İngiltere’

dfot

Porselen ilk kez ve yüzyıllar boyunca Çin’de üretilmiştir. Günümüzde Ming ve Qing Hanedanlığı zamanında üretilen vazo, kase, çanak gibi porselen parçalar koleksiyonerlerin vazgeçilmezleri arasındadır. Avrupa’nın ise porselenle tanışması 1100’lerde ipek ve baharat getiren tüccarlar sayesinde olmuştur.

Ancak başlarda porselen o kadar nadide ve pahalıdır ki, ancak çok varlıklı insanlar bu değerli objelerin sahibi olabilmişlerdir. Porselen objeler 1600’lü yıllarda Çin ve Avrupa arasındaki ticaretin yaygınlaşmasıyla, halk tarafından da erişilebilir olmuştur Tabi Avrupa’daki o dönem çay, kahve ve sıcak çikolata içme alışkanlığının da porselen kullanımının yaygınlaşmasında katkısı olduğu bir gerçek. 1575 yılında İtalya, Floransa’da Avrupa’nın ilk porselen fabrikası kurulmuştur.  İtalyanlar bu kadar hassas ve kırılgan bir madde olsa olsa midyeden üretilmiştir düşüncesiyle, ismini İtalyanca midye anlamına gelen porcellano koymuşlar. 1700’lerde ise Avrupa’nın pekçok kentinde üretilmeye başlanmıştır. İngiltere, Fransa, İtalya ve Almanya başlıca porselen üretimi yapan ülkeler arasındadır. Fransa’da başlarda porselen üretimi Sevres kasabasında yapılmaktaydı, bu nedenle parlak ve yoğun altın renkleriyle Sevres porselenleri dünyada ilk ünlenen Fransız markası olmuştur. 1700’lerin sonunda Limoges bölgesi yakınlarında porselenin hammaddesi kaolin rezervlerinin bulunması sonucunda üretim bu bölgeye kayar. Ve 1800’lü yıllarda Avrupa’nın en ünlü porselen üretim merkezi Limoges olur.

 

Pek çok konuda olduğu gibi Amerika’lı girişimciler atak davranmışlar ve bölgede, bugün dünyanın en popüler porselen markalarından biri olan Havilland porselenlerini kurarlar. Haviland porselenleri başlarda Amerika pazarına sofra takımları üretmek üzere kurulmuş olsa da, zaman içinde dünyanın en prestijli noktalarında satılan, birbirinden şık ve pahalı koleksiyonları olan bir marka halini almıştır. Osmanlı’da porselen geleneksel sanatlardan biri olmadığı için Avrupa’lı ülkelere kıyasla porselen tarihi oldukça yenidir. Ancak Osmanlı, Meissen firmasının önemli bir müşterisi olmuştur.

Hatta Meissen damgası haç figürünü anımsattığı için Osmanlı’ya ihraç edilen ürünlerde Merkür asası veya uçurtma motifi kullanılmıştır.

 

Almanya’da, bir kimyacının sert porselen imalatının formülünü çözmesiyle 1710 senesinde Meissen’de bir porselen fabrikası kurulur. Meissen porselenlerinin gerçek başarısı renk ve desenlerde boyamalarını yapan sanatçılarda saklıdır. Meissen porselen tarihine adını yazdıran 2 ünlü dekoratör vardır. Johann Herold, Avrupa’ya özgü dizaynların yanı sıra Çin ve Japon desenlerle, Johann Kaendler ise insan ve hayvan bibloları ile ünlenmiştir. İngiltere kemik porselen, yani

bone-china üretim merkezi olarak bilinir. En popüler markaları 1751 senesinde kurulan Worcester’dir.  Başlarda çoğunlukla Çin desenlerinde, sır altı mavi renkte üretim yapan firma, kemik porselen üretimine geçmesiyle çok renkli desenler ve renkler kullanmaya başlamıştır. Spode markası ise, 1800’lerde yeni bir kemik porselen hamuru geliştirmesiyle Worcester’e rakip olmuştur. Birbirinden değişik desenlere sahip olmasının yanısıra egzotik kuş modelleri en popüler olanlarıdır.

