlere çok güzel anlatıyor. Bu renklere Panoptik bakış açısıyla Terra Rosa ve Indigo renklerini de ekleyebiliriz.” Yorumunda bulundu.

SILVERLINE’DAN NARİN VE SESSİZ BUZDOLABI

Teknolojisi, estetiği ve fonksiyonelliği ile mutfaklarda ankastre kullanımına farklı bir boyut getiren Silverline Ankastre, buzdolabı modeli BZ 12015NF ile sessiz ve tasarruflu kullanım deneyimi yaşatıyor…

ÜSTÜN PERFORMANS VE SES KALİTESİ İÇİN

LOGITECH’TEN YENİ WIRELESS HOPARLÖR:

LOGITECH X300

Logitech, mobility ve performans için tasarladığı Logitech® X300 Mobile Wireless Stereo Speaker wireless hoparlörü tanıttı. Geniş ses sistemi için tasarlanan Logitech X300 Mobile Wireless Stereo Speaker, detaylandırılmış mid ve highları, net basları ile kullanıcılara üstün kalitede ses deneyimi sunuyor. Logitech X300 Mobile Wireless Stereo Speaker ile 30 adım uzaklıktaki Bluetooth® bağlantılı cihazınıza bağlanarak  dilediğiniz yerde üstün ses kalitesiyle müzik dinleme ve video izleme özgürlüğü yaşayabilirsiniz.

LOGITECH COLOR COLLECTION’DAN 

GÖZ KAMAŞTIRAN MOUSE’LAR

Mouse pazarında dünya lideri olan Logitech, en popüler üç mouse’u M325, M317 ve M187’yi   yeni tasarımları ve modern renkleriyle yorumladığı 6. Yıl Tasarım Koleksiyonu’nu teknoloji tutkunlarının beğenisine sundu.

Spor Yaparken Yardımcı Olan iPhone 5/5s Kılıf ve Kol Bandı

 

 

Spor yaparken akıllı telefonları üzerimizde taşımak rahatımızı bozuyor veya hareket kabiliyetimizi kısıtlayabiliyor. 149,9 TL  (KDV dahil) fiyat etiketiyle elmasepeti.com’un satışa sunduğu SwitchEasy MOVE iPhone 5/5s Pembe Kılıf ve Kol Bandı, hareket kabiliyetinizi düşürmeden, spor yapmanıza imkan tanıyor. Üstelik şık tasarımı ve yazın çoşkusunu taşıyan rengi ile stil sahibi kadınlara hitap ediyor.

SAMSUNG NX MINI: “WEFIE” TRENDİNİN EN İDDİALI OYUNCUSU

 

Samsung Electronics’in yeni fotoğraf makinesi NX mini ile “wefie” akımına kapılın. Beyaz, pembe, nane yeşili, kahverengi ve siyah olmak üzere 4 farklı renk seçeneğine sahip NX mini, 180 derece döndürülebilir dokunmatik ekranı ile son dönemin “wefie” akımına en iyi şekilde uyum sağlıyor. Dünyanın en ince ve en hafif değiştirilebilir lensli fotoğraf makinesi* olan NX mini; 999 TL (9 mm lens ile) ve  1.149 TL (9-27 mm lens ile) tavsiye edilen son kullanıcı satış fiyatları ile tüketiciye sunuluyor.

BOSCH

Yazın Bunaltan Sıcaklarına Tasarruflu Ve Incecik Çözüm; Bosch Slim İnverter Klima

Bosch Slim İnverter klimalar, sadece 15 cm’lik inceliği ve kompakt boyutları ile her mekana kolayca sığıyor; bulunduğu ortama renkli, şık ve dekoratif bir hava katıyor. A enerji sınıfı Bosch klimalardan bile yüzde 35 daha az enerji tüketmesini sağlayan eşsiz İnverter Teknolojisi sayesinde aile bütçesine de çevreye de katkı sağlıyor.

