motto

ACADEMİE LEON

Bir resim ve heykel  atölyesi,sanat kitaplığı,mimari çizim ve maket hazırlama olanağı sunan çok yönlü bir sanat platformu; ACADEMİE  LEON

Hatırlarsanız geçtiğimiz sene SUMAHAN, Bast Home’a kapılarını açmıştı. Avrupa’da pek çok örnekleri olan komün hayatının, İstanbul’daki en güzel örneği desek yanılmış olmayız sanırım. Sumahan’da sanatçıdan yazarına, yönetmeninden reklamcısına  tüm sakinleriyle herkesin yaşamak isteyeceği samimiyette ve yaratıcılıkta  bir  hayat sürdürülüyor. Karaköy’deki meşhur Bankalar Caddesi’nin üzerinde lambacıların, yedek parçacıların, bankaların arasında kalmış eski bir bina burası. Dıştan baktığınızda sizi kendine hayran bırakmıyor ancak içeri girdiğinizde bambaşka bir dünyaya ayak bastığınızı  duvarlardaki çizimlerden,ortak yaşam alanındaki tüm detaylardan Karaköy’ün  en mahrem yaşam alanına girdiğinizi hissediyorsunuz.Geçtiğimiz yıl çekim için bizi Elçin Hanım karşılamıştı.Tüm gün boyunca yol göstericimiz olmuş , kırk yıllık dost misali tüm samimiyeti ve güler yüzü ile Sumahan’ın tüm kapılarını açmıştı bizler için.Çekim sonrasında ise onun asıl  mabedi olan Academie Leon’u  göstermesiyle o günden beri aklımın bir köşesine kazınmıştı burası. Bir gün yeniden ziyaret edeceğimi biliyordum. Kültür ve Sanat Platformu olan Academie Leon’a adım attığından itibaren muhteşem bir Aura sizi karşılıyor. Bir tarafta heykeller,bir tarafta çizimler,diğer yanda aile yadigarı eski bir çalışma masası ,hemen arkasında yeşilliklerle sarılı kendi yaptığı bir salıncak.Kitaplarla ve sanat eserleriyle dolu hayallerin ötesinde bir mekan yaratılmış. Dileriz Elçin Hanım ve Sumahan ailesi bu güzel işlerle bize ilham kaynağı olmaya devam ederler…

 

  • Sumahan’la tanışma maceranı anlatır mısın bize?

Sumahan çok önceden birtakım etkinlikler ile ve birazda anlayışını duyduğum bir yerdi. O zamanlar keyifli bir yer olacağını hayal ettiğim ama aradan yıllar geçip bir ilan ile yeniden karşıma çıktı. Anlayış olarak İstanbul standartlarında hayal ettiğimin ötesinde bir yer olduğunu görmemle burada yeni ve ilk işimi oluşturmaya karar verdim .

 

  • Academie Leon’u yaratmak hep var mıydı aklında ? Ders verme fikri nasıl şekillendi?

Leon aklımda hep vardı …Yıllardır vardı ama biraz kendim için düşündüğüm bir yerdi. Aynı zamanda da insanlarla sanat paylaşabileceğim bir yer olsun ama şöyle böyle olsun diye yaptığım tariflerden uzaklaşmadan yapmak için oldukça secici ve yavaş davranmak istiyordum ki ardından Sumahan ve buradaki oluşumum beni geçmişte de verdiğim bilgi paylaşımı halime daha çok zaman tanıyan bir hayatı da tanıştırmış oldu ve dersler verilmeye başarılar kazanılmaya devam edildi…

 

  • Spontane önünden geçip burada vakit geçirmek, atölyeye katılmak mümkün mü?

Kesinlikle mümkün , genellikle seyahatler dışında atölyede geçiriyorum zamanımın büyük bir bölümünü. Herkese her zaman kapım açık. Sıcak bir çay veya kahve bulabileceğiniz sanat kokan bir mekan burası. Katılmak katkıda bulunmak isteyen herkesi bekleriz…

 

  • Atölye programlarından biraz bahseder misin?

Atölye de genellikle workshoplar’dan oluşuyor. Bunlar kişi sayısının minimumda tutulduğu bazen ailelerin hep birlikte katılabildiği veya arkadaş gruplarının başka arkadaşları için veya kendileri için oluşturdukları gruplardan bazen de  tamamen harici kişilerden programa uygun katılımlardan oluşuyor. Gruplar çoğunlukla teknik resim karakalem heykel minyatür heykel gibi alanlarda yoğunluklu olarak çalışmalarımız sürmekte. Bunun dışındaki  birebir ilgilenebileceğim 1-2 kişilik ders günlerinde ayrıca öğrenmek istedikleri alan ile ilgili ders yapıyoruz. Birebir yetenek keşfetme dersleri de diyebiliriz buna.Daha önce eğitimi hiç olmayan kişilerin de burada rahatlıkla kendi içlerinden bir şeyler bulabilirler..

 

  • Gerçekleşecek en yakın etkinlik ne zaman?

En yakin etkinliğimiz 21 Şubat Çamur , şarap günü ! Ardından bir sonraki hafta İstanbul’da mimarlık tarihi konferansımız var.Sonrasında her hafta sürecek olan sembolizmalar ve sanat felsefesi dersimiz başlıyor .

 

  • Bir heykel üzerinde çalışırken sana en büyük ilham kaynağı olan şey nedir?

Hissetmek ! Duyguyu ,duyuyu kişileri,enerjileri ,frekanslarını içlerinde sıkışan hareketleri ile  tarzları ile bir türlü dışa vuramadıkları ve bunu hissedip aradıkları hisleri gördüğüme inanıyor,bunları seyretmeyi bu duyguları materiale aktarabilmeyi çok seviyorum…

 

  • Karma sergilerde yer aldığını biliyorum,peki kendi kişisel sergini açmayı düşünüyor musun?

Açıkçası kendi atölyem ve Sumahan’nin koridorları benim ve tüm arkadaşlarımın bitiş tarihi belirli olmayan sergisinden ibaret . Fakat çok kısa bir süre sonra yeni bir projem olan ‘Sumerian’ serisini sizlerle paylaşacağım…

 

  • Yüzük tasarımların hakkında neler söylemek istersin?

Yüzükler her yeni oluşum gibi beni heyecanlandırıyor. Ama yüzük demek istemediğim bir mücevher demekte istemediğim başka bir oluşum. Hazırlıklarım devam ediyor, çok yakında herkesle paylaşacağım! Daha önce olmayan felsefesini izleyiciyle paylaşmaya başladığım günden beri hayat bunu yapmam konusunda bana çok yol gösterdi.

 

  • Ve son olarak Motto’n…

Seni duyuyorum  yalnız değilsin .