Günümüzün Modern Porselenleri

 

Teknolojinin ilerlemesiyle başta Amerika, Japonya ve Avrupa’da olmak üzere pekçok ülke porselen üretimini kolaylıkla yapabilir hale gelmiştir. Alman Rosenthhal, Japon Noritake, Amerikan Lenox firmaları en dikkat çekici markalar arasındadır. Tam da bu noktada Türk kadınlarının porselene olan ilgisinden bahsedebilliriz. Ülkemizde hemen her kadın porselenle evlenirken tanışır. Her gelin adayının porselen bir yemek takımı olmasına özen gösterilir.

Pek çok Avrupa ülkesinde gezeceğiniz müze ve saraylarda sergilenen nadide antika porselen parçalar görebilirsiniz. Ancak benim için bunun mabedi, Viyana’nın Hürrem Sultanı diyebileceğimiz İmparatoriçe Sisi’nin müzesidir. Sisi’nin gösterişli yaşamının hikayesinin anlatıldığı müzeye porselen mabedi desek yeridir. Birbirinden çok ve ihtişamlı porselen obje ve yemek takımları bu müzede sergileniyor.

 

Porselenden bahsedip de Herend’i anmasak olmazdı. Macar porselen firması Herend, dünyanın en bilinen ve yaygın porselen markalarından biridir. Kraliyet ailelerinin tercihi olarak da ün yapmıştır. Herend kendini yenileyen ve trendler takip eden bir porselen markasıdır. Pek çok farklı tasarımcıyla koleksiyonları bulunmaktadır. Ülkemizden ise, Osmanlı sanatı uzmanı Serdar Gülgün seneler önce Herend için Osmanlı temalı bir koleksiyon hazırlamıştı. Son yıllarda hayvan figürlü biblolarının koleksiyonerlerin favorisi olduğunu söyleyebiliriz.

dfot

 

 

Lotus Belle

İki çocuğuyla yaşayan 30 yaşındaki Hari 19 yaşındayken bu özel çadırın tasarımını yapmış. Ama birkaç yıl boyunca bununla ilgili faaliyete geçememiş. Bunun sebebi çocuklarıyla yoğun şekilde ilgilenmek zorunda olan bir öğretmen olması. Çadır tasarımlarını İngiltere’de benzer “Bell” çadırlarını satan kişiye göstermiş. Hari’nin tasarımlarını çok beğenip onu kendi üreticilerine yönlendirmiş.

Çok yüksek kalitede üretim yapan ve dürüst çalışan bu ekiple tanışmak Hari için büyük şans olmuş. Kamp yapmaya olan tutkusu sayesinde bu yola giren Hari “yurt” adı verilen keçe evler ve aynı zamanda büyük Bell çadırları birleştiren bir tasarım ortaya çıkarmış.

20 çadır sipariş edip birkaç ayda satan Hari ardından 140 adet sipariş vermiş ve diğer ülkelerden ürünü yurtdışında satma talebi gelip bir anda tükenince dünya çapında satılan ürünler arasında 1000. sıraya yükselmiş.

Şimdi iki yıl sonra Yeni Zelanda’dan sipariş veren Jessica ile beraber ürünü Güney Kore, Almanya, Fransa, Avustralya, Amerika’ya dağıtıyorlar. Jessica pazarlama konusunda Hari’ye yardım ediyor. Hari ise sipariş ve stokla beraber tasarım modifikasyonları yapmaya devam ediyor.

