londra

Bast Müzik

En baştan başlayacak olursak Müzik hep vardı…

5 milyar yıl

Dünya varoluşu

4 milyar yıl

İlk canlı hücre oluşumu

400 milyon yıl

ilk hayvanların oluşumu

200 bin yıl

insanlık tarihi

100 bin yıl

Topluluk olmaya başlama tarihi

5000 yıl

uygarlıklar tarihi

3000 yıl

yazının bulunması…

İnsanların vahşi yaşam koşullarında iletişim kurma yolu sesler idi. Ses ile iletişimde en önemli yöntemleri ise doğada var olan seslerin taklit edilmesi idi. Bu ses çıkartma yöntemleri sadece çıplak insan sesi ile değil zamanla ileride enstrüman olarak da kullanılacak olan taşlar ve kemikler kullanılarak gelişti. Dil becerileri geliştikçe insanoğlu once savunma amaçlı olarak sonrasında toplumsal idareyi güçlendirme amaçlı olarak büyü ve tapınma aracı olarak bu sesleri kullandı.Tanımlayamadıkları varlıklar ile iletişim için müzik haline gelebilen bu iletişim aracını danslarla zenginleştirdiler. Ortaya çıkan sesler toplamını tekararlanabilir halde bir ritm ile çalmaya ve değişik sebepler için değişik müzikler ortaya çıkartmaya başladılar.Yüzbinlerce yıl geçmesine ragmen halen ayinler, özel durumlar için merasimler düzenlenmesi gibi durumlarda müzik en önemli ifade şekli oldu.

Antik Yunan Mitolojisinde baş tanrı Zeus peri kızlarının herbirine Muse ismi vermiş.Bilgi ve sanatın savunucusu olan  Muselerin yetenekleri bu bilgi ve sanatlar idi. Music, Müzik ( Museike) ismi de buradan gelmektedir.

Müziği yazılabilir bir hale getiren ilk kişi MS 480-524 yılları arasında yaşamış olan Boethius’dur. La gamını bulan kişidir.

Guido D’arrezo isimli bir rahip çocukların ilahileri daha rahat öğrenebilmesi için ”Guido’nun eli” olarak bilinen Latince bir duanın ilk sözlerinden notalara isimler vererek geliştirdi.

UT queant laxis (ut sonradan tu ve do olacaktır)

RE sonare fibris

Mİ ra gestorum,

FA muli tourum,

SOL ve polluti,

LA bi reatum,

SA nocte İohannes (sonradan Sİ olacaktır)

UT hecesi kulağa sert geldiği için ters çevrildi ve önce TU , sonra da bildiğimiz

DO ismini aldı.

Dünyada ilk kez müzik kavramının ne zaman başladığı tam olarak bilinemiyor. Ancak el çırparak, ıslık çalarak veya taşları birbirine vurarak çıkartılan seslerin zaman içinde belirli bir ritimle tekrarlanmasıyla müziğin başladığı sanılıyor. İçi boş ağaç kütüklere vurarak ses çıkaran insanların daha sonra ilk müzik aleti olarak davulu çaldığı sanılıyor. Davul , Kasnak denilen ahşap bir gövdeye deri gerilmesi ile elde edilen bir çalgıdır.Tarihin en eski çalgısı olmasının sebebi insanların ritmik tekrarlarla hem iletişim kurmaya hem de dini ayinler sırasında en kolay ses üretebilecek şeyin biryere bir şey ile vurmak olması idi.

Davul kelimesinin kökeni tartışılmışsa da konu üzerinde fikir birliği oluşmamıştır. Mahmut Ragıp Gazimihal (1952), Divanü Lügat-it Türk’te (MS 1072-1074) geçen tovul/tovil “şahin av yapınca çalınan davul” kelimesinden hareketle orijinin Türkçe olduğunu ileri sürmüş, Curt Sachs (1919) Hint Avrupa dillerinde davul kelimesinin karşılığı olarak kullanılan kelimeleri, Arapça tabl “davul” ile karşılaştırmış, 1968 yılında Sir Harold Bailey kelimenin Akatça tabalu/tapalu kelimesine bağlamıştır. Karadeniz Rumcası’na taulin (Giresun, Tirebolu), tavuli (İnebolu), taul (Ordu, Santa), tavul (Gümüşhane), tağul (Ordu, Gümüşhane) formlarında girmiştir. Davullarda deri olarak kurutulmuş dana derisi kullanılabilir , plastik kullanılan davullar da vardır.

Akort edilmesi için derisi kelebek vidalarla gerilir ve sesine gore gerginliği ayarlanır.

Sesine, malzemesine, büyüklüğüne, şekline gore bir çok davul çeşidi vardır. Orkestralarda ritmi belirleyen davul oldugundan çalanların görevi çok önemlidir.

Bunun yanında timpaniler ya da diğer perküsyon çalgıları dinamik veya gösterişli bir melodi yaratabilirler.

Anadoluda büyük yaygınlıkta kullanılan davul, kasnak çaplarına göre küçük (60 cm), orta (70 cm) ve büyük (80-90 cm) olarak üç boya ayrılabilirler. Davul, germe çemberine geçirilmiş deri (Karadeniz Rumcası derma) ve bunların bağlandığı kasnak (Karadeniz Rumcası soma) denilen ağaç bölüm olmak üzere iki ana kısımdan oluşup, germe çemberine geçirilmiş deriler, istenilen tonu elde edebilmek için gereken miktarda gerdirilir. Germe çemberine ıslak olarak ge-çirilen dana/koyun/keçi derisi davul kasnağına yerleştirildikten sonra, çeşitli formlarda zig zag olarak bağlanmış sicimler yardımıyla her iki (alt ve üst) germe çemberi bağlanılır ve deri kurutulduktan sonra istenilen gerginlik (ton) elde edilene kadar sıkılır.

Günümüzde Müziğin en yaygın kullanım şekli internet üzerinden indirmek veya dinlemek…

Spotify aslında tek cümle ile “dünya üzerinde üretilen tüm müzik parçalarına anında mobil cihazlarımızla ulaşabilmek” diye tanımlanabilecek bir uygulama.

Spotify, Daniel Ek ve Martin Lorentzon isimli iki İsveçli kafadarın 2006 da bulduğu bu fikir 2008 de hayata geçmiş ve bilinen tüm müzik yapım firmaları ile dijital yayın hakları ile ilgili anlaşmalar yapan Spotify, 2010 yılında 2,5 milyonu ücret ödeyen 10 milyon üye sayısına ulaşmışlar. 2012 de 20 milyon ve 2015 yılı başında tam 15 milyon ücretli 60 milyon üyeye sahip 1200 den fazla çalışanı olan bir dev haline gelmişler. Firmanın geliştirme merkezi  Stocholm’de  ve ana merkezi ise Londra’da. Uygulamayı indirip iki seçenekle karşılaşıyorsunuz. İlk seçenek ücretsiz üyelik. Bu üyelik şekli ile gene müzikleri istediğiniz gibi online dinleyebiliyorsunuz ancak arada reklamlarla karşılaşabiliyor ve dinlediğiniz parçaları mobil cihazınıza indiremiyorsunuz. Ücretli üyelikte ise hem reklamsız ve sınırsız bir dinleme keyfiniz oluyor hem de istediğiniz parçayı mobil cihazınıza indirebiliyor diğer tüm cihazlarınız ile de dinleyebiliyorsunuz.

