mavi

Balık Burcu ve Dekorasyon

Balık ve Dekorasyon:

Balık Burcu ruhun tüm zodyakı dolaştıktan sonra ilahi bilinç ve farkındalığa ulaştığı ama aynı zamanda dünyada olduğu için içinde ikilik yani düalizm barındırır. Bir yandan dünyevi olan her şeyden elini ayağını çekme diğer yandan yaşamını idame ettirme gayesinde bir sınav verir. Bu da içindeki dinamizmi ve değişkenliği ortaya çıkarır.

Karların erimeye ve kış mevsiminin yavaş yavaş terk etmeye başladığı ancak havaların henüz bahara kavuşmadığı dengesiz bir dönemdir Balık Burcu dönemi. Soğuk ve nemli ancak günler uzamaya başladığı için bir önceki Kova dönemi kadar karanlık olmayan bu dönemde insanlar evlerinde geçirdikleri dönemlerin muhasebesini yaparlar adeta. Tüm mevsimlerin sonu gibi kış bitimine yaklaştıkça baharın gelmesini sabırsızlıkla bekleyen insanların üstünde bir huzursuzluk vardır.

Bunun yanında Koç Burcu ile başlayan Zodyak, Balık Burcu ile tamamlanmaktadır. Yani Balık Burcu insanı tamamlanma enerjisi taşır. Sanatın, ilham gücünün, hoşgörünün, empatinin, sezgilerin, hassasiyetin ve sezgilerin getirdiği bir üst bilinç ile dünyanın realitesinden uzaklaşmak onlar için çok kolaydır. Maddi güvence, statü kaygısı, kriz yönetimi, toplumda yer edinmek gibi konular önemini yitirmiştir.

Bu sebeplerle Balık Burcu evinde ve dekorasyonunda da bunları ortaya koyacaktır. Su elementinin ve değişken özellikleri ortaya koyarak kendinizi denizde hissedebileceğiniz bir ev tasarlayabilirler. Dingin ve sakin ya da taşkın ve dalgalı. Ancak kendi içine çağıran ve adeta “ne olursan ol gel” diyen bir tarz diyebiliriz.

Değişkenliğin verdiği karakter ile Balık Burcu evlerinde düzen ve organizasyondan çok yumuşak başlı bir misafirperverlik havası söz konusudur. Mavi, lila, pembe, su yeşili, yavru ağzı gibi pastel tonların yanında metal objeler ağırlıkla kullanılabilir. Kendini evinde rahat hissetmek, rahat hissettirmek ve tüm gerginliklerden uzaklaşmak Balık Burçlarının en önemli temasıdır.

Odalar arası bütünlük ve adeta akış içinde evlerinde gezinmek ister Balık Burcu insanı. Her köşede dinlenebilmek ve değişken ruhunu sakinleştirebilmek için puf yastıklar önem taşır. Aynı zamanda yumuşak dokulu kumaşlar ve misafirlerin de birbirlerini kısık sesle duyabileceği yakınlıkta oturabileceği koltuklar tercih sebebidir.

Balık Burcu’nun duygusal ruhu hatırası olan objeleri görünen alanlarda sergilemek ister. Salon duvarlarında raflar, sehpa ve orta masalar bu objeleri sergilemek için keyifli alanlardır. Ayrıca kendi dünyasına çekilmek, dua etmek ya da meditasyon yapmak için dış dünya ile bağlantısını kesebilecek perdeler önem taşır.

Balık Burcu ve Yatak Odası :

Romantik Balık Burcunun yatak odasında yumuşak bir hava eser. Pastel renklerin ve doğal dokuların kullanımı burada da önem taşımaktadır. Doğal ahşap, pamuklu kumaşlar ve tüylü halılar keyif verebilir. Rahatlamak ve partneri ile duygularını paylaşabileceği sakin ve huzurlu bir ortam yaratmak önemlidir.

Işık alan, havalandırması kolay olan yatak odalı bir evi tercih edecektir. Hem doğa ile uyumlu hem de kendi düzeninde bir Balık Burcunun evinde kendini rahat hissetmesini sağlar. Çünkü hem duygusal bağ kurmak önemlidir, teslimiyet ve fedakarlık hem de bir olmak ve ait olmak.

 

 

Banyo ve Balık Burcu :

Balık Burcu ve Yükselen Balık Burcu için banyo evin önemli bir köşesidir. Su ile rahatlamak kendilerini şımartmak isterler. Yine pastel renkler ile döşenmiş aydınlık ve tütsülerin yakıldığı, geniş küvetli bir banyo keyif verecektir. Özellikle bu alandaki renkler, dokular ve kokular Balık Burcu için önem taşır.

Mutfak ve Balık Burcu :

Zodyak’ın en materyalizmden uzak burcu olan Balık Burcu için evde fazladan eşya bulunması ya da kullanmayacakları materyaller zorlayıcı olacaktır. Bu sebeple mutfakları da Kova ve İkizler Burcunun aksine elektrikli aletlerden mümkün olduğunca uzak, sade ve gerektiği kadar eşya ile doldurulmuştur. Su yeşili, mavi ve lilanın yanında doğal ahşap dokusu yer alacaktır. Akvaryum deniz kenarı etkisi yaratacağından mutfakta iyi bir seçenek olabilir.