 

UĞUR DERİN DONDURUCU

SICAK HAVALARA AKILLI ÇÖZÜM:USMART

60 yıllık deneyimi ile soğutma sektörünün lider markası Uğur Soğutma’nın son teknoloji akıllı klima serisi USMART’ın Türkiye genelinde satışlarına başlandı.

 

İki renkli şık tasarımı, estetik çizgileri ile USMART,  2014’te yürürlüğe giren ErP yönetmeliğine uygun, 6,5 SEER değeriyle A++ sınıfı soğutma performansıyla sınıfının en yüksek enerji verimli teknolojisi ile dikkat çekiyor.

SUR ÇELİK KAPI

Renkli kapı trendini başlatan Sur Çelik Kapı, şimdi de sizin kapınızı istediğiniz renkte tasarlıyor.

Çelik kapı sektörünün öncü markası Sur, Woodlam serisi ile kapılara sıradışı renkler getiriyor. Woodlam ile kapınız dilediğiniz renge sahip olurken,  renklerin neşesi ve büyüsü kapınıza yansıyor. Yenilikçi tasarımlarıyla evinize değer katan Sur Çelik Kapı, sıradışı tasarım ve güvenliğin bir arada sunulduğu Woodlam ile tarzınızı kapınıza yansıtma imkanı sunuyor. Woodlam serisi rustik kırmızı, lacivert, fuşya, yeşil ve turuncu renkleriyle dikkat çekiyor.

Polisan

Wood & Wood Serisi ile

Bahçeler Çoook Çekici

Güzel havaların gelmesiyle birlikte bahçe ve teraslarda da hazırlıklar başladı. Şehrin kalabalığından uzak, yorgunluğu keyfe dönüştürecek bahçeler, Polisan’ın doğa örtüsündeki doğal ağaç gövdesi renklerine uyum sağlayan Wood and Wood Anti Aging Ahşap Koruyucusu ile gözlerinizi de şenlendirecek.

Xbox One 5

Eylül’de Türkiye’de!

Microsoft, ABD’nin Los Angeles şehrinde gerçekleştirilen Electronic Entertainment Expo (E3) fuarında Xbox One’ın bu yıl Türkiye dahil 29 ülkede satışa sunulacağını açıkladı. Konsolun Türkiye’de satışa sunulacağı tarih 5 Eylül olarak belirlendi.

 

Microsoft, ABD’nin Los Angeles şehrinde gerçekleştirilen E3 fuarında Xbox One’ın 29 ülkedeki çıkış tarihini ve önümüzdeki dönemde gelecek oyunlara dair detayları paylaştı. Konsol Türkiye’de 5 Eylül’den itibaren Türkçe arayüzle piyasaya sürülecek.

Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı İpek Baykurt, “Oyun konsolunun ötesine geçerek kapsamlı ev eğlencesinin merkezinde yer alacak bu ürünü Türkiye’deki tüketicilerle buluşturacak olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Türkiye, Xbox One’ın bu yıl içinde piyasaya sürüleceği 29 ülke arasında ilk sıralarda yer alıyor. Tamamen Türkçe arayüzle piyasaya sürülecek olan Xbox One’ı, Microsoft’un sunduğu ürün ve hizmetler eşliğinde Türkiye’de tüketicilere sınırsız eğlencenin kapılarını açan bir platform halinde sunacağız” dedi.

 

 

dfot

 

Kır Evi Country Cottage Stili

Rahatlığı ön planda tutan, dingin ve huzurlu bir yaşam sunan, kendini tatile gitmiş gibi hisseden ve doğayla iç içe bir yaşam arayanların tercihidir . Country kırsal, yani geleneksel tarz dekorasyon demek; yaşanmışlık, yani bir eskiye gidiş, eski dönemi anımsatan objeler, eskitme masif mobilyalar, farklı bir romantizm, romantik sıcacık evler demektir. Kısacası modernin tam zıttı bir tarzı temsil eder, daha çok kır evi olarak biliniyor ve kökeni Fransa’ya dayanmaktadır. Amerikan Country,İngiliz Country ve Fransız Country en çok bilinenler arasındadır.