Dinlediğiniz sanatçıların diğer albümlerine o parçalarla benzer parçalara da ulaşabilmenizi sağlayan uygulama aynı zamanda arkadaşlarınızın Spotify’daki listelerini takip edebilmenizi ve paylaşabilmenizi sağlıyor.

Nişantaşı Teşvikiye Dosyası 2

ARMAGGAN Art & Design Gallery

ARMAGGAN Nuruosmaniye mağazasının üçüncü katında bulunan ARMAGGAN Art & Design Gallery, genç sanatçıları desteklemek, yeni ve yaratıcı fikirleri sanatseverlere yansıtmak amacıyla kurulmuş. Bir tasarım ve üretim markası olan ARMAGGAN’ın içinde doğan ve tarihi yarımadada yeni bir çekim merkezi olmayı hedefleyen ARMAGGAN Art & Design Gallery’de yer alan eserlerin sergiler için özel olarak üretilmesi, galerinin ilke edindiği “bir proje alanı” olmak amacına hizmet ediyor.ARMAGGAN Art & Design Gallery, yurtiçi çalışmalarının yanı sıra yurt dışı sanat takvimlerine girmeyi, imza attığı sergilerle dikkatleri Nuruosmaniye’ye, Türkiye’ye çekmeyi; sergilerini ve sanatçılarını yurt dışı sanat fuarlarına taşımayı da amaç edinmiş.ARMAGGAN Art & Design Gallery, Nuruosmaniye’de zanaat-tasarım-üretim üçgeni içinde yer alan konumuna yakışan özel üretimlerle merak uyandırıyor. Sergilerine paralel olarak düzenleyeceği konuşmalar, atölye çalışmaları ve Nuruosmaniye’ye yayılan etkinliklerle İstanbul sanat izleyicilerinin yanı sıra bölgenin yabancı misafirlerine de ulaşmaya çalışıyor.

CAFE ZONE

Nişantaşı’nda altın üçgenin kalbinde konumlanan, en prestijli butiklere ve en trend gece kulüplerine yalnızca bir kaç adım uzakta olan Cafe Zone, Rumeli, Valikonağı ve Abdi İpekçi Caddesi’nin tam ortasında yer alan büyülü bir mekan. Beyaz Atölye Mimarlık tarafından yenilenmiş yüzüyle misafirlerini ağırlayan Cafe Zone, şık detayların ön plana çıktığı sıcak ve modern bir atmosfere sahip. Mimarların özel olarak tasarladıkları aydınlatmaları ile dikkatleri üzerine toplayan bu kafe, yaz kış kullanılabilen bahçesi ile bağımlılık yaratan bir keyif serüvenine davetiye çıkarıyor. Rahat kanepe ve koltuklarıyla bu ışıltılı mekan keyif  hissini doyasıya tattırıyor.

HAAZ

Haaz’ın, -dünyaca ünlü markaların mobilya, tasarım ve objelerin, dünyanın bir ucundan toplanan, bir eşi daha bulunmayan özel parçaların ve farklı kültürlerden sanatçıların özgün eserlerinin- yeni adresi iki katlı yeni konsept mağazası Nişantaşın’da .

Farklı hediyeler ve elbette yaşadığınız mekanı güzelleştirmek isteyenlerin ortak adresi Haaz hiç kuşkusuz.Tom Dixon,Andrew Martin,Gustav Louis,Artek,Droog Design,Moroso,BD Barcelona gibi dünyaca ünlü markaları bir arada ziyaret etme şansı yakalayabilir,sevdiklerinize özel hediyeler alabilirsiniz.

 

THE HOUSE CAFE

Bir klasik olan The house cafe Teşvikiye’nin sembolü haline geldi desek yanılmış olmayız.3 ortak tarafından kurulan The House Cafe 2002 yılında ilk şubesini Teşvikiye Atiye Sokak’ta açtı.Kısa zaman sonra tazelik,lezzet ve mevsimselliğin öne çıktığı yemekleri,içecekleri ve keyifli ortamıyla müdavim kitlesini oluşturdu. Ancak Teşvikiye’ye gelenlerin ilk durağı olduğundan yer bulmak oldukça zor hatırlamakta fayda var .

 

KOZMONOT

Nişantaşı’nın Atiye Sokak ve Mim Kemal Öke Caddesi’nden sonra son buluşma noktası Topağacı oldu. Topağacı merkezde Design Parallax tarafından geçtiğimiz günlerde açılan Kozmonot, tasarımsal kaygıları olmayan ama bir o kadar da dekoruyla ve menüsüyle farkındalık yaratan, iddiasız ve tematik ilhamını da ” Soğuk Savaş Yılları” ndan alan bir mekan. İsmi için uzaya çıkarak Dünya’yı uzaydan gören Rus kozmonot Yuri Gagarin’den ilham alınan Kozmonot Pub; aydınlatmaları, duvar resimleri ve farklı dekoruyla ilgi çekiyor. Servis ve menü ‘’gastro-pub’’ konseptinde hizmet veriyor; İddialı kokteylleri ile klasikleşmiş bir bar menüsünü birleştirmeyi başaran mekanda fıçı Guiness ; Kozmonot’un başlıca yaşam destek ünitesi. Ayrıca Almanya , Hollanda ve Belçika biraları ile; belli ülkelere özgü şarap ve lezzetler de menüde yer almakta.

LLDARO                                                                                                                                    

Etkileyici temaların ve duyguların en ince detaylarla porselende hayat bulduğu, dünyanın en ünlü porselen sanat ve dekorasyon objeleri markası Lladro,İstanbul Nişantaşı’nda açtığı konsept mağazası ile şimdi Türkiye’de.Dünyanın en saygın ve ünlü porselen markalarından biri olan Lladro, gerçekçi tasarımları, zarif siluetleri, benzersiz dokuları ve büyüleyici duruşlarıyla 1953 yılından beri porselenin kalbi olarak anılıyor. Sanat eserine dönüştürdüğü objeler ile hem dekorasyon severlerin hem de koleksiyonerlerin büyük ilgisini gören Lladro, koleksiyonunda farklı tema ve duyguları yansıtan heykel objelerin yanı sıra, avize, aplik, ayna gibi, objeleri de Lladro İstanbul Store mağazasında satışa sunuluyor.

Lladro, İstanbul Store, Lladro’nun Madrid, Bercelona ve Valencia mağazalarının haricinde, New York, Los Angeles, Moskova, Tokyo, Londra, Pekin, Hong Kong, Shangay ve Singapur mağazalarından sonra onuncu mağazası olarak İstanbul’da sanat ve dekorasyon severler ile buluşuyor.

 

MOC İSTANBUL

MOC İstanbul, 12 farklı ülkeden getirtilen yeşil kahve çekirdeklerini kendi kavuruyor, harmanlıyor ve ortaya inanılmaz  tatlar çıkıyor. Kahveye bambaşka bir boyut kazandıran Moc özellikle ‘cold brew’ adını verdikleri, buz ile 24-28 saatte soğuk demlenen kahveyi öneriyor.