 

 

Meral Uyanık Koca

 

dfot

TERRARİUM  HOUSE – BURÇİN YILMAZ RÖPORTAJ

Yazın en kavurucu ayı sonunda geldi, hal böyle olunca akılların bir karış havada olması da  kaçınılmaz! Kimi tatil planları peşinde kimi evlilik hazırlıkları içinde,kimisi de gıpta ettiğimiz işlerin izinde,hayallerinin peşinde…İşte ben de tam bu esnada,tatil halüsinasyonlarımın ortasında  ful konsantre olmaya çalışırken keşfettiğim yarattığı harika fikirlerle insanı hayal alemine sürükleyen Terrarium House’un  dünyasına dalmış bulunmaktayım.Bu öyle bir serüven ki her hikayesi bir diğerinden farklı.Minyatür maketler ile yaratılan kocaman bir dünya ! Burada tek bir kural geçerli o da hayal kurmak . İşi farklı kılıp,eğlenceli hale getiren şey ise hayallerinizi terrarium’larla harmanlayıp onları canlı kılabildiğiniz  fantastik bir dünya sunuyor olması.Adeta bir hayali takip etmek ,peşi sıra maceralara çıkmak gibi bir şey .

Motto Tasarım, Terrarium Huse’un yaratıcısı Burçin Yılmaz’ın  fantastik dünyasına misafir oldu bu kez.Yaptığı kişiye özel tasarımlarıyla, hayalleri canlandırmakla kalmıyor aynı zamanda tamamen sizin yaşatacağınız bir dünya kurmanıza da yardımcı oluyor. Ailenizle geçirdiğiniz güzel bir hafta sonu, en sevdiğiniz diziden bir sahne, unutamadığınız safari maceraları, balayı anılarınızdan bir kesit, büyük aşkınızla tanıştığınız o an, çocukluğunuz, gençliğiniz veya bir türlü cesaret edemediğiniz hayalleriniz… Her biri Terrarium House’un tasarımlarında hayat buluyor.

 

  • Kendinizden biraz  bahseder misiniz?

 

Bitki ve maket aşığı  biriyim. Küçük yaşlarda başlayan maket ve minyatür merakımla, sonrasında kendimi içinde bulduğum sukulent dünyası ve bonsai sanatı  markamın oluşmasında rol oynadı.

 

 

 

 

 

 

  • TERRARİUM HOUSE’u diğer  markalardan ayıran en büyük özelliği içinde bir hikaye barındırıyor olması.Bu minyatür maket kullanma  fikri  nasıl çıktı ortaya?

Her şey hayal ederek başladı ve ilk Terrarium House tasarımları benim hayallerimle şekillendi.  Bonsai sanatı bana insan figürlerini ve bu minyatür ağaçları bir arada kullanarak hikayeler yaratma fikrini verdi. Gazetelerin karton maketler dağıttığı dönemlerden gelen bir maket ve minyatür figür merakım vardı ve ilgilendiğim bir alandı maketçilik. İnsan figürlerinden sonra el yapımı figürlerle de çalışmaya başladım. Masa, ev, sandalye, çit, deniz, göl gibi. El yapımı çalışmalar bu işin en çok zaman alan ve emek isteyen aynı zamanda da en eğlenceli kısmı benim için. Yaptığım işte beni güdüleyen şeyse tasarımlarımın insanları mutlu etmesi oluyor. İçinde bulunduğumuz günlerde, aylarda ya da yıllarda gülebilmek güzel şey. Müşterilerimin hayal kurmayı ve yeşili seven, başlarını elektronik cihazlarından kaldırıp yeşile dokunmak isteyen ve betonlaşmış çağın henüz öldüremediği  insanlar oluğunu düşünüyorum.

 

  • Burada  işler nasıl ilerliyor? Bizi biraz bilgilendirebilir misiniz,neler yapılıyor,nasıl bir süreçten geçiyor siparişler?

Tasarımların her biri ayrı bir hikaye anlatıyor. Hikayeye uygun bitki, figür ve el yapımı maket seçimleriyle tasarımları oluşturuyorum. Önce siz bana hayal ettiğiniz bir ortamı ya da bir anınızı anlatıyorsunuz. Örneğin, unutamadığınız bir kare, ailenizle geçirdiğiniz bir tatil, bir diziden ya da filmden bir sahne… Tasarıımı birine hediye etmeyi düşünüyorsanız onu anlatan bir tasarım da oluşturulabilir. Hikayenizi dinledikten sonra maket oluşturma süreci başlıyor. Bu süreçte figürlerin el boyamaları ve  el yapımı maketler hazırlanıyor. Sonra da  tercih edeceğiniz tasarıma uygun bitki ya da bitkilerle tasarımınızı tamamlıyoruz. Bitkinizin ve dolayısıyla tasarımınızın daha uzun ömürlü olabilmesi için ihtiyaçlarını karşılayabileceğiniz bir bitki seçmelisiniz.

Bitki seçimi bu işin en hassas ve önemli kısmı aslında. Tasarımları oluştururken bitkilerin uzun ömürlü olabilmeleri için nem, toprak ve büyüme alanı gibi ihtiyaçlarına dikkat ediyorum. Tasarımı yalnızca bir dekorasyon objesi ya da hediyelik eşya gibi

görmemek ve bitkinin yaşayabilmesi için gereken ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğini unutmamak önemli.

 

 

  • Workshop çalışmalarınız oluyor mu ?

 

Workshoplarımızı farklı seçeneklerde sunuyoruz. Home Workshops, Park Workshops, Event Workshops, Atelier Workshops ve Workshops for Companies olmak üzere 5 farklı şekilde çalışıyoruz. Workshop süreleri kişi sayısına da bağlı olarak değişmekte. Tek kişilik workshoplarımızın süreleri  40 dakika- 1 saat arasında değişiyor, gurup halineki çalışmalar da  1 – 2  saat sürebiliyor. 

 

 

 

  • Workshop programları nasıl geçiyor ,nereleri tercih ediyorsunuz daha çok?

‘Home Workshops’ ve ‘Park Workshops’ bizim için çok eğlenceli olan ve yeni hayata geçen projelerimiz. ‘Home Workshops’ seçeneğinde katılımcıların evlerine konuk oluyoruz ve kişiye özel ya da arkadaş guruplarına özel workshop etkinlikleri düzenliyoruz. ‘Park Workshops’ seçeneğinde ise parklarda buluşup çimlerin üzerine yayılarak, tam da olması gereken yerde  teraryumlar tasarlıyoruz. ‘Park Workshops’ etkinliklerine tek kişi ya da arkadaş gurubunuzla katılabilirsiniz. ‘Atelier Workshops’ etkinliklerimiz isteyen herkesin katılabileceği 10 – 20 kişilik guruplarla birlikte düzenlediğimiz etkinlikler. ‘Workshops for Companies’ etkinlikleri şirketler için, ‘Event Workshops’ etkinlikleri de davet ve organizasyonlar için davetlilere özel düzenlediğimiz workshop etkinlikleri.

 

 

  • Yeni projeler var mı yakın zamanda bizleri bekleyen?

 

Terrarium House tasarımlarının yer alacağı, gelmeye, görmeye ve satışa açık bir sergi planlıyorum. Bunun için çalışmalarımız olacak. Bunun yanında tasarım çalışmalarımız ve  workshop etkinliklerimiz devam edecek.

 

  • Bu iş sayesinde hayata bakışınız değişti mi?

Minyatür ortamlar tasarlarken geçirdiğim saatler benim terapi saatlerim oluyor. Bu işle birlikte  kendimi daha çok dinlemeye  başladım.