Küçük Balık Burçları ve Dekorasyon :

Balık ve Yükselen Balık Burcu bebeklerinin doğdukları andan itibaren etrafa barış ve huzur yaymak isteyen enerjileri hemen fark edilir. Adeta büyümüş de küçülmüş gibi bir empati tarzıyla sizleri şaşırtacak ve herkesin huzur içinde yaşaması için elinden geleni yapacaktır. Bu bir ikizler kurnazlığında ya da kova inovatif fikirleri ile değil daha vicdanı ve duygusal yanınıza seslenen bir dehadır.

Narin ve kırılgan olan bu minikler kendileri için en iyisinin küçük bir çocuk gibi atlayıp zıplamak yerine daha ağır başlı oyunlar oynamak olduğunu bilirler ve ona göre davranırlar. Kendilerini zora koşmaktan ve kırılabilecekleri ortamlara girmekten de hoşlanmazlar. Adeta pamuklarla sarılıp sarmalanmak isterler. Bu sebeple dekorasyonda da onlara bu anlamda yardımcı olmak ve huzurlu hissetmelerini sağlamak ebeveynleri için önemli bir roldür.

Minik Balık ve Yükselen Balıklar için doğal renkler, aydınlık ve havadar bir ortam yaratmanız gerekmektedir. Yetişkinlerde olduğu gibi minik Balık’lar da materyalist dünyadan uzak olmayı tercih edebilirler. Çok fazla oyuncak yerine odalarında “prens & prenses” oyunları oynayabilecekleri, sanatsal yaratıcılıklarını ortaya koyabilecekleri, resim, müzik, okuma ile uğraşabilecekleri alanlar yaratmak onları düşündüğünüzü hissettirecektir.

 

BALIK:

 

Nitelik:                          Değişken

Element:                       Su

Özellikler:                     Dişi, (-)

Yönetici Gezegen:      Jüpiter, Neptün

Roller:                          Şair, mistik

Uğurlu Taşı:                 Akuamarin

Uğurlu Metal:               Platin

 

Ayşegül Kuyumcu Türker

 

Akgün Akdil / Paris Design Week

Paris’te Tasarım Randevusu Yeni tasarımları, koleksiyonları, mağazaları keşfedebileceğiniz Paris Design Week bu yıl da renkli etkinliklere evsahipliği yaptı. Eylül başında düzenlenen Paris Design Week, Maison&Objet’nin sonbahar ayağıyla eş zamanlı gerçekleşiyor. Tasarımın, Paris’in tadını çıkarabileceğiniz bu harikulade organizyondan işte size bir seçki.

Galeri Joseph Galeri Joseph Turenne galerisinin 1. ve 2. katında Kuzey Avrupa, Afrika ve Asyalı tasarımcıları ağırlıyor. Bu alanda, tasarımcılar ürün yelpazelerinden örnekler sergileyerek kendi dünyalarını tanıtma fırsatına sahip oldu. Seçilen parçalar aşağıdaki özellikleri taşıyor; TASARIMDA 4 ELEMENT Taşıdığı güçlü eğilimlere göre toprak, su, hava ve ateş arasından yapılan bir seçki, zemin kattaki 4 farklı alanda sahneleniyor.

TOPRAK ­ Ahşap, kökler, sağlamlık, ham maddeler, orman

SU­ Saydamlık, mavi, akışkanlık, cam

HAVA­ Hafiflik, asılmak, beyaz, tazelik, hareket, doku

ATEŞ­ Isı, sıcak renkler, yoğunluk, acı biber

Boffi Pervecal markalı bıçakların en yenisi “Noé”, Boffi’nin Paris mağazasında tanıtıldı. Perceval çatal bıçaklarının Thiers’deki yöneticisi Yves Charles, eski bir şef. Tasarımcı Noé Duchaufour­Lawrance imzalı Noé ile hazırladığı yemeklerle stil ve kalite arasındaki mükemmel uyumu yakaladı.

Hybridations Tasarımcı ve sahne tasarımcısı Alexis Tricoire bitkilerle ilginç peyzaj uygulamaları yapıyor. Bu sergi mizah ve sürrealizmin ekolojik bir yansıması gibi. AlexisTricoire’ın eli değince bitki örtüsünde ilginç şekiller filizleniyor. Görülmedik bitkiler çatlaklar arasında fütürist objelermişçesine açılıyor. Ulusal Doğa Tarihi Müzesi’nin Bitki Bölümü’nde düzenlenen sergi Paris Design Week’in en ilginç etkinlerinden biri.