Mekânın ortaklarından Sam Çeviköz ömrünü kahveye adamış. Adamış diyoruz çünkü Avustralya’da kurduğu kahve çekirdeği kavurma ve dağıtım şirketinin kazandığı başarılara uluslararası barista eğitmenliği, kahve festival ve yarışmalarında jüri üyelikleri gibi tecrübeleri de ekleyerek kahvenin çekirdekten fincana uzanan yolculuğunun her aşamasına hakim bir konuma gelmiş kendisi.

MOC İstanbul, kahve dışında Fransa’dan gelen çikolatalı kruvasanları, bizim damak tadımıza göre farklı bir lezzet olan Avustralya’nın milli yiyeceklerinden Vegemite ve fırında İspanyol omleti kahvaltınızı şenlendirecek seçeneklerden sadece bir kaçı…

 

 

 

SUNDAY COFFEE SHOP

Teşvikiye Camii’nin hemen arka sokağında yer alan Sunday Coffee Shop, sokağa bakan masaları ve konseptiyle çok keyifli bir mekan. Yazın pencere önündeki minderlerde oturabilir, kışın caddeye bakan sandalyelerinde oturup caz müzik ile kahve keyfi yapmak için birebir.Nişantaşı’nın kalabalığında sıyrılıp alışverişinize, gezinize mola vermek için ideal bir durak.Duvarlarındaki vintage kutuları ve tabloları ile sıcak bir hava katmış mekana. Karşılıklı değil de tek bir yöne bakan rahat sandalyelerine oturmadan kahvenizi sipariş etmelisiniz çünkü mekan self servis. Sunumu tahta bir servis tabağında gelen kahvenin yanında  kurabiye ve su ikramı yapılıyor. En sevilen kahveler ise ,Sunday Karamel Snow, Cold Vanilla ve Iced Latte.

TOST BİLDİKLERİM

Tos Bildiklerim iki katlı ,küçük bir mekan.Ancak tost hakkında tüm bildiklerinizi değiştirebilecek ölçüde de büyük!Mekanın sahibi Nişantaşı’nda yıllarca bar işletmeciliği yapmış olan Ender Saral.Ancak bar temposundan yorulan Saral bu kez farklı ve lezzetli bir konsept yaratmış.’’Tost işte’’ deyip geçemediğiniz birbirinden farklı çeşitte tost sunuluyor burada.En iddialı oldukları tost baget ekmek arasında cotto jambon ,mortadella,edam ve roka ile hazırlanıyor.Menüsünde 20 çeşit tost var ancak isimleri yok ,hepsine bir rakam ile mekanın baş harfleri verilmiş. Örneğin “TB05’ten istiyorum” diyorsunuz. Panini, kepekli, normal tost ekmeği gibi seçeneklerin olduğu mekanda füme somon, kıvırcık, Dijon hardalı, Meksika biber turşulu TB22; avokado, mozzarella, krem peynir, ıspanak pesto, üç renk fırın biberli TB24; esmer ekmek, kuzu füme, gouda, lahanalı TB04; fırın tavuk, taze soya filiz, üç renk fırın biberli panini TB15 tost çeşitleri ve fazlasını bulabilirsiniz.Ayrıca “Günün çorbası olarak sunulan  balkabağı veya pırasalı, sebzeli çorba da şimdiden favoriler arasına girmiş bile. Birkaç ay sonra Bağdat Caddesi’nde bir yer açma fikri de projeler arasında.

 

Bast Anket | Lori Şirinpınar | Tasarımcı

Lori Şirinpınar Tasarımcı Tasarım konusundaki çalışmalarına İstanbul Deniz Orkus Atölyesi`nde çizim dersleri alarak başladı. 3 yıllık eğitiminin sonunda Italya`nın Milano şehrine yerleşti ve Milano Istituto Europeo di Design`ın mücevher tasarımı bölümünde eğitim gördü. 2008 yılında ...

dfot

Modern İlham Perileri

PALMARINA

BODRUM

‘Türk Rivierası’nın göz bebeği’

Palmali Grup tarafından 2011 Mayıs ayında satın alınarak ve tamamen yeniden inşa edilerek, üstün kalite ve hizmet anlayışı  ile Türkiye’nin ilk mega yat projesi olarak 2013 Haziran ayında tam kapasite ile hayata geçirilen Palmarina Bodrum, 2014 yaz sezonunda da dünyanın çeşitli bölgelerinden gelen denizcileri, yerli ve yabancı ziyaretçileri uluslararası standartlarda ağırlamaya hızla devam ediyor.

Dünyadaki pek çok emsalinden farklı olarak, ‘kamusal kullanım potansiyellerinin arttırılması’ gözetilerek tasarlanan Palmarina Bodrum; yaz döneminde her gün farklı sosyo-kültürel geçmişe sahip binlerce kişi tarafından ziyaretçi akınına uğruyor. Sadece tekne sahipleri için değil, her türlü kesimden ziyaretçilerin tüm gün vakit geçirebilecekleri ve her türlü ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir sosyal yaşam alanı sunuluyor. Yaz boyu verilecek çeşitli konserler, sergiler ve etkinlikleri ile bölgeye canlılık kazandıracak Palmarina Bodrum bu yaz sezonunda da ziyaretçilerini pek çok sürprizle karşılıyor.

105 mağazalık yenilenen açık AVM’si, eğlence adası, restaurantları ve gece klübü, benzersiz etkinlikleri ile bölgenin sosyo-kültürel nabzını tutan Palmarina Bodrum; sürprizlerle dolu yeni yaz sezonuna merhaba dedi. Palmarina Bodrum’da güvenli bir limanda konaklama, yat acenteliği, yat sigorta işlemleri gibi servislerinin yanı sıra dünyaca sevilen yerli ve yabancı  markalardan oluşan açık AVM, dünyaca ünlü restaurant, cafe ve gece klüplerinden oluşan benzersiz bir ortam sağlanarak ziyaretçilerin tüm gün boyunca güzel vakit geçirmeleri hedeflenmiş. Dileyen ziyaretçiler için Palmalife Marina Hotel ve Palmarina Butik Hotel’in sunduğu konaklama alternatifleri de mevcut bulunuyor.

Yenilenen projesiyle 2014 yazında da yerli ve yabancı turistlerin çekim merkezi olmaya hedef gösterilen Palmarina Bodrum’un açık AVM’sinde Dream’den, Demsa Group’a, Vakko’dan Versace’e, Brandroom’dan, Valentin Yutashkin, Armani Jeans, Mudo Concept’e; dekorasyondan, teknoloji markalarına, kozmetikten ünlü giyim markalarına kadar  ziyaretçilere geniş alternatifler sunuluyor, ihtiyaçlarını karşılamalarına olanak tanınıyor.