 

 

 

  • Okuyucularımız size nerelerden ulaşabilirler?

 

Terrarium House ile ilgili tüm bilgilere www.terrariumhouse.com adresinden ulaşabilirler. Ayrıca İnstagram ve Facebook sayfalarından da bizimle iletişime geçebilir ve yaklaşan etkinliklerimizden haberdar olabilirler.

 

 

 

  • Ve motto’nuz…

Hayal edin!

 

 

dfot

 

Sedat Girgin(İLLÜSTRATÖR)

 

 

 

Sedat Girgin 1985’de İstanbul’da doğdu.İstanbul Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümü’nün ardından, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Endüstri Ürünler Tasarımı Bölümü’nden mezun oldu.Bir çok yayın evinde 60’a yakın kitap resimledi. Dergi ve ajanslarda serbest illüstrator olarak çalıştı. 2007 yılında Suna Dölek ile hazırladıkları “Karıncanın Kardeşi” isimli kitap Tudem Kitap yarışmasında üçüncülük ödülü aldı ve almancaya çevrildi. 2010 yılında katıldığı Art Vespa tasarım yarışmasında birincilik ödülü aldı. Çeşitli karma sergilere katılan sanatçı, ilk kişisel sergisi Hayretler Sirki’ni 2013 yılında açtı.

 

  •   Takip ettiğiniz siteler ?

Şu ara en çok yeni işleri Behance.net üzerinden takip ediyorum.

 

  •   Çalışırken olmazsa olmazınız?

Sakin bir çalışma ortamı ve masa lambam.

 

  •   En sevdiğiniz dönem veya akım?

Ekspresyonizmi çok seviyorum. Beni çok etkiliyor.

 

  •   Favori mekanınız?

Kadıköy Moda

 

  •   Atölyenizde asla neye rastlamayız?

Her şeye rastlamanız mümkün  🙂

 

  •   Nelerden ilham alırsınız ?

İnsan davranışlarından. Kalabalıkta insanları dışarıdan izlemeyi çok seviyorum.

 

  •   Evde olmazsa olmazınız?

Zaman zaman elime alıp karıştırdığım dergi ve kitaplarım.

 

  •   Kendinizi en çok benzettiğiniz şehir?

Sanırım Prag

 

  •  Tek bir cümle ile kendinizi anlatın  desek…

Sevdiği işi yapmaya çabalayan ve bu dünyaya ve kendisine minimum zarar, maksimum fayda sağlamaya çalışan ölümlü

bir bireyim sadece.

 

  •   Motto’nuz…

Önce herkes bir sakin olsun 🙂

dfot

 

KAĞITTAN HAYALLER ATÖLYESİ

PAPİER ATELİER

Her şey izledikleri ”Away We Go” filminin etkisiyle başlamış meğer!

Filmdeki BURT adlı karakterin kağıttan maketini yapma dürtüsüne karşı koyamamışlar ve iş almış başını gitmiş. 2011 yılında ‘’Anything with paper’’ motto’sunu benimseyen Türker Akman ve Deniz Yılmaz tarafından kurulan Papier Atelier tam anlamıyla bir kağıt heykel atölyesi. Onlar, her gün elimizin altında olan üzerlerine karaladığımız, notlarımızı aldığımız, kimi zaman yırtıp attığımız kağıtlara farklı bir boyut ve anlam yükleyerek adeta hayat veriyorlar. Her bir parçayı birer sanat eseri haline getiriyorlar. En büyük ilham kaynağının hayaller, filmler ve insanların büyülü hikayeleri olduğunun altını çiziyor ikili. İşin en güzel tarafı ise hayalleri gerçekleştiriyor olmaları. Düşünsenize, hayallerinizi sipariş ediyorsunuz! Ben kendi adıma Deniz ve Türker’e teşekkür ediyorum; hem ilham kaynağı oldukları hem de hayalleri gerçekleştirmeyi seçtikleri için.

Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Türker:Ben  mimarlık ve dergi tasarımı yapıyorum

Deniz: Ben de  match-up isimli basılı bir dergi çıkarıyorum. Aynı zamanda da 3 yıla yakındır Papier Atelier için kağıt heykeller tasarlıyoruz.

Beraber böyle bir projeye nasıl dahil oldunuz? Hayallerle dolu bu yolculuğun hikayesini bizimle paylaşır mısınız?  

Bundan birkaç yıl önce izlediğimiz bir filmdeki karakterin (Away We Go filmindeki Burt karakteri) kağıt heykelini yaparak bu proje şekillendi kafamızda. Önceleri sadece kendimiz için birkaç adet kağıt heykel yaptık, sonra ise gelen istek ve ilgi üzerine başka çalışmalar da yapmaya başladık. Aslında ilk başta amacımız sadece filmdeki karakterin küçük bir kağıt modelini yaparak eğlenmekti. Sonraları rüyalarımızda gördüğümüz ve ünlü isimler arasında sevdiğimiz insanların kağıt heykellerini yaptık. Birçok konuda fikir alışverişi yaptığımız ve çift olduğumuzdan ortak bir şeyler yapmayı çok istediğimiz için Papier Atelier projesi bizim için çok özel ve ilk.

Neden kağıt peki ? 

Kağıt aslında tasarımın başladığı yerdir. Fakat son ürüne gidilirken kağıt bir kenarda unutulup gider. Bizim amacımız hayatımızın her yerinde yer verdiğimiz bu malzemeye bir değer katmak.

Workshop çalışmalarınız var mı? Bize bilgi verir misiniz biraz? 

Düzenli olmamakla birlikte workshop çalışmaları yapıyoruz. Hatta 21 Haziran Cumartesi günü de Karaköy’de bir tane düzenliyoruz.

Bu workshoplar genelde bir günde oluyor ve 6-8 saat sürüyor. Önceden belirlenmiş bazı modellerimiz oluyor. Katılımcılarla birlikte önceden hazırladığımız kalıplardan kesip, ortaya çıkan parçaları yapıştırıp, bu parçaları boyayarak heykeli tamamlıyoruz. İnsanlar yer yer “Sanırım ben yapamayacağım!” diye panikleseler de sonunda herkesin kendilerine ait güzel birer kağıt heykeli oluyor…

Şimdiye kadar en vazgeçilmez karakteriniz hangisi?

En sevdiğimiz karakterimiz bizim için ilklerden biri olan “Fisherman” ve “Mademoiselle Coco Chanel”.

Sizce bu sanat Türkiye‘de yeterince ilgi görüyor mu veya tanınıyor mu?

Kağıtta kullandığımız teknik, kullanılan geleneksel yöntemlerden biraz farklı olduğu için Türkiye’de pek tanınmıyor. Yurt dışında ise ilham verici güzel çalışmalar yapan kişiler var.

Yurt dışından kimleri takip ediyorsunuz? 

Yurt dışından beğendiğimiz işler yapan isimlerden ilk aklımıza gelenler: Sher Christopher ve Asya Kozina. Ama bize en çok ilham veren kişi şüphesiz ki Turhan Selçuk.

Siparişler nasıl bir süreçten geçiyor? 