Now!le Off Cité de la Mode et du Design, Tasarım Haftası’nı selamlıyor. Avangard ve genç tasarımın bir arada olduğu bu sergi, etkileyici ve akıl çelen bir gösteri! 15 ülkeden yıldızı parlayan 100 tasarımcının işlerinin Now!le Off’ta sergilenmesi Cité de la Mode et du Design’ın ilginç binasını daha da çekici kılıyor.

“Now! le Off” ile Paris

 

Akgün Akdil

dfot

 

Tiina Laakonen ve Jon Rosen’in Finlandiya aksanı verilmiş, yılın rengi indigo mavinin hakim olduğu evleri Hamptons’da bulunuyor. Eski model, moda tasarımcısı Tiine gerçek bir kır evi yaratmak istemiş.

“Maviyi inanılmaz şekilde rahatlatıcı buluyorum. Bir tema üzerinde çeşitli varyasyonlar yaratmak hoşuma gidiyor.” 

“Bu koridorların, bir koridor gibi değil daha sıcak görünmelerini istedim.”

Evin merkezinde açık bir yaşam alanı var. Tiina’nın Finlandiya’daki çocukluğuna ithafen renk paletinde gri, beyaz, siyah ve mavi yer alıyor. Kayan bir cam kapı bahçeye açılıyor. Böylece renk karışımına yeşil de dahil oluyor. Mobilya ve döşemelerinde George Sherlock kanepeler, Marimekko desenler, tasarımcı arkadaşı Christine Kim tarafından tasarlanmış kare puflar var. Piet Hein Eek tasarımı yemek masası, hala üretimde olan Maijo Isola tasarımı Marimekko masa örtüsü ile kullanılmış. Tüm iç duvarlarda klasik ambar kaplamasında kullanılan bir malzeme kullanılmış. Tiina kendini 50’lerden ve 60’lardan Fin klasiklerini evi için toplarken bulmuş.

“Zaman geçtikçe özüne daha çok dönüyorsun. Uzun süre ülkemden uzak yaşadım ama sevdiğim şeyler yine kendi orjinimin versiyonları oldu.”

Tiina Rusya sınırında Finlandiya’nın Imatra adlı endüstriyel bir bölgesinde büyüdü, 19 yaşında Paris’e gidip modelliğe başladı ve Karl Lagerfeld’e asistanlık yaparak moda dünyasına girmiş oldu. Koridorlarda ve yatak odasında Birger Kaipiainen’e ait 50lerin yine indigo mavi desende duvar kağıdıyla kaplı. Yatak odasında yine Marimekko desen yatak örtüsü örtü ve yerde yine Fin’lerin klasiği bez kilimler kullanılmış. Tüm odalarda mavinin eşsiz kombinasyonları, İsveç’li ve Fin tasarımlar kullanılan bu mavi evde ayrıca bahçedeki havuzu da mavi ortancalardan bir duvar çevreliyor.

“Mavinin her tonunu etrafımda görmek bana sonsuz bir huzur veriyor. Bu yüzden bahçede de ortancalara bolca yer verdik.”

 

http://decordemon.blogspot.com.tr/

 

dfot

 

Mimoza Balık Restorantı, Bodrum Yarımadası’nın en güzel koylarından birinde, Gümüşlük’te, Antik Myndos şehrinin en güzel limanı olan taş iskelenin hemen yanı başında, saklanmış sizi bekliyor. Yakınında hiçbir işletme olmayan mekan, o eşsiz koyda, yalnızlığını sizinle paylaşmak istiyor.

Bodrum’un en meşhur restaurant’ı hangisidir derseniz, istisnasız herkes ” Mimoza” diyecektir.

Gümüşlük sahiline geldiğinizde, sağa dönüp yürürseniz, en sonda bir balık lokantası göreceksiniz. Burası, kocaman bir mimoza ağacının eteklerindeki Mimoza Balık Restoran’dır. Adını aldığı mimoza ağacı, köklerinin ve gövdesinin kalınlığı, dallarının yere paralel uzanmış uzunluğuyla ilk görüşte insanda derin bir etki bırakır. Yılların bilgeliğiyle size bakıyor gibidir. Onun yakınında oturup yemek yerken, kendinizi bu ulu ağacın himayesinde hissedersiniz.

 

Deniz kıyısında masanıza oturduğunuzda Gümüşlük atmosferinin büyüsü dört bir yandan sizi sarıverir. Hele bir de mehtap varsa, yemek yemek bir saltanata dönüşür. Mezelerin ve balığın tadı damağınızda yer eder. İçkinizi yudumlarken, bir başka gözle görürsünüz dünyayı. Dünya sizin etrafınızda, sizin için dönüyordur artık.

Mimoza Balık Restoran’da yemek yemek de, kahve içmek de, ayrıcalıktır. Badem ezmesi ve likörle ikram edilen Türk kahvesi, sultanlığınızın devam ettiğini hissettirir size. Masanızdan kalkıp, bu mekândan ayrılırken, bilge mimoza ağacına dönüp bir kez daha bakıp selamlamak gelir içinizden. Bir kez daha gelebileceğiniz günü iple çekerek.