‘Japon mutfağının devi NOBU Türkiye’de’

Palmali Tourism Grubu; dünyaca ünlü Şef Nobu Matsuhisa ve ünlü aktör Robert de Niro ile antlaşma sağlayarak, sahibi oldukları ikonik restaurant Nobu’yu Türkiye’ye getirmeye ikna etti. New York, Londra, Milano, Monte Carlo, Moskova, Tokyo, Hong Kong, Beijing, Melbourne, Perth, Miami, Malibu, San Diego, Las Vegas, Mexico City, Bahamas, Cape Town, Dubai gibi dünya merkezlerinin ardından Nobu; Türkiye’deki ilk şubesini Palmarina Bodrum’da açtı.

 

Kids Paradise

‘Çocuk Cenneti’ anlamına gelen eğlence merkezi ‘Kids Paradise’ içerisinde bulunan su parkı Aquapark’ın yanı sıra, hayvanat bahçesi, 7D sinema, özel yapım bir carousel (atlı karınca) ve diğer eğlence üniteleri de bulunuyor. Yerli yabancı tüm çocuk ziyaretçilerin her türlü ihtiyacı düşünülerek tasarlanan Kids Paradise’da; çocuk restoranı, pop corn, pamuk şeker, macun standları, hediyelik eşya dükkanı da yer alıyor.

Kids Paradise’da bulunan üniteler 5-12 yaş grubu çocuklar  tarafından kullanılabiliyor. 7D sinema ise 8 yaş ve üstü her yaş grubunun kullanımına açık olarak hizmet veriyor. Kids Paradise; sabah 10.00 akşam 19.00 saatleri arasında; 7D sinema, diğer eğlence üniteleri ve carousel (atlı karınca) ise sabah 10.00 gece 00.00 arasında hizmete açık olarak hayata geçirildi. Her yaş grubundaki çocuklara bir yetişkin refakati ise zorunlu tutuluyor.

dfot

 

MAMMA MIA

Ve her şeye rağmen bahar geldi…Bizim keyfimizi, moralimizi, ülkenin halini vb. beklemez mevsimler olması gerektiği gibi tam zamanında gelirler. Umalım ki gelen bahar tüm doğayı temizlediği gibi bizim üstümüzde dolanan kasvetli, bulutlu havayı da temizlesin…

İçimizi ısıtacak Mayıs ayı için size harika bir film seçtim. Geçen ay korkuttuysam affola ama bu tekrar yapmayacağım anlamını da gelmez. Ben bu sayfalarda her sayıda iç ısıtan, ferahlatan lay lay lom evlerin sözünü verdiğimi hatırlamıyorum, siz?
Neyse filme gelelim artık. Nedir filmimiz, şudur: Mamma Mia!

Nereden duyduk ilk bunu? Tabii ki ABBA’dan. ABBA kim? Yeni kuşaklar için bebeklerin ilk söylediği kelimelerden biri gibi gelebilir kulağa ama kazın ayağı öyle değil. Çok kısa hatırlayalım: 1966 yılında bir müzik grubu kurmaya karar veren Björn Ulvaeus ve Benny Andersson, 1969 ilkbaharında ABBA’nın diğer yarısını oluşturacak olan Agnetha Faltskog  ve Anni-Frid Lyngstad’in  katılımı ile grubu tamamladılar ve üyelerinin adlarının ilk harflerinden oluşan ABBA adını aldılar.”People Need Love” kırkbeşliğini kaydettikleri 1972 ilkbaharında kendilerini Björn & Benny, Agnetha & Anni Frid olarak adlandırıyorlardı.

1973’te İsveç’i Eurovision da temsil etmek için katıldıkları ulusal İsveç Melodifestivalen finaline “Ring Ring” adlı parçayla katıldılar; fakat üçüncü oldular. Yine grup 1974 yılında “Waterloo” ile Eurovision Şarkı Yarışması’na katıldı. Bu sırada grup ABBA adını aldı. 6 Nisan 1974’teki Eurovision Şarkı Yarışması’nda ABBA “Waterloo” ile birinci oldu. Bu başarı ABBA`nın tüm Avrupa ülkelerinin yanı sıra ABD`de de ünlü olmasını sağladı. Abba, “SOS” adlı üçüncü albümüyle ününü pekiştirdi.

1976 yılında “Greatest Hits” ve “The Best of ABBA Respectively”, İngiltere ve Avustralya’da piyasaya sürüldü. Tüm dünyada büyük ilgi gören “Fernando” ve “Dancing Queen” gibi single çalışmaları, kısa sürede klasikler arasına girdi. “Dancing Queen” İngiltere listelerinde bir numaraya yükselen ilk ABBA şarkısı oldu. 1976 yılında “Greatest Hits” ve “The Best of ABBA Respectively”, İngiltere ve Avustralya’da piyasaya sürüldü.

Tüm dünyada büyük ilgi gören “Fernando” ve “Dancing Queen” gibi single çalışmaları, kısa sürede klasikler arasına girdi. “Dancing Queen” İngiltere listelerinde bir numaraya yükselen ilk ABBA şarkısı oldu. 1976 sonunda dördüncü albümleri olan “Arrival” piyasa çıktı. “Money Money Money” ve “Knowing Me, Knowing You” başta olmak üzere tüm parçalar büyük başarı kazandı.

Ardından 1977 yılının başlarında Avrupa ve Avustralya turnesine çıktılar. Yıl sonunda ABBA için bir film çevrildi. Grup elemanlarının tamamı filmde rol aldı. Filmin vizyona girişini, “The Album” isimli yeni albümün piyasaya çıkışı izledi. 1979`da “Voulez-Vous” albümü piyasaya çıktı. Bu yılın son çeyreğine girilirken “Gimme! Gimme! Gimme! (A Man After Midnight)” adlı single çalışma piyasaya sürüldü. ABBA’nın en çok beğenilen parçalarını içeren toplama albümün ikincisi, “Greatest Hits Vol. 2” de, aynı yıl uluslararası başarı yakaladı.1980 yılının Mart ayında ABBA, Japonya’da bir konser verdi. Birkaç ay sonra, “The Winner Takes It All”u da içeren “Super Trouper” adlı albüm piyasaya çıktı.Yıl sonunda ABBA’nın sekizinci albümü olan “The Visitors” piyasaya sürüldü. Öne çıkan parçaların başında “One of Us” geliyordu. 1982’de grup dışı çalışmalara başladılar. Björn ve Benny çeşitli müzikal denemelere yönelirken Agnetha ve Frida da solo kariyerlerini sürdürdüler.

Bu dönemde tek çıkan albüm “ABBA LP” grubun ilk on yılında kaydettiği en iyi şarkıları içeriyordu. Aynı yılın sonunda ABBA, müzikal çalışmalarını bir süreliğine askıya alma kararı aldı ve dinlenmeye çekildi. Birkaç yıl sonra yeniden bir araya gelseler de kayıt yapmadan ayrılarak ABBA’nın aktif yaşamına son vermiş oldular. ABBA müzik tarihini o kadar etkiledi ki iki kadın iki erkek vokalden oluşan pek çok grubun kurulmasına yol açtılar. Besteledikleri şarkıların özellikle nakarat kısımları çok kolay ezberlenip söylenebiliyordu.