Gerçekte “kır evi tarzı” olarak benimsediğimiz hayatın içinden gelen bu stil, şehir yaşamından uzaklaşmak için sıcak ve davetkar havasıyla kucaklayıcı bir etki yaratmaktadır.. Konforlu, rahat, sıcak ve samimi, pastel veya toprak renklerinin hakim olduğu, yumuşak detaylara sahip mobilyalarla döşenmiş dekorasyon olarak tanımlanabilen Country tarzın doğum yeri Fransa olarak bilinmektedir. 17. ve 18. Yüzyılda Fransa dışında üretilen mobilyaları yapan marangozlar, saray ya da asiller için üretim yapmamaktaydılar. Bu nedenle onların ürettiği mobilyalarda daha basit malzemeler kullanılıp, işçilik daha basit tutulmaktaydı. Ahşap malzeme cilalanmak ya da yaldız kaplanmak yerine sadece boyanıp, kimi zaman kendi renginde bırakılmaktaydı. Kullanılan malzeme daha çok meşe, meyve ağaçları, ceviz ve bazen de maundu. Yüzeyler süslenmemekte, cilalanmamaktaydı ama biçim olarak mobilyalar asillerin evlerinden ilham alınmaktaydı. Paris’i hariç, Fransa’nın ‘Provans’ olarak adlandırılan bölgesinde üretilen mobilyaları ve mimariyi referans alan country stiline bugün beyaz mobilyalar, patine zeminler ve ahşap dokular eşlik ederek özellikle kır evi stili olarak bilinen stil günümüzde modern country olarak yeniden şekillendirilmektedir.

Country tarzı uygularken unutulmaması gereken ilk ve en önemli detay; sadelik, ferahlık ve samimiyettir. Daha çok pastel ve toprak renklerinin hakim olduğu ve ayrıca içine doğada bulunan renklerin estiği bir tarz olarak karşımıza çıkmaktadır.

Renk kullanımı

Bir kır stili olduğu için pencereden bakıldığında görülebilecek  tüm doğa renkleri ilham kaynağı olabilecektir. Yeşili, maviyi, çiçek renklerinin güneş ışığında biraz  soldurulduğunda oluşan bu mat renkler desenlerle birleştirilip kullanılır genellikle. Bunlar beyaz, krem veya toprak tonlarıyla kombinlenebilir, pastel renk tonları üzerinde gitmek harika sonuçlar verecektir.

Zemin beyaz, mobilyalar kahverengi, krem ya da toprak tonlarında kurgulandığında genel renk seçiminin yapılırken  aynı renk paleti üzerinde gidilmesi homojen bir etki verecektir. Kontrastlık oluşturulmak  istendiğinde, seçilecek rengin mekanda kargaşa yaratmaması için kontrastlık oranının birbirine yakın tutulması uygun olmaktadır. Evin tamamında ferah ve havadar bir ortam yaratmak için kesinlikle koyu kırmızı, koyu mor gibi tonlardan kaçmak gerekmektedir.

 

Mobilya seçimi

 

 

Country tarzda daha çok açık renkli ahşap malzemeler kullanılmaktadır. Doğal ahşaplar, ceviz, maun en fazla tercih edilenlerdendir. Ayrıca hasır ve bambu mobilyalar da özellikle kış bahçelerinde, teraslarda veya evin herhangi bir köşesinde kullanılabilmekte ve oldukça şık bir hava vermektedir. Büyük kanepeler, yumuşak sandalyeler, cilasız masif mobilyalar, antika objeler, ahşap sehpalar, masalar sayısı çok tutulmadan ve karmaşa yaratılmadan doğru konumlandırma ile bu tarz bir dekorasyonda yerini almaktadır. Tarzın koltukları oldukça geniş, oturma ve yaslanma yerleri tanımlanabilmektedir. Keskin değil yuvarlak hatlı mobilyalar daha sıcak ve samimi etki yaratmaktadır. Her ne kadar eskilerde kaldığı düşünülse de ahşap camlı bir vitrin bu tarzın tamamlayıcısı olmaktadır. Mobilyalarda el işçiliği çok önemlidir. Çok az da olsa oymalar kullanılır ama bu durum genel görünümün sadeliğini bozmamalıdır.

