obje

İstanbul Vintage Rehberi

İstanbul Vintage Rehberi İstanbul ikinci el vintage mağazalar ve pazarlar açısından adeta bir cennet! Pek çok ikinci el pazarı makul fiyatlar ile aradığınız ürünleri karşınıza çıkartıyor. Küçük antika dükkanları, vintage mağazalar, ikinci el bit pazarları ...

dfot

 

ASLAN BURCU

Günlük hayatımızda ufak ya da önemli kararlarımızı alırken kadim bir öğreti olan astrolojiden sıkça yararlanıyor ya da iç dünyanızı yansıtmadığı düşündüğünüz için inanmıyor olabilirsiniz. Astroloji yüzyıllardır “Gökte ne varsa yerde o vardır” dan yola çıkarak gezegen ve yıldızların ışığında insanlara yol göstermiştir. Gökyüzünde her an yeni bir an’dır. Bu gök kubbe altında doğan her birey ise bir diğerinden farklıdır.

 

Yıldızların, gezegenlerin, yani gökyüzünün aynı an’a geri dönerek aynı noktalarda bulunması mümkün olmadığından; her bireyin doğduğu an yeni bir an ve doğum haritası “kişisel” bir haritadır. Bu harita adeta bireyin barkodu gibidir. Aynısından bir tane daha olmadığı için aynı burcu paylaştığınız kişilerle az ya da çok benzer özellikleriniz olsa da aynı değilsinizdir. Ancak yüzyıllardır insanoğlunun incelemeleri sonucu ortaya koyduğu, burçların hayatımıza etki eden, benzer özellikleri mevcuttur.

 

Yaşam tarzımızı, kendimizi ifade ediş, kendimizi ortaya koyma şeklimizi genel olarak Güneş Burcu belirler. Burcumuz olarak bildiğimiz aslında Güneş Burcudur. Güneş bizi en çok etkileyen gezegen olduğu için hayatımızdaki rolü de büyüktür.

Aslan burcu ise Güneş tarafından yönetilen Zodyak’ın 5. burcudur. Aslan burcu insanı Ateş’in Sabit halindedir. Yani yaşam enerjisi, kendini gösterme en üst seviyededir. Aslan Burcu insanı hayatını sahnede gibi yaşama ya da sosyal çevresine kendini ispat etme durumundan kendini alıkoyamaz. İlginin merkezi olmak arzusu ağır basar çünkü onlar güneşin enerjisini içinde tutar. Doğal liderlik yeteneği ile etrafındakileri etkilemeyi de başarabilecektir.

Güneşin tüm sıcaklığını içinde barındıran Aslan Burçları hayattan zevk almayı ve eğlenmeyi çok iyi bilirler. Neşesi her daim kulaklarınızda çınlayacak türden bir kahkaha ile tamamlanır. Bütün bu özellikleri ile Aslan Burçları, Yükselen Aslan burçları, doğum haritalarında Güneş’in kuvvetli olduğu kişiler ya da kuvvetli bir 5. Ev sahibi kişiler için evlerinin en önemli mekanı salonları, oturma odaları ya da misafir ağırladıkları tüm mekanlardır. Yani bir veranda, bar, havuz başı da önemli bir mekan olabilir.

Aslan Burcu ve Mekan Tasarımı:

 

Astrolojik göstergelerin evinizde uygulanması sizi “kendiniz gibi ve evinizde” hissettirecektir. Yaşam tarzı olarak Güneş’in liderliğinde bir Aslan Burcu olarak yaşıyorsanız evinizde de onun ihtişamı, karizması ve büyüklüğünü ortaya koyacak bir tasarım kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacaktır. Sıcak renkler, özellikle sarıdan kırmızıya giden tonların kullanımı çok önemlidir. Küçük de olsa altın dokunuşlar, ışığı yansıtan objeler evinizde kişiliğinizi yansıtmanızı sağlar.

 

Mobilyaların ünlü bir mimarın ya da tasarımcının çizimi olması size keyif verebilir. Ancak ünlü bir otelde ya da beğendiğiniz bir ünlünün evinde gördüğünüz mobilyaları yaptırmanız da aynı etkiyi yaratacaktır. Büyük ve ihtişamlı olması en önemli noktadır.

Evinizin salonunda bir şömine yine rahatlamak ve huzur bulmak için önemli olabilir. Zira tüm yıl boyunca Güneş alan kış bahçeleri ya da aydınlık bir salon da aynı etkiyi yaratacaktır.

 

Aslan Burcu Çocuklarının Odaları Nasıl Tasarlanmalı?

 

Doğumdan itibaren çocuklarımızın kendini daha huzurlu hissettiği mekanları ebeveynler olarak hissederiz. Bazı yerlerde sakin ve neşeliyken bazı yerlerde gergin olabilirler. Hatırlamamız gereken en önemli nokta bir ortamın enerjisini içindeki insanlar ve dekorasyonu oluşturur. Çocuğunuzun en çok zaman geçirdiği odası, oyun odası ya da oturma odası gibi yaşam alanlarına ne gibi değişiklikler yaparsam kendini daha huzurlu hisseder bir bakalım:

Aslan burcu çocukları doğdukları andan itibaren sıcak, sevgi dolu ve kuvvetlidirler. Varlıklarını belli ederek ortamda ilgi odağı olurlar. Görselliğe hitap eden oyuncaklardan keyif alır. Sesli, çok sesli, renkli, çok renkli oyuncaklar ve öğelerle odasını süsleyebilirsiniz. Sarının tonlarını unutmamalısınız. Sınırları sevmediği için yeni yürümeye başladığı zamanlarda evinizi ona minimumda “hayır” diyecek şekilde güvenli hale getirmelisiniz. Sosyalleşme çağına geldiğinde ise arkadaşlarını odasına davet edebileceği büyüklükte bir odası olması onu mutlu edecektir.

Aslan Burcu Özellikleri:

 

NİTELİK: Sabit

 

ELEMENT: Ateş

 

YÖNETİCİ GEZEGEN: Güneş

 

MADENİ: Altın

 

DEĞERLİ TAŞI: Pırlanta, Elmas, Yakut, Sarı Safir

 

RENKLER: Altın Sarısı, Sarı, Turuncu, Kırmızı

dfot

DOT Design Studio by İrem

İrem Bonfil 27 yıl Ertem Ertunga Mimarlık ofisinde ortak olarak iç mimari ve proje koordinasyonu konularında yaptığı çalışmaların ardından 2013’te projelerinde eksikliğini hissettiği dekoratif obje alanında yoğunlaşmaya karar verir.

Koleksiyon istediği kaliteye geldiğinde şirketi  Dot Design Studio by İrem’i kurar. Dot Design hakkında ilk yazı New York Times’ta çıkar. Arkasından Beymen Home Zorlu’da koleksiyon görücüye çıkar.

Amacı yok olmaya yüz tutmuş el sanatlarını ayakta tutabilmek ve o zanaatkarların el becerileri ile kendi dizaynlarını harmanlayarak daha modern ve etnik dizaynlar oluşturmak. Türkiye, Afganistan, Özbekistan gibi ülkelerin takı, boncuk, topaç gibi nesnelerini  kullanarak tasarladığı objeler hem dekoratif hem de evde kullanılabilen tepsi veya lokumluk olabiliyor. Farklı kültürler ,gelenekler ve dinler  içinde büyüyen İrem bütün bunların etkilerini tasarımlarında yansıtmaya çalışıyor.