Deyim yerindeyse bir dönem tüm dünyanın; sonra da fanlarının hayat boyu sevgilisi oldular. Ve bizim asıl konumuz olan Mamma Mia filmi için bu güne dek besteledikleri en güzel eserler müzikal olarak uyarlandı. Sonuç bizce mükemmel… Bakalım siz ne düşüneceksiniz hem film hem de ev için? Phyllida Lloyd’un yönettiği ve Meryl Streep, Pierce Brosnan, Colin Firth, Stellan Skarsgård, Billy Nighy Christine Baranski, Julie Walters, Amanda Seyfried ve Dominic Cooper’ın oynadığı Mamma Mia, Merly Streep’in en eğlenceli filmlerinden biri… Bir anne ve kızı ile üç muhtemel babanın öyküsünü anlatan bu filmde Yunan adalarından birisinde küçük bir otelin sahibi olan bağımsız ruhlu bekâr anne Donna (Meryl Streep), tek başına büyüttüğü kızı Sophie’yi (Amanda Seyfried) evlendirmek üzeredir. Kızının nikâhına çok yakın iki arkadaşını davet etmiştir. Bunlardan birisi pratik zekâya sahip, gevezelikten hoşlanmayan Rosie (Julie Walters), diğeri ise başından çok sayıda evlilik geçmiş zengin arkadaşı Tanya’dır (Christine Baranski). Her ikisi de bir zamanlar beraber müzik yaptıkları Donna and the Dynamos adlı grubun üyeleridir. Ancak kızı Sophie de gizlice üç konuk davet etmiştir.

Nikâh sırasında kendisini rahibin karşısına götürecek babasının kimliğini bulma arzusuyla yanıp tutuşan Sophie, 20 yıl önce annesinin ziyaret ettiği Yunan adasında tanıştığı ve onun mazisinde büyük yeri olan üç erkeği bulup getirmiştir.

Müzikal, dünyanın çeşitli ülkelerindeki 160 kentte 8 ayrı dilde 30 milyon insanın izlediği çok sevilen bir eser…Filmin ve müzikalin adı ABBA’nın 1975 yılında müzik listelerinin zirvesine çıkan Mamma Mia adlı şarkısından alınmış. Çeşit çeşit olasılıklarla dolu bu cennet gibi adada kimi zaman kaos dolu, kimi zaman büyüleyici 24 saatlik zaman diliminde yeni bir aşk filizlenecek ve küllenmiş romantik duygular yeniden canlanacaktır.

Başrolünde 14 kez Oscar adaylığı elde eden ve iki kez Oscar kazanan efsanevi oyuncu Meryl Streep’in oynadığı Mamma Mia, İsveçli müzik grubu ABBA’nın şarkılarını temel alan aynı adlı Broadway müzikalinin sinema filmi uyarlaması.

“Dancing Queen”, “S.O.S.”, “Money, Money Money” ve “Take a Chance on Me” gibi unutulmaz ABBA şarkılarından esinlenilen bu büyüleyici öyküde annelerle kızlarının, eski dostların ve yeniden kavuşulan ailenin kutsanması da var. “Mamma Mia”nın yapım amirliğini iki Oscar ödüllü Tom Hanks ve eşi Rita Wilson, yapımcılığını ise Tom Hanks’in Playstone yapım şirketindeki ortağı Gary Goetzman üstlenmiş.

Tom Hanks ile eşi Rita Wilson’ın yapımcılığını üstlendiği “My Big Fat Greek Wedding” 5 milyon dolara malolmuş ve dünya sinemalarında 368 milyon dolar hasılat elde etmişti. Tom Hanks’ten iki çocuğu olan Rita Wilson’ın annesi Yunanlı olduğundan “Mamma Mia”nın çekim mekânları arasında Yunanistan da bulunuyor. “Mamma Mia”nın diğer çekim mekânları arasında Londra ve İngiltere’deki Pinewood Stüdyoları da bulunuyor. Donna’nın Yunan adalarından birinde bulunan minik butik oteline gelince size bu yazıda öyle ihtişamlı tasarımcı, mimar mekânları, objeleri, mobilyaları, kumaşlar veya lambaları hakkında bilgi veremeyeceğim. Zira bunlar yok bu filmin mekânlarında…

Onun yerine içinizi ısıtan Akdeniz ruhu ve renkleri var, cıvıl cıvıl çiçekler var, yaşanmışlığın kokusu var, rustik duvarlar var, yıpranmış ahşap döşemeler var, demir karyola başlıkları var, boyaları aşınmış merdiven tırabzanları var, odalarında kalan hayat dolu insanlar var… Hepsinin bir araya gelmesi ve ABBA’nın harika müzikleriyle ortaya çıkan ve orada bulunma isteği yaratan büyülü bir atmosfer var.

Başka söze gerek var mı bu ütopik mekan ve film için? Var, Meryl Streep’in kendi sesiyle söylediği “The Winner Takes It All” var… Filmi izleyin ve kendiniz karar verin.Yaza görüşürüz…

 

dfot

dfoit_mayis

 

2013’ün ilk yarısında Delightfull, gelirlerinde ve üretimde rakamsal olarak büyük bir gelişim gösterdi. 400%’lük bir artışla, 2013’ü takiben marka Maison&Objet’deki başarısının da etkisiyle gelirini yükseltti ve popülaritesi oldukça arttı. Şubatta Stockholm’de gerçekleşen bir ayınlatma fuarında, Mart’ta Maison&Objet Asya’da eşsiz tasarımlarını sundular ve dünya genelinde gitgide yükselen bir trend haline geldiler.

 

Peki bu uluslararası markanın başarısının arkasında kim var?

Baş tasarımcı Diogo Carvalho “Markamız devamlı sınırlarını aşmaya çalışan tasarımcılardan, ustalardan, müşteri ilişkileri ekibi, pazarlama ve basın ilişkileri ekibinden ve içerik yöneticilerinden oluşan geniş bir kadroya sahip.Marka için çok sıkı çalışan, değerli bir ekibimiz var.” diye açıklıyor bu başarının sırrını. Diogo Carvalho, Delightfull’un böyle eşsiz bir aydınlatma markası haline gelmesinin nedenleri arasında, uluslararası Paramount Otel New York ve Londra’daki Harrods projelerinin de büyük payı olduğunu biliniyor.

 

Tasarımlarının ortak özelliğini tek kelimeyle çok yönlülük olarak tanımlıyorlar. ”Heritage” koleksiyonumuz klasikten şehirliye, minimalden lükse kadar herhangi bir konsepte uyum sağlayabiliyor. Heritage 40’ların, 50’lilerin ve 60’ların stillerine çağdaş bir yorum getiren, daha once görülmemiş artistik ve özgün bir dokunuşla kombine eden bir koleksiyon.

 

Diogo şimdi Delightfull’un geleceğine odaklanıyor. “Markamız her gün gelişiyor, elişi bir konsept ile başladık. Bu özelliğimizi kaybetmek istemiyoruz. Talepler daha hızlı bir prodüksiyon gerektirmesine ragmen, asla seri üretime geçmeyeceğiz, bu bizim kimliğimizin başlıca temeli.” diye açıklıyor.

