felsefe

dfot

 

Eminiz birçoğunuz bizim gibi, gezdiğiniz tarihi yörelerde, farklı ülkelerde veya şehirlerde bazı kapıların önünde durup kalıyorsunuz. Ya onu görüntülemek istiyorsunuz ya da hikayesini öğrenmek için dayanılmaz bir istek duyuyorsunuz. Çok da haklısınız, bazısına kapı deyip önünden geçip gitme mümkün değil. Sizi gizemli bir yolculuğa çıkarıverir, o şehrin kültürel ve sosyolojik durumu, ev sahiplerinin yaşam şekilleri veya mimarinin genel çizgileri hakkında sınırsız bilgi fısıldar dinlemesini bilenin kulaklarına.

 

Kapılar, çok dost canlısı  görünebilirler ama bir o kadar da nerde durmasını bilecek kadar güvenilir dostlardır aman bir yanlış anlama olmasın. Ev sahibi hakkında, onun sizin bilmenizi istediği kadar bilgiyi verirler, bir fazlasını değil. Aksine sırların ve özel hayatın en sıkı koruyucularıdır, hiç boş bulunmazlar.

 

İşte bu yüzden her kültürde, her coğrafyada ve her mimari tarzda kaçınılmaz olarak yerlerini alırlar yaşadığımız dünyanın cansız arabulucuları olarak. Çok politik ve stratejik bir konumlamalarının farkında olacak şekilde baş kaldırırlar zamana ve dış dünyaya.

 

Biz bu yazıda farklı coğrafya ve kültürlerden kapılar hakkında bilgiler vermeye çalıştık. Fakat konu o kadar geniş ki tabi hepsine değinemedik. Designmixer köşemizde de Uzakdoğu kapıları hakkında bir inceleme bulacaksınız şimdiden söyleyelim. Kaçını

 

 

 

 

 

 

 

Osmanlı’da Kapılar

 

Türk Medeniyeti ve kültüründe kapıların önemi büyüktür. Kapılar, genellikle ahşap ve işlemeli olurdu. Her kapının ayrı bir kimliği vardı. Ekonomik olarak iyi durumda okumuş ve kültürlü ailelerce kapıya yıldız, gezegen, çiçek ve meyve resimleri işli olurdu. Osmanlı aile hayatındaki mahremiyet önem arz ederdi. Konakların giriş kapısında bulunan kapı tokmakları gelenin kimliğini anlamak için farklı dizayn edilirdi. Gelen kişinin beyefendi mi hanımefendi mi olduğunu ayırmak için kapı tokmaklarının çift halkadan müteşekkil yapıldığını biliyor muydunuz?

 

Bunlardan genellikle, aslan başı motifli ve büyük olanı kalın, çiçek motifli ve küçük olanı da ince ses çıkartırdı. Eğer eve bir beyefendi misafir gelmiş ise, kalın sesli tokmağı tıklatır, içerdeki ev sahibi gelenin beyefendi olduğunu anlar, kapıyı evin beyi açar, bey yoksa mahremiyete uygun olarak kapı açılırdı. İnce sesli tokmağın sesi duyulmuş ise, gelenin bir hanım olduğu anlaşılır, kapıyı evin hanımı açardı.

 

Osmanlı döneminde yalıların rengi önceden belirlendiği aktarılan kitapta, “aşı rengi” denilen kırmızı renkli yalılar devlet mensuplarının, açık renkli yalıların Müslümanların, gri ve tonlarındaki yalıların gayrimüslimlerin yalı olduğu, bu kurallara uymayanların yalılarına el konulduğu, kendilerinin de sürgüne gönderildiği kaydediliyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Anadolu’da Kapılar

 

Ahşap, Anadolu’da kapılarda dile gelir.
Oymasıyla, kakmasıyla, meşeye, cevizağacına, kızılcığa, akçaağaca işlenir. Kah caminin kendisi kah minberi kah vaaz kürsüsü kah pencere çıkmaları ahşapla şekillenir, güzelleşir.
Bazen boyanır bazen üzerine mozaikler yapıştırıldı.
Bazense bedeni oyula oyula kitabeler, ayetler kazınırdı. Sivil mimarideyse ahşapın en güzel işlendikleri yerler evlerin kapılarıydı.
Çünkü Anadolu için kapılar, sokaklarla evin sınırıydı.
Kapılar mahremiyetin sinir uçlarıydı.
Öyle ki yanla gözle bakamaz, zorlayamazdınız.
Sadece hayran kalabilirdiniz.