Koleksiyonun tüm parçaları, ister el oyması ahşap kaseler olsun, isterse de el ile vurulmuş bakır mumluklar veya Afganistan’dan gelen gümüş topaçlar, çeşitli atölyelerde yapılmaktadır. Ürünlere şu anda Beymen Home Zorlu, Cumba collection Bodrum ve İstanbul, NSCI Gift Shop”  Glencoe, İllinois USA, Altıncı cadde plus Palmira Marina Bodrum’da müşterisiyle buluşuyor. Aynı zamanda talep eden müşterilere online satış yapılıp evlerine teslim ediliyor.

dfot

 

Kır Evi Country Cottage Stili

Rahatlığı ön planda tutan, dingin ve huzurlu bir yaşam sunan, kendini tatile gitmiş gibi hisseden ve doğayla iç içe bir yaşam arayanların tercihidir . Country kırsal, yani geleneksel tarz dekorasyon demek; yaşanmışlık, yani bir eskiye gidiş, eski dönemi anımsatan objeler, eskitme masif mobilyalar, farklı bir romantizm, romantik sıcacık evler demektir. Kısacası modernin tam zıttı bir tarzı temsil eder, daha çok kır evi olarak biliniyor ve kökeni Fransa’ya dayanmaktadır. Amerikan Country,İngiliz Country ve Fransız Country en çok bilinenler arasındadır.

Gerçekte “kır evi tarzı” olarak benimsediğimiz hayatın içinden gelen bu stil, şehir yaşamından uzaklaşmak için sıcak ve davetkar havasıyla kucaklayıcı bir etki yaratmaktadır.. Konforlu, rahat, sıcak ve samimi, pastel veya toprak renklerinin hakim olduğu, yumuşak detaylara sahip mobilyalarla döşenmiş dekorasyon olarak tanımlanabilen Country tarzın doğum yeri Fransa olarak bilinmektedir. 17. ve 18. Yüzyılda Fransa dışında üretilen mobilyaları yapan marangozlar, saray ya da asiller için üretim yapmamaktaydılar. Bu nedenle onların ürettiği mobilyalarda daha basit malzemeler kullanılıp, işçilik daha basit tutulmaktaydı. Ahşap malzeme cilalanmak ya da yaldız kaplanmak yerine sadece boyanıp, kimi zaman kendi renginde bırakılmaktaydı. Kullanılan malzeme daha çok meşe, meyve ağaçları, ceviz ve bazen de maundu. Yüzeyler süslenmemekte, cilalanmamaktaydı ama biçim olarak mobilyalar asillerin evlerinden ilham alınmaktaydı. Paris’i hariç, Fransa’nın ‘Provans’ olarak adlandırılan bölgesinde üretilen mobilyaları ve mimariyi referans alan country stiline bugün beyaz mobilyalar, patine zeminler ve ahşap dokular eşlik ederek özellikle kır evi stili olarak bilinen stil günümüzde modern country olarak yeniden şekillendirilmektedir.

Country tarzı uygularken unutulmaması gereken ilk ve en önemli detay; sadelik, ferahlık ve samimiyettir. Daha çok pastel ve toprak renklerinin hakim olduğu ve ayrıca içine doğada bulunan renklerin estiği bir tarz olarak karşımıza çıkmaktadır.

Renk kullanımı

Bir kır stili olduğu için pencereden bakıldığında görülebilecek  tüm doğa renkleri ilham kaynağı olabilecektir. Yeşili, maviyi, çiçek renklerinin güneş ışığında biraz  soldurulduğunda oluşan bu mat renkler desenlerle birleştirilip kullanılır genellikle. Bunlar beyaz, krem veya toprak tonlarıyla kombinlenebilir, pastel renk tonları üzerinde gitmek harika sonuçlar verecektir.

Zemin beyaz, mobilyalar kahverengi, krem ya da toprak tonlarında kurgulandığında genel renk seçiminin yapılırken  aynı renk paleti üzerinde gidilmesi homojen bir etki verecektir. Kontrastlık oluşturulmak  istendiğinde, seçilecek rengin mekanda kargaşa yaratmaması için kontrastlık oranının birbirine yakın tutulması uygun olmaktadır. Evin tamamında ferah ve havadar bir ortam yaratmak için kesinlikle koyu kırmızı, koyu mor gibi tonlardan kaçmak gerekmektedir.

 

Mobilya seçimi

 

 

Country tarzda daha çok açık renkli ahşap malzemeler kullanılmaktadır. Doğal ahşaplar, ceviz, maun en fazla tercih edilenlerdendir. Ayrıca hasır ve bambu mobilyalar da özellikle kış bahçelerinde, teraslarda veya evin herhangi bir köşesinde kullanılabilmekte ve oldukça şık bir hava vermektedir. Büyük kanepeler, yumuşak sandalyeler, cilasız masif mobilyalar, antika objeler, ahşap sehpalar, masalar sayısı çok tutulmadan ve karmaşa yaratılmadan doğru konumlandırma ile bu tarz bir dekorasyonda yerini almaktadır. Tarzın koltukları oldukça geniş, oturma ve yaslanma yerleri tanımlanabilmektedir. Keskin değil yuvarlak hatlı mobilyalar daha sıcak ve samimi etki yaratmaktadır. Her ne kadar eskilerde kaldığı düşünülse de ahşap camlı bir vitrin bu tarzın tamamlayıcısı olmaktadır. Mobilyalarda el işçiliği çok önemlidir. Çok az da olsa oymalar kullanılır ama bu durum genel görünümün sadeliğini bozmamalıdır.

Country tarz bir dekorasyonda, yeniden kazanılmış mobilyalar ön plana çıkmaktadır. Aileden kalma bir konsol ya da eski bir ahşap ustasının elinde çıkmış yemek masası evin en önemli parçası haline gelebilmekte ve eski bir mobilya gerçek kullanımından başka bir amaçla yeni bir işlev kazandırılarak tarzın daha etkin olarak uygulanması mümkün olabilmektedir.

Yatak başı olarak ferforje kullanmak etkili olmaktadır. Beyaz ya da pastel tonlarda boyalı ve eskitmeli olarak kullanılabilir. Salon için ağaçtan bir yemek masası seçilebilir. Üzeri sıfır zımparalanmış ve cila atılmış modeller yerine direkt ağaç görünümlü ve mat cilaya sahip modellerle daha doğal bir görüntü yakalanabilir.

 

Kumaşlar

 

 

Koltuk ve sandalye döşemelerinde, yastıklarda daha çok pamuk, keten  kumaşlar tercih edilmelidir. Düz, çizgili, ekose veya çiçekli desenler birbiriyle kolaylıkla kombin edilebilir.

Minik çiçek desenli kumaşların düz ve açık tonlarda kumaşlarla birlikte kullanılması tavsiye edilir, son yıllarda ayrıca çiçeklilerin pastel baskın olmayan çizgili desenlerle de kullanımı artmıştır…Ayrıca çıkış noktası ile bağlantılı olarak lavanta, zeytin, üzüm ve kelebek desenleri tarza imza atmaktadır. Göz yormayan renklerden oluşturulacak bu desenler evin daimi baharda olmasını sağlayacaktır.

 

Aksesuarlar

 

 

Aksesuar denilince bu stilin iki ana kahramanı vardır; biri ferforje objeler diğeri ise hasır sepetler. Seramik ve topraktan yapılmış aksesuarlar da aralara serpiştirilebilir. Doğal olan her şeyin bu stilde yeri olduğu kesin. Ayrıca mutlaka abajur kullanılmalıdır. Sadece yatak odası için değil salon aydınlatması için de abajur stilin olmazsa olmazlarından biridir.