Country tarz bir dekorasyonda, yeniden kazanılmış mobilyalar ön plana çıkmaktadır. Aileden kalma bir konsol ya da eski bir ahşap ustasının elinde çıkmış yemek masası evin en önemli parçası haline gelebilmekte ve eski bir mobilya gerçek kullanımından başka bir amaçla yeni bir işlev kazandırılarak tarzın daha etkin olarak uygulanması mümkün olabilmektedir.

Yatak başı olarak ferforje kullanmak etkili olmaktadır. Beyaz ya da pastel tonlarda boyalı ve eskitmeli olarak kullanılabilir. Salon için ağaçtan bir yemek masası seçilebilir. Üzeri sıfır zımparalanmış ve cila atılmış modeller yerine direkt ağaç görünümlü ve mat cilaya sahip modellerle daha doğal bir görüntü yakalanabilir.

 

Kumaşlar

 

 

Koltuk ve sandalye döşemelerinde, yastıklarda daha çok pamuk, keten  kumaşlar tercih edilmelidir. Düz, çizgili, ekose veya çiçekli desenler birbiriyle kolaylıkla kombin edilebilir.

Minik çiçek desenli kumaşların düz ve açık tonlarda kumaşlarla birlikte kullanılması tavsiye edilir, son yıllarda ayrıca çiçeklilerin pastel baskın olmayan çizgili desenlerle de kullanımı artmıştır…Ayrıca çıkış noktası ile bağlantılı olarak lavanta, zeytin, üzüm ve kelebek desenleri tarza imza atmaktadır. Göz yormayan renklerden oluşturulacak bu desenler evin daimi baharda olmasını sağlayacaktır.

 

Aksesuarlar

 

 

Aksesuar denilince bu stilin iki ana kahramanı vardır; biri ferforje objeler diğeri ise hasır sepetler. Seramik ve topraktan yapılmış aksesuarlar da aralara serpiştirilebilir. Doğal olan her şeyin bu stilde yeri olduğu kesin. Ayrıca mutlaka abajur kullanılmalıdır. Sadece yatak odası için değil salon aydınlatması için de abajur stilin olmazsa olmazlarından biridir.

Büyüleyici porselen tabaklar, eski şapkalar, antika müzik aletleri, aileden kalma objeler, koleksiyon parçaları bu stilin en önemli aksesuarlarıdır. Desenli kırlentler bakır tencereler, hoş kokulu doğal sabunlar, saksılarda canlı çiçekler, yeşillikler dekorasyonu tamamlayan ince detaylardır. Bu tarzda bakırlar, çömlekler, döküm tencereler temel işlevlerinin yanı sıra birer dekorasyon objesine dönüşmektedir. Çekmece ve dolap diplerinde sergilenmeyi bekleyen aile yadigarı objeler, pastel tonlardaki ev tekstilleri ve taze çiçekler bu stilin anahtar parçalarındandır. Tarza uyumlu şamdanlar, mumluklar ve kuş kafesleri kalabalık yaratmamak şartıyla zeminde de kullanılabilmektedir.

 

 

Country tarzla uyumlu detaylar
Beyaz, krem mobilyalar ve özellikle eskitme mobilyalar
Evde bir yerlerde taze çiçek yada koltukta, minderde, perdede çiçekli desen
Bir kuş kafesi objesi, gösterişli şamdanlar, uzun zarif mumlar, fenerler…
Şömine, doğal taş duvar kaplaması
Rustik  taş desenler ve tuğlalar,
Ferforje objeler
Hasır sepetler, ahşap objeler

 

 

Country tarza asla uymayacak detaylar

 

Metal ve dijital objeler
Modern raflı duvar üniteleri
Ses sistemi, hoparlörleri vs gibi ev teknolojilerinin açıkta ve çok göz önünde olması,
Köşe koltuk takımları kullanılması
Lake, parlak kapaklı mutfak dolapları ve tezgahlar tercih edilmesi,
Düz hatlı, metal, modern avizeler, spotlar, aplikler seçilmesi, Fresh bir etki, pastoral bir hava ve romantik çağrışımlar için bu yaz evinizde tam da country tarz uygulama zamanıdır.

dfot

 

Amasra’dayız.