Anadolu insanının evlerinin, konaklarının, dergahlarının, kiliselerinin  kapılarını çivisiz, birbirine geçmeli kündekariyle, derin oymalı desenlerle, ayetlerle, Ermeni güneşiyle, çiçeklerle nasıl özene bezene süslediğine tanık oluyorsunuz.
 Anadolu insanı için kapı içine ruh katılması gereken, işlenmesi, boyanması gereken estetize edilmesi gereken bir şeymiş.

 

Örneğin İç Anadolu’da eskiden ev sahibi hacca gitmiş ise kapı rengi yeşile boyanır,  beyaz renkli ay ve yıldız sembolleri yerleştirilirmiş.  Yabancı biri geldiğinden kapıların renk farklılıkları dikkat çekermiş.


Ege’de Kapılar Mavi Kapılı Evler

Ege’de pencereleri ve kapıları çivit mavisine boyalı eski rum evlerine bakarken mavinin yolculuğunu merak ederiz hep. Aynı maviyi bölgede, Adana, Mersin ve Antep’te de gördüğümü hatırlayıp bunun kadim bir gelenek olabileceğini, hatta dini bir motifle alakasını düşünebilirsiniz. Oysa gerçek çok farklı: çivit mavisini ateşin rengine benzettiği için akrepler uzak dururlarmış meğerse evlerden ve o yüzden maviye boyanırmış kapılar, pencereler. Buna ne diyeceksiniz?

Dünyanın Bazı Bölgelerinden Rengarenk Kapılar

Venedik Körfezi’nin kuzey ucundaki balıkçı adası Burano kentten yedi kilometre uzaklıkta yer alır. Bu bölgede dört ada köprülerle birleştirilmiştir. Şöhretini rengarenk evleri ve özel danteline borçludur Burano. Peki neden renkli kapılar? Rivayete göre evleri farklı renklere boyayanlar kadınlarmış. Sebebi ise gayet basit; akşam eve sarhoş dönen balıkçı kocalar yanlış kapıyı çalmasın diye! Kocalarının renkleri unutmaması için teknelerini de aynı renge boyarlarmış üstelik.

Aynı durum Hollanda’nın Volendam kasabasında da geçerli; kasabadaki evlerin kapısı farklı renklerde. Nedeni ise Burano’dakinle aynı. Balıkçılar akşamları içki içince sarhoş olup evlerini şaşırıyorlarmış. Her evin kapısının rengi farklı olunca evlerini kolaylıkla bulabiliyorlarmış. Orada evleri boyayanlar eşler mi yoksa balıkçıların kendisi mi, o konuda kesin bilgiye ulaşamadık.

Şeytan Kovan Nepal Kapıları

Nepal’in Kirtipur kasabasında, ailece yemeğe başlamadan evvel bütün ev halkı yemeklerinin bir kısmını dışarıya şeytana bırakıyor. Amaç şeytanı bu yemeklerle oyalamak ve içeri girmesine engel olmak. Bu yüzden her evin kapısında topraktan yapılmış kaplar mevcut. Çıkış noktasını korku da oluştursa aslında ne güzel bir gelenek.
Feng Shui Öğretisinde Kırmızı kapı

Birçoklarına göre feng shui öğretisinde kırmızı kapı şans getirir. TaBu kısmen doğru olsa da aslında biraz yüzeysel bir bilgi. Oysa evin enerji durumunu bilmeden ezbere girişe kırmızı yerleştirmek fayda değil zarar bile getirebilir felsefeye göre.