Öncelikle sizden yaptırmak istediğiniz heykelle ilgili detaylı bilgi istiyoruz. Kafanızda canlanan sahneyi anlatmanızı istiyoruz. Bu hikayeden kullanabileceğimiz detayları belirliyoruz. Eğer yapılacak heykel bir kişi içinse mümkün olduğu kadar fotoğrafla birlikte kişiye özel detayları alıyoruz.

Bunun üzerine bizim kafamızda oluşan sahnenin eskizini paylaşıyoruz. Eskizin üzerinden tekrar konuşarak sahnenin son halini hazırlıyoruz.

Bundan sonra çalışma bilgisayar ortamına geçiriliyor ve detaylandırmalar başlıyor. Bütün duruşlar, ifadeler, büyüklükler, renkler… gibi detaylar bu süreçte belirleniyor. Bilgisayar ortamındaki çalışma son bulduktan sonra tekrar kağıda dönülüp heykelin hayata geçme süreci başlıyor. Düz bir kağıtla başlayan süreç bu kağıdın kesilip, kıvrılıp, yapıştırılması ile bir hacme bürünüyor.  Daha sonra bu kağıt istendiği şekilde renklendiriliyor ya da kağıdın doğal renginde bırakılıyor. Bu süreçten hiç bir fotoğrafı paylaşmıyoruz. Mümkünse de teslimi elden yapmayı tercih ediyoruz. Bu sayede heykel sahibine ulaştığındaki aralarında kurulan bağı izleme şansına sahip oluyoruz  ki bu da belki de işin en zevkli kısmı oluyor bizim için.

Farklı projeler var mı bizi bekleyen?

Şu sıralar sevdiğimiz bazı sanatçılarla ortak çalışmalar yapıyoruz. Onların farklı disiplinlerde üretmiş oldukları eserlerin kağıttan heykellerini yapıp paylaşıyoruz. İleride de kendi karakterlerimiz ve onların hikayeleri ile bir sergi düzenlemek için çalışmalarımızı da sürdürüyoruz.

Bu işin püf noktası nedir sizce?

Anahtar kelimemiz “sabır”. Çünkü süreç gerçekten yavaş ve zorlu işliyor. Kullandığımız teknikte istenilen geometrik etkiyi almak için keskin köşelerin birleşimlerinin kusursuz olması gerekiyor. Bu yüzden de hataya pek yer yok.

İlerde bir sergi açmayı düşünüyor musunuz? 

Kesinlikle düşünüyoruz ve bir süredir bu konuda da fikirler üretiyoruz.

 

Nerelerden ulaşabiliriz Papier Atelier heykellerine?  

Şu an sadece internet üzerinden www.papieratelier.com adresinden ulaşılabiliyor heykellerimize. Gerçeklerini şu an için sadece workshoplarımız sırasında, ya da yer aldığımız özel etkinlikler için düzenlediğimiz mini sergileri ziyaret ederek görebilirsiniz.

dfot

İKİ TEKER ÜZERİNDE BAŞLAYAN BİR TASARIM YOLCULUĞU

Yaz, kış farketmez, her zaman en kullanışlı ve en keyifli araçtır bisikletler. Hele ki yaza bu kadar yaklaşmışken, artık kilitleri çıkartıp bisikletlerinizin tozunu alma vakti gelmiş demektir. Kuşkusuz ilk alınan bisikletin yeri bir başkadır. Bir sürü maceranın ilk adımı onlunla atılmamış mıdır? İlk sürme denemeleri, ilk yaralar, yokuştan inerkenki o ilk heyecan…Kimi zaman kalabalık arkadaş grupları kimi zaman da yalnızlığın tadını çıkarmanın en keyifli yoludur bisiklet yolculukları. Özellikle açık havada yapılan bir bisiklet turu, bize tabiatın tüm güzelliklerini içimize sindire sindire seyretme imkanı vermez mi? Hele ki artan stres ve doğadan iyice uzaklaşmış bir toplum olma yolunda ilerlediğimiz şu günlerde, bisiklet demek; “özgürlük ve iç huzurun bir temsilcisidir” desem yanılmış olmam sanırım. Siz ne dersiniz?Motto Tasarım bu ay, hayallerinin ve tutkusunun peşinden giden,
ATELİER ALTAİR TELİAN’nın yaratıcısı, Yiğit Kuyulu’nun Galata’daki Atölyesine konuk oldu. Sanatın, tasarımın, yeteneğin, mütevaziliğin ve samimiyetin birleştiği bu atölyede yapılan her bir bisiklet kişiye özel bir tasarım. Onların sadece araç olmadığı aynı zamanda bir sanat objesi de olabildiğinin kanıtı bu atölye.

 

Kendinizden biraz bahseder misiniz?

Bahçeşehir Üniversitesi endüstri mühendisliğinden mezun oldum. Nurus’ta marka müdürü asistanı olarak çalıştım. Daha sonra yüksek lisans eğitimim için Milano’ya taşındım. Domus Academy’de Business Design eğitimi aldım. Neil Barrett’ta grafik tasarımcısı ve pazarlama müdürü asistanı olarak çalıştım. Neil Barrett’ta çalıştığım sürece kendimi moda fotoğrafçılığında da geliştirdim. Çalışmalarımdan bazılarını Wallpaper Magazine de görebilirsiniz…

Atelier Altair Telian fikri nasıl şekillendi?

Bisikletin her daim beni cezbeden bir tarafı olmuştur. İtalya’nın ve Fransa’nın kasabalarında dolaşıp bulduğum çeşitli bisikletlerin zaman içerisinde garajımda büyük bir hazineye dönüştüğünü gözlemledim. Türkiye’ye sanat ve tasarım yapmak için döndüm ve sahip olduğum bu hazineyi tasarımla harmanlamak için bu atölyeyi kurdum.

İlk  bisikletinizi nasıl yaptınız? Eminim çok  ayrı bir yeri vardır sizin için…

İlk bisikletimi İtalya’da kurguladım. Önceleri orada çok bisiklet çaldırdım. Bisikletinizi bir gece çaldırır, ertesi gün pazarda 25 Euro’ya satın alırsınız. Ben bu geleneğin bir parçası olmak istemedim. Bisikletim çalınmasın diye özel kilit sistemleri tasarladım. Kendi bisikletimi onu benim dışımda kimsenin kullanamayacağı şekilde tasarlamak istedim.

Bisiklet tasarımcısı Türkiye de çok yeni bir kavram. Dünyada çok var mı örnekleri? Sizin de takip ettiğiniz veya tasarımlarını beğendiğiniz bir tasarımcı var mı?

Türkiye de meraklı bir iki arkadaşım var fakat ilk atölye biziz. Dünya da çok var örnekleri. İskandinav ülkeleri , Oregon dan , Japonyo dan tasarımcıları beğeniyoruz. 70’ler Avrupası yarış bisikletleri ve bu dönem atölyelerde üretilen bisikletleri etkileyici buluyoruz.

Tarzınızı nasıl açıklarsınız?  

Yüksek kalitede ürün sunmak bizim için önemli. Son dönem yüksek teknoloji ürünleri bizi yansıtmıyor. Introperspektif bir bakış açısına sahibiz. Her zaman basitliğin ihtişamından yanayız. Bisikletlerimizi tamamlayan minimalist dokunuşlardır.