dergi_form_nisan

5 KITADAKİ ORTAK İZ:
KENZO TANGE

Yapısalcılık akımının öncülerinden olan ünlü Japon mimar Kenzo Tange, 20. yüzyılda yetişmiş en önemli mimarlarından biridir. Modernizmin genel çizgilerini, geleneksel Japon stili ile birleştirip kendine özgü bir akım yaratmıştır. Dünyanın beş kıtasında birbirinden önemli projelere imza atmıştır. 4 Eylül 1913 de Japonya’nın Osaka kentinde doğmuştur. Babasının görevi gereği o hayatının ilk yıllarını Çin’de geçirmiş, ardından sırasıyla Şangay ve İngiltere’de yaşadıktan sonra 1920 yılında Japonya’ya dönmüştür.1935 yılında Tokyo Teknik Üniversitesinde mimarlık eğitimi almış, buradan mezun olduktan sonra da (1938-1941 yılları arasında) Japon mimar Kunio Maekawa’nın yanında çalışmaya başlamıştır. Bu çalışma yıllarının ardından Tokyo Üniversitesi’ne geri dönmüş ve yüksek lisans eğitimine başlamıştır. 1946 yılında aynı üniversitede asistan olan Kenzo Tange, yine aynı yıl Tange Laboratuvarı’nı kurmuştur.
1963 yılında Şehir Mühendisliği Bölümü’nde profesörlük ünvanına hak kazanmıştır. Bu başarılı akademik kariyere paralel olarak, 1961 yılında‘’Kenzo Tange & URTEC, Kent Planlamacıları ve Mimarlar’’ adını verdiği bir tasarım ofisinin yönetimini de üstlenmiştir. 1946-74 yılları arasında Tokyo Üniversitesi’nde profesörlük yapan Tange, 1974 yılından sonra da emekliye ayrılmasına karşın aynı üniversitede öğretim görevini sürdürmüştür.1950-60 arasında ABD Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde(MIT), 1972 de ise Harvard Üniversitesi’nde konuk öğretim üyeliğinde bulunmuştur.Washington, Yale, Princeton gibi üniversitelerde de dersler vermiştir. Çok sayıda ulusal ve uluslararası ödül alan Tange (1966 Altın Madalya, 1980 Order of Culture, 1987 Pritzker Mimarlık Ödülü, 1994 Sacred Terasures v.s.) içlerinde Yugoslavya, Tayvan, ABD, İtalya, Cezayir, Suudi Arabistan, İran, Nepel, Suriye, Meksika, Kuveyt, Ürdün ve Katar’ın da bulunduğu çeşitli ülkelerde çeşitli büyük projeler üstlenmiştir. 22 Mart 2005 tarihinde vefat eden Kenzō Tange’nin cenazesi, tasarladığı eserlerin en önemlilerinden olan, Tokyo Katedrali’nde düzenlenen bir törenle toprağa verilmiştir.