Büyüleyici porselen tabaklar, eski şapkalar, antika müzik aletleri, aileden kalma objeler, koleksiyon parçaları bu stilin en önemli aksesuarlarıdır. Desenli kırlentler bakır tencereler, hoş kokulu doğal sabunlar, saksılarda canlı çiçekler, yeşillikler dekorasyonu tamamlayan ince detaylardır. Bu tarzda bakırlar, çömlekler, döküm tencereler temel işlevlerinin yanı sıra birer dekorasyon objesine dönüşmektedir. Çekmece ve dolap diplerinde sergilenmeyi bekleyen aile yadigarı objeler, pastel tonlardaki ev tekstilleri ve taze çiçekler bu stilin anahtar parçalarındandır. Tarza uyumlu şamdanlar, mumluklar ve kuş kafesleri kalabalık yaratmamak şartıyla zeminde de kullanılabilmektedir.

 

 

Country tarzla uyumlu detaylar
Beyaz, krem mobilyalar ve özellikle eskitme mobilyalar
Evde bir yerlerde taze çiçek yada koltukta, minderde, perdede çiçekli desen
Bir kuş kafesi objesi, gösterişli şamdanlar, uzun zarif mumlar, fenerler…
Şömine, doğal taş duvar kaplaması
Rustik  taş desenler ve tuğlalar,
Ferforje objeler
Hasır sepetler, ahşap objeler

 

 

Country tarza asla uymayacak detaylar

 

Metal ve dijital objeler
Modern raflı duvar üniteleri
Ses sistemi, hoparlörleri vs gibi ev teknolojilerinin açıkta ve çok göz önünde olması,
Köşe koltuk takımları kullanılması
Lake, parlak kapaklı mutfak dolapları ve tezgahlar tercih edilmesi,
Düz hatlı, metal, modern avizeler, spotlar, aplikler seçilmesi, Fresh bir etki, pastoral bir hava ve romantik çağrışımlar için bu yaz evinizde tam da country tarz uygulama zamanıdır.

dfot

 

2014 Yazı Bizi Bekler…

Bu yazın bizce genel temaları; dokuların ön planda olduğu bir materyal seçimi, renklerde ve desenlerdeki çeşitlilik ve doğa kavramının gerek malzeme kullanımında gerek de tasarımda öne çıkan temalar olması.

Rengarenk

2014 yazı belli başlı markaların kataloglarından da rahatlıkla gözlemleyebileceğimiz gibi tek bir kavramla açıklanmak zorunda olsa “renkli” diye özetlenebilir diye düşünüyoruz. İki ayrı palette ilerleyen bir renk çeşitliliği bu; pastel tonlar bir yanda canlı frapan tercihler diğer tarafta. Kişisel seçimleriniz ve mekanda yaratmak istediğimiz etki bizi bu iki seçim arasında, kendimize uygun olanı seçmeye itecek. Özellikle saks mavisi ve kırmızı gibi iddialı ve göz alıcı renkler, marin temalarıyla ve yazlık evlerde açık renk fon üzerine rahatlıkla kullanılabilecek renkler. Hem döşemelerin üzerinde yer alacak ev tekstilinde, hem de her türlü dekoratif aksesuarda bu yıl bu ikiliyi çok sık yan yana göreceğiz.
Pastel pembeler, yeşiller, maviler aynı şekilde bu yılın gözde renkleri. Siz de huzur veren, içinizdeki çocuğu ortaya koymanızı sağlayacak masalsı ortamlar yaratmak istiyorsanız, pastel tonlarının hafifleten, ferahlatan etkisinden faydalanabilirsiniz. Özellikle outdoor kullanımlarda, gündüz akşam rahatlatıcı bir etki yaratacağınız garanti bu tonları tercih ettiğinizde.
Bu yaz diğer yıllarda çok sık görmediğimiz başka bir renk kullanımı seçeneği de çok gündem de olacak onu da belirtmeden geçmeyelim. Sofra takımlarından, yemek masanızın etrafındaki sandalyelere, yastıklardan, yatak örtülerine kadar yaygın olan bir trend var; rengarenk kullanım. Kırmızılar, yeşiller, sarılar, maviler bir arada kullanılabiliyor bu yıl rahatlıkla. Hatta birçok markanın koleksiyonlarında da bu tür önermeler var. Şezlongdan, sandalyeye, çatal bıçaktan, mutfak eşyalarımıza kadar yansıya bu renk çeşitliliği ile evlerimizde kendi gökkuşaklarımızı yaratabileceğiz. Bu yıl yaz ortamları rengarenk olacak demek yanlış olmaz.
Bu yılın bu rengarenk temasının en güzel yansımalarından biri de sokak kapılarında görülüyor; aynı renk sıkıcı daire veya ev kapınızdan sıkıldıysanız, gün bugündür. En sevdiğiniz rengi veya evinizin dekorasyonuna en uygun olduğunuz rengi dış kapılarınıza uygulamak bu yıl çığ gibi büyüyen bir trend. Neden siz de bir parçası olmayasınız bu akımın? Apartman içindeki bütünlük hissini çok da zedelemen kendinizi ve evinizi en iyi anlattığınız rengi dış dünyaya açmak da özgürsünüz bu yıl. Üstelik bu uzun süredir devam eden ve daha uzun süre de devam edecek bir akım gibi duruyor, hiç çekinmeden siz de katılabilirsiniz.

Ev tekstilinde desen ve doku ön planda

Geometrik çizgiler ve doğa referanslı desenler bu yazın en favori görsel zenginliği bizce. Döşemeden, perdeye her türlü ev tekstilinde bu iki temayı sıklıkla göreceğe benziyoruz bu yaz. Daha romantik country veya provans bir tarzınız varsa o zaman dev kelebekler, bahar dalları, çeşitli hayvan figürleri ile bu yaz çok haşır neşir olacaksınız demektir. Evlere yaz coşkusunu ve neşesini katmanın çok da etkili bir yolu olduğunu düşündüğümüz bu desenlerin bu yıl ki popülerliği en çok hayvan ve doğa dostu yaşam biçimlerini uzun zamandır hayatına katmış kişileri memnun edecek hiç şüphe yok ki. Belki geçtiğimiz yıllarda dev bir kelebeği koltuklarınıza kondurmakta, ya da aslan başlı bir yastığı dinlenme köşeniz için satın almakta zorlanmışsınızdır çok isteseniz de yadırganır, hafif veya çocuksu bulunur diye çekimser kalmış olabilirsiniz. Eğer öyleyse gün sizin gününüz.

Geometrik desenler bu yılın ikinci öne çıkan desen teması. Çiçeklilerin bile nerdeyse bu desenlerle kombin edildiği formlar sıklıkla kullanılıyor bu yıl. Daha modern çizgileri veya İskandinav stil gibi daha sade formları tercih edenler için yazın neşesini yaşamakta uygun bir yol olabilir bu tür kullanımlar.
Kumaş dokuları bu yıl çok gündemde olacağa benziyor, halıdan perdeye tüm ev tekstilinde dokunma hissinizi tetikleyecek malzemeler ön plana çıkıyor. Farklı desen ve dokuların birlikte kullanılması, ya da bazı kumaşların bazı mevsimlere sıkışıp kalması gibi tabular bu yıl tamamen aşılmış gibi duruyor.
Aksine farklı kumaş türlerinin, farklı dokuların bir araya gelmesi ile oluşan yaratıcı kombinler, bu yazın gerçek starları olacak bizden söylemesi.