Altai̇r Teli̇an için aklınızdakilerin tamamını  gerçekleştirebildiniz mi? Sizi heyecanlandıran yeni fikirler veya projeler var mı yakın planda? 

Bisikletlerimizin artık kendi döngüsü var. Kaynağından boyasına hepsi tek tek işlenmekte. Fakat atölyemiz sadece bisikletlerle sınırlı değil. Bunun yanı sıra t-shirt, aksesuar tasarımları da mevcut. Uzun vadede ise bir başka tutkum olan tekne tasarlamayı planlıyorum. Domus Academy de tezimi yat tasarımı üzerine yapmıştım ve bu tutkuya adım adım yaklaşmak beni mutlu kılıyor.

Kendi yaptığınız bir bisikletle dünya turu yapmak ister miydiniz? 

Hayır. Biz yaptığımız her bisiklete tasarım gözüyle bakıyoruz. Onlara evinizde, galerinizde bir heykel gibi bakabilirsiniz; çünkü onlar sizin hayal gücünüzle şekillenecek. Yahut şehrin sokaklarında insanlar işten evine dönerken o iki tekerin dönmesini isteriz.

Okuyucularımız size nerden ulaşabilirler, tasarımlarınızı sergilediğiniz bir yer var mı?

Atölyemiz randevu sistemiyle çalışmaktadır.
Bize mail adresimizden; ‘info@altairtelian.com’dan ulaşıp randevu alabilirsiniz.

Peki, bisiklet meraklıları için  nasıl bir ipucu verirdiniz?

Kendi bisikletinizi kendiniz yapın. Bırakın o da sizin kişiliğinizin bir parçası olsun. Bunun için ayrıca Bisiklet Atölyesi adlı bir projemiz de var. Kafanızdaki tasarıma kendi emeğinizle sahip olabileceğiniz bir ortam yaratıyoruz.

Son olarak Motto’nuz…

Bisiklet herkesi gülümsetir.
dfot

dergi_form_nisan
HAYATIMIZDAKİ ‘MÜZ’ LER…

 

Bahar kapımızda,artık geri sayım başladı diyebiliriz.
Nisan yağmurları,açan çiçekler ve mis gibi bahar kokusu…
Motto Tasarım bu ay bitkilerin tasarımla olan büyülü dünyasına ; MÜZ’ün yaratıcısı Gülriz Sansoy ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdi.

Günümüzde çokça yaygınlaşan Teraryum furyası sayesinde evlerimiz, ofislerimiz kısacası yaşam alanlarımız daha eğlenceli ve keyifli hale gelmeye başladı. Eğlenceli diyorum çünkü küçücük bir cam kabının içinde kendi hayal dünyanızı yaratabiliyorsunuz.Minik cam kürelerin içinde yaşayan bir dünya Teraryum. Değişik formda camlar, kaktüsler, yosunlar, sukulentler, sarmaşıklar ile birbirinden farklı ve özel tasarımlar yapan Müz hayalinizdeki küçük bahçenizi yaratmanızı sağlıyor. Aslında teraryum fikrinin atası, Dr. Ward’un bitki koleksiyonunu muhafaza etmek için tasarladığı ‘Wardian Case’lermiş meğer. Bitkileri dış etkilerden korumayı ve cam içinde kapalı bir döngü oluşturmayı amaçlayan küçük ölçekli seralar bunlar. ’Wardian Case”ler özellikle 19. yüzyılda Avrupa ve Amerika’da dekoratif salon objeleri olarak oldukça popüler olmuş, Viktoryen dönemin kirli havasında evlerde orkideler ve eğreltiotları gibi özel koşullara ihtiyaç duyulan egzotik bitkileri sergilemeye olanak sağlamış ve günümüze kadar gelmiş…

 

‘Müz’ ne anlamaya geliyor?

Müz, Mousai sözcüğünden geliyormuş. Bu sözcük etimolojik olarak, akıl, düşünce, yaratıcılık yeteneği gibi anlamlara gelen ‘men’ kökünden geliyor. Müzler Yunan mitolojisinde, ilham tanrıçaları, ilham perileridir. Doğal objeler, sıra dışı bitkiler ve yalın malzemelerden ilham alan MÜZ doğalın etkisine ve sadeliğe inanıyor.

‘Müz’ nasıl hayat buldu,hikayesi nasıl başladı?

Müz, biraz ileri gitmiş bir bitki merakından ibaret aslında. Bitkilerle oldum olası haşır neşirdim, bir sene evvel de teraryum’larla uğraşmaya başladım. İlk kıvılcımı onlar oldu. Doğadan ilhan alan tasarımlar üretme amacıyla da Müz ortaya çıktı…

Şimdilik bir mağazanız yok diye biliyoruz ancak bazı butik dükkanlar da ‘Müz’ tasarımlarına rastlıyoruz. Yakın planda kendi mağazanızı açma düşüncesi var mı?

Müz’e ait bir mekan veya herkese açık bir atölye oluşturma planım var, en kısa zamanda da gerçekleştirmek istiyorum aslında. Müz’ler şu an birbirinden farklı işlevleri olan beş dükkandalar, aslında bu da çok güzel. Değişik mekanlara adapte olabiliyorlar, bu tam da Müz’ün anlatmak istediği şey. Ama insanlarla birebir ilişki kurabilmek, daha rahat üretim yapabilmek ve Müz’e ait dünyayı görselleştirmek için bir mekan ihtiyacı doğdu.

Her konsepte uygun çeşit çeşit bitkiler ile farklı tasarımlar üretiyorsunuz. Sipariş aldığınızda nasıl bir süreçten geçiyorsunuz? Müşteri, siparişine ne kadar zamanda ulaşıyor?

Genelde bizden tasarım isteyen kişiler kararları bize bırakıyor. Müz’ün belli bir anlayışı var, gelen istekler de bu yönde oluyor zaten. Kişiye ve duruma göre adaptasyonlar yaparak ilerleyebiliyoruz. Sipariş ile ilerlediğimiz alanlar daha çok vitrin tasarımları veya mekanlara özel tasarımlar oluyor, zamanlamalar da beklentilere göre değişiyor tabii.

Teraryum hakkında bizi biraz bilgilendirebilir misiniz? Nedir Teraryum?

Teraryumlar özel koşullara ihtiyaç duyan bitkiler için oluşturulmuş cam muhafazalar. Bu fikir aslında 1800’lü yıllara dayanıyor, günümüzde biraz şekil değiştirerek tekrar yaygınlaştı. Klasik teraryum’larda tamamen kapalı veya ağzı dar camlar kullanılır, formları yüksek nem oranına ihtiyaç duyan ve ev koşullarında rahatça bakılamayacak bitkiler için idealdir. Bir bakıma Teraryum’lar küçük doğa parçaları ve bitki akvaryumları olarak görülebilirler.

Peki, bakımı hakkında bilinen yanlışları düzeltmek adına bize birkaç ipucu verebilir misiniz ?