TASARIM YAKLAŞIMI
Tange’nin mimarlık eğitimine başladığı 1930’lu yıllarda pek çok ülkede olduğu gibi Japonya’da da ulusal bir mimarlık anlayışı oluşturma çabaları egemendi. Bu ortamda yetişen Tange, ülkesinin teknolojideki ileri düzeyinden de yararlanarak, bir yandan Japon mimarisinin özelliklerini taşırken öte yandan da çağdaş mimarlık ilkelerini içeren tasarımlar ortaya koymuş ve tasarım vizyonunda ilginç bir birleşimin oluşmasına neden olmuştur.
1960’lı yıllardan itibaren ise, bir arayışa girmiş ve yeni strüktür denemelerine yönelerek, hem geleneksel Japon mimarisinin hem de uzun süre etkisinde kaldığı Le Corbusier’in izlerinden kurtulmayı amaçlamıştır. Tange’nin mimari tarzının en temel özellikleri; gelenekle çağdaşlığı birlikte sunması ve teknolojiyle insanın uyumlu birlikteliğini savunmasıdır şeklinde özetlenebilir. Bunu otobiyografisinde şöyle izah eder; “Mimari, öncelikle insan ruhuna hitap eden bir şey olmalı; daha sonra temel formlar, mekan ve dış görünüş devreye girmelidir. Çağımızda yaratıcılık; teknoloji ve insanlığın bir birlikteliği olarak ifade edilir. Geleneklerin asıl rolü, yaratıcılıkta bir katalizör görevi üstlenmeleridir. Finalde kendisini öne çıkarmayan geleneksel çizgiler, yaratıcılığın kesinlikle içerisinde olmalı ama asla yaratıcının kendisi olmamalıdır.”
Kenzo Tange’nin bu felsefesi, tasarladığı hemen hemen bütün projelerde görülebilir. Bu bakış açısı Tange’yi farklı kılan en önemli özelliğidir.
Tange’nin 1960’lardan sonra yöneldiği bir alan da genç kuşak mimarlarınca başlatılan METABOLİZM AKIMI(1950lerin sonunda Japonya ‘daki yeni sosyal gereksinimleri ve hızlı nüfus artışını karşılayabilecek, değişimlere uyum gösterebilecek ve megastrüktür şeklinde öngören mimarlık yaklaşımı) doğrultusundaki çalışmalarıdır. Ahşap strüktürün modernizme uyarlanması anlayışı II.Dünya Savaşı’ndan sonra Tange tarafından yeni bir akım olarak ortaya konmuş ve Japon mimarisine özgü oranların hangi kaynakta aranması gerektiğini sorgulayan ‘’Comon’’ (M.Ö. 5000-300) ‘’Yayoi’’ (M.Ö. 300-400) tartışmasını gündeme getirmiştir. Comon döneminin ürünleri coşkulu ve dışavurumcu bir anlayışı yansıtırken, Yayoi dönemi örnekleri sakin ve dengelidir. Tange önce Yayoi anlayışında kiriş-kolon oranlarına özen göstererek Hiroşima Barış Parkı’nı, Tokyo Eski Belediye Binası’nı ve Kanagava Vilayet Binası’nı tasarlamış, ardından de strüktür uzmanı Yoşikatsu Tsuboi’nin de yardımıyla Tokyo Katedrali ve Tokyo Olimpiyat Salonu’nu Comon anlayışında gerçekleştirmiştir. Modernizmin teknoloji sayesinde iç mekanı olduğu gibi dış biçime aktaran işlevsellik anlayışını Comon sözcüğü çatısı altında toplayan Tange ve öğrencileri (Kikutake, Kurokava, Isozaki) 60 ve 70li yılların en önemli hareketi olan metabolizm akımını hayata geçirmişlerdir. Tange ‘’metabolizm’’sözcüğünü bir teknolojik terim olarak değil ifade tekniği yönüyle kullanmıştır.Tange genel meslek hayatına Japon ve Batı estetik ilkelerini birbiri içinde kaynaştırdığı yalın ve zarif üslubu damgasını vurmuş, bu üslup bütün dünyada büyük beğeni kazanmıştır demek yanlış olmaz.
Tange’in erken dönem çalışmalarını, yapıtlarından çok etkilendiği Le Corbusier’in de etkisinde kalarak oluşturduğu rahatça gözlemlenebilir. “Kapsamlı şehirler”(comprehensive cities) olarak adlandırdığı kent çalışmaları ise, hizmet ve ulaşım sistemlerinin entegre olarak çalıştığı mega strüktürlerden oluşur. Kenzo Tange’in esinlendiği diğer isimler ise Rönesans döneminin büyük ustalarından Italyan Michelangelo ve 20.yy mimarlık dünyasının önemli isimlerinden Alman Mimar Walter Gropius’dur. Bu eşsiz batılı sanatçılarının seçkin tarzlarını, Japon gelenekleri ile ustalıkla harmanlaması, Tange’nin kendi çizgisinin karakteristik özelliğini de oluşturmuştur.

