klasik

dfot

Mis Kokulu Ritüeller

Yüzyıllardır süre gelen hamam kültürünün bir parçası olan (öznesi olan) banyolar günümüzde temizliğin(arınmanın) yanı sıra meditatif etkisi nedeniyle dinlenme alanı olarak da kabul ediliyor. Bu mekanlar için yaratılan tasarımlar ise bu hoş ritüelin en güzel enstrümanları…

Riverdale Hollanda markası olan Riverdale genç ve dinamik çizgisiyle dikkat çekiyor. Banyo ürünlerini Days. Collection adıyla sunan Riverdale bu koleksiyonda havlu, sabun, oda parfümünün yanı sıra  duş jeli, vücut losyonu gibi kişisel bakım ürünlerine de yer veriyor. Ayrıca mobilya ve dekoratif aksesuar tasarımı yapan firma mutfak mobilyası ve sofra aksesuarlarını da ürün gamında sergiliyor.

Kas Ev malzemeleri üzerine yoğunlaşan Kas, yönetim anlayışı ve tasarımcılarının genç görünümünü yansıtıyor. Lider tasarım trendleri çağdaş yaşam ürünleri yelpazelerinde somutlaşıyor. Kas koleksiyonu yatak odası tekstili, yastık, atkı, nevresim, oda parfümleri, havlu, bornoz ve tematik aksesuarları içeriyor.

L’Atelier Catherine Masson Kokulu dekoratif ev eşyaları üreticisi Catherine Masson Atölyesi, kokulu objeleri ince bir zevkle hoş objelerle buluşturduğu ürün yelpazesi, beklentileri çok yüksek haute-couture camiasınca takdir ediliyor.

Aquamass Otel, spa ve wellness sektörüne hizmet veren Aquamass yaratıcı ve fonksiyonel tasarımlarıyla beğeni topluyor. Klasik, minimalist, retro, pop gibi farklı stillerde küvet, lavabo tasarımları sunan marka mozaikten deriye pek çok malzemeye estetik dokunuşlarla hayat veriyor.

 

dfot

 

AMMOS HOTEL,GİRİT
Lezzet, Konfor ve Tasarım
Otelin sahibi Nikos Tsepetis’in “Hiçbir zaman büyüme, fakat her zaman geliştir” felsefesi tesisteki olağanüstü hizmet anlayışının ve gösterilen özenin de temelini oluşturmuş.Hepsi deniz manzaralı ve yattığınız yerden dalgaların sesini dinleyebileceğiniz kadar denize yakın 33 standart odası ve 1 suitiyle Ammos Yunanistan’ın en popüler otellerinden biri.Bu popülerliğin bir sebebi de otelin standartın üstünde bir hizmeti uygun fiyatlara alabiliyor olmaları. Ünlü Yunan mimar Elisa Manola tarafından yapılan çarpıcı ve çağdaş iç tasarımı nedeniyle özellikle otel sade ama konforlu bir tatil geçirmek isteyenlerin gözdesi oluyor. Kendisi de bir tasarım tutkunu olan otel sahibi Nikos, her yıl otelin dekorasyonuna küçük eklemelerle yenilik getirmeyi tercih ediyor. Bunun için de yerel tasarımcıların özel tasarımlarını keşfetmeyi ve onları dekorasyona entegre etmeyi tercih ediyor.Nikos’un son eklediği parçalar arasında Prouvé ve Tapiovaara’dan Ercol’e, orta yüzyılın çağdaş klasikleriyle, Brezilyalı Campanas ve Francois Azanbourg, Adam Goodrum, Nendo ve Tom Dixon gibi modern tasarımcıların yenilikçi ürünlerini kombine edip, karma yemek sandalyeleri ile etkileyici bir koleksiyon oluşturmuş.
Otelin toplu kullanım alanlarında yer alan bu eklektik koleksiyonlar renkli bir Bisazza duvar mozaiği, arabesk karo zeminler, yerel bit pazarlarından alınmış özel dolaplarla ve olağanüstü yetenekli yerel sanatçı Konstantinos Kakanias tarafından özel olarak yaptırılan duvar plakaları ile dengeli bir kompozisyon oluşturmuş. Bu ferah ve konforlu otel aynı zamanda son derece uygun fiyatlara geleneksel Girit yemeklerini de keyifli bir ortamda tatmanız için çok uygun bir zemin hazırlıyor.
Yemekleri “boureki” (börek), güveç yabani enginar ile keçi ve ünlü “galaktompoureko” (muhallebi dolu milföy pasta) şeklinde sıralanabilir.
Geçtiğimiz yıllarda oteli ziyaret eden London Times yemek eleştirmeni, oteli “klasik bir yemek lokasyonu” olarak nitelendirecek kadar etkilenmiş bu büyülü atmosferden. Meraklılarına hemen belirtelim Girit’in batısında yer alan Ammos en yakın havaalanına yalnızca 15 km uzaklıktaki lokasyonu ile lezzete ve konfora doyacağınız çok doğru bir seçenek.