Aslı şu: Feng Shui uyumu yaratmak için evinizin ön kapısı hangi yöne bakıyorsa o yönün elementine göre boyayın:
Güney, güneybatı ve kuzeydoğu için kırmızıya, 
Kuzey, doğu veya güneydoğu için maviye, 
Batı, kuzeybatı veya kuzey için beyaza, 
Doğu, güneydoğu veya güney için yeşile.

Bu öğretiyi ve yukarıda saydığımız gelenekleri bugün uygulamanın çok da kolay olmadığının farkındayız. Ama uygulama yani kapılarınızı kişiselleştirme ve onlara birer hikaye ekleme şansınız varsa, bunun da ne kadar keyifli sonuçlar verebileceğini görelim diye yayınladık tüm bu orijinal kapı görsellerini. Nasıl çok tahrik edici değil mi?

 

 

 

dfot

 

AMMOS HOTEL,GİRİT
Lezzet, Konfor ve Tasarım
Otelin sahibi Nikos Tsepetis’in “Hiçbir zaman büyüme, fakat her zaman geliştir” felsefesi tesisteki olağanüstü hizmet anlayışının ve gösterilen özenin de temelini oluşturmuş.Hepsi deniz manzaralı ve yattığınız yerden dalgaların sesini dinleyebileceğiniz kadar denize yakın 33 standart odası ve 1 suitiyle Ammos Yunanistan’ın en popüler otellerinden biri.Bu popülerliğin bir sebebi de otelin standartın üstünde bir hizmeti uygun fiyatlara alabiliyor olmaları. Ünlü Yunan mimar Elisa Manola tarafından yapılan çarpıcı ve çağdaş iç tasarımı nedeniyle özellikle otel sade ama konforlu bir tatil geçirmek isteyenlerin gözdesi oluyor. Kendisi de bir tasarım tutkunu olan otel sahibi Nikos, her yıl otelin dekorasyonuna küçük eklemelerle yenilik getirmeyi tercih ediyor. Bunun için de yerel tasarımcıların özel tasarımlarını keşfetmeyi ve onları dekorasyona entegre etmeyi tercih ediyor.Nikos’un son eklediği parçalar arasında Prouvé ve Tapiovaara’dan Ercol’e, orta yüzyılın çağdaş klasikleriyle, Brezilyalı Campanas ve Francois Azanbourg, Adam Goodrum, Nendo ve Tom Dixon gibi modern tasarımcıların yenilikçi ürünlerini kombine edip, karma yemek sandalyeleri ile etkileyici bir koleksiyon oluşturmuş.
Otelin toplu kullanım alanlarında yer alan bu eklektik koleksiyonlar renkli bir Bisazza duvar mozaiği, arabesk karo zeminler, yerel bit pazarlarından alınmış özel dolaplarla ve olağanüstü yetenekli yerel sanatçı Konstantinos Kakanias tarafından özel olarak yaptırılan duvar plakaları ile dengeli bir kompozisyon oluşturmuş. Bu ferah ve konforlu otel aynı zamanda son derece uygun fiyatlara geleneksel Girit yemeklerini de keyifli bir ortamda tatmanız için çok uygun bir zemin hazırlıyor.
Yemekleri “boureki” (börek), güveç yabani enginar ile keçi ve ünlü “galaktompoureko” (muhallebi dolu milföy pasta) şeklinde sıralanabilir.
Geçtiğimiz yıllarda oteli ziyaret eden London Times yemek eleştirmeni, oteli “klasik bir yemek lokasyonu” olarak nitelendirecek kadar etkilenmiş bu büyülü atmosferden. Meraklılarına hemen belirtelim Girit’in batısında yer alan Ammos en yakın havaalanına yalnızca 15 km uzaklıktaki lokasyonu ile lezzete ve konfora doyacağınız çok doğru bir seçenek.

