film festivali

Beyaz perdenin Rüya Evleri | Mesajınız Var

Sleepless in Seattle filminin büyük başarısının ardından yönetmen Nora Ephron, Meg Ryan ve Tom Hanks’i, Ernst Lubitsch’in 1940 ların romantizmini anlatan Margaret Sullavan and Jimmy Stewart ın başrollerini paylaştığı “The Shop Around The Corner” filminden New York’un gamsız Upper East Town tarafında tekrar bir araya getirmiş.Aslında o film de Parfumerie isimli bir tiyatro oyununda etkilendiği için “You’ve Got Mail” de o oyundan etkilendiğini yazmıştır künyesine.Senaryo, Ephron ve kardeşi Delia Ephron tarafından yazılmıştır. Fakat orijinal senaryo Miklós László’a aittir. Film, Altın Küre’ye aday olmuş, çeşitli festivallerde beş ayrı ödül kazanmıştır.

The Shop Around the Corner isimli kendi halinde, yeni kaybettiği  annesinden kalan bir çocuk kitapları dükkanı sahibi olan Kathleen, nişanlıdır ve kendini mutlu olduğuna inandırmaktadır.Tüm bu “mutluluğuna“ ragmen içinde bazı şeylerin ters gittiğine dair hisleri güçlenmektedir. Shopgirl takma ismi ile AOL chat hesabını kontrol ederken rastladığı NY152 ile iletişim kurar ve e-mail yazışmaları ile aşık olduğu Joe’nun aslında kendisini yok etmek üzere olan ve nefret ettiği büyük bir kitapçı zincirinin sahibi olduğunu bilmemektedir. Gerçek dünyadaki bu nefretin sanal dünyada dönüştüğü aşkın yarattığı paradoks, mutlu sonla bitiyor.

Oldukça ilgi çekici New York sokakları ile süslü çekim mekanları arasından dikkat çeken ilk mekan The Shop Around the Corner kitapçısı.

Daha once bir çok ünlü filme ve diziye mekan olmuş (Ghostbusters, Superman, Seinfield) Upper West Side ‘ da 69. Caddede bulunan bu mekan çocukların kitaplarla ilgilenebileceği bir yer olarak yeniden inşa edilebilmesi için yönetmen Nora Ephron , gerçekte “Maya Shoper’s Cheese and Antique “ olan dükkanın sahibini bir tatile göndermiş.

İçeriyi girdiğinizde hepimizin “keşke bizim yakınlarımızda da böyle bir yer olsa” diyeceğimiz ve çocuklarımızın ideal kitapçısı olabilecek bir giriş bizleri karşılıyor. Çok yüksek olmayan ahşap raflar ve heryerde çocuk kitapları ve oyuncaklar…Eski tarzda yer karoları ile döşenmiş bir zemin üzerinde ahşap okuma masaları,sehpalar ve sandalyeler.Antika olduğu belli büyükçe bir konsol üzerinde bir bilgisayar monitörü ve kasa.Tümüyle evinizde hissedebileceğiniz sıcaklıkta ahşap hakim bir dekorasyon ve kitaplar. Duvarların nerdeyse tamamında asılı çocuk kitapları resimleri, ialnları, afişler, aplikler ve şirin küçük pencerelerde çizgili sade perdeler.Ham tuğla duvarlar ile ahşabın bugün dahi sırıtmayacak zamansız uyumu ile gelen bir dekorasyon ışıltısı.

Kathleen’in girişte göze çarpan gülleri kasa konsolunun havasını değiştirirken, yılbaşı arefesinde olunması sebebi ile dükkanın hemen her yerinde olan yılbaşı ışıkları ve tavandaki nefis aydınlatma armatürleri sıcaklığı bir kat daha artırıyor. Dükkan, filmin bir bölümünde boşaltıldığında ortaya çıkan yalnızlığın hüznü insanda senaryoyu değiştirme isteği uyandırıyor. Filmin çekimlerinden sonra gene eski haline getirilen dükkan kısa sure sonra kuru temizlemeci olarak el değiştirmiş. Filmin diğer dikkat çekici mekanı ise Kathleen’in klasik New York dairesi. Manhattan 328 West 89. cadde adresli bu dairenin huzurlu hali ilk görüşte inanılmaz bir bağımlılık yaratıyor. Son derece basit bir dekorasyona sahip daire huzurlu ve büyüleyici bir mekan yaratmak için o kadar da büyük harcamalara gerek olmadığının ispatı adeta. Evin içindeki 1800 lerin sonu 1900 lerin başı tarzı eşyalar ve ahşap kaplamalar size zaman tünelinde hissettirebilir. Kathleen’in dairesindeki ilk göze çarpan tarz aslında bir ingiliz country kulübesi havası. Eski tarz ahşap sandalye ve masalar, duvardaki ahşaplar,aydınlatmalar ve diğer aksesuarların uyumu ve sadeliği göz kamaştırıyor.