 

Bu yaz, yeni bir outdoor koleksiyonlarını tanıtmaya hazırlanıyorlar.. “Yakında yazlık evlerinizin cephelerine, seçkin parçalarımız Galliane ve Coltrane duvarı entegre edebileceksiniz.” müjdersini veriyorlar Delightfull olarak. Bu ürün sayesinde seçkin bir dış kullanım seçeneği oluşturaklarını düşünüyorlar.

 

Delightfull’un eğlenceli grafik koleksiyonlarının yaratıcısı: 

Nuno Corte-Real.

 

Açık söylemek gerekirse, geçen yıl lanse edilen Grafik Koleksiyon markanın konseptine taze bir dokunuş getirdi. Nuno Corte-Real’in tasarladığı bu koleksiyon dünya genelinde sayısız hayran topladı. Nuno bu konseptin orijinini açıklıyor.

“Bu yeni koleksiyonda Delightfull’un eğlenceli tarafını göstermek istedik, her harfe, sayıya, projeye uygun farklı kişiliker getirdik. Maison&Objet’de de bu koleksiyon için profesyoneller de dahil çok kişiden talepler aldık. Bu eğlenceli grafik koleksiyon hakkında daha fazla bilgi edinmek için” Diogo ve Nuno herkesi stüdyolarına, şehirleri Porto’ya davet ediyor.

 

dfoit_mayis

dfot

 

Stanley’in 2014 Koleksiyonu Göz Kamaştırıyor

 

Kuruluşu uzun yıllara dayanan Amerikan Stanley markasının kaliteli ve uygun fiyatlı ürünleri herkesin dikkatini çekiyor. Tüm nesillere uygun mobilya üretimi için çalışmalarını hızla devam ettiren markanın en önemli özelliği ise mobilyalarının nesiller boyu kullanılabilir olması. Fatih Kıral güvencesiyle Türkiye’ye gelen marka hayalinizdeki evi hazırlarken, size birçok konuda yardım etmeyi amaçlıyor. Ahşabın fonksiyonellikle birleştiği koleksiyonda yatak & yemek odasından, çalışma odasına kadar birçok alternatif yer alıyor. Beyazın ahşapla harmanlanmış ve farklı çizgilerle kombinlenmiş 2014 koleksiyonu şimdiden en beğenilen koleksiyon olmaya aday.

Tabanlıoğlu, Ortadoğu’nun en iyi mimarlık ofisi seçildi

En iyi mühendislik gruplarından, en iyi yöneticilere kadar birçok alanı içeren geniş bir perspektifte Ortadoğu’daki kentsel ve mimari gelişmeleri değerlendiren Big Project Middle East 2013 ödülleri sahiplerini buldu. Big Project Middle East Awards’teki tek mimarlık ödülü olarak mesleki değeri büyük olan “Yılın Mimarı” Ödülü, bu yıl Tabanlıoğlu Mimarlık’a verildi. Ortadoğu’da tasarım yapan mimarların ve bölgede son dönemde gerçekleşen binaların değerlendirildiği bu prestijli ödülde, bu yıl Türkiye’den sadece Tabanlıoğlu Mimarlık finalist olarak yer almıştı. Mimarlık, tasarım, inşaat ve yatırım dünyasından yaklaşık 400 seçkin davetlinin katılımıyla Dubai Jumeirah Emirates Tower Otel’de gerçekleştirilen törende, ödülü Tabanlıoğlu Mimarlık adına Dubai Ofisi Direktörü Alper Alhan aldı. Kavramsal ve fiziksel bağlamda Ortadoğu’nun mimari geleceğinde çağdaş bir düzeyi hedefleyen yarışma komitesi, “Bölgede gerçekleştirilen geniş bir yelpazede ve farklı ölçeklerde başarılı projeleri ile mimarlık vizyonuna katkıları” nedeniyle Tabanlıoğlu Mimarlık’ı ‘Yılın Mimarı’ kategorisinde büyük ödüle layık buldu.

 

Geleneksel lezzetleri sevenler için

Steel Ascot serisi geleneksel lezzetler ve klasik mutfak sevenler içindir. Ascot kuzineler geleneksel tasarım ve yüksek yenilikçi teknolojiyi temsil eder. Lüks ve fonksiyonellikle bütünleşmiş kuzineler, fırınlar, set üstü ocaklar, buzdolapları ve davlumbazlar yüksek kalitede üretilmiş mutfak tezgahları ve davlumbazlar ile uyumludur. Geleneksel tasarım, teleskopik elektrik fişleri, 3’lü lavabo üniteleri ve teflon kesim alanları gibi profesyonel yiyecek hazırlama alanlarını bünyesinde barındırır. Ascot 8 ayrı renk, 4 değişik materyalli kulp seçeneği ve 50’yi aşkın modeli ile isteğe uyarlanmış sınırsız seçenekler sunar.

Sofistike mekanların vazgeçilmez karosu; Oak Wood

Her zevke hitap eden şık porselen karo tasarımlarıyla göz dolduran Seranit’in rahat, yalın ve şeffaf bir hayat arayışıyla ortaya çıkan yeni seri karoları, ahşap ve beton gibi doğal malzemelerin verdiği huzur duygusunu evlere taşıyor. Ahşap görünümlü Wooden serisinin en dikkat çekici tasarımlarından biri olan Oak Wood, ahşabın rahatlatan doğal dokusunu evlere yansıtıyor. Şık tasarımıyla Oak Wood, sofistike yaşam alanları yaratmak için en doğru seçim olacak. Doğanın gerçek bir yansıması olarak tasarlanan modelin yarattığı dingin ve huzurlu ortam pozitif mekanlara ortam hazırlıyor. Beyaz, bej, krem, gri, açık ve koyu kahve, kızıl kahve ve antik kahve gibi renk seçenekleri ve doğal ahşap dokusunun yanı sıra 20 x 120 cm’lik şık boyutuyla da göz dolduran Oak Wood, gerçek ahşap görünümüyle ahşabın sıcaklığını evine taşımak isteyenlerin vazgeçilmezi olacak.

 

Çilek’ten Gençlere Özel Bir Tasarım: White Chocolate

Dünya çocuklarının odasını süsleyen Çilek; yeni serisi White Chocalate ile  sade ve modern tarzdan hoşlanan tüm gençlerin gözdesi olacak. Özgün tasarımları ile gençlerin zevklerine göre yaşam alanları oluşturan Çilek, yeni tasarımı White Chocolate ile tüm gençlerin hayallerini gerçekleştiriyor. Modern tarzda ve sade çizgiler ile tasarlanan Çilek’in yeni serisi White Chocolate rengi, tasarımı ve aksesuarlarıyla birlikte gençlere kişisel zevklerine göre kombin ve dekorasyon kolaylığı sağlıyor. Çeşitli akseuralarla kendi oda konseptlerini oluşturabilen gençler, hayal ettikleri odaya sahip olabiliyorlar.