Deniz içindeki su kabağından fenerlerle gerçekleştirilen ışık oyunları, otantik ile lüksün enteresan karışımı burayı ayrıca çekici kılıyor.

dfot

 

Burgazada

İstanbul adalarının en mütevazısı Burgazada, martı seslerinin yankılandığı sokakları, yazarlara ilham veren kırları ve zarif köşkleriyle huzurlu bir liman arayanları bekliyor…

Burgazada’da

Huzur ve renk

Diğer adalara nazaran daha az bilinen ve tercih edilen Burgaz’ın sakinliği, doğallığı ve eşsiz manzarası bir başkadır. Adaya ayak bastığınızda size en sıcak karşılamayı önce martılar ve kediler yapar. Sonrasında ise iskele meydanında mezeleri ile meşhur restoranlar muazzam kokularıyla aklınızı başınızdan alır.

 

Adayı gezdikten ve yorgunluk sarhoşu olduktan sonra da Ada’nın en meşhur dondurmacısı ile günü büyük bir keyifle noktalayabilirsiniz. Geri dönmek için hazırlanmaya başladığınızda ise içiniz burkulur ve bu huzuru hiç terk etmek istemezsiniz. Bahar Mahmure Derviş ise bu terk etme duygusunu bir daha yaşamamak üzere yıllar önce buraya yerleşip, adayı sindire sindire yaşamaya karar verenler arasında.

Hayatını dolu dolu yaşayan, her dakikasının kıymetini bilen huzur dolu ve inanılmaz hikayeler biriktiren Bahar Derviş Hanım evinin kapılarını Bast Home için açtı. Evin yolunu tutuyoruz ve bir kez daha Burgazada’ya aşık oluyoruz. İnanılmaz bir huzur eşlik ediyor bize. Sessizliği ne kadar özlediğimizi fark ediyoruz o an. Ve öğreniyoruz ki bu adada fayton atları genelde serbest dolaşırmış, eğer evlerin kapısı açık unutulursa bahçede  bir atla karşılaşma olasılığı çok yüksekmiş meğer. Bunu duyunca özellikle Büyükada için temennide bulunduk; en kısa zamanda şartlar değişip de buradaki atlar kadar özgür olabilsinler diye. Ve biraz yokuş çıktıktan sonra bizi bahçesinde çiçekler içinde karşılayan Bahar Hanım ile merhabalaştık ve bize ‘’Adalı” olmanın ne demek olduğunu anlattı.

‘Çocukken aile ile beraber adalarda büyümek ayrı, bir de seneler sonra ada hayatını tercih edip bunu yaşam biçimi haline getirmek ayrı. Ada hayatını tercih ettiyseniz bir kere kendinizi disipline etmeniz şart! Planlı ve programlı olmalısınız ki vapur saatleri programınızı alt üst etmesin.Onun dışında adada iseniz zaten tek yapmanız gereken bu hayata ayak uydurmanız. Unutmayın şehirdeki yaşantınızı buraya adapte etmek değil amaç aksine teslim olmak ve bir bütün halinde yaşamak’ diyor Bahar Hanım. Son 15 yılını Burgazada’da yaşadığını ve artık İstanbul’a yalnızca öğrencileri için gittiğinin altını çiziyor. Tam anlamıyla bir adalı Bahar hanım. Hatta öyle ki tatil tercihini de başka ülkelerin adalarına kaçmaktan yana kullanıyor. Kendi yaşadığı evin bahçesi görülmeye aslında yaşamaya değer diyebiliriz. 20 çeşitten fazla çiçek var bu bahçede.Ve her birine öğle bağlı ki kimseye teslim edemiyormuş.Gittiği yerlerden en nadide çiçekleri bile bu bahçeye taşıyormuş.Tüm bahçe bakımını bizzat kendi yaptığının altını çiziyor ve ekliyor, ‘Her bitkinin bakımı ve ihtiyacı apayrıdır. İşin en keyifli tarafı ise bunca çeşidin içinde her mevsimi bir başka yaşıyor olmanız. Bu bahçede her mevsimde farklı bir çiçek açar ve bahçe kendini yeniler. Öyle muazzam bir oluşuma şahit olursunuz ki bahçeniz adeta masalsı bir görünüme bürünür.’

Sohbet sırasında bir diğer öğrendiğimiz şey ise bu evin bulunduğu yerin Reşat Paşa Köşkü’ne ait olduğu. Sonrasında ise bu köşk kızları arasında bölüştürülmüş meğer.