Ham ahşap, yazın favorilerinden

Gerek bahçe mobilyalarında, gerek ev içi kullanımlarda dekorasyonda bu yaz ham ahşap rüzgarı esecek. Doğal bir sadeliğin yanı sıra, ahşah dokusunun ön plana çıktığı doğal malzemeler yatak odalarımızdan, oturma gruplarına, yemek odalarından, mutfak ve banyo dolaplarına kadar birçok yerde karşımıza çıkacak. Buna zeminleri de katarsak ham ahşap görünümlü yalın dokunuşlar doğayı çağrıştıran zarif esintiler katacak hayatımıza demek yanlış olmaz. Ortama keskin çizgilerle sınırlamalar getirmeyen bu ahşap uygulamalar özellikle döşemelikte vurgu yapılması istenen tasarımlarda ve bol aksesuarla öne çıkan ve buna rağmen karmaşadan uzak durmak istenilen ortamların gözdesi olacak.

Yakın olduğu yalın formların yanı sıra neoklasik veya country koleksiyonlarda da bu yaz sıklıkla rastlaya doğal ham ahşap malzemeler yazı her türlü etkiten ve etkenden uzak doğal yaşamayı tercih edenler için uygun bir seçenek olarak düşüncesindeyiz. Üstelik çağrışımları itibariyle kendinizi özlemini çektiğimiz natürel yaşama daha yakın hissetmenizi sağlayacak. Tabii bu durumda doğal döşemelik kumaşlar uygun kombini yakalamak için diğer önemli bir faktör olarak çıkacak önümüze.

 

Duvarlarınız sizinle aynı dilde konuşacak

Son yıllarda, gerek birbirinden çeşitli duvar kağıtlarıyla gerekse çeşitli kaplama yöntemleriyle duvarlara bir doku kazandırmak oldukça yaygın. Artık neredeyse sınırsız renk ve desen çeşitliliği ile karşımıza çıkıyor üstelik her biri. Önümüzdeki yaz aylarında da bu durum değişmeyecek bir farkla, bu yıl bu koleksiyonlara özel üretim ve kişiselleşmiş ürünler de artık gündemde olacak. Size özel duvarlar, sizin seçtiğimiz tasarım ve desenlerde tasarlanmış, kısacası sadece dili olan değil, sizinle aynı dilde konuşan duvarlar çok popüler. Sevdiğiniz sanat eserinin veya favori temanızın duvarlarınızı süslemesini istiyorsanız bu yıl size uygun ürünü bulmanız hiç de zor olmayacak.

 

Teraryum tartışmasız yazın da gözdesi

Bahçelere açılmak rengarenk çiçekler, davetkar çim alanlar bütün yaz yeni gözdelerimiz olacak hiç şüphesiz. Ama evlerin içerisine girdiğimizde terrarium salgını bu yaz da devam edecek gibi duruyor. Sofra tasarımlarından, balkonlara mutfaklardan banyolara kadar her an her yerde bir terrariumla karşılaşmanız çok mümkün.

 

2014 YAZINDA ÖNE ÇIKANLAR

 

JALE KULİN
Mimar

Renk doku boyut birbirini pek tamamlayan bu üçlü , aslında genel tasarımın temel taşlarından , ancak trend kurbanı olup zaman zaman hayatımızdan siliniyorlar. Bu sezon kuvvetli donüşleri ile daha sıcak ve kimlikli mekanlar yaratabiliyoruz.

Renk

Renk benim için sihirli değnek olmuştur her zaman . Bu sene Türkiye’de, giyim modası akımlarının dayanılmaz renk patlamasına dekorasyon sektörü de katıldı nihayet. Bu yaz favori temalardan yola çıkarsak eğer mercan, turkuaz, fosforlu sarılar, zümrüt yeşilleri, susamışcasına renk, ve daha da renk diyebilirim! Aslında yurtdışında mekanlar eskilerden beri çok renkli ve cesaretli. Genel olarak sıcak iklim kültürlerine de baktığımızda renk karışımlarının çok çeşitli olduğunu görürüz. Meksika, güney Italya, Fransa Alsace bölgesi, Fas mimarileri bunların keyifli örneklerinden. Renk konusunda uzağa bakmaya gerek yok: Doğa başlı başına bir ilham kaynağı..

Doku

Doğa’dan yola çıkmışken mermer ve taş dokuları, yüzeyleri kertilmiş ahşaplar, paslanmış metal, hem modern , hem de “timeless ” mekanlarda çok severek kullandığım malzemeler. İç ve dış mekanlara kattıkları yaşanmışlık duygusundan çok keyif alıyorum. Doğal malzemeler döşeme zorlukları ile karşı karşıya bırakıyor bazen , bu noktada seramik teknolojisinin gelişmesi ile dijital baskı birleşince, ortaya çok başarılı ürünler çıkmakta , artik biz mimarlarin bile burun kivirmayacagi gerceklikte. Bunlara ornek olarak Seranit mermer dokuları, Vitra laminam serisinin metalik 3 mt’lik seramikleri kayda değer imkanlar sunuyor.

Boyut

Renk, doku, boyut aslinda üc silahşorler misali birbirleri ile cok bağlantili, dinamik bir üçlü. Boyutlu , farklı derinlikte taşlar, ahşap paneller tavandan sarkıtılan öğeler, mekana anında karakter katıyor ayrıca akustik olarak da yankılanmayı önlüyor. Bu malzemeler mekanların mimari kurgusunu da belirgin bir şekilde değiştiriyor. Salt Galata’da sinema salonu, Zorlu Performans Sanatları Merkezi boyutlu kaplamanın mimaride belirgin örneklerinden .

Pebble Design
Neslihan Pekcan

Bu yıl tasarım trendleri ve temaları arasında doğaya ve öze dönüş ile farklı malzemelerin birarada kullanımını tercih edeceğiz. Giderek kabalaşan şehir ve kentlerimizden azami ölçüde faydalanırken devamlı değişim, hareket kavramı, fonksiyonellik ile elele ilerlemekte. Alan veya tasarımları yeni amaçlara göre düzenleme tüketicinin esasen ihtiyaclarını gideren tecrübe arzusuna hevesle cazip gelmekte. Ahşap ve endüstriyel metal malzemelerin birlikte kullanımı artarken tasarımlarda çizgisel kontrast yaratmak ön planda. Geometrik formların bir arada kullanılmasının yanısıra açıların mekanlara kattığı kuralsızlık özellikle Pebbledesign’in tercihleri arasında. Mobilyalarda iki boyutun ötesine geçip üçüncü boyutta da farklılıkların yaratılması, parçalanmış birimler yerine farklı malzeme ve formların bir bütün olarak kullanılması da senenin trendleri arasında yerini alıyor.

2014-2015 iç mekan renk paletindeki tasarımları etkileyen ve sıkça karşımıza çıkkacak renkler; yumuşak leylak tonu, koyulaşan eflatun, buğulu pembe tonları, çakıltaşı, kum ve kuvars tonları ile açık – koyu maviler, zeytin yeşili, tropikal yeşil pastel sarı, asfalt siyahi, karbon antrasit tonları, optik beyaz. Bukalemun benzeri özelliklere sahip renkler grubu sürekli degişen kentsel çevremize de uyum sağlıyor.

Lunapark Retail & Product Design
Murat Tamgüç- Bertan Berk

Hawaii gömleklerde görmeye alışık olduğumuz büyük pembe çiçekler, palmiyeler ve papağanlar dekorasyon dünyasına tropik bir esinti katarak metropol insanının hayatına geri dönüyor. Bu yaz cesaretimizi toplayıp iç mekanlarda güçlü renkler kullandığımız, cömert ve büyük hacimli motifleri duvar kağıtlarına uyguladığımız bir yaz olacak.