 

Philips Steamer Askıda Kırışıkaçar ile Kısa Sürede Güvenli Çözüm

Philips’in kırışıkları ütü masasına gerek kalmadan anında açan ve kıyafetleri kokudan arındıran ürünü Steamer Askıda Kırışıkaçar, hızlı ve pratik çözüm arayanlar için tasarlandı.  Teleskobik askısı ile kıyafetlerin kolayca asılmasını ve ütülenmesini sağlayan Philips Steamer Askıda Kırışıkaçar, sizi ütü masası kurma derdinden kurtarıyor. Dolaptan çıkarıldıktan sonra son bir rötuş gerektiren giysiler, ütülerken ezilmesinden korktuğunuz pileli etekler, pullu bluzlar, ipekli kumaşlar veya sadece kokusunu gidermek istediğiniz, yıkayarak yıpratmak istemediğiniz kıyafetler için pratik bir çözüm sunan Steamer, elektrik, deterjan ve su israfından da kurtarıyor.

BİEN İLE YENİ YILA “TAZELENEREK” GİRİN

Yeni yıl, tazelenmek ve yeni başlangıçlar yapmak için en iyi zaman. Eskiye dair yapılan birçok değişiklik, ruh halinizi de olumlu yönde etkiler. Bunun için en iyi yöntem de, öncelikle yaşadığımız mekânlarda değişiklik yapmaktır.

 

Yaşama sevincini artıran, yeni umutlara yelken açılan “yepyeni” bir yıl için, Türkiye seramik sektörünün öncü firması Bien, yeni yılda iç ve dış mekânlara seçenek olabilecek birbirinden farklı öneriler sunuyor:

On’larca hikayenin kahramanı Starbucks’ta buluştu.

Starbucks, Türkiye’deki 10. yılını kutladığı ‘On’un Hikâyesi’ isimli yarışmanın en beğenilen 10 hikâyesini, Türkiye’nin en çok okunan köşe yazarlarından Ayşe Arman’ın kaleminden bir e-kitaba dönüştürdü. Ayşe Arman ve yarışmanın kazanan isimlerinin de katıldığı e-kitap lansmanı, Starbucks lezzetleri eşliğinde keyifli ve eğlenceli bir sohbete sahne oldu. Türkiye’de 2003 yılından bu yana misafirlerine eşsiz bir kahve deneyimi sunan Starbucks, 10. yılını kutlamak amacıyla düzenlediği ‘On’un Hikâyesi’ adlı yarışma kapsamında paylaşılan hikâyelerden en beğenilen 10 tanesini, bir e-kitaba dönüştürdü.

Yataş’ın ilk Londra mağazası açıldı.

Türk mobilya sektörünü dünyada da başarıyla temsil eden Yataş Grup, üstün teknolojisi ve konforunu İngiliz tüketicilerle buluşturduğu ilk Enza Home mağazasını Londra’da hizmete açtı. Türk mobilya sektörünün öncü ve yenilikçi şirketi Yataş Grup, yurt dışındaki varlığını genişletmeye devam ediyor. 45’in üzerinde ülkeye ihracat yaparak ürünlerini bu ülkelerdeki tüketicilere de ulaştıran Yataş Grup, İngiltere’nin başkenti Londra’nın Lewisham bölgesinde ilk Enza Home mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

 

2014’te kış gecelerini renklendirmeye ne dersiniz?

BU KIŞA OTHELLO “SOFFIERE” İLE MERHABA DEYİN!

Uykusunu düşünenlerin markası Othello, kış gecelerinde içinizi ısıtacak sıcacık, yumuşacık bir battaniye Soffiere’yi piyasaya sundu. 4 farklı renkle sadece Koçtaş Mağazalarında ve uykumgeldi.com web adresinde yerini alan Othello Soffiere Battaniye, mikroelyaf dolgusu, eşsiz yumuşaklığı ve hafifliğiyle sizi saracak. Othello, mikroelyaf dolgulu yeni ürünü Soffiere battaniye ile soğuk kış günlerinde sizi ısıtacak. Soffiere, kadife yüzeyi ile hem yumuşacık hem de sıcacık ve çok hafif. 150 cm eninde 200 cm boyunda tek ebat üretilen Soffiere, mikroelyaf kadife ve çizgili mikro kumaş iki yüzeyi ile benzersiz bir uyku keyfi sunuyor.Kaliteli yorgan ve yastığın en ekonomik hali Othello, krem, moka, pembe ve inci beyazı renklerinde piyasaya sunduğu ürünü Soffiere ile battaniyeye yeni bir soluk getirmekle kalmayıp, sağlığınızı da garantiye alacak.

Yeni yılda yeni lezzetler için Siemens’ten yeni ocak.

Yılbaşı gecesi başlayan lezzetli yemek keyfi yıl boyu sürsün diyenler için Siemens Ev Aletleri yeni EH675FE27E indüksiyonlu ocağını sunuyor. Siemens’in yetenekli ocağının indüksiyon, fryingSensor Plus, reStart, quickStart ve touchSlider gibi özellikleri ile mutfaklarda hayat daha da kolaylaşıyor. Yeni yıla yeni bir ocakla girmek isteyenler için Siemens Ev Aletleri yeni EH675FE27E indüksiyonlu ocağını sunuyor. Siemens EH675FE27E, yeni yılda en lezzetli yemeklerin hazırlanacağı mutfaklarda yerini alıyor.

Edilcuoghi, New York atmosferini evinize getiriyor.

İtalya’nın prestijli seramik markası Edilcuoghi, eşsiz ahşap görünümlü yer karoları ve duvar seramiklerini New York atmosferi ile evinize getiriyor. Çağdaş tasarım eğilimlerini İtalyan dokunuşuyla yorumlayan Edilcuoghi, dengeli tonların mükemmel uyumunu yansıtan New York koleksiyonu ile mekanlarda huzurlu bir ortam yaratıyor.

NESCAFÉ® Dolce Gusto®  şimdi Türkiye’de

Sıradışı tasarımıyla öne çıkan ve 30’dan fazla sıcak ve soğuk içecek yapabilen NESCAFÉ® Dolce Gusto® kahve makineleri, kafelerde bulduğunuz farklı  lezzetleri, istediğiniz an evinizde yapabilme olanağı sunuyor.  Kavrulmuş ve çekilmiş yüzde 100 Arabica kahve çekirdeklerinden üretilen akıllı kapsülleri makineye yerleştirin, düğmeye basın, tercihinize göre sıcak – soğuk içeceğiniz hazır.

Koltuklar hiç bu kadar canlı, sofralar hiç bu kadar keyifli olmamıştı!

Mutluluğu evinde arayanların adresi Tepe Home’da kış güzellikleri devam ediyor. En güzel davetler için size özel tasarlanan yemek odası takımları, yüzlerce çeşit kumaşla döşenmiş birbirinden şık ve konforlu oturma grupları evinizin en güzel yerinde yer almak için sizleri bekliyor. Mobilyaların yanı sıra aksesuarlar da sıcacık sohbetlerinize eşlik edecek güzellikte… Örgü koltuk şalları, kapitone yatak örtüleri, kareli kumaşlar ile hazırlanmış kırlentler,  vazolar, mutfak tekstilleri ve daha yüzlercesi Tepe Home mağazalarında kışı sıcak geçirmek isteyen dekorasyon severlerle buluşuyor.