Bahar hanım’ın bu evi nasıl seçtiği ise onun seneler evvel yaşadığı bir anıda gizli. Bu hikaye şimdilik bizde saklı kalsa da bir kelebeğin insanın hayatını değiştirebildiğini söyleyebiliriz. Evin her köşesi başka hikayelerle, başka anılarla dolu. Her objenin kendine ait bir hikayesi var. Evin içi o kadar sıcak detaylarla tamamlanmış ki kendinizi hiç de misafir gibi hissetmiyorsunuz.Evin başrolü ise şüphesiz kelebekler.Ancak mavi renk, melek figürlü detaylar ve antika objeler de arka planda kalmıyor. Bir oda bir salon olan bu ev son derece kullanışlı dekore edilmiş. Yazlık kışlık olarak kullanılan bu ada evinin her köşesi rahatlığa ve huzura işaret ediyor. Salondan bağımsız, kitabınızı alıp okuyacağınız bir alan dahi oluşturulmuş. Pencerelerden baktığınız bahçe manzarası ise görülmeğe değer. Kendinizi hem dağ evinde, hem de bir ada evinde hissedebileceğiniz nadir yerlerden anlayacağınız. Salondan verandaya açılan bir çıkış var ve Bahar Hanım’ın yine kendi yarattığı; Burgazada hatırası köşesi bulunuyor. Bu eve her gelenin mutlaka bu bölümde bir fotoğrafı ve hatırası olurmuş. Biz de es geçmiyor ve hemen bir hatıra fotoğrafı çekiyoruz elbette. Bahar hanımın hoş sohbeti ve samimiyeti  ile harika geçen bir günün ardından vapura biniyoruz ancak herkes gibi içimiz buruk bir şekilde terk ediyoruz adayı.Tez zamanda yeniden ziyaret etmek üzere…

SAİT FAİK

ABASIYANIK

MÜZESİ

Türk edebiyatının usta isimlerinden Sait Faik’in uzun yıllar yaşadığı tarihi köşke uğramadan yapılan bir Burgazada gezisi eksik kalır. Ada günlerinden geriye ölümsüz eserlerden oluşan paha biçilmez bir miras bırakan yazarın hayatının son yıllarını geçirdiği ev günümüzde bir müze. Güzel bir bahçe içerisinde yer alan köşkte yazarın el yazmaları, fotoğrafları, mektupları, kitapları ve kişisel eşyaları sergileniyor.

AYA YORGİ

KLİSESİ

17. yüzyılda yapıldığı sanılan manastır, Cennet Yolu’nun altındaki yamaçta inşa edilmiş. Üç katlı ve dikdörtgen planlı taş bina, 1920’li yıllarda Beyaz Ruslar tarafından da kullanılmış. Manastırın yukarısındaki çam ağaçlarıyla kaplı düzlükteki kilise ise 19. yüzyıl tarihli. Kilisenin içi ise resimler ve ikonalarla dolu bir müze gibi. Dekorasyonda kullanılan gümüşler ve ahşap oymalar ilginç.

KALPAZANKAYA

İskeleden yarım saatlik bir yürüyüşle, faytonla ya da gezi tekneleriyle ulaşabileceğiniz Kalpazankaya, adanın görülmeden geçilemeyecek yerlerinden biri. Püfür püfür rüzgârlarıyla yazın sıcağını hiç hissettirmeyen bu güzel doğa parçasının bir tarafı ormanla, diğer tarafı denizle çevrili. Hemen aşağısındaki küçük koy, güneşlenmek ve denize girmek için ideal. Civardaki kır gazinolarında ise balık ve kuyu kebabı çok lezzetli.

 

HRİİıSTOS TEPESıİ VE MANASTIRI

Bizans manastırı olan Theokoryphotos (Hz. İsa’nın Başkalaşımı), adının da söylediği gibi, Hristos (İsa) Tepesi’nin zirvesinde yer alır. Bizans kaynaklarınca doğrulanmamış olmamakla beraber, söylenceye göre, manastır Makedonyalı İmparator I. Basil tarafından (tks 867-86) bir antik Yunan tapınağının kalıntıları üzerine kurulmuştur.

18. yy.ın sonunda ise manastır terk edilmiş, bir harabe haline gelmiştir. Manastırdan günümüze, eski manastır bölgesinin çeşitli yerlerine dağılmış, önceki yapılara ait harabeler ve mimari kalıntıların yanı sıra, 19. yy.da yapılmış bir kiliseyle 18. yy.da inşa edilmiş iki katlı bir yapı kalmıştır. Manastır bölgesi girişinin içinde, çok güzel oyulmuş dört Bizans sütun başını da içeren bir dizi antik mimari kalıntısı bulunur.

Manastır yöresinin sınırları içinde bugün bile hâlâ yağmur sularını toplayan dört adet kocaman, kemerli yer altı sarnıcı bulunuyor.

Tepeden seyredilen manzara harikadır: Bütün Adalar ve Asya sahilleri görülebilir. Rumlar ve diğerleri hâlâ, Hz. İsa’nın Başkalaşımı’nın panigirisini (o yerdeki kiliseye adını veren azizin anısına yapılan şenlik) hatırda tutmak üzere 6 Ağustos’ta kiliseye geliyorlar; bu olay eskiden, tepenin zirvesinde müzik ve danslarla kutlanırdı.