Mutfak belki bir gurme mutfağı değil ama bekar veya iki kişilik bir aile için ideal. Dekorasyonundaki Masif Ahşap ve camdan oluşan Fransız kapılar ve genel renk seçimi eve yayılan huzur enerjisini tamamlıyor. Evin tamamına hakim 1900 lerin havası dağınık bir düzen içerisinde fazla göze batmadan kullanılan ahşap sanki dekore edilmemiş de yaşandıkça rastgele genişlemiş bir yaşam alanı hissi veriyor. Küçük bir masa lambasının yetersiz ışığı bile bütün bir evin sıcaklığını ancak böyle bir tarz ile sağlayabilirdi.

Evin olmazsa olmazı salon sofası Waverly Norfolk Rose desenli bir kumaş ki bu kumaş filmin yayınlandığı dönemde oldukça aranan popular bir kumaş olmuş. Evin geneline hakim hava yatak odasında da var. Zamanla toplanmış eşyaların bir arada olduğu bir tarzın yatak odası da aynı rastgeleliğe ve tabii huzura sahip.

Katheen’in evi Shabby Chic ve Laura Ashley in çekici bir karışımı olan geniş bir salonu olan şirin mutfak ve yatak odasına sahip 1900 lerin başından bir yaşam alanı olarak özetlenebilir aslında. Filmin başlaması ile birlikte hemen tüm sahnelerde hakim olan New York’ta yaşam halleri filme konu imkansız aşkın imkanlı hale gelmesine nefis bir final sahnesi ile sebep oluyor.Neymiş? ilk görüşte aşk kadar ilk yazışta da aşk varmış.

Hepinize iyi seyirler.

dfot

 

Earthship Evler

Sürdürülebilir Yaşam Teknesi olarak adlandırılan evler; Earthship ‘lerin her birinde müthiş bir geri dönüşüm serüveni yatıyor.

İklim değişikliği, sınırlı su, yükselen petrol, elektrik ve hatta geçinme gibi temel gıda fiyatları ve güvensizlikleriyle mücadele ettiğimiz bu zamanlarda dünyada yeni bir bilinç doğmaya başladı. Bu bilinç dünyanın bir bütün olduğunun, her etkinin bir tepki doğuracağının ve günümüzün kullan-at mantığına dayalı lineer ekonomik sisteminin bizlere hatta dünyaya  neler katabileceğinin kanıtı; Earthship evler. Bu ortak bilinç sayesinde dünyada yenilenebilir enerji, sürdürülebilirlik, geri dönüşüm ve doğala dönüş hiç olmadığı kadar önem kazanmaya başladı.

Amerikalı mimar Michael Reynolds, bu, günün yavaş yavaş genele yayılan bilincinin kaçınılmaz olduğunu 40 yıl önce öngörmüş. Daha o günlerde, geri dönüşümlü metaryeller kullanarak, tüm merkezi altyapı şebekelerinden bağımsız, kendisine yetebilir evler inşa etmiş. ‘Earthship’ adı verilen bu evler cam şişelerden kullanılmış araba lastiklerine, alüminyum içecek kutuları; yani medeniyetin çöp olarak gördüğü malzemelerden oluşturulmuş ve gelişmeye de devam ediyor.

Earthship evleri ortaya çıkarmak için devlet otoriteleriyle büyük mücadele vermek zorunda kalan Reynolds’ın tüm Earthship macerasını anlatan bir belgeseli de izlemeniz mümkün. “Garbage Warrior” ismindeki belgeseli ile uluslararası film festivallerinde ödüller alan Reynolds, Eartship’in bir evden daha fazlası olduğunu öyle ki yarınların belirsiz denizlerine yelken açabilmemizi sağlayan taşıtlar olduklarının altını çiziyor.

Earthship’ler kendi elektriklerini üretiyor, güneş ile ısınıp soğuyor, yağmur ve kar suyunu saklayıp, dönüştürerek dört defa kullanabiliyor, kanalizasyonu arındırıyor, yıl boyu gıda üretimi gerçekleştiriyor. Kısacası Earthship’in esas amacı ; dünyanın çevre sorunlarına karşı insanlara alternatif yaşama yöntemlerinin var olduğunu göstermek.