Kaktüs ve Sukulent türleri için yüksek nem zararlıdır, bu yüzden kapalı teraryum’lara uygun değiller. Teraryum yaparken kullanılacak bitkileri araştırmak ve ihtiyaçlarını gözetmek en önemli özelliklerden biri…

En çok talep gören bitki veya tasarım hangisi, var mı böyle bir kıstas?

Kaktüs ve Sukulent teraryum’ları bakım kolaylığı ve bitki çeşitliliği açısından en çok ilgi görenler.

Üzerinde çalıştığınız veya yakın zamanda bizleri bekleyen başka projeler de var mı?

Yine cam ve seramik odaklı ürünler ve Müz’e ait bir mekan oluşturmak şu sıralar üzerinde çalıştığımız konular. Aynı zamanda iki yeni vitrin projemiz var.

Peki, sizin hayatınızdaki ilham perileri neler veya kimler?

Kendimi dinlemek ve kafamdaki kalabalığı susturabilmek en büyük ihtiyacım, ilhamın adresini veremiyorum ama ona böyle ulaşıyorum.

Müz’e internet sayfanız dışında nerelerden ulaşabilir okuyucularımız?

instagram.com/muz_se adresinden takip edebilir, info@muz.se’ye email göndererek bize ulaşabilirler.

Son olarak ‘motto’nuz ?

Bitkiler ışık saçıyor…

 

dergi_form_nisan

dfot

 

MOTTO TASARIM RÖPORTAJ

 

Ahşap dokunuşlar ve doğadan ilham alan bir sanatçı; Gökhan Eryaman

Ahşabın doğal dokusu bulunduğu mekana sıcak bir hava ve samimiyet getiriyor.Özellikle günümüzde ev dekorasyonunda ve hayatımızın her alanında doğal görünümlü ahşaplar karşımıza çıkıyor. Ahşap ile beraber doğayı bulunduğumuz mekana taşıyor ve onunla bütünleştiriyoruz. Kolay işlenebilen ve sıcak bir malzeme olan ahşap, heykelden mobilyaya, müzik aletine kadar birçok tasarımlarla hayatımızın bir parçası olmaya ve yaşamaya devam ediyor…

Haydanhuya,ahşap sevgisinin şekil verdiği cüzdan ve çantalardan oluşan,yalın ve oldukça özgün bir koleksiyon ile karşılıyor bizi.Motto Tasarım bu ay Haydanhuya markasının yaratıcısı Gökhan Eryaman’ın atölyesine konuk oldu ve merak ettiklerini sordu…

‘’Haydanhuya insanların sayesinde ve insanlar için var olur. Büyük ve çok olmaz, çok olması da iyi olmaz zaten. Azdır. Fakat kendi başına var olması ya da varlığını sürdürmesi mümkün değildir. Bu sebepten insanlarla dürüst ve  kusursuz bir ilişki kurmayı her şeyin önünde tutar.Yavaş,sakin,acelesiz,az,sade ve iyidir.’’

Gökhan Eryaman

 

 

  • Haydanhuya’nın  hikayesini bize anlatır mısınız?

 

Her hafta sonu Belgrad ormanlarında yaptığım yürüyüşlerim den birinde, ortası bir sincap tarafından oyulmuş bir tahta parçası gördüm. O anda ağaç işleri yapan bir marka kurup ismini de hayvan-oya koymaya karar verdim.Sincapla bir telif sorunu yaşamamak için, ismi haydanhuya olarak değiştirdim.:)

 

 

 

  • Tarzınızı nasıl tanımlıyorsunuz?

 

Zamansız, sakin ve az olmaya çalışıyorum.

 

 

 

 

  • Tasarımlarınızdan bahsedecek olursak…

 

Tahtadan kullanışlı bir çanta yapmaya çalışırken karşılaşılan problemleri çözme çabası, formu kendiliğinden oluşturuyor. Detayları çözerken malzemeye olabildiğince az müdahale etmeye çalışıyorum.

 

 

  • ·      Peki , hangi ahşap tarzı daha rahat işleniyor?Tasarımda en çok hangi tür ağaç tercih ediliyor?

İlk başlarda ıhlamur ağacı kullanıyordum. Ihlamur ağacı daha rahat oyuluyor ve işleniyor, bir yandan da hafif.Fakat zamanla desen, renk ve doku olarak meşe ve cevizin daha doğru olduğu ortaya çıktı.Artık yalnızca meşe ve ceviz ağacı kullanıyorum.

 

 

  • Tasarımlarınızda vazgeçemediğiniz detay nedir?

 

Delik, oyuk, kuytu, bu tür boşlukla ilgili formlar hep ilgimi çekmiştir.

 

 

  • ·      Ahşabı en çok hangi malzemeyle yakıştırıyorsunuz?

Esasında bütün doğal ve ham malzemeler birbirleriyle yakışıyor.Şuan ahşap ile deri ve keçe kullanıyorum. Bu malzemeleri görüntüsünden çok işlevi için tercih ediyorum ve doğal oldukları için de bir şekilde iyi görünüyorlar.Ama düşününce, pirinç ve ahşap birbirine çok yakışır. Pirinç işlemek konusunda bir  deneyim kazanabilirim ilerde mutlaka ahşap ile birlikte kullanmak isterim.

 

 

  • Bu özel koleksiyona yenilikler eklemeyi düşünüyor musunuz veya daha farklı bir proje var mı üzerinde çalıştığınız?

 

Yeni ürünler ekliyorum belli aralıklarla. Bakalım, şu anda gelen siparişleri yapmakla geçiyor tüm zamanım.Ürünleri yapıyor olmak, tasarlamaktan daha güzel geliyor bana.

 

 

  • Tasarımlarınızı satın almak isteyenler size nasıl ulaşabilirler?

www.haydanhuya.com dan sipariş verilebiliniyor. Aynı zamanda Galata’da Paris Texas’da satış yapılıyor…

 

  • Ve son olarak motto’nuz …

Bu da geçer yahu…

 

 

dfot

 

PENNY BLOOMS&BEANS

Çiçeklerle dolu bir tasarım hikayesi…

Motto Tasarım bu ay çiçeklerle dolu,kahve kokulu,yaratıcı fikirlerin yeni adresi  Penny Blooms&Beans’e konuk oldu. Penny’nin sahibi Ayça Paksoy ile çok keyifli bir sohbet gerçekleştirdik ve Ayça Hanım ile beraber,Bast Home okuyucularına özel bir tasarım hazırladık.

Penny Blooms&Beans herhangi bir günde hemen hemen hepimize keyif veren çiçekleri; canlı form ve renkleriyle, kahveyi; çekici ve davetkar aromasıyla sunuyor. Penny’de sizi şiirsel çiçekler ve kahve keyfiyle hayata dokunduğunuzu hissedeceğiniz bir atmosfer karşılıyor…

 

‘’Penny’de çiçeklerin de bir ruhu yansıtması gerektiği inancıyla canlı form ve renklerin öne çıktığı her tasarımın bir diğerinden farklılaştığı aranjmanlar hazırlamaya özen gösteriyoruz. Bunu başarmak için her mevsimin kendi renk ve dokularını yansıtan çiçekleri bilinçli olarak yaratılmış düzensizlik temasıyla birleştiriyor, farklı mekan ve zevklere uygun şekilde sunuyoruz.’’ Ayça Paksoy Sözen.