 

dfot

dfot

 

Modern İlham Perileri – Starbucks Türkiye

Havalar Isınırken Sizin Üçüncü Adresiniz Neresi?

“Mağazalarımızın, ev ve iş yerlerinizden sonra en rahat hissedebileceğiniz 3. adres olması için çalışıyoruz.”
Misafir olduğunuz mekanın kendisini tanımlarken bu cümleyi kurması çok rahatlatıcı değil mi? Son 11 yıldır Starbucks, bu ilke doğrultusunda bizleri mağazalarında misafir ediyor .

Hiç düşündünüz mü?  “Mekan” dediğimizde daha çok kışın kaçıp sığınılan bir yer aklımıza gelirdi eskiden. İçimizi ısıtan içecekler, sıcak ve konforlu hatta rahatlatan bir ortam. Bu tespit yanlış değil elbette ama durum da sadece bundan ibaret değil. İşin gerçeği, biz şehirlerde yaşayanlar için yaz ve bahar ayları, evimizin ve ofisimizin dışında daha çok vakit geçirdiğimiz dönemler. Kendimizi dışarı daha büyük bir istekle attığımız öğle araları, akşam ofisten çıktığımızda hala aydınlık hatta pırıl pırıl güneşli havanın bize yaptığı baştan çıkarıcı çağrısı, uzayan gecelerin yarattığı rahatlama hissi hepsi baharla beraber yoğun bir gündem halinde hayatımızda. Artık çok resmi olmayan toplantılarımızı bile dışarıda yapmak istiyoruz itiraf edelim. Ya da dışarıda halletmemiz gereken bir işimiz çıktığında, birkaç yere uğradıktan sonra durup bildiğimiz sevdiğimiz bir yerde dinlenmek istediğimiz mevsim çoktan geldi bile…

Peki ya hafta sonları?  Kısa bahar tatilleri, yaklaşan yaz tatilinin tatlı ve huzur veren hayali bizi biraz rahatlatıyor kabul, ama birçok hafta sonumuzu, yaşadığımız şehirde geçireceğimiz gerçeğini değiştirmiyor bu durum.  O zaman kendimizi, yaşadığımız bölgeye uygun aktivitelerle rahatlatmaya çalışıyoruz.  Bisiklet turları, yürüyüşler, arkadaş buluşmaları, şehir içinde küçük gezi planları… Siz de fark etmişsinizdir ki tüm yapılan planların başında, sonunda, ortasında veya tamamında kendinizi rahat hissedeceğiniz, güler yüzle karşılanacağınız, içtenlikle ağırlanacağınız ve tüm ihtiyaçlarınızı karşılayacak, kısacası hayatınızı güzelleştirecek bir mekanda bitiyor iş. Ne gibi özellikleri olmalı bu mekanın peki gelin beraber düşünelim:

Markanın verdiği güven hissi

Hemen şöyle bir senaryo yazalım hafta sonu kalkmışsınız, erkenden kendi ölçeğinizde epeyce uzun bir koşu yapmışsınız, parkurunuzu tamamladığınız noktayı da çok sevdiğiniz bir mekan olarak belirlemişsiniz, son nefesinizle kendinizi kapısına kadar attınız ama o da ne? Kapı duvar ! Normalde açıldığını bildiğiniz saatte henüz kimse yok ortalıkta.
Ya da hafta arası iş toplantınızı yapmak üzere sözleştiğiniz mekanda bugün kablosuz ağ çalışmıyor. Örneklerin sayısı çoğaltılabilir elbette ama hepimiz neden bahsettiğimizi biliyoruz aslında: kötü sürprizler… Oysa her gün aynı saatte aynı standartlarda açık olduğundan gözü kapalı emin olduğumuz bir Starbucks mağazası bizi yarı yolda bırakmayacaktır. Alıştığınız, bildiğiniz sevdiğiniz yönleri ile kesintisiz hizmeti ile sizi, bıkmadan yorulmadan karşılayacaktır.