Arzum Aquawelle ile Tozu Suya Hapsedin 

Birbirinden yenilikçi ürünleri ile hayatı kolaylaştıran Arzum, yeni su filtreli elektrikli süpürgesi Aquawelle ile dört dörtlük temizlik sunuyor.  Yüksek emiş gücü sayesinde en küçük toz zerrelerini bile suya hapseden Aquawelle, bebekli aileler ve evcil hayvan sahipleri başta olmak üzere gerçek temizlik isteyen herkesin tercihi olacak.

Tavsiye Evi Anne Bebek Fuarında

Tavsiye Evi olarak bu yıl, fuarların en renkli ve en eğlencelilerinden biri olan İBS Anne Bebek Çocuk Fuarı’ındaydık. 13-14-15 Aralık’ta İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen bu şölende, hem çok eğlendik hem de meleklerimizle buluştuk ve yeni meleklerle tanıştık. Birçok Tavsiye Meleği’nin fuara geleceğini bildiğimizden Tavsiye Evi salonu’nun bir köşesini fuar standımıza taşıdık. Melekler ve küçük melekler için ev sıcaklığında keyifli bir dinlenme ortamı yarattık. Üstelik bir de yaklaşan yeniyıl  için Yılbaşı Hediye Çekilişi yaptık. Hediyelerimiz arasında Girişimci Tavsiye Melekleri’mizi desteklemek için yaptıkları el emeği işleri, kurabiyeleri, sabunları ve onlar için özel hazırladığımız sürpriz hediyelerimiz vardı, kimseyi eli boş uğurlamadık.  Hatta İBS Fuar’da tanıştığımız yeni meleklerleTavsiye Evi’nde çok keyifli bir Yılbaşı Kahvaltısı yaptık. Tüm katılımcılara, Melek Annelere, Kahraman Babalara ve Minik Meleklere çok teşekkür ediyoruz. 2014’te yeniden görüşmek üzere..

Red Dot Ödülleri’nin fikir babası, kurucusu ve Başkanı Prof. Dr. Peter Zec alldesign 2014 için İstanbul’a geliyor

Allevents tarafından BMW ana sponsorluğunda 21-22 Şubat 2014 tarihlerinde Hilton Kongre ve Sergi Merkezi’nde düzenlenecek olan alldesign Uluslararası Tasarım Konferansları ve  Yaratıcı Endüstriler Fuarı, tasarım dünyasını üçüncü kez bir araya getirecek. Hayatımızın her alanına yön veren tasarımın ele alınacağı alldesign 2014’ün konferans bölümünde kendi dalının uzmanları tasarıma bakış açılarını ve dünyaca ödüllü işlerini izleyicilerle paylaşırken, fuar alanında ise tasarım dünyasındaki yenilikler ziyaretçilerle buluşacak. Alldesign 2014 için Türkiye’ye gelecek olan konuşmacılar arasında Red Dot Ödülleri’nin kurucusu ve Başkanı Dr. Peter Zec de yer alıyor.

Yeni Yılın Rengi Marshall “Okyanus Yeşili”

Dünyanın en büyük küresel boya ve cephe kaplama şirketi AkzoNobel grubunun bir parçası ve Türkiye’nin lider markası Marshall, uluslararası renk akımları araştırmalarının sonucunda 2014 yılının rengini “Okyanus Yeşili” olarak belirledi. Değişimin sunduğu yeni ve heyecan verici fırsatlardan yararlanmanın ve yeni düzene uyumun bir yansıması olan Okyanus Yeşili, ilhamını 2014’ün teması olan ‘‘Potansiyeli Ortaya Çıkarmak’’ tan alıyor.

Gaggenau’dan tasarım harikası yeni davlumbaz modelleri

Gaggenau, çeşitli dizayn ve genişliklere sahip, modern mutfak ve daire tasarımlarının olmazsa olmazı üç yeni havalandırma modelini piyasaya sürdü. 200 havalandırma serisinin yeni modelleri kenar emme yağ filtreli ada ve duvar tipi davlumbazlar, yüksek performansları ve verimlilikleriyle göze çarpıyor.

Seramiksan Mayolika Serisi ile Banyolarda Akdeniz Doğallığı

Seramik sektörünün yenilikçi markası Seramiksan, banyolarda Akdeniz esintisini ve pozitif enerjiyi yakalamak isteyenler için Mayolika’yı sunuyor. Seramik sektörünün teknolojisi ve estetik tasarımlarıyla dikkat çeken markası Seramiksan, yer&duvar karoları, granitleri ve yeni vitrifiye ürünleriyle beğeni topluyor. Seramiksan, Akdeniz’den esinlenerek tasarladığı Mayolika serisi ile banyolara Akdeniz esintisini taşıyor.

Evinizi saran aşk Alfemo, şimdi %33 indirimli…

Alfemo’nun, geniş ürün yelpazesindeki özgün tasarıma sahip mobilya ve aksesuar ürünlerinde “kış kampanyası” başladı. Soğuk günlerde evinizi ısıtacak kampanya ile Alfemo’nun en beğenilen ürünlerinde %33 indirim imkânı sunuluyor. 01 Aralık’ta başlayan kampanyada ayrıca Maksimum Kart’a özel +6 taksit ve 4 ay taksit erteleme seçenekleri ve çok ekonomik ödeme koşulları da bulunuyor. Çok fonksiyonlu tasarım ürünleriyle yaşam alanlarını daha kullanışlı, daha kişisel hale getiren Alfemo, yeni evlenenlere, yeni yılı yepyeni bir ev dekorasyonuyla karşılamak veya evinde küçük ama sihirli dokunuşlar yapmak isteyenlere çok avantajlı fiyatlarla, yüzlerce seçenek sunuyor.

Perakende Satış Mağazası Conforama Türkiye’de

Fransa’da mobilya, dekorasyon ve ev aksesuarları alanında, Türkiye’ye 4 milyon Euro yatırım yapan Conforama,  dünyada 1341 satış noktası, 242 mağazası, 54.800 çalışan ve her ay 10 milyon ziyaretçisiyle dünyanın en büyük ev eşyası perakende markalarından biri. Türkiye Ülke Müdürü Stephane Micard, genç ve dinamik nüfusuyla gelecek vadeden Türkiye’ye yatırım yapıp mağaza acıktıkları için büyük gurur duyduğunu belirtti. 1967’de Fransa’da kurulan Conforama, tasarım ürünlerini her bütçeye uygun hale getirme becerisi sayesinde kısa zamanda Fransız perakende mobilya pazarının lideri haline geldi.  Micard, aynı başarıyı, diğer birkaç Avrupa ülkesinde olduğu gibi, Türkiye’de de yakalayacaklarına inandığını söyledi. Conforama, İstanbul dışında ayrıca Ankara, Antalya, İzmir, Bursa ve Adana gibi büyük şehirlerde de mağazalar açmayı planlıyor. İstanbul’un Anadolu yakasında Ümraniye Carrefour Alışveriş Merkezi’nde 3 bin 600 metrekarelik alana kurulu ilk mağazasında kanepeler, oturma grupları, yemek ve yatak odası takımları gibi pek çok mobilya çeşidinin yanı sıra dekorasyon malzemeleri ve elektronik aletler de yer alıyor.