 

 

 

 

 

  • Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Yurt dışında ve Türkiye’de lisans ve yuksek lisans eğitimi aldım. Türkiye’nin önde gelen ve sektörlerinde bölgesel lider olan grup şirketlerinde 10 yıl sureyle Stratejik Planlama ve Başkanlık Ofisi Diş İlişkiler görevlerini yürüttüm. Bu görevlerim sırasında kendimden bir şeyler katarak hayata geçirdiğim işlerin beni ne kadar mutlu ettiğini ve dolayısıyla da basarili olduğumu tecrübe etme şansım oldu.

Çiçek tasarlamak ise kendi düğün hazırlıklarımız sırasında tanıştığım bir kavramdı. Bunu ne kadar büyük bir keyifle hatta tutkuyla yaptığımı fark ettim ve bu farkındalığı hayata geçirmek için çiçek tasarımını profesyonel olarak yapmaya karar verdim. ‘Flower School New York’ta profesyonel çiçek tasarımı okudum. Ve sonrasında konsept bir çiçek evi olarak Penny’yi İstanbul’da açtım.

 

 

  • Günümüzde bu tür konsept mağazalar ufak ufak çoğalmaya başladı ancak hem atölye hem de kafe hizmeti verme özelliğine sahip olması elbette sizi diğer butik çiçek mağazalarından ayırıyor…Bu konsept fikri nasıl bir araya geldi,hikayesini bizle paylaşır mısınız?

 

Çiçek tasarım evlerinde yaşadığım tecrübeye baktığımda özellikle yurt dışında bu ortamlarda uzun zaman kalıp etrafı incelerken, tasarımı yapanları izlemeyi ne kadar sevdiğimi fark ettim ve bunu yaparken benim için bir başka keyif olan kahvenin bu gecen zamana iyi bir partner olabileceğine karar verdim. Ve Penny Atölye’de bu iki kavramı bir araya getirdim. Bu konsepti periyodik çıkan dergiler/magazinler, çiçek tasarımı üzerine kitaplardan oluşturduğumuz ufak kütüphanemizle birleştirdik. Kahve ile güne başlamak üniversite eğitimim sırasında yerleşen bir keyifti. Buna hiçbir zaman ara vermedim…

Seyahatte bile olsam günün ilk kahvesi benim için hep çok önemli oldu. Bu keyfi bir rituele dönüştürdüm geçen zamanda. Sonra Flower School NY’ta aldigim eğitim sırasında Counter Culture’in coffee Cupping kurslarına katildim. ‘espresso bar’ konseptini çiçek atölyesi ile birlikte tasarladım. O dönemde okuduğum bir kitap 18. yüzyılda oluşan kahve evleri konsepti hakkında detaylı bilgi içeriyordu. ‘Penny’ ismiyle ve kavramıyla o kitapta tanıştım. İkinci bir isim düşünmedim. Böylece 2012 yılında ‘Penny’ markası doğmuş oldu.

 

 

  • Etrafım bu kadar güzel,rengarenk ve farklı çiçeklerle çevriliyken merak ediyorum,nerelerden getirtiyorsunuz bu özel çiçekleri?

 

Penny’ye tüm kesme çiçekleri Hollanda, Venezuella, Ecuador ve Türkiye’nin farklı yerlerinden seçilerek geliyor ve müşterilerin nasıl bir aranjman istediği belirlendikten sonra yine içlerinde Türkiye’nin de bulunduğu çok farklı ülke pazarlarından sıra dışı vazolarla eşleştirilerek hazırlanıyor.

 

 

 

  • Tasarımlarınızı yaparken müşterilerle nasıl bir yol izliyorsunuz?

 

Tasarımların müşterinin tercih ve tarzını yansıtması gerektiği bilinciyle yola çıkan Penny’de aranje edilen tüm tasarımlar hem müşteriyi dinleyerek yaratılabiliyor hem de daha önce tasarlanmış aranjmanlar arasından secim yapılabiliyor.

 

 

 

  • Peki,bizlere çiçek tasarımında birkaç ip ucu verecek olursanız…

 

Çiçeklerin uzun omurlu olması, tazeliğini koruyabilmesi için alındıkları noktadan atölyeye gelene kadar ki bakımları ve bize ulaştıktan sonraki kesim ve bakim teknikleri kritik önem taşıyor. Çiçekler için kullanılan su ve vitaminden çiçeklerin muhafaza edildikleri serinlik derecesine kadar tüm süreçler çiçeğin ömründe ve dolayısıyla tazelik ve güzelliğinde büyük önem taşıyor. Tasarım açısından ise gideceği mekan veya ortamdaki prezansı önemli. Tasarımların sadece belli bir tarzı yansıtması değil, göndericisinin veya alıcısının tarzını ve tercihlerini yansıtması da çok büyük hassasiyetle yönettiğimiz bir konu.Gönderilen çiçek tasarımı gittiği adresin bir parçası olmalı. Bazen tek başına öne çıkarken, bazen de ortamdaki dengeyi yakalayabilmesi önemli. Bunu başarabilmenin en kritik noktası müşterilerimizi dinlemek. Biz Penny’de tasarımda kullanılan çiçeklerimizi bu bilinçle seçiyor ve aranje ediyoruz.

 

 

  • Sizce Türkiye’de çiçek pazarı  geçtiğimiz yıllara nazaran günümüzde nasıl bir yerde ?

 

1950‘lerde global çiçek pazarının büyüklüğü 3 milyar ABD dolarından 1990‘larda yılda %6-7 büyüme oranlarıyla bugün 100 milyar ABD dolarının üzerine çıktı. Ekonomik daralmalarla hızı kesilse de bu dönemleri takip eden süreçlerde kendi hızını yakalayan kesme çiçek sektöründeki büyüme potansiyeli yuksek. Özellikle büyük şehirlerde kesme çiçek sektörünün son birkaç yıldır hızla geliştiğini görebiliyoruz. Bu global gelişim hem sektöre olan ilgiyi, hem de çiçek tasarımındaki çeşitliliği besliyor. Benzer istatistikler Türkiye için derlenen doneler değiller ancak Türkiye’de bu gelişim ve süreçlerin yansımalarını yaşıyor ve yaşatıyor.

Benim kişisel gözlemlerim ise şöyle; çiçek almak bizim kültürümüzde özel bir sebep gerektiriyor. Oysaki bir parçası olduğumuz Avrupa kültüründe çiçek günlük hayatin içinde var. İşinden çıkıp evine giderken insanlar yollarını değiştirip evlerine çiçek alıyorlar. Kollarında veya çantalarında çiçek buketleriyle yolda yürüyen birçok kişi dikkatimi çekiyor. Veya birçok evin ve ofisin düzenli çiçek siparişleri var. Bizim için bu düzen eğer ailelerimizden gelmişse devam ediyor yaşatılıyor, ama gelmemişse çoğu zaman ihtiyacını duymuyoruz bile. Benim dileğim çiçeklere günlük hayatımızda özel günler haricinde de yer açmak. Bazen bunu Penny gibi profesyonel çiçek evlerinden almak, bazen atölye çalışmalarıyla tasarlamayı öğrenmek, bazen de adetle, demetle tasarlanmadan alarak yaşadığımız ortamlara veya hayatlarımızdaki insanlara götürmek, göndermek.