 

Güleryüzlü ev sahipliği 

Karşılama deyince hemen aklımıza insan faktörü geliyor. Starbucks’ta çalışanlar, “partner” olarak adlandırıyor. Birlikte, herkesin kendisi olabileceği bir mekan yaratmak için de çeşitliliği benimsiyorlar. Birbirlerine daima saygı ve anlayış çerçevesinde yaklaşıyorlar. Bunu neden anlattık derseniz; bu tutum, misafir ilişkilerine yansıyan bir felsefe de ondan. Özetlemek gerekirse; bir Starbucks mağazasından içeri girdiğinizde ne kadar yoğun olursa olsun, Starbucks partneri, birkaç saniye içinde sizinle bir bağ kurar ve bu iyi his orada geçireceğiniz güzel dakikaları başlangıcıdır. Bu, tabii ki istediğiniz ürünü en doğru şekilde hazırlamakla devam eder …Tüm  bunlar çok daha derin bir ev sahipliği düşüncesinin görünen yüzüdür sadece… Eğlenmeye veya dinlenmeye gittiğiniz bir yerde güleryüzden ve iletişime açık bir ortamdan emin olmak, insana huzur veren bir ayrıcalık. Bir Starbucks mağazasına her adım attığımızda bu ayrıcalığı hiç tereddütsüz yaşıyoruz.

Size uygun ürünler

Sevdiğiniz lezzetleri düşünün, gittiğiniz yerin ürün yelpazesinin genişliği kadar önümüze konulan üründeki detayların da sizin için ne kadar önemli olduğunu fark edeceksiniz.  Mükemmel kahve ve lezzetli bir yiyecek gününüzü harika hale getirebilir. O yüzden seçtiğimiz her şeyin en iyi kalitede olmasını isteriz. Starbucks’ta lezzetli, sağlıklı  içeceklerin ,taze ve leziz yiyeceklerin bizi beklediğinden her zaman eminizdir.  Mağazalarda, içeceğinizin tam istediğiniz gibi, size özel olması gerektiği biliniyor, bunun için de içeceğiniz tercihinize göre kişiselleştiriliyor ve her seferinde özenle hazırlanıyor. Bunun yanı sıra küçük sürprizler katarak menüsünü sürekli geliştiriyor ki durağanlık sizi sıkmasın, farklı lezzetleri hayatınıza katmak için fırsatınız olsun.

Örneğin bu yaz Starbucks yepyeni bir lezzet ile merhaba diyor… Starbucks’ta Mocha Coconut tadında bir yaz bizi bekliyor.
Kavrulmuş kahve, hindistan cevizi şurubu, mocha sosu ve kahve özlü Frappuccino karışımının süt ve kırılmış buz ile bütünleşmesi ile hazırlanan Mocha Coconut Frappuccino , kavrulmuş hindistan cevizi ve mocha sosu ile taçlanıyor. Sadece sınırlı bir süre için Starbucks mağazalarında sunulacak olan bu lezzet, serinletici bir içecek tercih eden Starbucks severler için birebir.

Rahat etmek 

Havaların ısınmasıyla bir mekandan karşılanmasını beklediğimiz ihtiyaçlarımız çeşitlenir aslına bakacak olursanız. Kapalı mekanlarının havadar ve serin olmasını arzu ederken, açık hava ortamlarının ferah, güneşe veya aşırı sıcaklara karşı önlemlerinv düşünülmüş olması beklenir. Hatta bölgesine göre bisiklet park etmek, bebek aracı ile girmek vs. gibi ihtiyaçlarımıza cevap verecek şekilde konumlandırılmış olmasını isteriz. Kısacası birileri bizim adımıza, hayatımızı güzelleştirecek detayları düşünsün isteriz.

Böyle alt alta sıralayınca bu yaz da üçüncü adresimizin neresi olacağı çok net ortaya çıkıyor aslında. O zaman bize düşen, sıcak havaların tadını gönlümüzce, bildiğimiz gibi çıkarmak.

 

dfot