 

dfot

dfoit_mayis
Dekorasyonun Son Aşaması: Aksesuarlar

Aksesuar deyince hepimizin aklına farklı bir şeyler geliyor aslında öyle değil mi? Sınırsız seçenek ve kombinasyonda alternatifleri sonsuza kadar sıralamak da mümkün. Peki dekorasyonda doğru aksesuar kullanımı nasıl olmalı? O da ayrı bir çok bilinmeyeli denklem tabii bu durumda. Gelin problemi tam olarak çözemesek de bu denklemi doğru kurmanız için birkaç önemli ipucu verelim size ne dersiniz? İç mekan dekorasyonunun vazgeçilmez tamamlayıcı unsurları olan aksesuarları, çoğunlukla yaşadığımız mekanlarda; çekicilik, sıcaklık, samimiyet, ilginçlik gibi arzu ettiğimiz bir duyguyu yaratmak amacıyla kullanırız. Oysa mekanı zenginleştiren bu önemli öğeleri doğru yerinde ve uygun şekilde kullanılmadığımızda, bu amaca ulaşmak şöyle dursun, mekanlarda görsel bir karmaşaya dahi sebep olabiliriz. Objeler tek tek ne kadar çekici ve ne kadar güzel olurlarsa olsunlar, bir bütünlük duygusu vermezler karşı tarafa, tüm emeklerimiz boşa gitmiş olur.

Dikkat edilmesi gereken genel kurallar

  • Odanın boş kalan bütün bölümlerine aksesuar koymak yerine, parçaları bir araya getiren kompozisyonları tercih etmelisiniz. Bu durum yansıtmak istediğiniz tarzı vurgulamanızı kolaylaştıracaktır.
  • Tarzlara, renklere ve boyutlara göre gruplamalar yapmanız dağınıklık hissi yaşamamıza engel olacaktır.
  • Aksesuar seçimlerimize dikkat çekmek için zıt renklerin gücünü de kullanmalıyız. Kullandığımız renkler sayesinde hem mekana canlılık vermiş hem de dekorasyonun içerisinde aksesuarların yok olmasını engellemiş oluruz.
  • Aksesuar yerleşiminde öncelikle büyük parçalarla başlamalıyız. Daha sonrasında küçük olanları onların etrafına yerleştirmeliyiz. Farklı yükseklikte parçaları bir arada kullanarak odamızda görsel hareket sağlamış oluruz.

İşe öncelikle uygulama yapmak istediğimiz odanın stili, boyutları, ana renkleri ve dokusuyla başlamalıyız. Bunlardan emin olduktan sonra, ne miktarda ve nasıl aksesuarlar kullanacağımız, aslında tümüyle yaratmak istediğimiz tarz ve atmosfere bağlı. Bu yüzden öncelikle ne tür bir dekorasyon tarzından hoşlandığımıza, en azından bu mekan için hangi seçimlerin bizi mutlu edeceğine karar vermeliyiz. Modern bir dekorasyondan kurguluyorsak örneğin, mümkün olduğunca sade ve yalın aksesuarlar seçip bunları orantılı bir şekilde yerleştirmeliyiz. Ama klasik tarzda bir mekan hedefliyorsak, göz dolduran, ayrıntıları ile öne çıkan görkemli objelerden oluşan aksesuarları gruplayarak kullanmalıyız.