KAZANDIĞI ÖDÜLLER

1966 Altın Madalya, Amerikan Mimarlar Enstitüsü
1980 Order of Culture
1987 Pritzker Mimarlık Ödülü
1994 Sacred Treasures

UYGULANAN PROJELERİ

1955: Hiroşima Barış Anıtı Parkı, Hiroşima, Japonya
1955: St. Mary’s Katedrali (Tokyo Katedrali), Tokyo, Japonya
1957: Eski Tokyo Büyükşehir Belediye Başkanlığı Binası, Yūrakuchō, Tokyo, Japonya
1958: Kagawa Hükümet Binaları, doğu ofisleri, Takamatsu, Kagawa, Japonya
1960: Kurashiki Belediye Meclis Binası, Kurashiki, Okayama
1964: Yoyogi Ulusal Jimnastik Salonu (1964 Tokyo Olimpiyatları için), Tokyo,
1966: 1963 depreminde yerle bir olan Makedonya’nın başkenti Üsküp için şehir master planı, 1970: Expo 1970, Suita, Osaka, Japonya
1977: Sogetsu Kaikan, Aoyama, Tokyo, Japonya
1979: Hanae Mori Binası, Aoyama, Tokyo, Japonya
1982: Yeni Federal Başkent Merkez Bölgesi, Nijerya
1986: Nanyang Teknoloji Üniversitesi, Singapur
1986: OUB Merkezi, Singapur
1987: American Tıp Derneği Merkez Binası, Şikago, Illinois, ABD
1991: Tokyo Büyükşehir Belediye Binası, Shinjuku, Tokyo, Japonya
1992: UOB Plaza, Singapur
1996: Fuji Televizyon Binası, Odaiba, Tokyo, Japonya
1998: Bahreyn Üniversitesi, Sakhir, Bahreyn
1998: WKC Merkezi, Kobe, Hyogo, Japonya
2000: Kagawa Hükümet Binaları, Takamatsu, Kagawa, Japonya
2000: Tokyo Dome Hoteli, Tokyo, Japonya
2003: The Linear – Müstakil Apartmanlar, Singapur
2005: Hwa Chong Vakfı Yatılı Okulu, Singapur

PROJELERİNE YORUM;
TOKYO PLANI

6 Ağustos 1945 tarihinde yerel saat 08:15’i gösterirken, “Little Boy”(Küçük Çocuk) adı verilen atom bombası Hiroşima’da ilk anda 140.000 insanın ölümüne yol açtı. Ölü sayısı sonraki yıllarda da radyasyon etkisini gösterdikçe daha da arttı. Suya ve toprağa yayılan radyasyon ile artan bombanın etkisi, rakamlarla ifade edilemeyecek kadar büyüktü. Öyle ki, söylentiler, uzun yıllar tek bir bitkinin bile Hiroşima’da yetişmeyeceği yönündeydi. Özetle, Hiroşima haritadan silinmişti.
Hiroşima’yı yeniden inşa etmek için açılan yarışma sonucunda proje “Hiroşima Master Planı” ile Kenzo Tange’e verildi.
“II. Dünya Savaşı’nın küllerinden modern Japonya’yı inşa eden mimar” olarak da anılır Kenzo Tange. Modern Japon mimarisinin de onunla başladığı ve bu nedenle Tange’in sadece Hiroşima’yı küllerinden inşa etmekle kalmayarak yeni Japonya’yı da inşa ettiği düşüncesi yaygın bir görüştür bu nedenle.2. Dünya Savaşı’nda atom bombasının atılması ile haritadan silinen Hiroşima’da, bombardıman sırasında yapıların yaklaşık %69’u tamamen yıkılmıştı , %6,6’sı ise ciddi hasar görmüştü. Kent saniyeler içinde tanınamaz hale gelmişti. Bu yüzden mimarımızı çok zorlu bir görev bekliyordu. O da işe Barış Bulvarı ile yani atom bombasının düştüğü yerde konumlanan bir anıt ve müze ile başladı. Yapıtları Hiroşima’ya çağdaş bir görünüm verirken, yaşananların unutulmaması için geçmişten kalan bazı eserleri de planlamaya dahil etti büyük usta. 1955 yılında tamamlanan bu plan, Modern Japon mimarisinin başyapıtı olarak kabul ediliyor.
dergi_form_nisan