Rum mezarlığı, manastır bölgesinin hemen yukarısında. Mezarlıktaki minik kilise, tapınakları hep tepelerin zirvesinde kurulmuş olan Hagios Profitis İllias’a adanmıştır.

KINALIADA

Krikor Lusavoriç Kilisesi

Ada nüfusunda önemli bir payı Ermeniler oluşturmaktadır. Gregoryen kilisesi sahil yolunda yer almaktadır. Prens adaları içerisindeki tek Ermeni kilisesi olma özelliğine sahiptir. 1857’de kurulmuştur ve 1988’de yeniden inşa edilerek bugünkü halini almıştır. İçerisinde ortaçağ taş oymacılığının güzel örneklerini içeren panolar bulunmaktadır.

KINALIADA CAMİİ

Kınalıada’da yaşayan müslümanların isteği ile modern bir  camii yapılmıştır.Üçgen çatısı, kesik yivli minaresi ve zikzaklı yedigen bir poligon oluşturan ana binasıyla Kınalıada Camii, İstanbul’da örneği bulunmayan modern bir mimari üslup taşıyor. Deniz kenarındaki 450 metrekarelik bir alan üzerine kurulu ibadethanenin avlusunda, şadırvan, cemaat odası, sağlık merkezi, gasilhane ve su sarnıcı bulunuyor.

DÖNÜŞÜM MANASTIRI

Dönüşüm Manastırı, Manastır Tepesi’nin üstündedir. Bu manastır aynı isimdeki Bizans manastırının yerine kurulmuştur. Bu manastırın bazı mimari kısımları katholikon yani keşiş manastırının içine yerleştirilmiştir, diğerleri ise araziye yayılmış durumdadır. Türklerin fethinden sonra manastır yıkılmaya başlamış ama sonra 1722’de İstanbul’da iş yapan Sakızadalı bir grup zengin Yunanlı tüccar tamamen onarımını üstlenmiştir. Bu tüccarlar Bizans katholikonunun yerine yeni bir kilise inşa ettirmiş ve yanına Aziz Paraskevi’ye adanmış bir şapel eklemişlerdir. İconostasis ve piskoposluk tahtı ağaç oymacılığının güzel eserlerindendir. Özgün katholikondaki Bizans ikonları İstanbul’da Rum Ortodoks Patrikhanesi’nde korunmaktadır. Şimdiki kilisenin ikonları Rus yapımıdır ve 1723’te Patrik III. Jeremias’a Çar Büyük Petro tarafından yollanmıştır.

RUM ORTODOKS PANAYİA KİLİSESİ

Adanın doğusunda yer alır ve Bizanslı tarihçiler tarafından bu manastırın İmparator V.Leon’a (813-820) kadar yaşadığı kabul edilir. Temel kazımı sırasında şamdanlar, zeytinyağı elde etmeye yarayan aletler, büyük mermer parçaları ve yazılı sütunlar ortaya çıkmıştır.

SİRAKYAN İKİZ EVLERİ

Ali Baran Meydanında bulunan Sirakyan İkiz Evleri Osmanlı döneminde mesken olarak kullanılmak için inşa edilmiştir. Üç katlı ahşap yapılardır ve Kınalıada’nın simgelerindendir.

 

dfot

 

Mandarin Oriental, Bodrum

 

Kusursuz bir kaçış…

Masmavi gökyüzü ve turkuaz bir deniz, yemyeşil bir bitki örtüsü ve yıl boyunca ılıman bir iklim. Bodrum yarımadasının sunduğu renkli Akdeniz deneyimi, kendi evinizin özenle tasarlanmış konforu, Mandarin Oriental’ın efsanevi hizmetleri ve eşsiz olanaklarını ustalıkla harmanlayan Mandarin Oriental, Bodrum…

Avrupa’nın en güzel yerlerinde bulunan ve detaylarıyla nefes kesen bir tesis; Mandarin Oriental. Cennet gibi bir konumda yer alan Mandarin Oriental, stil ve lüks ve konforun baştan çıkarıcı karışımını sizlere sunuyor. İki özel plajı, süitler ve villalar, spa ve çağdaş odalar, üstün hizmet  ve daha fazlası ile dünya standartlarında bir tesis.

Bodrum’un kuzey kıyısında yer alan Cennet koyu, kozmopolit Göltürkbükü’ne yalnızca beş dakikalık mesafede. Bodrum şehir merkezine yirmi dakikalık mesafede ve Bodrum havaalanından 45 dakikalık bir mesafede. Sahile indiğinizde ise kendinizi gerçekten de cennette hissedeceğiniz iki özel plaja sahip. Zaman kavramını unutturacak bu ayrıcalıklı plajlarda gün boyu ruhunuzu arındırabilirsiniz.

Odalar ve süitler tüm güzelliğiyle lük ve konforu aynı anda sunuyor. 27 süit, 59 odadan oluşan Mandarin oriental ayrıca iki muhteşem villasıyla beraber lüks tasarımı çağdaş türk elementleriyle harmanlayarak tarz sahibi bir dizayn ile konuklarının karşısına çıkıyor.