ABAJUR ve LAMBADER

Abajurlar ve lambaderler, evinizdeki genel tarzı en etkili şekilde vurgulayacak aksesuarlardandır. Abajur seçiminde mekandaki yerine, sayısına ve boyutuna çok dikkat etmeliyiz. Göz hizasında kullanılan abajurlar mekana genişlik hissi verirler. Dekorasyon tarzına göre klasik şapkalı, metal yada cam abajurlar tercih edebiliriz. Lambaderleri ise yemek masasının ya da okuma – tv (baba) koltuğunun yanında kullanabiliriz.

PORSELEN AKSESUARLAR

Belirli dönemlere ait porselen objeleri toplamak, bu zarf koleksiyonu eve gelen misafirleriyle paylaşmak özellikle hanımlarda oldukça sık görünen bir alışkanlık. Vintage objeler dekorasyondaki popülerliğini korudukça da özellikle, önümüzdeki dönemlerde de bu tür koleksiyonları yapanların sayıları artarak devam edecek bizce. Peki nerde ve nasıl saklamalı bu farklı dönemlere ait birbirinden kıymetli ve narin objeleri? Evinizde hayvan beslemiyorsanız, çocuklarınız büyüdüyse, toz trafiğini yaratacak bir pencere – kapı açık alan kullanımınız yoksa, nadide porselen aksesuarlarınızı pekala duvarınızdaki bir nişte sergileyebilirsini. Nişin içini canlı bir renge boyadığımızda ve oturma alanınızadan görülebilecek bir köşeye konumladığınızda, porselenlerdeki ince işçilikler misafirlerinizin gözüne daha çok çarpacaktır bizden söylemesi. Yukarıdaki şartların uygun olduğu evlerde yine, geniş pencere pervazları objelerinizin dışarıdan bile fark edilmesini sağlayacak gözde sergileme seçenekleri arasına girecektir, bunu da eklemeden geçmeyelim.

BİBLOLAR

Biriktirdiğimiz minik objeler ve biblolarda aşırıya kaçmak ve bunları evin geneline dağıtmak gözü yorar ve karışıklığa neden olur. Bunun için özellikle biriktirdiğiniz küçük objeleri bir arada kullanarak etkilerini artırabilir ve evdeki dağınıklık hissini azaltabilirsiniz. Bu tür küçük objelerden oluşan koleksiyonumuzu ve seyahatlerde topladığımız objeleri, duvarda göz hizasında astığımız raflarda veya camlı kapaklı dolaplarda sergileyebiliriz.

BİTKİLER

Canlı bitkiler ev ortamımızı fresh ve canlı kılacak en doğru aksesuarlardır. Dekorasyonumuzu saksı çiçekleri ile canlandırmak istiyorsak; mekanın genel tarzına uygun saksı modellerine ve de ortamın boyutlarına uygun her daim yeşil olan bitkilere ihtiyacımız olacaktır. Saksı çiçeklerini geniş alanlarda kullanmak, doğa ile iç içe olmanızı sağlayacaktır.

VAZOLAR

Yapay ya da doğal çiçekleri evlerimizde misafir etmenin en klasik yolu olan vazolar, alternatifleri çoğalsa da yaşamımızda önemli bir yer tutacak hep, bunu kabul edelim. Uzun vazolar ile farklı çiçek çeşitlerini bir araya getirebiliriz. Uzun, kısa, oval gibi farklı vazo modellerini bir arada kullanmak daima dikkat çekici bir etki yaratacaktır. Eğer odamız geniş ise yüksek vazolar ve heykeller kullanabiliriz; yüksek vazolara yerleştireceğimiz bambu çubuklar ile ferah bir etki yaratabiliriz.

CAM OBJELER

Eğer salon ya da oturma odası küçükse, ilk aklımızda tutmamız gereken büyük aksesuarlar kullanmamız gerektiği olmalı. Tercihimiz cam objelerden yana olmalı böyle durumlarda, çünkü onlar odamızı olduğundan daha ferah gösterecektir.