İstanbul ve Amasra arasında yaşayan mimar Gülce Gökmen Türk ile eşi ressam-tasarımcı Mustafa Türk’e ait olan iki katlı daire; Amasra’nın merkezindeki tepelerden birinde konumlanmış 5 katlı bir binanın en üst katında bulunuyor. Giriş katta salon, mutfak ve müstakil banyolu misafir odası bulunuyor, üst katta ise ebeveyn odası ve teras var. Her biri deniz manzaralı odalar; 180 m2’lik bir alana yerleşiyor.
Projelendirme ve yapım aşaması 6 ay gibi bir sürede tamamlanan ev; tasarımcılarının zihninde birbirine yönelen mekanlarla akıcılık kazanan; rahatlık odaklı sade bir ev olarak yola çıkmış. ‘eski’nin yaşanmışlık deneyiminden aldığı güçle grafiksel detayları birleştirerek yer yer klasik detayların da dikkati çektiği retro-modern tarzını ortaya koymuş.Eve adım attığınızda tavanda antre, salon ve mutfağın ortasından geçen geniş bir kiriş dikkat çekiyor. Brüt beton olarak bırakılmış bu kiriş; birbirine bağlı bu üç mekan arasında ortak bir geçiş sağlıyor.Harman tuğlasının sıcak etkisi, yemek bölümündeki geniş duvarda kaplama olarak, antreyi mutfağa bağlayan geçişte kolon olarak, antreden salona geçişte ise ahşap lentonun bittiği yerdeki kenar detayları olarak karşımıza çıkıyor. Birbirine bağlı bu üç mekanın tavanından geçen doğal ahşap kirişlerin köşeleri yuvarlatılarak doğal bir görünüm kazandırılmış.
Duvarlar ve ahşap parkelerde, renk olarak; evin genelindeki tonlarla kontrast oluşturması için beyaz tercih edilmiş.Tamamı deniz gören pencerelerde perde yerine duvarla aynı renkte düz stor kullanılarak; perdenin sınırlayıcı etkisinden kurtulmak istenmiş.
Mobilyaların tamamı ev sahipleri tarafından tasarlanarak marangoza yaptırılmış. Oda kapıları, yemek masası, kitaplığın konstrüksiyonu ve aile yadigarı mermerlere yaptırılan ayaklarda ortak dil olarak diagonal hatlar dikkat çekiyor. Zemin kaplaması olarak seramik ve parke kullanılmış. Antre ve mutfakta kullanılan altıgen formdaki seramikler; evin genelinde etkisini gösteren diagonal hatlarla yuvarlak formlu mobilyalar arasında bir denge unsuru olarak düşünülmüş. Ayakkabılık olarak da kullanılan aile yadigarı sandığın üzerine; doğal ahşap askılık takılarak vestiyer ihtiyacı kısmen giderilmiş.
Mimarın eskiciden aldığı dresuvarı; her mekanda karşımıza çıkan ev sahibi Mustafa bey’in yağlı boya tablolarından biri süslüyor. Fotoğrafçılıkla da uğraşan ev sahipleri evlerinin duvarlarında kendi çektikleri fotoğrafları da sergiliyorlar. Salondaki geniş kanepe dışındaki tüm mobilyalar ya eskiciden alınarak kaplatılmış ya da marangoza yaptırılmış. Yemek masasının başlarındaki oymalı sandalyeler aile dostlarının hediyesi.
Tamamı deniz gören pencerelerde perde yerine duvarla aynı renkte düz stor kullanılarak; perdenin sınırlayıcı etkisinden kurtulmak istenmiş.
Üst kata çıkan masif ahşap olarak merdiven beyazlatılmış açık meşe yaptırılmış. Sık aralıklı korkuluklar griye boyanarak modern bir etki oluşturulmuş.Üst katta bulunan ebeveyn odasında tavan komple ahşap kaplanarak beyaza boyanmış. Yine ahşap kirişler kullanılarak çatının formu belirginleştirilmiş. Yatak başı olarak doğal ahşap plakalar farklı aralık ve ebatlarda çakılarak, seçilen renklerde boyanmış, mobilyalar mimarın tasarımı.
Ebeveyn odasına açılan banyoda; ev sahibi Mustafa Bey’in demir ustasıyla birlikte yaptığı ayna; yine harman tuğlasıyla oluşturulan diş üzerine monte edilmiş. Banyonun tavanı da ebeveyn odasıyla aynı nitelikte düşünülmüş.