Penny Blooms&Beans de bu üç yaklaşımı ayrı ayrı çalıştık, farklı zevk ve tarzlara hitap edebilecek tasarımlar yarattık ve bunları çeşitlendirdik. Elde gidecek ufak bir buket çiçek veya toplantı odasına hayat verecek büyük ve yuksek bir tasarım ya da çalışma masanızda alışılmamış bir vazoya tasarlanmış bir çiçek Penny’de her zaman bulabilirsiniz.

 

  • Workshoplar hakkında bilgi alabilir miyiz? Ne zamanda bir gerçekleşiyor ve elbette  ne kadar sürüyor?

 

Penny’de müşterilerimiz/misafirlerimiz tek veya grup olarak beğendikleri aranjmanları yapmayı öğrenmek için her ay farklı bir çiçekle ve o aya ait yılbaşı, sevgililer günü, anneler günü gibi bir tema varsa o temaya ağırlık verecek şekilde düzenlenen atölye çalışmalarına katılabiliyorlar. Bunun yanında kendi merak ettikleri konu ve temaları çalışabilecekleri özel dersler de talep edebiliyorlar. Bu çalışmalar genellikle 2 saate yakin sürüyor ve sonucunda her workshop katılımcısı ismine düzenlenmiş bir sertifika almaya hak kazanıyor.

 

  • Hazır yeni yıla sayılı günler kalmışken ,nasıl bir tasarım hazırlardınız bizim için?Hangi çiçekleri seçer,hangi detayları ön plana çıkarırdınız?

 

Yılbaşı için bir yemek masası düzenlerdik ve hoş geldiniz mesajını konuklarınıza daha kapınızdan girmeden verebileceğiniz bir çelenk tasarlardık.Hatta gelin beraber hazırlayalım…

Farklı büyüklükte cam vazolara yerleştirilmiş şekilde masa çiçeklerinde; suya taneleri atılmış olarak ve vazoda dal olarak rose hip, kırmızı/bordo renkli ranunculus ve dianthus yer alıyor.

Kapı çelenginde kurutulmuş ince dallardan bir araya getirilen çelenk üzerine ufak sarı kabaklar, kurutulmuş lotus flower, juniper berries, puple jalapeno pepper, kurutulmuş yabani çeriler, pamuk, kurutulmuş nelumbo, kurutulmuş equisetum, berberis aquifolium ve başaklar yer alıyor.

 

  • Kis donemindeki projelerinizden bahseder misiniz?

 

Kasım ayında New York’ta Lewis Miller ile birlikte LMD NY(Lewis Miller Design) projelerinde yer aldım. 10 günlük yoğun bir seyahat programında öncelikle Brooklyn Museum’da ….. kişilik bir Bat Mitzvah düzenledik. Ardindan St. Regis’ta xyz kisilik ve The Pierre NY’ta …..  kişilik 2 ayri düğün olmak üzere toplam 3 organizasyon aranje ettik. Aralık ayında özel bir firmanın düzenlediği Four Seasons Bosphorus’ta bir yılbaşı fuarına katılıyoruz. Penny Atölye’de de olduğu gibi Penny ve Bizcotti markaları olarak birlikte yılbaşı tasarımlarımızı, kapı çelenklerimizi, ağaç ve sofra düzenlemelerimizi ve yılbaşı hediye alternatiflerimizi paylaşacağımız bu fuarda tercih eden müşterilerimiz tek veya toplu olarak yılbaşı siparişlerini verebilir ve istenilen günde istenilen adreslere teslimlerini talep edebilirler.

Ocak-Şubat 2014’te ise yine Flower School NY ve LMD NY ile büyük çaplı organizasyonlar için yeni iş birlikleri planladık. Bu organizasyonların en heyecanlı kısmı bazen yarattığınız ortamlarda kış ayında bir bahar havası estirebiliyorsunuz, bazen şehrin ortasında tropik bir kumsal yaratabiliyorsunuz, bazen en ciddi ve sessiz müze ortamlarında en eğlenceli çocuk oyunlarıyla düzenlenmiş atmosferler yaratabiliyorsunuz… Kısacası masalsı projeleri hayata geçirebiliyorsunuz. Olanaklar ve tarzlardaki farklar sebebiyle uzaklıkları göze alıp gelen bu tur işbirliği tekliflerini mümkün olduğu kadar değerlendirmeye çalışıyorum. İlhamınızı ve dolayısıyla hayal gücünüzü canlı tuttuğunuz kadar yaratabilirsiniz… Ben de bunu Penny’de birlikte çalıştığım tüm ekibimiz için on planda tutacak fırsatları yaratmaya özen gösteriyorum.

 

  • Ve son olarak ‘motto’nuz…

...doğanın güzelliğini vurgular…

Penny doğa sayesinde var olduğunun bilincinde, doğaya saygı duyan ve bu saygıdan ödün vermeyecek bir marka olarak kuruldu. Tasarımlarımızın doğanın mevcut güzelliğini ancak vurgulayabilecek nitelikte olduğunun farkındayız…

 

Meral Uyanık

dfot

 

ETHEM ONUR BİLGİÇ

 

İLLÜSTRATÖR / GRAFİKER

 

1986 yılında İnebolu’da doğdu. Lise öğrenimini Ereğli-Konya Anadolu Lisesi’nde tamamladı. 2007 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Grafik Tasarım bölümüne girdi.

NTV Tarih, GQ Türkiye, Notos, Sabitfikir, Bant mag, Skylife, Zero İstanbul gibi dergilere kapak ve yazı illüstrasyonları, Radikal Gazetesi için birçok çizim yaptı. Bir dönem İthaki Yayınları’nda sanat yönetmeni olarak çalıştı. Yayınevleri için kitap kapağı ve kitap içi çizimleri ürettti. Türkiye’nin önde gelen birçok reklam ajansıyla çalıştı. Çeşitli festivaller, filmler, tiyatro oyunları ve etkinlikler için afiş, hareketli grafik ve illüstrasyon çalışmaları yaptı.

Yurtiçi ve yurtdışı olmak üzere çok sayıda karma sergiye katılan sanatçı, Kadıköy-Moda’da bulunan atölyesinde çalışmalarına devam etmekte.

 

  • Takip ettiğiniz siteler?

behance.net, vimeo.com, motionographer.com, geektyrant.com, designspiration.net, bantmag.com

  • Çalışırken olmazsa olmazınız?

Kahve

  • En sevdiğiniz dönem veya akım?

Grapus

  • Favori mekanınız?

Evim

  • Ofisinizde asla neye rastlamayız?

Kitty

  • Nelerden ilham alırsınız?

Kitap, film, dizi ve sokak.

  • Evde olmazsa olmazınız?

Oyuncaklarım

  • Kendinize en çok benzettiğiniz şehir?

İstanbul

  • Tek bir cümle ile kendinizi anlatın desek…

       Karmaşık

  • ‘Motto’nuz…

Yine dene, yine yenil, daha iyi yenil.

 

Meral Uyanık