Öne çıkan renkler; okyanus mavisi, mercan rengi, yaprak yeşili, limon sarısı ve tonları. Doğaya özgü malzemelerin işlenerek yeni formlarıyla dekorasyona dahil edildiği, geri dönüşümlü mobilyaların değer kazandığı bir sezon bizi bekliyor. Dış mekanda hasır mobilya kullanım öne çıkıyor ama her zamanki doğal haliyle değil, Afrika esintisi taşıyan güçlü, canlı renkli örgülerle tercih ediliyor. Cam, ahşap ve metal malzemeler renkli kullanımlarıyla gündemde. Dijital dünyanın dekorasyon dünyası üzerinde yansımasını dijital baskılı aksesuarlarla görebileceğiz. Mobilya artık formundan ziyade üzerindeki baskı ve renkleriyle öne çıkacak.

Begart
Begüm Akdoğanlar

Yaz sezonunun geldiğini canlı renklerin kuşatması altına girdiğimizde anlıyoruz. Modada olduğu kadar dekorasyonda da trendler renk ve desen üzerine kuruluyor. Bu sezon, temel düz renkli mobilyalarımızı dijital baskılı yastıklar, misafir masalarımızı çiçekler, mercanlar, balıklar süsleyecek. Kanaviçe desenlerin, ketenlerin, kotonların birleşimi ile doğallığı yaşarken, renklerin dansıyla ruhunuzun beslendiğini hissedeceksiniz. Cesaretliyseniz kesinlikle turuncu-sarı-fuşya renklerini mobilyalarınızda aynı anda kullanın.

Daha sakin bir görüntüyü tercih edenlerdenseniz, son 2 yıldır favori tasarımların arasında gösterilen ahşap ve metal birliktelikli ya da mermer-boynuz-abanoz gibi hammaddeli çağdaş, çevre dostu el yapımı mobilyaları ve objeleri tercih edebilirsiniz. Hatta kişiselleştirme yöntemi ile sadece size ve ailenize özel tasarımlar hazırlatabilirsiniz.

Bahçe duvarınızı değiştirmek size farklı bir soluk getirecektir. Olduğu rengin dışında bir renge boyayıp, üzerine irili ufaklı, farklı renklerde boyanmış çerçeveler asabilir, içlerine de sevdiklerinizin resimlerini koyabilirsiniz. Ya da eski dönemden kalma, antikacılarda bulabileceğiniz at nalı, anahtar, kapı tokmağı gibi
metallerle mistik bir görüntü elde edebilirsiniz.

Karaköy Junk
Aslı Atamer

Bu sene ahşap, internetin de etkisiyle sanırım iyice sınırlar kalktı ve dekorlar birbirine karıştı. Kilimler (büyük küçük ama renkli) çok popüler, bunların yanına bir tasarım bir de eski obje karıştırıp kullanınca daha modern bir hal alıyor. Genelde eski bir koltuk (ki bu sene chesterfield yılı oldu) ya da tekli antika bir berjer yanına daha modern en eski 70’lerden kaz ayak bir sehpa ya da tekli koltuk ya da puf konulabilir.

Tek tek obje söyleyecek olursam yaza girişten beri flamingolu her şey patladı. Bu figürü çokça göreceğiz. Ahşap eski takı yada gözlük-saat ustalarının kullandığı cok gözlü dolaplar, eski şişeler ve kimya tüplerini de dekorasyonlarda bolca kullanacağız. Bir de artık yemek masalarında da iskandinav ve 70’ler modası geliyor. Bol renkli ve çiçekli desenler göreceğiz.

Yılın rengi bana göre turuncu ve flamingo pembesi olacak dekorasyonda. Bir de terrarium çiçeklerini her yerde göreceğiz.

dfot

dfot

 

 

DUVARLARIN DIŞINA TAŞIYORUZ

 

Mayıs ayı, yaklaşık bir aydır hayatımızda yeniden konuk olmaya karar veren sıcak havaların, gelgitler olmadan, serin esiveren rüzgardan kaynaklı ürpermeler kalmadan, ansızın bastıran yağmur riski kalmayarak, sakinleşip yaşantımızın orta yerine resmi olarak yerleşme ayıdır. Önümüzde yaklaşık 5 ay sürecek upuzun bir açık hava dönemi duruyor, hepimize hayırlı uğurlu olsun. “Çok özlemiştik, hoşgeldi, sefa geldi” dediğinizi duyar gibiyiz. Birçoğumuz kıştan çok bunaldık, belki de bazılarımıza 3-4 ay değil de 3-4 yıl gibi geldi kış ayları. Çok çalıştık, hep koşturduk, yada kendimizi evin çoluk çocuğun peşine adadık, kimimiz spora başladı, bazımız hastalıktan bir türlü kafasını kaldıramadı. Kim olduğumuz veya ne yaptığımız fark etmez, kış boyunca aslında hepimiz eşitlendik. Hepimiz, kendimizi, evlerimizin duvarlarının dışına atmak konusunda önüne geçilemez bir arzuyla yanıp tutuşuyoruz.

 

Belki bir bahar kaçamağı yaptınız birkaç gün bir yerlere kaçtınız, kafanızı dinlediniz. Belki de işten kafanızı kaldıramıyorsunuz, önümüzdeki dönem daha da yoğun olacak üstelik. Belki kızacaksınız ama bu da çok önemli değil, gezip gelmiş de olsanız, ruhunuz doğaya doymuş olmayacak nasıl olsa. Aksine daha büyük bir özlem ve açlık hissedeceksiniz.

 

İşiniz çok mu yoğun? O da sizi durduramayacak iş çıkışı, uzayan akşamlar ve ılık yumuşacık hava sizi kendisine doğru çekip sakinleştirecek nasıl olsa. Tüm yollar aynı kapıya çıkıyor her koşulda. O zaman istikamet tek: duvarların dışına taşacağız başka çaremiz yok.

 

Klasik Bahçe Takımlarından Sıkılanlara

 

Dışarı çıkmak dediysek, gazetelerin aralarından üzerimize düşen kataloglardaki yılların eskitemediği bahçe takımlarından, masa ve sandalyelerden hatta aynı sandalye minderlerinden size de fenalık geldiğini varsayıyoruz. Yoksa yanılıyor muyuz? Bahçe salıncağının bile sanırsınız sadece üç modeli var dünya üzerinde. Bazı balkon grupları var ki aralarında, hepimizde bulaşıcı bir hastalıkmış gibi bir gün her balkonu kaplayacak her bahçeye girecek duygusu uyandırıyor insanda her görüşte. Bilimkurgu filmi çekiyoruz da zamanın hiç akmadığı bir boyuta sıkışıp kaldık gibi hissetmiyor musunuz siz de onları görünce?

Evet belki ekonomikler, belki kullanışlılar, dayanıklılar ama bırakın evimizde onları görmeyi, katalog ya da dergi sayfalarından bile bıyık altı size gülüyorlarmış gibi gelmiyor mu size de? Replik de belli, eski Türk filmlerindeki kötü adam jargonu: “Bir gün hepiniz benim olacaksınız !” Tamam biraz abarttık kabul. Bütçeden de çok bağımsız bir şey söylüyoruz aman bir yanlış anlama olmasın. Çok pahalı markalarda da aynı klişeye sık sık rastlıyoruz zaten, o yüzden olaya bütçeden bağımsız bakmak lazım. Sıradan olmayalım, bir tarzımız kalsın tek istediğimiz bu ve bunu duvarların dışına çıkarken de koruyalım, hem kendi hem de dışarıdaki-
lerin göz zevki için.