YASTIK ve KOLTUK ŞALLARI

Ev tekstil ürünleri yerler, zamanlar, zevkler değişse de kadınların hep en çok tercih ettiği ev aksesuarları olmuştur. Bu tercihte onları haksız bulmak mümkün değil elbet. Kanepenizi tarzınıza göre yastıklar ya da şallarla daha zarif kılabilir, kontrast renklerle odanın enerjisini artırabiliriz. Kanepe ve koltuklar düz renk ise rengarenk yastıklar ile mekana neşe katabiliriz. Özelllikle son yıllarda farklı markaların zengin koleksiyonlarla bize seçenek sunması bu konudaki tercihlerimizi teşvik etmektedir kaçınılmaz olarak. Bizden tavsiye, mevsime ruh halinize, hatta belki ağırlanacak misafire göre değiştirebileceğiniz birkaç set ev tekstil materyali edinin. Bu sizi monotonluktan uzaklaştıracak, ev ortamınızdan sıkılmanıza engel olacaktır.
dfoit_mayis

dfoit_mayis
Yahya Efendi Turbesi

 

Şeyh Yahya Efendi türbesi, Çırağan Sarayının karşısında Yahya Efendi yokuşunda yer alır. 1500’ lerin başlarında Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle Mimar Sinan tarafından inşa edildiği bilenmektedir. bir yapıttır. Yahya Efendi’nin Kanuni Sultan Süleyman’ın süt kardeşi olduğu ve hayatında çok önemli bir rol oynadığı bilinmektedir.Şeyh Yahya Efendi, ilköğrenimini Trabzon’da Müftü Ali Çelebi’den almış, daha sonra İstanbul’a gelerek Zenbilli Ali Efendi tarafından eğitim görmüştür. Uzun yıllar Cambaziye Medresesi’nde müderrislik yaptıktan sonra inzivaya çekilmiş ve Beşiktaş’a yerleşmiştir. Bu inzivasının sebebinin Şehzade Mustafa’nın öldürülmesinin ardından, Kanuni Sultan Süleyman’la ters düşmesi olduğu yaygın bir kanıdır. Bu uzaklaşma kararına bağlı olarak, bugün türbe ve mezarlığının bulunduğu yerde kendisine bir ev, yanına bir mescit, küçük bir medrese, hamam ve çeşme yaptırmıştır.

Halkın çok sevip saydığı bir şahsiyet olarak bilinen Şeyh Yahya Efendi’nin Türbesi, zaman içerisinde sıklıkla ziyaret edilen bir yer olmuştur. özellikle denizciler, her seferden döndüklerinde  türbeyi ziyaret etmeyi adet haline gelmişlerdir. Türbe, kare planlı, ahşap bir yapıdır. Türbenin ahşap bir koridora açılan kapısı doğu yönündedir, bu kapının her iki yanında iki katlı birer pencere yer almaktadır. Türbenin tüm duvarlarında da ikişer pencere bulunmaktadır. Bu doğramalardan özellikle doğu ve batı yer alanlarında yapıldığı dönemin üslubuna uygun klasik özellik rahatlıkla fark edilir. Diğer doğramalar ne yazık ki zaman içerisinde yapılan onarımlar sonucunda bu özellikleri kaybetmişlerdir. Türbenin üzeri basık bağdadi bir kubbe ile örtülüdür ve bu kubbe ahşap bir çatının altına gizlenmiştir. Bu kubbenin bu şekli, Pertevniyal Valide Sultan tarafından yaptırılan tadilat sırasında aldığı bilinmektedir. Bunun yanı sıra türbe Sultan II. Mahmut (1808–1839), Sultan II. Abdülhamid (1876–1909) dönemlerinde de çeşitli yenilenmeler geçirmiştir.

Türbenin içerisi devrine uygun kalem işleri ile bezelidir. Türbe içerisinde on bir sanduka bulunmaktadır, bunların çevresine sedef kakmalı korkuluklar ile sınır çizilmiştir. Buralarda Şeyh Yahya Efendi’nin yanı sıra, Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Raziye Sultan, oğlu İbrahim Efendi, annesi Afife Hatun, Sultan II. Abdülhamid’in kızı Hatice Sultan ve oğlu Bedreddin Efendi, Şeyh Mehmet Nuri Şemseddin Efendi, Şeyh Hasan Efendi, Şeyh Yahya Efendi’inin küçük oğlu Şeyh Ali Efendi, Derviş Ali, Yahya Efendi’nin eşi Şerife Hatun’un mezarları bulunmaktadır.