 

dfot

dfot

 

AMMOS HOTEL,GİRİT
Lezzet, Konfor ve Tasarım
Otelin sahibi Nikos Tsepetis’in “Hiçbir zaman büyüme, fakat her zaman geliştir” felsefesi tesisteki olağanüstü hizmet anlayışının ve gösterilen özenin de temelini oluşturmuş.Hepsi deniz manzaralı ve yattığınız yerden dalgaların sesini dinleyebileceğiniz kadar denize yakın 33 standart odası ve 1 suitiyle Ammos Yunanistan’ın en popüler otellerinden biri.Bu popülerliğin bir sebebi de otelin standartın üstünde bir hizmeti uygun fiyatlara alabiliyor olmaları. Ünlü Yunan mimar Elisa Manola tarafından yapılan çarpıcı ve çağdaş iç tasarımı nedeniyle özellikle otel sade ama konforlu bir tatil geçirmek isteyenlerin gözdesi oluyor. Kendisi de bir tasarım tutkunu olan otel sahibi Nikos, her yıl otelin dekorasyonuna küçük eklemelerle yenilik getirmeyi tercih ediyor. Bunun için de yerel tasarımcıların özel tasarımlarını keşfetmeyi ve onları dekorasyona entegre etmeyi tercih ediyor.Nikos’un son eklediği parçalar arasında Prouvé ve Tapiovaara’dan Ercol’e, orta yüzyılın çağdaş klasikleriyle, Brezilyalı Campanas ve Francois Azanbourg, Adam Goodrum, Nendo ve Tom Dixon gibi modern tasarımcıların yenilikçi ürünlerini kombine edip, karma yemek sandalyeleri ile etkileyici bir koleksiyon oluşturmuş.
Otelin toplu kullanım alanlarında yer alan bu eklektik koleksiyonlar renkli bir Bisazza duvar mozaiği, arabesk karo zeminler, yerel bit pazarlarından alınmış özel dolaplarla ve olağanüstü yetenekli yerel sanatçı Konstantinos Kakanias tarafından özel olarak yaptırılan duvar plakaları ile dengeli bir kompozisyon oluşturmuş. Bu ferah ve konforlu otel aynı zamanda son derece uygun fiyatlara geleneksel Girit yemeklerini de keyifli bir ortamda tatmanız için çok uygun bir zemin hazırlıyor.
Yemekleri “boureki” (börek), güveç yabani enginar ile keçi ve ünlü “galaktompoureko” (muhallebi dolu milföy pasta) şeklinde sıralanabilir.
Geçtiğimiz yıllarda oteli ziyaret eden London Times yemek eleştirmeni, oteli “klasik bir yemek lokasyonu” olarak nitelendirecek kadar etkilenmiş bu büyülü atmosferden. Meraklılarına hemen belirtelim Girit’in batısında yer alan Ammos en yakın havaalanına yalnızca 15 km uzaklıktaki lokasyonu ile lezzete ve konfora doyacağınız çok doğru bir seçenek.