YEMEK

 

Assaggio Restaurant’ta leziz İtalyan mutfağı

Al Olive Garden da Türk ve Akdeniz spesiyaliteleri

Sofra Restaurant’ta Akdeniz esintili dünya mutfağı

Bizim Asian Grill Restaurant’ta Japon ve Güney Asya mutfağı

Pool Bar & Restaurant’ta rahat havuz yemek ve çocuk menüleri

Atmosferik M2 Bar’da tapas, meze, taze meyve suları ve kokteyller

Blue Beach Bar & Club’da ana sahilde hafif yemek dizisi

Kokteyller ve Mandarin Bar, çağdaş bir ortamda prim şampanya

Teras Lounge’da ikindi çayı

Ve Mandarin Pastanesi’nde güzel pastalar

SPA & WELLNESS 

 

Orient şifa geleneklerinden esinlenerek, dünya standartlarında özenli terapistler ve uzmanlar eşliğinde yapılan spa salonları yer almaktadır. Mandarin Oriental imzası taşıyan sağlıklı yaşam alanları içeren 2700 metrekarelik spa alanı bulunmaktadır.

5 tedavi odası, 3 güzellik salonu, VIP Suite, bir Çift Spa Suite ve iki açık tedavi odası, kapsamlı ısı ve su tesisleri, lüks hamamlar, State-of-the-art ekipmanı ile kapsamlı fitness center, pilates,kişisel antrenör eşliğinde yoga salonu, kapalı yüzme havuzu, uzmanlar eşliğinde programlanan  sezonluk ve haftalık uzun sağlıklı yaşam klinikleri ile konuklara tüm ayrıcalıklar sağlanmaktadır.

 

dfot

 

YAZ SOFRALARI

Uzun ve keyifli sohbetler açık havadaki buluşma mekanları, davet sofraları, büyüleyici renkler ve temalarla hayat buluyor. Yazın bu güzel havasını siz de sofralarınıza yansıtın ve birbirinden şık sofralar hazırlayın. Kır çiçekleri ile masalarınıza tazeliği, farklı kumaş ve aksesuar seçenekleriyle zıtlığın uyumunu sofralarınıza taşıyın.

Provans’ın tazeliği…

Sofranıza ayak uyduracak patine, doğal ahşap veya  mobilyalarınızı çiçek desenli minderlerle taçlandırın. Provans bir davet sofrası hazırlarken ağaç dallarına asacağınız kumaş fenerli ışık demetlerinden destek alarak, mevsimsiz ve leziz bir mutluluk merkezi oluşturabilirsiniz.

Doğallıktan  ilham alın…

Yalın, fonksiyonel ve aydınlık bir izlenim yaratmanın peşindeyseniz doğal  sofralardan ilham almalısınız. Pastel tonların sıkça kullanıldığı bu stilde, keten masa örtüleri, pembe ve morlarla oluşturulan çiçek düzenlemeleri, kristal kadehler ve seramik yemek takımları ile sofralar doğal ve şık görünecektir. Rafine bir doğallık yaratmak için renk paletinize beyaz, pastel bir sarı, ekru ve mavinin en uçuk tonlarını kullanarak doğallığı masalarınıza taşıyabilirsiniz.

Yazın enerjisiyle doğan rengarenk masalar…

Yazın canlı renklerini siz de sofralarınızda kullanabilir, tabak ve bardaklarınızı canlı renklerden seçerek sofralarınızın çiçek açmasını sağlayabilirsiniz. Kullanacağınız rengarenk detaylar ile masanızda zıtlığın uyumunu yakalayabilirsiniz. Turuncu, mavi, pembe, yeşil, sarı…Doğadaki tüm renkleri masanıza taşıyarak enerjinizi tazeleyebilir, farklı desen kumaşlar veya objeler ile de özgün bir tarz yakalayabilirsiniz. Farklı motiflerle bezenmiş el işi masa örtüleri, ağaç dallarına asacağınız renkli aydınlatmaları ve kır çiçeklerini bir arada kullanarak enerjik bir sofra yaratmanız mümkün.

 

dfot

 

Lüks ve Bohem

Bir Deneyim

 

 

“Lüks nedir? Lüks, benim için, gerçekten İSTEDİĞİM şeyi yapabilmektir.”

Thomas Hayne

 

Neredeyse 10 yıllık bir süre boyunca Mykonos’taki dünyaca ünlü Paradise Club’ı işlettikten sonra, İki Alman Thomas Hayne ve Mario Mario Mertel Design Hotels ekibi ile birleşerek San Giorgio’yu yaratmış. Bu başarılı birlikteliğin de etkisiyle, ortaya vazgeçilmez bir tatil destinasyonu çıkmış. 60’ların bohem yaşamı, jet-set ve çingene yaklaşımını karıştıran “gypset”  stili bir ambiyans oluşturmuşlar. San Giorgio’da her şey konfor ve keyif alabilmek üzerine  planlanmış.