Eartship’ler dünyaya adapte olup, sahiplerinin temel ihtiyaçlarını karşılıyor. Bunun için altyapı sistemlerine bağlanmaya ihtiyaç duymadıklarından fatura ve masrafları yok denecek kadar az. Böylece altyapı sisteminin gitmediği ya da gidemediği, şehrin dış kısımlarında kalan arazilerde, yeni tür yapılanmalara gidilebiliyor.

Örneğin atık araba lastikleri de genellikle yakıldığından, çevreye fazla miktarda zehirli gazın yayılmasına neden oluyor. Earthship’lerde ise  bu atık lastikler termal kütlenin meydana getirilmesi için kullanılıyor. Hurda araba lastiklerinin içine toprak dolduruluyor.

Bu toprak, kompakt hale gelene kadar sıkıştırılıp dövülüyor ve evin ana duvarlarında kullanılmak üzere 150 kiloluk bir tuğla meydana gelmiş oluyor. Bu duvarlar lastik kauçuğu gibi esnek olduklarından depreme karşı dirençli oluyorlar ve toprakla sıkıştırıldıklarından yangın geçirmiyorlar. Aynı zamanda geniş oldukları için herhangi bir temele ihtiyaçları yok. Earthship’lerde kullanılan bir diğer sıradışı yapı materyali ise cam şişeler ve alüminyum kutular. Bu materyaller ‘küçük tuğlalar’ gibi kullanılarak yapısal olmayan iç bölme duvarları örülüyor. Kullanılma amacı duvarda hacim kaplayarak gereğinden fazla malzemenin kullanılmasını önlemek. Güneşin altında tüm gün beklemiş bir kayanın güneş battıktan saatler sonra bile sıcak kalmaya devam etmesi gibi Earthship’ler de ısıtma ve soğutma ihtiyacını karşılamak için toprak dolu atık lastikleri kullanıyor. Güneş ışığı, evi bir pil gibi şarj ediyor ve izolasyon bu ısıyı uzun süre muhafaza ediyor. Dışarıdaki sıcaklık 45 °C ya da – 30 °C olsa bile evdekini, oda sıcaklığında sabit tutuyor.

Bu evlerin, doğal bir havalandırması da mevcut elbette. Toprağın altındaki hava borularından gelen serin havanın çekilip, yukarıdaki hava bacalarından çıkması sağlanıyor. Böylece evin içinde doğal bir hava sirkülasyonu oluşuyor. Earthship’lerde sera alanları bulunduğu için evin içerisindeki bütün camları kapattığınızda evin içindeki hava dışarıdaki havadan her zaman daha temiz oluyor.

Earthship’ler banyodan gelen suyu evin içerisinde bitkilerin yetiştiği botanik hücrelerde arındırıyor, sonra sifon suyu olarak tekrar kullanıyor ve böylece suyu üç defa kullanarak ciddi bir tasarruf gerçekleştirmiş oluyor. Sifonun çekilmesinden sonra oluşan su ise sıvı gübre olarak dış mekan botanik hücrelerinde kullanılıyor. Böylece kanalizasyon hattına bağlanma ihtiyacı ortadan kalkıyor. Ülkemizde elektriğin doğalgazdan üretildiğini düşünürsek, pahalı olmayan bir enerji sistemi yok. Ama Earthship kendi elektirik enerjisini üretmek için güneş panelleri ve rüzgar türbinleri kullanıyor. Üretilen elektrik akülerin içerisinde depolanıyor. Güneş ışığının yeterli olmadığı yerlerde, rüzgâr türbinleri de sisteme ekleniyor. Dolayısıyla hiçbir elektrik şebekesine bağımlı kalmıyorsunuz. Earthship’lerin genel olarak üç cephesi ağır duvarlarla kapalı oluyor ve güneş ışığından maksimum derecede faydalanmak için de güney cephesi güneşe dönük kalıyor. Bu sayede aydınlatma sorunu da çözüme kavuşturuluyor.

dergi_form_nisan

 

Moda Sineması’ndan, Moda Sahnesi’ne

 

Kadıköy’de 40 yıldır varlığını sürdüren Moda Sineması, Kadıköy yakasının en önemli sinema ve kültür merkezlerinden biri olarak İstanbulluların hafızasında yer etmiş bir sanat mekânıydı. 1969 yılında Kafkas Sineması adıyla kurulan sinema salonu 1984 yılından itibaren Moda Sineması olarak yaşamını sürdürmeye başlamış. Kadıköy yakasının kültür ve sanat alanında önemli bir ihtiyacını karşılayan Moda Sineması konserlerden tiyatroya, sanat söyleşilerinden  film festivaline kadar değişik türden etkinliklere ev sahipliği yapmış. Özellikle 80’li ve 90’lı yıllarda İstanbul’daki sanat yaşamının önemli mekânlarından biriyken son yıllarda eski konumunu kaybetmiş ve bakıma muhtaç bir hale gelmiştir.