Ayrıca türbe girişinde ve dışarısında Şeyh Yahya Efendi’nin torunlarına, saray ve haneden mensuplarına, devrin önde gelen kişilerine, türbedarlara ve müritlere ait mezarlar bulunmaktadır. Günümüzde türbe İstanbul Türbeler Müdürlüğü’nün yönetiminde olup, ziyarete açıktır. Her gün birçok kişi tarafından ziyaret edilen türbe, yoğun mistik atmosferi, muhteşem manzarası ve tarihi değeriyle Beşiktaş’tan Ortaköy’e uzanan sahil şeridinin en önemli değerlerinden biridir. İstanbul Boğazı’nın dört manevi bekçisinden birisi olduğuna inanılan Yahya Efendiye Üsküdar’da Aziz Mahmud Hüdayi, Beykoz’da Yuşâ Peygamber, Sarıyer’de Telli Baba eşlik eder.
dfoit_mayis

dfoit_mayis

 

2013’ün ilk yarısında Delightfull, gelirlerinde ve üretimde rakamsal olarak büyük bir gelişim gösterdi. 400%’lük bir artışla, 2013’ü takiben marka Maison&Objet’deki başarısının da etkisiyle gelirini yükseltti ve popülaritesi oldukça arttı. Şubatta Stockholm’de gerçekleşen bir ayınlatma fuarında, Mart’ta Maison&Objet Asya’da eşsiz tasarımlarını sundular ve dünya genelinde gitgide yükselen bir trend haline geldiler.

 

Peki bu uluslararası markanın başarısının arkasında kim var?

Baş tasarımcı Diogo Carvalho “Markamız devamlı sınırlarını aşmaya çalışan tasarımcılardan, ustalardan, müşteri ilişkileri ekibi, pazarlama ve basın ilişkileri ekibinden ve içerik yöneticilerinden oluşan geniş bir kadroya sahip.Marka için çok sıkı çalışan, değerli bir ekibimiz var.” diye açıklıyor bu başarının sırrını. Diogo Carvalho, Delightfull’un böyle eşsiz bir aydınlatma markası haline gelmesinin nedenleri arasında, uluslararası Paramount Otel New York ve Londra’daki Harrods projelerinin de büyük payı olduğunu biliniyor.

 

Tasarımlarının ortak özelliğini tek kelimeyle çok yönlülük olarak tanımlıyorlar. ”Heritage” koleksiyonumuz klasikten şehirliye, minimalden lükse kadar herhangi bir konsepte uyum sağlayabiliyor. Heritage 40’ların, 50’lilerin ve 60’ların stillerine çağdaş bir yorum getiren, daha once görülmemiş artistik ve özgün bir dokunuşla kombine eden bir koleksiyon.

 

Diogo şimdi Delightfull’un geleceğine odaklanıyor. “Markamız her gün gelişiyor, elişi bir konsept ile başladık. Bu özelliğimizi kaybetmek istemiyoruz. Talepler daha hızlı bir prodüksiyon gerektirmesine ragmen, asla seri üretime geçmeyeceğiz, bu bizim kimliğimizin başlıca temeli.” diye açıklıyor.

 

Bu yaz, yeni bir outdoor koleksiyonlarını tanıtmaya hazırlanıyorlar.. “Yakında yazlık evlerinizin cephelerine, seçkin parçalarımız Galliane ve Coltrane duvarı entegre edebileceksiniz.” müjdersini veriyorlar Delightfull olarak. Bu ürün sayesinde seçkin bir dış kullanım seçeneği oluşturaklarını düşünüyorlar.

 

Delightfull’un eğlenceli grafik koleksiyonlarının yaratıcısı: 

Nuno Corte-Real.

 

Açık söylemek gerekirse, geçen yıl lanse edilen Grafik Koleksiyon markanın konseptine taze bir dokunuş getirdi. Nuno Corte-Real’in tasarladığı bu koleksiyon dünya genelinde sayısız hayran topladı. Nuno bu konseptin orijinini açıklıyor.