Hepimizin vardır evde favori mobilyaları, okuma koltuğu, tv seyrederken ayağını uzattığı pufu veya kahve içmeye bayıldığı sehpası…Onları da beraberinizde bahçeye çıkarmaya ne dersiniz?

 

Açıktaysa korumak gerekir elbette bu mobilyaları ama elinizi korkak alıştırmayın, unutmayın fazla ağır olmayan herşey içeri dışarı yapmak suretiyle de, nemden kirden korunabilir, kullanmadığınız zamanlarda üzerlerini örterek onları korumaya
alabiliriz. Hadi karar verin okuma koltuğunuz mu, tv seyrederken ayaklarınızı uzattığınız pufunuz mu? Sizin vazgeçilmeniz hangisi?

İçeride Yaratmaktan Korktuğunuz Kombinleri Burada Deneyin

 

Madem dışarı çıkmak özgürlük biraz da, o zaman kendinizi sınırlamayın. Sevip de bir türlü sergileyemediğiniz objelere el atın. Atamadığınız babadan kalma valiz, dergilik, fazla renkli mutfak tepsisi, tek kalmış emaye tabaklarınız, beğenip internetten sipariş verdiğiniz evinize uymayan çiçekli komidininiz, açık hava ortamlar yaratıcılığınızı kullanmak için sizi bekler. Aksesuar konusundaki sınırsız özgürlüğünüzü anlatmaya gerek yok sanırız.

 

Mutlaka Tekstil Kullanın

Bahçe balkon işi, sıkılmaya üşenmeye gelmez, saksılarınızı renk renk çiçeklerle donatmak ne kadar zaruretse dışarı çıkmanın hakkını vermek için, güzel bir masa örtüsü, sedire yayılan yastıklar, etrafa serpiştirilen minderler, ürperince üzerinize alabileceğiniz şallar da bir o kadar zorunluluk açıkhava macera sevenleri için. Kirlenecek bozulacak bahanelerine sığınmaya gerek yok, hiçbirşey sonusuza kadar bizimle yaşamayacak nasıl olsa.

Yaz Sofrası Farklı Olur

Hakkının verilmesi gereken konulardan biri daha, haydi buyrun bakalım. Yaz akşamları malum uzun, sohbet muhabbet güzel ama güzel bir sofra kurulmayacaksa resmin bir tarafı hep eksik demektir. İnsanlara yorgunluklarını aldıracak eğlenceli, renkli, cıvıl yaz sofraları için lezzet yetmez görsellikte sınıfı geçer olmalı havaya kolay girebilmek için. Bizden söylemesi.

Dışarıda Yapacağınız Düzenlemelerde Çocukları İhmal Etmeye Gelmez

Güvenlik kurallarından bahsetmiyoruz yanlış anlama olmasın, bu uzun ve bizi aşan bir konu olur. Biz çocukların iyi vakit geçirmesi için dış mekanlarda yapılması gereken düzenlemelerden bahsediyoruz. Oyun evi de olur, küçük bir çadır da, şişme havuz da iyi fikir, minik bir kaydırak da, hatta terasın köşesine yerleşmiş küçük bir top havuzu da, adını siz koyun. Keyfini onlar çıkarsın. Yeterki onları ihmal etmeyin.

Bahçesi, Terası, Balkonu Olmayanlar Için

Arabanızın bagajında veya evinizin giriş kapısının yanında hemen kendinize bir alan açın. Alın açılıp kapanan sandalyenizi masanızı, sahiller, ormanlar parklar sizi bekler. Güzel bir piknik sepeti, masa seti, birkaç yer minderi veya battaniyesiyle bu keyfinizi taçlandırın. Unutmayın ince ve keyifli detaylarkısa mutlulukları taçlandırır. Yaratacağınız minik ritüeller sizin ve çevrenizdekiler için keyifli zaman geçirmenin reçetesi haline dönüşebilir.

 

dfot

dfot

 

Biz, Sizin Bildiğiniz Annelerden Değiliz!

Evimizi de severiz, dış dünyayı da. Kendimizi de severiz, çocuklarımızı da.

Bu Devirde Anne Olmak Zor Diye Düşünenlere Cevabımızdır: Biz, Sizin Bildiğiniz Annelerden Değiliz!

Birçok konuda olduğu gibi annelik konusunda da şanslı bir kuşak olduğumuzu söylemek yanlış olmaz diye düşünüyoruz, siz ne dersiniz? Evet bu fikre karşılık birçok alternatif veya karşıt düşünce de ortaya konulabilir. Bu çağın anneleri bir koltuğa çok karpuz sığdırıyorlar, zorlaşan şehir yaşamı, ekonomik koşullar, çevre faktörünün çocuk üzerindeki etkisinin artmasıyla zorlaşan çocuk büyütme süreci vs vs…”Neresi şanslı bu çağın annelerinin?” diyenler de olacaktır. İşte bu yüzden başlık attık biz de “Biz sizin bildiğiniz annelerden değiliz!” diye.

Biz bu çağda yaşayan annelerin (hangi kuşağa ait olduğu da fark etmez) yadsıyamayacakları iki önemli gerçeklik var, işe onlardan başlayalım öncelikle: 1) Kendi seçimlerimizi yaşıyoruz her durumda
2) Dünya o kadar küçüldü ki günümüz koşullarında; öğrenmek, sorgulamak, değerlendirmek istersek, önümüzde sınırsız bir dünyanın kapılarının açıldığını görüyoruz. Peki bunlar gerçekten birer “Nimet mi, yoksa lanet mi?” gerçekte sorulması gereken soru biraz da bu aslında.

Seçeneğinin olması insanı rahatlattığı kadar, her an kendisini sorgulamasına da neden olan bir özgürlük aslında. Bu yüzden biraz ateşten gömlek, bunun farkında olduğumuzu itiraf ederek başlayalım işe. Az önce bahsettiğimiz ikinci madde de bu gerçekliğin yangına körükle giden versiyonu, onu da kabul edelim baştan. Yetişkin olup yaptığının sonuçları ile yüzleşmeyi, sürekli kendini sorgulamayı, değişen doğrularla ve gelişen ani durumlarla baş etmeyi de yüklüyor omuzlarımıza. Sanki anne olmak en basit durumda bile, yeterince zor değilmiş gibi…

Kaç çocuk yapmalıyım? Nasıl bir iş hayatım olmalı, ya da olmalı mı? Nasıl bir evde oturmalıyım? Bu kararları alırken eşimle nasıl bir işbirliği içerisinde olmalıyım? Çocuğu nasıl büyütmeliyim; annemin iyi yaptıkları, yapamadıkları neler? Hayatına nereye kadar, nasıl müdahil olmalıyım? Nerelerde geri kalıp, nerelerde kapı gibi onun arkasında durmalıyım? Benim tarzım veya hayat seçimlerimin onun karakterinin şekillenmesinde olumlu veya olumsuz yanları neler? Doğal akışa teslim olmayı ve kontrolü bırakmayı hangi noktada kabullenmeliyim? Kabullenmeli miyim? Çocuğumun benim istediğim kişi değil de, onun mutlu olacağı kişiye dönüşmesinde ne derece başarılı olacağım?

Doğru beslenme, doğru yaşam alışkanlıkları kazanma, doğayı, hayvanı, kısacası dünyayı seven bir insan olarak yetişmesi konusunda ne derece başarılıyım? Teknolojiyle arası nasıl olmalı, ya da sanatla, sporla? Fırsat vermesem olmaz, versem fazla mı gelir hepsi? Yetenek gelişir mi, yoksa yetenekli mi doğulur? Nasıl keşfedilir? Güçlü olsun isterken onu çaresiz kılar mıyım, fazla üstüne düşersem de kendi kendine yetemeyen biri mi olur çıkar? Çok şımarırsa, ayakları yere basmazsa sonra, ne istediğini bilmezse? Çok sıkarsam yargılanmış hissederse kendini sürekli, güveninin inancını kırarsam?