‘’Moda Sineması’nın kültür ve sanat hayatına katkısının devam etmesini isteyen sinemanın sahibi Yalçın Yeğiner ile buluşmamız böyle bir tarihte gerçekleşti. Onlar, salonun sinema yerine kültür merkezi olarak yaşamına devam etmesini istiyorlardı. Biz de 12 arkadaş, bu dönüştürme ve kültür sanat merkezi olarak işletilme işini üstlenmek üzere yola koyulduk.’’ Moda Sahnesi’nin yaşamına başlaması da bu vesileyle oldu. Tiyatronun ve sinemanın değişik alanlarında çalışmış bu 12 kişi bir araya gelerek Moda Sineması adından da ilham alarak  mekânın ve tiyatronun adı Moda Sahnesi oldu.

15 Ocak’ta başlanılan  inşaat işlerini Ekim 2013’te tamamlayarak Moda Sahnesi’ni sanatseverlerin hizmetine açıldı. Sinema salonu olarak çalışırken var olan dekorasyon, elektrik, oturma alanları, su, klima sistemine dair her şeyi söküp tahliye etmekle başlanıldı  işe. Sonra da kullanacakları biçime göre inşa süreci başladı. Elektrik, su, klima, havalandırma, yangın sistemi, koltuk alt yapıları yeniden yapıldı. Sahne ve tiyatro teknik alt yapısı sıfırdan kuruldu. Kaliteli bir duyum için akustik alt yapıya özel bir önem verildi. Hülasa nitelikli bir kültür sanat mekânı için tüm olanaklar seferber edildi.

Salonlar

Moda Sahnesi değişik boyutta ve işlevde 3 salondan oluşuyor. Büyük Salon, oturarak 233 seyirci, ayakta 600 seyirci alabilen bir kapasiteye sahip. Bu salon tiyatro, konser, dans gibi sanatın değişik alanlarındaki üretimlerine ev sahipliği yapacak. Stüdyo Sahne, 50 seyirci kapasiteli bir deneme sahnesi işlevi görecek. Ayrıca çeşitli atölye çalışmaları, söyleşiler yine burada gerçekleştirilecek. 46 kişilik sinema salonu ise seyircinin bağımsız filmler izleyeceği, birtakım özel sinema etkinliklerine katılacağı bir salon olarak işlev kazanacak.

Moda Sahnesi’nde neler olacak?

Moda Sahnesi’nin ana etkinlik kanallarından biri Moda Sahnesi’nin kendi ürettiği oyunlar olacak. Klasik ya da modern nitelikli oyunlarla seyirciyi buluşturmak ana hedeflerden biridir. Büyük oyunlarının yanı sıra Moda Sahnesi, çocuk izleyiciler için de çocuk tiyatrosu çalışmalarını başlatmıştır. Ayrıca konuk tiyatro ve müzik grupları da Moda Sahnesi yaşantısının önemli bir parçası olacaklar. Çocuklara yönelik müzik-resim atölyelerinden, büyüklere yönelik edebiyat-sinema atölyelerine kadar sanatın çeşitli dallarına ait atölye çalışmaları da Moda Sahnesi’nin sürdürmeyi hedeflediği temel etkinliklerden olacaktır.

Hülasa

Kültür ve sanatın nitelikli ürünlerinin sergilenebileceği mekânların sınırlı sayıda olmasının getirdiği sıkıntıları aşabilmek; tiyatro, müzik, sinema, dans alanında üretimler veren sanatçılara ve sanat eserlerine kendi ürünlerini sergileme olanağı yaratmak;  çeşitli sanat dallarının bir mekânın çatısı altında sergilenerek seyirci-katılımcı kesime sanatlar arası etkileşim olanağı yaratmak; sanat ve kültür alanında teorik bilginin gelişmesine destek vermek; çocuk ve gençlerle çeşitli sanat atölyeleri düzenleyerek onların sanat dallarıyla tanışmalarını sağlamak; yurt dışından gelecek sanatçılarla yerli sanatçıları buluşturup kültürler arası etkileşimleri sağlamak; yurt dışından gelecek sanat eğitmenleri ile sanat öğrencilerini eğitim amacıyla buluşturmak; İstanbul’da düzenlenen tiyatro, müzik, sinema festivallerine mekân ve salon desteği sağlama gayretindeki MODA SAHNESİ, hem yeni bir tiyatronun hem de yeni bir sanat mekânının adresi olarak kültür ve sanat yaşamına Ekim 2013’te katılmıştır.
dergi_form_nisan