“Bu yeni koleksiyonda Delightfull’un eğlenceli tarafını göstermek istedik, her harfe, sayıya, projeye uygun farklı kişiliker getirdik. Maison&Objet’de de bu koleksiyon için profesyoneller de dahil çok kişiden talepler aldık. Bu eğlenceli grafik koleksiyon hakkında daha fazla bilgi edinmek için” Diogo ve Nuno herkesi stüdyolarına, şehirleri Porto’ya davet ediyor.

 

dfoit_mayis

dergi_form_nisan

 

BİZON STUDIO

Sahip oldukları farklı marka ve müşteri deneyimlerini bir araya getirerek, piyasanın görsel ve tasarıma dair ihtiyaçlarına fark yaratıcı çözümler sunmayı amaçlıyor. Bunu yanı sıra kişiye ve projeye özel, sanatsal değeri ön planda olan el yapımı işler üretiyor. Yaratıcı, yenilikçi, akademik başarılarıyla ön plana çıkmış kollektif bir oluşum Bizon Studio.
Bizon 2011 in ilk çeyreğinde farklı “Güzel Sanatlar” disiplinlerini bir araya getirerek “Kadıköy-Moda” da doğdu. Sanatçılarının “Seramik, Heykel, Modern Takı” uzmanlıkları sayesinde giderek büyüdü. Bizon, farklı malzeme arayışları, bu arayışlardan çıkan özel ürün tasarımlarının yanı sıra, Fotoğraf, Grafik, Animasyon, İllustrasyon gibi dijital sanat dallarında da hizmet vererek doğadaki yaşamına devam etmektedir.
Bizon, bilinçsiz avlanmaya rağmen çizgi ve samimiyetine güvenerek doğadaki neslini sürdürmek için yeni dostlar ve projelerle birlikte bu listeyi giderek uzatma çabası içerisinde, “Merhaba” diyor..

Modern Takı Tasarımı ve Heykel – Seçil ABDİŞLER
M.Ü Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü mezunu sanatçımız Seçil ABDİŞLER, hazırlamış olduğu koleksiyonlarını kendi elleriyle modellemekte ve sizlerin beğenilerine sunmaktadır. Sanatçımızın şu an sergilemekte olan koleksiyon parçalarını Bizonstudio-Moda’da ve diğer birçok özel butik mağazadan takip edebilirsiniz. Anıt heykel, büst, soyut heykel, ödül heykelciği ve tüm modern – klasik çizgideki çalışmalarımız kurumsal firmalara, özel projelere tasarım ve çözümler üreterek devam etmektedir.

Seramik – Murat Gökçe YILMAZ
Dumlupınar Üniversitesi Seramik Tasarım mezunu sanatçımız Murat Gökçe YILMAZ mimari uygulamalar, modüler seramik, ürün tasarım alanlarında çalışmalarına devam etmektedir. Bizonstudio Moda’da bulunan atölyemizde yapılan tüm çalışma ve tasarım örneklerini inceleyebilir, kendinizin ve firmanız için özel proje ve ihtiyaçlarınız doğrultusunda fikirlerimizi alabilirsiniz.

Enstelasyon
Kendi malzeme disiplinlerinden biraz uzaklaşıp farklı malzemeler farklı denizler keşfetmek, eğlenmek adına yapılan çalışmaların tümüne denir.
dergi_form_nisan

dergi_form_nisan

 

SARICA KÖŞKÜ (Sarıca Arif Paşa Konağı)