Bu sorular daha bıraksak sonsuza kadar gider farkındayız. Çekinmeyin itiraf edin, birçoğu bir hafta içerisinde defalarca aklınızdan geçmiştir ve geçmeye de devam ediyordur zaten. Çocuğunuzun yaşı ne olursa olsun, siz kendinizden ne kadar emin olursanız olun, annelik sonsuz bir emin olamama duygusu heralde finalde. Eskiden böyle değildi oysa ki, çizilmiş doğrular, sosyal yaşamın getirdiği belirli şablonlar ve sorgulanmadan uygulanan eskiden kalan metodlarla, bir seçim değil bir yaşam biçimiydi annelik.

Şimdi durum o kadar basit değil elbette, sırf yeni annelerden, çocuğu küçük olan genç kadınlardan bahsetmiyoruz yanlış anlama olmasın sakın. Bu çağın anneleri, hangi jenerasyona ait olduklarından, kendi yaşlarından ve çocuklarının yaşlarından bağımsız olarak, eski dayatma ve kabullerden çok uzakta bir ilişki geliştirip yönetmeyi öğrenmeliler çocuklarıyla. Birlikte öğrenmeye, sürekli değişmeye ve mutlak paylaşıma yönelik bir vizyon benimsemeliler çocuğuyla ilişkilerinde. Yoksa ilişkiler sünüyor, kavramların içi boşalıyor, ilişkiler dayatmalardan ileri gidemiyor.

Aslında bu yüzden de bu kadar keyifli bu çağda anne olmak, sürekli gelişiyorsunuz, öğreniyorsunuz, yenileniyorsunuz ve koşulsuz sevmenin lüksünü yaşıyorsunuz. Bir anne için çocuğunun hayatının önemli bir parçası olabilmek, onu yaşam boyu destekleyebilmek, sevinçte ve üzüntüde ona koşulacak ilk adres olmak kadar büyük bir tatmin yok hayatta.

Bu yüzden diyoruz ki biz sizin bildiğiniz annelerden değiliz. Peki nasıl bir anneyiz? Onu da bilmiyoruz. Çünkü biz de kim olduğumuzu çok iyi bilmiyoruz, dün bildiğimiz bugün yalan olabiliyor çünkü sürekli değişip gelişiyoruz. Tek bildiğimiz mutlak doğrumuz; koşulsuz sevgimiz ve mangal gibi yüreğimiz.

 

dfot

dfot

İKİ TEKER ÜZERİNDE BAŞLAYAN BİR TASARIM YOLCULUĞU

Yaz, kış farketmez, her zaman en kullanışlı ve en keyifli araçtır bisikletler. Hele ki yaza bu kadar yaklaşmışken, artık kilitleri çıkartıp bisikletlerinizin tozunu alma vakti gelmiş demektir. Kuşkusuz ilk alınan bisikletin yeri bir başkadır. Bir sürü maceranın ilk adımı onlunla atılmamış mıdır? İlk sürme denemeleri, ilk yaralar, yokuştan inerkenki o ilk heyecan…Kimi zaman kalabalık arkadaş grupları kimi zaman da yalnızlığın tadını çıkarmanın en keyifli yoludur bisiklet yolculukları. Özellikle açık havada yapılan bir bisiklet turu, bize tabiatın tüm güzelliklerini içimize sindire sindire seyretme imkanı vermez mi? Hele ki artan stres ve doğadan iyice uzaklaşmış bir toplum olma yolunda ilerlediğimiz şu günlerde, bisiklet demek; “özgürlük ve iç huzurun bir temsilcisidir” desem yanılmış olmam sanırım. Siz ne dersiniz?Motto Tasarım bu ay, hayallerinin ve tutkusunun peşinden giden,
ATELİER ALTAİR TELİAN’nın yaratıcısı, Yiğit Kuyulu’nun Galata’daki Atölyesine konuk oldu. Sanatın, tasarımın, yeteneğin, mütevaziliğin ve samimiyetin birleştiği bu atölyede yapılan her bir bisiklet kişiye özel bir tasarım. Onların sadece araç olmadığı aynı zamanda bir sanat objesi de olabildiğinin kanıtı bu atölye.

 

Kendinizden biraz bahseder misiniz?

Bahçeşehir Üniversitesi endüstri mühendisliğinden mezun oldum. Nurus’ta marka müdürü asistanı olarak çalıştım. Daha sonra yüksek lisans eğitimim için Milano’ya taşındım. Domus Academy’de Business Design eğitimi aldım. Neil Barrett’ta grafik tasarımcısı ve pazarlama müdürü asistanı olarak çalıştım. Neil Barrett’ta çalıştığım sürece kendimi moda fotoğrafçılığında da geliştirdim. Çalışmalarımdan bazılarını Wallpaper Magazine de görebilirsiniz…

Atelier Altair Telian fikri nasıl şekillendi?

Bisikletin her daim beni cezbeden bir tarafı olmuştur. İtalya’nın ve Fransa’nın kasabalarında dolaşıp bulduğum çeşitli bisikletlerin zaman içerisinde garajımda büyük bir hazineye dönüştüğünü gözlemledim. Türkiye’ye sanat ve tasarım yapmak için döndüm ve sahip olduğum bu hazineyi tasarımla harmanlamak için bu atölyeyi kurdum.

İlk  bisikletinizi nasıl yaptınız? Eminim çok  ayrı bir yeri vardır sizin için…

İlk bisikletimi İtalya’da kurguladım. Önceleri orada çok bisiklet çaldırdım. Bisikletinizi bir gece çaldırır, ertesi gün pazarda 25 Euro’ya satın alırsınız. Ben bu geleneğin bir parçası olmak istemedim. Bisikletim çalınmasın diye özel kilit sistemleri tasarladım. Kendi bisikletimi onu benim dışımda kimsenin kullanamayacağı şekilde tasarlamak istedim.

Bisiklet tasarımcısı Türkiye de çok yeni bir kavram. Dünyada çok var mı örnekleri? Sizin de takip ettiğiniz veya tasarımlarını beğendiğiniz bir tasarımcı var mı?

Türkiye de meraklı bir iki arkadaşım var fakat ilk atölye biziz. Dünya da çok var örnekleri. İskandinav ülkeleri , Oregon dan , Japonyo dan tasarımcıları beğeniyoruz. 70’ler Avrupası yarış bisikletleri ve bu dönem atölyelerde üretilen bisikletleri etkileyici buluyoruz.

Tarzınızı nasıl açıklarsınız?  

Yüksek kalitede ürün sunmak bizim için önemli. Son dönem yüksek teknoloji ürünleri bizi yansıtmıyor. Introperspektif bir bakış açısına sahibiz. Her zaman basitliğin ihtişamından yanayız. Bisikletlerimizi tamamlayan minimalist dokunuşlardır.

Altai̇r Teli̇an için aklınızdakilerin tamamını  gerçekleştirebildiniz mi? Sizi heyecanlandıran yeni fikirler veya projeler var mı yakın planda? 

Bisikletlerimizin artık kendi döngüsü var. Kaynağından boyasına hepsi tek tek işlenmekte. Fakat atölyemiz sadece bisikletlerle sınırlı değil. Bunun yanı sıra t-shirt, aksesuar tasarımları da mevcut. Uzun vadede ise bir başka tutkum olan tekne tasarlamayı planlıyorum. Domus Academy de tezimi yat tasarımı üzerine yapmıştım ve bu tutkuya adım adım yaklaşmak beni mutlu kılıyor.