dergi_form_nisan
Mekanlara Değişim,


Duvarlara Zarafet Katma Zamanı

Boyanın tahtını iyice sallamaya başlayan duvar kağıtları renk ve desen çeşitliliğiyle, gücünü artırarak hissettiriyor. Çeşitli desendeki duvar süsleri, çiçekler, klasik ve romantik tasarımlar, çıkartmalar, vinil baskılar, antibakteriyel kağıtlar, modern temalar, pano duvar kaplamaları, posterler… Duvarlarda renk ve desen festivali yaratan Dreams Wallpaper&Fabrics’in sahibesi ve kurucusu Meltem Kaya ile rengarenk tasarımları ile duvarların giysisi duvar kağıtlarını ve sezonun trendlerini konuştuk. İlk mağazasını 1996 yılında Fenerbahçe’de açan Dreams, 18 yıldan beri duvar kağıdındaki iddiasını sürdürüyor. Yıllar içinde marka çeşitliliğini daha da artıran firmanın pek çok şehirde bayisi var. Şimdilerde Keyap’ta yeni bir mağaza daha açma hazırlığında.

 

Kendinizden ve Dreams’ten kısaca bahseder misiniz?

1995 yılında kurulan, 1996 yılından bu yana da duvar kağıdı konusunda öncü durumuna gelen firmamız, bu yıllar içinde gelişerek, büyüyerek ve en önemlisi yenilikleri takip ederek, sektöre yenilik ve vizyon katarak ilerlemektedir. Firmamız merkez Keyap’ta olmak üzere, Fenerbahçe‘deki mağazası ve sayısız bayisi aracılığıyla son kullanıcı, mimar, iç mimar, proje ve inşaat firmalarına servis vermekte. Belli başlı bir çok ilimizde, ilçemizde talepler doğrultusunda bayiliklerimiz oluşmuştur yıllar içerisinde. İlk başlangıç noktamız Amerikan ve İtalyan duvar kağıtları olmakla birlikte, Hollanda, Almanya, Fransa, İngiltere’den de yine sektörün önemli ve büyük markaları ile yollarımız zaman içinde kesişmiştir. Distrübütoru olduğumuz markalarımız’dan başlıcaları YORK, Casadeco, Texdecor, Roberto Cavalli, NLXL, Fromental, Sanderson, Zoffany, Harlequin, Morris Co. , Scion, Antology, Tekko, Desima, Arlin’dir.Bana gelince, İTÜ İşletme Mühendisliği mezunuyum. Ardından ODTÜ de master eğitimitimine başlayıp, sonrasında vazgeçip aile şirketimizde çalışma hayatına atıldım. Babamın mesleğinden dolayı farklı bir sektördeki bu şirkette çalışmamın bana çok büyük katkıları oldu. Bu beş yıllık tecrübeden sonra bir şirkette çalışmakla başladım iş hayatıma. Yine Babamın isteği ve desteği ile duvar kağıdı ithalatı yapmaya başladım. Bu benim hayatımda en önemli kavşaklardan biridir. İnsanın sevdiği bir işi yapması çok güzel bir duygu diyebilirim kendi kişisel tecrübelerimden yola çıkarak.

 

2014 deki duvar kağıdı trendini kaç başlıkta toplayabiliriz?

Doğal malzemeler, Natürel renkler, ve de vintage duvar kağıtları

Bu sezonun renkleri neler?

Griler, soft yeşiller, soft pembeler, soft maviler…Yani renkler dekorasyonumuza bahar havasını getiriyor.

Sıkça yurtdışı fuarları ziyaret ettiğnizi biliyorum. Dreams bu sezon bize ne gibi yenilikler getirecek. Yeni markalar var mı?

Geçtiğimiz sene NLXL, Fromental bünyemize katılmıştı. 2014 yılında ise Sanderson, Zoffany, Morris&Co, Scion ve Antology bünyemize katıldı. Bizdeki en güncel gelişmeler şimdilik bunlar, ilerleyen aylarda farklı gelişmeler de bekleyebiliriz.