 

dfot

dfot

 

Modern İlham Perileri – Starbucks Türkiye

Havalar Isınırken Sizin Üçüncü Adresiniz Neresi?

“Mağazalarımızın, ev ve iş yerlerinizden sonra en rahat hissedebileceğiniz 3. adres olması için çalışıyoruz.”
Misafir olduğunuz mekanın kendisini tanımlarken bu cümleyi kurması çok rahatlatıcı değil mi? Son 11 yıldır Starbucks, bu ilke doğrultusunda bizleri mağazalarında misafir ediyor .

Hiç düşündünüz mü?  “Mekan” dediğimizde daha çok kışın kaçıp sığınılan bir yer aklımıza gelirdi eskiden. İçimizi ısıtan içecekler, sıcak ve konforlu hatta rahatlatan bir ortam. Bu tespit yanlış değil elbette ama durum da sadece bundan ibaret değil. İşin gerçeği, biz şehirlerde yaşayanlar için yaz ve bahar ayları, evimizin ve ofisimizin dışında daha çok vakit geçirdiğimiz dönemler. Kendimizi dışarı daha büyük bir istekle attığımız öğle araları, akşam ofisten çıktığımızda hala aydınlık hatta pırıl pırıl güneşli havanın bize yaptığı baştan çıkarıcı çağrısı, uzayan gecelerin yarattığı rahatlama hissi hepsi baharla beraber yoğun bir gündem halinde hayatımızda. Artık çok resmi olmayan toplantılarımızı bile dışarıda yapmak istiyoruz itiraf edelim. Ya da dışarıda halletmemiz gereken bir işimiz çıktığında, birkaç yere uğradıktan sonra durup bildiğimiz sevdiğimiz bir yerde dinlenmek istediğimiz mevsim çoktan geldi bile…

Peki ya hafta sonları?  Kısa bahar tatilleri, yaklaşan yaz tatilinin tatlı ve huzur veren hayali bizi biraz rahatlatıyor kabul, ama birçok hafta sonumuzu, yaşadığımız şehirde geçireceğimiz gerçeğini değiştirmiyor bu durum.  O zaman kendimizi, yaşadığımız bölgeye uygun aktivitelerle rahatlatmaya çalışıyoruz.  Bisiklet turları, yürüyüşler, arkadaş buluşmaları, şehir içinde küçük gezi planları… Siz de fark etmişsinizdir ki tüm yapılan planların başında, sonunda, ortasında veya tamamında kendinizi rahat hissedeceğiniz, güler yüzle karşılanacağınız, içtenlikle ağırlanacağınız ve tüm ihtiyaçlarınızı karşılayacak, kısacası hayatınızı güzelleştirecek bir mekanda bitiyor iş. Ne gibi özellikleri olmalı bu mekanın peki gelin beraber düşünelim:

Markanın verdiği güven hissi

Hemen şöyle bir senaryo yazalım hafta sonu kalkmışsınız, erkenden kendi ölçeğinizde epeyce uzun bir koşu yapmışsınız, parkurunuzu tamamladığınız noktayı da çok sevdiğiniz bir mekan olarak belirlemişsiniz, son nefesinizle kendinizi kapısına kadar attınız ama o da ne? Kapı duvar ! Normalde açıldığını bildiğiniz saatte henüz kimse yok ortalıkta.
Ya da hafta arası iş toplantınızı yapmak üzere sözleştiğiniz mekanda bugün kablosuz ağ çalışmıyor. Örneklerin sayısı çoğaltılabilir elbette ama hepimiz neden bahsettiğimizi biliyoruz aslında: kötü sürprizler… Oysa her gün aynı saatte aynı standartlarda açık olduğundan gözü kapalı emin olduğumuz bir Starbucks mağazası bizi yarı yolda bırakmayacaktır. Alıştığınız, bildiğiniz sevdiğiniz yönleri ile kesintisiz hizmeti ile sizi, bıkmadan yorulmadan karşılayacaktır.