Moda Caddesi üzerinde yer alan Neoklasik tarzdaki Sarıca Köşkü, Mimar C.P.Pappa (1868-1931) tarafından 1903 yılında inşaa edilmiştir. Sarıcalar, Eğriboz Adası’ ndan göç ederek İstanbul’ a yerleşmiş ilk Türk ailelerinden biridir. İki kardeş olan Sarıcalardan birinicisi, II. Abdülhamit döneminde sarayda mabeynci olan Ragıp Paşa ve ikincisi ise Yıldız Sarayı’nın doktoru olan kardeşi Arif Paşa’dır. Arif Paşa Konağı, Rum asıllı mimar Constantin P. Pappa’nın İstanbul’da bilinen ilk büyük ölçekli yapısıdır. Moda Caddesi üzerinde geniş bir bahçe içinde bulunan köşk, çağdaşı olan yapılar arasında farklı bir yere sahiptir.
Konağın bahçesi üç metre yüksekliğindeki yığma taş duvarlarla çevrilidir. 1930’lu yılarda tramvayın geçmesi için köşkün bahçe duvarları geriye çekilince, orijinalinde iki etaplı olarak kurgulanan orijinal giriş bozulmuş ve esas demir kapı kaldırılmıştır. Bugün eski servis kapısı ana bahçe girişi olarak kullanılmaktadır. Bodrum, zemin, üç normal kat ve çatı katından oluşan, zengin taş işçiliğine sahip Sarıca Arif Paşa Konağı, hem Arif Paşa’nın statüsüne yakışır bir konak, hem de bir aile apartmanı gibi tasarlanmıştır. Arif Paşa Köşkü ,dönemindeki diğer köşk ve yalılar gibi orta sofalıdır. Ana merdivenlerin kat sahanlıklarındaki büyük çift kanatlı kapılar, katları birbirinden ayırır.
Mimar Pappa, konağın sahibi Arif Paşa ile ailesi için, hizmetlilerin konak içi trafiğinin diğer ev sakinlerinin günlük hayatından kesin çizgilerle ayrılmasına uygun bir proje oluşturmak konusuna yoğunlaşmış ve bunu hayata geçirmeyi başarmıştır. Arif Paşa, zemin katta cadde cephesinden girişi olan bölümde yaşamıştır. Bahçe içindeki saçaklı ikinci kapıdan ulaşılan diğer katlar ise ailenin diğer fertleri tarafından kullanılmıştır.
I.Dünya Savaşı sırasında İstanbul işgal edildiğinde, İngilizlerin emriyle köşk boşaltılarak, iki yıldan fazla Ermeni Okulu olarak kullanılmıştır. İstanbul’un kurtuluşundan sonra köşk tekrar sahiplerine iade edilmiştir. Yol çalışmaları sırasında yapılan müdahaleler ve cephesindeki doğal eskimeler dışında, günümüze kadar korunarak gelen Sarıca Arif Paşa Konağı, Moda’nın önemli tarihi yapılarından biridir.

 

dergi_form_nisan

dfot

 

Modern bir marangoz atölyesi:

Detay mobilya babadan oğla miras ahşap sanatı 1960 yılında babam Adil Usta tarafından kurulan ve çuurcumada yer alan detay mobilya zanaatımızla eski, yeni ağaçları dokularını bozmadan tasarlıyor ve üretiyoruz. Baba mesleğini aldığımız eğitim ve yaratıcılık ile devam ettiriyoruz. Klasikten moderne kadar Century tarzını yaptığımız ünitelerle işlemekteyiz.
Bünyemizde torna, oyma, gomalak cila, lake, tik yağı, taş ve metal aksesuarlı siparişlerde yapılmaktadır. Mobilya imalatı yanı sıra Villa ve çiftlik evi gibi projelerde uygulanmaktadır.
Günümüz trendleri arasında yer alan ham ahşap mobilya tasarımlarını yaklaşık 50 senedir bünyemizde bulundurmaktayız. Projeli imalatlar, özel tasarımlar, siparişler, masif ahşap el işçiliği ile şekillendirilmektedir. Eski ağaçlarda (Meşe, ceviz, kestane, çam) orijinal dokuyu koruyarak yada makine perdahından sonra hatları temizleyerek; masa, sehpa, bank, Parke, lambiri, tavan kaplamaları, kapı, büfe, dolap üniteleri, şömine, dış ve iç mekan üniteleri ve aklınıza gelebilecek sizin tasarladığınız hayalinizdeki ağaç üniteleri özenle imal ediyoruz.
Yerli yabancı her türlü ağaç çeşidini bünyemizde bulundurmaktayız. Teknoloji her geçen gün yenilensede detay mobilya olarak el işçiliğinden ödün vermiyoruz,