Duvar kağıdı ve kumaşlarda, stillerin ve trendlerin kullanıcılar tarafından takip edildiğini düşünüyor musunuz?

Tabi ki düşünüyorum. Artık internet sayesinde kullanıcılar artık tüm trendleri takip edebiliyorlar… Dolayısıyla bizler mutlaka bir adım önde olup tüm yenilikleri müşterilerimize heyecanlarını beslemek adına sunmalıyız, sunmaya da çalışıyoruz zaten.

Duvar kağıdı söz konusu olunca ekolojiden bahsedebilir miyiz?

Tabi ki bahsederiz. Hem de çok önemsediğimiz bir konu. Kullanılan PVC, mürekkep, kağıt gibi unsurların insan sağlığına zararsız olarak üreten firmalarla çalşıyoruz, öncelikle bunu belirtmek isterim. Ve diyebilirim ki tüm markalarımız Eco system ve Leed sertifikalı üretim yerlerinde üretilmektedir. Bu nedenle çok talep almamıza rağmen projelerimizde uzak doğu ürünlerine yer vermiyoruz.

Müşterilerinize kombinasyon konusunda nasıl yardımcı oluyorsunuz? Duvar kağıdı ile kumaşların birbiriyle seçimi neden bu kadar önemli?

Kumaşınızı seçtiniz, desen ve renk odanın kalanı için çok bağlayıcı olabiliyor, aynı deseni farklı bir markada yada duvar kağıdında bulamayacağınızdan desen ve renk karmaşası yaşayabilirsiniz. Ama eğer kombin kumaşı olan bir duvar kağıdı markası seçerseniz, özellikle çocuk odaları, yatak odalarında işiniz çok ama çok kolaylaşmakta ve mekanları bir anda kumaş ve duvar kağıdıyla hem canlandırmış, hem giydirmiş oluyorsunuz.

Dekorasyonda sizin stiliniz nedir?

Sizin stiliniz deyince biraz düşünmek için durakladım, çünkü mekana ve çevresel faktörlere göre değişken bu sorunuzun cevabı. Nedenine gelince aslında şehir yaşamında, metropol de yaşıyorsam, daha çok fonksiyonel ve yalın ürünler dekorasyon tarzım diyebilirim. Ama yazlığım bir taş ev ve o taş evin ruhunu bozmayan provans tarz çok hissediliyor. Ama yüksek tavanlı bir eski Fransız mimarisinde oturma şansım olsaydı orada eklektik bir tarzım olurdu. Ya da eski bir köşkte yaşasaydım, klasik ve moderni karıştırırdım. Doğrusu, mekan ve çevre ile doğru orantılı bir stilim var ve asla durağan değil…

Peki ya çocuklar, onları da unutmadığınızı biliyorum. Kısaca çocuk koleksiyonunuz dan da bahseder misiniz?

Çocuklar ve bebekler bizim en önemli müşterilerimiz. Onların renkli, yaratıcı dünyalarına girmek ve algılarını, hayallerini oluşturmak çok güzel. Bu konuda çok iddialıyız, York’un yaratıcı çocuk koleksiyonları, Disney’in muhteşem masalsı kahramanları, Roommates’in tüm çizgisel kahramanların stickerları, Casadeco’nun bebekler için sunduğu zengin duvar kağıdı ve kumaşları, Harlequin ve Sanderson’un renkli, trend desenleri ile bu konuda sanırım sektörün en zengin koleksiyonu ile sınırsız kombinasyonlar yapabiliyoruz. Bebek bekleyen herkesin yolu mutlaka bir gün Dreams’e düşer.