 

Güleryüzlü ev sahipliği 

Karşılama deyince hemen aklımıza insan faktörü geliyor. Starbucks’ta çalışanlar, “partner” olarak adlandırıyor. Birlikte, herkesin kendisi olabileceği bir mekan yaratmak için de çeşitliliği benimsiyorlar. Birbirlerine daima saygı ve anlayış çerçevesinde yaklaşıyorlar. Bunu neden anlattık derseniz; bu tutum, misafir ilişkilerine yansıyan bir felsefe de ondan. Özetlemek gerekirse; bir Starbucks mağazasından içeri girdiğinizde ne kadar yoğun olursa olsun, Starbucks partneri, birkaç saniye içinde sizinle bir bağ kurar ve bu iyi his orada geçireceğiniz güzel dakikaları başlangıcıdır. Bu, tabii ki istediğiniz ürünü en doğru şekilde hazırlamakla devam eder …Tüm  bunlar çok daha derin bir ev sahipliği düşüncesinin görünen yüzüdür sadece… Eğlenmeye veya dinlenmeye gittiğiniz bir yerde güleryüzden ve iletişime açık bir ortamdan emin olmak, insana huzur veren bir ayrıcalık. Bir Starbucks mağazasına her adım attığımızda bu ayrıcalığı hiç tereddütsüz yaşıyoruz.

Size uygun ürünler

Sevdiğiniz lezzetleri düşünün, gittiğiniz yerin ürün yelpazesinin genişliği kadar önümüze konulan üründeki detayların da sizin için ne kadar önemli olduğunu fark edeceksiniz.  Mükemmel kahve ve lezzetli bir yiyecek gününüzü harika hale getirebilir. O yüzden seçtiğimiz her şeyin en iyi kalitede olmasını isteriz. Starbucks’ta lezzetli, sağlıklı  içeceklerin ,taze ve leziz yiyeceklerin bizi beklediğinden her zaman eminizdir.  Mağazalarda, içeceğinizin tam istediğiniz gibi, size özel olması gerektiği biliniyor, bunun için de içeceğiniz tercihinize göre kişiselleştiriliyor ve her seferinde özenle hazırlanıyor. Bunun yanı sıra küçük sürprizler katarak menüsünü sürekli geliştiriyor ki durağanlık sizi sıkmasın, farklı lezzetleri hayatınıza katmak için fırsatınız olsun.

Örneğin bu yaz Starbucks yepyeni bir lezzet ile merhaba diyor… Starbucks’ta Mocha Coconut tadında bir yaz bizi bekliyor.
Kavrulmuş kahve, hindistan cevizi şurubu, mocha sosu ve kahve özlü Frappuccino karışımının süt ve kırılmış buz ile bütünleşmesi ile hazırlanan Mocha Coconut Frappuccino , kavrulmuş hindistan cevizi ve mocha sosu ile taçlanıyor. Sadece sınırlı bir süre için Starbucks mağazalarında sunulacak olan bu lezzet, serinletici bir içecek tercih eden Starbucks severler için birebir.

Rahat etmek 

Havaların ısınmasıyla bir mekandan karşılanmasını beklediğimiz ihtiyaçlarımız çeşitlenir aslına bakacak olursanız. Kapalı mekanlarının havadar ve serin olmasını arzu ederken, açık hava ortamlarının ferah, güneşe veya aşırı sıcaklara karşı önlemlerinv düşünülmüş olması beklenir. Hatta bölgesine göre bisiklet park etmek, bebek aracı ile girmek vs. gibi ihtiyaçlarımıza cevap verecek şekilde konumlandırılmış olmasını isteriz. Kısacası birileri bizim adımıza, hayatımızı güzelleştirecek detayları düşünsün isteriz.

Böyle alt alta sıralayınca bu yaz da üçüncü adresimizin neresi olacağı çok net ortaya çıkıyor aslında. O zaman bize düşen, sıcak havaların tadını gönlümüzce, bildiğimiz gibi çıkarmak.

 

dfot