Boş vakitler oldukça fazla ve misafirler de bu vakitlerde mümkün oldukça enerji sarfetmemeye ve daha çok pozitif enerji üretmeye teşvik ediliyor. San Giorgio’ya gitmek en cool arkadaşınızın yazlık evini ziyaret etmeye benziyor. Zarafet, estetik, lezzet dolu bir görsel şölen ve adanın en çok konuşulan ziyafetlerini düzenleyen bir arkadaş.

34 odalı yapı komşu Paradise Club ile birleşti ve mal sahipleri Thomas Hayne ve Mario Hertel, Markos Daktilidis yani Paradise plajının sahibiyle birlikte San Giorgio’yu kurdular. Mykonos sadece gece hayatıyla değil, Avrupa’da ilk beşte yer alan plajları, resim gibi beyaz evleri, berrak mavi suları ve çekici ara sokaklarıyla tipik bir Yunan cenneti. Alman doğumlu ikili dümenin başına 2004’te geçmiş.

Her şeyi geride bırakıp burada 6 haftalık bir tatil yaptıktan sonra, Mykonos’a taşınmışlar. Konuklarının ihtiyaçlarını çok iyi anlayan San Giorgio, birkaç yıl içinde dünyaca ünlü Dj’lerin yaz sezonu boyunca  muhakkak uğradığı bir durak haline gelmiş.

San Giorgio deniz manzarasına uyanmak, sevgiyle yapılmış yemekleri tatmak ve kalabalıkla yıldızların altında dans etmek gibi kolay ulaşılacak zevkleri arayanlar için tasarlanmış. Otelin sahipleri projenin her detayıyla bizzat ilgilenmişler.

Her zaman bir otel sahibi olmayı isteyen Alman ikili, odaların her birine ayrı karakter vermeyi, her kış yeni düzenlemeler yaparak yazın sürprizlerle geri dönmeyi bir tutku haline getirmişler. Otel konum ve bina olarak, ilk karşılaştıkları andan itibaren onları bu işe başlamaya ikna etmeye yetmiş.

Şu anda Design Hotels CEO’su olan Claus Sandlinger’in en iyi arkadaşları olmasının da şöhretlerinde etkisi büyük. 25 yıldır arkadaş oldukları bu ekiple, bu hem eğlenceli, hem de cool projeyi birlikte yürütmeleri tabi ki beraberinde başarıyı getirmiş. Bundan iyi ne olabilir ki?

 

dfot

 

Kapatın Gözlerinizi,

Sizin Cennetiniz Hangisi?

 

Seyahat etmek, gezmek, dinlenmek, eğlenmek, öğrenmek. Yazın yaşamın kendisi demek aslına bakacak olursanız.

 

Hepimizin bir resmi vardır gözünüzü kapadığınızda beliren yaza dair. Çoğu çocukluk anılarına veya özlemlerine sıkışmış küçük enstantaneler. Kiminin gözünde bir terasta veya yeşil bir bahçede edilen keyifli bir kahvaltı canlanır gözlerini kapatıp yaşadığı rutinden uzaklaşmak istediğinde. Kimi saçlarını rüzgara vermiş bir teknede güneşleniyorken hayal eder kendini. Kimisi dalından meyva yerken, kimi de bir havuz kenarında meyva suyunu yudumlayıp şezlongda güneşlenirken.

 

Ben bir önceki hayatımda bir Rum Köylüsü olduğumu düşünecek kadar Ege mimarisine tutkunum. Yaza dair bir şeyler konuşulmaya başlandığında kendimi bir Yunun adasının rüya merdivenlerinde karşımdaki engin maviliği seyrederken ya da Bodrum’da bir taş evin avlusunda rahat bir sedirin üstüne bir yavru kediyle oynaşırken bulurum. Bu yüzden de yıllarca Bodrum sokaklarında amaçsızca dolaşırken gerçek anlamda nefes alabildiğimi ve buralara indiğimde varoluşuma ve benliğime dair bir anlam bulabildiğimi söyleyip durdum hep.

 

Bir yandan da insanın  öldükten sonra gideceği cennetini kendi zihnindeki gibi olacağına inananlardanım. Bu yüzden ölünce güneyde mavi beyaz bir taş evde, kedilerim, sevdiklerim ve sonsuz Mavilikle mutlu bir tablonun içinde hayal ederim kendimi zaman zaman.

 

Neyseki önümüz yaz, kendi cennetimize kavuşmak için ölmeyi beklememiz gerekmez. O zaman kapatın gözünüzü, netleşsin bu yaz ki rotanız…

 

Keyifli tatiller

 

ferroli_kombi

 

Isıtma ve soğutma sistemlerinin öncü markası Ferroli, Türkiye’de yeni bir uygulamaya imza attı ve “kombileri renklendirdi”.

 

Ferroli Türkiye Genel Müdürü Çetin Çakmakçı, fikrin “Türkiye’nin doğasının ve farklı zenginliklerinin rengini yansıtabilme” arzusundan doğduğunu belirtti.