2014 trendleri :

Doğal malzeme özellikli duvar kaplamaları, geometrik desenler, çiçekli romantik desenler ve gümüş renkler şeklinde özetleyebiliriz 2014 trendlerini. Modern duvar kâğıtları karşımıza kumaş, ahşap, tuğla, beton, çimento, doğal taş ve metal görünümlerine bürünerek çıkacak. Bugünlerde büyük desenler, üç boyutlu görünümler, farklı perspektifler, çizimler, harika duvar kâğıdı tasarımları yaratıyor. Bu özel tasarımlar ve dokular mekânlara görsel açıdan farklılık katıyor. Renklerde ise doğal toprak tonlarının yanı sıra, vizon, mavi, yeşil, gümüş, bronz gibi metalik etkiler yaratan tonlar ağırlıkta. Dekorasyondaki moda renkler ve trendler her yıl değişmesine rağmen, doğal renkler ile doğal malzemelerin kullanımı, özgün ve sade tasarımlar, metalik etkiler çoğunlukla değişmiyor. Sadelik her zaman var oluyor ama çok iddialı tasarımlar da çoğunlukla sezonu etkiliyor.

Dreams Wallpaper, yenilikçi trendleri takip ederken, dünya markalarını da getirmeye devam ediyor. Firmanın bünyesinde yeralan İngiliz, Amerikan, Fransız, İspanyol markalı duvar kağıtlarının yanısıra İtalyan ‘Roberto Cavalli Home’ koleksiyonlarında Cavalli’nin desenlerini ve yaratıcılığını duvarlara taşımak harika bir duygu yaratıyor. Tasarımcı koleksiyonları içinde Kanada’lı tasarımcı Candice Olson’un çalışmalarını da Dreams de bulmak mümkün. Dreams Exclusive serisi içinde ise, deniz kabuklu, cam boncuklu, bambu ve çay yapraklı duvar kağıtları ayrıcalıklı bir yer tutuyor. Evimizdeki, ofisimizdeki her kullanım alanı, duvar kağıtları sayesinde bize farklı heyecanlar veren mekanlara dönüşebilir. Siz de duvarlarınızı duvar kağıtlarıyla, panolarla giydirin, düşlerinizde ki mekanları yaratın diyoruz özetle müşterilerimize…
Dreams Wallpapers&Fabrics

Cemil Topuzlu Cad, İş Bankası Blokları,
F Blok, Fenerbahçe, İstanbul
(0216 360 55 74 ) www.dreamswall.com

 

dergi_form_nisan

dfot

 

 

Laura Ashley İngiltere’nin önde gelen hazır giyim, ev tekstili ve mobilya markası. 1953 yılında Laura ve Bernard Ashley tarafından kurulmuş. Bugün markanın 500 mağazası aktif ve dünyanın bir çok yerinde hizmet veriyor. Her yıl metrelerce kumaş üretiyorlar. Ürünlerinde klasik İngiliz zarafeti hakim. Türkiye’de markayı Demsa Group tüketicisiyle buluşturuyor. Koleksiyonlarda yumuşak renkler, çiçekli, çizgili kombinasyonlar, damask desenler, ahşap ve yuvarlak hatlarıyla İngiliz tarzını sevenler için mutlaka öncelikli tercih olacaktır. Çok çeşitli ev aksesuarları, kullanışlı ve zevkli ürünleriyle romantik ve huzurlu bir ortam oluşturmaya olanak sağlıyor. Eskitme mobilyalar, çeşitli aydınlatma modelleriyle de Laura Ashley kış sezonunda da her neye ihtiyacınız varsa karşılıyor.

Audrey Hepburn dünyanın en başarılı moda ve ev mobilya şirketlerinden birinin büyümesine yol açtı. Hepburn Gregory Peck ile oynadığı  1953 filmi  Roman Holiday’de başörtüsü takmıştı. Böylece bir moda ikonu olarak, anında dünya çapında popüler olmuş bir tarz yarattı. Bernard bir kadın adının ürünlerin türü için daha uygun olduğunu hissetti çünkü satışların büyümesi ile başa çıkmak ve personel istihdamı için, şirket adı The Ashleys’den sonra Laura Ashley olarak değiştirildi. Laura Ashley tarzı ile Romantik İngiliz tasarımları ile karakterizedir.