Kendi yaptığınız bir bisikletle dünya turu yapmak ister miydiniz? 

Hayır. Biz yaptığımız her bisiklete tasarım gözüyle bakıyoruz. Onlara evinizde, galerinizde bir heykel gibi bakabilirsiniz; çünkü onlar sizin hayal gücünüzle şekillenecek. Yahut şehrin sokaklarında insanlar işten evine dönerken o iki tekerin dönmesini isteriz.

Okuyucularımız size nerden ulaşabilirler, tasarımlarınızı sergilediğiniz bir yer var mı?

Atölyemiz randevu sistemiyle çalışmaktadır.
Bize mail adresimizden; ‘info@altairtelian.com’dan ulaşıp randevu alabilirsiniz.

Peki, bisiklet meraklıları için  nasıl bir ipucu verirdiniz?

Kendi bisikletinizi kendiniz yapın. Bırakın o da sizin kişiliğinizin bir parçası olsun. Bunun için ayrıca Bisiklet Atölyesi adlı bir projemiz de var. Kafanızdaki tasarıma kendi emeğinizle sahip olabileceğiniz bir ortam yaratıyoruz.

Son olarak Motto’nuz…

Bisiklet herkesi gülümsetir.
dfot

dfot

 

ŞEHRE ÇAĞDAŞ VE ZARİF BİR ORTAMDAN BAKMAK İSTEYENLERE

 

Avant-garde şehrin tam kalbinde zarif ve çağdaş bir otel, Mandarin Oriental. Şehrin en popüler bulvarlarından Passeig de Gracia bulunan otel, 20. yüzyılın ortalarında kalmış bir binanın ödüllü tasarımcı Patricia Urquiola’nın yenileme projesiyle yeniden hayat bulmuş. hizmete girmiştir. Bu otelde, ödüllü bir spa, Blanc Brasserie & Gastrobar sayesinde yenilikçi yemek imkanı ve Carme Ruscalleda’nın  iki Michelin yıldızı ödüllü yemeği dahil olmak üzere olağanüstü hizmet ve olanaklar sunmaktadır.

Otelin tasarımını, daha önce de belirttiğimiz gibi New York Museum of Art koleksiyonlarının daimi parçası olan ödülü bulunan İspayol tasarımcı Patricia Urquiola yapmıştır. Yeni oda ve dekorları oluşturmak için yeniden görevlendirilen Urquiola, avant-garde ve kozmopolit tasarımlarını sürdürmüştür.

Bu yeni konspette Urquiola, avant-garde Avrupa tatları ve geleneksel oryantalist stiller arasındaki harmonik bağlantıyı, Cumhurbaşkanlığı ve Penthouse odaları içinde genişleterek, otel için özel olarak yaptırılan hidrolik mozaikler ve sanat eserlerine, Katalan modernizminin yeni yorumlarını kattı.

Yeni suitlerde, konukların kendilerini evlerinde hissetmesi için gerekli servis hizmeti için bütün detaylar düşünüldü. Bu detayların birkaçından bahsedecek olursak, Urquiola, odalarda tekstil ekranlar, Tai-Ping halı ve Urquiola Studio tarafından tasarlanmış benzersiz mobilya parçaları kullanarak, esnek boşluklar yarattı.

Geniş suit boyutlarıyla dikkat çeken otelde, Junior Suitler 55 m2’den başlıyarak Premier Suitler’de bu boyut 124 m2’lere çıkıyor, bu ölçülerde odalarda isteğe göre kolayca 2-3 yataklı konfigürasyonlar uygulanabiliyor. Tavanlara, aydınlatmaların ve gün ışığının her iki taraftan kusursuzca birleşmesi için ekstra yükseklik verilmiştir. Tavandan yere kadar yapılmış pencerelerde ferah ve modern bir görünüm oluşturmak için soluk ve karanlık duvarlarını tamamen zıt juxtapose renkler seçilmiştir. Ortamın sıcaklığını vurgulanmak için ise bronz detaylar kullanılmıştır. Zeminde meşe ahşap kullanılırken parlak renkli kilimler tercih edilmiş.

Otelin en önemli suiti olan Barcelona süitte açık jakuzi ve solaryum ile tam 123 m2’lik teras vardır. Diğer suitlerde Barcelona Suite nazaran daha küçük özel teras veya balkon, yanı sıra çalışma alanları, soyunma odaları ve özel akşam gelen iş toplantıları için modüler özellikli  yaşam alanları vardır. Renkli ve opak cam içinde kapalı, zarif bir spa atmosferini yaşayabileceğiniz geniş banyolar vardır.

Milano’da Urquiola Studio tarafından bir koleksiyon olarak oluşturulan özel parçaların yanısıra, lambalar Flos, sofalar ve masalar Moroso, Husk sandalyeler B&B, stool’lar EMU ve mozaikleri Mutina tarafından tasarlanmıştır.

 

dfot

dfoit_mayis
DUVARLARINIZI KİŞİSELLEŞTİRMENİN VAKTİ GELDİ…

Özel tasarım sanatsal duvar kağıtlarımız ile mekanlarınıza benzersiz bir atmosfer katabilir, aynı zamanda duvarlarınızı birbirinden değerli sanatçıların tablolarıyla süsleyebilirsiniz.
Zamanın en değerli kavram haline geldiği günümüzde, showroom, galeri, sergi gibi mekanları ziyaret ederek tüm sanatçıların ve tasarımcıların çalışmalarını görmek neredeyse imkansız hale gelmiş diyebiliriz. Nishdecor olarak, kendi markaları olan Nishart ile; yaptığı işlerle dünya çapında beğeni toplayan, ressam, illustratör, fotoğraf ve grafik sanatçılarının eserlerini ortak platformda bir araya getirerek, web sitesi üzerinden sanatseverlere ulaşmasını hedeflemişler. Çok da iyi yapmışlar.
‘Dünyadaki trendler değişiyor. Kurumlar ve kişiler artık kendini ifade etmeye ve bireyselciliğe yöneliyor. Dünyada çok az sayıda verilen böyle bir hizmet ile bireyler de mekanlarında kendi kişiliklerini tam anlamıyla yansıtma olanağına sahip oluyorlar.’ şeklinde özetliyor. Faaliyet alanlarını genel olarak sipariş üzerine üretilen özel sanat eserleri, portreler ve grafik enstalasyonları konusunda uzmanlaşan görsel ambians atölyeleri, zevk sahibi özel müşterilere, kurumlara ve mimarlara hizmet vermekte.
NishArt dev duvar resimleri, soyut portreler, aile freskleri, dekoratif uygulamalar, enstalasyonlar, Bizans ikonalarının reprodüksiyonları, antik freskler, büyük ölçekli projeler için fine-art baskı, yağlıboya/akrilik tablolar, fotoğraf çalışmaları ve serigrafi işleri gibi geniş bir stil ve teknik seçeneği sunuyor müşterilerine. Tek yapmanız gereken onlara ulaşmak ve ne istediğinizi tam olarak anlatmak. Hem ev hem de işyerlerimiz için farklı seçeneklerde sınırsız bir dünyanın kapılarını bize aralayan Nish Art sayesinde tek yapmamız gereken yaratıcılığımız ve hayal gümüzü kullanarak düşledğimiz mekanın ne olduğunu kurgulamak. Gerisini onlar hallediyorlar.
dfoit_mayis